2012-02-29 - 14:03
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Başkanvekili Mehmet Sağlam'ın başkanlığında toplanan Genel Kurulda, AK Parti Konya Milletvekili Mustafa Baloğlu, CHP Ankara Milletvekili İzzet Çetin, MHP Adana Milletvekili Ali Halaman gündemdışı söz aldı.
TBMM Başkanvekili Mehmet Sağlam'ın başkanlığında toplanan Genel Kurulda, üç milletvekili gündemdışı söz aldı.

AK Parti Konya Milletvekili Mustafa Baloğlu, yazar Tarık Buğra'nın ölümünün 18. yılı dolayısıyla yaptığı gündemdışı konuşmada, Tarık Buğra'nın daha lise yıllarında yazar olmaya karar verdiğini anlattı. Baloğlu, Tarık Buğra'nın, işsiz ve aç kaldığını ancak kararından vazgeçmediğini, hayatını yazar olarak kazandığını, Türk toplumunun değişik dönemlerini tahlil ettiği eserler verdiğini, halka hiçbir zaman tepeden bakmadığını söyledi.

CHP Ankara Milletvekili İzzet Çetin de ''idarenin sendikalar üzerindeki baskıları'' üzerine gündemdışı söz aldı. Çetin, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı istatistiklerine göre çalışanların, sendikalarda örgütlenme oranının yüzde 59 olduğunu ancak fiili duruma göre sendikalaşmanın 5,9 olduğunu savundu.

MHP Adana Milletvekili Ali Halaman, Kozan'daki baraj inşaatındaki işçilerin hayatını kaybetmesi nedeniyle yaptığı gündemdışı konuşmada, Gökdere Barajı'nın yapım aşamasında çevre ve insan faktörünü göz ardı edenler hakkında, en kısa zamanda gerekli işlemlerin yapılmasını istedi.

CHP Adıyaman Milletvekili Salih Fırat, yerinden söz alarak, Adıyaman'ın Karapınar Mahallesi'nde Alevilerin evlerine çarpı işareti konulduğunu iddia etti.

AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner de böyle bir bilginin kendilerine de ulaştığını, araştırdıklarını ifade ederek, Adıyaman'ın geçmişinde, Kahramanmaraş, Sivas'ın olmadığını belirtti. Metiner, ''Alevi vatandaşlarımızın tırnağına helal gelirse, Adıyaman halkı olarak gök kubbeyi aşağı indiririz. Provokasyonlara duyarlı olmamız gerekir. Hep beraberiz, onlara yapılan bize yapılmıştır. Bu provokasyonu tertipleyenleri lanetliyorum'' diye konuştu.

Genel Kurulda daha sonra kamuoyunda ''intibak'' tasarısı olarak bulunan yasa tasarısının görüşmelerine geçildi.

TBMM Genel Kurulunda, BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın sözleri gerginliğe neden oldu.

Altan Tan, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın tümü üzerinde grubu adına yaptığı konuşmada, tasarıda yer alan düzenlemelerin intibak olmadığını, kısmi bir iyileştirmeden öteye geçemediğini savundu.

Hocalı ve Saraybosna'daki katliamların aynı vicdanla kınanması gerektiğini belirten Tan, şu ifadeleri kullandı:

''Hiçbir şekilde ırkçılığın bataklığına saplanmamız lazım. İskilipli Atıf Hoca ile ilgili bir iki cümle söylemek istiyorum. Dün çok şanssız bir konuşma oldu burada. Bir arkadaşımız rahmetli İskilipli Atıf Hoca'yı İngiliz ajanlığıyla ve vatan hainliğiyle suçlamaya kalktı. Bunu esefle kınıyorum. İskilipli Atıf Hoca, mazlum ve mağdur bir Müslümandır. Kemalist diktatörlüğün katlettiği on binlerce insandan sadece biridir. Onun da anısı önünde rahmet eğiliyorum, Allah'tan rahmet diliyorum. Kemalist diktatörlüğün bir huyu var; öldürüyor, asıyor, işkence kuruyor ve ondan sonra da 'İngiliz ajanı' diyor. İngilizler, bir kurşun atmadan İstanbul'dan çıktılar ve Ankara hükümetine İstanbul'u teslim ettiler. İngilizler ile ne yaptınız, siz bunları anlatın. Şeyh Said için yapılanları söylüyordunuz. Bu memlekette mağdur ve mazlumlara hiçbir şekilde hakarete izin vermeyeceğiz. Ne Şeyh Said ne de İskilipli Atıf Hoca hakkında. Gönüllüyseniz bir komisyon kuralım, İstiklal Mahkemesi zabıtlarına bakalım.''

Bu sözler üzerine ayağa kalkan çok sayıda CHP milletvekili, Tan'a tepki gösterdi. CHP İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu, ''Nasıl konuşuyorsun- Sen o insanların sayesinde buradasın. Kurtuluş Savaşı'na dil uzatıyorsun'' diye bağırdı.

Aslanoğlu, kendisine ''eski çamlar, bardak oldu'' diyen Tan'ın üzerine yürüdü. Aslanoğlu ile Altan Tan'ın arasına CHP ve AK Parti milletvekilleri girdi.

Bu arada, bazı CHP milletvekilleri, AK Parti milletvekilleriyle de tartıştı.


Tan'ı kınadığını belirten MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural da ''Bakın, görüyor musunuz- AKP ile BDP'in işbirlikçilerini burada görün'' diye bağırdı.

Bunun üzerine TBMM Başkanvekili Mehmet Sağlam birleşime ara verdi.


BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, TBMM Genel Kurulunda tartışmaya neden olan ''Kemalist diktötürlük'' ifadesinde, kimsenin şahsına hakaret olmadığını belirterek, ''Söylediğim lafın arkasındayım'' dedi.

Tan'ın, TBMM Genel Kurulunda, kamuoyunda ''intibak yasası'' olarak bilinen tasarının görüşmeleri sırasındaki konuşmasının ardından tartışmalar devam etti.

CHP Çorum Milletvekili Tufan Köse, Mustafa Kemal ve Ulusal Kurtuluş Savaşı'na, bu savaşta mağlup olan emperyalistlerin, işbirlikçilerinin kin ve düşmanlığını anladığını belirterek, ''Ama Ulusal Kurtuluş Savaşımız ile yaşıt, onu gören bu Meclisin bir üyesinin, Mustafa Kemal ve Ulusal Kurtuluş Savaşı düşmanlığını anlayabilmem mümkün değildir'' diye konuştu.

AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, kürsüde zaman zaman konuşmacıların, hoş görülmeyen ifadeler kullandıklarını, grup başkanvekilleri olarak bunu onaylamadıklarını, maksadı aşan ifadelerden dolayı sözün geri alınmasını sağladıklarını anlattı.

Ünal, ''Grubumuzun, konuşmacının İskilipli Atıf Hoca ile ilgili kullandığı ifadeye dönük alkışlaması olmuştur. Ama Kemalist diktatörlük ifadesine dönük herhangi tebrik, alkışlama iddiası, maalesef bu sorunun büyütülmesi, AK Parti Grubunu bu sorunun içine çekilme maksadını taşıyor. Cumhuriyeti, CHP kurmadı, millet kurdu. Halk Fırkası 1923'ten sonra, bir siyasi fırka olarak kuruldu. CHP dediğimiz zaman hangi CHP'yi kast ediyoruz- Atatürk'ün Halk Partisi, Recep Peker, İnönü, Bülent Ecevit, Deniz Baykal, Kılıçdaroğlu'nun mu Halk Partisi-'' diye sordu.

CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, ülkenin kurucusu Atatürk'e, hakarette bulunulduğunu ifade ederek, ''Kemalist diktatörlük'' söyleminin, bu ülkeyi, devleti kuran kişinin anısına açık hakaret içerdiğini söyledi.

''CHP kimin partisiydi'' şeklindeki yanlış değerlendirmeleri yakıştıramadığını belirten Tarhan, CHP'nin bir bütün olduğunu, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda ilk harcı koyduğunu belirtti. Tarhan, Atatürk'e hakareti, herkesin lanetlemesi gerektiğini ifade ederek, ''Kemalist diktatörlük'' söyleminin, korkunç bir söylem olduğunu söyledi. Tarhan, ''Talihsizlik değil, tahriktir. BDP'liler bunu yapmayın, sizi uyarıyorum'' ifadelerini kullandı.

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Meclis kürsüsünün, Türk milletinin egemenliğini kullanma kürsüsü olduğuna işaret ederek, kürsünün, milletin egemenliğine, tarihi şahsiyetlerin hakaret etme yeri olmadığını bildirdi.

Vural, ''Geldiğimiz noktada, Milli Kurtuluş Savaşımıza bile dil uzatılma cüretkarlığını gördük. Siz kimsiniz- Yedi düveli, işbirlikçileri, mandacıları geldi, doğu, batı, kuzey, güneyiyle hepsini tarihin karanlığına gömdük. Gerekirse yine gömeriz, herkes haddini bilsin. Bu kürsüye çıkıyorsanız millete, tarihine saygı göstereceksiniz. Elinize kara fırçayla, tarihi şahsiyetleri kötülemek için kürsüyü araç olarak kullanmanıza izin vermeyiz'' diye konuştu.

BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan, Kurtuluş Savaşı'nı sadece Türklerin değil Kürt, Çerkez, Arap, Boşnakların, Anadolu'da yaşayan her vatandaşın birlikte verdiğini söyledi. Kaplan, bu Meclisi beraber kurduklarını, Meclis kurulduğunda parti olmadığını hatırlattı.

CHP ve MHP'lilerin kendisine tepki göstermesine de Kaplan, ''Bu kürsü, halkın kürsüsüyse dinleyeceksiniz'' diye karşılık verdi. Kaplan, ''Dersim'i, Şeyh Sait'i, asimilasyonu, değiştirilen köy isimlerini sorgulamayacak mıyız- Bu Meclisin kölesi miyiz- Bu Meclisin kölesi değiliz. Bu kürsü özgürdür, bu kürsüde özgürlük konuşacak. Kürsüye, milletin iradesine saygılı olalım'' dedi.

Birleşimi yöneten Meclis Başkanvekili Mehmet Sağlam, Altan Tan'ın kullandığı tabirin, Meclisteki zabıtlardan çıkarılması gerektiğini bildirdi. Sağlam, ''Kemalist diktatörlük'' sözünün açıklığa kavuşturulmasını istedi.

Bunun üzerine kürsüye çıkan Tan, kendisine tepki gösteren milletvekillerine, ''Aklınızı başınıza alın, dinleyin'' diye seslendi.

Tan, 54 yaşında olduğunu, 41 yıldır siyasi faaliyetlerin içinde bulunduğunu anlatarak, ağzından çıkanı kulaklarının duyduğunu belirtti. Tan, ''Söylediğim lafın arkasındayım. Bu lafta hiç kimsenin şahsına hakaret yok. Hiçbir cumhurbaşkanı, başbakanın şahsına hakaret yok. O dönemle ilgili siyasi tespitte bulundum, bana aittir. Katılabilirsiniz, katılmazsınız. Şahıslarla ilgili hakaretim yok, siyasi değerlendirmemin de arkasındayım'' diye konuştu.

Tartışmaların sürmesi üzerine Sağlam, birleşime ara vererek, grup başkanvekillerini toplantıya çağırdı.

Verilen aranın ardından yerinden söz alan Altan Tan, ''Hiçbir şahıs hakkında hakaret söz konusu değildir. Konuşmama maksadı dışında bir anlam yükleyen değerlendirmelerin tarafı değilim'' diye konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce ''sataşma'' gerekçesiyle söz alarak, ''Bu Mecliste Diyab Ağa da var, Altan Tan'lar da var. Bunların sözlerine itibar etmemek lazım. Diyarbakır'da çıkan kemiklerle ilgili basın toplantısı da yapmıştı. PKK kontenjanından milletvekili olacaksın, geleceksin Atatürk'ün Meclisinde hakaret edeceksin. Kimsin Sen- Burada Cumhuriyet düşmanlarının işbirliği mi olacak- Atatürk bu Meclisi kurmasaydı siz milletvekili mi olurdunuz- İngilizlerin gölgesinde sığır çobanı olurduk hepimiz'' ifadelerini kullandı.

AK Parti milletvekillerine seslenen İnce, ''Siz de büyük bir sınavla karşı karşıyasınız. Bu kurucu iradeye çok büyük saygısızlık'' dedi.

Tan'a yönelik tepkisini sürdüren İnce, ''Be vicdansız, be insafsız, be tarih bilmez nerede okudun sen bu anlattıklarını, İngiliz kitaplarında mı okudun- Hangi ajanlar verdi bu kitabı- Hangi İngiliz verdi bu kitabı- Nerede yazıyor bu- Yazıklar olsun, eğer bu Meclis bu lafı geri aldırmazsa bu Meclise de yazıklar olsun'' şeklinde konuştu.

BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan da İnce'ye, ''Bize hakaret etmeye hakkınız yok'' diye bağırdı.

BDP'li Tan, tekrar kürsüye gelerek, ''Neyi konuşalım- Lay lay lom yapmaya mı geldik- İstiklal Mahkemelerini de konuşacağız. Bugünkü tutuklamalar da konuşulacak. 1 Nisan 1923'te, Mehmet Akif Ersoy dahil neden Meclis dışına atıldı-'' sorusunu yöneltti.

TBMM Başkanvekili Sağlam, Tan'a, ''Rica ediyorum, 'Mustafa Kemal Atatürk'e hakaret kastım yoktur' deyin lütfen'' uyarısında bulundu.

Yerinden tekrar söz alan Tan ise ''CHP'nin burada terör estirmesine izin vermeyin. 'Kimseye hakaret etmedim' dedim, yine öyle diyorum. İçtüzüğü uygulayın'' açıklamasında bulundu..

Gerginliğin sürmesi üzerine TBMM Başkanvekili Sağlam, birleşime 3. kez ara verdi. Arada da ardından milletvekillerinin birbirlerine yönelik sataşmaları ve laf atmaları devam etti. Bazı CHP ve BDP milletvekilleri de birbirlerinin üzerine yürüdü.

TBMM Başkanvekili Mehmet Sağlam, ''Kemalist diktatörlük'' ifadesi nedeniyle BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'a, ''uyarma'' cezası verdi.

Sağlam, TBMM Genel Kurulunda verilen aranın ardından, Tan'ın, Cumhuriyetin kuruluş dönemine ilişkin sözlerinde hakaret olmadığını açıkladığını anımsattı. Sağlam, ''Ancak, sözleri İçtüzüğün 157. maddesine göre, şahsiyetle uğraşma şeklinde algılandığından, kendisine İçtüzüğün 158. maddesine göre, uyarma cezası veriyorum'' dedi.

Daha sonra Genel Kurulda, ''intibak'' yasa tasarısının görüşmelerine devam edildi.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Lütfi Elvan, tüm dünyanın bütçelerini, sosyal güvenlik harcamalarını önemli ölçüde azalttığı bir dönemde, bütçeye yük getirecek ''intibak'' tasarısını görüştüklerini söyledi.

TBMM Genel Kurulunda, kamuoyunda ''intibak'' olarak bilinen, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda değişiklik yapan kanun tasarısının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.

CHP Ankara Milletvekili İzzet Çetin, tasarının, intibak değil, ''avutma, göz boyama, AK Parti'nin emeklileri, kandırma tasarısı'' olduğunu iddi etti. Çetin, işçi emeklilerine, ''Uyanın gaflet uykusundan yine kandırılıyor, aldatılıyorsunuz'' diye seslendi.

''Tasarı gerçekten bir intibak tasarısı mı, maliyeti ne, neden bütün emeklileri kapsamıyor-'' sorularını yönelten Çetin, ağırlıklı olarak işçi emeklilerini ilgilendiren bu düzenlemenin, tatmin edici olmadığını ileri sürdü.

MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, AK Parti'nin emekli aylıkları arasında farklılıkları giderme sözü verdiğini, on yıl süresince emeklileri beklenti içine soktuğunu savundu.

Kalaycı, ''Hükümet, samimi değildir. Emeklilik şartlarını ağırlaştıran, refah payını düşüren AKP Hükümetidir. Emekli aylıklarına öldürücü darbe vuran Hükümetin, geçmişe dönük intibak düzenlemesi yapması ilkesiz, tutarsız olduğunu ortaya koyuyor. Bu gerçek anlamda intibak düzenlemesi değildir, Nasreddin Hoca'nın dediği gibi; intibakın, suyunun suyudur. İntibak, lütuf, zam değildir. Emeklinin hakkıdır, bu hakkın verilmesinde çok gecikilmiştir'' diye konuştu.

AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Abdulkerim Gök, 2000 yılı öncesini düzenlediklerini, KEY ödemeleri gibi geçmişe dönük bir çok düzenleme yaptıklarını anlattı.

Gök, emeklilerin, yıllardır intibak talebini dile getirdiğini anımsatarak, emeklilerin vefakar, cefakar olduğunu belirtti. Gök, ''Emeklilere lütuf değil, haklarını veriyoruz. Bu haklar, emeklilerimize ana sütü kadar helaldir'' dedi.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Lütfi Elvan da 2009 küresel krizin etkilerinin, ekonomi, finans ve diğer alanlarda belirsizliklerin devam ettiğini, tüm dünyada tüketici, yatırımcı açısından beklentilerin olumsuz düzeyde olduğunu anlattı.

Elvan, dünyada sosyal güvenlik ve emeklilik açısından çok ciddi önlemler alındığını, bütçelerine olan yükü azalttıklarını belirtti. Elvan, Almanya'da aile ve kira yardımı dahil sosyal güvenlik, işsizlik ödemelerinin azaltıldığını, İrlanda'da sosyal yardımlarda önemli kesinti olduğunu, Yunanistan'da çok ciddi önlemler alındığını, Portekiz'de sosyal harcamaların önemli ölçüde düşürüldüğünü anlattı.

Böyle bir ortamda tasarıyı görüştüklerini ifade eden Elvan, şunları söyledi:

''Tüm dünyanın bütçelerini kestiği, kıstığı sosyal güvenlik harcamalarını önemli ölçüde azalttığı dönemde, bütçemize yük getirecek olan intibak tasarısını burada görüşüyoruz. Önümüzde Orta Vadeli Program, yıllık bütçemiz var. Hükümetin mutlaka bu programa, bütçe disiplinine uyması gerekiyor. 2003-2011 dönemde 9 yıllık dönemde, sadece dünyada küresel krizin olduğu 2009 hariç, 8 yıl bütçe hedefleri tutturulmuştur. Harcamalar, hedeflenin altında gerçekmiştir. Günübirlik politikalarla, tüm emeklileri kapsayan ama yarın, bir, iki yıl sonra emeklilerimizin ne tür durumla karşı karşıya kalacağını bilemeyeceğimiz durumla karşılaşmamız demek, Türkiye'deki güven ve istikrarın son bulması demektir. Her attığımız adımı, bütçe disiplini içinde yapmak zorundayız.''


(14.03)