2009-10-06 - 13:10
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: ''Türk Milletinin birliğiyle, haysiyetiyle ve geleceğiyle oynayan, Türkiye'yi yıkıma götüren küresel aktörlerin, siyaset tüccarlarının, menfaat çetelerinin ve bölücü ihanet odaklarının oyununu bozmak vazgeçilmez milli görevimiz ve namus borcumuz olacaktır''
MHP Grubunun 23. Dönem 4. Yasama Yılının ilk Grup Toplantısı, saygı
duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başladı. Toplantıyı açan Bahçeli,
konuşmasını oturarak yaptı.
Yeni dönemde millet ve ülke için huzur, refah ve mutluluk dolu sayfaların
açılacağının müjdesini vermekten uzaklara düşüldüğü bir ortamda konuşmasını
yaptığını belirten Bahçeli, ''İçte ve dışta hükümet ve yandaşlarının sürüklendiği
teslimiyetin zirve yaptığı dayatmalar ve bunlar karşısındaki çaresizlik, geleceğe
dönük beklentilerimize ümitvar olmamıza imkan vermemektedir'' dedi.
Bahçeli, TBMM'nin yeni yasama yılı çalışmalarına ''ekonomik krizlerin
toplumda yarattığı yoksulluğun, tırmanan yolsuzlukların, derinleşen siyasi
gerilimlerin, milli bekanın hükümet eli ile tehlikelere atıldığı vahim
gelişmelerin, milli kimliğin tahribine yönelik oyunların, Türkiye'yi dar bir
alana sıkıştırmak için sürdürülen küresel baskıların tırmandığı ve tam bir
istikrarsızlık içinde gerilim, kaos ve kargaşa ortamında'' başlamak durumunda
olduğunu ifade etti.
''Türkiye, Cumhurbaşkanı ve Başbakanın beraber yürüdükleri yolda
ellerinden tutularak, sırtları sıvazlanarak uçurumun kenarına kadar
getirilmiştir'' diyen Bahçeli, şöyle devam etti:
''Milletimizin temel milli meselelerinin tamamı yabancı güçlerin ve
süreçlerin inisiyatifine geçmiştir. Türkiye, ardı ardına gelen taviz talepleri
ile ancak savaş mağlubu bir ülkenin düşeceği 'diz çökme' hali göstermeye
başlamıştır. Başbakan Erdoğan ise savaş kaybederek esir düşmüş, eli ve zihni
kelepçeli yöneticilerin maruz kalacağı dayatmalara muhatap hale gelmiştir.
Nitekim bunun en yakın örneğini ağustos ayının sonunda hükümeti ziyaret eden NATO
Genel Sekreterinin seçilmesinde Başbakanın maruz kaldığı baskılarda görmek
mümkündür. İslam dünyasına muhalif fikirleri bilinen bu şahsın seçilmesi
karşılığında hükümete verilen hiçbir söz tutulmamış, ne var ki, vaki ziyaret
esnasında bu şahsın dinimize ve peygamberimize yönelik hareketleri sineye
çekilerek, dinimize yaklaşımı iftar sofralarında aklanmak istemiştir.''
ABD Başkanı Barack Obama'nın TBMM'de yaptığı konuşmasındaki satır
aralarında ''sözde Kürt sorununun çözümü, Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılımı,
Ermenistan'a tek taraflı taviz verilmesi'' konularının bulunduğunu anımsatan
Bahçeli, ''Gücünü, siyasetini ve yönünü tamamen dış güçlerin rüzgarına bırakan
AKP Hükümeti, milli olma vasfını ve meşruiyetini kaybetmiştir'' dedi.
-''FİKİR, SİYASİ VE AHLAKİ PATİNAJ...''-
MHP'nin milli meselelerdeki duruşu, görüşü ve mücadelesinin millet
tarafından bilindiğine dikkati çeken Bahçeli, ''Partimiz, Türkiye Cumhuriyeti adı
ile temsil edilen siyasi, beşeri, fiziki, kültürel ve ekonomik coğrafyayı, Türk
Milleti kimliğinde vücut bulmuş milletimizi bir ve bütün olarak korumaya yemin
etmiş siyasi anlayışın temsilcisidir'' dedi.
''AKP zihniyeti tarafından 'Kürt açılımı' adı ile başlatılan tehlikeli
siyasal gelişmelerin ülkeyi ve milleti yıkıma götürdüğü'' şeklindeki açıklamaları
defalarca dile getirdiklerini anımsatan Bahçeli, ''AKP'nin taşeronluğunu yaptığı
bu yıkımın ana hatlarıyla; ABD projesi ve AB dayatması olduğu, milli varlığın
devamını tehlikeye attığı, milli kimliğin tahribine yol açtığı, çatışma ve
bölünmeyi davet ettiği, devletin ve milletin ayrışmasına neden olduğu, İmralı
canisinin hükümetle pazarlığa başladığı, PKK'nın kanlı yüzünün aklanmak
istendiği, inanç ve köken ekseninde yeni azınlıklar yarattığı, millet içinde
husumet cephelerinin oluştuğu ve bu gidişin yıkıma neden olacağı'' konusunu her
zeminde ayrıntılarıyla anlattıklarını söyledi.
Tepkiler karşısında açılımın gevşeme eğilimine girdiğini savunan Bahçeli,
''Başbakan, içini boşaltarak tekerleme haline getirdiği 'tek vatan, tek bayrak,
tek devlet ve tek millet' sloganına yeniden sığınmak durumunda kalmıştır.
Şimdilik bedel ödemeye hazır olmadığı ortaya çıkmış, uygun zamanı kollamak üzere
yerinde sayarak 'fikir, siyasi ve ahlaki patinaj' yapmaya başlamıştır. Şimdi,
yıkım sürecinde birbirini kollayan Başbakan ile İmralı canisinin ayrı ayrı
açıklayacağı bölünme paketlerinin açılması beklenmektedir'' diye konuştu.
-''AÇILIM ATEŞİNİN DİBİNİN TUTMAMASI İÇİN''-
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın partisinin kurultayında kendisinden
beklenen açılımı gösteremediğini ifade eden Bahçeli, şunları kaydetti:
''Bölmeye çalıştığı Türkiye'nin kutlu vatanın coğrafi sembollerini birer
birer saymış ama açılımı bir türlü açamamıştır. Bölücülükle müzakeler sürerken,
karanlık güçlere karşı nasıl dik durduklarını anlatmış ama açılım yine kapalı
kalmıştır. Ampulle Deniz Feneri aynı kirli yolu aydınlatırken, nasıl dürüst
olduklarını açıklamış fakat açılıma bu defa da girmek istememiştir. Ermeni
dayatmaları imza aşamasındayken, dış politikadaki zaferlerinden bahsetmiş ama
açılıma gelince aniden unutmuştur. Ayırarak, bölerek, kaşıyarak kimileri tahrik
ederken, 'barış ve özgürlüğün üzümünü yemek' istediğinden bahsetmiş, ne var ki
açılımdan ısrarla kaçınmıştır. İki saat lafı dolandırmış, etrafında dolaşmış,
gevelemiş, sıkıntılanmış ama açılımın adını koymaya, içini açmaya bu kez de
cesaret edememiştir.
Anlaşıldığı kadarıyla İmralı canisinin yazıp cezaevi yetkililerine teslim
ettiğini söylediği alternatif yıkım haritası üzerindeki incelemelerini henüz
bitirememiştir. Ancak karşımızdaki bütün belirtilen ve gidişat, AKP zihniyetinin
iştahla servis yaptığı İmralı canisinin ise mutfakta pişirdiği 'ihanet
menüsü'nün, körüklenen açılım ateşinde dibinin tutmaması için bütün
işbirlikçilerin teslimiyet kazanını karıştırmaya devam edeceklerini işaret
etmektedir.''
-''ORTAK NOKTALAR, BELİRGİN HALE GELMİŞTİR''-
''Bebek katilinin sürece doğrudan girerek paravanların inmeye başladığı
yeni dönem içinde, Hükümetle İmralı canisinin ortak noktaları da belirgin hale
gelmiştir'' diyen Bahçeli, şöyle devam etti:
''AKP ve PKK arasındaki iş birliğinin sonucunda; 40 bin vatandaşımızın
katilinin coğrafi vatandaşlık teklifi ile Başbakan Erdoğan'ın Türkiyelilik
tezinin benzerliği; İmrali canisinin askeri operasyonların durması önerisi ile
Türkiye'nin Kandil'e harekattan uzak tutması arasındaki ilişki; PKK canilerinin
affı ve siyasete sokulması girişimi ile Başbakanın 'silahı bırakır masaya
oturursun' önerisindeki yakınlık; binlerce cana mal olmuş bir katilin 'barış'
talebi ile AKP zihniyetinin 'analar ağlamasın' istismarındaki aldatıcı örtüşme;
bebek katilinin ihanetin aklanması için önerdiği anayasa değişimi ile Hükümetin
de benzer talepleri anayasaya yerleştirme kampanyası arasındaki uyum ve
zamanlama; Tük Milletine açık düşmanlığı ile bilinen bir katil ile 'Ne Mutlu
Türküm Diyene' sözünden tiksinen bir başbakanın anayasamızdan bu vurguları
çıkarmak için seferber olması, 'fırsat' adı verilen projenin gerçek sahiplerini
ortaya çıkarmıştır. Hükümetin başı ile İmralı canisi, milletimizi ve devletimizi
yıkım projesinde söylemleri ile ortak nokta ve kavramlarda buluşmuşlardır.''
Bahçeli, 40 bin kişinin öldürülmesinden sorumlu bir katilin, hücresinden
terör örgütünü yönetiyor olmasının sorgulanması gerektiğini de vurguladı.
-''TEK BAYRAK NASIL DALGALANACAK?''-
Devlet Bahçeli, ''İkinci veya başka dillerin eğitime sokulduğu bir
süreçte, bu dille birlikte kimlik geliştirecek olanlarla 'tek millet' nasıl
sağlanacaktır? İkinci bir dilin resmiyet kazanacağı bu sürecin sonunda 'tek
devlet' yapısı nasıl korunacaktır? İki ve daha çok kimliğin birlikte değil, yan
yana yaşamaya başlayacağı bir yapıda 'tek bayrak' nasıl dalgalanacaktır?
Çokluklar ülkesi haline gelerek çok kimlikli bir toplum yapısını 'tek vatan'
üzerinde bir arada tutmak nasıl mümkün olacaktır?'' sorularını yöneltti.
Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Başbakan'ın özlemini çektiği, bölünerek 'milli kimliğini' kaybetmiş bir
toplum yapısını, yalnızca 'Türkiyelilik' tezinin bağlayıcılığı ile bir arada
tutacağını zannetmesi gaflet değilse, ihanetin ta kendisidir. Böyle bir
çözülmenin başlatılması milleti ayakta tutan binlerce yıllık değerleri birer
birer yıkmaya başlayacak, sonunda ortada 'tek' vurgusu yapılabilecek ne devlet,
ne millet, ne vatan, ne de bayrak kalacaktır. Bunu görmek için akademik bir
bakışa ve özel bir vizyona sahip olmaya gerek yoktur. Her şey ortadadır ve
açıktır.
Savunduğunuz model Amerikan iç savaşından alınan Kuzey-Güney arasındaki
'önce savaş, sonra barış' modeli ise çoktan yanlış yoldasınız demektir. Biliniz
ki, öyle bir ayrışmadan yeniden birleşme çıkması mümkün değildir. Bu gerçekler
ortada iken, ihanete sapmış yolcular bir yana bırakılırsa, kamuoyuna yön veren ve
iyi niyetli olduğuna inanmak istediğim aydınlar ve elitler tarafından sürecin
hala anlaşılamamış olmasının izahını yapmak ve bu zihinsel körlüğü ve akıl
tutulmasını anlamak mümkün değildir. Başbakan Erdoğan'ın ve AKP milletvekillerini
ülkemizi sürükledikleri akıbeti fark ederek, girdikleri yanlış yoldan bir an önce
dönmeye çağırıyorum. Aksi halde yıkım sürecinin işbirlikçileri olarak millet
nazarında lanetlenecekler ve girilen karanlığın sorumluluğundan
kurtulamayacaklardır.''
MHP'nin, ''millet varlığına ve milli kimliğe açık tehdit oluşturan bu
siyasi sapmalara sonuna kadar karşı çıkmaya devam edeceğini'' ifade eden Bahçeli,
''Kardeşliğimizi ve birliğimizi korumak isteyen aziz vatandaşlarımıza karşı baskı
kurmak ve kafaları karıştırmak için oluşturulan şer cephesine asla
katılmayacaktır. Toplumda teslimiyet ve bıkkınlık dalgası yaratarak milletimizin
milli direncini kırmak isteyen gelişmelere alet olmayacaktır. ABD, AB, AKP,
Peşmerge ve PKK'nın rol paylaştığı yıkım projesine TBMM'de ortak arama çabalarını
reddedecektir. Partimizin milletinden gizleyeceği ve saklayacağı hiçbir niyet ve
tasavvuru yoktur. Bu itibarla, düşüncelerini milleti ile açıkça paylaşacak,
mücadelesini millet huzurunda sürdürecektir. Türk Milletinin birliğiyle,
haysiyetiyle ve geleceğiyle oynayan, Türkiye'yi yıkıma götüren küresel
aktörlerin, siyaset tüccarlarının, menfaat çetelerinin ve bölücü ihanet
odaklarının oyununu bozmak vazgeçilmez milli görevimiz ve namus borcumuz
olacaktır'' diye konuştu.
