2012-11-13 - 12:28
AK PARTİ TBMM GRUP TOPLANTISI...
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, muhalefet partilerinin idare ettiği belediyelerin çoğunda sadece çöp, sokak ortasında akan kanalizasyon, toz, çamur, yıkıntı, harabe görüleceğini ifade ederek, ''Bunlar, kendileri yapmadılar, üretmediler, çözmediler; yapana, üretene, çözene engel olmayı da muhalefet zannettiler'' dedi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, muhalefet partilerinin idare ettiği belediyelerin çoğunda sadece çöp, sokak ortasında akan kanalizasyon, toz, çamur, yıkıntı, harabe görüleceğini ifade ederek, ''Bunlar, kendileri yapmadılar, üretmediler, çözmediler; yapana, üretene, çözene engel olmayı da muhalefet zannettiler'' dedi.

Partisinin TBMM Grubu'nda konuşan Erdoğan, Genel Kurul'da kabul edilen 13 İlde Büyükşehir Belediyesi Kurulması ile Bazı Kanun ve KHK'larda Değişiklik Yapan Kanun'a değindi.

AK Parti milletvekilleri ve grubuna, ''Genel Kurul'da çok yoğun hakaretlere, engelleme çabalarına, yavaşlatma girişimlerine rağmen sabır ve vakarla hareket ederek, tasarıyı yasalaştırdığı'' için teşekkür eden Erdoğan, ''Son bir hafta içinde bu tasarının Genel Kurul'daki görüşmeleri sürecinde, milletim muhalefetin yakışıksız, seviyesiz üslubunu, çapsız siyaset tarzını bir kez daha çok net olarak gördü'' dedi.

Erdoğan, muhalefet partilerinin, demokratik duruş, parlamenter demokrasiye denk düşen bir üslup sergilemek yerine, her zaman olduğu gibi şiddeti, sözlü ve fiili saldırıyı, hakareti, oyalama, yavaşlatma taktiklerini tercih ettiğini ancak bugüne kadar olduğu gibi hiçbir sonuç alamadığını söyledi.

Başbakan Erdoğan, ''Bütün bu saldırılara, çarpıtmalara, hiçbir vizyona dayanmayan söylemlere tahammül ettiğiniz için hepinize tek tek teşekkür ediyorum. Sabırla, vakarla, metanetle, gerektiğinde bütün bu çarpıtmalara, suçlamalara cevap verecek dirayet ve cesaretle süreci takip ettiğiniz için, bu tasarıyı milletimize kazandırdığınız için her birinize şükranlarımı ifade ediyorum'' diye konuştu.

13 ilin büyükşehir olduğunu anımsatan Erdoğan, büyükşehir belediyeleri ile yeni düzenlemenin, bu illerle birlikte Türkiye genelinde il, ilçe, belde ve köylerde yerel hizmetleri çok daha kaliteli alacak vatandaşlara hayırlı olmasını temenni etti.

AK Parti'nin, yerel yönetimler, belediyecilik konusunda sadece ulusal değil, küresel ölçekte iddia sahibi olduğunu ifade eden Erdoğan, belediyecilikte çok ciddi birikim, tecrübelerinin bulunduğunu belirtti.

Kabul edilen kanunun, bu tecrübenin, birikimin eseri olduğunu vurgulayan Erdoğan, bu kanunun, 10 yıllar boyunca üzerinde düşünülüp, Türkiye, şehirler için en iyisi hesap edilerek, planlanarak, projelendirerek, hatta pilot uygulamaları yapılarak TBMM'ye getirildiğini söyledi.

Erdoğan, ''Hazırladığımız böyle bir kanun üzerinde söz söyleyebilmek için muhalefet partilerinin öncelikle bu alanda bir sözlerinin, projelerinin, tecrübelerinin olması gerekir. CHP, MHP, BDP'nin şu anda idare ettiği belediyelerin manzarası ortada; AK Parti belediyelerinin de manzarası ortada. Bu partilere ait belediyelerin, geçmişten bu yana ne tür iddialarla gündeme geldiği, kötü şöhrete sahip olduğu ortada. AK Parti belediyeciliğinin ise örnek oluşturacak, imrenilecek, nasıl performans ortaya koyduğu da ortadadır'' diye konuştu.

AK Parti'li belediyelerin tamamında hizmet üretildiğini, yatırımlar yapıldığını, şehirlerin çehresinin değiştiğini anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Ama gidin muhalefet partilerinin idare ettiği belediyeleri bakın. Bunların çoğunluğunda sadece çöp, sokak ortasında akan kanalizasyon, toz, çamur, yıkıntı, harabe görürsünüz. Muhalefetin yönettiği belediyelerin önemli kısmında beceriksizlik, işbilmezlik, belediye bütçelerine musallat olmuş kendi ifadeleriyle yamyamlar görürsünüz.

İşte söyleyecek sözü olmayanlar, Genel Kurul'da yaptıkları gibi sadece hakaret eder, küfrederler, şiddet uygularlar. Bu yasaya karşı mücadele ederken acaba gruplarından kaç kişi, bu mücadeleyi sonuna kadar takip etti- Gruplarının büyük çoğunluğu Meclis'te dahi yoktu. Varsa iddianız niçin burada değilsiniz, yoksa niçin oyalıyorsunuz- İşte bu atılan adımlarda ne denli samimiyetsiz olduklarını ortaya koyuyor. Bunlar hiçbir zaman çözümden yana olmadılar, millete hizmet gibi bir dertte hemdert olmadılar, bunlar kendileri yapmadılar, üretmediler, çözmediler; yapana, üretene, çözene engel olmayı da muhalefet zannettiler. Tam da muhalefetin ruh haline denk düşen hikayeyi hatırlatmakta fayda var: Cin şişeden çıkmış, adama, 'Senin bir dileğini yerine getireceğim ama sana ne yaparsam komşuna onun iki katı yapacağım' demiş, adam tek gözünün kör edilmesini istemiş. Bizdeki muhalefetin ruh hali bu, bizdeki muhalefetin sorunu bu; tek gözle de olursa yaşarım, ama komşum hiç dünyayı görmesin, derdi bu. Kendisi yapamaz, yapana da müsaade etmez. Bu kifayetsiz muhterislere rağmen biz millete hizmet etmeye, durmadan,duraklamadan hizmet üretmeye devam edeceğiz. Çünkü biz bu millete sevdalıyız. Milletimizin, şehirlerimizin, ülkemizin refahı için, kalkınması, huzuru için hizmet üretmeye, ideolojiyi değil, hizmeti esas alan belediyecilik uygulamaya devam edeceğiz.''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk'ün babası Ali Rıza Efendi'ye ait evlerin restore edilmiş fotoğraflarını göstererek, ''Biz nutuk atanlardan olmadık. Nutuk hatmedenlerden de değiliz. Başta CHP'liler olmak üzere Atatürk istismarcılarına da işte bu Makedonya'da yeniden inşa ettiğimiz iki hatıra evi ithaf ediyorum. Umarım gider orayı da ziyaret ederler'' dedi.

Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, geçen hafta yaptığı resmi temasları hakkında bilgi verdi. Erdoğan, Hollanda Başbakanı ve heyetini Ankara'da ağırladıklarını belirterek, Türkiye ile Hollanda arasındaki meselelerin ele alındığını ifade etti.

Başbakan Erdoğan, 5. Bali Demokrasi Forumu'na katılmak için Endonezya'ya gittiğini ve burada Bali Demokrasi Forumu katılımcılarına hitap ettiğini hatırlatarak, ardından bir panele katıldığını ve birçok devlet başkanı ve başbakan ile görüşmeler yaptığını anlattı. Endonezya'dan Brunei Sultanlığı'na geçtiğini kaydeden Erdoğan, burada Sultan Bulkiye ile ülkeler arası ve bölgesel işbirliğini geliştirmek için çeşitli konuları ele aldıklarını söyledi.

Brunei'ye yaptığı ziyaret nedeniyle Türkiye'de 10 Kasım Atatürk'ü anma resmi törenlerine katılma imkanının olmadığını anımsatan Erdoğan, ''Bu vesile ile bir kez de AK Parti Grubu'ndan Kurtuluş Savaşımızın Başkumandanı, Cumhuriyetimizin Banisi Gazi Mustafa Kemal'i ölümünün 74. yıldönümünde rahmetle, şükranla yad ediyorum'' dedi.

Gazi Mustafa Kemal'in hatırasını yaşatmak amacıyla, TİKA tarafından yürütülen, anlamlı bir projeyi de dikkatlere sunmak istediğini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

''TİKA'nın girişimleriyle Makedonya'nın Jupa Belediyesi'ne bağlı Kocacık köyünde Gazi Mustafa Kemal'in babası Ali Rıza Efendi'nin doğduğu ve yaşadığı evin yerini ve kalıntılarını tespit etik. Yapılan çalışmalar neticesinde köyde Ali Rıza Efendi'ye ait olduğu düşünülen yan yana iki ev tespit edildi. Bu evlerin 'anı evi olarak yeniden inşası için gerekli projeler hazırlandı. Makedonya makamlarıyla görüşmeler yapıldı, projemiz Makedonya Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu'nda onaylandı ve 8 Mayıs 2012'de ihaleyi gerçekleştirdik. Kültür ve Turizm Bakanlığımızın da katkılarıyla şu anda inşaatlar tamamlanma aşamasına geldi.''

Mustafa Kemal Atatürk'ün Kocacık köyünde yeniden inşa edilen evinin resimlerini de gösteren Erdoğan, ''Burada Gazi Mustafa Kemal'in Kocacık köyünde yeniden inşa ettiğimiz evinin resimleri bulunuyor. Birinci resim bu ve iki evden biri şu anda tamamlandı. Diğeri ise tamamlanma aşamasında. Arkada inşaatı devam eden büyük ev, ziyaretçiler için bir dinlenme, bir adeta kafeterya gibi imkanların bulunduğu 'misafir evi' olarak kullanılacak. Öndeki ev ise Ali Rıza Efendi'nin anı evi olarak, müze olarak ziyaretçilere hizmet verecek. Ayrıca Gazi Mustafa Kemal'in eğitim gördüğü Manastır'daki Askeri İdadi binasının tadilatı ve donanımı için Makedon makamlarıyla bir proje hazırladık, 20 Kasım'da da bu çalışmaları başlatıyoruz'' diye konuştu.

Atatürk istismarcısı olmadıklarını ifade eden Erdoğan, ''Görüldüğü gibi biz nutuk atanlardan olmadık. Nutuk hatmedenlerden de değiliz. Biz hatıralara sahip çıkıyoruz. Ata yadigarlarına sahip çıkıyoruz. Başta CHP'liler olmak üzere Atatürk istismarcılarına da işte bu Makedonya'da yeniden inşa ettiğimiz iki hatıra evi ithaf ediyorum. Umarım gider orayı da ziyaret ederler'' şeklinde konuştu.

Erdoğan, 10 Kasım'da Siirt'in Pervari ilçesinde, operasyona giden helikopterin düşmesi sonucu 17 askerin şehit olduğunu hatırlatarak, şehit olan askerlere Allah'tan rahmet ve yakınları ile Türk Silahlı Kuvvetleri'ne ve millete sabır diledi. Erdoğan, şöyle konuştu:

''Helikopterin düşmesiyle ilgili adli ve idari soruşturma başlatıldı ve devam ediyor. Dün Genelkurmay Başkanlığımız da detaylı bir açıklama yaptı. Helikopterimizin hava şartları nedeniyle düştüğü, ilk incelemeler neticesinde ortaya çıktı. Helikopterimize yönelik bir terörist saldırı söz konusu değil. Muhalefet partileri, zihinleri bulandırmak adına helikopterlerin eski, metal yorgunu, bakımsız gibi bu tür eksiklerinin olduğunu ifade eden açıklamalar yapıyor. Ağzı olan konuşuyor tabi. Çıkıyorlar, televizyon televizyon dolaşıp bu açıklamaları yapanlar var. Bunlar gerçek dışı. Türkiye'nin savunmasında, özellikle terörle mücadelede her türlü imkanın seferber edilmesi, en modern teçhizatın sağlanması noktasında gereken her şey yapılıyor. Son derece zor şartlar altında yürütülen terörle mücadele esnasında maalesef bu tür kazalar, bu tür istenmeyen acı hadiseler yaşanabiliyor. Olay mutlaka detaylı şekilde incelenecek, soruşturmalar yapılacak, böyle hadiselerin yaşanmaması veya minimize olması için gereken tedbirler fazlasıyla alınacaktır.''

Pazar günü bakan ve milletvekilleriyle birlikte Diyarbakır'a giderek şehitler için düzenlenen törene iştirak ettiklerini ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

''Onları Hakka uğurladık. Tabi her olay sonrasında olduğu gibi, Pervari'deki kaza sonrasında da zaten ellerini ovuşturan fırsatçıların bir kez daha sahneye çıktığını, bu acı hadiseyi bir kez daha istismar etme alçaklığına giriştiklerini gördük. 30 yıldır devam eden terörle mücadeleyi maalesef bir milli mesele olarak değil, bir Hükümet meselesi olarak görenler var. Yere düşen her canı, her şehidi, her olumsuz hadiseyi tam bir fırsatçılık içinde, Hükümet aleyhine siyasi malzeme yapmak için çaba sarf eden çevreler var.

Biz on yıldır bu fırsatçı çevreleri sürekli olarak milletimize şikayet ediyor, milletimiz nezdinde bunların maskesini düşürmeye devam ediyoruz ve devam edeceğiz. Bu marjinal çevreler sırf Hükümet zarar görsün diye terörle mücadelede Türkiye'nin başarısız olması için adeta dua ediyorlar. Biraz önce anlattığım hikayedeki gibi, komşularının iki gözü çıksın temennisiyle kendi tek gözlerinden feragat edecek kadar muhteris, hırslı, haset içinde, fesat içinde çevreler var. Bunlar ne acıdır ki AK Parti kaybetsin de Türkiye ne olursun olsun anlayışı içindeler. Bunlar AK Parti zarar görecek diye Türkiye düşmanlarıyla işbirliği yapacak, Türkiye düşmanlarına kol kanat gerecek, Türkiye düşmanlarının sırtını sıvazlayacak kadar ölçüyü, muvazeneyi kaçırmış durumdalar.''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bunun en çarpıcı örneğini Suriye meselesinde yaşadıklarını vurgulayarak, şunları söyledi:

''Türkiye'nin Suriye politikasını başarısızlıkla sonuçlanması için Suriye'deki eli kanlı diktatöre her türlü övgüyü düzen, o katilin sırtını sıvazlayan bir muhalefete, bir CHP'ye, bir CHP yönetimine, bir CHP Genel Başkanı'na sahibiz. Suriye'de her gün hayatını kaybeden masum siviller CHP'nin umurunda değil. Suriye'den her gün çaresizlikle komşu ülkelere, Türkiye'ye sığınan siviller CHP'nin umurunda değil. Kendi halkına silah doğrultan, kendi halkını en ağır silahlarla toplu halde katleden bir rejim CHP'nin derdi değil. CHP çok daha küçük hesapların peşinde. CHP bu süreçte Türkiye'nin zarar görmesinden fayda umacak kadar maalesef bir ufuksuzluk, bir zavallılık içinde.''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bazı cezaevlerindeki açlık grevleriyle ilgili olarak, ''Bunların amacı taleplerinin karşılanması değil, bunların amacı kaos oluşturmak, gerilimi tırmandırmak...Kendileriyle ilgili olmayan bazı şeyleri gündeme taşıyorlarsa, bu bir şantajdır. Bu iktidar o şantaja gelmez'' dedi.

Partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuşan Erdoğan, bazı cezaevlerindeki açlık grevi eylemine değindi. Açlık grevlerinin sadece BDP ve terör örgütünün teşvikiyle yürütülmediğini, bir kaos ortamı oluşturmak, gerilimi tırmandırmak amacıyla çok çeşitli çevreler tarafından bir araç olarak kullanıldığını anlatan Erdoğan, geçmişte açlık grevlerinin son derece elverişli birer eylem olarak bu çevrelerin emellerine hizmet ettiğini kaydetti.

Erdoğan, 12 Eylül askeri darbesi öncesinde darbe zeminini güçlendirmek amacıyla bu eylemlerin ortaya konulduğunu, 28 Şubat sürecinde gerilimi tırmandırmak, Hükümeti yıpratmak, müdahaleyi meşrulaştırmak adına bu tür eylemlerin yapıldığını belirtti. Sözde marjinal örgütler tarafından ortaya konulan bu eylemlerin büyük kampanyalara dönüştürüldüğünü, içeriden ve dışarıdan çok kuvvetli şekilde desteklendiğini ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

''Bakın çok açık söylüyorum; bunların amacı taleplerinin karşılanması değil, bunların amacı kaos oluşturmak, gerilimi tırmandırmak...Zira kendileriyle ilgili bir sorun varsa, onu çözmek bizim görevimizdir. Ama kendileriyle ilgili olmayan bazı şeyleri gündeme taşıyorlarsa, bu bir şantajdır. Bu iktidar o şantaja gelmez. Bunların amacı Türkiye'de istikrarın, huzurun, güven ortamının zedelenmesi için üzerlerine düşen vazifeyi yerine getirmektir, onu yapıyorlar. İşte şu anda Türkiye'de bazı medya kuruluşları sorgusuz sualsiz şekilde, bu eylemlere destek veriyor. Her gün bu eylemleri gündemde tutuyor, her gün gerilimi artırma çabasına çanak tutuyor.

Açlık grevi eylemleri, maalesef bir kez daha oksijenini işte bu medyadan alıyor. Ya siz ne zamandan beri bu terör örgütünün sevdalısı oldunuz- Siz ne zamandan beri terör örgütüyle ortak iş tutmaya başladınız- Pervari'de şehit olan kahramanlara, dadaşlara göstermediğiniz şefkati nasıl oluyor da terör örgütüne gösteriyorsunuz-

Batman'da karnında doğmamış bebeğiyle şehit olan Mizgin Doru'yu görmediniz. Bingöl'de çocuklarını korumak için canlı bombanın üzerine kapaklanan ve şehit olan Hatice Belgin'i görmediniz. Siirt'te aracının içinde yüzlerce kurşunla katledilen 4 kızımızı görmediniz. En son Şemdinli'de düğünden dönerken bombalı saldırıda katledilen 11 yaşındaki Faris yavrumuzu görmediniz. Yaşamak ve yaşatmayı o gün sorgulamadınız da bugün size ne oldu-''

Başta Avrupa olmak üzere açlık grevini Türkiye aleyhine kampanyaya dönüştüren ülkelere, örgütlere ve çevrelere seslenen Erdoğan, ''Terör örgütü askeri, polisi, korucuyu, sivil insanları hedef alırken üç maymunu oynuyordunuz, kendi mensuplarını hedef alınca mı aklınız başınıza geldi- Biz bu oyuna gelmeyiz, biz bu kampanyaya boyun eğmeyiz. Geçmişte defalarca tekrarlanan, defalarca kurulan bu tuzağa biz düşmeyiz. Türkiye'de son derece hassas bir zamanda gerilimi arttırmak niyetiyle ortaya konan bu eylemlere biz pabuç bırakmayız. Hiçkimse kusura bakmasın. Türkiye, eski Türkiye değil. Bunlar tamamen bayat senaryolar. Millet hem 3 Kasım 2002 hem de sonrasında defalarca bu senaryoyu, bu tuzağı, bu tezgahı alt üst etti. Bugün de Türkiye aleyhine tezgah kuranlara milletimiz gereken cevabı mutlaka verecektir'' dedi.

Cezaevlerindeki gençleri terör örgütünün faşizminden, baskısından sultasından kurtarmak için kendilerinin ne gerekiyorsa yaptıklarını ve yapacaklarını anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bu tezgahı bozmak için ne gerekiyorsa yapıyoruz, yapacağız. Bu kampanyaya biz boyun eğmeyiz. Bu uluslararası gerilimi tırmandırma ameliyatına asla boyun eğmeyiz. BDP'li millletvekilleri de açlık grevine varsın devam etsin. Ama bu arada şiş kebaplar falan gelmesin. Tabii bunların ciddi şekilde nefis terbiyesine de ihtiyaçları var. Bunların bazılarının ciddi şekilde rejim yapmaya da ihtiyaçları var. Ama rejim yaparken bakıyorsunuz bir diğeri bir diğerine hemen ciğer kebabını takdim ediyor. Daha yeni...Herhalde bunların da resimlerini görmüşsünüzdür. Bu rejimi faşizme çevirmesinler. Hapishanelerdeki gençlerden ellerini çeksinler, kendi sefahatları için gençleri kullanmaktan artık vazgeçsinler. Bakın tekrar ediyorum, bizim ilkemiz insanı yaşat ki devlet yaşasın. Yaşatmak her zaman birinci önceliğimiz olacak. Öldürmek isteyenlere inat, biz yaşatmayı teşvik edeceğiz.''

Erdoğan, herkesin istediği dilde savunma hakkını gündeme getiren hazırlığı dün gece Meclis'e gönderdiklerini hatırlatarak, ''Bununla ilgili onlara değil, milletimize verdiğimiz sözü yerine getireceğiz. 13 maddelik bu tasarı da inşallah Meclisimizinden süratle gelip geçecektir. Buna inanıyorum. Bu arada grubumuzun hassasiyeti bellidir'' dedi.

Gensoru konusunda CHP ile MHP arasında rekabet olduğunu ifade eden Erdoğan, ''CHP'nin gensoru önergeleri MHP'den fazlaydı. Şimdi o arayı MHP kapatmaya çalışıyor. Şimdi gensoru önergelerini ardı ardına veriyorlar. Bu arada yine çok gayretliler maşallah. Hiçbir aslı astarı olmayan, saçma sapan, kendilerine göre gerekçelerle ileri sürülmüş gensoru iddiası...'' diye konuştu.

Erdoğan, bugüne kadar olduğu gibi Meclis'te bugün ve yarın yapılacak oylamalarla reddini, gereken cevabı yine alacaklarını belirterek, şunları kaydetti:

'' Zira gensoru bu denli sulandırılmamalı. Gensoru vermek için gensoru verilmez. Gensoru o kadar ciddi gerekçelere dayandırılır ki böyle bir önerge verildiği zaman bir Hükümet sarsıntı geçirmeli. Bunlarda böyle bir şey var mı, yok. Yaptıkları ortada. Kızılcahamam'da da ifade etmiştim, bugün de ifade ediyorum; bu kadar açık net söylüyorum ve arkadaşlarımın birlik beraberlik içerisinde gerekli tavrı ortaya koymak suretiyle Parlamento çatısı altında kendilerine inşallah gerekli cevabı, gerekli dersi inşallah hep birlikte vereceğiz.''

Erdoğan, milletvekillerini, Meclis çalışmalarında gösterdikleri fedakarlık ve üstün başarı dolayısıyla tebrik ederek, kendilerine çalışmalarında başarılar diledi.



*** HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DÖKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***