2010-07-15 - 10:08
Çalışma süresi tamamlanan Meclis Madenciliğin Sorunlarını Araştırma Komisyonu, raporunu tamamladı. Komisyon Başkanı AK Parti
Bursa Milletvekili Altan Karapaşaoğlu, dünya standartları ile karşılaştırıldığında, Türkiye de çok ilkel yöntemlerle madencilik yapıldığı
sonucuna ulaştıklarını bildirdi.
Çalışma süresi tamamlanan Meclis Madenciliğin
Sorunlarını Araştırma Komisyonu, raporunu tamamladı. Komisyon Başkanı AK Parti
Bursa Milletvekili Altan Karapaşaoğlu, dünya standartları ile
karşılaştırıldığında, Türkiye de çok ilkel yöntemlerle madencilik yapıldığı
sonucuna ulaştıklarını bildirdi.
Karapaşaoğlu, yaptığı açıklamada, yaklaşık 4 ay çalışan
komisyonda, sektörle ilgili yüzlerce kişiyi dinlediklerini, madencilikte ileri
düzeyde olan ülkelerde incelemelerde bulunduklarını söyledi.
Çalışmaların ardından yaklaşık 800 sayfadan oluşan bir rapor
hazırladıklarını anlatan Karapaşaoğlu, raporun yarısının, sektörün sorunları ve
çözüm önerilerilerinden, diğer yarısının dünya modellemeleri ve
karşılaştırmalardan oluştuğunu bildirdi.
Raporun hazırlanmasında 16 uzmanın görev aldığını belirten Karapaşaoğlu,
bir araştırma komisyonu olarak ilk defa, dilin düzeltilmesi için raporu Türk Dil
Kurumuna da sunduklarını ifade etti. Karapaşaoğlu, TBMM Başkanlığına sunulan
raporu daha sonra ilgili tüm kurum ve kuruluşlara dağıtacaklarını söyledi.
Karapaşoğlu, raporda, dünya standartları ile karşılaştırıldığında,
Türkiye'deki madenciliğin çok ilkel yöntemlerle yapıldığı sonucuna ulaşıldığını
kaydetti. Raporda bu konuyla ilgili yer alan ayrıntıları açıklayan Karapaşaoğlu,
şunları söyledi:
''Madencilik sektöründe dünya standartlarına ulaşmamızdaki engellerin
başında, madenin rezervinin tespitinde yaşanan sıkıntılar var. Örneğin; Kanada
Türkiye'nin 13 katı büyüklüğünde. Tüm Kanada'da sondaj yapıldığını düşünün,
ulaşılan derinlik ortalama 900 metreyi buluyor. Türkiye'de ise bu oran 40-50
metrede kalıyor.
Raporda, Türkiye'de maden rezervini araştırma, bulma, tespit etme ve o
rezervin güvenli olduğunu kanıtlama sisteminin olmadığı yönünde tespit var.
Dünyada bu rezerveler, uluslararası akredite edilmiş kurum ve mühendislerce
onaylanıyor. Böylece bütün dünyada bu rezerv güvenli bir yatırım aracı olarak
görülüyor. Bu da beraberinde yabancı yatırımcıları, istihdamı, ekonomik canlılığı
getiriyor. Türkiye'de ise ne böyle bir akredite kurum ne de akredite mühendis
var. Dolayısıyla rezervlerimiz uluslararası yatırımcı kuruluşlarca güvenli
bulunmuyor.
Dünyada akredite kurumların onayladığı rezervler sigortalanıyor. Yani
yatırımcı milyarlar harcadığı maden yatırımında hayal kırıklığına uğrarsa,
sigorta bunun bedelini karşılıyor. Güvenli rezerv olmadığı için Türkiye de tabii
ki böyle bir sistem de yok. Yani, dünya modelleri ile karşılaştırıldığında
Türkiye'de kesinlikle ilkel koşullarda madencilik yapıldığı kanaatine vardık.''
Uluslararası standartlarda, akreditesi olmayan bir mühendisin ocağa
indirilmediğini belirten Karapaşaoğlu, söz konusu mühendislerin ortalama 3 ayda
bir sınava girerek akreditesini yenilemek zorunda olduğunu söyledi.
Komisyon olarak yaptıkları çalışmalar sonucunda, rapora da yansıdığı
şekliyle, Türkiye'de madenciliğin gelişi güzel yapıldığının ortaya çıktığını
ifade eden Karapaşaoğlu, ''Eline kazma küreği alan bir ocak açıyor ve sonucunda
hayal kırıklığına uğruyor ya da ölümle sonuçlanan kazalarla karşı karşıya
kalıyor'' dedi.
Raporda, maden ocaklarında meydana gelen kazalara da ayrıntılı olarak yer
verdiklerini belirten Karapaşaoğlu, Türkiye'de bu kazalarının teknik hata, ihmal
ve eğitimsizlikten kaynaklandığının tespit edildiğini söyledi.
Maden ocağı güvenliği konusunda özellikle Kanada ile karşılaştırma
yaptıklarını ifade eden Karapaşaoğlu, ''Kanada'da bir ocakta, güvenlik için
muhteşem bir yer altı şehri yapılmış. Ocakta kurulan odalarda, olası kazalara ve
mahsur kalma durumlarına karşı bir insanın 10 gün yaşamını sürdüreceği kadar
gıda, su ve oksijen tüpleri mevcut. Yani oradaki işçi yer altında mahsur kalsa ve
bu odalara ulaşsa, 10 gün boyunca kurtarılmayı bekleyebilecek. Bizde durum,
karşılaştırılamayacak kadar ilkel'' dedi.
Uluslararası standartlardaki maden ocaklarında önce rezervin tespit
edildiğini, sonra yüksek basınçlı su ile burada bulunan damardaki grizunun açığa
çıkarıldığını belirten Karapaşaoğlu, raporda Türkiye için de aynı modellerin
önerildiğini dile getirdi.
Bursa'da 19 kişinin ölümüyle sonuçlanan kazanın, ihmal ve eğitimsizlikten
kaynaklanan kazalara gösterilebilecek en iyi örnek olduğuna işaret eden
Karapaşaoğlu, ''Oradaki işçilerin yanında da gaz ölçen cihaz vardı. Ama bizim
işçilerimiz bu cihazları bellerine takmıştı. Oysa bu gaz hafif olduğu için
tavanda kalıyor. Dolayısıyla, cihaz yüksekte olmadığı için biriken gazı
ölçemiyor'' diye konuştu.
Karapaşaoğlu, madencilik sektöründe Türkiye'nin dünya standartlarına
ulaşabilmesi için, madencilikle ilgili müsteşarlık ya da bakanlık gibi ayrı bir
otoritenin oluşturulması önerisinde bulunduklarını bildirdi.
Altan Karapaşaoğlu, bu otoritenin uluslararası kurumlarla irtibat halinde
olacağını ve Türkiye'deki sektörün bu standartlara ulaşmasının önündeki
engellerin kaldırılması için çalışma yapabileceğini söyledi.
Madencilik sektörü ile ilgili mevcut düzenlemenin yetersiz olduğunu
anlatan Karapaşaoğlu, ''Türkiye'de yalnızca madencilikle ilgili 98 ayrı mevzuat
var. Bu sistemde madencilik yapmak çok güç'' dedi.
Karapaşaoğlu, Türkiye'de raporda belirtildiği gibi madencilikte
uluslararası standartlara ulaşılması halinde ülke ekonomisine çok önemli bir
katkı sağlanabileceğini ifade etti.
Raporda bunu, uluslararası modelleri karşılaştırarak istatistiki olarak
da ele aldıklarını belirten Karapaşaoğlu, ''Özellikle istihdam açısından önemli
bir sonuca ulaşılabileceğini gördük. Hem de bu istihdam büyükşehirlerde değil
köylerde, kırsalda olacak. Yatırım-istihdam oranı ile ilgili yaptığımız
hesaplarda, yaklaşık 3 milyon kişiye istihdam sağlanacağı sonucuna ulaştık.
Dünyadaki örnekleri böyle. 10 yıllık perspektifte yaklaşık 50 milyar dolarlık
yatırım sağlanabilecek. Bu da Türkiye'nin cari açığı kapatabilecek miktar'' diye
konuştu.
Karapaşaoğlu, raporun 40 sayfalık bir özetini, Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan'a da sunduklarını bildirdi.
Karapaşaoğlu komisyonlarının, madencilik sektöründeki sorunların
aşılmasına ilişkin tespitlerin değerlendirilmesi ve bu sonuçların kamu kurumları
nezdinde uygulanmasını sağlamak için TBMM Dilekçe Komisyonuna başvurduklarını,
başvurunun komisyonda bugün ele alınacağını söyledi. (10.08)
Sorunlarını Araştırma Komisyonu, raporunu tamamladı. Komisyon Başkanı AK Parti
Bursa Milletvekili Altan Karapaşaoğlu, dünya standartları ile
karşılaştırıldığında, Türkiye de çok ilkel yöntemlerle madencilik yapıldığı
sonucuna ulaştıklarını bildirdi.
Karapaşaoğlu, yaptığı açıklamada, yaklaşık 4 ay çalışan
komisyonda, sektörle ilgili yüzlerce kişiyi dinlediklerini, madencilikte ileri
düzeyde olan ülkelerde incelemelerde bulunduklarını söyledi.
Çalışmaların ardından yaklaşık 800 sayfadan oluşan bir rapor
hazırladıklarını anlatan Karapaşaoğlu, raporun yarısının, sektörün sorunları ve
çözüm önerilerilerinden, diğer yarısının dünya modellemeleri ve
karşılaştırmalardan oluştuğunu bildirdi.
Raporun hazırlanmasında 16 uzmanın görev aldığını belirten Karapaşaoğlu,
bir araştırma komisyonu olarak ilk defa, dilin düzeltilmesi için raporu Türk Dil
Kurumuna da sunduklarını ifade etti. Karapaşaoğlu, TBMM Başkanlığına sunulan
raporu daha sonra ilgili tüm kurum ve kuruluşlara dağıtacaklarını söyledi.
Karapaşoğlu, raporda, dünya standartları ile karşılaştırıldığında,
Türkiye'deki madenciliğin çok ilkel yöntemlerle yapıldığı sonucuna ulaşıldığını
kaydetti. Raporda bu konuyla ilgili yer alan ayrıntıları açıklayan Karapaşaoğlu,
şunları söyledi:
''Madencilik sektöründe dünya standartlarına ulaşmamızdaki engellerin
başında, madenin rezervinin tespitinde yaşanan sıkıntılar var. Örneğin; Kanada
Türkiye'nin 13 katı büyüklüğünde. Tüm Kanada'da sondaj yapıldığını düşünün,
ulaşılan derinlik ortalama 900 metreyi buluyor. Türkiye'de ise bu oran 40-50
metrede kalıyor.
Raporda, Türkiye'de maden rezervini araştırma, bulma, tespit etme ve o
rezervin güvenli olduğunu kanıtlama sisteminin olmadığı yönünde tespit var.
Dünyada bu rezerveler, uluslararası akredite edilmiş kurum ve mühendislerce
onaylanıyor. Böylece bütün dünyada bu rezerv güvenli bir yatırım aracı olarak
görülüyor. Bu da beraberinde yabancı yatırımcıları, istihdamı, ekonomik canlılığı
getiriyor. Türkiye'de ise ne böyle bir akredite kurum ne de akredite mühendis
var. Dolayısıyla rezervlerimiz uluslararası yatırımcı kuruluşlarca güvenli
bulunmuyor.
Dünyada akredite kurumların onayladığı rezervler sigortalanıyor. Yani
yatırımcı milyarlar harcadığı maden yatırımında hayal kırıklığına uğrarsa,
sigorta bunun bedelini karşılıyor. Güvenli rezerv olmadığı için Türkiye de tabii
ki böyle bir sistem de yok. Yani, dünya modelleri ile karşılaştırıldığında
Türkiye'de kesinlikle ilkel koşullarda madencilik yapıldığı kanaatine vardık.''
Uluslararası standartlarda, akreditesi olmayan bir mühendisin ocağa
indirilmediğini belirten Karapaşaoğlu, söz konusu mühendislerin ortalama 3 ayda
bir sınava girerek akreditesini yenilemek zorunda olduğunu söyledi.
Komisyon olarak yaptıkları çalışmalar sonucunda, rapora da yansıdığı
şekliyle, Türkiye'de madenciliğin gelişi güzel yapıldığının ortaya çıktığını
ifade eden Karapaşaoğlu, ''Eline kazma küreği alan bir ocak açıyor ve sonucunda
hayal kırıklığına uğruyor ya da ölümle sonuçlanan kazalarla karşı karşıya
kalıyor'' dedi.
Raporda, maden ocaklarında meydana gelen kazalara da ayrıntılı olarak yer
verdiklerini belirten Karapaşaoğlu, Türkiye'de bu kazalarının teknik hata, ihmal
ve eğitimsizlikten kaynaklandığının tespit edildiğini söyledi.
Maden ocağı güvenliği konusunda özellikle Kanada ile karşılaştırma
yaptıklarını ifade eden Karapaşaoğlu, ''Kanada'da bir ocakta, güvenlik için
muhteşem bir yer altı şehri yapılmış. Ocakta kurulan odalarda, olası kazalara ve
mahsur kalma durumlarına karşı bir insanın 10 gün yaşamını sürdüreceği kadar
gıda, su ve oksijen tüpleri mevcut. Yani oradaki işçi yer altında mahsur kalsa ve
bu odalara ulaşsa, 10 gün boyunca kurtarılmayı bekleyebilecek. Bizde durum,
karşılaştırılamayacak kadar ilkel'' dedi.
Uluslararası standartlardaki maden ocaklarında önce rezervin tespit
edildiğini, sonra yüksek basınçlı su ile burada bulunan damardaki grizunun açığa
çıkarıldığını belirten Karapaşaoğlu, raporda Türkiye için de aynı modellerin
önerildiğini dile getirdi.
Bursa'da 19 kişinin ölümüyle sonuçlanan kazanın, ihmal ve eğitimsizlikten
kaynaklanan kazalara gösterilebilecek en iyi örnek olduğuna işaret eden
Karapaşaoğlu, ''Oradaki işçilerin yanında da gaz ölçen cihaz vardı. Ama bizim
işçilerimiz bu cihazları bellerine takmıştı. Oysa bu gaz hafif olduğu için
tavanda kalıyor. Dolayısıyla, cihaz yüksekte olmadığı için biriken gazı
ölçemiyor'' diye konuştu.
Karapaşaoğlu, madencilik sektöründe Türkiye'nin dünya standartlarına
ulaşabilmesi için, madencilikle ilgili müsteşarlık ya da bakanlık gibi ayrı bir
otoritenin oluşturulması önerisinde bulunduklarını bildirdi.
Altan Karapaşaoğlu, bu otoritenin uluslararası kurumlarla irtibat halinde
olacağını ve Türkiye'deki sektörün bu standartlara ulaşmasının önündeki
engellerin kaldırılması için çalışma yapabileceğini söyledi.
Madencilik sektörü ile ilgili mevcut düzenlemenin yetersiz olduğunu
anlatan Karapaşaoğlu, ''Türkiye'de yalnızca madencilikle ilgili 98 ayrı mevzuat
var. Bu sistemde madencilik yapmak çok güç'' dedi.
Karapaşaoğlu, Türkiye'de raporda belirtildiği gibi madencilikte
uluslararası standartlara ulaşılması halinde ülke ekonomisine çok önemli bir
katkı sağlanabileceğini ifade etti.
Raporda bunu, uluslararası modelleri karşılaştırarak istatistiki olarak
da ele aldıklarını belirten Karapaşaoğlu, ''Özellikle istihdam açısından önemli
bir sonuca ulaşılabileceğini gördük. Hem de bu istihdam büyükşehirlerde değil
köylerde, kırsalda olacak. Yatırım-istihdam oranı ile ilgili yaptığımız
hesaplarda, yaklaşık 3 milyon kişiye istihdam sağlanacağı sonucuna ulaştık.
Dünyadaki örnekleri böyle. 10 yıllık perspektifte yaklaşık 50 milyar dolarlık
yatırım sağlanabilecek. Bu da Türkiye'nin cari açığı kapatabilecek miktar'' diye
konuştu.
Karapaşaoğlu, raporun 40 sayfalık bir özetini, Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan'a da sunduklarını bildirdi.
Karapaşaoğlu komisyonlarının, madencilik sektöründeki sorunların
aşılmasına ilişkin tespitlerin değerlendirilmesi ve bu sonuçların kamu kurumları
nezdinde uygulanmasını sağlamak için TBMM Dilekçe Komisyonuna başvurduklarını,
başvurunun komisyonda bugün ele alınacağını söyledi. (10.08)
