2012-01-10 - 20:22
TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplanan TBMM Genel Kurulunda, TOKİ'nin ve TMSF'nin kamuda eşit işe eşit ücret uygulamasını içeren 375 sayılı KHK kapsamından çıkarılmasını öngören kanun teklifinin görüşülmesine devam edildi. Konuşmalardan sonra yapılan oylamada, Emniyet Genel Müdürlüğünde çalışan pilot ve kurbağa adamların uçuş ve dalış tazminatlarını yeniden düzenleyen teklifin 2. maddesinin (a) bendi kabul edildi. TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, birleşimi 11 Ocak Çarşamba günü saat 13.00'te toplanmak üzere kapattı.
TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplanan TBMM Genel Kurulunda, TOKİ'nin ve TMSF'nin kamuda eşit işe eşit ücret uygulamasını içeren 375 sayılı KHK kapsamından çıkarılmasını öngören kanun teklifinin görüşülmesine devam edildi.
Konuşmalardan sonra yapılan oylamada, Emniyet Genel Müdürlüğünde çalışan pilot ve kurbağa adamların uçuş ve dalış tazminatlarını yeniden düzenleyen teklifin 2. maddesinin (a) bendi kabul edildi.
TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, birleşimi yarın saat 13.00'te toplanmak üzere kapattı.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, TBMM Genel Kurulunda, AKPM Başkanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun konuşmasının ardından yerinden söz alarak, Çavuşoğlu'nun Türkiye'yi onurlu bir şekilde temsil ettiğini söyledi.
Bugün, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla, AK Parti grubu olarak Parlamento Muhabirleri Derneğini ziyaret ettiklerini belirten Elitaş, şöyle devam etti:
''Kimilerinin 7, kimilerinin 90 diye söylediği, gazetecilerle ilgili değerlendirmeler gerçeği yansıtmıyor. Ağustos 2011 tarihinde TGS'nin ifade ettiği 72 gazetecinin 63'ü cezaevinde. Bunlardan 9'unun izine rastlanamamış. 45'inin basın kartı yok. 18'inin basın kartı var. 4'ünün 'basın yoluyla işlenen suçlar' diye ifade edilebilecek 'terör örgütünün propagandasını yapmak suçundan dolayı cezaevinde olduklarını ifade etmek istiyorum. Adam öldürmek, yağma, gasp, tehdit, resmi belgede sahtecilik, sahte kimlikle dolaşmak, güvenlik güçlerine saldırı, ruhsatsız silah taşımak, tehdit yoluyla çek-senet tahsilatı yapmak, anayasal düzeni zorla değiştirmeye teşebbüs etmek gibi konular ki herhalde bunlar hiçbir gazetecinin görevleri arasında tanımlanmıyor.''
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi ise 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nü gazetecilerin buruk kutladığını söyledi. Bugün 97 gazetecinin cezaevinde olduğunu öne süren Hamzaçebi, şunları söyledi:
''Basılmamış kitapların toplandığı bir ortamda muhalif gazeteci olmak büyük bir cesaret istiyor. Bu cesareti gösteren gazetecileri kutluyorum. Kendilerini ileri demokrat olarak tanımlayan, gerçekte demokrasiyi içine sindirememiş bir anlayışın hemen her gün bir baskı anlayışıyla karşı karşıyayız. Toplumun her kesiminden iktidar karşıtı fikir beyan edenler cezaevindedir. Neyle suçlandıklarını dahi bilmiyorlar. Evrensel hukuk diye bir kavram yok, masumiyet karinesi bir kenara atılmıştır. Böyle bir ortamda yargıyı eleştiren, Sayın Kılıçdaroğlu hakkında Silivri Savcısı fezleke düzenleyerek, talepte bulunmuştur. 2012 Türkiye'sinde artık sıra Anamuhalefet partisine gelmiştir ama hiç kimse Anamuhalefet partisini susturamayacaktır. Baskısını her gün artıran bu iktidar mutlaka gidecek ve Türkiye mutlaka demokratik bir hükümete kavuşacaktır.''
MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, bir Türk milletvekilinin AKPM Başkanı olmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
AKPM üyesi ülkelerde bu iki yıl içerisinde Türkiye'ye karşı çok haksız itham ve iddialar ortaya konulduğunu söyleyen Şandır, ''Hakaretler yapılmıştır. Arzu ederdim ki Sayın Çavuşoğlu bu haksızlıklara karşı verdiği mücadeleleri de anlatsın'' dedi. Şandır, ''Gazetecilerin yazmadıkları kitaplardan, yapmadıkları haberlerden ötürü silahlı terör örgütü suçlamasıyla hapse atıldığı bu günlerde Çavuşoğlu'nun bundan da rahatsız olduğunu ifade etmesini beklerdik'' diye konuştu.
BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan ise ''Milletvekillerinin, hukukçuların, gazetecilerin tutuklu olduğu bir coğrafyadayız. Türkiye'de gerçek bir demokrasinin olmadığını hatırlatmak isteriz'' dedi.
MHP Grup Başkanvekili Şandır, tekrar söz alarak, gazetecilerin yıpranma payını elinden alan kanunun değiştirilmesi önerisinde bulundu.
Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) tarafından hazırlanan bir tişörtü ceketinin içine giyerek kürsüye gelen CHP İstanbul Milletvekili Melda Onur, gündemdışı konuşmasında, kendisinin de gazeteci olduğunu anımsattı.
Meslektaşları adına konuştuğunu belirten Onur, ''Mesleğimizin koşullarının en ağır olduğu günlerden geçiyoruz. Bayrammış bugün ama ne bayram- 51 yıl sonra bugün gazetecilerin ekonomik ve sosyal hakları kullanılamaz hale geldi. Bugün bu durumu iyileştirecek hiçbir adım atılamıyor. İş güvencesi, medya patronlarının insafına terk edilmiş durumda. Tüm basın mensuplarına kelepçesiz bayramlar diliyorum'' diye konuştu
TBMM Genel Kurulunda, Kültür ve Turizm Bakanı Günay ile CHP İzmir Milletvekili Oğuz Oyan arasında ''İzmir'de seçmene gönderilen mektubun maliyeti'' hakkında tartışma yaşandı.
CHP'nin, ''Tutuklu gazetecilerin içerisinde bulunduğu sorunların tespit edilerek, alınması gereken önlemlerin bir an önce belirlenmesi'' konusundaki araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin grup önerisi kabul edilmedi.
Öneri lehinde söz alan CHP İzmir Milletvekili Oğuz Oyan, ''özel yetkili yargı terörünün' tüm toplumu tehdit etmeye devam ettiğini öne sürdü. Oyan, ''Bu terör gazetecileri işlerinden ediyor ve oto sansüre yönlendiriyor. Öyle ki iktidar kendi döneminin Genelkurmay Başkanı'nı özel yetkili mahkemelere teslim ediyor. Anamuhalefet partisi lideri için bile fezleke hazırlanabiliyor. Sözün bittiği yer'' diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında hazırlanan fezlekeye konu yapılan sözlerini okuyan Oyan, şöyle devam etti:
''Eğer mevzu yargıyı etkilemek ise Başbakan'ın, Başbuğ'un tutuksuz yargılanmasına ilişkin sözleriyle ilgili harekete geçilmesi gerekir. Başbakan bugün yine Kılıçdaroğlu'nun gruptaki sözlerinin fezleke konusu olduğunu söyledi. Başsavcı konuştu hemen harekete geçin savcılar. Bu yargılama süreci iktidarın rövanş zihniyetinin ve korku imparatorluğu yaratma çabasının açığa çıkmasıdır. Bu, AKP'nin sıkıyönetim hukukudur. Bu bir karşı devrim sürecidir.''
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ile Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın, seçim çalışmaları sırasında seçmenlere mektup gönderdiğini ifade eden Oyan, ''Bunun maliyetini sordum, yanıt yok. Sonra bilgi edinmeden sordum yanıt geldi. Tüm seçmenlere gönderilmediği belirtildi. Aynı soruyu PTT de yanıtladı. 2 milyon 904 bin gönderi yapıldığı ve karşılığında 720 bin TL para alınmış'' açıklamasında bulundu.
Genel Kurulda bulunan Bakan Günay'a seslenen Oyan, ''Siz, 'sadece bana örnekleme yapılmıştır, tüm seçmenlere gönderilmedi' diyorsunuz. Bana neden yalan söylediniz Sayın Bakan- Bunun üzerine bir bakan istifa etmezse ne zaman eder Sayın Bakan- 720 bin lira para alınmış, hak edilmedik bir indirim yapılmış'' dedi.
Oyan'ın bu sözleri üzerine kürsüye gelen Günay ise ülkenin hukuk düzeninde devrim niteliğinde karar alındığına dikkati çekerek, ''Bazılarımızın hoşlanmadığı işlemler olabilir bunlar ama demokrasiye inanmış herkesin gecikmiş de olsa bugün yaşanan olaylar karşısında memnuniyeti ortada'' diye konuştu.
''Bu güzel gelişmelere rağmen arkadaşlarımız infial içerisindeler'' diyen Günay, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Arkadaşlar, 12 Eylül 1980'de tüm partileri kapatan bir cunta kadrosu hakkında çok gecikmiş de olsa 2012 yılında yapılan anayasa değişikliğinden sonra iddianame yazıldı ve yargı bunu kabul etti. Tüm partilerin bunu ayakta alkışlaması gerekir ama bakıyorum bir infial içinde arkadaşlar. 12 Eylül darbesinin yargıya götürülmüş olmasıyla ilgili en önce sizin memnuniyet ifade etmeniz gerekirken bugün Türkiye'de hukuk düzenini karalayacak sözler söylemenizi şaşkınlıkla karşılıyorum.''
Oyan'ın sözlerine de değinen Günay, ''Seçmenlerimize mektup yazmışız ve 'bu mektupları nereden ve nasıl yazmışız' diye soruyor arkadaşımız. Mektubun taslağını verdik. Arkadaşlarımız bu mektupları olabilecek her yere ulaştırmışlar. Bir seçmene mektup bile yazamıyorsunuz ve yazanları eleştiriyorsunuz, kıskanıyorsunuz, yazıklar olsun size. Tüm yalan ima ve iddialarınızı size iade ediyorum'' şeklinde tepki gösterdi.
Bakan Günay'ın ardından tekrar söz alan Oyan ise Günay'ın ''suç üstü'' yakalandığını iddia etti. Oyan, ''Gerçekler açığa çıktı. Saklama ihtiyacını nereden doğdu- Sizin buradaki tavrınız, pişkin, fütursuz, pervasız bir tavır. Finansman nereden- Gayet basit bir soru. Bu işlemin normal fiyatı 2 milyon lira küsurdur. Yalan yanıt veriyorsunuz. Bu işlem kamunun zarara uğratılmasına rağmen yapılmış'' diye konuştu.
Yerinden tekrar söz alan Bakan Günay, Oyan'ın, seçmene mektup gönderilmesi işini ''yolsuzluk'' olayına dönüştürmeye çalıştığını söyledi. Günay, şunları söyledi:
''Biz iki bakan mektup yazdık ve bunun finansmanın ve örgütlenmesini il başkanlığı sağladı. Mektup kime gitti, ne kadar kişiye gitti birebir ilgilenmem mümkün değil. Bazı seçmenlerin aldığını bildiğim için 'bir kısmına gitti' dedim. 25 yıldan bu yana parlamento dışındayım. Kendi fikirlerimle, namusumla ayakta durdum. Hayatım boyunca veremeyeceğim bir tek kuruşun hesabı yoktur. Bunu en iyi CHP'li arkadaşlarım bilirler. Birbirimize karşı haysiyet cellatlığında bulunmayalım. Bir seçmene mektubu bile kendi aranızda dayanışmaya finanse edemiyorsanız ve bunu kıskanıyorsanız, sizin için çok üzülürüm.''
Önerinin aleyhinde söz alan BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık da ''Konuşma sırası nedeniyle aleyhte oldu. Yoksa böyle bir önerinin aleyhinde konuşmak zül olur. Sayın Başbakan'ın dün akşamdan itibaren mesai arkadaşıyla ilgili sarf etiği sözleri gazeteciler, emekçiler için de sarf etmiş olsaydı. Bugün Sayın Başbakan'ın grup toplantısında sadece şiddete, iç çatışmaya davetiye vardı'' diye konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır ise basın özgürlüğünü gerçekleştirmeden Türkiye'nin ortak aklı oluşturabilmesi, yolsuzlukları önleyebilmesi, sistemin sağlıklı işlemesini sağlayabilmesinin mümkün olmadığını söyledi.
Bu konuda Türkiye'nin her geçen gün geriye doğru gittiğini savunan Şandır, ''Yazdıkları, düşündükleri hatta hayallerinden dolayı terör örgütü üyesi olmak suçlamasıyla uzun tutukluluk hallerini Türkiye'ye yakışır bulmak mümkün değildir'' dedi.
Uluslararası alanda basın ve ifade özgürlüğü kriterleri noktasında Türkiye'nin sorgulandığını ve her geçen gün geriye düştüğünü belirten Şandır, ''Basın sorununun, içerisinde olduğu sürece demokrasimizin ileri demokrasi aşamasına geçebilmesi mümkün değil'' diye konuştu.
Şandır, siyasi iktidarın sayısal çoğunluğuyla muhalefet partilerinin her talebini reddetmeyi usul haline getirirse, Türkiye'nin sorunlarına çözüm üretmenin, ortak aklı üretmenin mümkün olmayacağını söyledi.
AK Parti Çankırı Milletvekili İdris Şahin, yargıya intikal etmiş bir konuda TBMM Genel Kurulunda görüşme yapmanın, soru sormanın ve beyanda bulunmanın Anayasaya aykırı olduğunu ifade etti.
Şahin, Türkiye'de son dönemde basın özgürlüğünün kısıtlandığına ilişkin eleştirileri kabul etmenin mümkün olmadığını belirterek, Türkiye Gazeteciler Sendikasının cezaevindeki gazetecilerle ilgili listesinde yer alan isimlerin çoğunun gazetecilik faaliyetleriyle ilgisinin bulunmadığını söyledi.
Şahin, ''Gazetecilikle ilgisi olmayan tutuklamaların basın özgürlüğü ihlali olarak yorumlanması doğru değildir'' dedi.
Türkiye'de basın ve ifade özgürlüğünün daha ileriye taşınması için önemli çalışmalar yapıldığını kaydeden Şahin, ''Darbeye zemin hazırlamak düşünce özgürlüğü kapsamında değildir'' diye konuştu.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada, CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
CHP Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün ''Üreticilerin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerin Olan ve Yeniden Yapılandırılan Borçlarının Faizsiz Ödenmesine İlişkin Kanun Teklifinin'' doğrudan gündeme alınması önerisi de reddedildi.
Öneri üzerinde söz alan CHP Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun hakkında düzenlenen fezlekeye konu olan sözleri okudu.
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, TBMM Genel Kurulunda milletvekillerinin yazılı sorularını yanıtladı.
Bakan Günay, bakanlık çalışanlarının özlük haklarının iyileştirilmesi için tüm güçleriyle çalıştıklarını kaydetti.
Arkeolojik kazılara genel bütçeden ayrılan kaynağın 1-2 milyon TL iken bunu başka kaynaklardan ek yaparak 2007'de 14 milyona, 2010'da 30 milyona, 2011'de ise 40 milyona ulaştırdıklarını belirten Günay, son yıllarda arkeolojiye verilen önemin arttığını ifade etti.
Turizmin Doğu'ya ve Güneydoğu'ya taşınması konusunda ''kamu öncülük yapmalıdır' düşüncesiyle iki yıldır üst üste Van'da turizm fuarı düzenlediklerini anlatan Günay, fuarı bu yıl yeniden gerçekleştireceklerini bildirdi. ''Van'daki bu felaketin yaralarını saracağız'' diyen Bakan Günay, şunları söyledi:
''Bölgeye ilgisiz olduğumuz söylenemez. Bizim sadece Türkiye'nin Doğusunda ve Güneydoğusunda barış, huzur, asayiş ve sükunet olduğu konusunda, dünya kamuoyunun rahatlamasına ihtiyacımız var. Dünya kamuoyu, Türkiye'nin herhangi bir yerinde sıkıntı olduğu zaman, özellikle Doğu'da ve Güneydoğu'da, bunu her tarafa teşmil ediyor. Doğu'nun, Güneydoğu'nun çok büyük bir kültür turizmi potansiyeli olduğuna bütün kalbimle inanıyorum. Orada inanılmaz bir zenginlik var. Antalya bu sene 10 milyonu buldu tek başına, Türkiye 30 milyonu geçti. Gelecek yıllarda Doğu ve Güneydoğu inşallah on milyonları aşan turist sayılarını görecektir ama bunun için biraz daha sabırlı, hep beraber barışçı, tahammüllü olmamız gerekiyor.''
Kültür ve Turizm Bakanı Günay, bir soru üzerine, bakanlığının merkez teşkilatında toplam 55 araç, 51 de lojman olduğunu kaydetti.
Günay, Ardahan, Tokat, Ağrı, Kütahya, Eskişehir, Kahramanmaraş, Adana ve Ankara'da bakanlığıyla ilgili yapılan çalışmalarla ilgili bilgiler verdi.
TBMM Genel Kurulunda, TOKİ'nin ve TMSF'nin kamuda eşit işe eşit ücret uygulamasını içeren 375 sayılı KHK kapsamından çıkarılmasını öngören kanun teklifinin görüşülmesine devam edildi.
CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, teklifin 2. maddesinin (a) bendi üzerinde grubu adına yaptığı konuşmada, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününü kutladı. Tezcan, ''Bugün aslında, 'Özgürlükleri Çalınan Gazeteciler Günü' olarak kutlansın. 97 gazeteci tutuklu ya da hükümlü. Bakın hele neler yaşıyoruz. Bizim mücadelemiz özgürlük ve demokrasi mücadelesi, özgürlüğün ülkesini kurma mücadelesi'' diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgili hazırlanan fezlekeye de değinen Tezcan, ''Çok ilginç şeyler oluyor. Anamuhalefet Partisi Genel Başkanı siyaset yaptığı için fezleke düzenlenmiş hakkında. Ben de söylüyorum, 'orası Silivri toplama kampıdır.' Benim için de fezleke düzenleyin. Aynen onun sözlerini benim sözlerim olarak tekrar ediyorum, zapta geçsin'' şeklinde konuştu.
BDP Mardin Milletvekili Erol Dora ise ''Başta Kürt sorunu olmak üzere tüm sorunların demokratikleşmeyle çözülebileceğini'' ifade etti.
Irak sınırında meydana gelen olaya da değinen Dora, ''(Dur) ihtarı yapmadan bombalamak ancak savaş alanlarında olabilir. Şiddete dayalı uygulamalar birlikte yaşama kültürünü öldürüyor. Başta hükümet olmak üzere Meclise bu sorunun çözümü için görev düşüyor. 'Tazminatları öderiz, hallederiz' diyerek, insanların acılarını azaltamazsınız'' dedi.
AK Parti Eskişehir Milletvekili Salih Koca, şahsı adına söz alarak, hükümetin ülkede kangren halini almış sorunların çözümüne ilişkin çalışmalarının, vatandaş tarafından takdirle izlendiğini ifade etti.
Hükümetin uyguladığı politikalarla vatandaşların kayıplarını en aza indirdiğini belirten Koca, ''Artık, 'halkıyla barışık olan hükümet' ifadesi AK Parti Hükümeti için yetersiz kalıyor. Çünkü bu hükümet, halkla et ve tırnak misali birbirinden ayrılmaz bir anlam kazanmıştır'' diye konuştu.
AK Parti Gaziantep Milletvekili Abdullah Nejat Koçer de Türkiye'nin 8 bin kilometrenin üzerinde bir sahil şeridi bulunduğunu anımsattı. Böylesine geniş bir alanda her gün adli olaylar meydana geldiğine işaret eden Koçer, ''Bu olayların çözümlenmesinde uzman kişilere ihtiyaç duyuluyor. Zaman içerisinde gelişmiş ülke örneklerinden faydalanılarak, polis teşkilatı içerisinde su altı ekipleri oluşturuldu. Kurbağa adamlar yetiştirildi'' şeklinde konuştu.
Söz konusu personelin yüksek risk altında görevlerini yerine getirdiklerini anlatan Koçer, personelin son derece ciddi bir eğitimden geçirildiğini söyledi.
İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, konuşmaların ardından milletvekillerinin teklifin 2. maddesinin (a) bendi üzerindeki sorularını yanıtladı.
Suriye'deki Türk firmalarının çalışmalarının günlük takip edildiğini, en küçük bilginin bile değerlendirildiğini belirten Şahin, şu anda bu konuda önemli bir sıkıntı bulunmadığını söyledi.
Bir milletvekilinin, ''Çevre ve Şehircilik Bakanı Bayraktar, 'Trabzon'a kupayı getirmek için ince ayarlı çalışma yapıyoruz' açıklamasında bulunmuştur. Bu şike çalışması mıdır acaba-'' sorusuna Şahin, ''Sayın Bakan, konuya yakın ilgisi çerçevesinde samimi duygularını ifade etmiştir. Bakanlığıyla ilgili değildir. Bir sakınca görmüyoruz'' yanıtını verdi.
Bakan Şahin, eski Genelkurmay Başkanı emekli orgeneral İlker Başbuğ'un yargılanmasına ilişkin bir soru üzerine, bir davanın nerede görüşüleceğini tayin yetkisinin kimsede bulunmadığını vurgulayarak, ''Her mahkeme yetkisini nasıl kullanacağını gücünü aldığı kanunlara göre kendisi tayin eder'' ifadesini kullandı.
Şahin, şehit ve gazi yakınlarından ikinci kişiye iş imkanı sağlanmasına ilişkin kanun tasarısına yönelik bir soruyu yanıtlarken, ''Eğer 5 maddelik bir kanunu 10 günde görüşmezsek sıra ona da gelecektir'' dedi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural'ın, ''O zaman şimdi hemen getirelim. Önerge verin'' diye bağırması üzerine Şahin, ''Heyecanlanmayın Sayın Grup Başkanvekili, biz daha çok heyecanlıyız. Yasa son şeklini almış durumda'' şeklinde konuştu.
Şahin, bir başka soru üzerine, ''KHK'nın yapılışında 'usulsüzlük' iddiası herhalde kastı aşan bir iddiadır'' dedi.
Konuşmalardan sonra yapılan oylamada, Emniyet Genel Müdürlüğünde çalışan pilot ve kurbağa adamların uçuş ve dalış tazminatlarını yeniden düzenleyen teklifin 2. maddesinin (a) bendi kabul edildi.
TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, birleşimi yarın saat 13.00'te toplanmak üzere kapattı. (20:22)
