2015-03-09 - 15:02
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Meral Akşener başkanlığında toplandı. Akşener, Anayasa'nın 114. maddesine göre atanmış olan ve milletvekili olmayan bakanların Anayasa'nın 112. maddesine göre and içmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca Genel Kurul'da, kamuoyunda "İç Güvenlik Paketi" olarak bilinen Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 5 maddesi daha kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Meral Akşener başkanlığında toplandı. Akşener, Anayasa'nın 114. maddesine göre atanmış olan ve milletvekili olmayan bakanların Anayasa'nın 112. maddesine göre and içmesi gerektiğini söyledi.

TBMM Genel Kurul'da, milletvekili genel seçimleri nedeniyle görevlerinden ayrılan bakanların yerine atanan Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Feridun Bilgin, Adalet Bakanı Kenan İpek ve İçişleri Bakanı Sebahattin Öztürk yemin etti.

Daha sonra 7 Mart Cumartasi günü eski İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın yerine atanan Sebahattin Öztürk, eski Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın yerine atanan Kenan İpek ile eski Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan'ın yerine atanan Feridun Bilgin yemin etti.

Meclis Başkanvekili Meral Akşener, "Kadınlar dünyanın her alanında olmak istiyorlar. Karar mekanizmalarının içinde, sendikalarda, STK'lerde olmak, müsteşarlıklarda ve özel sektörde de yönetici olarak yer almak istiyorlar" dedi.

Akşener, TBMM Genel Kurul'da, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü anımsatarak, "Erkekler yıllardır 'kadınlar analarımızdır, bacılarımızdır, eşlerimizdir, kızkardeşlerimizdir, kızlarımızdır, başlarımızın tacıdır, cennet anaların ayağının altındadır" diyorlar. Elbette doğrudur ama karşımda muhtarlar var içinde çok az kadın, burada benzer. Kadınlar evet bu dediklerinizin hepsini kabul etmekle birlikte artık dünyayı istiyorlar muhteremler" diye konuştu.

Akşener, bir milletvekilinin "Sizin olsun" demesi üzerine gülerek, şunları kaydetti:

"Sizin olsun değil, vermiyorsunuz, verseniz. Kadınlar dünyanın her alanında olmak istiyorlar. Karar mekanizmalarının içinde yer almak istiyorlar. Sadece siyasetten bahsetmiyorum sendikalarda, STK'larda olmak istiyorlar, müsteşarlıklarda olmak istiyorlar, özel sektörde yönetici olarak yer almak istiyorlar. Birazcık yetki devrine, sorumluluk devrine hazır olun, kızlar felaket geliyor haberiniz olsun."

AK Parti Grup Başkanvekili Belma Satır da Cumhurbaşkanı ve Başbakan'ın tabiriyle kadına yönelik şiddetin vicdansızlık, insafsızlık ve alçaklık olduğunu ifade ederek, kadına ve çocuğa yönelik şiddet konusunda her türlü seferberliğe devam etme kararlılıkları olduğunu söyledi.

Çözüm sürecinin kardeşlik ve barış vurgusu olduğunu belirten Satır, şöyle devam etti:

"TBMM'de grubu bulunan bütün partilerin milletvekillerini özellikle kadın milletvekillerini ezeli ve ebedi barışı tesis etmek üzere rol almaya bir kez daha davet ediyorum. Bu konu partiler üstü bir konudur. Çatışmadan, savaştan ve terörden en fazla kadınlarımız zarar görmektedir. Başbakanımızın da vurguladığı gibi kadınların sahip çıkmadığı hiçbir mesele başarıya ulaşamaz. Çözüm süreci bütün milletin malıdır ama her şeyden önce biz kadınların, annelerin, kızkardeşlerimizin malıdır."

Satır, kadınların şiddete maruz kalmadıkları, ekonomik, toplumsal ve siyasal alanda etkinliklerini daha da artırdıkları, toplumda daha görünür ve güçlü oldukları bir Türkiye dileğinde bulundu.

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök ise Türkiye'de kadına yönelik şiddetin giderek arttığını vurgulayarak, kadın-erkek eşitliğinin, kadının hayatın sosyal, ekonomik ve kültürel her türlü alanında daha çok yer alması gerektiğini söyledi.

Bu arada Satır, Başkanlık Divanı'na giderek, Akşener'e çiçek sundu.

Genel Kurul'da TBMM'de başlatılan "Küfre ve Kötü Söze Hayır" adlı kampanya hakkında gündemdışı söz alan AK Parti Diyarbakır Milletvekili Cuma İçten, Dünya Kadınlar Günü'nü kutlayarak, kadınların şiddet, hakaret ve kötü söze muhatap olmalarının kabul edilemeyeceğini ifade etti. İçten, "(Kadına yönelik şiddete dur) diyerek insanlık onuruna sahip çıkmalıyız" şeklinde konuştu.

İçten, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun "Selamlaşma" ile "Küfre ve Kötü Söze Hayır" kampanyalarına değinerek, şunları kaydetti:

"Bu kampanyaya destek olmak ve bu yönde kamuoyu oluşturmak adına Meclis'te selamlaşıyoruz. Küfüre ve kötü söze hayır diyoruz. Kampanyayı başlatıyoruz. Son günlerde kavga ve eylemler nedeniyle istenmeyen görüntülere sahne olan Meclis'te böyle bir kampanyaya destek vermeniz vatandaşlarımız tarafından takdirle karşılanacaktır. Birbirimizden farklı düşünüyor ve inanıyor olabiliriz. Bu farklılıkların bizi kavga ve kötü söze yöneltmemesi gerekir."

İçten, daha sonra Akşener ve siyasi parti gruplarına karanfil verdi. Akşener, karanfili bütün kadınlar adına aldığını belirterek, teşekkür etti.

MHP Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel de İçten'in verdiği karanfile teşekkür teşekkür ederek, şunları söyledi:

"Yalnızca sembolik işlerle sınırlı kalmamasını arzu ediyorum. Bizler hanımlar olarak 9 Mart günü tıpkı kül kedisinin kabağa dönmesi gibi bir şey yaşıyoruz. 8 Mart günü herkes bize çok hoş sözler söylüyor, 'çiçek gibisiniz, başımızın tacısınız, cennet ayaklarınız altında' diye. Ama 9 Mart günü itibariyle kabağa dönen kül kedisi gibi oluyorlar. Tekrar şiddet, hakaret her şey var. Kadınlar bir çiçek, kadınlar başınızın tacı, 'kadınların ayaklarının altında cennet var' diyorsunuz ama biz ne taç olmak istiyoruz, ne çiçek; biz sizlerle beraber yoldaş olmak isityoruz. Bu süslü sözleri değil, gerçek hayatın içinde elbirliğiyle gönül gönüle doğru işleri yapmak istiyoruz."

Özgecan'ın öldürülmesinin ardından kadına şiddet konusunun yoğun bir şekilde gündeme geldiğini anımsatan Demirel, "Ama maalesef seçilmiş günler gibi seçilmiş ölümlerimiz de oluyor. Yalnızca seçilmiş ölümler ve seçilmiş günler üzerinden siyaset yapmaktan vazgeçsek ve toplum vicdanıyla hesaplaşsak" dedi.

Küfürlerin de hep kadınlar üzerinden gittiğine dikkati çeken Demirel, "Buna da dur diyecek birisi lazım. Ancak tabiatıyla hukuk her şeye çözüm getirmiyor. Biz vicdanla giydirilmiş bir hukuk arzusundayız" şeklinde konuştu.

MHP Adana Milletvekili Ali Halaman ise Adana esnafının sorunları hakkında gündemdışı söz aldı.

TBMM Genel Kurulu'nda, MHP'nin elektrik faturaları ile kayıp kaçak oranlarındaki artış nedeniyle vatandaşın yaşadığı sorunların tespitine ve HDP'nin tüketici hakları sorunlarına ilişkin grup önerileri kabul edilmedi.

MHP'nin önerisinin görüşülmesi sırasında söz alan AK Parti Isparta Milletvekili Recep Özel, bugün İç Güvenlik Paketi'nin görüşüleceğini belirterek, "(Bu yasa çok kötü bir yasa, vatandaş karşı) diyorsunuz. Kardeşim kötüyse bırakın, kötü yapmaya hakkımız var. Siz de gelir yeni kanunu yaparsınız. Bizim oy kaybımız olacaksa siz gelirsiniz, bunu düzeltirsiniz. Tabii iktidar olma gibi bir niyetiniz olmadığı için 'bunu geçirtmeyelim' diyorsunuz" dedi.

HDP Hakkari Milletvekili Adil Zozani, bu seçimlerde Türkiye'de siyasetin nasıl yapıldığını, Türkiye halkının teveccühünün ne olacağını göstereceklerini belirterek, "Türkiye'de halkların iktidarının zamanı gelmiştir. Sizin burada korkunuz var, hak veriyoruz korkun bence, endişeniz var, bence endişelenin çünkü sizin iktidarınıza son verecek bir harekettir. Biz gümbür gümbür geliyoruz. Siz endişelenin, endişelenmekte haklısınız" diye konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök ise "Bütün yurttaşlarımız bilsin ki 7 Haziran'dan sonra kurulucak CHP iktidarında bu iç güvenlik paketi çöp sepetine atılacaktır" dedi.

Bu arada, HDP'nin, BDP döneminde tüketici hakları sorunlarına ilişkin araştırma önergesinin Genel Kurul'da bugün görüşülmesine ilişkin grup önerisine MHP itiraz etti.

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, BDP'nin kendini feshettiğini anımsatarak, araştırma önergesinin arkasındaki irade ve imzanın da çekilmiş sayılacağını savundu.

HDP'lilerin, Vural'ın görüşüne itiraz etmesi üzerine usul tartışması açıldı.

TBMM Başkanvekili Meral Akşener, usul tartışmasının ardından, araştırma önergesinin HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken tarafından işlenildiğini ifade ederek, grup önerisinin görüşülmesine engel olmadığını kaydetti.

Genel Kurul'da MHP'nin elektrik faturaları ile kayıp kaçak oranlarındaki artış ve vatandaşın bu durumdaki mağduriyetiyle ilgili sorunların tespitine ve HDP'nin tüketici hakları sorunlarına ilişkin araştırma önergesinin görüşülmesi önerileri reddedildi.

TBMM Genel Kurul'da, CHP İstanbul Milletvekili Küçük'ün 69. birleşimin 7. oturumundaki bir ifadesini İçtüzük'ün 58. maddesine göre düzeltmek için söz alamayacağı gerekçesiyle usul tartışması açıldı.

CHP İstanbul Milletvekili Sedef Küçük, 69. birleşimin 7. oturumunda yaptığı bir konuşmadaki sözlerini düzeltmek istedi.

Yerinden söz alan HDP Hakkari Milletvekili Adil Zozani, İçtüzük'ün 58. maddesine göre yapılan düzeltmelerin 71. birleşime ait düzeltmeler olabileceğini belirterek, Küçük'ün 69. birleşimdeki bir sözünde düzeltme hakkı tanındığını ifade etti.

Zozani, bunun bir usul hatası olduğunu vurgulayarak, "usul tartışması" açılmasını talep etti.

Akşener, 70 ve 71. birleşimlerde Başkanlık Divanı oluşmadığından aç kapa yapıldığını ve görüşme olmadığını ve dolayısıyla 69. birleşimle ilgili düzeltme yapılamadığını belirterek, usul tartışması açtı.

MHP Isparta Milletvekili Nevzat Korkmaz, "Burada iktidar partisi inandığı bir tasarıyı kanunlaştırma gibi bir görevi, bir sorumluluğu kendisine görev biliyor ise muhalefet partileri de inanmadığı bir tasarıyı ve teklifi yasalaştırmama konusunda İçtüzük'ün kendisine tanımış olduğu obstrüksiyon yöntemlerini kullanacak" dedi.

Zozani, bu İçtüzük'ün son bir ay içerisinde, hiç okumayanlar açısından da merak konusu olduğunu belirterek, "Ben iddia ediyorum, İçtüzük'ü kitapçılarda satsanız bestseller listesinde yer alacak, en çok okunan kitap durumuna gelecek. Niye? Çünkü Meclis'te bu İçtüzük tartışmaları son bir aydır bir alem oldu" şeklinde konuştu.

İçtüzük'ün 58. maddesini anımsatan Zozani, şöyle devam etti:

"Her halükarda garabete dönmüş bir İçtüzük'e sahibiz. Sayenizde zaten İçtüzük de kalmadı bu Meclis'te, İçtüzük uygulanmıyor. '70 ve 71. birleşim' diye normalde birleşim var ama yok, hem var hem yok. İçtüzük'e nereden bakacağınıza bağlı burada, kimin ne şekilde yorum getireceğine bağlı. 2 birleşim var ama boş birleşim. Benim yorumun doğrudur İçtüzük 58'e göre. Ama, Başkan 2 birleşim boş geçtiği için burada düzeltme hakkını kullanan milletvekiline itiraz edebilecek durumda da değil. Şimdi gelin, burada bir düzeltmeyi siz bulun, ne yapacaksınız, doğrusu hangisi? Doğrusu yok burada.

İkide bir buradan sürekli dinliyoruz, 'efendim, HDP ile AK Parti uzlaştı.' İddia ediyorum HDP olmamış olsaydı, AK Parti, MHP, CHP Danışma Kurulu'nu toplar, gece ayaküstü burada Danışma Kurulu'nu imzalardı, 70. birleşim de, 71. birleşim de olmazdı. Ama, şurası çok açık, bence MHP'nin burada hiç gocunacak bir tarafı yok çünkü AKP'nin üçte 1'i zaten MHP. Eğer sataşma ise AKP üzerine alsın. Gerçekten, açın, tek tek kadrolarını inceleyin, geriye kalan bir kısmı da CHP. Kendilerine ne kalıyor, onu da bilmiyorum."

Bunun üzerine sataşmadan dolayı söz alan MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu, "MHP'den ayrılmış, MHP'de yer alabilir ama ondan sonra ayrılmış kişi, artık MHP'li, ülkücü değildir. Ülkücülerin tek bir yeri vardır o da MHP'dir, onun dışında herhangi bir şeyin kabulü mümkün değil. Yani o arkadaşlarımızı ben kötülemiyorum, AK Parti'de yer alabilir. Herkesin bir cevheri vardır ama cevher olarak kalmışlardır, inşallah MHP'de bulundukları zaman mücevher olurlar" karşılığını verdi.

AK Parti İstanbul Milletvekili Doğan Kubat ise şunları kaydetti:

"Dar bir yorum yaparsak, esasen Sayın Zozani'nin dediği gibi bir önceki birleşimde cuma günü hiç kimse konuşmadığı için düzeltilecek bir beyan da olamaz. Neye göre yapılması lazım? 155. maddeye göre yapılması lazım aslında. 155. maddeye göre tam tutanak yayınlandıktan sonra üçüncü ve dördüncü fıkralara göre 15 gün içinde, ilgili, Meclis Başkanlığı'na yazılı olarak başvurmak suretiyle -ki onlar da değerlendirmeden sonra gerek görülürse tutanağa ekleniyor. Başkanımız zorunluluk hali nedeniyle iki birleşim açılamadığından dolayı, gerçekten iyi niyetle bir beyanını düzeltmek isteyen bir arkadaşımıza, bu iyi niyetini, sınırları da geniş yorumlayarak yani hükmü de geniş yorumlayarak bu fırsatı ona tanıdı. Ben, Başkanımızı zor durumda bırakmamanızı rica ediyorum."

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, Başkan'ın söz vermesinin doğal, Kubat'ın değerlendirmenin ise hatalı olduğunu vurgulayarak, "155. madde hem tam tutanak hem de özet tutanaktan bahseder. Yani tam tutanak tarifini değerlendirdi, o farklı bir uygulamadır. Bizim uygulayacağımız, devamlı özgürlükten yana, insanların haklarını kullanmasından yana olan uygulamalardır" dedi.

Başkanvekili Meral Akşener de İçtüzük'ün 85. maddesine göre, bir milletvekilinin geçen birleşim tutanağında yer alan bir beyanın düzeltilmesi hakkında söz istemesi halinde, Başkan'ın söz verebileceğini ifade ederek, "Bu hakkın kullanımı için, bir önceki birleşimdeki düzeltilmeye muhtaç bir beyanın sonraki birleşimde düzeltilmesi talep edilmelidir. Ancak malumunuz, bugün 72. birleşimdeyiz, 71 ve 70'inci birleşimlerde Başkanlık Divanı teşekkül etmediğinden görüşmelere başlanamamıştır, bu nedenle, 69. birleşimdeki düzeltilmesi gereken beyan ancak bu birleşimde düzeltilebilecektir" şeklinde konuştu.

AK Parti'den milletvekili aday adaylığını geri çeken Hakan Fidan'ın tekrar MİT Müsteşarlığı'na getirilmesi Meclis'te tartışmaya neden oldu. CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, "Fidan'ın MİT Müsteşarlığı'na yeniden atanması kepazeliktir" dedi, AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, Gök'ü kınadı ve özür dilemeye çağırdı.

Kamuoyunda "İç Güvenlik Paketi" olarak bilinen Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 3. bölümü üzerindeki görüşmelerde, Fidan'ın yeniden MİT Müsteşarlığı'na getirilmesi grup başkanvekilleri arasında tartışmaya neden oldu.

Yerinden söz alan CHP Grup Başkanvekili Gök, "Bu memleketin çivisi çıktı" diyerek, Anayasa'nın, yasaların, teamüllerin çiğnendiğini, AK Parti'nin arzularını hayata geçirmek için her şeyin alt üst edildiğini savundu.

MİT Müsteşarı Fidan'ın, AK Parti'den aday adayı olmak için istifa ettiğini anımsatan Gök, şöyle konuştu:

"MİT gibi çok özel kurumun başındaki kişinin tarafsızlığını her zaman koruması gerekir. Anlaşılıyor ki bugüne kadar MİT, AKP ile iç içe, muhalefete karşı düzmece, her türlü sahte belgeleri üreterek, muhalefeti sindirmek için AKP'nin arpalığı haline getirilmiştir. İstifa etmiş Fidan'ın tekrar MİT Müsteşarlığı'na atandığını öğreniyoruz. Bu resmen kepazeliktir. Böyle bir tabloyu Türkiye taşıyamaz. Türkiye AKP'nin babasının çiftliği değildir. Fidan'ın tekrar atanması kabul edilebilir durum değildir."

AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, Gök'ün "kepazelik" ifadesini şiddetle kınadığını belirterek, Gök'ü özür dilemeye çağırdı.

Bu ifadenin Meclis'in mehabetine yakışmadığını belirten Ünal, "Milletvekili aday adayı olmak için görevinden istifa eden bürokratlar, aday yapılmadıklarında, tekrar görevlerine iade edildiklerinde biz buna kepazelik mi diyoruz? Burada hukuki olmayan ne var? Bir bürokrat aday adayı oldu, adaylığını geri çekti. Başbakanlık da hukuk çevresinde görevine iade etmiştir" diye konuştu.

MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu ise Fidan'ın, AK Parti'nin adını zikrederek milletvekili aday adayı olmak için MİT Müsteşarlığı'ndan istifa ettiğini anımsattı.

Siyasi Partiler Kanunu'na göre, görevlerinden istifa eden rütbeli askerlerin, istifa ettikten sonra vazgeçmeleri ya da seçilemedikleri halde eski görevlerine dönmelerinin mümkün olmadığını ifade eden Halaçoğlu, "MİT Müsteşarı bunun içinde değil ama aynı hüviyeti taşıyor. Bu görevinden siyasi parti adı anarak ayrılması nedeniyle tarafsızlığını yitirecek nitelik kazanmıştır. Tıpkı subay ve astsubaylarda olduğu gibi MİT müsteşarlığına gelemez" dedi.

Fidan'ın tekrar MİT Müsteşarlığı'na getirilmesinin Anayasa'ya aykırı olduğunu öne süren Halaçoğlu, "Siyasallaşmış MİT'in diğer siyasi görüşte olanlara hangi tavırda bulunacağını şimdiden söylememiz mümkündür. Fidan'ın tekrar getirilmesi kabul edilemez" diye konuştu.
İçişleri Bakanı Sebahattin Öztürk, "Şu an itibariyle Cizre'de, Silopi'de hendeğin olmadığını söyleyebilirim. Ama geçmiş zamanlarda oldu, biz onlarla ilgili olarak müfettişlerimizi gönderdik. Müfettişlerimizin raporlarına göre eğer belediye başkanları, belediye yetkilileri suçluysa gerekenleri yapacağız" dedi.

Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu, Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu, Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 3. bölümün tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.

Görüşmelerde milletvekillerinin sorularını yanıtlayan İçişleri Bakanı Öztürk, normal şartlar altında Jandarma Genel Komutanlığı'nda hazırlanacak kararnamenin mutlaka usulüne göre geleceğini ve İçişleri Bakanı tarafından muhtemelen onaylanacağını ifade ederek, şöyle devam etti:

"Kanunda yer alan Bakan'a özel yetkiler verilmesi tersinden okunduğu zaman anlamlıdır. Yani ya bakan başka türlü ister de bir direnişle karşılaşırsa anlamında değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yoksa normal şartlar altında köklü bir kurum olan Jandarma teşkilatının uygun olmayan kişileri zaten sayın Bakan'a götürmeyeceği ve Bakanın da bunları onaylamayacağı tabi. Kesinlikle Jandarma Genel Komutanlığı'nın kendi içinde tecrübeleriyle, siciliyle, disipliniyle insanlar seçilecek.

Daire başkanları Bakanın onayıyla atanıyor, generaller bunun istisnasıdır. Generallerin atama düzeni üçlü kararnameyle yapıldığı için sayın bakanların yetkisi dahilinde değildir. Bu konuda Jandarma teşkilatının eğer bu kanun sizin teveccühünüze mazhar olursa doğrusu olması gerektiği yere geleceğini düşünüyorum. Elbette söylenenler içinde siyasi iktidarların bunlara nüfuz edeceğiyle ilgili endişeler olabilir ama bunu her kurum için söylemek mümkün ama biz siyaset kurumuna, iktidar kurumuna bu anlamda güvenmek durumundayız."

Jandarma teşkilatının 175. yılının kutlandığını belirten Öztürk, bu değişikliklerin örnek alınan Fransa'da 10 yıl evvel yapıldığını söyledi.

Kırsaldaki sandıkların korunmasının jandarmanın bir numaralı görevi olduğunu vurgulayan Öztürk, şunları kaydetti:

"Sandıkları, halkın iradesini olduğu gibi koruyup yerine ulaştırmak kırsalda jandarmaya düşen bir görevdir. Türkiye'nin ikinci bir kolluk kuvveti olarak kalmasında yarar görüyoruz. Büyükşehir Yasası ile birlikte jandarmanın yetki sorunu yaşadığını rahatlıkla görebiliyorsunuz. Büyükşehir Yasası hazırlandığı zaman da jandarma açısından hakikaten problemli bir alan doğmuştu. Artık bu sorun da giderilmiş olacak."

Cizre'de hendeklerin açıldığına ilişkin bir soruya Öztürk, şu yanıtı verdi:

"Cizre'de hendeklerin açılmasıyla ilgili belediyelerin bu işi bizzat yaptıklarıyla ilgili müfettiş gönderdik. Henüz bu raporlar elimize gelmiş değil. Ama şu an itibariyle Cizre'de, Silopi'de hendeğin olmadığını söyleyebilirim. Ama geçmiş zamanlarda oldu, biz onlarla ilgili olarak müfettişlerimizi gönderdik. Müfettişlerimizin raporlarına göre eğer belediye başkanları, belediye yetkilileri suçluysa, onlarla ilgili gerekenleri yapacağız."

**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****