2009-10-13 - 15:20
DTP Genel Başkanı Ahmet Türk grup toplantısında yaptığı konuşmada, demokratik
açılımın, bilinçli şekilde Kürt sorunundan uzaklaştırıldığını öne sürdü.
DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, demokratik
açılımın, bilinçli şekilde Kürt sorunundan uzaklaştırıldığını öne sürdü.
Türk, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, demokratik açılım
sürecini değerlendirdi.
Türkiye'nin kendini reformdan geçirmek zorunda olduğunu ifade eden Türk,
halkın beklentisinin de bu yönde olduğunu kaydetti. Buna rağmen ülkede baskıların
devam ettiğini öne süren Türk, demokratik gösterilere karşı güvenlik güçlerinin
şiddet uyguladığını iddia ederek, sanki bölgede yeniden olağanüstü hale
dönüldüğünü savundu.
Demokratik açılım sürecinin olumlu bir şekilde başladığın belirten Ahmet
Türk, ancak sürecin, son günlerde bilinçli şekilde Kürt sorunundan
uzaklaştırıldığını ileri sürdü.
Hükümet'in, DTP'yi sürece sahip çıkmıyormuş gibi göstermeye çalıştığını
iddia eden Türk, ''Hangi demokratik çözümü getirdiniz de biz DTP olarak bunun
karşısında durduk?'' dedi.
Bu tür süreçlerin sancılı olduğunu vurgulayan Türk, ancak Türkiye'nin bu
süreci başarıyla sonuçlandıracak güce, iradeye ve kendi öz dinamiklerine sahip
olduğunu söyledi. Ahmet Türk, demokratik zeminin çözüm için olgunlaştığını, bu
fırsatların kaçırılmaması gerektiğini düşündüklerini, fakat aynı hassasiyeti
Hükümet'te görmekte zorlandıklarını savundu.
Süreçle ilgili herkesin kafasının karışık olduğunu öne süren Türk,
''Halkımız soruyor: (Hükümet acaba bu sürece başlamadan, herkesle görüşüp, bir
rıza ortamı oluşturup, ama yine de şimdiye kadar olduğu gibi, bildiğini okuma
planı mı yaptı?)'' dedi.
Açılım zamana yayıldıkça çözümü tıkamak isteyen güçlerin daha fazla
devreye gireceğini savunan Türk, ''Süreç ne kadar uzarsa, çözüm de o denli
zorlaşacaktır. Çatışmalı ortamın sürmesini isteyen kesimlerin istediği de budur.
Bu tehlikeleri dikkate almayan Hükümet, gevşeme eğilimine girmiştir. Eğer bugün
DTP'nin ve demokratik kamuoyunun sürekli olarak çözümü talep eden barış ısrarı
olmasaydı, Hükümet bu işten belki de çoktan vazgeçmişti'' diye konuştu.
Demokratik açılım süreciyle ilgili ortada somut bir proje olmadığını
iddia eden Türk, ''Diğer partiler ne biliyorsa biz de onu biliyoruz. Süreç
konusunda Hükümet'in bizimle paylaşmış olduğu ne bir bilgi, ne de bize ilettiği
bir beklentisi var'' dedi. Türk, burada yapılmak istenenin, DTP'yi muhataplıktan
uzaklaştırmak ve sürecin dışına itmek olduğunu ileri sürdü.
Açılım sürecinin farklı, silahların susmasının farklı olduğunu belirten
Türk, şöyle devam etti:
''Hükümet'in, sürecin silahlı boyutunu ilgilendiren bir çalışmanın
içerisine girmesi gerekir. Bu konunun, elinde silah bulunduran tarafla çözüme
bağlanması gerekir. Bundan daha makul bir yaklaşım olabilir mi?
Eğer sorgulanması gereken biri varsa o da gerçeği görmeyen, sorunu yok
sayan tutum sahipleri olmalıdır. DTP, PKK'yı hangi argümanla nasıl ikna edebilir?
Halkı tatmin edecek formül gelişmedikçe, bu konuda DTP'nin ağırlığı ne kadar
olacaktır.
Bir taraf sürecin dışında tutulursa açılım sekteye uğrar. Eğer gerçekten
barışı istiyorsak, açık, geniş olmamız gerekiyor. Buz dağının görünmeyen tarafını
da görmek zorundayız''
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''Türkiye çözümsüzlüklerle yoluna devam
edemez'' ifadesini anımsatan Ahmet Türk, ''Bunu diyen Sayın Başbakan'dan yeni bir
Anayasadan başlamak üzere kapsamlı demokratikleşme adımlarını atacaklarına dair
sözleri de duymak isteriz'' dedi.
Mevcut Anayasayı eleştiren ve köklü bir değişime ihtiyaç olduğunu ifade
eden Türk, Hükümet'in bu konudaki tavrının, mevcut sistemi, ona dokunmadan,
dönüştürme yönünde olduğunu öne sürdü. AK Parti ile DTP'nin toplam sandalye
sayısının 360 olduğunu belirten Türk, istenirse Anayasa değişikliği için
referandum da yapılabileceğini söyledi.
Köklü değişim adımları atmadan, ülkenin sorunlardan kurtarılamayacağını
belirten Türk, ''Sadece 'Benim Kürt kardeşlerim' demekle Kürt yurttaşlarımız
üzerinde uygulanan ayrımcı politikaları nasıl ortadan kaldıracaksınız? Türkiye
artık eski Türkiye değil. Kürtler de artık eski Kürtler değil. Kürtler bir
halktır, eşit ve özgür yaşamak istiyor'' diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın demokratik açılım sürecinin gerginliğe
yol açtığını ileri sürdüğünü belirten Türk, ülkede 30 yıldan beri gerginlik
yaşandığını, Baykal'ın bu düşüncesini, siyasi akılla izah etmenin mümkün
olmadığını söyledi.
On binlerce insan öldüğünü ve hala ölmeye devam ettiğini ifade eden Türk,
''Sayın Baykal'a kalsa, bu yaranın kendiliğinden kabuk bağlamasını ve
iyileşmesini bekleyeceğiz. Oysa bu yaranın neşter atılmadan, tedavi edilmeden,
iyileşmesinin mümkün olmadığını herkes biliyor. Buradan bir kez daha, deneyimli
bir politikacı olan Sayın Baykal'ı gerilim ve korkuya dayalı siyaseti terk etmeye
çağırıyoruz'' diye konuştu.
Ahmet Türk, Erdoğan ile Baykal'ın planladıkları görüşmenin çözüme ve
demokrasiye hizmet etmesini umduklarını kaydetti.
Konuşmasında, Lice'de patlama sonucu ölen Ceylan Önkol olayı ile ilgili
hazırlanan raporu ''hukuk skandalı'' olarak nitelendiren Türk, Hükümet için,
adeta bir sınav niteliğinde olan bu olayın, bugüne kadar karanlıkta
bırakılmasının, hak, hukuk, demokrasi, açılım söylemi ile açıklanamayacağını
söyledi.
açılımın, bilinçli şekilde Kürt sorunundan uzaklaştırıldığını öne sürdü.
Türk, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, demokratik açılım
sürecini değerlendirdi.
Türkiye'nin kendini reformdan geçirmek zorunda olduğunu ifade eden Türk,
halkın beklentisinin de bu yönde olduğunu kaydetti. Buna rağmen ülkede baskıların
devam ettiğini öne süren Türk, demokratik gösterilere karşı güvenlik güçlerinin
şiddet uyguladığını iddia ederek, sanki bölgede yeniden olağanüstü hale
dönüldüğünü savundu.
Demokratik açılım sürecinin olumlu bir şekilde başladığın belirten Ahmet
Türk, ancak sürecin, son günlerde bilinçli şekilde Kürt sorunundan
uzaklaştırıldığını ileri sürdü.
Hükümet'in, DTP'yi sürece sahip çıkmıyormuş gibi göstermeye çalıştığını
iddia eden Türk, ''Hangi demokratik çözümü getirdiniz de biz DTP olarak bunun
karşısında durduk?'' dedi.
Bu tür süreçlerin sancılı olduğunu vurgulayan Türk, ancak Türkiye'nin bu
süreci başarıyla sonuçlandıracak güce, iradeye ve kendi öz dinamiklerine sahip
olduğunu söyledi. Ahmet Türk, demokratik zeminin çözüm için olgunlaştığını, bu
fırsatların kaçırılmaması gerektiğini düşündüklerini, fakat aynı hassasiyeti
Hükümet'te görmekte zorlandıklarını savundu.
Süreçle ilgili herkesin kafasının karışık olduğunu öne süren Türk,
''Halkımız soruyor: (Hükümet acaba bu sürece başlamadan, herkesle görüşüp, bir
rıza ortamı oluşturup, ama yine de şimdiye kadar olduğu gibi, bildiğini okuma
planı mı yaptı?)'' dedi.
Açılım zamana yayıldıkça çözümü tıkamak isteyen güçlerin daha fazla
devreye gireceğini savunan Türk, ''Süreç ne kadar uzarsa, çözüm de o denli
zorlaşacaktır. Çatışmalı ortamın sürmesini isteyen kesimlerin istediği de budur.
Bu tehlikeleri dikkate almayan Hükümet, gevşeme eğilimine girmiştir. Eğer bugün
DTP'nin ve demokratik kamuoyunun sürekli olarak çözümü talep eden barış ısrarı
olmasaydı, Hükümet bu işten belki de çoktan vazgeçmişti'' diye konuştu.
Demokratik açılım süreciyle ilgili ortada somut bir proje olmadığını
iddia eden Türk, ''Diğer partiler ne biliyorsa biz de onu biliyoruz. Süreç
konusunda Hükümet'in bizimle paylaşmış olduğu ne bir bilgi, ne de bize ilettiği
bir beklentisi var'' dedi. Türk, burada yapılmak istenenin, DTP'yi muhataplıktan
uzaklaştırmak ve sürecin dışına itmek olduğunu ileri sürdü.
Açılım sürecinin farklı, silahların susmasının farklı olduğunu belirten
Türk, şöyle devam etti:
''Hükümet'in, sürecin silahlı boyutunu ilgilendiren bir çalışmanın
içerisine girmesi gerekir. Bu konunun, elinde silah bulunduran tarafla çözüme
bağlanması gerekir. Bundan daha makul bir yaklaşım olabilir mi?
Eğer sorgulanması gereken biri varsa o da gerçeği görmeyen, sorunu yok
sayan tutum sahipleri olmalıdır. DTP, PKK'yı hangi argümanla nasıl ikna edebilir?
Halkı tatmin edecek formül gelişmedikçe, bu konuda DTP'nin ağırlığı ne kadar
olacaktır.
Bir taraf sürecin dışında tutulursa açılım sekteye uğrar. Eğer gerçekten
barışı istiyorsak, açık, geniş olmamız gerekiyor. Buz dağının görünmeyen tarafını
da görmek zorundayız''
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''Türkiye çözümsüzlüklerle yoluna devam
edemez'' ifadesini anımsatan Ahmet Türk, ''Bunu diyen Sayın Başbakan'dan yeni bir
Anayasadan başlamak üzere kapsamlı demokratikleşme adımlarını atacaklarına dair
sözleri de duymak isteriz'' dedi.
Mevcut Anayasayı eleştiren ve köklü bir değişime ihtiyaç olduğunu ifade
eden Türk, Hükümet'in bu konudaki tavrının, mevcut sistemi, ona dokunmadan,
dönüştürme yönünde olduğunu öne sürdü. AK Parti ile DTP'nin toplam sandalye
sayısının 360 olduğunu belirten Türk, istenirse Anayasa değişikliği için
referandum da yapılabileceğini söyledi.
Köklü değişim adımları atmadan, ülkenin sorunlardan kurtarılamayacağını
belirten Türk, ''Sadece 'Benim Kürt kardeşlerim' demekle Kürt yurttaşlarımız
üzerinde uygulanan ayrımcı politikaları nasıl ortadan kaldıracaksınız? Türkiye
artık eski Türkiye değil. Kürtler de artık eski Kürtler değil. Kürtler bir
halktır, eşit ve özgür yaşamak istiyor'' diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın demokratik açılım sürecinin gerginliğe
yol açtığını ileri sürdüğünü belirten Türk, ülkede 30 yıldan beri gerginlik
yaşandığını, Baykal'ın bu düşüncesini, siyasi akılla izah etmenin mümkün
olmadığını söyledi.
On binlerce insan öldüğünü ve hala ölmeye devam ettiğini ifade eden Türk,
''Sayın Baykal'a kalsa, bu yaranın kendiliğinden kabuk bağlamasını ve
iyileşmesini bekleyeceğiz. Oysa bu yaranın neşter atılmadan, tedavi edilmeden,
iyileşmesinin mümkün olmadığını herkes biliyor. Buradan bir kez daha, deneyimli
bir politikacı olan Sayın Baykal'ı gerilim ve korkuya dayalı siyaseti terk etmeye
çağırıyoruz'' diye konuştu.
Ahmet Türk, Erdoğan ile Baykal'ın planladıkları görüşmenin çözüme ve
demokrasiye hizmet etmesini umduklarını kaydetti.
Konuşmasında, Lice'de patlama sonucu ölen Ceylan Önkol olayı ile ilgili
hazırlanan raporu ''hukuk skandalı'' olarak nitelendiren Türk, Hükümet için,
adeta bir sınav niteliğinde olan bu olayın, bugüne kadar karanlıkta
bırakılmasının, hak, hukuk, demokrasi, açılım söylemi ile açıklanamayacağını
söyledi.
