2013-05-02 - 16:47
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Meral Akşener Başkanlığı'nda toplandı. TBMM Genel Kurulu'nda, Posta ve Telgraf Teşkilatı A.Ş'nin kuruluşu, yapılanması ve faaliyet konularına ilişkin usul ve esasları düzenleyen Posta Hizmetleri Kanunu Tasarısı'nın Birinci Bölümü içinde yer alan 4 maddesi kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Meral Akşener Başkanlığı'nda toplandı.
Kardeşlik ve Sevgi Haftası dolayısıyla gündemdışı söz alan AK Parti Ardahan Milletvekili Orhan Atalay, dünyada saldırganca etnik milliyetçilik sorunu yaşandığını, ırkçılık probleminin henüz sona ermediğini ifade etti. Atalay, bu haftanın, özelikle ırkçılık problemine dikkati çekmek amacıyla iyi değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti.
CHP Adana Milletvekili Ümit Özgümüş, Taksim'deki 1 Mayıs gösterilerinde güvenlik güçlerinin müdahalesini eleştirdi. Özgümüş'ün konuşması sırasında, CHP milletvekilleri, Taksim'deki söz konusu gösterilerle ilgili, üzerinde, ''1 Mayıs 2013 faşizmin 3 hali: Faşizmin gaz hali: biber gazı. Faşizmin sıvı hali: Tazyikli su. Faşizmin katı hali: AKP'' yazılı fotoğraf göstererek, polisin göstericilere müdahalesini protesto etti.
CHP Balıkesir Milletvekili Namık Havutça, göstericilerin, AK Parti Hükümeti'nin politikalarına haklı itirazda bulunmak istediklerini ancak AK Parti'nin göstericilere gaz bombası, biber gazı, tazyikli su ile karşılık verdiğini savundu. Havutça, ''Demokrasinin kırıntısını bile bulamıyoruz'' dedi.
CHP Bursa Milletvekili Aykan Erdemir, AK Parti Tokat Milletvekili Zeyid Aslan'ın, TBMM Genel Kurulu'nda CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç'e yönelik küfürlerini anımsatarak, ''Ağza alınamayacak küfürler etti. Sayın Genç'in rahmetli annesine dil uzatmaya cüret etti'' diye konuştu. Erdemir, tutanaklara yansımayan bölümde, Aslan'ın, ''Senin leşini buraya sereceğim'' dediğini belirterek, TBMM'de can güvenliğinin de kalmadığını söyledi.
Kamer Genç de söz konusu tartışmada Başkanlık Divanı'nın tarafsız davranmadığını belirterek, Başkanvekili Akşener'e, ''Zeyid Aslan'ın kınanmasını oylarken, neden dolayı kınama verildiğini açıklamadınız. Bunu kamuoyunun bilmesi gerekir'' dedi. Genç ayrıca, söz konusu tartışma ile ilgili tutanağın Meclis internet sitesinden çıkarılmasını kınadı.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, 3 Mayıs Milliyetçiler Günü'nü kutladı. Vural, ''Milliyetçiliği ayaklar altına almak isteyenleri millet ayakları altına alacaktır'' dedi. Vural ayrıca, Genel Kurul'daki tartışmayı anımsatarak, tartışmada kullanılan ifadeleri kınadıklarını belirtti. Oktay Vural, ''TBMM'de bu utanç verici sözleri tutanağa sokan zihniyetin Türk milletinin temsilinden ve edebinden uzak olduğunu vurgulamak istiyorum'' şeklinde konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın da Genel Kurul'daki söz konusu tartışmaya ilişkin, şunları söyledi:
''Hiçbirimizin arzu etmediği söylemlere bizler de tanık olduk maalesef. AK Parti Grubu olarak muhafazakar demokrat kimliğimize, aynı zamanda milletimizin manevi şahsiyetine yakıştıramadığımızı beyan etmek istiyorum. Sözler, söylenmeyecek derecede çok ağır sözlerdi. İlgili arkadaşımız da zaten kamuoyundan özür diledi. Gurup olarak, bunun gereğini yapmak için elimizden geleni yaptık. Bir defa kınama cezası verilmesini kendimiz ifade ettik. Yürütmekte olduğu araştırma komisyonu üyeliği ve başkanlığından da istifa etti. Arkadaşımızı Grup Disiplin Kurulu'na da sevk ettik.
Ancak, ciltler dolusu küfürler edenlerin yanında da durmamamız lazım. Biz gerekeni yaptık bugüne kadar. Geçen dönem de yaptık. Şimdi de yaptık. Ama diğer gruplardan da özelikle Anamuhalefet'ten de aynı hassasiyeti bekliyoruz.''
Genel Kurul'da daha sonra Zeyid Aslan'ın, TBMM Yasadışı Dinlemeleri Araştırma Komisyonu Başkanlığı ve üyeliğinden istifa tezkeresi okundu.
TBMM Genel Kurulu'nda, İstanbul'da dün 1 Mayıs kutlamalarında yaşanan olaylar gündeme geldi.
CHP, Danışma Kurulu toplanamadığı için 1 Mayıs'ta meydana gelen olaylara ilişkin araştırma önergesinin, bugün görüşülmesini, grup önerisi olarak Genel Kurul gündemine getirdi.
Öneri lehinde söz alan CHP İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi, İstanbul'un dün bir kaos ve devlet terörü yaşadığını, sıkıyönetim koşullarının bile ötesinde bir uygulamaya maruz kaldığını söyledi.
İstanbul halkının abluka altına alındığını ifade eden Çelebi, köprülerin, toplu taşımanın, İstanbul halkına kapatıldığını belirtti.
Çelebi, Hükümet'in, işçilere, emekçilere, halka, 1 Mayıs'a saldırmaya devam ettiğini savunarak, ''Bu saldırılar, AKP'nin işçi ve emekçi düşmanı tavrını, bir kez daha ortaya konmuştur. 'Orantılı güç kullandık' diyen İstanbul Valisi, kimsenin Taksim'deki çukurlara düşmemesinin haklı gururunu yaşarken, emekçiler gazlı, coplu polis şiddetinden hastanelere kaldırıldı. Taksim'de çukurlar korundu, insanlar korunmadı. Bir tarafta barış diyen, diğer tarafta işçilere savaş açan iktidar var ortada'' diye konuştu.
İstanbul'dan 1 Mayıs görüntülerinin yer aldığı fotoğrafları ve gaz bombasını gösteren Çelebi, ''Dünkü gaz bombalarınız, koklamanızı istiyorum, durabilecek misiniz- Dün o meydandaki gaz bombaları, hurdacılar tarafından böyle toplandı. Fransa, Güney Kore, Hindistan, Rusya ve Türkiye'deki 1 Mayıs. Bu fotoğraflardan utanın'' diye seslendi.
Konuşmasının ardından Çelebi, elindeki gaz bombasını, AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın'a vermek istedi.
Öneri aleyhinde söz alan AK Parti Kırıkkale Milletvekili Oğuz Kağan Köksal, AK Parti'nin işçi ve üretenlerin, ülkeyi çağdaş medeniyet seviyesine çıkartacağına inançlarının tam olduğunu dile getirdi.
Türkiye'nin her yerinde 1 Mayıs'ın büyük coşkuyla kutlandığını ancak İstanbul'da olaylar çıktığını anımsatan Köksal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bazı gruplar, -özellikle işçileri tenzih ediyorum, Türk işçisi, her zaman kurallara uyan, gayesi daha çok üretmek, ülkeyi yüceltmek olan insanlardır- bizim işçimiz değil, provokasyon niyetinde, modası geçmiş birtakım düşüncelerde olan bazı gruplar gelip, olay çıkarmak istedi. Nereden çıkardık, yakalananlardan. 40 tane molotofkokteyl niye yanındaydı, yaptıkları iş doğruysa neden yüzlerini gizlediler- Biraz da iğneyi kendinize batırın. 3 yıldır Taksim'de kutlanmadı mı- Dünkü olaylarda 66 dükkan yağmalanmış, camları kırılmış, bunların 1 Mayıs ile ne ilgisi var- Güvenlik güçlerinin kafasında bilya ne geziyordu- Bir noktaya geldi ki müdahale şart. Kamu düzeni, devlet malı tahrip ediliyor. Böyle olmasın ama biraz da tedbirin alınması lazım.''
MHP Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu, İstanbul halkının, dün sıkıyönetime tabi tutulduğunu söyledi.
Türkoğlu, 1 Mayıs'ın, çalışanların sorunlarının tartışıldığı, çözüm için somut adımların atıldığı, çalışan, işveren ve siyasi iradenin bir arada olması gereken gün olduğunu söyledi. Türkoğlu, işçilerin beklentilerinin karşılanması, iş hayatının adaletli, özgürlükçü, katılımcı, teşvik edici özelliğe kavuşması gerektiğini vurgulayarak, başta taşeronlaşma olmak üzere işçilerin çoğalan sorunlarının, asgari ücretin yetersizliğinin, meslek hastalıklarındaki artışın bir an önce çözülmesi gerektiğini kaydetti.
İstanbul'daki dünkü görüntülerin, 1 Mayıs 1977'deki tabloyu hatırlattığını ifade eden Türkoğlu, Hükümet'in 1 Mayıs ile ilgili süreci kötü yönettiğini söyledi.
Türkoğlu, daha önce Taksim'de olaysız toplantı yapılabildiğine işaret ederek, ''Nedeni nedir- Bölücü örgütlerin provokasyonu mu- Siz zaten bu örgütlerle her gün içli dışlısınız. Oslo, İmralı, Kandil'de muhabbet içindesiniz. Dünkü 1 Mayıs olayları, İstanbul Emniyeti, Valiliği, İçişleri Bakanlığı'nı sıkıntıya sokmuştur. Hükümet, bir süredir PKK ile muhabbetinin ortaya çıkması, takkesinin düşüp, kelinin görünmesinden rahatsızdır. Hükümet, gündemi değiştirmek niyetindeydi ama kel büyük, kapanmıyor. 22 bin polisle alınan önlemlerle marjinal gruplar etkisiz hale getirilemez miydi- Bu, Hükümetin beceriksizliğine hem de terör örgütüyle muhabbetini unutturma beceriksizliğine örnektir'' görüşünü dile getirdi.
Satışma gerekçesiyle söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, ''Biz birlik ve kardeşlik diyoruz. Bugün kardeşlik günü. Birlik ve kardeşlikten, milli birlikten bahsettiğimizde siz niye rahatsız oluyorsunuz, niye bölücülükten bahsediyorsunuz- Asıl ihanet, bu milli birlik ve kardeşliğe karşı çıkmaktır, bu çözüme karşı çıkmaktır. Bu millet adına, bu milletin gündemindeki sorunların çözümü için bu kadar gayret sarf ederken, elimizi taşın altına koyarken, siyasi risk alırken, millet adına siyaset yapan sizler ne yapıyorsunuz- Biraz kendinizi sorgulayın. Bugüne kadar bu millete ne verdiniz-'' diye sordu.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan da öneri üzerinde yaptığı konuşmada, İstanbul'da caz festivali kutlandığına işaret ederek, ancak İstanbul'un gazın festivaline, başkentine dönüştüğünü söyledi.
Kaplan, İstanbul kadar güzel ancak İstanbul kadar gazlanan başka bir şehir olup olmadığını sorarak, ''İstanbul, gazla anılacak bir şehir mi- Orhan Veli'nin kemiklerini sızlatıyorsunuz'' dedi.
Konuşmaların ardından CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
Genel Kurul'da daha sonra Posta Hizmetleri Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine geçildi.
Temel kanun olarak görüşülen tasarı üzerine söz alan BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, tasarıyla PTT işçilerinin sendikal haklarının kısıtlanacağını, taşeronlaşmaya gidileceğini savundu. Kaplan, 30 yıldır bu kuruma hizmet vermiş olan çok sayıda emekçi bulunduğunu, bunların haklarının korunması gerektiğini kaydetti.
Cep telefonlarına gelen reklam mesajlarına değinen ve telefonunu göstererek 10 tane reklam mesajı bulunduğunu belirten Kaplan, ''Reklam bombardımanına tabi tutup işkence ediyorlar'' dedi. Kaplan, bu konuda bir düzenleme yapılması gerektiğini ifade etti.
MHP Adana Milletvekili Ali Halaman, artık özelleştirmenin ''serbestleşme'' adı altında yürütüldüğünü savundu. Halaman, köklü bir geçmişe sahip olan posta hizmetlerinin 173 yıldır bir marka olduğunu belirterek, ''Marka olmuş böyle bir kurumu neden satıyorsunuz- Ekonomiye katkısı ne olacak- Keşke hükümet, bunu yaparken de akil adamlar çıkarıp da sorsaydı'' diye konuştu.
CHP İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan, tasarının gerekçesinde, posta hizmetlerinin enformasyon çağının getirdiği standartlara uyması gerektiğinden bahsedildiğini ancak yapılan anketlerde vatandaşın bu konuda fikrinin alınmadığını dile getirdi.
Eyidoğan, posta hizmetlerinde tekelden kurtulmanın öne sürüldüğünü ancak aslında bu tasarıyla yeni bir tekel ortaya çıkarıldığını, bunu tasarının birçok maddesinde tespit ettiklerini söyledi.
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, THY'nin yüzde 49'unun kamuya ait olduğunu belirterek, ''THY, eğer kamunun kontrolünde şirket olsaydı, bugün kan kaybetmeye devam edecekti, dünyanın en hızlı büyüyen şirketi olamayacaktı'' dedi.
Yıldırım, TBMM Genel Kurulu'nda Posta Hizmetleri Kanun Tasarısı'nın görüşmelerinde, milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Geçici işçiler ve taşeron işçilerin, hem kamuda hem özel sektörde, çalışma hayatının önemli sorunlarından biri olduğunu ifade eden Yıldırım, kamuda hizmet alımıyla çalıştırılanların sayısının 600 binin üzerinde olduğunu belirtti.
Yıldırım, bu konuya çözüm için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na görev verildiğine işaret ederek, bakanlığın, çalışmalarını sürdürdüğünü kaydetti. Yıldırım, işletmelerin, belirli süreler için hizmet alımı yaptığını vurgulayarak, ''Sözleşme süresi bitince, başka firma kazandığında maalesef bazen aynı çalışanlarla devam etmiyorlar. Mümkün mertebe devreye girerek, 'tecrübe kazanmış elemanlar, devam edin' diye telkinde bulunuyoruz. Buna rağmen bazen yıkıcı rekabetten dolayı işlerini kaybediyorlar'' diye konuştu.
PTT'nin, az personelle çok iş yapmaya çalıştığını dile getiren Yıldırım, 7 kalemden 200 kaleme kadar iş yapıldığını söyledi. Yıldırım, bir ayda 2 bin 400 işlem yapılırken, bu sayının 26 milyona çıktığını vurguladı.
Yıldırım, verimliliğin arttığını, personelin fedakarlık yaptığını dile getirerek, geçmiş dönemde personel sayısı fazla, hizmet miktarı ve kalitenin daha düşük olduğunu belirtti.
Türk Telekom'un yüzde 55'inin blok satışla Oger Telekom'da olduğuna işaret eden Yıldırım, ''Yüzde 31,6'sı kamuda, yüzde 13 küsuru borsada işlem görüyor. Yüzde 6,5'i, bu yıl içinde tekrar borsaya, halka arz edilmesi yönünde bir kararımız var. Piyasanın şartlarına göre hareket edeceğiz. Yakın vadede geri kalan yüzde 25'inin özelleştirilmesi gündemimizde değil'' dedi.
Bakan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:
''THY'nin yüzde 49'u kamuya ait. Bu bilinerek yapıldı. THY, eğer kamunun kontrolünde şirket olsaydı, bugün kan kaybetmeye devam edecekti, dünyanın en hızlı büyüyen şirketi olamayacaktı. Şu anda dünyada 204 noktaya uçan başka uçak şirketi yok, sadece THY var. Avrupa'nın 3. dünyanın 7. büyük şirketi. 235 tane yeni uçak alındı. THY'yi 55 uçakla devraldık, şu anda sayı 337. Önümüzdeki 5 yıl içinde 500'e yaklaşacak. 160 ülkeye uçuyor, Afrika'da 36 noktaya uçuyor. THY'nin direkt uçuşlarından sonra Afrika ile aramızdaki ticaret 7 ile 23 kat arttı. Dünyanın bir çok ülkesine doğrudan uçuş yapan, hizmet kalitesiyle günden güne gelişmesini sürdüren THY, kendisine verilen bu serbestlikle bunu başarmıştır.''
Yıldırım, ülkenin huzura, kalkınmaya, birliğe, beraberliğe ihtiyacı olduğunu ifade ederek, Türkiye'nin terörden bir şey kazanmadığını söyledi. Yıldırım, terörün bir daha ülkeye gelmeyecek şekilde gündemden kalkması gerektiğini kaydetti.
AK Parti Grup Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Cemil Çiçek'e gönderdiği cevabi mektupta, TBMM'nin saygınlığına gölge düşürecek her tavır ve üslubun şiddetle karşısında olduğunu bildirdi.
Yetkililerden alınan bilgiye göre, Erdoğan, mektubunda Çiçek'in, TBMM Genel Kurulu'nda sarf edilen ve "Gazi Meclis'in saygınlığına gölge düşüren kaba ve yaralayıcı sözler konusundaki" hassasiyetini yürekten paylaştığını ifade etti.
Bir AK Parti milletvekilinin "çok ağır tahrik altında olsa da" kullandığı ifadeleri asla tasvip etmediğini bildiren Erdoğan, mektubunda şunları kaydetti:
"AK Parti Grubu olarak, Genel Kurul'daki hal ve davranışlarımız, ayrıca sözlü ifadelerimiz noktasında, milletin yegane karar mercii olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin itibarını azami derecede gözettiğimizi, ecdadımızdan ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin köklü geleneğinden tevarüs ettiğimiz Türkçe'nin güzel kullanımını çok büyük bir hassasiyetle korumaya çalıştığımızı özellikle belirtmek isterim.
30.04.2013 tarihinde, bir üyemizin, çok ağır tahrik altında olsa da kullandığı ifadeleri asla tasvip etmiyoruz. Nitekim bu sözleri AK Parti Meclis Grubu olarak kınadık, milletvekilimizi uyardık ve gereğini yapmak üzere Grup Disiplin Kurulu'na sevk ettik."
AK Parti olarak dil ve üslup konusunda son derece hassas olduklarının altını çizen Erdoğan, diğer partilerden de aynı hassasiyeti beklemenin en tabii hakları olduğunu bildirdi.
Erdoğan, mektubunu şöyle sürdürdü:
"Nitekim, sözkonusu vahim ifadeler, bir CHP milletvekilinin Türkiye Cumhuriyeti'nin bir bakanına, bir kadına, bir anne ve bir eşe yönelik yakışıksız, edep ve adab dışı sözlü saldırılarının tartışıldığı bir ortamda sarf edilmiştir.
Elbette, Genel Kurul'da, bir CHP milletvekilinin, alışkanlık haline getirdiği bir tarz ile ahlak dışı, edep ve adab dışı sözlü saldırıları ve tahrikleri, aynı üslup ve dil ile cevaplanmaya bahane teşkil etmez. Ancak, Genel Kurulumuzda, parti ayrımı olmaksızın, bu tür sözlü ve fiili saldırıların sürekli olmasından, bunlara karşı etkili yaptırım uygulanmamasından, bu tür saldırıların tekerrüründen çok rahatsız olduğumuz sizin de, kamuoyunun da malumudur.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin saygınlığına gölge düşürecek her tavır ve üslubun şiddetle karşısında olduğumuzu hatırlatmak isterim. Etkili yaptırımların ve cezaların uygulanması noktasında AK Parti Grubu olarak her türlü desteği vermeye hazır olduğumuzu da bu vesileyle tekrar belirtmek arzusundayım."
Benzeri vahim olayların tekrar yaşanmaması için her türlü tedbiri alacaklarını bildiren Erdoğan, "Özellikle, ahlaksızlığı, kaba ve yaralayıcı dili alışkanlık haline getiren, bu yolla şöhret elde etmiş, tavır ve sözleriyle Genel Kurul'u sürekli tahrik eden, kendi partisinden de kınama ya da uyarı yerine teşvik gören üyelere yönelik caydırıcı ve cezalandırıcı tedbirleri gönülden destekleyeceğimizi bilmenizi isterim" görüşünü ifade etti.
Erdoğan, ayrıca TBMM çatısı altında benzeri olayların yaşanmamasını diledi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Posta ve Telgraf Teşkilatı A.Ş'nin kuruluşu, yapılanması ve faaliyet konularına ilişkin usul ve esasları düzenleyen Posta Hizmetleri Kanunu Tasarısı'nın Birinci Bölümü içinde yer alan 4 maddesi kabul edildi.
Tasarı üzerine söz alan CHP Antalya Milletvekili Gürkut Acar, tasarıyla, PTT'nin şirketleştirildiğini ifade ederek, ''Şirket olunca ne yarar sağlayacak, postalar daha hızlı mı gidecek-'' diye sordu. Acar, yapılmak istenenin, PTT çalışanlarının da taşeronlaştırması olduğunu savundu.
CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, tasarının, posta hizmetlerinin serbestleştirilmesi şeklinde sunulduğunu ancak bunun adının, özelleştirmenin ilk adımı olduğunu ileri sürdü.
MHP Isparta Milletvekili Nevzat Korkmaz, ülke için stratejik önem taşıyan kurumların özelleştirilmesine karşı olduklarını belirtti. Türk Telekom'un buna örnek olduğunu ifade eden Korkmaz, kar eden bu kurumun marka değerinin bile altında bir bedele satıldığını söyledi.
Temel kanun olarak görüşülen tasarının ilk 4 maddesi kabul edildi.
TBMM Başkanvekili Meral Akşener birleşime ara verdi. Akşener, aranın ardından komisyonun yerini almaması üzerine, 7 Mayıs Salı günü saat 15.00'de toplanmak üzere birleşimi kapattı.
Kardeşlik ve Sevgi Haftası dolayısıyla gündemdışı söz alan AK Parti Ardahan Milletvekili Orhan Atalay, dünyada saldırganca etnik milliyetçilik sorunu yaşandığını, ırkçılık probleminin henüz sona ermediğini ifade etti. Atalay, bu haftanın, özelikle ırkçılık problemine dikkati çekmek amacıyla iyi değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti.
CHP Adana Milletvekili Ümit Özgümüş, Taksim'deki 1 Mayıs gösterilerinde güvenlik güçlerinin müdahalesini eleştirdi. Özgümüş'ün konuşması sırasında, CHP milletvekilleri, Taksim'deki söz konusu gösterilerle ilgili, üzerinde, ''1 Mayıs 2013 faşizmin 3 hali: Faşizmin gaz hali: biber gazı. Faşizmin sıvı hali: Tazyikli su. Faşizmin katı hali: AKP'' yazılı fotoğraf göstererek, polisin göstericilere müdahalesini protesto etti.
CHP Balıkesir Milletvekili Namık Havutça, göstericilerin, AK Parti Hükümeti'nin politikalarına haklı itirazda bulunmak istediklerini ancak AK Parti'nin göstericilere gaz bombası, biber gazı, tazyikli su ile karşılık verdiğini savundu. Havutça, ''Demokrasinin kırıntısını bile bulamıyoruz'' dedi.
CHP Bursa Milletvekili Aykan Erdemir, AK Parti Tokat Milletvekili Zeyid Aslan'ın, TBMM Genel Kurulu'nda CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç'e yönelik küfürlerini anımsatarak, ''Ağza alınamayacak küfürler etti. Sayın Genç'in rahmetli annesine dil uzatmaya cüret etti'' diye konuştu. Erdemir, tutanaklara yansımayan bölümde, Aslan'ın, ''Senin leşini buraya sereceğim'' dediğini belirterek, TBMM'de can güvenliğinin de kalmadığını söyledi.
Kamer Genç de söz konusu tartışmada Başkanlık Divanı'nın tarafsız davranmadığını belirterek, Başkanvekili Akşener'e, ''Zeyid Aslan'ın kınanmasını oylarken, neden dolayı kınama verildiğini açıklamadınız. Bunu kamuoyunun bilmesi gerekir'' dedi. Genç ayrıca, söz konusu tartışma ile ilgili tutanağın Meclis internet sitesinden çıkarılmasını kınadı.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, 3 Mayıs Milliyetçiler Günü'nü kutladı. Vural, ''Milliyetçiliği ayaklar altına almak isteyenleri millet ayakları altına alacaktır'' dedi. Vural ayrıca, Genel Kurul'daki tartışmayı anımsatarak, tartışmada kullanılan ifadeleri kınadıklarını belirtti. Oktay Vural, ''TBMM'de bu utanç verici sözleri tutanağa sokan zihniyetin Türk milletinin temsilinden ve edebinden uzak olduğunu vurgulamak istiyorum'' şeklinde konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın da Genel Kurul'daki söz konusu tartışmaya ilişkin, şunları söyledi:
''Hiçbirimizin arzu etmediği söylemlere bizler de tanık olduk maalesef. AK Parti Grubu olarak muhafazakar demokrat kimliğimize, aynı zamanda milletimizin manevi şahsiyetine yakıştıramadığımızı beyan etmek istiyorum. Sözler, söylenmeyecek derecede çok ağır sözlerdi. İlgili arkadaşımız da zaten kamuoyundan özür diledi. Gurup olarak, bunun gereğini yapmak için elimizden geleni yaptık. Bir defa kınama cezası verilmesini kendimiz ifade ettik. Yürütmekte olduğu araştırma komisyonu üyeliği ve başkanlığından da istifa etti. Arkadaşımızı Grup Disiplin Kurulu'na da sevk ettik.
Ancak, ciltler dolusu küfürler edenlerin yanında da durmamamız lazım. Biz gerekeni yaptık bugüne kadar. Geçen dönem de yaptık. Şimdi de yaptık. Ama diğer gruplardan da özelikle Anamuhalefet'ten de aynı hassasiyeti bekliyoruz.''
Genel Kurul'da daha sonra Zeyid Aslan'ın, TBMM Yasadışı Dinlemeleri Araştırma Komisyonu Başkanlığı ve üyeliğinden istifa tezkeresi okundu.
TBMM Genel Kurulu'nda, İstanbul'da dün 1 Mayıs kutlamalarında yaşanan olaylar gündeme geldi.
CHP, Danışma Kurulu toplanamadığı için 1 Mayıs'ta meydana gelen olaylara ilişkin araştırma önergesinin, bugün görüşülmesini, grup önerisi olarak Genel Kurul gündemine getirdi.
Öneri lehinde söz alan CHP İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi, İstanbul'un dün bir kaos ve devlet terörü yaşadığını, sıkıyönetim koşullarının bile ötesinde bir uygulamaya maruz kaldığını söyledi.
İstanbul halkının abluka altına alındığını ifade eden Çelebi, köprülerin, toplu taşımanın, İstanbul halkına kapatıldığını belirtti.
Çelebi, Hükümet'in, işçilere, emekçilere, halka, 1 Mayıs'a saldırmaya devam ettiğini savunarak, ''Bu saldırılar, AKP'nin işçi ve emekçi düşmanı tavrını, bir kez daha ortaya konmuştur. 'Orantılı güç kullandık' diyen İstanbul Valisi, kimsenin Taksim'deki çukurlara düşmemesinin haklı gururunu yaşarken, emekçiler gazlı, coplu polis şiddetinden hastanelere kaldırıldı. Taksim'de çukurlar korundu, insanlar korunmadı. Bir tarafta barış diyen, diğer tarafta işçilere savaş açan iktidar var ortada'' diye konuştu.
İstanbul'dan 1 Mayıs görüntülerinin yer aldığı fotoğrafları ve gaz bombasını gösteren Çelebi, ''Dünkü gaz bombalarınız, koklamanızı istiyorum, durabilecek misiniz- Dün o meydandaki gaz bombaları, hurdacılar tarafından böyle toplandı. Fransa, Güney Kore, Hindistan, Rusya ve Türkiye'deki 1 Mayıs. Bu fotoğraflardan utanın'' diye seslendi.
Konuşmasının ardından Çelebi, elindeki gaz bombasını, AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın'a vermek istedi.
Öneri aleyhinde söz alan AK Parti Kırıkkale Milletvekili Oğuz Kağan Köksal, AK Parti'nin işçi ve üretenlerin, ülkeyi çağdaş medeniyet seviyesine çıkartacağına inançlarının tam olduğunu dile getirdi.
Türkiye'nin her yerinde 1 Mayıs'ın büyük coşkuyla kutlandığını ancak İstanbul'da olaylar çıktığını anımsatan Köksal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bazı gruplar, -özellikle işçileri tenzih ediyorum, Türk işçisi, her zaman kurallara uyan, gayesi daha çok üretmek, ülkeyi yüceltmek olan insanlardır- bizim işçimiz değil, provokasyon niyetinde, modası geçmiş birtakım düşüncelerde olan bazı gruplar gelip, olay çıkarmak istedi. Nereden çıkardık, yakalananlardan. 40 tane molotofkokteyl niye yanındaydı, yaptıkları iş doğruysa neden yüzlerini gizlediler- Biraz da iğneyi kendinize batırın. 3 yıldır Taksim'de kutlanmadı mı- Dünkü olaylarda 66 dükkan yağmalanmış, camları kırılmış, bunların 1 Mayıs ile ne ilgisi var- Güvenlik güçlerinin kafasında bilya ne geziyordu- Bir noktaya geldi ki müdahale şart. Kamu düzeni, devlet malı tahrip ediliyor. Böyle olmasın ama biraz da tedbirin alınması lazım.''
MHP Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu, İstanbul halkının, dün sıkıyönetime tabi tutulduğunu söyledi.
Türkoğlu, 1 Mayıs'ın, çalışanların sorunlarının tartışıldığı, çözüm için somut adımların atıldığı, çalışan, işveren ve siyasi iradenin bir arada olması gereken gün olduğunu söyledi. Türkoğlu, işçilerin beklentilerinin karşılanması, iş hayatının adaletli, özgürlükçü, katılımcı, teşvik edici özelliğe kavuşması gerektiğini vurgulayarak, başta taşeronlaşma olmak üzere işçilerin çoğalan sorunlarının, asgari ücretin yetersizliğinin, meslek hastalıklarındaki artışın bir an önce çözülmesi gerektiğini kaydetti.
İstanbul'daki dünkü görüntülerin, 1 Mayıs 1977'deki tabloyu hatırlattığını ifade eden Türkoğlu, Hükümet'in 1 Mayıs ile ilgili süreci kötü yönettiğini söyledi.
Türkoğlu, daha önce Taksim'de olaysız toplantı yapılabildiğine işaret ederek, ''Nedeni nedir- Bölücü örgütlerin provokasyonu mu- Siz zaten bu örgütlerle her gün içli dışlısınız. Oslo, İmralı, Kandil'de muhabbet içindesiniz. Dünkü 1 Mayıs olayları, İstanbul Emniyeti, Valiliği, İçişleri Bakanlığı'nı sıkıntıya sokmuştur. Hükümet, bir süredir PKK ile muhabbetinin ortaya çıkması, takkesinin düşüp, kelinin görünmesinden rahatsızdır. Hükümet, gündemi değiştirmek niyetindeydi ama kel büyük, kapanmıyor. 22 bin polisle alınan önlemlerle marjinal gruplar etkisiz hale getirilemez miydi- Bu, Hükümetin beceriksizliğine hem de terör örgütüyle muhabbetini unutturma beceriksizliğine örnektir'' görüşünü dile getirdi.
Satışma gerekçesiyle söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, ''Biz birlik ve kardeşlik diyoruz. Bugün kardeşlik günü. Birlik ve kardeşlikten, milli birlikten bahsettiğimizde siz niye rahatsız oluyorsunuz, niye bölücülükten bahsediyorsunuz- Asıl ihanet, bu milli birlik ve kardeşliğe karşı çıkmaktır, bu çözüme karşı çıkmaktır. Bu millet adına, bu milletin gündemindeki sorunların çözümü için bu kadar gayret sarf ederken, elimizi taşın altına koyarken, siyasi risk alırken, millet adına siyaset yapan sizler ne yapıyorsunuz- Biraz kendinizi sorgulayın. Bugüne kadar bu millete ne verdiniz-'' diye sordu.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan da öneri üzerinde yaptığı konuşmada, İstanbul'da caz festivali kutlandığına işaret ederek, ancak İstanbul'un gazın festivaline, başkentine dönüştüğünü söyledi.
Kaplan, İstanbul kadar güzel ancak İstanbul kadar gazlanan başka bir şehir olup olmadığını sorarak, ''İstanbul, gazla anılacak bir şehir mi- Orhan Veli'nin kemiklerini sızlatıyorsunuz'' dedi.
Konuşmaların ardından CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
Genel Kurul'da daha sonra Posta Hizmetleri Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine geçildi.
Temel kanun olarak görüşülen tasarı üzerine söz alan BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, tasarıyla PTT işçilerinin sendikal haklarının kısıtlanacağını, taşeronlaşmaya gidileceğini savundu. Kaplan, 30 yıldır bu kuruma hizmet vermiş olan çok sayıda emekçi bulunduğunu, bunların haklarının korunması gerektiğini kaydetti.
Cep telefonlarına gelen reklam mesajlarına değinen ve telefonunu göstererek 10 tane reklam mesajı bulunduğunu belirten Kaplan, ''Reklam bombardımanına tabi tutup işkence ediyorlar'' dedi. Kaplan, bu konuda bir düzenleme yapılması gerektiğini ifade etti.
MHP Adana Milletvekili Ali Halaman, artık özelleştirmenin ''serbestleşme'' adı altında yürütüldüğünü savundu. Halaman, köklü bir geçmişe sahip olan posta hizmetlerinin 173 yıldır bir marka olduğunu belirterek, ''Marka olmuş böyle bir kurumu neden satıyorsunuz- Ekonomiye katkısı ne olacak- Keşke hükümet, bunu yaparken de akil adamlar çıkarıp da sorsaydı'' diye konuştu.
CHP İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan, tasarının gerekçesinde, posta hizmetlerinin enformasyon çağının getirdiği standartlara uyması gerektiğinden bahsedildiğini ancak yapılan anketlerde vatandaşın bu konuda fikrinin alınmadığını dile getirdi.
Eyidoğan, posta hizmetlerinde tekelden kurtulmanın öne sürüldüğünü ancak aslında bu tasarıyla yeni bir tekel ortaya çıkarıldığını, bunu tasarının birçok maddesinde tespit ettiklerini söyledi.
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, THY'nin yüzde 49'unun kamuya ait olduğunu belirterek, ''THY, eğer kamunun kontrolünde şirket olsaydı, bugün kan kaybetmeye devam edecekti, dünyanın en hızlı büyüyen şirketi olamayacaktı'' dedi.
Yıldırım, TBMM Genel Kurulu'nda Posta Hizmetleri Kanun Tasarısı'nın görüşmelerinde, milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Geçici işçiler ve taşeron işçilerin, hem kamuda hem özel sektörde, çalışma hayatının önemli sorunlarından biri olduğunu ifade eden Yıldırım, kamuda hizmet alımıyla çalıştırılanların sayısının 600 binin üzerinde olduğunu belirtti.
Yıldırım, bu konuya çözüm için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na görev verildiğine işaret ederek, bakanlığın, çalışmalarını sürdürdüğünü kaydetti. Yıldırım, işletmelerin, belirli süreler için hizmet alımı yaptığını vurgulayarak, ''Sözleşme süresi bitince, başka firma kazandığında maalesef bazen aynı çalışanlarla devam etmiyorlar. Mümkün mertebe devreye girerek, 'tecrübe kazanmış elemanlar, devam edin' diye telkinde bulunuyoruz. Buna rağmen bazen yıkıcı rekabetten dolayı işlerini kaybediyorlar'' diye konuştu.
PTT'nin, az personelle çok iş yapmaya çalıştığını dile getiren Yıldırım, 7 kalemden 200 kaleme kadar iş yapıldığını söyledi. Yıldırım, bir ayda 2 bin 400 işlem yapılırken, bu sayının 26 milyona çıktığını vurguladı.
Yıldırım, verimliliğin arttığını, personelin fedakarlık yaptığını dile getirerek, geçmiş dönemde personel sayısı fazla, hizmet miktarı ve kalitenin daha düşük olduğunu belirtti.
Türk Telekom'un yüzde 55'inin blok satışla Oger Telekom'da olduğuna işaret eden Yıldırım, ''Yüzde 31,6'sı kamuda, yüzde 13 küsuru borsada işlem görüyor. Yüzde 6,5'i, bu yıl içinde tekrar borsaya, halka arz edilmesi yönünde bir kararımız var. Piyasanın şartlarına göre hareket edeceğiz. Yakın vadede geri kalan yüzde 25'inin özelleştirilmesi gündemimizde değil'' dedi.
Bakan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:
''THY'nin yüzde 49'u kamuya ait. Bu bilinerek yapıldı. THY, eğer kamunun kontrolünde şirket olsaydı, bugün kan kaybetmeye devam edecekti, dünyanın en hızlı büyüyen şirketi olamayacaktı. Şu anda dünyada 204 noktaya uçan başka uçak şirketi yok, sadece THY var. Avrupa'nın 3. dünyanın 7. büyük şirketi. 235 tane yeni uçak alındı. THY'yi 55 uçakla devraldık, şu anda sayı 337. Önümüzdeki 5 yıl içinde 500'e yaklaşacak. 160 ülkeye uçuyor, Afrika'da 36 noktaya uçuyor. THY'nin direkt uçuşlarından sonra Afrika ile aramızdaki ticaret 7 ile 23 kat arttı. Dünyanın bir çok ülkesine doğrudan uçuş yapan, hizmet kalitesiyle günden güne gelişmesini sürdüren THY, kendisine verilen bu serbestlikle bunu başarmıştır.''
Yıldırım, ülkenin huzura, kalkınmaya, birliğe, beraberliğe ihtiyacı olduğunu ifade ederek, Türkiye'nin terörden bir şey kazanmadığını söyledi. Yıldırım, terörün bir daha ülkeye gelmeyecek şekilde gündemden kalkması gerektiğini kaydetti.
AK Parti Grup Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Cemil Çiçek'e gönderdiği cevabi mektupta, TBMM'nin saygınlığına gölge düşürecek her tavır ve üslubun şiddetle karşısında olduğunu bildirdi.
Yetkililerden alınan bilgiye göre, Erdoğan, mektubunda Çiçek'in, TBMM Genel Kurulu'nda sarf edilen ve "Gazi Meclis'in saygınlığına gölge düşüren kaba ve yaralayıcı sözler konusundaki" hassasiyetini yürekten paylaştığını ifade etti.
Bir AK Parti milletvekilinin "çok ağır tahrik altında olsa da" kullandığı ifadeleri asla tasvip etmediğini bildiren Erdoğan, mektubunda şunları kaydetti:
"AK Parti Grubu olarak, Genel Kurul'daki hal ve davranışlarımız, ayrıca sözlü ifadelerimiz noktasında, milletin yegane karar mercii olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin itibarını azami derecede gözettiğimizi, ecdadımızdan ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin köklü geleneğinden tevarüs ettiğimiz Türkçe'nin güzel kullanımını çok büyük bir hassasiyetle korumaya çalıştığımızı özellikle belirtmek isterim.
30.04.2013 tarihinde, bir üyemizin, çok ağır tahrik altında olsa da kullandığı ifadeleri asla tasvip etmiyoruz. Nitekim bu sözleri AK Parti Meclis Grubu olarak kınadık, milletvekilimizi uyardık ve gereğini yapmak üzere Grup Disiplin Kurulu'na sevk ettik."
AK Parti olarak dil ve üslup konusunda son derece hassas olduklarının altını çizen Erdoğan, diğer partilerden de aynı hassasiyeti beklemenin en tabii hakları olduğunu bildirdi.
Erdoğan, mektubunu şöyle sürdürdü:
"Nitekim, sözkonusu vahim ifadeler, bir CHP milletvekilinin Türkiye Cumhuriyeti'nin bir bakanına, bir kadına, bir anne ve bir eşe yönelik yakışıksız, edep ve adab dışı sözlü saldırılarının tartışıldığı bir ortamda sarf edilmiştir.
Elbette, Genel Kurul'da, bir CHP milletvekilinin, alışkanlık haline getirdiği bir tarz ile ahlak dışı, edep ve adab dışı sözlü saldırıları ve tahrikleri, aynı üslup ve dil ile cevaplanmaya bahane teşkil etmez. Ancak, Genel Kurulumuzda, parti ayrımı olmaksızın, bu tür sözlü ve fiili saldırıların sürekli olmasından, bunlara karşı etkili yaptırım uygulanmamasından, bu tür saldırıların tekerrüründen çok rahatsız olduğumuz sizin de, kamuoyunun da malumudur.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin saygınlığına gölge düşürecek her tavır ve üslubun şiddetle karşısında olduğumuzu hatırlatmak isterim. Etkili yaptırımların ve cezaların uygulanması noktasında AK Parti Grubu olarak her türlü desteği vermeye hazır olduğumuzu da bu vesileyle tekrar belirtmek arzusundayım."
Benzeri vahim olayların tekrar yaşanmaması için her türlü tedbiri alacaklarını bildiren Erdoğan, "Özellikle, ahlaksızlığı, kaba ve yaralayıcı dili alışkanlık haline getiren, bu yolla şöhret elde etmiş, tavır ve sözleriyle Genel Kurul'u sürekli tahrik eden, kendi partisinden de kınama ya da uyarı yerine teşvik gören üyelere yönelik caydırıcı ve cezalandırıcı tedbirleri gönülden destekleyeceğimizi bilmenizi isterim" görüşünü ifade etti.
Erdoğan, ayrıca TBMM çatısı altında benzeri olayların yaşanmamasını diledi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Posta ve Telgraf Teşkilatı A.Ş'nin kuruluşu, yapılanması ve faaliyet konularına ilişkin usul ve esasları düzenleyen Posta Hizmetleri Kanunu Tasarısı'nın Birinci Bölümü içinde yer alan 4 maddesi kabul edildi.
Tasarı üzerine söz alan CHP Antalya Milletvekili Gürkut Acar, tasarıyla, PTT'nin şirketleştirildiğini ifade ederek, ''Şirket olunca ne yarar sağlayacak, postalar daha hızlı mı gidecek-'' diye sordu. Acar, yapılmak istenenin, PTT çalışanlarının da taşeronlaştırması olduğunu savundu.
CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, tasarının, posta hizmetlerinin serbestleştirilmesi şeklinde sunulduğunu ancak bunun adının, özelleştirmenin ilk adımı olduğunu ileri sürdü.
MHP Isparta Milletvekili Nevzat Korkmaz, ülke için stratejik önem taşıyan kurumların özelleştirilmesine karşı olduklarını belirtti. Türk Telekom'un buna örnek olduğunu ifade eden Korkmaz, kar eden bu kurumun marka değerinin bile altında bir bedele satıldığını söyledi.
Temel kanun olarak görüşülen tasarının ilk 4 maddesi kabul edildi.
TBMM Başkanvekili Meral Akşener birleşime ara verdi. Akşener, aranın ardından komisyonun yerini almaması üzerine, 7 Mayıs Salı günü saat 15.00'de toplanmak üzere birleşimi kapattı.
