2012-07-06 - 12:00
"TÜRKÇE'NİN DOĞRU VE ETKİLİ KULLANIMI" SEMİNERİ?
Türkçe'nin Doğru ve Etkili Kullanımı" eğitim semineri, TBMM'de, yazar, şair, edebiyatçı ve gazeteci Beşir Ayvazoğlu'nun " Türkçe Eski Zenginliğine Yeniden Kavuşabilir mi?" konulu sunumu ile Ana Bina Küçük Grup Salonu'nda yapıldı.
Türkçe'nin Doğru ve Etkili Kullanımı" eğitim semineri, TBMM'de, yazar, şair, edebiyatçı ve gazeteci Beşir Ayvazoğlu'nun " Türkçe Eski Zenginliğine Yeniden Kavuşabilir mi?" konulu sunumu ile Ana Bina Küçük Grup Salonu'nda yapıldı.

Seminer, TBMM Genel Sekreter Yardımcıları Dr. Muhammed Bozdağ, Haydar Çiftçi ve çok sayıda meclis personelinin katılımı ile gerçekleşti.

Beşir Ayvazoğlu, "Dil öğrenimi beyni, dolayısıyla düşünceyi değiştirir, biçimlendirir. Sosyal yapının iç dokusunu ana dili oluşturur. Oysa Türkçemiz giderek zayıflıyor." dedi

Dilbilimci olmadığını belirten Beşir Ayvazoğlu, 15 yaşından bu zamana kadar yazı ile ilgilendiğini, edebiyat ile meşgul olduğunu söyledi.

Yaklaşık 40 kitap yazdığını ve binlerce makalesinin yayımlandığını ifade eden Ayvazoğlu," Dil bir mucizedir. Derinliğe nasıl ulaşmıştır. Dil, dili kavrayan herkesin emeğinin buluştuğu, dünya bakış açısını bünyesinde toplayan ve içinde bir düşünce barındıran muhteşem bir yapıdır. Her dil, o dili konuşan toplulukların dünyayı nasıl yorumladıkları açısından önemlidir." dedi

Yazar ve Edebiyatçı Beşir Ayvazoğlu, sözlerinde şunları kaydetti:

"Dil bir mucizedir. Derinliğe nasıl ulaşmıştır. Dil, dili kavrayan herkesin emeğinin buluştuğu, dünya bakış açısını bünyesinde toplayan ve içinde bir düşünce barındıran muhteşem bir yapıdır. Her dil, o dili konuşan toplulukların dünyayı nasıl yorumladıkları açısından önemlidir. Dil, o dili konuşanların geçmiş ve gelecekleri ile ilgili bilgiler verir. İngilizce, Rusça, Fransızca, Latince ve Çince şanslı dillerdir. Çünkü tarihimizden bugüne kadar çok fazla kırılmalara neden olmayan dillerdir. Türkçe son derece saygın bir dildir. Yapısı sağlam, gramatik yapısı son derece sağlamdır. Geçmişi çok derinlere uzanan zaman içinde gelişimini sağlamış bir dildir. Ama birçok kırılmalara neden olan bir dildir. Dil öğrenimi beyni, dolayısıyla düşünceyi değiştirir, biçimlendirir. Sosyal yapının iç dokusunu ana dili oluşturur. Oysa Türkçemiz giderek zayıflıyor.

Nüansları ifade eden birçok Türkçe kelime artık kullanılmamaktadır ve bunun Türkçeyi fakirleştirdiğini düşünüyorum. Yazı ile uğraşanların günümüzde ender kullanılan kelimeleri tekrar hayatımıza kazandırmaları gerekir diye düşünüyorum. Dilimizin zenginleşmesi, kelimelerin yeni anlamlar kazanmasıyla oluşabilir. Türkçemizi kurtarmanın en güzel yolu, dilimizle tekrar barışmaktan geçer. Hiçbir toplum klasiklerinden kopmamıştır. İngilizler Shakespeare'i okuyorlar ama biz Fuzuli'yi okuyamıyoruz. Zengin Türkçemizi sadeleştirerek fakir bir Türkçe haline dönüştürdük.Nüansları ifade eden birçok Türkçe kelime artık kullanılmamaktadır. Bugün Türkçemizle ilgili başlıca güncel sorunları şöyle sıralayabiliriz: Özensizlik ve yanlış kullanım, Dilimizin sözlü ve yazılı kullanımında akıl almayacak yanlışlar yapılıyor. Kurallarına uygun, doğru ve düzgün kullanılmıyor Türkçe.

İlköğretimden yükseköğretime kadar okullarımızda görülen Türkçe yetersizlikleri, üniversite öğrencilerimizde bile sık sık göze çarpan sözlü ve yazılı anlatım kusurları, bozuk cümleler ve söyleyiş yanlışları, bir dilekçe yazarken yapılan yanlışlar, resmî yazışmalarda göze batan anlatım kusurları, basın yayın organlarındaki akıl almaz özensizlikler, Türkçemizin geleceği için önemli bir tehlike oluşturmaktadır.

Osmanlıcadan gelme sözcüklerin yanlış telaffuzları, damıtık dilin giderek argo dile dönüşmesi, vurguların ve tonlamaların ürkünçlüğü, görüntülü yayınlarda sunucuların garip el kol hareketleri, konuşma sırasındaki tuhaf jestleri, Türkçeyi sevenleri üzüyor. Sorunların belki de en önemlisi, dilimizin kamuoyu önündeki kullanımında görülen "Türkçeden kaçış" diyebileceğimiz süreçtir. Ülkeyi yönetenler, basın-yayın kuruluşları ve bir kısım aydınlar, çok güzel Türkçe karşılıkları bulunsa da yabancı sözcükleri kullanmaktan sanki olağanüstü bir zevk alıyorlar. Türkçe konuşmaktan kaçan bir kamuoyu oluşmuş görünüyor. Bu durum dilimiz için büyük tehlikedir. İşte hiç düşünülmeyen ve gelecek açısından büyük tehlike oluşturan sorun burada. Eğer dil duyarlığı ve dil bilinci bakımından sorumsuzluk böyle sürerse, Türkçe 14. yüzyıldaki durumuna düşecektir.

O zamanlar ve Selçuklular döneminde aydınlar arasında bilim dili Arapça, kültür ve sanat dili Farsça idi. Türkçe sadece halk arasında konuşuluyor ve halk edebiyatı sanatçıları tarafından kullanılıp yaşatılıyordu. Ve dilimizin bu acı serüveni, yaşam savaşı, Tanzimat dönemine, özellikle 20. yüzyıl başlarındaki Millî Edebiyat Akımına kadar sürdü. Beşir Ayvazoğlu, bazı isimlerin Türk dilini ve kültürünü yansıtmadığını da ifade ederek, ''Kusura bakmayın ama gizem, simge, imge gibi isimler, isim falan değil. Bunlar köksüz isimler. Zeynep, Hatice gibi isimler daha güzel isimler. Çocuk sözlükte imgenin anlamına baktığı zaman, bize yönelik bir şey göremiyor. Bakacak yabancı kökenli bir isim. Dünyada hiç bir kavim, böyle tuhaf bir macera yaşamamaktadır. Eski isimleri yok edip yeni isimler koymak çağdaşlık diye görülüyor." dedi

Seminerin ardından, TBMM Genel Sekreter Yardımcısı Haydar Çiftçi, Beşir Ayvazoğlu'na çiçek ve plaket takdim etti.