2008-10-07 - 15:30
AK PARTİ GRUBU TOPLANDI
Başbakan Erdoğan: "Türkiye'nin bugün yürüdüğü istikamet, Milli iradenin gösterdiği istikamettir. Arkasında 70 milyonluk milletimiz vardır"

AK Parti Grubu toplandı. AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmaya, Aktütün
karakoluna yapılan saldırı sonucunda şehit düşen askerleri anarak başladı.
Milletvekillerine, ''yüreklerinizin ne kadar yanık olduğunu, hüznünüzün ne kadar
büyük olduğunu biliyorum'' şeklinde seslenen Erdoğan, ''Türkiye'nin hudut
boylarında, bir bayram ertesi toprağa düşen aziz şehitlerimize, Aktütün'de o
yüksek mertebeye ulaşan 17 yavrumuza Allah'tan rahmet, ailelerine, yakınlarına,
milletimize sabır ve metanet diliyorum. Yaralılarımızı şifalar temenni ediyorum.
Şehitlerimiz için milletimizin başı sağolsun'' diye konuştu.
Bu millete, bu vatana, bu toprağa kasteden teröristlere karşı 70 milyon
insanın yüreğinin bir ve beraber olduğunu bir kez daha yineleyen Başbakan
Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bu acıyı dindirmek için, bu ateşi söndürmek için, açık, seçik ifade
ediyorum: Bütün ihtilaflarımızı bir kenara bırakır, bir ve bütün oluruz. Tüm
farklılıklarımızı bir kenara bırakır, bir ve bütün oluruz. Bütün acıları unutur,
milletçe bir ve bütün oluruz. Biz;mukaddesat düşmanı, can düşmanı, hayat düşmanı,
masumiyet düşmanı bu terör örgütü yüzünden ne kardeşliğimizden, ne inancımızdan,
ne mukaddeslerimizden, ne birliğimizden, ne bütünlüğümüzden vazgeçeriz.
Kardeşliğimize, muhabbetimize, sevgimize, dayanışma ruhumuza, ülke bütünlüğümüze,
medeniyet iddiamıza kasteden hainler, bu topraklardan er veya geç tecrit
olacaktır.
Millet olarak, terörün hedefinin sadece cephedeki gencecik
Mehmetçiklerimiz olmadığını, bu milletin asırlardır zayıflamayan millet olma
bilinci, dostluk ve kardeşlik direnci olduğunu fark etmeli ve bu gerçeği dünyaya
hep birlikte haykırmalıyız. 70 milyon insanımızın böyle menfur olaylara bakınca,
eli kanlı terör örgütünün ardında, en az o kadar kirli başka zihinlerin,
odakların, güçlerin bulunduğunu artık görebildiğini en gür sesimizle hep bir
ağızdan ifade etmeliyiz.
Bu menfur saldırının hedefi, milletimizin birlik ve beraberliği,
insanlarımızın asırlar öncesinden bugünlere taşıdığı dostluk ve kardeşlik
hukukudur. Bu menfur saldırının hedefi, Türkiye'nin çok büyük bedeller ödeyerek
kazandığı huzur ve istikraradır. Bu menfur saldırının hedefi, Türkiye'nin
bölgesinde oynadığı barışçı ve yapıcı diplomatik gayretleridir, artan önem ve
itibarıdır. Çünkü, bu dünyada maalesef çatışmalardan, savaşlardan acılardan
beslenenlerin sayısı hiç de az değil. Varlığını istikrarsızlıklara,
huzursuzluklara borçlu olanlar hiç de az değil.
Türkiye'nin bugün yürüdüğü istikameti beğenmeyen, bu istikameti
değiştirmek isteyenlere buradan en açık biçimde ifade ediyorum: Bu istikamet
milli iradenin gösterdiği istikamettir. Arkasında 70 milyonluk milletimiz vardır.
Bu iradeyi kırmayı, bu istikameti değiştirmeyi umanlar, beyhude bir çaba içinde
olduklarını bilmelidirler.''

ERDOĞAN: ''KİMSE TERÖR ÜZERİNDEN SİYASET YAPMASIN"

Başbakan Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, hala terör
üzerinden siyaset yapma gayreti içinde olanların bulunduğunu belirterek, ''Bakın
çok açık ve samimi söylüyorum: Kimse terör üzerinden siyaset yapmasın. Kan
üzerinden siyaset yapılmaz, şehitlerimiz, gazilerimiz üzerinden siyaset yapılmaz.
Bu hepimizin ortak derdi, ortak meselesidir. Bunun üzerinden siyaset yapanlar,
kan üzerinden siyaset yapanlar, o kanın içerisinde kendileri boğulurlar. Bunu
böyle bilmemiz lazım. Çünkü bu, asla böyle bir yaklaşım tarzını, böyle bir
davranış tarzını kabul etmez '' diye konuştu.
Sınır ötesi operasyonla ilgili Başbakanlık Tezkeresinin yarın TBMM Genel
Kurulunda görüşüleceğini hatırlatan Erdoğan, ''Şimdi bizler yine Meclisimize
gidiyoruz. Meclisimiz inanıyorum ki yarınki görüşmelerde, Türkiye'nin terörle
mücadelesinde kararlı iradesini ortaya koyacaktır'' dedi.

-''ORTAK DURUŞ GEREKTİREN BİR MESELE''-

Terörle mücadelenin bir milli mesele olduğunu, ''devlet ve millet
meselesi olduğunu'' vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü.
''Bu mesele, her zaman olduğu gibi bugün de tüm siyasi partilerin ve
kurumların ortak duruşunu gerektiren bir meseledir. Bize düşen, Meclis çatısı
altında terörle mücadelede ortak irademizi sergilemektir. Bütün siyasi
partilerimizin bu hassasiyete sahip olduğunu düşünüyorum. Mehmetçiğimizin
hayatına kastedenlerin bu ülkeye, bu millete açık bir düşmanlık içinde oldukları
ortadadır. Masum halkın kanını dökenlerin, milletin huzur ve güvenliğini tehdit
edenlerin, devlete silah çekenlerin bu ülkeye, bu topluma, bu millete, bu devlete
düşman oldukları açıktır. Keza, terör örgütüne 'terörden vazgeç' diyemeyenlerin
bize, 'terör örgütünün adresini çökertmekten vazgeç' demeleri de mümkün değildir.
Gün, birlik ve beraberlik günüdür. Gün, bütün provokasyonları bertaraf ederek,
yalnız terör örgütüne değil, terör örgütünü bir maşa, bir taşeron olarak kullanan
zehir tacirlerine de birlik ruhumuzu gösterme günüdür. Teröre verilecek en büyük
cevap, milletimizin bir bütün olarak birlik ve beraberlik, kardeşlik örneği
ortaya koymasıdır. Biz, birlik ve beraberliğimizi toplumsal bütünlüğümüzü
korudukça, birbirimize şüpheyle değil, sevgiyle, güvenle, kardeşlikle baktıkça
terör tecrit olacak, terörizm zemin bulamayacaktır.''
Bütün dikkat ve özenle milletin birlik ruhunu korumaya çalıştıklarını
belirten Erdoğan, ''Ülkemiz; demokrasiden bir tek geri adım atmadan, insan hak ve
hürriyetlerinden bir tek geri adım atmadan terörün en çok arzuladığı kalkınma
iradesini geriletmeden yürüyüşüne devam edecektir'' dedi.
Erdoğan, konuşmasına devam ederken: ''Bu milletin hissiyatını zayıflatabileceklerini, bu ülkenin insanlarının birbirine bağlılığını zedeleyebileceklerini zannedenlerin'' kaçınılmaz sonunun, hayal kırıklığı olduğunu söyledi.
''Sözün anlamının azaldığı, konuşabilmenin güçleştiği bir zamanda''
milletin hissiyatına tercümen olabilmek adına bazı şeyleri söylemek zorunda
olduğunu belirten Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
''Kimin ne dediğine dikkat ediyoruz. Bütün seslere kulak veriyoruz. Bizim
gibi düşünmese de çözüm yolu bizimki gibi olmasa da vicdan ve merhamet sahibi
herkesin fikrini baş tacı ediyoruz. Terörist karşısında, terörizm karşısında tek
yürek olmayanlar, kendi vicdansızlıklarına yansınlar. Şehit kanlarını, yüreği
yanan annelerin feryadını duymayanlar, kendi merhametsizliklerine yansınlar. Bu
millet, bu ülke, bu vatan, birdir ve bütündür. Bu bütünlüğü zedeleyecek bir
zehirli ideoloji, ayrılıkçı bir emel, burada barınamaz. Türkiye'nin medeniyet
çıtasını yükselttiği, demokrasi çıtasını yükselttiği her zaman, bu ülkenin
kalkınma iddiasına zincir vurmak için kullanılan uluslararası bu taşeron örgüt,
en geniş anlamda yalnızlaşacaktır, izole edilecektir, etkisiz hale
getirilecektir.
Türkiye uzun yıllardır bölücü terör örgütü ile mücadele etmektedir. Bu
mücadele, kesintisiz devam edecektir. Terör örgütünün amacı, uzun yıllara varan
bir mücadeleyle yılgınlık ve bitkinlik oluşturmak. Amaçlarını
gerçekleştirebilecek bir psikolojik ortam üretmektir. Hükümetimiz, bu amacın ve
planın farkındadır. Tüm kurumlarımızla uyum içinde, uzun soluklu bir şekilde
kararlılığından taviz vermeden mücadelesini sürdürecektir. Bir ve beraber
durarak, omuz omuza vererek, nifaka, fitneye zerre kadar prim vermeyerek, bu
kirli oyunu hep birlikte bozacağız.''

Erdoğan, terör karşısında ortaya konulabilecek en doğru tavrın
aklıselimin muhafaza edilmesi ve tepkisel davranılmaması olduğu uyarısında
bulunarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Zira tepkisel davranışlar ve söylemler, terörün varmak istediği amaca
hizmet edebilir. Millet olarak, toplum olarak, terör sorunu karşısında rasyonel
bir tavır geliştirme becerisini göstermeliyiz. Hiçbir toplumsal mesele, tepkisel
tavırlarla çözülemez. Toplumsal meselelerimizi çözmenin yegane yöntemi, aklıselim
çizgisinde yürümek, sağduyuyu elden bırakmamaktır. Terörün ana amacı, toplumu
yılgınlığa sevk etmek, toplumsal birlikteliği zedelemek, hayatın normal akışını
zaafa uğratmaktır. Söylemlerimizle ve eylemlerimizle bu amaca hizmet
etmemeliyiz.
Bunu söylerken, terörü üreten toplumsal dinamikleri ve bir bütün olarak
devletin terörle mücadele pratiğini tartışmayalım. 'Üzerinde konuşmayalım' demek
istemiyorum. Makul ve serbest bir tartışma olmadan meselelerimizi çözemeyeceğimiz
de aşikardır. Önemli olan, makuliyeti kaybetmemek, tartışmanın akıl dairesinde
yürümesini sağlamaktır. Düşmanlık üreten, bu toplumun kardeşliğini zedeleyen
söylemler, ancak terör odaklarına hizmet edebilir. Bu ülkenin, bu milletin
kardeşliğini öne çıkaran, tarihimize, medeniyetimize yakışan bir dille
konuşmalıyız. Dilimizdeki kardeşliğe, birlikteliğe halel getirirsek, işte o zaman
istemeden toplumsal barışımızı zaafa uğratırız. Daha da vahimi, millet olma
iddiamızı yaralarız.
Bütün vatandaşlarımız, millete mensubiyet duygusu içinde davranmaya,
düşmanlık niyetlerini boşa çıkarıp, kardeşliği pekiştirmeye hassasiyet
göstermelidir. Türkiye'nin terör karşısındaki duruşu, hiç kimse tarafından yanlış
anlaşılmasın. Terörle mücadele konusunda Hükümetimizin kararlı iradesi, tamdır.
Türkiye'nin bugüne kadar sürdürdüğü vakur duruş, aklıselime yaslanmış
olmasındadır. Aklıselime dayanan duruşumuzu, sonuna kadar sürdüreceğiz.''

-''YANLIŞ YORUMLAYANLAR''-

Türkiye'nin sabrını, metanetini, vakarını yanlış yorumlayanların, bunun
bir acz olduğunu zannedenlerin bugün değilse yarın, yanıldıklarını
anlayacaklarını kaydeden Erdoğan, ''Akan kanı durdurmak için yeni ne tedbir
gerekirse alıyoruz, alacağız. Uluslararası hukuktan doğan haklarımızı, hukuk
çerçevesinde azami kalmaya özen göstererek, kullanıyoruz, kullanacağız'' diye
konuştu.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin sınır ötesi harekatına izin veren tezkerenin
TBMM'nin gündeminde olduğunu hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti:
''Özellikle bir şeyi vurgulamam lazım; o da şudur: Sürekli olarak dikkat
ediyorum; hep bir şeyin içerisinde olanlar var. O da suçlu aramak... Biz şu anda
suçlu aramanın ötesinde çözüm aramanın gayreti içindeyiz. Çünkü, inanıyoruz ki
güvenlik güçlerimiz samimi olarak ellerinden gelen gayreti göstermişlerdir.
Faturası ve neticesi şüphesiz ki ağır olmuştur. Buna katlanmak da zordur. Ama bir
gerçeği unutmayalım; eksiklikler olabilir ve vardır. Biz hep şunu söylemişizdir,
güvenlik güçlerimizin hepsine, polisimize, askerimize: Bizden isteğiniz nedir? Ne
varsa söyleyin, biz gereğini yaparız. Bugüne kadar da ne istenirse, bunu yerine
getirdik ve bundan sonra da yerine getiririz. Bu konuda bizden Hükümet olarak,
istenen bir şey yerine gelmiştir.
Ama şunu unutmayalım, terör, normal bir adi suç değildir. Terör, her
zaman söylüyoruz; ne zaman, nerede, kimi, nasıl vuracağı belli olmayan bir
fenomendir. Bunu bilmemiz, kabullenmemiz lazım. Bu bakımdan verilen mücadele,
kolay bir mücadele değil. Bölgenin özellikle coğrafi şartlarını iyi
değerlendirdiğimiz zaman, oraları bilenler, tanıyanlar bu işin nasıl zor
şartlarda olduğunu gayet iyi bilirler. Ben de bölgeyi bir kaç kez havadan da
karadan da dolaşan birisiyim, biliyorum. Ve koşulların ne denli zor olduğunu da
biliyorum. Ama bilmeyenler rahat konuşuyor. Buradan hareketle bizler tamamen işin
teknik boyutu noktasında, güvenlik güçlerimizin ortaya koyduğu projelere uyarız.
Ve nitekim, bizden daha önce, bir yıllık, bu konuyla ilgili tezkere istenmiştir
ve bu tezkere kabul edilmiştir.''
ERDOĞAN: "BİZ DÜN OLDUĞU GİBİ BUGÜN DE IRAK'IN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNE VE SİYASİ BİRLİĞİNE BÜYÜK ÖNEM VERİYORUZ''
Partisinin TBMM Grup toplantısında konuşan Erdoğan, terörle mücadeleyle
ilgili görüşlerini ifade etti. Erdoğan, ''Uluslararası anlaşmaların gereği olarak
bugüne kadar yapılmış; suçluların iadesi gibi uluslararası yükümlülükler
muhataplarımız tarafından uygulanmış olsaydı, belki bu noktaya hiç gelinmezdi''
görüşünü kaydetti.
Muhtemel bir sınır ötesi harekatın hedefinin, daha önce olduğu gibi,
sadece terör örgütü olduğunu yineleyen Erdoğan, ''İhtiyaç olması halinde ve en
iyi neticeyi alacak şekilde doğru zaman ve zeminde, gereken bir yıldır nasıl
yapılıyorsa, yine bundan sonra o şekilde yapılacaktır. Kuşkusuz, Irak bizim
komşumuzdur. Oradaki insanlar bizim kardeşlerimiz, akrabalarımızdır. Ne zaman
başları dara girse, bizleri yanlarında bulmuşlardır'' dedi.
Geçen yıl Tezkere görüşmelerinde dile getirdiği görüşünü tekrar eden
Erdoğan, ''Şimdi bir kez daha açıkça söylüyorum; ihtiyaç olması halinde böyle bir
harekat ne sivil insanlara yönelik olacaktır ne de Irak'ın siyasi birlik ve
bütünlüğüne yönelik olacaktır. Biz dün olduğu gibi bugün de Irak'ın toprak
bütünlüğüne ve siyasi birliğine büyük önem veriyoruz'' diye konuştu.
Herkesin terör karşısındaki durumunu netleştirmeli ve tavrını ortaya
koyması gereğine dikkati çeken Erdoğan, şöyle konuştu:
''Terörle arasına mesafe koyamayanların terörle mücadeleden olumsuz
etkilenmesi her zaman için kaçınılmazdır. Bölge halkımız nasıl her geçen gün
terörle arasına kalın bir duvar örüyorsa, bölge ülkeleri de terör örgütüyle
arasına kalın bir duvar örmeli, net bir tavır ortaya koymalıdır. Bu herkesin
kendi menfaatinedir. Kuzey Irak bölgesel yönetiminin de geçmişte zaman zaman
olduğu gibi, terörist unsurlara karşı bizimle iş birliği yapması, en doğru
yoldur. Çünkü terör örgütü bölgesel bir huzursuzluk ve gerilim kaynağı olarak
herkes için sıkıntı sebebidir. Türkiye, terör konusunda nefsi müdafaa
durumundadır. Herkes bu durumu iyi anlamalı, terörizm ve terörle mücadelesinde
Türkiye'nin yanında yer almalıdır.''
TSK'nın sınır ötesi harekatına izin veren Tezkerenin yarın TBMM Genel
Kurulu'nda görüşüleceğini hatırlatan Erdoğan, ''Grubumuz ve Meclisimiz,
inanıyorum ki bu konuda ortaya ortak bir irade koyacaktır. Ben arkadaşlarımı
bütünüyle, hep beraber yarın Genel Kurul'da bulunmaya davet ediyorum. Tezkereyi
aynı hassasiyetle değerlendireceğimizden kimsenin şüphesi olmamalıdır. Böylece
Meclisimizin geçen yıl verdiği yetkiyi bir yıl daha uzatmış oluyoruz. Geçen 1 yıl
zarfında gerek kara, gerek hava harekatlarımız bütün dünyanın takdir ettiği bir
titizlikle yürütülmüş ve hedefteki terör yuvaları, sivil kayıplara yol açmaksızın
etkisiz hale getirilmiştir. Tezkerenin hedefi ve amacıyla ilgili yayılan
söylentiler boşa çıkmış, Türkiye büyük bir devlet ciddiyeti ve sorumluluğuyla
deklare ettiği hassasiyetleri özenli korumuştur'' diye konuştu.

-''TERÖR ÖRGÜTÜNÜ RAHATSIZ EDİYOR''-

Bu süreçte 5 kulvarda yoğun ve etkin diplomasi yürüttüklerini, Irak
Merkezi Hükümeti, komşu ülkeler, ABD, AB, BM, Arap Birliği ve NATO gibi
uluslararası kurum ve kuruluşların desteğini temin ettiklerini anlatan Erdoğan,
askeri harekatın uluslararası meşruiyet içinde hedefe ulaşmasını sağladıklarını
kaydetti. Türkiye'ye yönelik terör faaliyetleri karşısında son derece geniş bir
bölgesel ve küresel destek cephesi oluşturduklarına işaret eden Erdoğan, şunları
kaydetti:
''Terör, sadece askeri operasyonlarla veyahut da polis operasyonlarıyla
çözümlenecek bir iş değildir. Terörün siyasi boyutu var, her zaman söylüyorum
terörün diplomatik boyutu var. Ekonomik boyutu var. Bütün bunların yanında
psikolojik, sosyolojik, sosyo ekonomik boyutu var. Şu an Hükümetimiz bütün
bunları ele almış vaziyette çalışmalarını sürdürüyor. Bu adımlar, bugüne kadar şu
son 5 yıl içinde atıldı, atılıyor ve atılacak. Rahatsızlıkların zaten altında
bunlar yatıyor. Bölge, bugüne kadar görmediklerini bu dönemde görmeye başladı.
Eğitimde, sağlıkta, adalette, emniyette, ulaşımda, enerjide, tarımda, toplu
konutta, kentsel değişim ve dönüşüm projelerinde görmeye başladı. Bütün bunlar,
özellikle terör örgütünü rahatsız ediyor. Çünkü onların nemalandığı nokta bu.
Bölgenin geri bırakılmışlığı... Bunun üzerinden bugüne kadar hep siyaset
güttüler. Bunun üzerinden bölge halkımızı ne yazık ki sömürdüler. Şimdi tabii
sömüremediklerini görüyorlar. Açıklanan GAP, DAP projesi ciddi manada rahatsız
etmiştir. Çünkü bu bölgenin, hani bizim ta partimizi kurduğumuzda söylediğimiz
neydi? 'Biz etnik milliyetçiliğe hayır diyoruz' dedik ya...Bu onları rahatsız
ediyor. Çünkü biz, bu ülkede hangi kökenden olursa olsun, hiçbir etnik kökenli
vatandaşımızın temsilciliğini bir siyasi partiye mal etmesine müsaade edemeyiz.
Biz AK Parti olarak hepsine de aynı mesafedeyiz. Aynı şekilde biz bu yola
çıkarken ne dedik? 'Biz bölgesel milliyetçiliğe de karşıyız' dedik. Bu da bunları
rahatsız ediyor. Şimdi Batı ile Doğu arasında dengeler artık toparlanmaya
başladı. Bu da bunları rahatsız ediyor.''

-''BU İLLERİMİZ TERÖR ÖRGÜTÜNÜN ALTINI OYACAKTIR''-

Güneydoğu ve Doğu'nun yollarının yapıldığını, okullara ADSL ile internet
bağlantısı sağlandığını anlatan Erdoğan, ''Bunlar bugüne kadar yoktu. Bir
taraftan okullar yapılıyor. Yılardır bu ülkede Güneydoğu illerimizin üniversite
taleplerine cevap verilmezken, şu andaki Parlamento AK Parti iktidarıyla bütün
illerimize üniversite kuruluşunu kesinleştirince...Bu, bunları rahatsız etmiştir.
Şimdi düşünün bu illerimizde, Hakkari, Muş, Bitlis, Van hepsinde bu
üniversitelerimiz inşallah çok kısa bir zamanda, çok daha reel olarak netice
vermeye başladığında bu bölgelerimiz tabii ki terör örgütlerinin altını
oyacaktır. Buralarda kardeşlik, dayanışma, ciddi manada ekonomik hareketlenme
egemen olacaktır. Bu, bunları rahatsız ediyor. Bunu onlar iyi görüyorlar. Şimdi
ben diyorum ki gelin, bunu milletçe hep beraber iyi görelim. Bu atılan adımlar,
boş adımlar değildir'' diye konuştu.
Doğuda ve Güneydoğuda dağlardan köpeklerin çektiği kızaklarla kente hasta
taşınmasını görmek istemediklerini belirten Erdoğan, ''Şimdi doğum yaklaştığında
bayan kardeşlerimizi oradan şehir merkezine alıp, Sağlık Bakanlığı olarak orada
misafir ediyoruz, doğumdan sonra yine misafir edip ondan sonra evine
gönderiyoruz. Bütün bunlar, bizim o bölge insanının çektiği çileleri sona
erdirmek için attığımız adımlar. Bunu onlar çok iyi biliyor'' dedi.
Bölgede paletli ambulans sistemine geçildiğini kaydeden Erdoğan, bütün
bunların terör örgütünü rahatsız ettiğini vurguladı. Erdoğan, ''Bugüne kadar
bunlar niye yapılamıyordu, dertleri yoktu onun için. Ama bizim derdimiz var. Onun
için biz bu ülkede Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Abazasıyla vs,
vatandaşlarımızı hiçbir ayrıma tabi tutmadan bu yolculuğumuzu devam ettireceğiz.
Bu böyle bilinsin. Tabii bu rahatsız edecek. Ama biz bu yola rahatsız olmadan
devam edeceğiz'' şeklinde konuştu.