Teklifin tümü üzerinde söz alan Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, bugün Türkiye'nin hem geçmişini hem de geleceğini ilgilendiren bir kanun teklifinin görüşüldüğünü belirtti.
Bugüne kadar terör sorununun çözümü için büyük çaba sarf edildiğini vurgulayan Arıkan, Saadet Partisi olarak Terörsüz Türkiye sürecinde kaygılarının yanında beklentilerini de şeffaf bir şekilde paylaştıklarını söyledi.
Kalıcı çözümün adalet, hukuk, toplumsal bütünleşme ve kardeşliği birlikte inşa etmekten geçtiğinin altını çizen Arıkan, şöyle konuştu:
"Elbette kaygılarımız, çekincelerimiz, dikkatle takip ettiğimiz hususlar var. Bunları söylemekten, yanlış gördüğümüz noktaları ifade etmekten vazgeçmeyeceğiz ancak kaygılarımızın bizi yeniden kutuplaşma ve çatışma siyasetine sürüklemesine de izin vermeyeceğiz. Bu nedenle toplumsal dayanışmayı, kardeşliği, hukuku, millet iradesini ve ortak geleceği güçlendirecek bir anlayışla bu sürece destek veriyoruz. Partimiz, çerçeve yasaya şartlı bir destek sunmaktadır."
- "Zorlukların bazılarının aşılamadığını görüyoruz"
Yeni Yol Partisi Grup Başkanı Mehmet Emin Ekmen, muhalefetin görüşlerine, önerilerine önem verilmesi gerektiğini belirtti.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye Terörsüz Türkiye sürecindeki tutumundan dolayı teşekkür eden Ekmen, şunları kaydetti:
"Sürecin yönetimi ve bugüne gelmesinde Cumhurbaşkanı'nın oynadığı pozitif rol ortadadır. Süreç başlatıldığında Sayın Bahçeli, en önemli referansı iç cephenin tahkimine vermişti. Böyle yasayı hazırlamanın zorlukları var. 9 kez bu denenmiş ama başarılı olunamamış. Gerçekten bıçak sırtı bir denge. Zorlukların bazılarının aşılamadığını görüyoruz. Teklif metninin TBMM Başkanlığına sunulana kadar siyasi parti gruplarına verilmemiş olması eksikliktir. Hazırlığın diğer gruplarla detaylı çalışılması gerekirdi ve beklenirdi. Umarız bu süreç, yeni bir 'keşke'ye dönüşmez."
Genel Kuruldaki görüşmeleri AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, Genel Başkanvekili Efkan Ala, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu da takip ediyor.
MHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Feti Yıldız, TBMM Genel Kurulunda, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin tümü üzerinde söz aldı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin 22 Ekim 2024'te yaptığı çağrıdan itibaren yuvalara yeni ateşler düşmediğini belirten Yıldız, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın iradesiyle Terörsüz Türkiye'nin devlet politikası haline geldiğini vurguladı. Yıldız, süreçteki destekleri dolayısıyla TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'a teşekkür etti.
Terörü tarihin karanlık çöplüğüne göndermek üzere olduklarını ifade eden Yıldız, terörün toplumsal istikrarı derinden sarstığının altını çizdi.
Yıldız, TBMM'de MHP Genel Başkanı Bahçeli'nin DEM Parti milletvekilleriyle tokalaşmasının da yeni bir kapıyı araladığını vurguladı.
TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun uzlaşma iklimine ilişkin önemli görevler üstlendiğini aktaran Yıldız, komisyonun çalışmalarının ardından raporunu hazırladığını hatırlattı.
Feti Yıldız, "Terörsüz Türkiye, barış ve huzur, demokrasi ve hürriyet, kardeşlik demektir." ifadesini kullandı.
- "Terörsüz Türkiye'nin sonuna kadar arkasındayız "
Terörsüz Türkiye sürecinin öngörülen bir plan dahilinde ilerleyeceğini dile getiren Yıldız, bin yıllık kardeşliğe ve ortak yaşama dönük tasarrufların MHP tarafından destekleneceğini bildirdi.
Yıldız, Terörsüz Türkiye'nin yanında olduklarını belirterek, şunları kaydetti:
"Tarihe, ecdada, şehitlere sahip çıkmak, ortak geleceği kucaklamak, milli değerler etrafında birleşmek, milli birliği, milli kimliği ve milli devleti korumak, bin yıllık kardeşliği yaşatmak amacıyla Terörsüz Türkiye'nin sonuna kadar arkasındayız. Teklif, mahkumiyet hükümlerini ortadan kaldıran, suçların hukuki niteliğini değiştiren veya ceza sorumluluğunu sona erdiren bir düzenleme niteliğinde değildir. Bazı arkadaşlarımız kanunun lafzını ve gerekçesini okumadan bunun af olduğunu iddia edecek kadar gerçekten uzağa düşmektedir. Devam eden soruşturma ve kovuşturma süreçleri ile kesinleşmiş mahkumiyet hükümleri bütün sonuçlarıyla varlığını korumakta, suçun vasfına, mahkumiyet kararına veya ceza sorumluluğuna ilişkin herhangi bir değişiklik önerilmemektedir, öngörülmemektedir. Bunun 'özel af' olduğunu iddiası var. Kovid izninde insanları 3-5 yıl dışarıya çıkardığımız kanun için de nitelikli çoğunluk ararsınız, bu duruma düşmeyi hiçbiriniz istemezseniz. Bir meseleyi anlatırken ya öğreneceksiniz ya da danışacaksınız. Ancak Sayın Cumhurbaşkanı'yla, Cumhur İttifakı'yla ihtilafı olanlardan görüş alırsanız açığa düşerseniz."
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin tümü üzerinde yaptığı konuşmada, söz konusu kanun teklifinin Türk milletinden gizlendiğini, teklifi imzalayanların da ilk aşamada teklifin içeriğinden habersiz olduğunu savundu. Dervişoğlu, "Bu kanun teklifini TBMM mi hazırlamıştır ki onun onayına sunulmaktadır? Meclis, sürecin başındaki gibi, sadece bir tescil makamına indirgenmiştir. Türk milletinin hüküm mührü, onun bilgisi ve rızası dışında, cebren kullanılmıştır." diye konuştu.
Dünyadaki silahlı örgütlerin sona erdirilmesi süreçlerini anlatan Dervişoğlu, önce silahın, doğrulanabilir biçimde toplanıp imha edilmesi, yönetici kademesinin fiilen çözülmesi ve ancak bunlardan sonra hukuki adımların atılması gerektiğini belirtti.
Kolombiya, Kuzey İrlanda, İspanya, Endonezya ve Güney Afrika'yı hatırlatan, bunların hiçbirinde yasal düzenleme ve ceza indirimlerinin silahsızlanmanın nesnel biçimde doğrulanmasından önce yapılmadığını dile getiren Dervişoğlu, "Silahsızlanma, dağılma, entegrasyon sıralaması bu yasal düzenlemede fiilen tersine çevrilmiştir. Önce hukuki kazanım verilmekte, belirsiz bir gelecekte de silahsızlanma, vaat haline gelmektedir." değerlendirmesinde bulundu.
Bir terör örgütünün silahsızlandırılmasına ve tasfiyesine itiraz etmediklerini belirten Dervişoğlu, ancak teklifle yapılanın bu olmadığını savundu. Terörsüz Türkiye sürecine yönelik eleştirilerde bulunan Dervişoğlu, "Milletimiz o eşsiz ferasetiyle bu oyuna gelmemişken, Kürt ile PKK'nın bir arada anılmasına asla müsaade etmemişken, çalakalem hazırladığınız bu metinle, Kürt'ü ve PKK'yı yan yana getirmeye yeltendiğiniz için bu bir kalkışmadır. Terörsüz Türkiye diye yola çıkıp, İmralı'daki müebbetlik hükümlüyü, Kürtlere kayyım atamaya çalıştığınız için kalkışmadır." dedi.
Terör örgütü PKK/KCK'nın silah bırakması ve bunların teyit edilmesi konusuna yönelik değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, örgütün Suriye kolunun kendini feshetmediğini, "sivil toplum kisvesi" altında yaygınlaştığını söyledi.
Örgütün İran kolu PJAK'ın da silah bırakmadığını belirten Dervişoğlu, "Bu işe 'evet' diyen hiçbir Allah'ın kulu sormuyor mu kendine, oralarda neden silah bırakılmıyor diye? Gerçek şu, PKK silah bırakmıyor, yöntem değiştiriyor. İktidar ortakları da üç beş oy uğruna, anayasa değişikliği uğruna, ömür boyu başkanlık uğruna bu kirli oyunu milletimize 'Terörsüz Türkiye' diye pazarlamaya çalışıyor. Milletimizin huzurunda, tarihe not düşüyorum, terör bitmiyor. Bir yerde yine silahlanıyor, bir yerde devletleşiyor, bir yerde de silahla yapamadığını, siyasetle yapmak üzere meşrulaştırılıyor." ifadelerini kullandı.
Teklif kapsamındaki faaliyetlerin uygulanmasının takibi ve değerlendirilmesinin oluşturulacak bir kurul tarafından yapılacağını anımsatan Dervişoğlu, teklifle yetkinin, üyelerinin tamamı Cumhurbaşkanı tarafından atanan bir kurula bırakıldığını belirterek, bu durumu eleştirdi.
Teklifle bir başka kurulun daha oluşturulacağını bildiren Dervişoğlu, "Bir kurul daha oluşturulacakmış. O da kanun yürürlüğe girdikten sonra, terör faaliyetlerinden dolayı yapılacak soruşturma ve kovuşturmalara izin verecekmiş. Yani, burada da savcılar yetkisiz kılınmaktadır. Bir suç işlenirse, soruşturma için kurulun izni gerekecek. Tıpkı kamu görevlilerinin yargılanması hakkındaki kanunun kopyası gibi." diye konuştu.
Teklifin 10. maddesiyle kanun teklifi kapsamında görev yapan herkese "mutlak bir sorumsuzluk zırhı"nın giydirildiğini kaydeden Dervişoğlu, bunu "beyhude" olarak nitelendirdi.
Dervişoğlu, "12 Eylül darbecileri Anayasa'ya geçici bir madde koyup, kendilerine koruma kalkanı yaptılar. Sonuç ne oldu? Devran değişti ve yargılanıp, 40 yıl sonra da olsa ceza aldılar. Bunu yapan iktidar, bu gerçeği görmüyor olamaz. Bugün, kendiniz için yazdığınız koruma hükümlerinin, yarın, sizi hukukun önünde hesap vermekten kurtaracağını mı zannediyorsunuz? İktidarlar değişir, kanunlar değişir, hesap değişmez." dedi.
- "Bu metin fail odaklıdır"
Kanun teklifi metninin fail odaklı olduğunu savunan Dervişoğlu, teklifte mağdurun görmezden gelindiğini, zararın tazminiyle ilgilenilmediğini söyledi. Dervişoğlu, şöyle konuştu:
"Yıllarca evladının, eşinin, kardeşinin failinin cezalandırılmasını bekleyen aileler yok sayılarak, dosyalar idari bir kurulun kararıyla, bir gecede kapanabilecektir. Milli birlik, hukukun bir örgüte göre esnetilmesiyle değil, devletin meşru düzeninin tavizsiz korunmasıyla ayakta kalır. Devlet, bir grubun, bir zümrenin, bir iktidarın mülkü değildir. Devlet, büyük Türk milletinindir. Bu Gazi Meclis, milletin helal oylarıyla kurulmuş, milli egemenliğin tecelligahıdır. Kapalı kapılar ardında şekillenen bir mutabakat, Meclis'in iradesiymiş gibi önümüze getirilemez."
Meclis'in açılışında milletvekillerinin yemin ederek görevlerine başladığını hatırlatan Dervişoğlu, söz konusu teklife "hayır" oyu vereceklerini vurguladı. Dervişoğlu, "Biz, 'hayır' diyeceğiz. Tarihin doğru yerinde duracağız. Milletimizin huzurunda, namusumuz ve şerefimiz üzerine ettiğimiz yeminimize sadık kalacağız." dedi.
10 Ağustos 1920'de "Sevr denilen teslimiyet belgesinin imzalandığını" bildiren Dervişoğlu, dönemin İstanbul Hükümetinin ve mütareke basınının söz konusu metni "artık kan dursun" diyerek alkışladığını söyledi. Dervişoğlu, şunları kaydetti:
"O gün Anadolu'da, Milli Mücadele'yi ve Misakımilli'yi savunanlar, 'Marjinal' ve 'kanun tanımaz' ilan edilmişti. Ama bu Cumhuriyeti kuran, o gün alkışlanan iktidar sahipleri değil, o gün horlanan, o bir avuç kahramandı. 106 yıl sonra bugün de bu Genel Kurulda, aynı sınavdan geçiyoruz. Tarih, çoğunluğun o gün yaptığı alkışları değil, hakikatin yanında duranların sesini yansıtmıştır. Emin olun, bundan sonra da tarih, neye mal olacağını bilmeden veya umursamadan, emirle el kaldıranları değil, doğru zamanda, doğru kararı verenleri yüceltip tarihe kaydedecektir."
Teklifin tümü üzerinde söz alan CHP Kars Milletvekili İnan Akgün Alp, Türkiye'nin çevresinde büyük riskler bulunduğunu ancak yeni ufukların da açıldığını belirtti.
Türkiye'de bu yasayla yeni bir siyasi kültürün gelişeceğini, bu kültürün eski sorunları demokrasi ruhuyla ele alıp çözmeye olanak sağlayacağını ifade eden Alp, Türkiye'nin, silah ve şiddetin gölgesinden kurtulacağını, barış ve refah içinde olacağını dile getirdi.
Devletin kurucu partisi olarak sürece sorumluluk anlayışıyla, tarihsel misyonla ve devleti yaşatma perspektifiyle yaklaştıklarını anlatan Alp, Cumhuriyet'in 2'nci yüzyılında üniter yapıdan, demokratik hukuk devletinden taviz vermeden herkesin kendisini eşit, özgür ve güvende hissedebileceği bir Türkiye inşa edeceklerini söyledi.
Cumhuriyet'in kurucu iradesinin 2'nci yüzyılda da toplumsal barışın ve ortak geleceğin kurucu iradesi olacağını vurgulayan Alp, "CHP Grubu olarak, tarihin omuzlarımıza yüklediği sorumluluğun gereği bu tarihi süreçte yalnızca destek veren değil sorumluluk alan, öncülük eden ve doğru istikameti gösteren bir anlayışla hareket edeceğiz. Bu süreç, bir bölünme, parçalanma veya ayrışma süreci değil tam tersine yaraları sarma, kardeşliği güçlendirme ve milletçe yeniden kenetlenme sürecidir." diye konuştu.
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunda ele alınan hedeflerin dönemsel söylem veya konjonktürel bir hamle değil devlet politikası olduğunu ve bu politikaya "tereddütsüz" katkı vereceklerini ifade eden Alp, şunları söyledi:
"Silahlar susarsa kardeşlik güçlenir. Kardeşlik güçlenirse Türkiye güçlenir. Türkiye güçlenirse milletimiz kazanır. Birlik varsa gelecek de vardır. Bu topraklar ayrılığın değil birliğin, düşmanlığın değil kardeşliğin yurdudur. Bu yasada bir teslimiyet ya da mağlubiyet yoktur. Barış, onurlu bir barıştır. Herkes kazanacaktır. Halkımız müsterih olsun, Türkiye kazanacaktır."
- "Bugün sözü başlatıyoruz"
CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı da çocukların terörün, şiddetin ve savaşın uğramadığı bir Türkiye'de büyümesinin, sorunlarını konuşarak çözebilmelerinin en büyük dilekleri olduğunu söyledi.
Halkın bağımsız ve kardeşçe yaşamak istediğini belirten Salıcı, "Biz, bugün Kürt meselesini çözmüyoruz. Biz, bugün Kürt meselesinin silahlardan arındırılması yönünde tarihi bir adım atıyoruz. Silahın olduğu yerde sözün bir anlamı kalır mı? Biz, bugün sözü başlatıyoruz." diye konuştu.
Değişken ve dalgalı jeopolitik gelişmeler nedeniyle Türkiye'nin geleceğini yalnızca dış gelişmelerin belirlediği güvenlik refleksi üzerine kurmanın doğru olmadığına işaret eden Salıcı, şunları kaydetti:
"Bugün dış gelişmeler nedeniyle başlayan bu süreç, yarın koşullar değiştiğinde ortadan kalkmamalıdır. Sürecin devlet politikasına dönüşmüş olması bu açıdan kıymetlidir, anlamlıdır ve kalıcılığını pekiştirmektedir. Meselelerimizi konuşarak aşma iradesinden asla geri adım atılmamalıdır. İster ana dil, ister yerel yönetim temelli talepler olsun, terör hiçbir zaman meşru bir yöntem olmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır."
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, TBMM Genel Kurulunda, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin tümü üzerinde söz aldı.
Meclis'in yeni bir tarihin önünü açması gerektiğini söyleyen Bakırhan, "Biliyoruz ki tarihe geçecek günler güçlü bir irade gerektirir. Bu irade bugün bu Meclis'te vardır." diye konuştu.
Bakırhan, Terörsüz Türkiye sürecinin "kardeşi kardeşe kırdırma hesaplarını alt üst edeceğini" belirterek, "Beraberliğimizi kaim kılacak, ortak geleceğimizi güçlendirecektir. Yarım asırlık çatışmalı süreç bu ülkenin her bir karışına büyük acılar yaşattı. Artık çatışma ve şiddet zemininden çıkma fırsatı önümüzde duruyor." ifadesini kullandı.
Kanun teklifiyle beraberliğin ve geleceğin güçlendirileceği önemli bir adım atıldığını anlatan Bakırhan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin süreçteki "kurucu rolünün hakkını verdiklerini" dile getirdi.
Bakırhan, Türk-Kürt kardeşliğinin önemini vurgulayarak, "Bu coğrafyada haritalar silahla, sınırlar genelde acıyla çizildi. Şimdi ilk kez hukukla yazılan bir sayfa var. Altını önemle çizmeliyim ki bu sayfa Türkiye'de yazılırsa mürekkebi tüm bölgeye yeter." şeklinde konuştu.
Kanun teklifinin ayrıcalık üretmediğini, çatışma çözümünün ilk adımı olduğunu ve "al-ver meselesi olmadığını" dile getiren Bakırhan, şöyle devam etti:
"Bu, tarihsel ilişkimizi düzeltme ve doğru bir buluşmayı gerçekleştirmenin adımıdır. Bu yasa ve süreç, taviz değildir, yenme ve yenilme hiç değildir. Bu sürecin tek bir kazananı var, o da tüm Türkiye, 86 milyon yurttaşımızdır. Barış, bir müsabaka değildir. Halklar arasında tutulmuş bir skor tabelası olarak görülmemelidir. Bu kürsüden Türk kardeşlerime bütün açık yürekliliğimle seslenmek istiyorum: Bu süreçte sizden eksilen hiçbir şey yoktur, olmayacak. Aksine bu süreç Türkiye'yi büyüten ve refaha kavuşturacak bir süreçtir. Ülkenin bütünlüğü ve değerleri asla müzakere konusu değildir. 100 yıldır size 'bölüneceğiz' korkusu anlatıldı. Yine anlatılmaya devam ediyor. Oysa bu ülkeyi bölünmeye en çok yaklaştıran şey, çatışmanın ta kendisiydi. Kürtler ayrılmak isteseydi bu Meclis'in çatısı altında olmazdık arkadaşlarımızla birlikte. Biz buradayız. Çünkü vatan ortak, gelecek ortaktır."
Bakırhan, ekim ayında Meclis'in istikametinin "demokratik entegrasyon, özgürlükler ve hukukun üstünlüğünü sağlayan yasal düzenlemeler" olması gerektiğini vurgulayarak, kanun teklifine verilecek her "evet" oyunun 86 milyonun geleceğine atılacak bir imza olduğunu belirtti.
Yarın özgür düşüncenin ve eşit yaşamın şafağının attığı bir güne "merhaba" diyeceklerini söyleyen Bakırhan, "Bu kanun teklifinin altına düşülen imzalar, bir daha hiçbir zaman silahın konuşmadığı bir geleceğin ilk mührü olsun. Bu mühür bozulmasın. Bu barış kalıcı olsun, ortak ve eşit yaşamımız baki olsun." dedi.
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM Genel Kurulunda, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin tümü üzerinde söz aldı.
Türkiye'nin en ağır, en yakıcı ve en uzun sorunlarından birini konuştuklarını ifade eden Özel, "Bu kanun teklifini buraya getirenler açık açık yazmasalar, konuşmaya cesaret etmeseler de meselenin adını doğru telaffuz etmek durumundayız. Bugün Kürt meselesini konuşmak üzere buradayız. Kürt meselesi yalnızca bir terör, güvenlik meselesi değildir. Yalnızca bir örgütün silah bırakması meselesi hiç değildir. Eşit yurttaşlık, hukukun üstünlüğü, demokratik temsil, özgür siyaset ve birlikte yaşama meselesidir." değerlendirmesinde bulundu.
"Terörsüz Türkiye sürecinin iktidar tarafından büyük bir özensizlikle yönetildiğini, müzakerelerinin kapalı kapılar ardında yapıldığını" öne süren Özel, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunda oluşan ortak iradeye rağmen özel görüşmelere, takvimlere, siyasi hesaplara sıkıştırılmaya çalışılan bir süreç yürütüldüğünü iddia etti.
"Barışı, hukuku milletin gözünden kaçırarak yazamayız, yazılamaz." ifadesini kullanan Özel, "Açıkça ifade etmek istiyorum, bu teklife 'hayır' deme hakkı en çok olan siyasi parti kimdir diye millete sorduğunuzda hiç şüphe yok ki bugün karşınızda bulunan Yeni Parti Grubu'dur. Çünkü süreç devam ederken en ağır saldırılara uğrayan bizleriz. Cumhurbaşkanı adayı tutuklanan, yol arkadaşları hapsedilen, partisine yargı eliyle butlan atanan biziz." sözlerini sarf etti.
Kanun teklifinin içeriğinin, hazırlanış biçimi kadar sorunlu olduğunu savunan Özel, Komisyon raporunda yer alan demokratikleşme konusunda yer alan önerilerin düzenlemede yer almadığını dile getirdi.
Vatandaşların kanun teklifine yönelik itirazlarını duyduğunu ifade eden Özel, şöyle devam etti:
"Buradan tarih önünde ifade ediyorum: bu yasaya 'hayır' deme hakkına en çok sahip olan Yeni Parti, kendi hakkını milletin barış hakkının önüne koymayacaktır. Barışın önünde durmayacağız. Bir daha şehit gelmemesi, hiçbir evladımızın gazi olmaması, yoksul evlere ateş düşmemesi için barışın önünde durmayacağız. Bir anne daha evladının tabutuna sarılmasın, bu ülkenin çocukları, bu ülkenin geleceğini okullarda, fabrikalarda, tarlalarda, laboratuvarlarda kursun diye barışın önünü açacağız. Türkiye bölgemizdeki ve dünyadaki tehditlere karşı bir ve bütün olsun, güçlü olsun diye barışın önünü açacağız. Yıllardır teröre, silaha, gözyaşına harcadığımız gücümüzü üretime, eğitime, refaha ayırmak için barışın önünü açacağız."
Komisyon raporundaki önerilerin altında attıkları imzayı namusları olarak gördüklerini belirten Özel, özellikle 7'nci maddede yer alan demokratikleşme adımlarına ilişkin düzenlemelerin de hayata geçirilmesi için AK Parti'nin imzasına sahip çıkması gerektiğini söyledi. Özel, "Biz imzamızı namus biliyoruz. Sizin de kendi imzanıza sahip çıkıp çıkmadığınızı milletle birlikte takip edeceğiz. Bugünden sonra demokratikleşmeyi Meclis'e getireceğiz. Kayyum uygulamalarının sona ermesinin takipçisi olacağız. Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulamasının mücadelesini vereceğiz." dedi.
- "Türkiye'nin geleceğinin önünü açacak bir sorumluluğu üstleniyorum"
Özgür Özel, kırmızı çizgilerinin net olduğunu vurgulayarak, Atatürk, Lozan Antlaşması, devletin birliği ve ülkenin bölünmez bütünlüğü ile Anayasa'nın güvence altına aldığı Cumhuriyet'in temel niteliklerinin tartışma veya pazarlık konusu yapılamayacağını ve buna asla izin vermeyeceklerini söyledi.
"Bu metne kefil olmadan ama barışın sorumluluğunu taşıyarak, iktidarın hesabına karşı durarak ama Türkiye'nin geleceğinin önünü açacak bir sorumluluğu üstleniyorum." diyen Özel, şöyle konuştu:
"Ben ve yönetici arkadaşlarım tarihsel bir tutarlılık ve sorumluluk içinde bu yasaya 'evet' diyeceğiz. Bununla birlikte bunu bütün vatandaşlarımıza ilan ederim ki Yeni Parti'mizi millet kurmuştur, partimizin adını millet koymuştur. Partiyi büyüten de güçlendiren de milletimizdir. Bu sebeple milletvekillerimiz de seçildikleri illerde millet ne diyorsa ona göre karar verecek. Ona göre oy kullanacaktır. Bu ifadeyle Yeni Parti Grubu'nu kararında serbest bırakıyor değilim. Aksine kendi il, bölge, temsil ettiği toplumsal kesimlerin hassasiyet, beklenti, endişe, umut ve heyecanını dikkate alarak, onları milletin vekili olma sorumluluğu ile baş başa bırakıyorum. Hiçbir Yeni Parti milletvekili, üyesinin ve milletinin sesini duymadan davranmayacak. Yeni Parti'nin yeni nesil siyasetinin gereği budur."
Barış, demokrasi ve adaletin ülkenin ilacı olacağını ifade eden Özel, "Bu ilaç birimize değil, hepimize şifa olacak. Kendimize güveneceğiz, insanımıza, mücadelemize güveneceğiz ve ortak geleceğimizi hep birlikte kuracağız. Herkesin buna inanmasını ve güvenmesini arzu ediyorum." değerlendirmesinde bulundu.
AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, TBMM Genel Kurulunda, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin tümü üzerinde söz aldı.
TBMM'de siyasi parti gruplarının desteğiyle Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun kurulduğunu ve ilk toplantısını 5 Ağustos 2025'te yaptığını hatırlatan Güler, komisyonun 20 toplantıda 137 kişiyi dinlediğini aktardı.
Komisyonun terör sorununa karşı ciddi bir çalışma ortaya koyduğunu ifade eden Güler, komisyonda baro başkanlarının, güvenlik korucularının, şehit ailelerinin, akademisyenlerin dinlendiğini hatırlattı.
Güler, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'ni oluşturan ana kaynağın komisyon raporunun 6. bölümü olduğunu dile getirdi. Bu bölümden ifadeleri okuyan Güler, şöyle devam etti:
"Bugüne kadar duyduğum en büyük yalanlardan biri, 'Bu teklifi 3 kişi biliyormuş.' Bu teklifi, çok insan biliyordu. Raporumuz aleni, raporun 6. bölümünü okuyan insanlar bu teklifin ne olduğunu net göreceklerdir. Neresi gizli kapaklıymış? Raporu okumadıysan kimse bilmez. '3 kişi biliyordu, nerede hazırlandığı bilinmiyordu' gibi ucuz ifadeleri reddediyoruz. Raporun 6. bölümüyle uyumlu bir kanun teklifinden bahsediyoruz. Biz Türkiye'de, bu topraklarda bir daha silahın, şiddetin asla konuşulmaması, silah ve şiddet üzerinden bir meselenin ağır ekonomik sonuçlarla beraber yaşanılmaması için elimizden gelen tüm kapasiteyle bir soruna eğilip çözmeye çalışıyoruz."
Rapordaki önerilerin teklifte yer aldığının altını çizen Güler, raporla eş değer metin hazırladıklarını dile getirdi. Bu konuda samimi gayret gösterdiklerini vurgulayan Güler, sürece katkı sağlayanlara teşekkür etti. Güler, şunları kaydetti:
"50 yıllık meseleye tüm çabamızla bir şey yapmaya çalışıyoruz. Eksiğimiz, yanlışımız olabilir. Peki, siz ne diyorsunuz? Açın şu elinizdeki bilgiyi, tecrübeyi de görelim. Raporun 6. bölümü ortada. Buna imza attınız. Müstakil ve geçici kanun için ne diyorsun? Yok. Açık söylüyorum, bu kanun teklifi her yönüyle Terörsüz Türkiye hedefi noktasında gerçek manada bir Türkiye modelidir. Sürecin başından itibaren komisyonumuzun işleyişi, devamındaki raporun çıkışı, görüşmeler gerçek manada bu toprakların evlatlarının çalışmasıdır. Bundan gurur duyun, bir sevinin. Çok önemli bir şey bu. Türkü'yle, Kürt'üyle, Alevi'siyle, Sünni'siyle, bu toprakların has evlatları samimiyetle bu sorunu çözmek ve gelecek Türkiye Yüzyılı'na daha sağlam, daha kararlı, kardeşçe, omuz omuza yürümek istiyor. Peki bunu biz isterken birilerinin destekleyeceğini mi zannediyorduk? Yok. Biliyorduk. Birilerinin ekmeği buradan kesilecek, birileri buradan siyasi menfaat elde edemeyecek, yok olacaklar belki."
- "Artık Anadolu'da hiçbir anne Türkçe de ağıt yakmayacak, Kürtçe de ağıt yakmayacak"
Teklifin tümü üzerinde şahsı adına söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, konuşmasının başında şehitleri rahmetle yad etti, gazileri, güvenlik güçlerini ve ailelerini selamladı.
Bugün bir tarih yazıldığını söyleyen Gül, sürece katkıları nedeniyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile siyasi partilerin genel başkanlarına ve milletvekillerine teşekkür etti.
Kanun teklifinin 367 milletvekili tarafından sunulduğunu bildiren Gül, bunu tarihi bir uzlaşmanın ve siyasal mutabakatın çok önemli bir göstergesi olarak niteledi.
Bugün kurallı bir dünya düzeninin sonuna gelindiğini, uluslararası sistemin çöktüğünü dile getiren Gül, "Artık yeni bir dünyanın kurulması elzemdir. Eski dünya can çekişirken yeni dünya kurulacak. Bu yeni dünyanın kuruluşu da işte bugün Gazi Meclis'ten, Türkiye'den doğacak. Bütün dünyaya barışı, küresel adaleti sağlayacak bir adımı bugün konuşuyoruz." ifadesini kullandı.
Gül, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nda mutabakatla çalışma yapıldığını, ortak akıl ve millet mutabakatıyla kanun teklifinin yolunun çizildiğini vurguladı.
En büyük hakemin milletin kendisi olduğuna işaret eden Gül, "Birçok uluslararası çatışma çözümleri oldu, farklı ülkelerde gelişmeler var ama bunların hiçbirisi bizim için bir model değildir. Bu model bir 'Ankara mutabakatı'dır, bir 'Türkiye mutabakatı'dır, Türkiye modelidir, bütün dünyaya örnek olacak barışın bir modelidir." değerlendirmesinde bulundu.
Gül, toplumsal huzuru ve bütünleşmeyi ortaya koyacak bir süreci hep beraber yapacaklarını belirterek, "Unutmayalım ki Trabzon'un huzuru neyse, İzmir'in neşesi odur. Mardin'in, Van'daki gencin rüyası neyse, İstanbul'daki evladımızın da geleceği odur. Türk'üyle, Kürt'üyle, Alevisi'yle, Sünni'siyle, Çerkez'iyle, Boşnak'ıyla ve sayamadığımız bütün o zenginliklerle 86 milyon kardeş olarak yolumuza devam edeceğiz. Artık Anadolu'da hiçbir anne Türkçe de ağıt yakmayacak, Kürtçe de ağıt yakmayacak." diye konuştu.
- "Toplumsal barış, adalet ve güven güçlendikçe kardeşlik bağı daha da güçlenecek"
Şahsı adına konuşan Yeni Yol Partisi İzmir Milletvekili Mustafa Bilici, tarihi bir sürecin yaşandığını belirtti.
Terörsüz Türkiye'nin tarihi bir fırsat olduğunu vurgulayan Bilici, Türkiye'nin farklı kültürlerin ve medeniyetlerin bir arada yaşadığı bir ülke olduğuna işaret etti.
Bilici, "Toplumsal barış, adalet ve güven güçlendikçe kardeşlik bağı daha da güçlenecektir. Bu meselenin gerçek çözümü milletimizin gönlünde tesis edilecek birlikteliktedir." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından soru-cevap bölümüne geçildi.
Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Yüksel, teklifin kapsamının, belirli bir tasfiye dolayısıyla terör örgütü PKK/KCK'nın sınırlandırıldığını belirtti.
Yüksel, "Teklif hükümleri için PKK/KCK'nın fiili varlığına son vermesi, her türlü silah ve mühimmatın teslim edilmesi, bu durumun tespit edilmesi ve bu tespitin MGK tarafından teyit edilmesi gerekmektedir. Kapsam tercihi örgütün tasfiyesine yönelik doğrulanabilir şartlara dayanmaktadır." dedi.
Teklifin hazırlanmasının amacını anlatan Yüksel, uzun süredir kararlı şekilde terörle mücadele edildiğini vurguladı. Milletin birlik ve kardeşliğinin sadece bugünün şartlarında ortaya çıkmadığına işaret eden Yüksel, aynı bayrak, aynı vatan ve aynı istiklal ülküsü etrafında yıllarca mücadele verildiğini kaydetti.
Yüksel, şöyle devam etti:
"Teklifin amacı, geçmişte yaşanan acıları unutturmak ya da terörle mücadeledeki haklılığı tartışmaya açmak asla değildir. Amaç, elde edilen kazanımları kalıcı hale getirmek, benzer acıların yaşanmamasını sağlamak, terörün yeniden hayat bulamayacağı güven zeminini oluşturmaktır. Aziz şehitlerimizin hatırasına, kahraman gazilerimizin fedakarlığına sahip çıkmanın en anlamlı yolu da gelecek nesillerin terörün gölgesinden arındırılmış Türkiye'de yaşamalarını sağlamaktır. Bu teklifle, suçun hukuki niteliği, mahkumiyet hükmünün varlığı kendiliğinden ortadan kaldırılmamaktadır."
Teklifin tek başına yürürlüğe girmesinin, kanunlaşmasının yeterli olmadığını dile getiren Yüksel, bu konuda Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararı gerektiğini söyledi. Yüksel, teklifin "genel ya da özel af" niteliğinde olmadığını sözlerine ekledi.
