2012-02-14 - 15:42
CHP TBMM GRUP TOPLANTISI?
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM grubunda MİT Kanunu'nda değişiklik yapan teklifi, ''trafik ışıklarında kırmızı ışığı kaldırmak kadar aptalca bir teklif'' diye niteleyerek, ''Bu bir hukuk cinayetidir'' dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM grubunda MİT Kanunu'nda değişiklik yapan teklifi, ''trafik ışıklarında kırmızı ışığı kaldırmak kadar aptalca bir teklif'' diye niteleyerek, ''Bu bir hukuk cinayetidir'' dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, , Adalet Komisyonunda bugün görüşülecek olan MİT Kanunu'nda değişiklik yapan teklifi değerlendirdi.

''Bu yasa teklifi, çok aptalca bir teklif'' diyen Kılıçdaroğlu, ''Bu trafik ışıklarında kırmızı ışığı kaldırmak kadar aptalca bir tekliftir. Böyle bir rezalet, TBMM'de nasıl tartışılacak, korkunç bir şey. Hukuk, bu cinayetin sözcüsü olamaz. Bu bir hukuk cinayetidir'' görüşünü savundu.

Kılıçdaroğlu, bu teklifi kanunlaştırmanın, bütün devleti ve sistemini, illegal, gayrimeşru hale getirmek anlamına geleceğini ileri sürerek, ''Bu utanca, kimse el kaldırmamalı'' çağrısında bulundu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MİT Kanunu'nda değişiklik yapan teklifin, ''trafik ışıklarında kırmızı ışığı kaldırmak kadar aptalca bir teklif'' olduğunu savunarak, ''Bu bir hukuk cinayetidir. Bu teklifi kanunlaştırmak, bütün devleti ve sistemini illegal hale getirmek demektir. Bu utanca, kimse el kaldırmamalı'' dedi.

Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin, zor koşullardan geçtiğini söyledi.

Hafta sonu Ankara dışında yaptığı ziyaretlere değinen Kılıçdaroğlu, ''Akılları fikirleri deveyi hamuduyla götürmek olanlar, devede kaldılar'' dedi.

Kılıçdaroğlu, 6 belediyeyi ziyaret ettiklerini, AK Parti'nin, iki belediye başkanlarını görevden aldığını, belediye başkanlarının yanlarında olduklarını göstermek için bu ziyaretleri yaptıklarını anlattı. Kılıçdaroğlu, belediye başkanlarına, ''Gelin AKP'ye geçin, bu soruşturmaların hiçbiri olmaz, başınız ağrımaz'' denildiğini, belediye başkanlarının ise direndiklerini, ''CHP'liyiz, CHP'de kalacağız'' karşılığını verdiklerini söyledi.

Belediyelerine, zeytin üreticilerine, insanların acılarına sahip çıktıklarını belirten Kılıçdaroğlu, ''Onlar devede kalmışlar. Çünkü deveyi, hamuduyla götürme kültüründen geliyorlar'' dedi.

Kılıçdaroğlu, Atatürk'ün Gençliğe Hitabını geçen pazar günü stadyumda okuyan Orduspor ve Ordusporlular'a teşekkür etti. Kılıçdaroğlu, 9 bin yüreğin, tek ağızdan haykırdığını dile getirerek, ''Ordulular, Gençliğe Hitabı okurken, '19 Mayıs'ı, Erzurum, Sivas kongrelerini biliyoruz' dediler, o kongrede dile getirilenleri söylediler. İşbirlikçilere, mandacılara karşı tek yürek, aslanlar gibi durdular. Türkiye'nin bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinin nasıl daha yepyeni ve diri olduğunu bütün Türkiye'ye tekrar gösterdiler. Bütün Orduluları şerefli alınlarından öpüyorum'' diye konuştu.

Ordulular, Atatürk'ün Gençliğe Hitabını okurken diğer yandan bir ayıba, utanca imza atıldığını ifade eden Kılıçdaroğlu, ''Televizyonda onların sesi kesildi, küfür mü sayıyorsunuz hitabeyi- Hangi amaçla yapıyorsunuz bunu- Erdoğan'ı anladık, Atatürk'ün Gençliğe Hitabı'ndan hoşlanmaz, AKP'li bakanlar, sözcülerini anladık, hitabe nasırlarına dokunmuş gibi onları ürkütür. Ama siz televizyondan seslerini niye kesersiniz- Bu yayın kuruluşunu kınıyorum, yaptığı doğru değildir'' görüşünü savundu.

Kılıçdaroğlu, otokrasinin, yargıçlar, çete ve polis devleti olup olunmadığının tartışıldığını ancak Türkiye'nin, demokrasiyi yücelten bir ülke olmadığı, demokrasiye ciddi darbeler vurulduğu, hukukun üstünlüğünün ayaklar altına alındığı konularının tartışılmadığını söyledi.

Gelinen noktanın, demokrasi, hukukun üstünlüğü olmadığını ileri süren Kılıçdaroğlu, sözlerini, ''Geldiğimiz nokta post modern dikta yönetimidir. On yıllık süreç sonunda bu noktaya geldik. On yıl içinde daha gelişmiş demokrasi değil, kolu kanadı kırılmış bir demokrasiyle karşı karşıyayız. Normal, sağlıklı demokraside demokrasinin kurumları, bu tür rezaletlere izin vermez, bu tür utançların altına imza atılmaz. Post modern diktatörlüğe AKP Hükümetinin beceriksizliği, basiretsizliği nedeniyle geldik. Çatırdayan bir devletle karşı karşıyayız'' diye sürdürdü.

Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ülkeyi, ''benden olanlar ve olmayanlar'' diye ikiye böldüğünü, şimdi de ''Benden yana devlet kurumları ile benim karşımda olan devlet kurumları'' şeklinde devleti ikiye böldüğünü iddia etti. Kılıçdaroğlu, ''Bölücüdür'' dediklerini ancak ses çıkmadığını savunarak, ''Bir ülkenin Başbakanına bölücüsün demek ağır bir suçlamadır. O suçlamayı kabul ediyor'' dedi.


CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Erdoğan'ın, ''devletin bazı kurumlarını, kendi özel tetikçisi konumuna getirdiğini'' ileri sürerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Erdoğan'ın anlayamadığı gerçek şudur; devletin kurumlarını tetikçiliğe alıştırırsan, onları tetikçi olarak kullanırsan yarın bu tetiklerin, namluların kime döndüğünü hesap edemezsin. O namlular, yarın sana, vatandaşa, başka yöne dönecektir. Sen bunun farkında değilsin. Devletin kurumlarını, nasıl kendi tetikçi kurumunmuş gibi kullanabilirsin. Yargısıyla, güvenlik kurumlarıyla illegaliteye batmış, gayrimeşru hale gelmiş bir devleti uzun süre ayakta tutamazsın. Böyle bir yapılanma, Türkiye Cumhuriyeti'ne yapılmış en büyük ihanettir. Bir devlet illegal olabilir mi illegal kurumları olabilir mi- Devlet meşrudur. İllegaliteden medet umanlar şunu unutmasın; bir gün gelir o yeraltı düzeni sizi de çarpar, o yeraltı düzenine bir gün gelir teslim olursunuz.

'Suça bulaşmadan örgüte sızmak mümkün değildir' diyen bir bakan, illegaliteyi meşrulaştırıyor. Suça bulaşmayı meşru hale getiriyor. Bu bilgisiz, cahil arkadaşa şunu söylemek isterim; devlet, meşru kurumdur, illegal örgüt değildir. Devletin kurumları, devlette görevlendirilenler illegal yapının parçası olsun diyorsun. Bu Başbakan Yardımcısı, ishali kelamda bulunuyor. İlk kez, illegaliteyi bu kadar meşrulaştıran, itirafta bulunan bir hükümetle karşı karşıyayız. Başbakan Yardımcısına soruyorum; suça bulaşmadan örgüte sızmak mümkün değildir diyorsun; suça bulaşmadan kabineye girmek mümkün mü; değil. Çete mantığıyla bakarsan, senin Bakanlar Kuruluna girmen için de suça bulaşman gerekiyor, yoksa seni oraya niye alsınlar. Çete mantığıyla yönetirseniz, bu soruyu size sorarlar, siz bu sorunun altında kalırsınız.''

Başbakan Erdoğan'a, ''Siyasi hayatının en büyük hatasını yapmak üzeresin'' diye seslenen Kılıçdaroğlu, ''Siz özel temsilcinizi, savcıların elinden kurtarmak için özel yasa getirebilirsiniz. Bu özel yasa sağlıklı değildir, devleti illegal konumuna getirecek bir yasadır. Bunu yaparsanız, büyük bir hukuksuluğa imza atmış olursunuz'' ifadelerini kullandı.

Özel bir görevi yerine getirmek için görevlendirilen kişilerin olduğunu bildiklerini kaydeden Kılıçdaroğlu, ''Bunları kurtarayım derken devleti gayrimeşru hale getiriyorsun. Bu sorumluluğa ortak olmaman gerekiyor'' diye konuştu.

MİT Kanunu'nda değişiklik yapan teklifi değerlendiren Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

''Başbakan tarafından özel bir görevi ifa etmek üzere görevlendirilenler dediğiniz andan itibaren Başbakan tarafından görevlendirilen bir çete aklınıza gelmesi gerekir. Bu, artık devletin çeteleşmesi, devletin içinde çetelerin varlığı demektir. Kim çeteleri atayacak; Başbakan. Erdoğan'a, Türkiye Cumhuriyeti'nde çete kurma yetkisi verilir mi; hangi demokraside vardır. 'Görevlendirilenler' diyor. Bu kişilerin yetkileri sonsuz, her türlü yasa dışı işi yapabilirler, sorumlulukları yok. Görevleri suç işleme yetkisine sahip olup, özgürce suç işleyebilme güvencesini alırlar. O güvencenin kaynağı Erdoğan'dır. Bu çeteye, milletvekillerinin sahip oldukları dokunulmazlıklarından daha fazlası veriliyor. Veren kim; bir çete reisi. Bu çete hangi suçu işlerse haklarında bir şey yapılmayacak. Cumhurbaşkanı hakkında dava açılamaz; tek istisnası vatana ihanettir. Bu çete, vatana ihanet etse yine soruşturma konusu olmayacak, Cumhurbaşkanına sağlanan haklardan daha fazlasına sahip, bunun altına kim imza atacak. Parlamentoda hangi milletvekili elini kaldıracak, vatan hainliği değil mi- Bu teklif çıkarsa, Başbakan çetesine, 'gidin cumhurbaşkanını öldürün' diyebilir. Bu mümkün mü; mümkün. 'Öyle şey olmaz' Biz hep öyle şeyler olmaz dedik ama nelerin olduğunu hep beraber gördük. Başbakan'a çete kurma yetkisi vereceksin, sonra insafına terk edeceksin. Bir insan, devletin güvencesi olabilir mi, devletin, insanların, kurumların güvencesi hukuktur. 'Bu yetkileri verdik ama Başbakan yapmaz', o zaman bu yetkileri vermeyelim, hukuk, hukukun üstünlüğü var, bunları reddedelim. Hukuk devletinde, demokrasilerde böyle saçmalıklar olmaz. 'Başbakan bu tür şeylere pek girmez' diyebilirsiniz, girer efendim girer. İl başkanları toplantısında anamuhalefet liderine 'Kılıçdaroğlu, artık mercek altındasın, adım adım aldığın nefes bile bu ülkede takip ediliyor' diyor. Yarın çeteye talimat mı vereceksin- Çeteye, git şunları da imha et mi diyeceksin- Bir eksiğin vardı gereğini yapmak için çete kurma yetkisi, onu da sana veriyorlar, gereğini yapacaksın.''

Kılıçdaroğlu, MİT Kanunu'nda değişiklik yapan teklifi, ''Çok aptalca, bu trafik ışıklarında kırmızı ışığı kaldırmak kadar aptalca bir teklif'' diye nitelendirdi.

Kemal Kılıçdaroğlu, ''Böyle bir rezalet, TBMM'de nasıl tartışılacak, korkunç bir şey. Hukuk, bu cinayetin sözcüsü olamaz. Bu bir hukuk cinayetidir. Bu teklifi kanunlaştırmak, bütün devleti ve sistemini illegal, gayrimeşru hale getirmek demektir. Türkiye, 89 yıl önce kuruldu, demokrasi, insan hakları gelişsin, kadın-erkek eşitliği sağlansın, bağımsızlığımız olsun, özgürlükler sağlansın diye mücadele ettik, hukuk katliamı olsun diye yapmadık bunları. Bu utanca, kimse el kaldırmamalı. Bu yasa teklifi kabul edilirse, ortaya çıkacak bütün faali meçhul cinayetlerden sonra gözler Erdoğan'a çevrilecektir, faili meçhul cinayetlerin tek sorumlusu o olacaktır. Çünkü sadece onun çetesi olacaktır'' diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MİT Kanunu'nda değişiklik öngören kanun teklifini eleştirirken, ''Anlaşılıyor ki Başbakan, olayın kendisine ulaşmasından korkuyor'' dedi.

Kılıçdaroğlu, özel yetkili mahkemelerin kaldırılması gerektiğini, bunu daha önce de defalarca söylediklerini belirtti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a çağrıda bulunan Kılıçdaroğlu, ''Bu özel yetkili mahkemelerin savcılarına, yargıçlarına güvenmiyorsan, bu sorunu çözmek için günah keçileri yaratarak devleti illegal yapıların içinde boğmayın. Gelin hep beraber özel yetkili mahkemeleri kaldıralım. Hukukun üstünlüğüne inanmış, temiz bir yargı sistemi oluşturalım. Biz de destek verelim'' diye konuştu.

Özel yetkili mahkeme garabetinin tümüyle bitirilmesi gerektiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, bunların sıkıyönetim mahkemeleri olduğunu savunarak, ''Yarın namlunun kime döneceği belli olmaz. Sen devletin kurumlarını tetikçi olarak kullanırsan, yarın bu namlular sana dönecek'' dedi.

Devletin savcısının, MİT Müsteşarı ve MİT görevlileri aleyhinde ciddi suç delilleri olduğunu söylediğini belirten Kılıçdaroğlu, ancak bu savcının ve savcıya bu deliller getiren polislerin görevden alındığını kaydetti.

Yerine gelen Cumhuriyet Başsavcı Vekilinin de soruşturmanın doğru olduğunu ve ciddi delillere dayandığını söylediğini anlatan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

''Yani, 'Onları görevden aldın ama biz bunu sürdüreceğiz' diyor. Suçlanan kişi sıradan bir kişi değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin en stratejik kurumlarından birinin başkanı, MİT Müsteşarı. Devletin tüm sırlarına sahip olan kişi. MİT Müsteşarı her türlü delili karartabilecek nitelikte bir makamda oturuyor. Her türlü delili karartabilecek, yeni deliller üretebilecek durumda. Soruşturmayı istediği gibi yönlendirebilecek durumda. Siz MİT Müsteşarı'nı orada tutarak ne yapacaksınız- Bu soruşturmayı engellemek için özel yasa çıkaracaksınız. Kişiye özel yasa olmaz. Bu, demokrasilerde ayıptır. Yasalar herkes için olur. Bir kişi için özel yasa çıkmaz. Çıkarsa hukuk ve demokrasi zedelenir.

Anlaşılıyor ki Başbakan, olayın kendisine ulaşmasından korkuyor. O gitmeyecek, kendisi paçayı kurtaracak. Bizi ısrarla anlamayanlar, CHP'yi ısrarla anlamak istemeyenler var. Biz şu veya bu kurumdan yana, şu veya bu unvandan yana değiliz. Biz demokrasiden, hukukun üstünlüğünden, güçler ayrılığı ilkesinden yanayız. Biz adaletten yanayız. Kim olursa olsun, unvanı, rütbesi, makamı ne olursa olsun, hukukun üstünlüğü bu coğrafyada yaşayan herkes için geçerlidir. 'Benim evim sabahın köründe nasıl basılacak' diye kaygı duymayacağım ben bu ülkede. Ben bu ülkede düşüncelerimi özgürce ifade edeceğim.

Barolara, sivil toplum kuruluşlarına sesleniyorum, sessiz kalan AKP'nin yandaşlığını yapan üniversitelerin rektörlerine sesleniyorum: Neden sesiniz çıkmıyor- Korkunun ecele faydası yok, söyleyeceksiniz. Hem üniversitede rektör olacaksınız hem sesinizi çıkarmayacaksınız. Neden korkuyorsunuz- Üniversite öğrencisinin ensesinde boza pişirmeye alıştınız. O üniversite öğrencisi özgürlük türküleri seslendirecek, Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi'ni ezberleyecek. Sormadan edemiyorum, bunlar üniversite mi orta çağın medresesi mi-''

Baştan beri özel yetkili mahkemelerin kaldırılması gerektiğini söylediklerini belirten Kılıçdaroğlu, ''Şimdi son olaylardan sonra günübirlik siyaset yapar ve birden bire bocalarlar. 'Ne yapacağız' diye birbirlerine düştüler. Bu ilkesizler, bu utanmazlar, işi gücü bırakmışlar CHP'ye saldırıyorlar. Çünkü AKP onların kutsal mekanı, oraya saldıramıyorlar. Oraya biat etmiş durumdalar. Ensesinden vurup ağızlarından lokmayı alsalar yine seslerini çıkarmayacaklar. CHP'ye ne yaparsanız yapın, ne söylerseniz söyleyin asla yıldıramayacaksınız'' diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

''İktidarda da var ilkesizler. Türkiye'yi dünyaya rezil eden adam. Güney Kıbrıs Rum kesimi petrol ararken, 'Biz bunu savaş sayacağız' deyip sonra kuyruğunu altına kısıp oturan adamlar...

Ülkeyi getirdikleri hale bakın. Bir ekonomiye 12 milyar dolar para giriyor, nereden girdiği belli değil. Siz ülkeyi yönettiğinizi mi sanıyorsunuz- O 12 milyar doları getirenler bu ülkeyi, ekonomiyi yönetiyorlar. Bu aklı evveller çıkıp, 'Bizim aklımız yetmiyor, aklımız almıyor' diyorlar. Senin aklın devede zaten. Başkasının başına geldiğinde aklın eriyor, yandaşının başına geldiğinde aklın ermiyor. O sırada aklına deve geliyor.

Onların aslında ortalıkta gezmemesi gerekiyor. Milletin önüne çıkmaması lazım. 'Ülkeyi bu hale getirdik, krizin eşiğine getirdik. Bütün millet ayakta, bizim biraz oturmamız lazım. Milletin önüne çıkmayalım, ayıp olur' demeleri lazım. Tek bildikleri 'CHP'ye nasıl saldırırız-' İstediğiniz kadar saldırın. Ne yaparsanız yapın, yürekli bir CHP her zaman vardır ve olacaktır. CHP'yi susturamazsın. Boşu boşuna uğraşma. Sen CHP'yi anlayamazsın, senin aklın ermez o işlere. CHP ulusal kurtuluş savaşını veren kadrolar tarafından kurulmuştur.

Bunlar, çoğulcu bir demokrasiyi, çoğunluk diktatoryasına çevirdiler. İşi o kadar azıya aldılar ki TRT 3'te yayınları kestiler, CHP'nin sesi çıkmasın diye. Saat 19.00'dan sonra yayın kesiliyor. Gensoruları saat 19.00'dan sonraya denk getiriyorlar, millet izlemesin diye. Bunların ahlakından benim şüphem var. Bunların tutarlığından endişem var.''

Genel Kurulda, TBMM İçtüzüğünde değişiklik öngören teklife ilişkin görüşmelerde çıkan kavgaya değinen Kılıçdaroğlu, oturumu yöneten TBMM Başkanı Cemil Çiçek'i eleştirdi.

''Ondan beklenen, parti ayrımı gözetmeksizin demokrasiyi savunmaktı'' diyen Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Gitti onlarla birlikte hareket etti. Sayın Cemil Çiçek kalıbının adamı değildir. TBMM Başkanlığını yeteri kadar yapamamıştır. İçtüzük demokrasinin anayasası gibidir. Demokraside iktidar değil, aslolan muhalefetin konuşmasıdır. Halk iktidara değil, muhalefete kulak verir. Demokrasilerde medya, iktidarın şakşakçılığını yapmaz, eksikliklerini, yanlışlarını kamuoyuna açıklar.

İçtüzük görüşmeleri normalde saat 18.00'de başlaması gerekiyordu. Sayın Meclis Başkanı 1 saat ara verdi. Saat 19.00'dan sonra olsun diye. Millet görmesin diye. Milletin kürsüsünü, çıkaracakları İçtüzükle işgal etmek istediler. Sadece AKP'lilerin konuşacağı bir kürsü haline getirmek istediler. Cemil Çiçek'e, Recep Tayyip Erdoğan'a, bütün AKP'lilere söylüyorum: Polatlı'dan top sesleri gelirken bu Mecliste kürsünün sesi kesilmemişti, siz kesemezsiniz. CHP'li milletvekilleri o kürsünün şerefini kurtardılar. O kürsüde herkesin konuşmasının yolunu açmışlardır. Sonra gecenin geç saatlerinde, AKP milletvekillerini örgütleyerek CHP milletvekillerine saldırttılar. Hangi demokrasi anlayış bu. Bu, kaba güç. Sizin kaba gücünüz de bize yetmez. Çünkü biz haklıyız.''

Söz konusu kavga sırasında CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın parmağının kırıldığını anımsatan Kılıçdaroğlu, ''O utanç onlara yeter. Kürsünün hakkı, demokrasi korunmuştur. Milletin kürsüsünden milletin vekillerinin özgürce konuşması sağlanmıştır. AKP'nin milletvekilleri, açık yüreklilikle söylüyorum, püskürtülmüştür. Halkın kürsüsünü koruyan milletvekili arkadaşlarımı yürekten kutluyorum. İstedikleri kadar gelsinler, yine sahip çıkacağız'' diye konuştu. (15:42)