2009-12-10 - 17:44
TOKAT'TA YEDİ ASKERİN ŞEHİT OLMASI...
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, ''Tokat'ta 7 askerin şehit edilmesinin 3 gün sonra üstlenilmesinin soru işaretleri doğurduğunu'' belirterek, ''Temenni ederiz ki failler yakalanır, olayın derinlemesine soruşturması yapılır, arka planını daha açık şekilde öğreniriz'' dedi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, ''Tokat'ta 7 askerin şehit edilmesi ile ilgili yaptığı açıklamada,
''kimden gelirse gelsin ve kime yönelik olursa olsun terörün her çeşidini kınadıklarını ve lanetlediklerini''
vurguladı.

21. yüzyılda terör ve şiddetin, insanların kendini ifade etme biçimi
olmaması gerektiğini kaydeden Çelik, ''Terör ve şiddet artık sorun çözme aracı
olmamalı'' diye konuştu.

Olayın, üzerinden 3 gün geçtikten sonra üstlenildiğine dikkati çeken
Çelik, şunları söyledi:

''Olayın üzerinden 3 gün geçtikten sonra üstlenmesi soru işaretleri
içeriyor. PKK, bugüne kadar bu tür saldırıları hemen üstleniyordu. Ama 3 gün
beklenmiş olması bazı soru işaretleri doğuruyor. Temenni ederiz ki failler
yakalanır ve işin derinlemesine soruşturması yapılır, arka planının daha açık
şekilde öğreniriz. Yapanların kim olduğu elbette önemlidir, ama olayın olması
bile kendi başına milletimizi yasa boğmuştur.''

-''ÜZGÜNÜM''-

DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, gazetecilerin sorusu üzerine, ''Üzgün
olduğumu söylemek istiyorum. Geçmişteki konuşmamın arkasındayım. Yaşama hakkına,
şiddete yönelik eylemleri tasvip etmediğimizi baştan beri söylüyorduk. Üzgünüm,
açık açık, nereden gelirse gelsin kabul etmiyorum'' dedi.

DTP Grup Başkanvekili Selahattin Demirtaş ise ilk andan beri yaptıkları
değerlendirmelerin partilerinin görüşü olduğunu bildirerek, ''Bu görüşlerimiz
hangi örgütün üstlendiğine, üstlenmediğine göre değişmez. Biz başından beri
'yaşam hakkı kutsal bir haktır, nereden veya nasıl, kim tarafından yapılırsa
yapılsın savunulamaz' dedik'' diye konuştu.

-''GİZLİ GÜÇLER YAPTIYSA, KİM YAPTI?''

CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol da yaptığı açıklamada, PKK'nın,
Tokat'taki saldırıyı üstlendiğini, gerçeğin ortaya çıktığını söyledi. Buna,
''açılıma yönelik bir provokasyon'' diyenlerin, kendilerinin provokasyon
yaptığını ifade eden Anadol, bunların içinde Başbakan Yardımcısı ve bakanların
olduğunu savundu.

Anadol, saldırının, terör örgütünün değil, bir başka güç tarafından
yapıldığını ima ederek propagandasını ülkeye yaydıklarını iddia ederek, sözlerini
şöyle sürdürdü:

''Ülkeyi yasa boğan hain saldırıyı, 'PKK yapmadı da bu açılıma engel
olmak isteyen bir takım gizli güçler yaptı...' Gizli güçler yaptıysa, kim yaptı?
Bunu ispat etmek, ortaya çıkarmak Hükümetin görevi değil mi? Ama Hükümetin
Başbakan Yardımcısı, Sanayi Bakanı, bunları söyleyebiliyor. Daha da ötesi, bunu
Türk ordusunun, Ergenekon'un, ordunun kendi askerlerinin yaptığını ima eden, art
niyetli insanların, yazar, çizenlerin, bu söylentiyi yayanların, şimdi ne
söyleyeceklerini merak ediyorum.

Açılımın geldiği son nokta, PKK'nın bu açıklamasıyla daha da netleşmiş
durumda. 'Güzel şeyler olacak' diyen Sayın Cumhurbaşkanı'na da açılım ne alemde
diye sormak lazım.''

CHP Grup Başkanvekili Anadol, açılımın ülkeyi böldüğünü sözlerine
ekledi.

-''TAKKE DÜŞMÜŞ, KEL GÖRÜNMÜŞTÜR''-

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, gazetecilere yaptığı açıklamada, AK
Parti'li yöneticilerin, bu saldırı karşısında milletin kafasını bulandırdığını
iddia etti. Vural, şunları söyledi:

''Öyle bir noktaya gelmiş ki adeta devletin içindeki birtakım şeylerin
yapabileceği şeklinde alçak yorumlar yapılmıştır. PKK değil de HPG ya da PKPML
olsa ne olur. Netice itibariyle terör, silahı kullanarak netice alınabileceği
konusunda cesaretlendirilmiştir, bunu cesaretlendiren de bu açılım
tartışmalardır. Takke düşmüş kel görünmüştür. Bugün PKK'yı aklamak isteyen,
PKK'nın eylemlerini bile sorgulayıp 'yapmamıştır' diyebilecek kadar onu
koruyabilen bir Başbakan, Başbakan Yardımcısı... Türkiye'nin en büyük handikabı
da budur.

PKK'yı siyasallaştırmak; PKK'ya af getirmek üzere hazırlanmış bir
oyundur, bu açılım. Doğrudan kan üzerinden siyaset üretip, şehitlerimiz üzerinden
adeta bu açılımı kabul ettirmeye yönelik bir psikolojik savaşla karşı karşıyayız.
Açılımla ilgili hususun amacı ve hedefi bölücülüğün siyasallaştırılmasıdır. Kan
üzerinden siyaset yaparsanız, kan üzerinden pazarlık ederseniz, kan dökenleri
cesaretlendirirsiniz, meşru hale dönüştürürsünüz.''