2016-06-08 - 12:06
MHP GRUP TOPLANTISI...
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Osmaniye'de 14 cana mal olan elim trafik kazasının henüz yankı ve ıstırabı dinmemişken, Allah?tan korkmayan, kuldan utanmayan, insanlıkla en ufak bağı bulunmayan canilerin Ramazan'da da boş durmadıklarını söyledi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Osmaniye'de 14 cana mal olan elim trafik kazasının henüz yankı ve ıstırabı dinmemişken, Allah?tan korkmayan, kuldan utanmayan, insanlıkla en ufak bağı bulunmayan canilerin Ramazan'da da boş durmadıklarını söyledi.

Dün İstanbul Vezneciler'de herkesi acıya boğan bir vahşet yaşandığını vurgulayan Bahçeli, şehitlere Allah'tan rahmet, yararılara acil şifa diledi.

Bahçeli, "Ankara'da başkanlık falı açanların, partili cumhurbaşkanlığı olsun diye tutturanların, çıkarlarını her şeyin önüne koyanların bereketsizlik ve beceriksizliği gizlenemeyecek derecede ortadadır. Ülke olarak kaosta olduğumuz, karanlıkta bocaladığımız da yok sayılamaz." diye konuştu.

Türkiye?yi yönetmekle mükellef ve sorumlu hükümetin "bir tek kişinin peşine düşmüş, ona yeni bir koltuk bulma arayışına koyulduğunu" öne süren Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Başbakanlık koltuğunda oturan Sayın Yıldırım, geçen hafta öyle bir açıklama yapmış, öyle bir yanlışa imza atmıştır ki Türkiye'nin kuruluş sütunları bir kez daha sallanmıştır. Başbakan şu açıklamayı fütursuzca yapabilmiştir: 'Anayasa ne söylerse söylesin, Cumhurbaşkanımızın fiili olarak sorumluluğu doğmuştur. Filli durumla Anayasanın şu anda birbiriyle uyumlu hale getirilmesi gerekir.' Bu ucube sözler hukuk devletinin rafa kalktığının vesikasıdır. Bu sözler Anayasa suçu, kanunsuzluğun belgesidir. Yürürlükteki Anayasaya bütünüyle bağlı ve sadık şekilde görev yapması gereken bir hükümet başkanı bizzat Anayasanın üzerini çizmiştir.

Bugün 'Anayasa ne söylerse söylesin' diyenler, yarın 'millet ne derse desin' dönüşünü ahlaksızca yapabileceklerdir. Sayın Başbakan'a bu hakkı kim vermiştir? Hadi sayın Erdoğan 'bin' deyince binenler, yarın 'in' dediğinde ne yapacak, nereye saklanacak, yine bu hukuksuzluğun fedaisi kesilecekler midir? Hukuk yoksa, Anayasa askıdaysa, devletin dayandığı ilkeler imha edilmişse, o zaman terörle bizim bilmediğimiz hangi yöntemlerle mücadele edilecektir?

Türkiye, terörün darbesiyle sarsılırken Sayın Erdoğan kendi derdinde, sayın Yıldırım verilen ev ödevlerini yapmanın telaş ve hevesindedir. Katiller büyükşehirlere bomba yüklü araçları birer birer sevk edip pusu kurarken Cumhurbaşkanı 'anneliği reddeden bir kadın yarımdır' diyerek halt etmiş, patinaj yapmış, kadınlık onurunu incitmiştir. Doğum kontrolü polemiğinde çıta yükselten Erdoğan?ın, doğmuş ve büyümüş evlatlarımıza kıyıldığını görmesi için, merak ediyoruz, daha neyin olması gerekmektedir?"

Bombayla yüklenmiş kanlı aracın İstanbul Vezneciler'e kadar getirildiğini, infilak ettirileceği uygun zaman kollandığını ve bundan kimsenin haberi olmadığını belirten Bahçeli, "Bu nasıl bir devlet yönetimidir, nasıl bir iktidar anlayışıdır? Nerede bu devlet, nerede bu hükümet, nerede bahsedilen milli kudret? Yüksek yargı başkanlarının mevsimlik işçilere özenip çay topladığı, MİT Müsteşarının Afrika?da gezdiği bir devlet sahipsiz değildir de nedir?" sorularını yöneltti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "İlk insanla başlayan bu mücadele kıyamete kadar sürecektir." dediğini anımsatan Bahçeli, "Hangi ilk insanın mağarasında bomba patlamış, hangi ilk insan terör faaliyetine girişmiştir? Mücadele kıyamete kadar sürecekse, yani terörün bitmeyeceği kabulleniliyorsa, 'yıktık, dize getirdik, başardık, gömdük, bitirdik' demenin ne alemi vardır?" dedi.

"Bir defa şu kesindir ki bugün terörizm milletimizin boğazına sarılmışsa suç ve vebal ilkesiz AKP kadrolarının sırtındadır." ifadesini kullanan Bahçeli, terörle mücadelede her zaman güvenlik güçlerinin ve devletin yanında ve arkasında olduklarının altını çizdi.

Bu kapsamda, dün TBMM?ye sevk edilen Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'na mutlaka destek vereceklerini, gereğini de eksiksiz yapacaklarını kaydeden Devlet Bahçeli, "Demek ki neymiş? Fiili desteğimiz hukuki boyut alabiliyormuş. Türk askerinin terörle mücadelede elini güçlendirmek, ihtiyaç duyduğu hukuki güvenceyi daha da genişletmek için elimizden gelen çabayı göstereceğimizden herkesin emin ve müsterih olmasını bilhassa ister ve temenni ederim." diye konuştu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Türk milleti tehcir kararını vermemiş olsaydı, bu vatanda varlığımız, istikbalde adımız kesinlikle mümkün olmaz, olamazdı. Tehcir yerindedir, bugün olsa yine kaçınılmazdır." dedi.

Bahçeli, bir başbakan yardımcısının, "dış politika değişikliği zaruri görüşünün", AK PARTİ'nin son 10 yılının red ve iflas duyurusu olduğunu öne sürdü.

AK PARTİ'nin dış politikasında kırılmadık, dökülmedik hiçbir şey kalmadığı, İsrail?e uzatılan zeytin dallarının, Mısır?ın gönlünü alma çabalarının, Rusya ile gerilen ilişkileri tamir arayışlarının hükümetin geçmişine yüz çevirdiğini, söylediği tüm sözleri yuttuğunu kanıtladığı iddiasında bulunan Bahçeli, "Dış politikadaki çöküşün nasıl olsa bir müsebbibi ve günah keçisi bulunmuştur. Tüm olumsuzluklar Sayın Davutoğlu?na yüklenmiş, her şeyi sabık Başbakan eline yüzüne bulaştırdı kurnazlığıyla karşı harekat başlatılmıştır." diye konuştu.

Dış politikada acil bir dönüşüm ve düzenlemeye acil ihtiyaç olduğunu savunan Bahçeli, "Türkiye?nin yurtta ve cihanda barışı hedeflemesi, komşularıyla iyi ilişkiler kurması, milli çıkarlarına leke sürdürmemesi her açıdan mecburiyettir." dedi.

Parlamentoların tarihi olaylar üzerinde hüküm ihdas edemeyeceklerini belirten Bahçeli, "Ermenilerin yerlerini değiştirmek onları imha etmek değil devletin güvenliğini sağlamak ve korumak amacına dayalıdır ki sonuna kadar doğru, sonuna kadar da helaldir." ifadesini kullandı.

Bahçeli, tehcir sırasında Osmanlı ordusunun katliam yapmadığını dile getirerek, şöyle konuştu:

"Kim ne söylerse söylesin, Türk milletini sırtından vuranların tehciri, Türk vatanının yüz yılını kurtaran muhteşem siyasi bir karardır ve çok şükür gereği yapılmıştır. Bize sözde soykırım çamuru atan Haçlı yedekleri, sütten kesilmemiş bebekleri ve hamile kadınları öldüren; insanlarımızı diri diri yakan, kız çocuklarına akla gelmedik işkenceleri yapan Ermeni katliamlarını niçin konuşmaz, niçin eleştirmez? Türk ölünce sesi çıkmayanlar, katile hak ettiği ceza verilmesinden dolayı neden hoplar, neden rahatsız ve huzursuz olur?

Ermeni mezalimini merak eden kim varsa gitsin Erzurum Hasankale?ye, Van?a, Trabzon?a, Bayburt?a, Erzincan?a sorsun, gerçekleri, yaşanmış acı ve vahşilikleri mahallinden öğrensin. Türk milleti yer değiştirme kararını vermemiş olsaydı bu vatanda varlığımız, istikbalde adımız kesinlikle mümkün olmaz, olamazdı. Tehcir yerindedir, bugün olsa yine kaçınılmazdır. Bu itibarla dönemin İttihatçı kadroları milli bir şuurla vazifelerini yapmışlardır. Biz onlardan razıyız, inanıyorum ki Rabbim de razıdır."

Alman parlamentosunun soykırım incelemesi yapmak istiyorsa aynaya bakmasını, orada aradığını bulacağını öne süren Bahçeli, "İnsandan sabun yapacak kadar profesyonel canavarlığın izine mazimizde rastlanması ve bunların eline su dökülmesi imkansızdır. Hitleri sinesinden çıkaran bir toplumun, Yahudilere ve Namibya?ya karşı işlediği soykırım suçundan arınmayan bir ülkenin bize insanlık dersi vermesi trajikomiktir." dedi.

Türk kökenli milletlerinin tasarıya kabul oyu vermesinin hatta tasarının mimarı olmasının kendilerini üzdüğünü vurgulayan Bahçeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın son derece haklı olarak "Ne Türk?ü be? Bunların kanlarının laboratuvar testinden geçmesi lazım." sözleriyle en sert tepkiyi koyduğunu anımsattı.

Bahçeli, "Ne tuhaftır ki Sayın Erdoğan?ın bu sözlerini biz söylemiş olsaydık, ne ırkçılığımız kalmış, ne de kafatasçılığımız bırakılmıştı." dedi.

İş kan tahliline kadar geldiyse, bu işten hiç kimsenin yakayı kurtaramayacağını belirten MHP Genel Başkanı Bahçeli, şunları dile getirdi:

"Acaba, bir zamanlar '1915?te devletin suç işlediği gün gibi açık' diyerek sözde soykırıma yeşil ışık yakan eski ve sabıkalı akilin kan değerlerine dikkat edilecek midir? Başbakan?ın Meclis kürsüsünden belgeleriyle 1915 Ermeni 'soykırımını' anlatmasını isteyen yandaş gazetecinin kan sonuçları incelenecek midir? 'Ermeni soykırımı yapanları asla aklamayız, Türk diye bir ırk yoktur' diyecek kadar gözünü kin bürümüş AKP?nin tecrübeli soysuzunun kan testi de yapılacak mıdır? 1915?te yaşananların 1948 Birleşmiş Milletler Soykırım Beyannamesi'ndeki şartları karşıladığını iddia eden AKP?nin Ermeni kontenjanlı milletvekilinin damarlarında taşıdığı kanın nereye doğru aktığı izlenecek midir? 'Ermeni katliamının olduğunu düşünüyorum' diyen bir yandaş kalemşorun, '1915?in soykırım tanımı dışında tutulması gerçekçi değil' diyen eski Başbakan Başdanışmanının da kanına, yetmezse sütüne, o da olmadı hamuruna titizlikle bakılacak mıdır? Sayın Cumhurbaşkanı, kan konusunda hakkınız vardır fakat gelin bu konuya çok girmeyin, gelin bir daha kan lafını ağzınıza almayın çünkü kansızların kanı olmaz, kanı bozuklardan tertemiz kan çıkmaz. Almanya?nın sözde Ermeni soykırım kararı hükümsüzdür ve bizim tarafımızdan kınanmıştır."

Bahçeli, Türklüğün asil ruhunun, ruh kökünün oyunları bozacağını, oyuncuları hezimete uğratacağını belirterek, "Oyunu bozkurdun asalet ve çağları aşan çağrısı yıkıp geçecektir. Oyun bozulacak, Milliyetçi hareket tepeden tırnağa temizlenecektir. Oyun bozulacak, bizi durdurmaya çalışanlar, bize çelme takmaya uğraşanlar kağıttan kuleler gibi devrileceklerdir." ifadelerini kullandı.

Öte yandan başının arkasına saçlarıyla ?oyunu boz? kelimelerini kazıttıran berber çırağı 14 yaşındaki Alper Beksiz, gazetecilerin ve partililerin ilgi odağı oldu. Bahçeli de Beksiz ile fotoğraf çektirdi.