2008-04-08 - 13:20
MHP GRUP TOPLANTISI...
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, AB komiserlerinin, ''Artık sabrımız kalmadı'' diyerek, Türkiye'yi tehdit ettiği bir dönemde, 301. maddeyi gündeme getirmenin AK Parti için siyasi iflas anlamına geleceğini belirtti.
MHP Grubu toplandı. Genel Başkan Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, ''301. madde Meclisin önüne getirilirse, AKP'li 339 milletvekili, milletin huzurunda bir onur ve haysiyet imtihanıyla karşı karşıya kalacak. Kimseye bırakmadıkları, muhafazakarlık, demokratlık ve mukaddesatçılığın gerçek yüzü ise bu imtihan sonucunda ortaya çıkacaktır'' dedi.

Bahçeli, AK Parti'nin kapatılma davasının, siyasi gündemi, gelişmeleri belirleyen ve yönlendiren temel konu olma niteliğini koruduğunu bildirdi. Bu konu etrafındaki tartışmaların yoğunlukla sürdüğü ortamda, yönü ve tutumunu hala belirleyemeyen yegane partinin, davanın muhatabı AK Parti olduğunu savunan Bahçeli, ''Sayın Başbakan ve arkadaşlarının kriz şartlarının oluşması karşısında, kafa karıştırmayı geçerli bir çözüm yöntemi olarak gördükleri anlaşılmaktadır. İfratla tefrit arasında gidip gelen AKP yöneticileri, komplo teorileri ve senaryolarına takılıp kalmaktan kurtulup, önümüzdeki sancılı dönem hakkında somut bir perspektif ve makul bir yol haritası geliştirememişlerdir'' diye konuştu.

İstanbul sermayesi ve medyasının, son uzlaşma çağrıları ve girişimlerinin de bu yönde bir hareketlenmeyi sağlamakta yetersiz kaldığını belirten Bahçeli, Türkiye'nin bugünkü kriz ortamına sürüklenmesinde büyük sorumluluğu olan gerilim denkleminin iki ucunu bir
araya getirmeyi amaçlayan bu girişimlerin ''romantik talepler'' olarak görülmenin ötesinde bir karşılık bulamadığını söyledi.

Bahçeli, AK Parti'nin sözcülüğü ve avukatlığı görevini üstlenen basın organlarındaki gönüllülerin, kapatma davası sonrası başlattıkları kampanyanın üslup düzeyinin, her geçen gün düştüğünü, yargıyı hedef alan hakaretlerin dozunun giderek arttığını kaydetti. Bahçeli, bu cihat kampanyasının, hukuka ve kanunlara meydan okuyan bir pervasızlık boyutlarına taşındığını savunarak, ''Sayın Başbakan susmakta, medyadaki sadık kalemleri kin kusmaktadır'' dedi.

''Bizim bu konudaki ilkemizin demokrasiyi korumak düşüncesinden mülhem olduğu çok iyi bilinmelidir'' görüşünü dile getiren Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Siyasi partilerin halk tarafından tasfiye edilmesi gerektiği, yargı yoluyla kapatmanın geçerli bir çözüm olmayacağı hakkındaki düşüncemiz de bu ilkemizin doğal bir sonucu olarak görülmelidir. Bu konuda tutarlı bir siyasi duruşu olmayanlarla aramızdaki temel fark; onların, şahısları ilkelerin önüne geçirmelerinde ve mutlak bireysel sorumsuzluğu demokrasi icabı olarak göstermeye çalışmalarında yatmaktadır.

MHP'ye yol göstermek için gayret sarf eden bu çevreler çok iyi bilmelidir ki, bizim kalemlerini iktidarın emrine veren, siyasi güç karşısında çıkar hesabıyla köle olan, ilkeli ve dik duruşu hiçbir dönemde bir erdem olarak görmeyen akıl hocalarına ihtiyacımız yoktur.''

MHP Genel Başkanı Bahçeli, gelinen bugünkü noktanın, siyasi bir çıkmaza girildiğini gösterdiğini savunarak, bunun aşılabilmesinin, hükümetin krizi sağlıklı biçimde yönetecek ve tahribatı sınırlı tutacak bir anlayışı ortaya koymasına bağlı olduğunu belirtti.

Bahçeli, ''Ancak Sayın Başbakan'ın milli iradeyi yargıya karşı bir silah olarak kullanmak niyetinde olduğuna ve AB'ye sarılmayı kurtuluş olarak gördüğüne işaret eden son beyanları, bu konuda ümitli ve iyimser olmaya mahal bırakmamaktadır'' dedi. 1960 öncesine öndermek yaparak ''Yeter söz de karar da milletin'' sloganını kullanan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, seçimlerde aldığı
oyları, herkese gözdağı vermek için bir tehdit aracına çevirme yanlışına düştüğünü ileri süren Bahçeli, ''Ankara'da korku senaryoları üretildiğini söyleyerek hedef saptırmaya çalışan Sayın Başbakan, bugünkü kriz ortamına sürüklenmesinde hiçbir sorumluluğu bulunmadığı
saplantısından kurtulamamıştır'' diye konuştu. Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın, bütün kusur ve hataları başkalarının sırtına yükleyerek aklanabileceği gibi nafile bir hesap ve çaba içine
girdiğini iddia etti.

''AB'NİN İKİYÜZLÜLÜĞÜ''

MHP Genel Başkanı Bahçeli, AB temsilcilerinin, son dönemde AK Partili bakanların teşvikiyle Türk hukuk sistemine ağır hakaretler yöneltmesi ve anayasal düzenin kökten değişmesi çağrılarında bulunmasının, AK Parti için onur ve itibar kaynağı sayılmayacağını söyledi. Bahçeli, AB Adalet Divanı'nın, PKK'nın terör örgütü olarak kabul edilmemesi konusunda aldığı son kararla, AB'nin Türk adaletini hedef tahtası haline getirmesinin aynı zamana rastlamasının, AB'nin ikiyüzlülüğünü bir kere daha gözler önüne serdiğini ifade etti.

Başbakan Erdoğan ve AK Parti yetkililerinin, kapatma davasını haksız bulmalarının anlaşılabilir bir durum olduğunu dile getiren Bahçeli, şunları kaydetti: ''Ancak, Türkiye'ye tepeden bakan, Türk milletini hor ve hakir gören AB komiserlerinin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ve kurumlarına alenen hakaret etmeleri karşısında sessiz kalmalarının, bu hakaretlere çanak tutmalarının anlaşılabilir ve kabul edilebilir bir yönü bulunmamaktadır. Bunu yapanların, bırakın demokrat ve muhafazakar olmayı, Türkiye'yi sevme iddiasında bulunmaya dahi hakları ve yüzleri olamayacaktır. Siyasi ihtirasları uğruna, Türkiye'nin onurunun ve haysiyetinin hedef alınmasına göz yumanların, siyasi geleceğini kurtarmak telaşıyla demokrasinin geleceğini ateşe atanların, 'demokrasi yıldızı' olarak anons edilmeleri ve milli irade havariliği yapmaları, kara bir mizah örneği olarak kalmaya mahkumdur.

Sayın Başbakan, içine girilen krizden çıkış yollarının, Brüksel'in kapılarında ve AB'nin koridorlarında değil, TBMM çatısı altında aranacağı ve bulunabileceği gerçeğini bir an önce kavramalı ve buna uygun olarak somut adımlar atmalıdır.''



Bahçeli, AK Parti'nin, önümüzdeki süreçte AB'ye bir can simidi olarak sarılacağı ve bu amaçla Brüksel'in dayatmalarının gereğini yerine getirecek bir hazırlık içinde olduğunun görüldüğünü savundu. Kriz ortamından çıkış için kendisi başlı başına bir kriz ve gerginlik
kaynağı olan dayatma paketlerinden medet ummanın, AK Parti'ye hakim olan zihin bulanıklığı ve pusulasızlığının bir göstergesi olduğunu ileri süren Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü: ''AB komiserlerinin 'artık sabrımız taştı' diyerek Türkiye'yi tehdit ettiği bir dönemde, 301. maddeyi böyle bir kriz ortamında gündeme getirmek AKP için siyasi iflas anlamına gelecektir. Bu yola sapma hazırlığı içinde olan Sayın Başbakan şu soruların cevabını Türk milletine vermek zorundadır: Türklüğe hakaretin serbest bırakılmasını kim ve hangi amaçla istemektedir? Ermeni soykırımı yalanının serbestçe seslendirilmesi ve buna haklılık kazandırılması sonucunu doğuracak böyle bir zillete katlanılmasını, Türkiye'den talep edenlerin sinsi amaçları ile AKP'nin emellerinin örtüşüyor olmasının ahlaki bir izahı nasıl bulunacaktır? PKK terör örgütü ve etnik bölücülerin de Türklük değerlerine hakaretin
serbest olmasını istemeleri karşısında, Sayın Başbakan bu ihanet odakları ile hangi fikri ve siyasi çizgide buluşmakta ve bunu nasıl açıklamaktadır? AB, PKK, etnik bölücüler ve Ermenistan'ın oluşturduğu cephenin baskı ve dayatmalarıyla Türk tarihine, Türklük değerlerine ve Türk milletine hakaretin önünün açılması, AKP'ye nasıl bir şeref ve
itibar kazandıracaktır? Sayın Başbakan, Türkiye'nin önüne bir demokrasi çıtası olarak büyük bir hayasızlıkla çıkarılan bu konuda, sürekli edebiyatını yaptığı milli iradenin yegane kaynağı olan Türk milletine hesap vermekten kaçamayacaktır. 301. madde Meclisin önüne getirilirse, AKP'li 339 milletvekili Türk Milletinin ve şerefli Türk tarihinin huzurunda bir onur ve haysiyet imtihanıyla karşı karşıya kalacaklardır. Kimseye bırakmadıkları, muhafazakarlık, demokratlık ve mukaddesatçılığın gerçek yüzü ise bu imtihan sonucunda ortaya çıkacaktır.

MHP, Meclis zemininde her imkanı kullanarak buna sonuna kadar karşı çıkacak ve AKP'nin temsilcisi olduğu bu sakat ve şaibeli zihniyetle ülke çapında bir kamuoyu oluşturma süreci başlatacaktır.''


Bahçeli, AK Parti'nin hazırladığı demokratikleşme ve anayasa değişiklikleri paketinde yer alması düşünülen diğer bazı konuların da Türkiye'de yaşanan gerginlik ve siyasi krizi daha da derinleştirecek nitelikte olduğunu ifade etti. Bahçeli, anadilde eğitim, yerel yönetimlere yetki devri ve milli kimlik ve vatandaşlık tanımlarına ilişkin hükümlerin, etnik bölücülüğün hain amaçlarına hizmet edeceğini ve Türkiye'yi çok tehlikeli bir çatışma ortamına sürükleyeceğini söyledi. AK Parti'nin, Türkiye'yi bölmenin, etnik tahriklerle milli birliğini yıkmaya çalışmanın ve bu yolla iç çatışma kışkırtıcılığı yapmanın, demokratik hak ve özgürlüklerle savunulamayacağını hala anlayamadığını belirten Bahçeli, ''Üniter milli devlet ve tek millet esası bakımından tartışma yaratacak zorlamalar ve anayasal vatandaşlık gibi zırvalarla
Türk milli kimliğiyle oynanmaya çalışılması, iç huzur ve güvenliği tehlikeye düşürecek ve AKP'yi altından kalkamayacağı çok ağır bir vebalın altında bırakacaktır'' diye konuştu.

Bahçeli, Türkiye'yi içine soktuğu siyasi krizden çıkarmak için sağduyu yerine AB'ye sarılan Başbakan'ın, topyekun bir devlet, rejim ve toplumsal krize davetiye çıkarmasının, Türkiye'ye yapılabilecek en büyük kötülük olacağını söyledi. Devlet Bahçeli, ''Sayın Başbakan kendini kurtarma telaşıyla bu yola saparsa, bu kez de partisini, Türkiye Cumhuriyeti'nin ülkesi ve
milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı fiil ve eylemlerin odağı haline getirmekte de önemli bir mesafe katedecektir. Bu durumda, Türkiye'nin böyle bir karanlık ortama sürüklenmesini önlemek için çaba gösterenlere de, Sayın Başbakan ve yol arkadaşlarına kendi düşen ağlamaz atasözünün derin anlamını hatırlatmak kalacaktır'' ifadesini kullandı.

Türk ekonomisinde, alarm zillerinin çalmaya başladığını, yıllardır sürdürülen sanal başarıların artık sonuna gelindiğinin ortaya çıktığını belirten Bahçeli, ''Yıllardır AKP'nin teslim politikalarını göz ardı ederek, tavizi küreselleşme; teslimiyeti çağdaşlık; yozlaşmayı
evrenselleşme, yoksulluğu gelişme olarak maskeleyen yandaşları da hükümeti terk etmek üzeredir'' dedi. Bahçeli, ekonominin güdümünün tamamen yabancı unsurlara geçtiğini
savunarak, şunları kaydetti: ''Bugün hükümetin düştüğü ekonomik sarmalda Başbakan Erdoğan'ın önünde iki seçenek kalmıştır: Birincisi, ekonomik krizi olabildiğince öteleyebilmek için dayandığı yabancı güçlere ve kaynaklara, tam teslimiyetçi ilave manevralar yapmak, ikincisi ise birinci tedbirlerin de çare olmadığı noktada, gelinen ekonomik buhranın faturasını başkalarına kesmek için partisine yönelik sanal tehditler ve komplolar yaratmak ve gerekçeler uydurmaktır. Başbakan'ın son konuşmalarında, kalkınma masalına devam etmek istediği dikkate alınırsa, ikinci seçenekten önümüzdeki günlerde yararlanacağı anlaşılmaktadır. Başbakan şimdiden, millete hizmetin önlenemeyeceğini
söyleyerek, sanki hizmeti önleyen birileri varmış gibi hayali düşmanlarla savaşmaya başlamıştır.''


Bahçeli, son günlerde üniversitelerde meydana gelen olaylarla ilgili olarak, ''Milliyetçi hareket mensuplarını bir kavganın tarafı gibi göstermeye yönelik alçakça girişimleri şiddetle ve nefretle kınıyorum. Yaşanan olayların mutlaka milliyetçilerle ilişkilendirilmesine yönelik sinsi ve zorlama gayretlerin beyhude çabalar olduğunu ve partimizle hiçbir ilgisinin olamayacağını kamuoyuna duyuruyorum '' dedi. Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında, son günlerde üniversitelerde meydana gelen öğrenci olaylarına değindi. Özellikle son aylarda, yurdun çeşitli yörelerinde meydana gelen toplu veya münferit olaylarda fail arayan mihrakların, ilk aklına gelen adresin, MHP ve ülkücü gençlik olduğunun, üniversitelerde meydana gelen bazı hadiseler ile bir kez daha ortaya çıktığını belirten Bahçeli, şöyle devam etti: ''Yıllardan beri, ısrarla ve her fırsatta partililerimizi ve ülkücü gençliği sokaktan uzak durmaya, tuzaklara karşı uyanık olmaya yönelik çağrılarımız kamuoyu tarafından izlenmekte ve bilinmektedir. Buna rağmen, İmralı canisinin sözde 'Doğum gününü kutlamak' adına yapılan provokasyonlardan yola çıkarak, çatışmanın, kavganın ve kargaşanın hiçbir şekilde muhatabı olmayan Milliyetçi Hareket mensuplarını bir
kavganın tarafı gibi göstermeye yönelik alçakça girişimleri şiddetle ve nefretle kınıyorum. Bu son gelişmelerden, milliyetçilerin milli meselelerin çözümünde demokratik inisiyatif almaya başlamalarının, içte ve dıştaki çeşitli güç odaklarını rahatsız ettiği ve bu nedenle
partimizi hedef aldıkları anlaşılmaktadır.'' MHP Genel Başkanı Bahçeli, ülkeyi kutuplaştırma ve cepheleştirme kampanyalarının yoğunlaştığı son günlerde, düğmeye basılmış gibi adeta
ortak akılla hareket eden MHP aleyhtarlığının, medyaya kadar bütün abartılarıyla yansıdığını ifade ederek, ''Özellikle, son yıllarda Kandil Dağı'ndan üniversite amfilerine ve yurtlarına kadar öğrenci maskesiyle inmiş bulunan PKK'lı hainleri göz ardı ederek, yaşanan münferit olayları Türk milliyetçilerine mal etme ve suçlu gibi gösterme konusundaki maksatlı girişimler hız kazanmıştır'' dedi.

''Huzurunuzda, yaşanan olayların mutlaka milliyetçilerle ilişkilendirilmesine yönelik sinsi ve zorlama gayretlerin beyhude çabalar olduğunu ve partimizle hiçbir ilgisinin olamayacağını kamuoyuna duyuruyorum'' diyen Bahçeli, şunları kaydetti: ''Milliyetçi-ülkücü hareket, kardeş kavgasına ve ayrımcılığa sürüklenmek istenen milletimizin birlik ve kucaklaşma adresi olacak, başka başkentlerde yazılmış parçalanma senaryolarının figüranı olmayacaktır.
Olayları incelemeden, çok yönlü görmeden yetkililerin raporlarını göz önüne almadan, hiç kimse Türkiye'de ülkücülük-Kürtçülük kavgasının başladığını söyleyemeyecektir. Tahrik ve tertipler ne derece büyük olursa olsun, Milliyetçi Hareket mensupları demokratik tepkiler
haricinde hiçbir girişime alet olmayacak, hiç kimsenin milliyetçilerin yüksek hassasiyetinin istismarına da fırsat vermeyecektir. Kurulduğu yıllardan bu yana milli hassasiyetlerin simgesi, Türklük sevgisinin timsali olan milliyetçi-ülkücü hareketin vatanseverlik refleksini sınamaya çalışanların niyetlerini bir kez daha sorgulamalarını ve bu sinsi emellerini gözden geçirmelerini umuyorum. Bu olaylar karşısında muhtemel tahriklerin devamının gelebileceği
düşüncesiyle, başta siyasi iktidar olmak üzere, valileri, üniversite rektörlerini, gerekli tedbirleri almaları konusunda acilen göreve davet ediyorum.''

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Sayın Başbakan, kendisinin, ailesinin ve yakınlarının gelirlerindeki göz kamaştırıcı artışlarla, vatandaşın gelirindeki sözde artışı birbirine
karıştırmaya başlamıştır'' dedi. Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, ekonomik gelişmelere değindi. 2002 yılından itibaren ortaya çıkan küresel ekonomik düzenin artık sonuna gelindiğini, küresel saadet zincirinin koptuğunu ifade eden Bahçeli, dış piyasalarda yaşanan bu çalkantı ve dengesizlik halinin, Türk ekonomisini ağır biçimde etkilemesinin kaçınılmaz olduğunu söyledi. Bahçeli, 1991, 1994, 1999 ve 2001 yıllarında; küresel ekonomik şoklar, depremler, toplumsal bunalım ve terör olayları gibi sebeplerle, yurt
dışından finansman akışının kesildiği dönemlerde Türk ekonomisinin durakladığı ya da küçüldüğünün bilinen bir gerçek olduğunu dile getirerek, ''AKP iktidarının güvenden ve istikrardan yoksun siyasi yönetimi; iç tasarrufların önemli bir bölümünün yurt dışında tutulmasına neden olmuştur. Küresel ekonomik sisteme sirayet eden finansal açmaz
karşısında, Başbakan Erdoğan ve AKP hükümetinin sergilediği basiretsizlik ve vurdumduymazlık, sorunları içinden çıkılamaz hale getirmeye başlamıştır'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan'ın, yaklaşan krizin kokusunu nihayet aldığını, kriz anı gelmeden, bahane üretmeye, istismar ve mazlum edebiyatının yeni örneklerine sığınmaya çalıştığını ileri süren Devlet Bahçeli, şöyle dedi: ''Bu gerçekler ortada iken, Başbakan meseleyi siyasi polemikle
çözeceğini zannederek, sahte başarı ve gelişme hikayeleri okumaya devam etmektedir. Hatta hakkındaki dava ile AKP'nin başarı masalı arasında bir bağ kurarak komplo teorileri üretmekte, AKP'siz bir Türkiye'de ekonominin çökeceği, sözde istikrarın bozulacağı gibi bir şantaj ve bahaneye çaresizce sığınmaktadır. Bir panik halini yaşamaya başladığı anlaşılan Başbakan'ın ağzından bu gidişatla, küresel krizin bile AKP karşıtlarınca çıkartıldığını işitmek, hatta ekonomik krizin muhalefetin tuzağı olduğunu duymak, hiç de şaşırtıcı olmayacaktır. Sayın Başbakan, bu çıkışları ile muhtemel ekonomik buhranı görmüş, gerekçelerini ve sebeplerini hükümet dışı faktörlere şimdiden yükleyerek, faturalarını
başkalarına ödetmek için siyasi bir manevraya başlamıştır.''

MHP Lideri Bahçeli, enflasyonun 2 haneli rakamlara ulaştığını, bu kapsamda yılın ilk 6 ayı için yüzde 2 zam alan işçi ve memurun enflasyona ezdirildiğini savunarak, ''Bugün karşımızdaki acı gerçek, yıllardır sıkılan kemerlere, çekilen sıkıntılara, milyonlarca vatandaşımızın fedakarlıklarına rağmen, enflasyonun yeniden dirilmiş olmasıdır. Hükümet bu konuda başarısız olmuştur ve bunun asla mazereti yoktur'' dedi.

Ekonomideki rakamlara da değinen Bahçeli, son 5 yıllık dönemde ihracatın büyük oranda arttığını, ancak ithalatta yüzde 230, dış ticaret açığında ise yüzde 306 oranında çok daha büyük artış olduğunu bildirdi. Bahçeli, geçen yıl toplam kamu borç stokunun, 2002'ye kıyasla yüzde 38 oranında, toplam net dış borç stokunun ise yüzde 90 düzeyinde arttığını
ifade etti. Milli gelirin hesaplama yöntemine de değinen MHP Genel Başkanı Bahçeli,
''Hükümetin övünerek yaptığı bu hesaba göre, dört kişilik bir ailenin her bireyine yılda 9 bin 333 dolar, ailenin tamamına ise 37 bin 300 dolar gelir girmesi gerekmektedir. Oysa ki bu tamamen bir aldatmacadır ve inanılacak tarafı yoktur. Görüldüğü kadarıyla, Sayın Başbakan,
kendisinin, ailesinin ve yakınlarının gelirlerindeki göz kamaştırıcı artışlarla, vatandaşın gelirindeki sözde artışı birbirine karıştırmaya başlamıştır. Kişi başına gelir rakamı, bu haliyle basit bir aritmetik ortalama olmaktan öteye bir anlam taşımamaktadır'' diye konuştu.

MHP ANTALYA İL YÖNETİMİNİN GÖREVDEN ALINMASI

Bu arada, MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural da gazetecilerle yaptığı sohbette, Antalya İl Yönetiminin, soruşturmanın sağlıklı bir şekilde yapılması için geçici olarak görevden alındığını bildirdi. Vural, ''Akdeniz Üniversitesindeki olayda silah kullanan şahsın, partiye
gelişine'' ilişkin bir soru üzerine de kendilerinin büyük bir sivil toplum örgütü olduğunu, gelen kişilerin kimliklerine bakamayacaklarını söyledi.

Vural, olayın hemen ardından şahısla ilgili bilgilerin servis edilmesinin de düşündürücü olduğunu kaydetti.