2013-07-12 - 16:10
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu'nda, TSK İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesini değiştiren düzenleme kabul edildi TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, ilk bölümünün tamamlanmasının ardından birleşime ara verdi. Yakut, aranın ardından komisyon ve hükümetin yerini almaması üzerine birleşimi Cumartesi saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
TSK İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesinde de değişiklik içeren kanun tasarısının görüşülmesine TBMM Genel Kurulu'nda başlandı.

Başkanvekili Sadık Yakut, "Torba Kanun" teklifinin kabul edilmesinin ardından gündemin diğer maddelerine geçti.

Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın okunması sırasında komisyon ve hükümet yerini aldı.

Böylece tasarının tümü üzerindeki görüşmelere geçildi.

Tasarıyla TSK İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesindeki "Silahlı Kuvvetlerin vazifesi; Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyetini kollamak ve korumaktır" ifadesi, "Silahlı Kuvvetlerin vazifesi; yurt dışından gelecek tehdit ve tehlikelere karşı Türk vatanını savunmak, caydırıcılık sağlayacak şekilde askeri gücün muhafazasını ve güçlendirilmesini sağlamak, Türkiye Büyük Millet Meclisi kararıyla yurtdışında verilen görevleri yapmak ve uluslararası barışın sağlanmasına yardımcı olmaktır" şeklinde değiştiriliyor.

Sözleşmeli erbaş ve erlerin uzman erbaşlığa geçiş yaş sınırı 25'ten 29'a yükseltiliyor.

Tasarı, Askerlik Kanunu kapsamında yükümlülüğünü yerine getirenlerden ölen ve sakatlananlar için tazminat ödenmesini öngörüyor.

Esir düşen, görevi sırasında harp gaibi olan veya enterne edilenlerle terörle mücadele görevi sırasında veya bu görevlerinden dolayı alıkonulan ya da kaybolan sözleşmeli erbaş ve erler, uzman erbaşlar ve uzman jandarmaların özlük haklarının da ailelerine ödenmeye devam edilmesi düzenleniyor.

Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, yurt içi güvenlikle ilgili İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Teşkilatı kanunları bulunduğunu belirterek, "Ordu kuvvetlerinin artık yurt içindeki olaylarda kullanılamayacağı yönündeki açıklamaların, bu kanunlar karşısında iler tutar tarafı yoktur" dedi.

Yılmaz, TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen TSK İç Hizmet Kanunu'nda da değişiklik içeren Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın tümü üzerindeki görüşmelerde hükümet adına bilgi verdi. Yılmaz, konuşma yapmak üzere kürsüye geldiğinde, oruç olduğunu unutarak, kürsüdeki bardaktan su içti. Uyarılar üzerine oruç olduğunu hatırlayan Yılmaz, ağzında kalan suyu geri çıkardı.

Tasarının getirdiği yenilikler hakkında bilgi veren Yılmaz, İl İdaresi Kanunu'nun 11. maddesinde değişiklik yapılarak, tek ili kapsayan terör olayında Vali'nin talebi üzerine silahlı kuvvetlerin kullanılmasının mümkün olduğunu, birden fazla ili içine alan terör hareketinde daha önce içişleri Bakanlığı ile Genelkurmay Başkanlığı arasında yapılan protokolle silahlı kuvvetlerin kullanılmasına ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisinin Bakanlar Kurulu'na bırakıldığını söyledi.

Yılmaz, mevzuatta valilerin ihtiyaç olduğunda silahlı kuvvetlerden yardım isteme yetkisi olduğunu ve bunda değişiklik yapılmadığını ifade etti.

Yurdun iç güvenliğini ve asayişini sağlamanın İçişleri Bakanlığı'na ait olduğunu anlatan Yılmaz, "Bu kanunlar var mı? Var. Geçerli mi? Geçerli. Emniyet Teşkilatı Kanunu, Atatürk sağken çıkmış. Ordu kuvvetlerinin artık yurt içindeki olaylarda kullanılamayacağı yönündeki açıklamaların, bu kanunlar karşısında iler tutar tarafı yoktur" diye konuştu.

TSK İç Hizmet Kanunu'nda yapılan değişikliklerle, askerlik mesleğinin ve TSK'nın görev tanımının değiştirildiğini, TSK mensuplarının siyasi faaliyette bulunamayacağının hüküm altına alındığını belirtti.

Terörle mücadele kapsamında, Bakanlar Kurulu kararıyla askeri veya özel güvenlik bölgesi ilan edilebileceğini, acil hallerde de 15 güne kadar özel güvenlik bölgesi ilan edilebileceğini dile getiren Yılmaz, "Gönül arzu eder ki bu madde kullanılmasın. Bütün mevzuatların içi kullanılmayan maddelerle dolu. Terör örgütleri olduğu sürece bu kanunun olması doğrudur. Gerekçesi de operasyon yapılan yerlere sivil vatandaşların girmesini önlemektir" dedi.

Silahlı kuvvetlerin Türkiye'nin değeri olduğunu ve Türk milletinin en çok güvendiği kurumların başında geldiğini vurgulayan Yılmaz, şöyle konuştu:

"Darbeyi, kurumsal olarak TSK yapmaz. Mısır'da da oldu. Önde mikrofona bir asker konuşuyor. Arkasında kim var? Yargı, üniversite, siyasi partiler. Darbe bir çete tarafından yapılır. Bu çetenin içinde silahlı kuvvetlerden de olan vardır. Ama bu mikrofonun önüne silahlı kuvvetler mensubunu koyuyorlar. Yoksa silahlı kuvvetler kurumsal olarak darbe yapmaz. Milletin en büyük güveni silahlı kuvvetleredir. Silahlı kuvvetler milletin güvenine ihanet etmez.

Ülkemizde darbe geleneği var. Darbelerin gerçek mağduru da millettir. Millet, kendi iradesiyle yönetme gücü verdiği kimsenin başkası yönetime getirildiğini görüyor. 1960, 1970, 1980 darbelerini ve 28 Şubat postmodern darbesini, demokrasiye balans ayarını göz önüne alırsak, her 10 yılda bir toplumun kendilerine yönetme yetkisi vermediği kimselerin, işbirliği ve görev paylaşımı yaptıkları gruplarla beraber halk iradesine müdahale ederek, yönetme hakkını gasp ettiklerini görürüz. Bu müdahale sonrası, sözcülük görevi de darbe yapılanması içinde yer alan TSK mensuplarına verilmektedir. TSK'nın bu itibarını kendilerine perde ettiklerini düşünürler. Halkta darbenin, TSK tarafından yapıldığı algısı oluşturulmaya çalışılır ama halk buna hiçbir zaman inanmamıştır. Darbeyi cunta yapabilir çünkü hukuk düzenini, anayasayı bir çete 'tanımam' diyebilir. 'Onu tarihin çöplüğüne attım' diyebilir. Anayasayı çöpe atma hakkı daha iyi anayasa yapmak kaydıyla halka aittir.

Milletimiz her darbeden sonra iktidarın kime verildiğine, kime verilmek istediğine bakarak, darbeyi ve darbecileri çok iyi tahlil etmiş, cuntayla işbirliği yapan siyasetçilere bu ülkeyi yönetme hakkını hiçbir zaman vermemiştir."

Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, "İstiyorsunuz ki herkesi Türk yapalım. Bu bir hisse, duyguysa, 'ben Türk değilim' diyenin duygusuna, düşüncesine de saygı duymak lazım. Bizim hiç kimseyi zorla Türk yapmak gibi niyetimiz yok. Türk milleti ırka dayanmaz, ortak değerlere dayanır" dedi.

Bakan Yılmaz, TBMM Genel Kurulu'nda, TSK İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesinde de değişiklik içeren kanun tasarısı üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Herhangi bir yörenin, ilin insanlarına yönelik müdahale yapılmasının sözkonusu olmadığını belirten Yılmaz, "Eğer böyle bir şey varsa, ben de bunun doğru olmadığını ifade ediyorum. Bence yapılmıyor. Türkiye hukuk devletidir. Hukuk mutlaka yerine gelir ama gecikmeli yerine gelir" şeklinde konuştu.

Yılmaz, askerlik tanımının Türkiye'de neyse yurtdışında da öyle olduğunu ifade ederek, "Nasıl doktorluğun tanımı Türkiye'de değişmezse ABD'de, İngiltere'de... Vatanını savunmak için verilmiş olan görevi en iyi şekilde yapacaktır. Dolayısıyla orada ideolojik bir gerekçe yoktur" diye konuştu.

Yılmaz, 12 Eylül'de yayınlanan bir numaralı bildiride, "Türk Silahlı Kuvvetleri, İç Hizmet Kanunu'nun verdiği Türkiye Cumhuriyeti'ni kollama ve koruma görevini yüce Türk milleti adına emir ve komuta içerisinde emirle yerine getirme kararı almış ve ülke yönetimine bütünüyle el koymuştur. Parlamento ve Hükümet feshedilmiştir" denildiğini ifade ederek, "Kanunun neresinde şu olursa Hükümeti, Parlamento'yu feshedebilirsin diyor? Anayasa kaldırılmıştır, Anayasa'yı kanunla kaldırabilmek mümkün müdür?" dedi. Yılmaz, 12 Eylül'den önceki uyarı mektubunda da aynı ifadenin geçtiğini, 1971 muhtırasında da "İç Hizmet Kanunu'nun verdiği yetkiye dayanılarak" denildiğini söyledi.

İsmet Yılmaz, "Bir şekilde azınlıkta olsa da silahlı kuvvetler içinde olup, buradan kendisine darbeye gidecek bir yol olduğunu görenler de var. İster eksikliği gidermek, ister algılamayı değiştirmek için bunun değişmesi gerekmektedir" diye konuştu. Yılmaz, bu değişikliğin PKK ile kesinlikle ilgisi olmadığını kaydetti.

İhtiyaç olan yerlerde karakol yapıldığını, ihtiyaç olmayan yerlerde ise kaldırıldığını anlatan Yılmaz, 157 karakolun yapımının planlandığını, bunların 66'sının tamamlandığını, 54'ünün inşaatının, 20'sinin ihalesinin devam ettiğini, 17'sinin ise inşaat hazırlık faaliyetlerinin sürdürüldüğünü bildirdi.

Yılmaz, Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'na göre, silahlı kuvvetlerden ayrılan veya çıkarılan bir personelin geri dönmesinin mümkün olmadığını söyleyerek, bu hakkın verilmesinin silahlı kuvvetlerin terfi sistemini ve iç işleyişini bozabileceğini belirtti.

Milli Savunma Bakanlığı ve silahlı kuvvetler bünyesinde 33 bin 46 sivil memurun görev yaptığını, bunların 3 bin 262'sinin ilköğretim mezunu, 9 bin 832'sinin lise, 7 bin 259'unun yüksekokul, 11 bin 312'sinin fakülte, bin 239'unun yüksek lisans mezunu, 42'sinin ise doktora mezunu olduğunu kaydeden Yılmaz, sivil memurların devlet memurlarının haklarına sahip olduğunu kaydetti.

Bakan Yılmaz, Türklükle hiç bir sorunlarının olmadığını ifade ederek, şöyle konuştu:

"İstiyorsunuz ki herkesi Türk yapalım. Bu bir hisse, duyguysa, 'ben Türk değilim' diyenin duygusuna, düşüncesine de saygı duymak lazım. Bizim hiç kimseyi zorla Türk yapmak gibi niyetimiz yok. Bu milletin adı; 'ortak yaşama iradesi olan, iyi günde kötü günde birarada yaşamış olan ve önümüzdeki bin yılda da beraber yaşayacağız' diyenlerdir. Siz herkesi Türk yapmak için zorluyorsunuz, adete ırkçı bir yaklaşımla ele alıyorsunuz. Türk milleti ırka dayanmaz, Türk milleti ortak değerlere dayanır, bu ortak değerleri kabul eden de bu ülkenin vatandaşıdır. Türkiye Cumhuriyeti'ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür."

Yılmaz, Gezi Parkı protestocularını döven sivillerle ilgili olarak, insanların hukuku çiğneyebileceğini, ancak bunun karşılığını göreceğini bilmesi gerektiğini belirterek, yargının yavaş da işlese gereğini yapacağını ifade etti.

MHP Gaziantep Milletvekili Edip Semih Yalçın, "Türkiye'nin hayati güvenlik ihtiyaçları, darbeler, terörle mücadele uygulamaları ve geçmişte yapılan hatalar dolayısıyla bir takım çevrelerde ordu üzerinde oluşan antipatiye kurban edilemez" dedi.

TBMM Genel Kurulu'nda, TSK İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesini de değiştiren Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı muhalefet milletvekilleri tarafından eleştirildi.

MHP Gaziantep Milletvekili Semih Yalçın, iç tehdidin görmezden gelinerek, TSK'ya yurt dışından gelecek tehdit ve tehlikelere karşı vatanı savunma görevi verildiğini ifade eden Yalçın, "Bu çaba samimi değildir, bizce maksatlıdır. Asıl hedef de başkadır" dedi.

Her darbenin gayrimeşru ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu belirten Yalçın, TSK İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesinin darbeye dayanak olamayacağını söyledi. Yalçın, "Kanunla darbe yapılamayacağı gibi kanunla darbe de önlenemez" diye konuştu.

Tasarının yasalaşması halinde, TSK'nın sadece dış tehdit karşısında devletin güvenliğini sağlamakla yükümlü olacağına dikkati çeken Yalçın, "İktidarın orduyu kışlaya hapsetme çabası devleti ve sistemi dönüştürmek, terör örgütünün taahhütlerini yerine getirebilmek içindir" iddiasında bulundu.

Türkiye'nin çok yönlü tehdit altında olduğunu anlatan Yalçın, "Türkiye üzerinden uzak emelleri bulunan bazı ülkelerin de destek verdiği bölücü terör, Türkiye'nin hem dış hem de iç güvenliğini tehdit ederken orduyu devre dışı bırakmak, vahim bir hata olacaktır. Türkiye'nin hayati güvenlik ihtiyaçları, darbeler, terörle mücadele uygulamaları ve geçmişte yapılan hatalar dolayısıyla bir takım çevrelerde ordu üzerinde oluşan antipatiye kurban edilemez" dedi.

CHP İzmir Milletvekili Mustafa Moroğlu, tasarının Meclis'in tatile gireceği dönemde gündeme getirilmesinin nedeninin Gezi Parkı odaklı olayların engellenmesiyle ilgili olduğunu öne sürdü.

TSK İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesindeki değişikliği onayladıklarını kaydeden Moroğlu, "Çünkü bu madde, darbecilerin hem 12 Mart'ta hem 12 Eylül'de sığındığı madde halinde değerlendirildi" dedi. Darbelerin, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılmasıyla önlenebileceğini dile getiren Moroğlu, günlük yaşamdaki sorunlar çözüldüğünde, bunu kimsenin istismar edemeyeceğini söyledi.

BDP Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu ise silahlı kuvvetlerin temel görevinin yurt savunması olduğunu ifade ederek, ordunun siyasetin dışında olması gerektiğini ve farlı görevler atfedilemeyeceğini söyledi.

Türkiye'nin 12 Eylül darbesinden sonra yapılan Anayasa ve anayasal kurumlarla yönetildiğini anımsatan Zenderlioğlu, bunların neden ortadan kaldırılmadığını sordu. Zenderlioğlu, seçim barajının da darbe ürünü olduğunu kaydetti.

TSK İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesindeki değişikliğin geç kaldığını dile getiren Zenderlioğlu, "Politika yapmak isteyen varsa apoletlerini çıkarsın. İstediği partiden aday olabilir. Bunların önünü kesen yok ancak ordunun hiçbir zaman siyasete müdahale etme hakkı yoktur" diye konuştu.

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) İç Hizmet Kanunu'nda değişiklik yapan tasarının, askerliğin tanımının yeniden yapıldığı maddesi tartışmaya neden oldu.

TBMM Genel Kurulu'nda, TSK İç Hizmet Kanunu'nda da değişiklik içeren Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı görüşülüyor.

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, tasarının, askerliğin tanımının yapıldığı 17. maddesine itiraz etti.

Tanımdan "Türk vatanını" ifadesinin çıkarılmasına itiraz eden Vural, askerliğin vatan hizmeti olduğunu söyledi.

AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, vatan hizmetini sadece askerlikle sınırlandırmamak gerektiğini, askerliğin vatan hizmetlerinden birisi olduğunu belirtti.

Tekrar söz alan Vural, "Maddeden Türk vatanını neden çıkartıyorsunuz, neden dışlıyorsunuz?" diye konuştu.

AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, İç Hizmet Kanunu'nun değiştirilen 35. maddesinde "silahlı kuvvetlerinin vazifesi Türk vatanını savunmaktır" ibaresini koruduklarını söyleyerek, askerliğin tanımının dünyanın her yerinde aynı yapıldığını kaydetti.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, askerin her hal ve şartta hükümetin emrinde olması gerektiğine işaret ederek, "Biz askerimizi kışlada severiz, sokakta sevmeyiz" dedi.

Maddede yapılan askerlik tanımının çok yuvarlık bir tanım olduğunu, bunun kaldırılmasının daha uygun olacağını ifade eden Altay, maddede yapılan askerlik tanımının, sözlük tanımı olduğunu söyledi.

MHP Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak, "Bu, vicdani redde giden bir konu olacaktır" diye konuştu.

BDP, madde üzerinde zorunlu askerliğin kaldırılmasını öngören önerge verdi.

Önerge üzerinde konuşan BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, zorunlu askerliğin kaldırılması gerektiğini düşündüklerini belirterek, "Vicdani ret hakkı, ileri demokrasilerde olan bireysel haktır" değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'nin altına imza attığı uluslararası sözleşmelerde ve AİHM'in bugüne kadar verdiği kararlarda, bu durumun çok açık ve net olduğunu ifade eden Baluken, "Türk vatanını korumak ifadesi konulmak isteniyor. O zaman bunu diğer mesleklerde de koyalım" dedi.

Baluken, askeri harcamaların yüzde 20 oranında artarak 9 milyar TL'ye ulaştığını anlatarak, "Çünkü aynı zihniyet devam ediyor, karakollar, kalekollar yapılıyor" ifadesini kullandı. Baluken, ordu içerisinde artık birtakım yüzleşmelerin olması gerektiğini söyledi.

Konuşmaların ardından oylanan önerge kabul edilmedi.

MHP de askerliğin tanımının mevcut halinde olduğu gibi, "Askerlik: Türk vatanını, istiklal ve cumhuriyetini korumak için harp sanatını öğrenmek ve yapmak mükellefiyetidir" şeklinde olması için önerge verdi.

Önerge üzerinde konuşan MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin görevinin anayasada vatan hizmeti olarak tanımlandığını ancak tasarıda, "harp sanatını öğrenmek" olarak belirtildiğini kaydetti. Bu tanımı kabul edemeyeceklerini dile getiren Şandır, şöyle konuştu:

"Adam 'ben harp yapma sanatını yapmak istemiyorum' derse ne olacak? Bu işi 'ben marangoz olmak istemiyorum' noktasına getiriyorsunuz, bu da vicdani reddi getirir. Nereden talimat geldiyse anlayamadık. Askerliği marangozluk ve doktorluk öğrenmek gibi hale getiriyorsunuz. Askerlik vatan görevi olmaktan çıkıyor, taşeron işçilik gibi bir hale geliyor. Türk vatanı tanımının neresinden rahatsız oluyorsunuz. PKK talep ettiği için mi bunları yapıyorsunuz, bu yaptığınız müzakerelerin bir mutabakat maddesi midir? Tarih sizi bu konuda mahkum edecektir, sizi vicdanınıza bırakıyorum" dedi.

MHP'nin önergesi kabul edilmezken, MHP'nin talebi üzerine, yapılan açık oylamada madde kabul edildi.

Tasarının görüşmeleri 19. madde üzerinde devam ediyor.

TBMM Genel Kurulu'nda, TSK İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesini değiştiren düzenleme kabul edildi. "Silahlı Kuvvetlerin vazifesi; Türk yurdunu ve anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti'ni kollamak ve korumaktır" ifadesi, "Silahlı Kuvvetlerin vazifesi; yurtdışından gelecek tehdit ve tehlikelere karşı Türk vatanını savunmak, caydırıcılık sağlayacak şekilde askeri gücün muhafazasını ve güçlendirilmesini sağlamak, TBMM kararıyla yurtdışında verilen görevleri yapmak ve uluslararası barışın sağlanmasına yardımcı olmaktır" şeklinde değiştirildi.

Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın TBMM Genel Kurulu'ndaki görüşmelerine devam edildi.

TSK İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesinde değişiklik öngören maddeye MHP karşı çıktı.

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, TSK İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesinin, darbelere mesnet olarak öne sürüldüğünü anımsatarak, "Darbelerin meşruiyeti yoktur. 'İç Hizmet Kanunu'ndaki değişiklikle darbeleri önleyeceğiz' diyenler, aslında darbelerin meşruiyetini savunanlardır" dedi.

Çağdaş ülkelerde tehditlerin bütün olduğunu belirten Vural, "Tehditler iç, dış diye ayrılmaz. Tehdit varsa dışarıdaki tehditlerin önemli bir kısmı, içerideki tehdit araçlarını kullanmaktadır. TSK'nın milli güvenlik konseptini ikiye bölerek, sadece dış tehditlere indirgemek çağdaş gelişmeleri algılayamayan bir anlayıştır" diye konuştu.

Düzenlemeyle TSK'ya uluslararası barışı sağlama görevi verildiğini de anlatan Vural, "Kimden alacak bu görevi? Parlamento veriyor zaten. TSK başkalarının, küresel güçlerin jandarması değildir. Tehdidi bölmek, PKK'nın istekleri doğrultusunda TSK'nın iç tehditler karşısında elini kolunu bağlamak, görevinden elini çektirmektir" dedi.

-"Kirli ve kanlı sığınağın adı"-

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ise düzenlemeye destek vererek, "Meclis bugün psikolojik eşiği aşma noktasına gelmiştir" ifadesini kullandı.

Düzenlemenin Türkiye demokrasisi açısından sevinilecek bir durum olduğunu dile getiren Tanrıkulu, "Keşke bu değişiklik daha önce yapılsaydı. Umarım bundan sora Türkiye darbeleri konuşmaz, demokrasisini geliştirir" değerlendirmesinde bulundu.

TSK İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesini, "kirli ve kanlı sığınağın adı" olarak niteleyen Tanrıkulu, "Meclis bunu temizleyerek tarihi bir görevi ifa etmiş olacaktır" diye konuştu. Tanrıkulu, maddeyi değiştirmenin yeterli olmadığını, "bütünsel temizlik" yapılmasının önemli olduğunu savunarak, darbeci zihniyetin ve bu zihniyete yakın anlayışın da toplumun algılarından çıkarılması gerektiğini söyledi.

BDP Mardin Milletvekili Erol Dora da 35. maddenin, darbelerin yasal zemini olduğunu belirtti. Askeri darbelerin insan haklarını, demokrasiyi yok saydığını, seçilmiş siyasilerin temsil yetkilerini sekteye uğrattığını ve toplumda büyük yıkımlara yol açtığını anlatan Dora, "Düzenleme önemli. Darbe girişimlerini yok etmek, 35. maddeyi revize etmekle olacak durum değil. Darbe algısı yok edilmeli" yorumunda bulundu.

Konuşmalarından ardından maddedeki değişiklik oylanarak kabul edildi. Oylamada bazı CHP milletvekillerinin de "kabul" oyu verdiği görüldü.

TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, tasarının 21 maddelik ilk bölümünün tamamlanmasının ardından birleşime ara verdi. Yakut, aranın ardından komisyon ve hükümetin yerini almaması üzerine birleşimi bugün saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.