2010-10-05 - 12:19
MHP TBMM GRUP TOPLANTISI...
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplatısında yaptığı konuşmada, milletin menfaatine ve yararına olacaksa, Anayasa yapımı konusunda uzlaşma ve diyalog arayışlarına her zaman açık olduklarını belirterek, ''Referandum öncesinde ve hemen sonrasında yeni bir anayasa konusunda iştahlı ve heyecanlı olan AKP, şimdi ipe un sermeye başlamıştır. Anlaşılmaktadır ki anayasa konusu önümüzdeki genel seçim çalışmalarında iktidarın başvuracağı bir istismar alanı olacaktır'' dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, milletin
menfaatine ve yararına olacaksa, Anayasa yapımı konusunda uzlaşma ve diyalog
arayışlarına her zaman açık olduklarını belirterek, ''Referandum öncesinde ve
hemen sonrasında yeni bir anayasa konusunda iştahlı ve heyecanlı olan AKP, şimdi
ipe un sermeye başlamıştır. Anlaşılmaktadır ki anayasa konusu önümüzdeki genel
seçim çalışmalarında iktidarın başvuracağı bir istismar alanı olacaktır'' dedi.

MHP Grubu, Genel Başkan Devlet Bahçeli başkanlığında toplandı.

Bahçeli, İstiklal Marşı okunması ve saygı duruşu ile başlayan toplantıda
yaptığı konuşmada, Anayasa'nın değiştirilmesi dahi teklif edilemeyecek ilk üç
maddesiyle ilgili kaygı verici değerlendirmelerin yapılmaya başlandığını ifade
etti.

Bu değerlendirmelerin, ''kafaların içindeki gizli tarafları ortaya
çıkarması bakımından anlamlı olduğunu'' söyleyen Bahçeli, şunları kaydetti:

''Özellikle bu fikir sahibinin Anayasa Mahkemesi Başkanı sıfatı taşıyor
olması da dramatik ve sancılı bir aşamaya geldiğimizi göstermiştir. Bölücü
niyetlerle örtüşen bu yaklaşımın, anayasayı koruyan bir kurumun başından gelmesi,
çözülmenin her tarafa yayıldığına işaret etmektedir.

Anayasanın birinci maddesinde ifadesini bulan 'Türkiye Devleti bir
Cumhuriyettir' ibaresi pozitif yönde nasıl ilerletilecektir? Cumhuriyetin
ilerletilmesi, başka bir niyete ve yönetim şekline gizli kapaklı bir davetiye
midir? İkinci maddedeki hükmün 'donmuş' olarak takdim edilmesi kime ne fayda
sağlayacaktır? Üçüncü maddenin neresine ve hangi ilkesine dokunulması içten içe
tavsiye edilmektedir?

Açıktır ki Anayasanın ilk üç maddesiyle başlatılacak tartışmaların
duracağı, kesileceği bir yer ve nokta yoktur.

Bu maddelerin yorumlanması bir anlamda, başlayan süreci, milletimizin
tasnifine, devletin yönetim biçiminin sahip olduğu milli niteliklerin yeniden
tanımlanmasına kadar götürecektir.

Karanlıktan aydınlığın taşlanmasına yer ve ihtiyaç yoktur. Kimin aklında
ne varsa ortaya koymalıdır.

Bu zamana kadar ilk üç maddenin varlığından bölücü emeller dışında
rahatsızlık duyan olmamıştır.

Burada aklımıza, Anayasa Mahkemesi Başkanı'nın bir rol paylaşımında taraf
olduğu hususu gelmektedir. Çünkü verilen izlenim bu yöndedir. Eğer böyle değilse,
durduk yere ve üstelik ilk üç maddeye yönelik mütecaviz eğilimlerin ve
girişimlerin varlığı biliniyorken, sözü edilen değiştirilmesi dahi teklif
edilemeyecek maddelerin pozitif ilerletilmesi, Cumhuriyetimizin negatif
geriletilmesinden başka bir manaya gelmeyecektir.''

Anayasa değişikliklerinin kabul edilmesini Hükümetin yanlış ve kasıtlı
bir şekilde yorumladığını savunan Bahçeli, ''AK Parti zihniyeti, referandumda
verilen her 'evet' oyunu adeta 'bölücülerle görüşmek için onay' olarak
değerlendirme gafletine düşmüştür. İnanıyorum ki referandumda 'evet' tercihinde
bulunan aziz vatandaşlarım, bu tercihini terör örgütüne el uzatılsın diye
göstermemiştir. Ya da İmralı'daki katille alenen masaya oturulmasının izni olarak
'evet' dememiştir'' dedi.

Türkiye'yi, 13 Eylülden itibaren ''daha tehlikeli ve bölücülüğün siyasi
ve sosyal alanlarda hızlanacağı zifiri karanlık bir dönem beklediğini'' öne süren
Bahçeli, ''açılım sürecinin hukuksal alt yapısının, anayasa değişiklikleriyle
yeni bir evreye girdiğini'' dile getirdi. Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Tezgah altı yürütülen pazarlıklar sonuçlanmadığından, terör örgütünün
eylemsizliğinin nereye kadar uzayacağı belli değildir. PKK terör örgütü, AKP
hükümetine taktik mahiyetli manevralarla varlığını kabul ettirmiştir. Bu
gelişmeler karşısında hükümet, PKK'yı kendisine denk bir taraf olarak görmüş ve
tehdit karşısında adeta sinmiştir.

Bebek katilinin meşru siyasi aktör gibi kuryeler marifetiyle hükümete ve
kamuoyuna mesaj iletmesi artık normal gelişmeler arasındadır.

AKP kendi eliyle, İmralı'da siyasi bir karargahın kurulmasına harç vermiş
ve çalışması için de zihinlerdeki bariyerleri yıkmıştır.

Hatta terör örgütü ve kadrolarındaki şımarma öyle bir noktaya ulaşmıştır
ki Kandil ile İmralı arasına telefon hattı çekilmesi bile talep edilmiştir.
Muhtemeldir ki Söğütözü'ne de bir hat bağlanması için gizli bir el devreye
girecektir.

Referandumun neticesinden güç alan AKP hükümeti, fırsattan istifade
ederek yeni bir anayasa değişikliği sürecinin kurdelesini, siyasi bölücülerle
kapalı kapılar arkasında görüşerek kesmiştir.

İmralı canisinin mesajları ve Kandil'in dayatmaları Meclis odalarında
hükümet üyelerinin ellerine tutuşturulmuştur.

İçişleri Bakanı'nın alelacele Irak'ın kuzeyine giderek Peşmerge reisine
yüz sürmesi ve destek ve yardım almak için arayış içine girmesi, okyanus ötesine
yapılan ziyaretler, AKP'nin gizli gündeminin karanlık bölümlerini birer birer gün
ışığına çıkarmaya başlamıştır.''

MHP'nin anayasa hazırlığı konusundaki görüşlerinin belli olduğunu
belirten Bahçeli, ''Şüphesiz yeni bir anayasa gereklidir ve bunun için lazım
gelen girişimler yapılmalıdır'' dedi.

Belirledikleri ilkeler etrafında olmak kaydıyla, milletin menfaatine ve
yararına olacaksa, anayasa yapımı konusunda uzlaşma ve diyalog arayışlarına her
zaman açık olduklarını bildiren Bahçeli, ''Bölücülüğün demokrasi ve özgürlükle
ilişkilendirilmediği, teröristlerin masum kimlik talebi yapanlar olarak
görülmediği, farklılıkların özendirilmediği ve tahrik edilmediği, terör
elebaşlarının siyasi aktör olarak muhatap kabul edilmediği, etnik kimliklerin
cesaretlendirilmediği, boykotların, sokak eylemlerinin, ana dilde eğitim
isteklerinin sıradan talepler olarak görülmediği bir ortamda, MHP'nin diyalog
çağrılarına bigane kalması düşünülemeyecektir'' diye konuştu.

Bahçeli, TBMM'de grubu bulunan ve temsil edilen siyasi partilerden
alınacak üyelerle oluşturulmuş ''Anayasa Değişikliği ve Uzlaşma Komisyonu''nun
TBMM Başkanı'nın girişimleri ve öncülüğüyle kurulması gerektiğini söyleyerek,
''Partimiz bu komisyona üye verecek olup, gerekli katkıları sağlamaya hazırdır''
dedi. Bahçeli, şunları ifade etti:

''Toplanan bu komisyon, değişikliği konusunda mutabakata vardığı anayasa
maddeleri üzerinde 'demokratik sözleşme' yaparak bunu kamuoyuna açıklamalıdır.

Milletvekilliği genel seçimlerinin de yakınlığı düşünülerek, değişikliği
kararlaştırılan anayasa maddelerinin yasalaşması 2011 yılında teşekkül edecek
olan 24. dönem TBMM'ye bırakılmalıdır.

Ancak referandum öncesinde ve hemen sonrasında yeni bir anayasa konusunda
iştahlı ve heyecanlı olan AKP, şimdi ipe un sermeye başlamıştır.

Anlaşılmaktadır ki anayasa konusu önümüzdeki genel seçim çalışmalarında
iktidarın başvuracağı bir istismar alanı olacaktır.

Anamuhalefet partisinin de günlük değişen politikaları sonucunda, anayasa
değişikliği konusunda nerede durduğu tam belli değildir.

Türkiye'nin yeni bir tartışma alanına girmeden, demokratik yollardan ve
geniş bir uzlaşma iklimi çerçevesinde gerekli anayasa değişikliğini yapabilecek
iradeyi gösterebilmesi artık kaçınılmaz hale gelmiştir.

İşte biz buradayız ve anayasa değişikliği için üzerimize düşen
sorumluluğu yerine getirmeye hazırız. Kimse kaçmasın, Anayasa üzerinden siyasi
çıkar gözetmeye kalkmasın.''

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Partimizde
kim 'taban kayması var' diyorsa, bilsin ki kayan sadece bu iddiayı sarf edenlerin
bilinçleridir, karakterleridir ve tavırlarıdır'' dedi.

Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, geride kalan
yıllar içinde, ülkenin karşılaştığı devasa sorun alanları ve hükümetin neden
olduğu tahribatların bu yasama yılına da ümitli yaklaşmalarına mani olduğunu
söyledi.

Başbakan Erdoğan'ın yönetiminin ''her alanda çözülmeyi tetiklediğini,
çürümeyi hızlandırdığını'' savunan Bahçeli, ''Ne yazık ki ülkemiz hızla
belirsizliğin ve kaosun çekim alanına doğru kaymaktadır. Özellikle 12 Eylül
referandumunun öncesinde ve sonrasında yaşananlar bu düşüncelerimizi doğrulayacak
emarelerle doludur'' ifadesini kullandı.

''AKP'nin gizli gündemini saklamak için girmeyeceği kılık ve atmayacağı
iftiranın olmayacağı geride kalan Referandum sürecinde net olarak anlaşılmıştır''
diyen Bahçeli, şöyle devam etti:

''PKK terör örgütü, AKP'nin referandum sürecindeki sırnaşık ve tavizkar
tutumundan istifade etmiş ve bölücü taleplerini birer birer hükümetin önüne
koymuştur. Demokratik özerklik, ana dilde eğitim, federasyon istekleri demokrasi
ve hukuk devletinin sağladığı imkanların arkasına saklanmış ve buradan ilerleme
kaydetmenin yollarını aramıştır. İmralı canisiyle başlatılan pazarlıklar ve yıkım
projesinin tüm aktörlerinin güç birliği yaparak faaliyete geçmesi referandum
sürecine damgasını vuran iğrençlikler olarak zemin bulmuştur.

Türkiye'yi parçalamaya ve milletimizin birliğini bozmaya kararlı tüm
odaklar maalesef AKP'nin omurgasız, kararsız ve köksüz politikalarından cesaret
kazanmışlardır.''

Hükümetin, ''Üç Hilal'e gönül veren milyonlarca mensubunun kafasını
karıştırmak ve nifak tohumlarını saçmak için en aşağılık düzenleri kurduğunu,
oyunları tertiplediğini'' iddia eden Bahçeli, ''Bunlar elbette, 41 yıllık onurlu
ve kutlu mazisiyle bir bütün olmuş MHP'yi etkilememiştir ve yolundan
caydıramamıştır. Yelin kaya parçasından bir şey koparamayacağını, bizim
akıbetimizle ilgili beklenti içinde olanlar mutlaka göreceklerdir'' dedi.

Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Milliyetçi-Ülkücü camiaya istikamet tayin etmek ve yargılamak ne
Başbakan Erdoğan'ın ne de onun yandaşlarının haddidir.

Referandum akşamından itibaren başlayarak, MHP haksız ve vicdansız
suçlamalara maruz kalmış ve 'Hayır' oylarının düşüklüğünün müsebbibi olarak
gösterilmeye çalışılmıştır. MHP, tüm mensuplarıyla bütünleşerek 'Hayır' oyu
kullanmıştır. Bunun aksini iddia eden kimse varsa, kronik MHP düşmanlığıyla
maluldür. Bu itibarla MHP'yi yenilmiş, darbe almış olarak göstermek; art
niyetlilerin ve partimizin güçlenmesinden rahatsız olanların uydurmasıdır ve bir
kara leke olarak muhataplarının alınlarından hiçbir zaman silinmeyecektir.

Milliyetçi-Ülkücü camianın hiçbir ferdi talana, yolsuzluğa, hırsızlığa ve
teröristle müzakere yapan ve ülkemizin lime lime edilmesine ortam hazırlayan bir
siyasi zihniyete, sırf 12 Eylül ile hesaplaşmak adına bile olsa destek vermesi ve
ilgi göstermesi mümkün değildir. Nitekim bizi yanıltacak bir gelişme ve sonuç da
görülmemiştir.

Bir zamanlar içimizde olup da, şimdi başka yerlerin yenisi ve fedaisi
olanların, kendi geçmişlerini yok farz edercesine hakkımızda hüküm vermeleri ve
MHP tabanının kaydığını söyleyenlerle ağız birliği etmeleri de tam bir
hezeyandır.

Partimizde kim 'taban kayması var' diyorsa, bilsin ki kayan sadece bu
iddiayı sarf edenlerin bilinçleridir, karakterleridir ve tavırlarıdır.''

''MHP'nin kaleleri düşte'' değerlendirmesinin de yapıldığını anımsatan
Bahçeli, ''Bizim amacımız kale inşa etmek ve onu korumak değildir. Aziz
vatanımızın her yöresi bizim için muazzezdir ve ayrılık kabul etmeyen bir
bütündür. Bizim için tek kale vardır ve o da Türkiye Cumhuriyetidir. Bu milli
kaleyi savunmak, korumak ve güçlendirmek için ne gerekiyorsa yapmaya hazırız ve
kararlıyız'' diye konuştu.

MHP Lideri Bahçeli, MHP'yi belirli bölgelere sığdırmaya çalışanların, dar
alanlara sıkıştırmak için çaba sarf edenlerin ve aslında milletin desteğini
manipüle etmek için akıllarınca tezgah içinde olanların amaçlarına asla
ulaşamayacaklarını söyledi. Bahçeli, ''Erzurum bizim için ne anlam ifade
ediyorsa, Aydın da odur. Yozgat ne kadar vazgeçilmezse Edirne de o denli
değerlidir. Trabzon ne kadar sevdamız ise Diyarbakır da aynı derecededir. Mersin
gözümüzde ve gönlümüzde neyi ifade ediyorsa Ardahan da aynısıdır. Biz dün güçlü
olduğumuz vatan beldelerinde şimdi de güçlüyüz'' ifadesini kullandı.

3 Kasım 2002 seçimlerinden önce ''MHP'siz hükümet arayışlarının, şimdi
yerini MHP'siz Meclis'' çabalarına bıraktığını savunan Bahçeli, ''Ismarlama
anketlerle kamuoyu yönlendirilmeye çalışılmakta, aldatma ve kandırmada sınır
tanınmamaktadır'' dedi.

Devlet Bahçeli, ''Başta AKP hükümeti olmak üzere, buradan muhataplarına
sormak isterim: Biz bu milli tavrımızdan dolayı mı Meclis dışında kalacağız? Bunu
mu söylemek istiyorsunuz? Yıkım projesine ortak etmek için mi yandaş medyadan
saldırıyorsunuz? PKK'nın dağdan inmesi için verilecek tavizlere payanda olmamızı
mı bekliyorsunuz? Türkiye'nin üniter yapısından ödün mü verelim istiyorsunuz?
İmralı canisi affedilsin, çok kültürlü ve çok kimlikli bir federasyonun alt
yapısı kurulsun diye mi bizi zorluyorsunuz? Biz de mi Barzani'ye abi diyelim,
peşmergeden ilgi bekleyelim? Türk milletinin çökertilmesine ve ana dilde eğitim
taleplerine alkış mı tutalım? Nedir maksadınız? Bizden hangi cevabı
bekliyorsunuz?'' sorularını yöneltti.

MHP'ye yönelik kampanyanın sonuç vermesi ve inandıklarından geri
döndürmesinin dünya durdukça mümkün olmadığını dile getiren Bahçeli, ''Bu kutsal
çatıyı çökertmeye kimsenin gücü de, nefesi de yetmeyecektir. Biz tek başımıza da
olsak, sonuna kadar AKP ve onun hedeflerine hizmet edenlerle mücadele edeceğiz.
Cumhuriyeti koruyacağız, milletimizin yanında olacağız. 'Tek millet, tek devlet,
tek bayrak, tek vatan ve tek dil' ülkümüzden geri adım atmayacağız. Ve 'Ne Mutlu
Türküm diyene' sözünü dilimizden asla düşürmeyeceğiz'' ifadesini kullandı.

Bahçeli, sözlerini, önceki gün Marmara'da yaşanan sarsıntıyı anımsatarak,
''Bu sarsıntı, başta Marmara bölgesinde olmak üzere tekrar aklımıza deprem
riskinin ne kadar fazla olduğunu getirmiştir. AKP hükümetinin depreme dayanıklı
konutların yapılması, binaların kontrolünün sağlanması ve depreme karşı azami
tedbirlerin alınması hususlarında bir an önce hareket geçmeye davet ediyorum''
diyerek bitirdi. (12.19)