2014-11-27 - 17:24
"Çocuk Hakları Günü" çerçevesinde, Çocuk Hakları İzleme komitesi himayesinde, UNICEF Türkiye Ofisi, Uluslararası Çocuk Merkezi ve Yasama Derneği ortaklığında, Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesi kapsamında, "Çocuk Haklarının Korunmasında Siyasetçilerin Önderliği Paneli." TBMM Küçük Grup Toplantı Salonu'nda düzenlendi.
"Çocuk Hakları Günü" çerçevesinde, Çocuk Hakları İzleme komitesi himayesinde, UNICEF Türkiye Ofisi, Uluslararası Çocuk Merkezi ve Yasama Derneği ortaklığında, Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesi kapsamında, "Çocuk Haklarının Korunmasında Siyasetçilerin Önderliği Paneli." TBMM Küçük Grup Toplantı Salonu'nda düzenlendi.
Aile ve Sosyal Politikalar Yardımcısı Çiğdem Erdoğan Atabek panelde yaptığı açılış konuşmasında, Bakanlık olarak öncelikli hedeflerinin bütün çocukların haklarının önemsendiği, yaşama, gelişme, katılım haklarının korunduğu, ayrımcılığa maruz kalmadıkları ve her şeyden önemlisi insan onuruna uygun yaşayabildikleri bir ortam oluşturmak olduğunu söyledi.
"Dünyamızın geleceğini garantiye almak istiyorsak, aile içerisinde ve toplumsal hayatta adaleti tesis etmek, çocuklarımız için hem fiziksel, hem de toplumsal ortamın düzenini ve sağlığını korumak zorundayız." Diye konuşan Atabek, bunu hem kendi mutlu ve huzurlu bir hayat inşa etmek için hem de ülkenin geleceğini daha iyi ihya etmek için yapılması gerektiğini belirtti.
Atabek, sözlerine şöyle devam etti:
"Bakanlığımızca risk altındaki tüm çocuklara yönelik özel hizmet modelleri geliştirilmektedir. Çocukları etkileyen tüm yasa ve politikalarda, idari ve yargısal kararlarda ve hizmet sunumunda, ayrım gözetmeksizin, çocuğun yüksek yararı ilkesi dikkate alınmaktadır.
Öncelikli hedefimiz Çocuk Koruma Sisteminin çocuk mağdur olmadan riskleri tespit ederek ihtiyaç duyulan destek hizmetlerine zamanında ulaşmasını sağlayan, koruyucu ve önleyici müdahaleleri içeren bir yapıya kavuşturulmasıdır.
Ülkemiz, Çocuk Hakları Sözleşmesini 14 Ekim 1990 yılında imzalamıştır. Bu sözleşme hükümleri çerçevesinde çocuğun yüksek yararı ilkesini ön planda tutmaktadır.
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ilkelerini de kapsayacak şekilde, çocukların yaşama, gelişme, korunma ve katılım haklarının uluslararası standartlarda uygulanabilmesi, gerekli tüm koşulların iyileştirilmesi ve çocukların hayata daha etkin ve mutlu katılımlarının sağlanması için Bakanlığımızca 2013-2017 yıllarını kapsayan Ulusal Çocuk Hakları Strateji Belgesi ve Eylem Planı hazırlanarak uygulamaya konulmuştur Bu Strateji Belgesi, Türkiye'nin çocuk haklarını koruma ve geliştirme amacıyla ortaya koyduğu iradenin somut bir ifadesidir.
Diğer taraftan 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanununa Göre Verilen Koruyucu ve Destekleyici Tedbirlerin yerine getirilmesi amacıyla çocuk koruma modelinin ve hedeflerin belirlendiği işbirliği ve koordinasyon odaklı bir strateji belgesi oluşturulmuştur.
Bakanlığımızın, korunmaya muhtaç çocuklar için temel hizmet politikası; kuruluş bakımında bulunan çocukların; öncelikle ailesi yanına döndürülmesi, aile yanında bakımın mümkün olmadığı durumlarda koruyucu aile yanına yerleştirilmesi, son seçenek olarak zorunlu hallerde çocukların kurum bakımına alınmasıdır. Kuruluşlarımız, 5-6 çocuğun bir arada kaldığı ve toplumsal hayatı yaşayarak öğrenebilecekleri, ev sıcaklığının hissedildiği Çocuk Evleri modeline dönüştürülmektedir. Bu kapsamda toplu bakım modelinden ev tipi bakım modeline dönüşüm gerçekleştirilmektedir.
Ayrıca Bakanlığımız bünyesinde hizmet sunmakta olan suç mağduru, suça sürüklenen, madde bağımlısı ve sokakta yaşayan çocukların rehabilite edildiği Çocuk Destek Merkezleri için Psikososyal destek ve müdahale programı geliştirilmiştir. Anka ismini verdiğimiz program ile rehabilitasyon uygulamalarımız daha başarılı ve etkili olacak, çocuklarımız Anka kuşu gibi küllerinden yeniden doğacaktır.
Bakanlığımızca sunulan hizmetlerde, yalnızca koruyucu değil aynı zamanda önleyici sosyal hizmet programlarının hayata geçirilmesi için kararlı adımlar atılmaktadır. Ülkemizdeki tüm çocuklar için geliştirilecek politikaların uygulanabilmesi, yürütülen hizmetlerin etkin ve verimli olması, risklerin önceden tespit edilmesi, sorunların ortaya çıkmadan bertaraf edilmesi ve çocukların devamlı iyilik hallerinin sağlanması açılarından kamu kurum ve kuruluşları ile toplumun tüm kesimlerini temsil eden özel sektör ve sivil toplum kuruluşları arasında koordinasyon ve işbirliği sağlanması özel önem taşımaktadır."
AK Parti İstanbul Milletvekili ve TBMM Çocuk Hakları İzleme Komitesi Başkanı Türkan Dağoğlu ise panelde gerçekleştirdiği konuşmasında, Dağoğlu, Çocuk Hakları Bildirgesi'nin toplumları bu konuda bilinç uyandırmak bu konuya dikkatlerini çekmek için hazırlanmış renk, dil, din ve ırk gözetilmeden eşit şartlar altında çocukların nasıl korunabileceğini ve çocukların yararına neler yapılabileceğini ortaya kaymak için hazırlanmış bir insan hakları belgesi olduğunu söyledi.
Bildirgenin ilk şartının çocuk sağlığı olduğunu Dağoğlu, Türkiye'nin çocukların yaşam kalitesini artırdığını, sağlıktan en üst düzeyde faydalanmalarına olanak sağladıklarını belirtti.
Çocuk istismarının toplum sağılığı için çok önemli bir konu olduğunu ve çocuk istismarına uğrayan çocukların yüzde 85'in yakın çevresi tarafından istismara uğradığını belirtti.
Bu çocuk istismarlarının gizlendiğini, saklandığını ve tekrarlandığına dikkat çeken Dağoğlu, istismara uğrayan çocukların bunu ortaya koyup söyleyemediklerini belirtti.
Çocuk gelinlerde de değinen Dağoğlu, çocukların para karşılığında cinsel istismara sürüklendiklerini belirterek bu konunun partiler üstü bu konu olduğuna dikkati çekti. Dağoğlu, toplumun geleceği ve sağlığı açısından panel konusunun partileri üstü bir konu olarak ele alınması gerektiğine vurgu yaptı.
Dağoğlu, çocukların cinsel istismar ve şiddete karşı kalma sorununun sadece bir bölgenin sorunu ya da Türkiye'nin sorunu olmadığını bu sorunun bütün dünyanın sorunu olduğunu ifade etti.
AKPM Türkiye Delegasyonu Başkanı Reha Denemeç ise Avrupa Konseyi'nin 2007 yılında onaylanan Lanzorete Sözleşmesi olarak adlandırılan "Cinsel İstismar ve Sömürüye Karşı Çocukların Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi" çerçevesinde 2010 yılında çocuklara yönelik şiddetin ortadan kaldırılması amacıyla bir kampanya başlattıklarını söyledi
"5'te 1 Kampanyası" olarak bilinen kampanyaya dikkat çekmek amacıyla geçen sene Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu himayesinde "Çocuk Haklarının Korunmasında Uluslararası Hukuk" konulu bir panel düzenlendiklerini ifade eden Denemeç, "Bu yılki temamızın "Çocuk Korumada Siyasetçilerin Önderliği" olarak belirlenmesi, çocukların korunması ve kollanmasında göstereceğimiz önderlik sayesinde bu konuda toplumda farkındalık yaratılmasına katkıda bulunmayı ve önümüzdeki dönemlerde yapılacak çalışmalara ışık tutmayı hedeflemektedir." diye konuştu.
Denemeç, sözlerine şöyle devam etti:
Çocuklara yönelik cinsel istismar ve uygulanan şiddet karşımıza küresel bir sorun olarak çıkmakta ve bu konuda tüm ülkelere önemli görevler düşmektedir. Şüphesiz toplumun en kırılgan ve korunmaya muhtaç kesimi olan çocukların cinsel, fiziki veya psikolojik olarak istismar edilmeleri: kaygı, içe kapanma, topluma uyumsuzluk ve öfke patlaması gibi değişik sorunlar yaşamlarına neden olabilmektedir.
İstatistikler çocukların en fazla aile içinde, okulda veya sokakta istismara maruz kaldıklarım gösterdiği için, bunun önüne geçilmesi bakımından ailelerin, öğretmenlerin ve toplumun bilgilendirilmesi önem taşımaktadır. Bu amaçla yürütülecek çalışmalarda kamu kuruluşları ve sivil toplum kuruluşları tarafından aydınlatıcı kampanyaların yürütmesi, parlamentoların da gerekli yasaları çıkartmak ve mevcut /asaları uluslararası sözleşmelerle uyumlu hale getirmesi icap etmektedir.
Çocuklara yönelik cinsel istismar göz ardı ödemeyeceğimiz ve hafife alamayacağımız bir sorun olması bakımından, bugün TBMM bünyesinde düzenlemekte olduğumuz Paneli, toplumun bilinçlendirilmesine yönelik bir çalışma olarak görüyorum.
Bu sorunun üzerine gidilmesi ve ortadan kaldırılmasında parlamenterler ve hükümetler kadar sivil toplum örgütlerine, ailelere ve eğitimcilere de önemli görevler düştüğüne bir kez daha işaret etmek istiyorum. İşlenen bir suçun cezasız kalmaması bakımından çocukların mağduriyetlerini çeşitli kaygılar veya korku nedeniyle saklamalarının önlenmesi konusunda bilinçlendirilmelerinin eğitim yoluyla aşılması için harcanan çabaların arttırılması gerektiğine inanıyorum.
Konuşmacılar arasında konunun uzmanları un bulunmasının, meselenin derinlemesine ele alınmasına katkı sağlayacağına düşünüyorum. Öte yandan, TBMM'nde temsil edilen tüm siyasi partilere mensup değerli milletvekillerimizin de panele konuşmacı olarak iştirak etmelerini, soruna atfettiğimiz önemin ve çocuklarımıza verdiğimiz değerin göstergesi olarak değerlendiriyorum.
Ayrıca, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Türkiye Delegasyonunda partimize mensup bir üyenin "5'te 1 Kampanyası Parlamento Ağı"nın Türkiye temsilcisi olarak faaliyette bulunmasını kampanyaya sağladığımız desteğin bir parçası olduğunu bu vesileyle dile getirmek istiyorum.
Ülkemiz kuruluşundan bu yana çocuklara özel önem atfetmiştir. 1924 yılında genç Cumhuriyetimiz, çocuk hakları konusunda ilk evrensel belge olma özelliğini taşıyan Cenevre Çocuk Hakları Bildirgesi'ni imzalayan devletlerin arasında yer almıştır.
Son yıllarda ise, çocuk hakları ile doğrudan ilişkili 15 sözleşme ve bunlara bağlı ek protokol ile dolaylı yönden ilintili birçok sözleşme TBMM tarafından uygun bulma kanunuyla kabul edilmiştir.
"Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin Başvuru Usulüne İlişkin İhtiyari Protokol" de Meclisimizin gündeminde bulunmaktadır.
Bilindiği üzere, 1 Temmuz 2011 tarihinde onaylamış olduğumuz Lanzarote Sözleşmesi, Türkiye bakımından 1 Nisan 2012 itibariyle yürürlüğe girmiştir. Suç mağduru çocukların koruması, suçluların bulunarak cezalandırılması ve adaletin tesisi İçin ilgili makamlarımız üzerlerine düşen vazifeleri yerine getirilmesi için çalışmaktadır.
Diğer taraftan, Ülkemizin imzaladığı "Siber Suçlara Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi" ve "Avrupa Konseyi İnsan Ticaretine Karşı Eylem Sözleşmesinin onaylanması ile ilgili İşlemlerin önümüzdeki dönemde tamamlanması beklenmektedir.
2013 yılı istatistiklerine göre, ülkemizde 0 ila 14 yaşlarında yaklaşık on dokuz milyon bireyin mevcudiyeti ve bu rakamın toplam nüfusumuzun yaklaşık yüzde yirmi beşine tekabül ediyor olması, eğitim, sağlık ve sosyal politika alanlarında çocuklarımızın gerekli politikaları oluşturmamız sorumluluğunu bizlere vermektedir.
TBMM'nde üzerinde hassasiyetle durulan bu konuda sadece 24. Yasama Dönemimde 250'ye yakın soru ve 70'e yakın Meclis araştırması önergesi verilmiştir. Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu, İnsan Haklarım İnceleme Komisyonu ve Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu'nun müstakil çalışmaları dışında, sokakta yaşayan çocuklar, internetin çocuklar üzerindeki etkileri, kaybolan çocuklar gibi konularda kumlan Meclis araştırması komisyonları ela TBMM'nin konu hakkındaki kolektif bilincinin somut göstergesidir.
Ayrıca, günümüzde yaygın olarak kullanılan internetin çocuk pornografisi, cinsel istismar, fuhuşa teşvik veya zorlama yoluyla çocuklara zarar vermemesi için gerekli yasal önlemler hayata geçirilmiştir."
Hollanda Büyükelçisi Ron Keller de Hollanda hükümeti olarak çocuk istismarı ve şiddetine karşı her uluslararası platformda destek vereceklerini ifade etti.
Panelde ayrıca Prof. Dr. Tomris Türmen tarafından "Cinsel Sömürü ve İstismardan Çocuğu Korumak", UNİCEF Çocuk Koruma Bölüm Şefi Severine Jacomy Vite tarafından "Çocuğu Cinsel Şiddetten Koruma", Adalet Bakanlığı Tetkik Hakimi Hüseyin Serkan Yıldız tarafından " Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesi ve Lanzarote Komitesi" ve Uluslararası Çocuk Merkezi İnsan Hakları ve Çocuk Hakları Sorumlusu Adem Arkadaş tarafından " Türkiye'de 5'te 1 Kampanyası Deneyimi" konularında sunum yaptılar.
**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMALAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
Aile ve Sosyal Politikalar Yardımcısı Çiğdem Erdoğan Atabek panelde yaptığı açılış konuşmasında, Bakanlık olarak öncelikli hedeflerinin bütün çocukların haklarının önemsendiği, yaşama, gelişme, katılım haklarının korunduğu, ayrımcılığa maruz kalmadıkları ve her şeyden önemlisi insan onuruna uygun yaşayabildikleri bir ortam oluşturmak olduğunu söyledi.
"Dünyamızın geleceğini garantiye almak istiyorsak, aile içerisinde ve toplumsal hayatta adaleti tesis etmek, çocuklarımız için hem fiziksel, hem de toplumsal ortamın düzenini ve sağlığını korumak zorundayız." Diye konuşan Atabek, bunu hem kendi mutlu ve huzurlu bir hayat inşa etmek için hem de ülkenin geleceğini daha iyi ihya etmek için yapılması gerektiğini belirtti.
Atabek, sözlerine şöyle devam etti:
"Bakanlığımızca risk altındaki tüm çocuklara yönelik özel hizmet modelleri geliştirilmektedir. Çocukları etkileyen tüm yasa ve politikalarda, idari ve yargısal kararlarda ve hizmet sunumunda, ayrım gözetmeksizin, çocuğun yüksek yararı ilkesi dikkate alınmaktadır.
Öncelikli hedefimiz Çocuk Koruma Sisteminin çocuk mağdur olmadan riskleri tespit ederek ihtiyaç duyulan destek hizmetlerine zamanında ulaşmasını sağlayan, koruyucu ve önleyici müdahaleleri içeren bir yapıya kavuşturulmasıdır.
Ülkemiz, Çocuk Hakları Sözleşmesini 14 Ekim 1990 yılında imzalamıştır. Bu sözleşme hükümleri çerçevesinde çocuğun yüksek yararı ilkesini ön planda tutmaktadır.
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ilkelerini de kapsayacak şekilde, çocukların yaşama, gelişme, korunma ve katılım haklarının uluslararası standartlarda uygulanabilmesi, gerekli tüm koşulların iyileştirilmesi ve çocukların hayata daha etkin ve mutlu katılımlarının sağlanması için Bakanlığımızca 2013-2017 yıllarını kapsayan Ulusal Çocuk Hakları Strateji Belgesi ve Eylem Planı hazırlanarak uygulamaya konulmuştur Bu Strateji Belgesi, Türkiye'nin çocuk haklarını koruma ve geliştirme amacıyla ortaya koyduğu iradenin somut bir ifadesidir.
Diğer taraftan 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanununa Göre Verilen Koruyucu ve Destekleyici Tedbirlerin yerine getirilmesi amacıyla çocuk koruma modelinin ve hedeflerin belirlendiği işbirliği ve koordinasyon odaklı bir strateji belgesi oluşturulmuştur.
Bakanlığımızın, korunmaya muhtaç çocuklar için temel hizmet politikası; kuruluş bakımında bulunan çocukların; öncelikle ailesi yanına döndürülmesi, aile yanında bakımın mümkün olmadığı durumlarda koruyucu aile yanına yerleştirilmesi, son seçenek olarak zorunlu hallerde çocukların kurum bakımına alınmasıdır. Kuruluşlarımız, 5-6 çocuğun bir arada kaldığı ve toplumsal hayatı yaşayarak öğrenebilecekleri, ev sıcaklığının hissedildiği Çocuk Evleri modeline dönüştürülmektedir. Bu kapsamda toplu bakım modelinden ev tipi bakım modeline dönüşüm gerçekleştirilmektedir.
Ayrıca Bakanlığımız bünyesinde hizmet sunmakta olan suç mağduru, suça sürüklenen, madde bağımlısı ve sokakta yaşayan çocukların rehabilite edildiği Çocuk Destek Merkezleri için Psikososyal destek ve müdahale programı geliştirilmiştir. Anka ismini verdiğimiz program ile rehabilitasyon uygulamalarımız daha başarılı ve etkili olacak, çocuklarımız Anka kuşu gibi küllerinden yeniden doğacaktır.
Bakanlığımızca sunulan hizmetlerde, yalnızca koruyucu değil aynı zamanda önleyici sosyal hizmet programlarının hayata geçirilmesi için kararlı adımlar atılmaktadır. Ülkemizdeki tüm çocuklar için geliştirilecek politikaların uygulanabilmesi, yürütülen hizmetlerin etkin ve verimli olması, risklerin önceden tespit edilmesi, sorunların ortaya çıkmadan bertaraf edilmesi ve çocukların devamlı iyilik hallerinin sağlanması açılarından kamu kurum ve kuruluşları ile toplumun tüm kesimlerini temsil eden özel sektör ve sivil toplum kuruluşları arasında koordinasyon ve işbirliği sağlanması özel önem taşımaktadır."
AK Parti İstanbul Milletvekili ve TBMM Çocuk Hakları İzleme Komitesi Başkanı Türkan Dağoğlu ise panelde gerçekleştirdiği konuşmasında, Dağoğlu, Çocuk Hakları Bildirgesi'nin toplumları bu konuda bilinç uyandırmak bu konuya dikkatlerini çekmek için hazırlanmış renk, dil, din ve ırk gözetilmeden eşit şartlar altında çocukların nasıl korunabileceğini ve çocukların yararına neler yapılabileceğini ortaya kaymak için hazırlanmış bir insan hakları belgesi olduğunu söyledi.
Bildirgenin ilk şartının çocuk sağlığı olduğunu Dağoğlu, Türkiye'nin çocukların yaşam kalitesini artırdığını, sağlıktan en üst düzeyde faydalanmalarına olanak sağladıklarını belirtti.
Çocuk istismarının toplum sağılığı için çok önemli bir konu olduğunu ve çocuk istismarına uğrayan çocukların yüzde 85'in yakın çevresi tarafından istismara uğradığını belirtti.
Bu çocuk istismarlarının gizlendiğini, saklandığını ve tekrarlandığına dikkat çeken Dağoğlu, istismara uğrayan çocukların bunu ortaya koyup söyleyemediklerini belirtti.
Çocuk gelinlerde de değinen Dağoğlu, çocukların para karşılığında cinsel istismara sürüklendiklerini belirterek bu konunun partiler üstü bu konu olduğuna dikkati çekti. Dağoğlu, toplumun geleceği ve sağlığı açısından panel konusunun partileri üstü bir konu olarak ele alınması gerektiğine vurgu yaptı.
Dağoğlu, çocukların cinsel istismar ve şiddete karşı kalma sorununun sadece bir bölgenin sorunu ya da Türkiye'nin sorunu olmadığını bu sorunun bütün dünyanın sorunu olduğunu ifade etti.
AKPM Türkiye Delegasyonu Başkanı Reha Denemeç ise Avrupa Konseyi'nin 2007 yılında onaylanan Lanzorete Sözleşmesi olarak adlandırılan "Cinsel İstismar ve Sömürüye Karşı Çocukların Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi" çerçevesinde 2010 yılında çocuklara yönelik şiddetin ortadan kaldırılması amacıyla bir kampanya başlattıklarını söyledi
"5'te 1 Kampanyası" olarak bilinen kampanyaya dikkat çekmek amacıyla geçen sene Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu himayesinde "Çocuk Haklarının Korunmasında Uluslararası Hukuk" konulu bir panel düzenlendiklerini ifade eden Denemeç, "Bu yılki temamızın "Çocuk Korumada Siyasetçilerin Önderliği" olarak belirlenmesi, çocukların korunması ve kollanmasında göstereceğimiz önderlik sayesinde bu konuda toplumda farkındalık yaratılmasına katkıda bulunmayı ve önümüzdeki dönemlerde yapılacak çalışmalara ışık tutmayı hedeflemektedir." diye konuştu.
Denemeç, sözlerine şöyle devam etti:
Çocuklara yönelik cinsel istismar ve uygulanan şiddet karşımıza küresel bir sorun olarak çıkmakta ve bu konuda tüm ülkelere önemli görevler düşmektedir. Şüphesiz toplumun en kırılgan ve korunmaya muhtaç kesimi olan çocukların cinsel, fiziki veya psikolojik olarak istismar edilmeleri: kaygı, içe kapanma, topluma uyumsuzluk ve öfke patlaması gibi değişik sorunlar yaşamlarına neden olabilmektedir.
İstatistikler çocukların en fazla aile içinde, okulda veya sokakta istismara maruz kaldıklarım gösterdiği için, bunun önüne geçilmesi bakımından ailelerin, öğretmenlerin ve toplumun bilgilendirilmesi önem taşımaktadır. Bu amaçla yürütülecek çalışmalarda kamu kuruluşları ve sivil toplum kuruluşları tarafından aydınlatıcı kampanyaların yürütmesi, parlamentoların da gerekli yasaları çıkartmak ve mevcut /asaları uluslararası sözleşmelerle uyumlu hale getirmesi icap etmektedir.
Çocuklara yönelik cinsel istismar göz ardı ödemeyeceğimiz ve hafife alamayacağımız bir sorun olması bakımından, bugün TBMM bünyesinde düzenlemekte olduğumuz Paneli, toplumun bilinçlendirilmesine yönelik bir çalışma olarak görüyorum.
Bu sorunun üzerine gidilmesi ve ortadan kaldırılmasında parlamenterler ve hükümetler kadar sivil toplum örgütlerine, ailelere ve eğitimcilere de önemli görevler düştüğüne bir kez daha işaret etmek istiyorum. İşlenen bir suçun cezasız kalmaması bakımından çocukların mağduriyetlerini çeşitli kaygılar veya korku nedeniyle saklamalarının önlenmesi konusunda bilinçlendirilmelerinin eğitim yoluyla aşılması için harcanan çabaların arttırılması gerektiğine inanıyorum.
Konuşmacılar arasında konunun uzmanları un bulunmasının, meselenin derinlemesine ele alınmasına katkı sağlayacağına düşünüyorum. Öte yandan, TBMM'nde temsil edilen tüm siyasi partilere mensup değerli milletvekillerimizin de panele konuşmacı olarak iştirak etmelerini, soruna atfettiğimiz önemin ve çocuklarımıza verdiğimiz değerin göstergesi olarak değerlendiriyorum.
Ayrıca, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Türkiye Delegasyonunda partimize mensup bir üyenin "5'te 1 Kampanyası Parlamento Ağı"nın Türkiye temsilcisi olarak faaliyette bulunmasını kampanyaya sağladığımız desteğin bir parçası olduğunu bu vesileyle dile getirmek istiyorum.
Ülkemiz kuruluşundan bu yana çocuklara özel önem atfetmiştir. 1924 yılında genç Cumhuriyetimiz, çocuk hakları konusunda ilk evrensel belge olma özelliğini taşıyan Cenevre Çocuk Hakları Bildirgesi'ni imzalayan devletlerin arasında yer almıştır.
Son yıllarda ise, çocuk hakları ile doğrudan ilişkili 15 sözleşme ve bunlara bağlı ek protokol ile dolaylı yönden ilintili birçok sözleşme TBMM tarafından uygun bulma kanunuyla kabul edilmiştir.
"Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin Başvuru Usulüne İlişkin İhtiyari Protokol" de Meclisimizin gündeminde bulunmaktadır.
Bilindiği üzere, 1 Temmuz 2011 tarihinde onaylamış olduğumuz Lanzarote Sözleşmesi, Türkiye bakımından 1 Nisan 2012 itibariyle yürürlüğe girmiştir. Suç mağduru çocukların koruması, suçluların bulunarak cezalandırılması ve adaletin tesisi İçin ilgili makamlarımız üzerlerine düşen vazifeleri yerine getirilmesi için çalışmaktadır.
Diğer taraftan, Ülkemizin imzaladığı "Siber Suçlara Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi" ve "Avrupa Konseyi İnsan Ticaretine Karşı Eylem Sözleşmesinin onaylanması ile ilgili İşlemlerin önümüzdeki dönemde tamamlanması beklenmektedir.
2013 yılı istatistiklerine göre, ülkemizde 0 ila 14 yaşlarında yaklaşık on dokuz milyon bireyin mevcudiyeti ve bu rakamın toplam nüfusumuzun yaklaşık yüzde yirmi beşine tekabül ediyor olması, eğitim, sağlık ve sosyal politika alanlarında çocuklarımızın gerekli politikaları oluşturmamız sorumluluğunu bizlere vermektedir.
TBMM'nde üzerinde hassasiyetle durulan bu konuda sadece 24. Yasama Dönemimde 250'ye yakın soru ve 70'e yakın Meclis araştırması önergesi verilmiştir. Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu, İnsan Haklarım İnceleme Komisyonu ve Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu'nun müstakil çalışmaları dışında, sokakta yaşayan çocuklar, internetin çocuklar üzerindeki etkileri, kaybolan çocuklar gibi konularda kumlan Meclis araştırması komisyonları ela TBMM'nin konu hakkındaki kolektif bilincinin somut göstergesidir.
Ayrıca, günümüzde yaygın olarak kullanılan internetin çocuk pornografisi, cinsel istismar, fuhuşa teşvik veya zorlama yoluyla çocuklara zarar vermemesi için gerekli yasal önlemler hayata geçirilmiştir."
Hollanda Büyükelçisi Ron Keller de Hollanda hükümeti olarak çocuk istismarı ve şiddetine karşı her uluslararası platformda destek vereceklerini ifade etti.
Panelde ayrıca Prof. Dr. Tomris Türmen tarafından "Cinsel Sömürü ve İstismardan Çocuğu Korumak", UNİCEF Çocuk Koruma Bölüm Şefi Severine Jacomy Vite tarafından "Çocuğu Cinsel Şiddetten Koruma", Adalet Bakanlığı Tetkik Hakimi Hüseyin Serkan Yıldız tarafından " Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesi ve Lanzarote Komitesi" ve Uluslararası Çocuk Merkezi İnsan Hakları ve Çocuk Hakları Sorumlusu Adem Arkadaş tarafından " Türkiye'de 5'te 1 Kampanyası Deneyimi" konularında sunum yaptılar.
**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMALAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
