2008-03-04 - 15:43
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, nüfusu 2 binin altına düşen belediyelerin kapatılması ve büyükşehir belediyesi sınırları içinde yeni ilçe kurulmasını öngören tasarının yasalaşmaması
için ellerinden geleni yapacaklarını, yasalaşması halinde ise Anayasa Mahkemesine başvuracaklarını söyledi.
CHP Grup toplandı.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, TBMM'de grup konuşmasına başlamadan önce,
İstanbul'un ANAVATAN'lı Bahçeşehir Belediye Başkanı Kemal Aydın'a, CHP'ye
katılmasıdolayısıyla parti rozeti taktı. Aydın, ''Bahçeşehir halkıyla birlikte
cumhuriyete ve CHP'ye sahip çıkmak için buradayız'' dedi.
Deniz Baykal, daha sonra Bahçeşehir Belediyesinden CHP'ye katılanların
isimlerini okudu.
Konuşmasında, nüfusu 2 binin altına düşen 863 belde belediyesi ile bazı
ilk kademe belediyelerinin kaldırılmasını ve 43 yeni ilçe kurulmasını
öngören kanun tasarısına yer veren Baykal, AK Parti'nin büyük bir hızla
ve alelacele bu tasarıyı çıkarmaya çalıştığını söyledi.
''Bahçeşehir niçin ortadan kaldırıyor? Belediyeye ihtiyacı yok mu?''
diye soran Baykal, 22 Temmuzda yapılan milletvekili genel seçiminde
burada CHP'nin yüzde 54, AK Parti'nin yüzde 14 oy aldığına işaret etti.
Baykal, yapılanın ''belediyecilik uygulaması değil, ilkel,
antidemokratik ve intikam alma uygulaması'' olduğunu savundu.
''REFERANDUM YAPSANA''
Baykal, hak etmiş yerlerin elinden belediyelerin alındığını, bunun
altında siyasi kaygı ve hesapların bulunduğunu ileri sürerek, ''Pek çok
belediye, örneğin Karşıyaka... Burada CHP'nin olağanüstü gücünü
parçalayacak, bölecek bir düzenleme, İçişleri Bakanlığı yetkililerinin
de katkılarıyla, AKP Genel Merkezinde, seçim istatistikleri temel
alınarak planlanmıştır, hazırlanmıştır'' diye konuştu.
Siyasi hesapların ötesinde, çıkar, rant hesaplarının bulunduğunu ileri
süren Baykal, ''Bu insanlar bu yerlere bağlanmak istiyor mu? Onlara bir
sorun. Oturmuş, belediyeciliği hakkıyla uygulayan yerler kapatılıyor''
dedi.
Göreme'nin, Turunç'un kapatılacağını, buralarda yaz ve kış nüfuslarının
farklı olduğuna dikkati çeken Baykal, ''Referanduma alışılmasını
söylüyordun, hadi yapsana referandum'' dedi.
''SİYASET MEYDANINDAN HUKUK MEYDANINA''
Baykal, tasarının Meclisten geçmemesi için milletvekilleriyle sonuna
kadar el birliğiyle mücadele edeceklerini bildirdi.
AK Parti'li milletvekillerinin, ''Bu yerlerin kapatılmasını ben de
istemiyorum, ama emir Başbakandan, büyük yerden geldi, oy vereceğim ''
dediğini iddia eden Baykal, düzenlemenin yasalaşması halinde CHP'nin
konuyu Anayasa Mahkemesine götüreceğini bildirdi. Mücadelelerini,
siyaset meydanından, hukuk meydanına taşıyacaklarını kaydeden Baykal,
''Çünkü haksızlık, adaletsizlik, Anayasaya, uluslararası anlaşmalara
aykırılık var'' dedi.
Baykal, her şeye rağmen yasanın uygulamaya geçmesi halinde ise CHP
iktidarında bu yanlışı düzeltmelerinin, boyunlarının borcu olduğunu
ifade etti.
Bir iktidarın, yeni belediye kurarken kriterler getirebileceğini dile
getiren Baykal, ''Yüz kızartıcı suç işlemiş, üzerinden üniforması
çıkartılıyor, rütbesi sökülüyor gibi, bir yerleşim merkezini belediyeden
çıkarıp, mahalleye dönüştürülmesini kabul edemeyiz'' dedi. Baykal, bunun
iyi niyetli bir girişim olmadığını, iktidarın tasarıyı 28 Marta kadar
yasalaştırmaya çalıştığını söyledi.
Millet ile kavga ederek, kimsenin bir yere varamadığını, milletin
verdiği yetkiyle, millete kabadayılık yapılmasını kabul edemeyeceklerini
vurgulayan Baykal, ''Bu zulmü onlara, o beldelere yapabilirsiniz,
belediyecilik haklarını alabilirsiniz ama (alma mazlumun ahını, çıkar
aheste aheste)'' diye konutu.
''DİN SATARAK, DİN PAZARLAYARAK''
Ekonomideki gelişmelere de değindiği konuşmasında Baykal, ekonominin iyi
gitmediğini, bu konuda çok ciddi olumsuzluklar yaşandığını savundu.
Baykal, seçimlerin hemen ardından, 23 Temmuzdan bugüne kadar ekonominin
temel kriterleriyle ilgili hiçbir olumlu gelişme olmadığını ifade
ederek, dış ticaret, cari açık ve işsizliğin arttığını söyledi.
Türkiye'nin, hiçbir dönemde bu kadar dışa bağımlı hale gelmediğini,
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, bu tabloya rağmen ekonominin iyi
gittiğine dair açıklamalar yaptığını belirtti.
Erdoğan'ın, Maastrich Kriterlerine göre yapılan evrensel borç tarifini
değiştirdiğini, özel bir borç tarifi yaptığını savunan Baykal,
Erdoğan'ın ''Biz daha düşük faizle borçlanıyoruz'' dediğini söyledi.
Baykal, enflasyon ile birlikte düşünüldüğünde, en yüksek oranda faizle
borçlanmanın gerçekleştiğini ifade etti.
Baykal, ''Bir tarafta faiz, bir tarafta kumar, sonra eline almışsın
türbanı, bana din satarak, din pazarlayarak, bunu kapatmaya
çalışıyorsun'' dedi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, kara
harekatına ilişkin değerlendirmelerde bulunurken, ''Benim hesabımda,
eğer şartlar artık benim doğrudan müdahale etmeme imkan sağlıyorsa ki
sağladı, eğer oraya girmişsem ki girdim, girdiğim zaman işi bitirmek
olmalıdır. Ben, TSK'nın o güç coğrafyada, bu kış koşullarında, en ağır
koşullarda başarıyla vermekte olduğu mücadeleyi sadece 8 gün
sürdürebileceğine, onun ötesine taşımaya muktedir olmadığına
inanmıyorum'' dedi.
Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türk Silahlı
Kuvvetleri'nin (TSK), Irak'ın kuzeyine gerçekleştirdiği kara
operasyonuyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.
TSK'nın çok güç koşullarda kendisine verilen görevi, kendisine yakışan
üstün başarıyla gerçekleştirdiğini ifade eden Baykal, TSK'nın,
olağanüstü kış koşullarında, çok güç bir coğrafyada, yüz akı bir sonucu
almış olmasının milletin ve dünyanın takdirini kazandığını söyledi.
Baykal, ''Bu sonucun ortaya çıkmış olmasıyla iftihar ediyoruz. Bu sonucu
gerçekleştiren Silahlı Kuvvetlerin bütün mensuplarını, erinden,
Genelkurmay Başkanı'na kadar yürekten kutluyoruz'' diye konuştu.
Bu başarının şaşırtıcı olmadığını belirten Baykal, askeri harekatın
planlanması, uygulanması, zamanlaması, koordinasyonu ve eş güdümünün her
türlü takdirin üzerinde gerçekleştiğini belirtti. Baykal, ''Bize
yakışan, silahlı kuvvetlerimize yakışan muhteşem bir başarıyla karşı
karşıya olduğumuza hiç kuşku yoktur'' dedi.
Deniz Baykal, bir harekatın değerlendirilmesinde dikkate alınacak siyasi
ve diplomatik boyutları ile uluslararası ilişkilerle ilgili yönleri
olduğunu, bütün bunların ele alınmasına ihtiyaç bulunduğunu belirtti.
Baykal, Türkiye'nin, Kuzey Irak'tan kaynaklanan terör tehdidine çok uzun
süre sabırla tahammül ettiğini, Dağlıca saldırısından sonra, ''Bıçağın
kemiğe dayandığını'' ifade ederek, müdahale aşamasına gelindiğini ve
Türkiye'nin etkili tedbir alma olanağını elde ettiğini bildirdi.
-''ANİDEN DURDURULMUŞ OLMASI...''-
Kara harekatının noktalanmasının, dünya ve Türkiye için sürpriz olduğunu
ifade eden Baykal, başarıyla yürütülen kara harekatın en uygun, en
başarılı gözüken bir noktaya geldiği sırada, aniden durdurulmuş
olmasının kaçınılmaz olarak tartışmaları da beraberinde getirdiğini
söyledi. Baykal, şöyle konuştu:
''Acaba niçin Türkiye, bin bir güçlükle elde edebildiği ve müdahale
hakkını en başarılı şekilde kullanmaktayken, harekatın 8. gününde,
harekata son verme kararını almıştır. Niçin almıştır? Bu soru ortadadır.
Bu soru, vicdanlarda ve kafalarda ortadadır. Bu memleketin bütün
vatandaşları, milletini seven, memleketini seven, askerini seven bütün
vatandaşları, teröre karşı, 'Artık yeter' diyen bütün vatandaşları,
haklı olarak, 'Şimdi ne oldu? Birden bire durduk' diye sormaktadır.
Böyle bir tereddütün ortaya çıkmasını, böyle bir sorunun ortaya atılmış
olmasını, kimse, 'Türk milletinin vatanseverliğiyle, Silahlı Kuvvetlere
yönelik saygısı ve sevgisiyle çelişir' diye yorumlamaya hakkı yoktur.''
-''ABD SAVUNMA BAKANI'NA SÖYLENMESİNDE SAKINCA MI VAR?''-
CHP Genel Başkanı Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı
Bush arasında gerçekleştirilen görüşmeyi ve Bush'un açıklamalarını
anımsatarak, askeri harekata, ABD ile mutabakatla ve işbirliğiyle
başlanılıp başlanmadığını sordu.
ABD Savunma Bakanı Gates'in harekatın sınırlı olması yönünde yaptığı
açıklamaları da anımsatan Baykal, Gates'in Türkiye'ye gelerek,
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Erdoğan ile görüştüğünü de
anımsattı.
Gates'e, ''Biz zaten çıkacağız. Niçin telaş ediyorsun. Bu demeçleri niye
söylediniz?'' denilip denilmediğini soran Baykal, Türkiye'nin en yakın
partneri, işbirliği içinde harekatı başından beri planladığı ABD'nin
Savunma Bakanı, perşembe günü görüşmelerini tamamlayıp Türkiye'den
ayrılırken, ''Türkiye'nin çıkma kararını cuma sabahı için aldığından
haberdar olmadığını'' söyledi. Baykal, ''Öyle mi? 'Biz kararı aldık da
söylemiyoruz. Söylersek, çekilme sırasında zayiat veririz' Ya çekilmekte
olduğumuzu Zebari söylüyor, Roj Tv söylüyor. ABD Savunma Bakanına bunun
söylenmesinde bir sakınca mı var?'' diye konuştu.
-''NİÇİN ERKEN BİTTİ?''-
''Bu iş niye erken bitti?'' sorusunu yönelten Deniz Baykal, şöyle devam
etti:
''Birileri, Türkiye'nin terörle mücadelesinden, PKK'yı Kuzey Irak'tan
tasfiye etme konusunda nihai hedefe gitmesini sanki uygun görmediler.
Yani, 'Kuzey Irak'ta PKK terörü tümüyle tasfiye edilmesin, tasfiye eder
gibi yap, içerdeki baskıya karşı bir tedbir al, ABD'ye karşı düşmanlığı
da böylece yatıştıralım, sen de bir şey yapmış ol ama sakın haa, Kuzey
Irak'taki PKK varlığını tümüyle tasfiye etmeye yönelme mi?' diye
düşündü. Bunu sormak hakkımız değil mi? 'Elimiz, kolumuz bu nedenle
bağlandı' diye kaygı duymak durumunda değil miyiz? Niye bunu yapmış
olabilirler, dostluğa sığar mı? Günümüz siyasetinde artık duygusallık ve
dostluk diye bir şey yoktur. Türkiye'yi her an köşeye sıkıştırabilecek
bir terör faktörünün ortada bulunmasını, pek çok ülke; aralarında komşu
ve dost ülkeler de olabilir, kendi hesapları, Türkiye'yi yönlendirebilme
ihtiyacı bakımından uygun sayıyor olabilirler. Bu onların hesabı. Ben,
onların hesabını anlayışla karşılıyorum.
Beni üzen, bunların karşısında bizim siyasi hesabımızın olmaması. Onlar
böyle planlamış olabilirler. 'İstediğimiz zaman yönlendiririz, tutarız,
onların başında daima bir kılıcı asılı tutalım. O korku ve kaygı içinde
olsunlar. Gözlerini, bize diksinler' diye bir hesap yapmış
olabilirsin... Ama benim hesabımda, eğer şartlar artık benim doğrudan
müdahale etmeme imkan sağlıyorsa ki sağladı, eğer oraya girmişsem ki
girdim, girdiğim zaman işi bitirmek olmalıdır. Benim görevim, benim
işim, 'Canım bitirmeyin, birazcığı duruversin' diyenlere hak vermek
değildir. Benim işim, 'Öyle diyenler haklıdır' demek değildir. Ya da
'Onlar, hiç bu işe karışmadılar, biz kendimiz bu işi yaptık. Onların
bizden bir talebi yok canım' diye, onları beraat ettirmeye çalıştırmak
değil.''
-''KİMSE ALINMASIN, KİMSE KIZMASIN''-
Terörle mücadele konusunda ele geçen fırsatın sonuna kadar kullanılması
gerektiğini ifade eden CHP lideri Baykal, şöyle devam etti:
''Ben TSK'nın o güç coğrafyada, bu kış koşullarında, en ağır koşullarda
başarıyla vermekte olduğu mücadeleyi sadece 8 gün sürdürebileceğine,
onun ötesine taşımaya muktedir olmadığına inanmıyorum. Kimse alınmasın.
Kimse duygusallaşmasın. Kimse kızmasın. Hepimiz görevimizi yapıyoruz. Bu
olayın askeri boyutu vardır, siyasi boyutu vardır. Siyasi boyutunu
elbette konuşacağız. 'Sen ne hakla konuşuyorsunuz?' Ben, TBMM'de
anamuhalefet partisinin genel başkanıyım, milletin vekiliyim. Silahlı
kuvvetlerimize bu görevi veren heyetin bir parçasıyım. O tezkerenin
altında benim de imzam var, milletin iradesi var orada.''
-KIBRIS BARIŞ HAREKATI ÖRNEĞİ-
''Şu andaki siyasi yaklaşım, 1974 yılında Türkiye'ye egemen olsaydı,
Kıbrıs harekatı yapılabilir miydi?'' diye soran Baykal, Yunan ordusunun
ve EOKA'nın Kıbrıs'ta olmasına; Temmuzun en sıcak günlerinde, hiçbir
deneyimi ve hazırlığı olmayan silahlı kuvvetlerin, deniz aşırı bir
operasyonu, ''Hiçbir hazırlığı yapılmadan, şartlar gerektiriyor'' diye,
o zaman ki hükümetin kararı doğrultusunda derhal uygulamaya koyduğunu
belirtti.
Baykal, ''Eğer bugünkü siyaset anlayışı o gün olsaydı, bilmenizi
isterim, ya harekete hiç geçilmezdi ya da harekete geçilip paraşütçü
birlikler indirilmiş olsaydı, kumsalın kenarında onlar her an
püskürtülecek bir zafiyet içinde orada kalırlardı? İkinci Kıbrıs
harekatı yapılabilir miydi?'' diye konuştu.
Uluslararası ilişkilerde, askeri ve ekonomik güç kadar siyasi anlayışın
da önemli olduğuna işaret eden Deniz Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Üzüntüyle söylememiz lazımdır. Bu tablo içinde göremediğimiz tablo
budur. ABD Başkanı Bush konuşuyor, ABD Savunma Bakanı konuşuyor, ABD
Dışişleri Bakanı konuşuyor. Türkiye'de Dışişleri Bakanını ara ki
bulasın... Milli Savunma Bakanı ortalıkta yok. Başbakan, sütre
gerisinde. Genelkurmay Başkanı, çıkmış olayı anlatmaya çalışıyor.
Bizimkiler ne zaman çıkıyorlar? Her şey bittikten sonra CHP ile polemik
yapmak üzere çıkıyorlar. Zamanında çıkıp, sen Türkiye'ye baskı yapanlar
karşısında tavrını takınsaydın ya, onun gereklerini hazırlasaydın ya...''
ABD Savunma Bakanı Gates'in, Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan Erdoğan ve
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ile yaptığı görüşmelere
değinen Baykal, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt'ın, ''Kısa süre
1 yılda olur'' dediğini belirtti.
CHP lideri Baykal, ''Yani, belli reddetmiş... Öbürleri ne söyledi,
bilmiyoruz. Perşembe ayrı ayrı konuştular... Perşembe günü öğleden sonra
asker-sivil yetkililer bir araya geldi, cuma sabahı saat 4'de geri
çekilmeye başladığımızı Zebari bize duyurdu'' diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, TBMM'de grup konuşmasına başlamadan önce,
İstanbul'un ANAVATAN'lı Bahçeşehir Belediye Başkanı Kemal Aydın'a, CHP'ye
katılmasıdolayısıyla parti rozeti taktı. Aydın, ''Bahçeşehir halkıyla birlikte
cumhuriyete ve CHP'ye sahip çıkmak için buradayız'' dedi.
Deniz Baykal, daha sonra Bahçeşehir Belediyesinden CHP'ye katılanların
isimlerini okudu.
Konuşmasında, nüfusu 2 binin altına düşen 863 belde belediyesi ile bazı
ilk kademe belediyelerinin kaldırılmasını ve 43 yeni ilçe kurulmasını
öngören kanun tasarısına yer veren Baykal, AK Parti'nin büyük bir hızla
ve alelacele bu tasarıyı çıkarmaya çalıştığını söyledi.
''Bahçeşehir niçin ortadan kaldırıyor? Belediyeye ihtiyacı yok mu?''
diye soran Baykal, 22 Temmuzda yapılan milletvekili genel seçiminde
burada CHP'nin yüzde 54, AK Parti'nin yüzde 14 oy aldığına işaret etti.
Baykal, yapılanın ''belediyecilik uygulaması değil, ilkel,
antidemokratik ve intikam alma uygulaması'' olduğunu savundu.
''REFERANDUM YAPSANA''
Baykal, hak etmiş yerlerin elinden belediyelerin alındığını, bunun
altında siyasi kaygı ve hesapların bulunduğunu ileri sürerek, ''Pek çok
belediye, örneğin Karşıyaka... Burada CHP'nin olağanüstü gücünü
parçalayacak, bölecek bir düzenleme, İçişleri Bakanlığı yetkililerinin
de katkılarıyla, AKP Genel Merkezinde, seçim istatistikleri temel
alınarak planlanmıştır, hazırlanmıştır'' diye konuştu.
Siyasi hesapların ötesinde, çıkar, rant hesaplarının bulunduğunu ileri
süren Baykal, ''Bu insanlar bu yerlere bağlanmak istiyor mu? Onlara bir
sorun. Oturmuş, belediyeciliği hakkıyla uygulayan yerler kapatılıyor''
dedi.
Göreme'nin, Turunç'un kapatılacağını, buralarda yaz ve kış nüfuslarının
farklı olduğuna dikkati çeken Baykal, ''Referanduma alışılmasını
söylüyordun, hadi yapsana referandum'' dedi.
''SİYASET MEYDANINDAN HUKUK MEYDANINA''
Baykal, tasarının Meclisten geçmemesi için milletvekilleriyle sonuna
kadar el birliğiyle mücadele edeceklerini bildirdi.
AK Parti'li milletvekillerinin, ''Bu yerlerin kapatılmasını ben de
istemiyorum, ama emir Başbakandan, büyük yerden geldi, oy vereceğim ''
dediğini iddia eden Baykal, düzenlemenin yasalaşması halinde CHP'nin
konuyu Anayasa Mahkemesine götüreceğini bildirdi. Mücadelelerini,
siyaset meydanından, hukuk meydanına taşıyacaklarını kaydeden Baykal,
''Çünkü haksızlık, adaletsizlik, Anayasaya, uluslararası anlaşmalara
aykırılık var'' dedi.
Baykal, her şeye rağmen yasanın uygulamaya geçmesi halinde ise CHP
iktidarında bu yanlışı düzeltmelerinin, boyunlarının borcu olduğunu
ifade etti.
Bir iktidarın, yeni belediye kurarken kriterler getirebileceğini dile
getiren Baykal, ''Yüz kızartıcı suç işlemiş, üzerinden üniforması
çıkartılıyor, rütbesi sökülüyor gibi, bir yerleşim merkezini belediyeden
çıkarıp, mahalleye dönüştürülmesini kabul edemeyiz'' dedi. Baykal, bunun
iyi niyetli bir girişim olmadığını, iktidarın tasarıyı 28 Marta kadar
yasalaştırmaya çalıştığını söyledi.
Millet ile kavga ederek, kimsenin bir yere varamadığını, milletin
verdiği yetkiyle, millete kabadayılık yapılmasını kabul edemeyeceklerini
vurgulayan Baykal, ''Bu zulmü onlara, o beldelere yapabilirsiniz,
belediyecilik haklarını alabilirsiniz ama (alma mazlumun ahını, çıkar
aheste aheste)'' diye konutu.
''DİN SATARAK, DİN PAZARLAYARAK''
Ekonomideki gelişmelere de değindiği konuşmasında Baykal, ekonominin iyi
gitmediğini, bu konuda çok ciddi olumsuzluklar yaşandığını savundu.
Baykal, seçimlerin hemen ardından, 23 Temmuzdan bugüne kadar ekonominin
temel kriterleriyle ilgili hiçbir olumlu gelişme olmadığını ifade
ederek, dış ticaret, cari açık ve işsizliğin arttığını söyledi.
Türkiye'nin, hiçbir dönemde bu kadar dışa bağımlı hale gelmediğini,
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, bu tabloya rağmen ekonominin iyi
gittiğine dair açıklamalar yaptığını belirtti.
Erdoğan'ın, Maastrich Kriterlerine göre yapılan evrensel borç tarifini
değiştirdiğini, özel bir borç tarifi yaptığını savunan Baykal,
Erdoğan'ın ''Biz daha düşük faizle borçlanıyoruz'' dediğini söyledi.
Baykal, enflasyon ile birlikte düşünüldüğünde, en yüksek oranda faizle
borçlanmanın gerçekleştiğini ifade etti.
Baykal, ''Bir tarafta faiz, bir tarafta kumar, sonra eline almışsın
türbanı, bana din satarak, din pazarlayarak, bunu kapatmaya
çalışıyorsun'' dedi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, kara
harekatına ilişkin değerlendirmelerde bulunurken, ''Benim hesabımda,
eğer şartlar artık benim doğrudan müdahale etmeme imkan sağlıyorsa ki
sağladı, eğer oraya girmişsem ki girdim, girdiğim zaman işi bitirmek
olmalıdır. Ben, TSK'nın o güç coğrafyada, bu kış koşullarında, en ağır
koşullarda başarıyla vermekte olduğu mücadeleyi sadece 8 gün
sürdürebileceğine, onun ötesine taşımaya muktedir olmadığına
inanmıyorum'' dedi.
Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türk Silahlı
Kuvvetleri'nin (TSK), Irak'ın kuzeyine gerçekleştirdiği kara
operasyonuyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.
TSK'nın çok güç koşullarda kendisine verilen görevi, kendisine yakışan
üstün başarıyla gerçekleştirdiğini ifade eden Baykal, TSK'nın,
olağanüstü kış koşullarında, çok güç bir coğrafyada, yüz akı bir sonucu
almış olmasının milletin ve dünyanın takdirini kazandığını söyledi.
Baykal, ''Bu sonucun ortaya çıkmış olmasıyla iftihar ediyoruz. Bu sonucu
gerçekleştiren Silahlı Kuvvetlerin bütün mensuplarını, erinden,
Genelkurmay Başkanı'na kadar yürekten kutluyoruz'' diye konuştu.
Bu başarının şaşırtıcı olmadığını belirten Baykal, askeri harekatın
planlanması, uygulanması, zamanlaması, koordinasyonu ve eş güdümünün her
türlü takdirin üzerinde gerçekleştiğini belirtti. Baykal, ''Bize
yakışan, silahlı kuvvetlerimize yakışan muhteşem bir başarıyla karşı
karşıya olduğumuza hiç kuşku yoktur'' dedi.
Deniz Baykal, bir harekatın değerlendirilmesinde dikkate alınacak siyasi
ve diplomatik boyutları ile uluslararası ilişkilerle ilgili yönleri
olduğunu, bütün bunların ele alınmasına ihtiyaç bulunduğunu belirtti.
Baykal, Türkiye'nin, Kuzey Irak'tan kaynaklanan terör tehdidine çok uzun
süre sabırla tahammül ettiğini, Dağlıca saldırısından sonra, ''Bıçağın
kemiğe dayandığını'' ifade ederek, müdahale aşamasına gelindiğini ve
Türkiye'nin etkili tedbir alma olanağını elde ettiğini bildirdi.
-''ANİDEN DURDURULMUŞ OLMASI...''-
Kara harekatının noktalanmasının, dünya ve Türkiye için sürpriz olduğunu
ifade eden Baykal, başarıyla yürütülen kara harekatın en uygun, en
başarılı gözüken bir noktaya geldiği sırada, aniden durdurulmuş
olmasının kaçınılmaz olarak tartışmaları da beraberinde getirdiğini
söyledi. Baykal, şöyle konuştu:
''Acaba niçin Türkiye, bin bir güçlükle elde edebildiği ve müdahale
hakkını en başarılı şekilde kullanmaktayken, harekatın 8. gününde,
harekata son verme kararını almıştır. Niçin almıştır? Bu soru ortadadır.
Bu soru, vicdanlarda ve kafalarda ortadadır. Bu memleketin bütün
vatandaşları, milletini seven, memleketini seven, askerini seven bütün
vatandaşları, teröre karşı, 'Artık yeter' diyen bütün vatandaşları,
haklı olarak, 'Şimdi ne oldu? Birden bire durduk' diye sormaktadır.
Böyle bir tereddütün ortaya çıkmasını, böyle bir sorunun ortaya atılmış
olmasını, kimse, 'Türk milletinin vatanseverliğiyle, Silahlı Kuvvetlere
yönelik saygısı ve sevgisiyle çelişir' diye yorumlamaya hakkı yoktur.''
-''ABD SAVUNMA BAKANI'NA SÖYLENMESİNDE SAKINCA MI VAR?''-
CHP Genel Başkanı Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı
Bush arasında gerçekleştirilen görüşmeyi ve Bush'un açıklamalarını
anımsatarak, askeri harekata, ABD ile mutabakatla ve işbirliğiyle
başlanılıp başlanmadığını sordu.
ABD Savunma Bakanı Gates'in harekatın sınırlı olması yönünde yaptığı
açıklamaları da anımsatan Baykal, Gates'in Türkiye'ye gelerek,
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Erdoğan ile görüştüğünü de
anımsattı.
Gates'e, ''Biz zaten çıkacağız. Niçin telaş ediyorsun. Bu demeçleri niye
söylediniz?'' denilip denilmediğini soran Baykal, Türkiye'nin en yakın
partneri, işbirliği içinde harekatı başından beri planladığı ABD'nin
Savunma Bakanı, perşembe günü görüşmelerini tamamlayıp Türkiye'den
ayrılırken, ''Türkiye'nin çıkma kararını cuma sabahı için aldığından
haberdar olmadığını'' söyledi. Baykal, ''Öyle mi? 'Biz kararı aldık da
söylemiyoruz. Söylersek, çekilme sırasında zayiat veririz' Ya çekilmekte
olduğumuzu Zebari söylüyor, Roj Tv söylüyor. ABD Savunma Bakanına bunun
söylenmesinde bir sakınca mı var?'' diye konuştu.
-''NİÇİN ERKEN BİTTİ?''-
''Bu iş niye erken bitti?'' sorusunu yönelten Deniz Baykal, şöyle devam
etti:
''Birileri, Türkiye'nin terörle mücadelesinden, PKK'yı Kuzey Irak'tan
tasfiye etme konusunda nihai hedefe gitmesini sanki uygun görmediler.
Yani, 'Kuzey Irak'ta PKK terörü tümüyle tasfiye edilmesin, tasfiye eder
gibi yap, içerdeki baskıya karşı bir tedbir al, ABD'ye karşı düşmanlığı
da böylece yatıştıralım, sen de bir şey yapmış ol ama sakın haa, Kuzey
Irak'taki PKK varlığını tümüyle tasfiye etmeye yönelme mi?' diye
düşündü. Bunu sormak hakkımız değil mi? 'Elimiz, kolumuz bu nedenle
bağlandı' diye kaygı duymak durumunda değil miyiz? Niye bunu yapmış
olabilirler, dostluğa sığar mı? Günümüz siyasetinde artık duygusallık ve
dostluk diye bir şey yoktur. Türkiye'yi her an köşeye sıkıştırabilecek
bir terör faktörünün ortada bulunmasını, pek çok ülke; aralarında komşu
ve dost ülkeler de olabilir, kendi hesapları, Türkiye'yi yönlendirebilme
ihtiyacı bakımından uygun sayıyor olabilirler. Bu onların hesabı. Ben,
onların hesabını anlayışla karşılıyorum.
Beni üzen, bunların karşısında bizim siyasi hesabımızın olmaması. Onlar
böyle planlamış olabilirler. 'İstediğimiz zaman yönlendiririz, tutarız,
onların başında daima bir kılıcı asılı tutalım. O korku ve kaygı içinde
olsunlar. Gözlerini, bize diksinler' diye bir hesap yapmış
olabilirsin... Ama benim hesabımda, eğer şartlar artık benim doğrudan
müdahale etmeme imkan sağlıyorsa ki sağladı, eğer oraya girmişsem ki
girdim, girdiğim zaman işi bitirmek olmalıdır. Benim görevim, benim
işim, 'Canım bitirmeyin, birazcığı duruversin' diyenlere hak vermek
değildir. Benim işim, 'Öyle diyenler haklıdır' demek değildir. Ya da
'Onlar, hiç bu işe karışmadılar, biz kendimiz bu işi yaptık. Onların
bizden bir talebi yok canım' diye, onları beraat ettirmeye çalıştırmak
değil.''
-''KİMSE ALINMASIN, KİMSE KIZMASIN''-
Terörle mücadele konusunda ele geçen fırsatın sonuna kadar kullanılması
gerektiğini ifade eden CHP lideri Baykal, şöyle devam etti:
''Ben TSK'nın o güç coğrafyada, bu kış koşullarında, en ağır koşullarda
başarıyla vermekte olduğu mücadeleyi sadece 8 gün sürdürebileceğine,
onun ötesine taşımaya muktedir olmadığına inanmıyorum. Kimse alınmasın.
Kimse duygusallaşmasın. Kimse kızmasın. Hepimiz görevimizi yapıyoruz. Bu
olayın askeri boyutu vardır, siyasi boyutu vardır. Siyasi boyutunu
elbette konuşacağız. 'Sen ne hakla konuşuyorsunuz?' Ben, TBMM'de
anamuhalefet partisinin genel başkanıyım, milletin vekiliyim. Silahlı
kuvvetlerimize bu görevi veren heyetin bir parçasıyım. O tezkerenin
altında benim de imzam var, milletin iradesi var orada.''
-KIBRIS BARIŞ HAREKATI ÖRNEĞİ-
''Şu andaki siyasi yaklaşım, 1974 yılında Türkiye'ye egemen olsaydı,
Kıbrıs harekatı yapılabilir miydi?'' diye soran Baykal, Yunan ordusunun
ve EOKA'nın Kıbrıs'ta olmasına; Temmuzun en sıcak günlerinde, hiçbir
deneyimi ve hazırlığı olmayan silahlı kuvvetlerin, deniz aşırı bir
operasyonu, ''Hiçbir hazırlığı yapılmadan, şartlar gerektiriyor'' diye,
o zaman ki hükümetin kararı doğrultusunda derhal uygulamaya koyduğunu
belirtti.
Baykal, ''Eğer bugünkü siyaset anlayışı o gün olsaydı, bilmenizi
isterim, ya harekete hiç geçilmezdi ya da harekete geçilip paraşütçü
birlikler indirilmiş olsaydı, kumsalın kenarında onlar her an
püskürtülecek bir zafiyet içinde orada kalırlardı? İkinci Kıbrıs
harekatı yapılabilir miydi?'' diye konuştu.
Uluslararası ilişkilerde, askeri ve ekonomik güç kadar siyasi anlayışın
da önemli olduğuna işaret eden Deniz Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Üzüntüyle söylememiz lazımdır. Bu tablo içinde göremediğimiz tablo
budur. ABD Başkanı Bush konuşuyor, ABD Savunma Bakanı konuşuyor, ABD
Dışişleri Bakanı konuşuyor. Türkiye'de Dışişleri Bakanını ara ki
bulasın... Milli Savunma Bakanı ortalıkta yok. Başbakan, sütre
gerisinde. Genelkurmay Başkanı, çıkmış olayı anlatmaya çalışıyor.
Bizimkiler ne zaman çıkıyorlar? Her şey bittikten sonra CHP ile polemik
yapmak üzere çıkıyorlar. Zamanında çıkıp, sen Türkiye'ye baskı yapanlar
karşısında tavrını takınsaydın ya, onun gereklerini hazırlasaydın ya...''
ABD Savunma Bakanı Gates'in, Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan Erdoğan ve
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ile yaptığı görüşmelere
değinen Baykal, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt'ın, ''Kısa süre
1 yılda olur'' dediğini belirtti.
CHP lideri Baykal, ''Yani, belli reddetmiş... Öbürleri ne söyledi,
bilmiyoruz. Perşembe ayrı ayrı konuştular... Perşembe günü öğleden sonra
asker-sivil yetkililer bir araya geldi, cuma sabahı saat 4'de geri
çekilmeye başladığımızı Zebari bize duyurdu'' diye konuştu.
