2009-11-17 - 12:46
MHP TBMM GRUP TOPLANTISI...
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: ''Türkiye üzerinde sahnelenmek istenen oyunun nihai hedefi; tek millet ve tek devlet esasına dayanan Türkiye Cumhuriyeti'nin milli birlik, bölünmez bütünlük ve birlikte yaşama anlayışının yeniden tanımlanması ve çok kimlikli, çok milletli parçalı bir devlet yapısının kabul edilmesidir''

MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, geçen hafta
sonu toplanan 9. Olağan Büyük Kurultayın ''Büyük bir kucaklaşmaya ve coşkuya
sahne olduğunu'' söyledi.

Kurultaylarının, muhteşem bir katılımla gerçekleştirildiğini ifade eden
Bahçeli, yeni dönemde görev alacak Merkez Yönetim Kurulu üyelerinin
belirlendiğini anımsattı. Bahçeli, amaçlarının, ülkenin sorunlarını kucaklayıcı
bir anlayışla çözebilecek Merkez Yönetim Kurulu, Başkanlık Divanı, Meclis Grubu,
il ve ilçe teşkilatları oluşturmak olduğunu belirterek, ''Ve yine amacımız,
bunlar arasında bir ahenk ve dayanışma sağlamaktır. Bunu da başaracağımızdan
eminim'' dedi.

Bütün sorunlarını çözme iddiasıyla tek başına iktidara gelen AK
Parti'nin, her geçen gün bu iddiaları boşa çıkardığını savunan Bahçeli, ''Giderek
siyasi meşruiyetini kaybeden, çok ağır bir yönetim zaafı içine düşen ve tehlikeli
yollara sapan Başbakan Erdoğan ve hükümeti, gerginlikten beslenen, korku salmayı,
baskı ve tehdidi mubah gören bir çatışma stratejisi benimsemiştir. Özellikle son
yıllarda kendi vatandaşından korkan bir despot rejimin tezahürlerini gösteren
hükümetin neden olduğu güvensizlik topluma yayılmıştır'' diye konuştu.

''Şehidine cenaze töreni yapılmasına tahammül edemeyen Hükümet,
vatandaşının haber alma Ve konuşma hürriyetini kısıtlama arayışına girmiştir''
diyen Bahçeli, adalet dağıtan makamların dinlenmiş olmasının tehlikeli
boyutlarını göstermesi bakımından ibret verici olduğunu söyledi.

-DEMOKRATİK AÇILIMLA İLGİLİ YAPILAN GÖRÜŞME-

Bahçeli, ''PKK açılımını'' sözde demokratik haklar üzerine oturtmaya
çalışan AK Parti'nin, en temel demokratik hakları bile baskı altında tutma
arayışına sürüklendiğini ileri sürdü.

Devlet Bahçeli, ''Kendi vatandaşlarını tehdit gören bir siyaset anlayışı
ile Türkiye'nin yönetilmesi ve devamı mümkün değildir. Hükümeti, PKK'lı
teröristlerden önce, vatandaşımıza demokrasi getirmeye ve vatandaşın temel hak ve
hürriyetlerine saygı göstermeye davet ediyoruz'' diye konuştu.

Türkiye'nin, bölücü ve etnik tahriklerin tırmandığı, iç huzur, kardeşlik
ve dayanışma ruhunun yara aldığı, tuzaklarla dolu sancılı bir döneme doğru
ilerlediğini savunan Bahçeli, demokratik açılım görüşmeleri sırasında TBMM Genel
Kurulundaki toplantılarda kaygı verici gelişmelerin yaşandığını söyledi.

Bahçeli, şöyle devam etti:

''Görüşmeler esnasındaki konuşmalar 86 yıllık Cumhuriyetimizin içinde
bulunduğu tehlikeyi ve yaşamakta olduğu ağır bunalımı bütün yönleriyle ortaya
koymuştur. Başbakan Erdoğan'ın ısrar ve inatla sürdürdüğü bölünme modelleri
arayışları Türkiye'yi çok ciddi risk ve tehlikelerle dolu, puslu ve karanlık bir
dönemin içine itmiştir. AKP hükümetinin yaz başından beri sözünü ettiği, ancak,
bir türlü içini açmaya cesaret edemediği 'PKK açılımının' ilk sayfası bu
toplantılarla nihayet aralanmıştır.

Hükümet zihniyetinin, Türkiye Cumhuriyetinin kurtuluş ve kuruluş sürecine
ve değerlerine karşı fikirleri bilinen bir gerçektir. Ancak bu toplantılarda
bunun aslında Cumhuriyetimizle tam bir hesaplanma olduğu ortaya çıkmıştır.
Cumhuriyet döneminde farklı nedenlerle ortaya çıkan ayaklanmaların Hükümet
tarafından kutsandığı ve alkışlandığı, bunu haklı veya haksız yöntemlerle
bastırmaya çalışan devlet gücünün ise aşağılandığı vahim bir manzara Türkiye'nin
gözü önünde cereyan etmiştir. İddia edildiği gibi PKK açılımının barış ve
huzurla, demokrasi ve hürriyetle, sulh ve sükunla, kalkınma ve refahla, kaynaşma
ve kardeşlikle hiçbir şekilde alakası olmadığı anlaşılmıştır.

İsyanların meşru ve hak, bastırmanın ise zulüm addedildiği bu alçaklık
tablosu, Hükümetin 25 yıldır milletimize kan kusturan PKK'ya bakışını da ortaya
koymuş, yıllardır üzerine neden gidemediğini de hepimize göstermiştir. Türkiye
üzerinde sahnelenmek istenen bu oyunun nihai hedefi, tek millet ve tek devlet
esasına dayanan Türkiye Cumhuriyeti'nin milli birlik, bölünmez bütünlük ve
birlikle yaşama anlayışının yeniden tanımlanması ve çok kimlikli, çok milletli
parçalı bir devlet yapısının kabul edilmesidir.''

TALEPLERİN TAKSİTLE KARŞILANMA AMACI...

MHP Genel Başkanı Bahçeli konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Etnik bölücülük konusundaki siyasi sicili ve eğilimleri çok iyi bilinen
Başbakan ve Hükümeti Türkiye'yi ayrıştırma ve bölme projelerini, İmralı, Kandil
ve Barzani'nin desteğiyle hayata geçirmek için çıktığı yolculukta suçüstü
yakalanmış, gerçek niyetler bir bir kendi ağızlarından açığa çıkmaya başlamıştır.
Başbakan'ın siyasi proje olarak sahip çıktığı bu sürecin etnik bölücülerin
taleplerini taksitler halinde karşılama amacına yönelik olduğu gün gibi
ortadadır. Etnik bölücülüğe hukuki zemin kazanmasını amaçlayan İmralı ve Hükümet
işbirliğinin yol haritasına göre, girişilecek yıkımın adımları son toplantıyla
belirginleşmiştir. Adına utanmadan 'demokratikleşme' denilen hu yol haritasıyla
PKK'nın bütün talepleri siyasallaşacak, İmralı Canisi ile Başbakanın rol
paylaşımında çıktıkları yolda sözde 'demokratik cumhuriyet'e ulaşılacaktır.''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Hükümetin Genel Kuruldaki
açıklamalarının tamamında terör sorununun etnik bir kimlik sorunu olarak
tanımlandığını belirten Bahçeli, ''Böylece ayrılıkçı terörün siyasi hedeflerini
haklı ve meşru gösteren bir sorumsuzluk sergilemiştir'' dedi.

''Ne hazindir ki inanç istismarıyla iktidara gelenler, şimdi kimlik
istismarıyla kafalarındaki kabile kültürünü topluma dayatmaya çalışmaktadırlar''
diyen Bahçeli, buna katlanmanın, rıza göstermenin ve masum görmenin mümkün
olmadığını ifade etti.

YAPMAK İSTEDİĞİ BUDUR

Başbakan Erdoğan'ın demokratik açılım görüşmelerinde muhalefete yönelik
eleştirilerine değinen Bahçeli, ''Başbakan, muhalefete yönelttiği hayasız
suçlamalarla Yüce Meclisi lekelemiştir'' dedi.

Sürece tek başına direnen Milliyetçi Hareket ve mensuplarının duruşunu
kırmaya yönelik karalama stratejisinin de netleşmeye başladığını savunan Bahçeli,
Alparslan Türkeş'in anılarıyla partililerin kafasının karıştırılmak istenmesi,
barış çağrılarıyla, analar ağlamasın, ölümler son bulsun ve akan kan dursun
istismarı üzerinden şekillenen vicdan sömürüsü ile Orhun Anıtlarının yolunu yapma
polemiği üzerinden şekillenen istismarlar olduğunu söyledi.

Bahçeli, şöyle devam etti:

''Bir istismar kampanyası ise partimizi ve partililerimizi kandan
beslenen siyasi hareket olduğumuz iddiasından yola çıkarak, şehitler üzerinden
geçindiğimizi söyleyen ve terör durursa tükeneceğimizi iddia eden temelsiz ve
ahlaksızca yaklaşımlardır. Nitekim son gelişmelerde de görüldüğü gibi, Başbakan
Erdoğan zihin kontrolünü tamamen kaybederek öfke nöbetine girmiş, partimizin
duruşuyla ilgili ahlak, namus ve şahadetin mukaddesatla bağdaşmayan, edep ve
adaba sığmayan çirkinlikler sergilemiştir. PKK açılımıyla, İmralı'nın çizgisine
gelen Başbakanın, utanç duymadan buna karşı çıkanları 'şehitler üzerinden rant
sağlamaya çalışmak ve şehit cenazelerinin gelmesini bekleme' suçlaması içine
düştüğü çaresizliği ve sığınacağı son iftiranın zirvesi olmuştur.

Ne üzücüdür ki, bugün Türkiye, şehit cenazelerinden tahrik olan bir
Başbakan'ın ayıbını yaşamaktadır. Başbakan, elinden gelse, şehit cenaze
törenlerine müdahale edecek ve aziz naaşının ardında saf tutanları kamu gücüyle
dağıtacaktır. Yapmak istediği budur.''



Bahçeli, Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan'ın, muhalefete yönelik şehit cenazeleriyle ilgili sözlerini eleştirdi.
Bahçeli, partisinin yıllardan beri, terörle mücadelede yaşanılan şahadetlerin
acısını, milletle beraber sessiz ve vakur bir şekilde paylaştığını,
kahramanlıklarını savunurken, üzüntülerini de yüreğine gömdüğünü söyledi.

''Hiç kimse, MHP'nin herhangi bir şehit cenazesini siyasi bir istismar
konusu yaptığını, sadece şehitliği sahiplenmekten öte bir maksatla hareket
ettiğini iddia edemez. İstisnai bir örnek bile gösteremez'' diyen Bahçeli, ancak
şahadete duyarlı her vatandaş gibi partisinin mensuplarının da yöresindeki bu
elemi ve onuru paylaştığını, milli ve dini vecibesini sonuna kadar yerine
getirdiğini vurguladı.

Buna hiçbir gücün mani olması ve engellemesinin mümkün olmadığını ifade
eden Bahçeli, ''Böylesi bir alçaklığı, zalimler ancak Bosnalı mübarek şehitlere
müstahak görmüşlerdir'' dedi.

Bahçeli, özellikle son yıllarda, PKK'lı teröristlerin cenazelerinin
belediye imkanlarıyla ve törenlerle kaldırıldığının bilindiğini dile getirerek,
''Başbakan Erdoğan'ın bu durumu hiç eleştirdiğine şahit oldunuz mu? Bunu
işiteniniz ve göreniniz var mı?'' diye sordu.

Türkiye'nin, ''Başbakan Erdoğan'ın olmasını istediği ve beklediği
şekilde'' şehidini vurulduğu yerde üniformasıyla bırakacak kadar aciz ve çaresiz
olmadığını belirten Bahçeli, şunları söyledi:

''Türk milleti de çok şükür ki can vermiş evladına sırtını dönecek kadar
vefasız ve duyarsız değildir. Geçmişte de aynı hastalıklı ruh halinin, şehit
cenazelerine sahip çıkanları 'terbiyesizler' olarak tanımladığı, eli kanlı
bölücülere hoşgörü ve kucaklaşma hevesi gösterdiği hafızalardadır. Milletimiz
elbette şehidin arkasından bütün görevlerini yerine getirecek, gözyaşını içine
akıtacak, şerefini yaşatacak ve kararlılıkla şehitler ölmez vatan bölünmez
diyerek haykıracaktır. Şahadete neden olan katillerin sorgulanması gerekirken,
şehidi omuzlarında taşıyanların tartışılıyor olması Başbakan'ın girdiği ahlak
bunalımının apaçık göstergesidir. Bilinmelidir ki milletimizin şehidine sahip
çıkmasına ne Başbakan ne teslim olduğu okyanus ötesinin dayatmaları ve ne de
İmralı'nın yıkım haritasının gücü asla yetmeyecektir.''

-''AHLAKİ VE VİCDANİ ÖLÇÜLERİNİ KAYBETMİŞ''-


MHP Genel Başkanı Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın, son açıklamalarında
''suçüstü yakalanmanın çaresizliği ve telaşıyla ahlaki ve vicdani bütün
ölçülerini kaybettiğini'' ileri sürdü.

Seviye ve seviyesizlik ölçüleriyle tarif edilemeyecek böyle bir çukura
düşülmesinin, siyasi hayata ''utanç duyulacak karanlık bir dip notu'' olarak
geçtiğini savunan Bahçeli, ''Vicdanını teslim etmemiş hiçbir milletvekili,
Başbakan Erdoğan'ın başlattığı bölünme sürecine figüran olmayı içine
sindirmeyecek ve bu suçun ortağı olmak istemeyecektir'' dedi.

Devlet Bahçeli, ''Yıkım projesi'' olarak nitelendirdiği ''demokratik
açılımı'' tanıtmak ve kendisini savunmak için geçen hafta sonu yurt gezileri
başlatan Başbakan'ın, parti ve partililerine yönelik suçlamalarını Anadolu
meydanlarında da sürdürdüğünü anlattı.

TARİH, 13 KASIMI BÖYLE YAZACAK

''7 yıldır ülke yönetiminde bulunan Başbakan Erdoğan'ın, her alanda
olduğu gibi terörle mücadele alanındaki sicili de karanlık ve lekelidir. Başbakan
Erdoğan'a tavsiyemiz bir boy aynasının karşısına geçmesi ve utanç verici
görüntüsüne bakmasıdır'' ifadelerini kullanan Bahçeli, şöyle devam etti:

''Bu aynada karşısına çıkacak görüntü; İmralı canisi ile kol kola giren,
Kandil'den medet uman, teröristleri kucaklamak için Habur'da bekleyen, PKK ile
gizli ve aracılı pazarlıklar yapan, Barzani'nin önünde eğilen, teröre teslim olan
ve etnik bölücülüğün önünü açan bir Başbakan yansıması olacaktır. Başbakan bu
alanlarda rakipsizdir; bu vasıflara sahip olmada eşsizdir. Bunun şahidi, bu
alandaki şaibeli siyasi geçmişi ve çizgisidir. Başbakan'ın vasıfları, kalitesi ve
şeceresi çok iyi bilinmektedir.

Böyle birinin bizi şehit cenazesi gelsin diye beklemekle, şehit
cenazelerinde çığırtkanlık yapmakla alçakça suçlaması haddi değildir. Ya haddini
bilecek ve bu hayasızlıklardan nedamet duyacaktır, ya da hak ettiği karşılığı
misliyle görecektir. Kendisine sözümüz ve uyarımız budur.''

-''ATATÜRK'ÜN YURTTA SULH CİHANDA SULH SÖZLERİ...''-

Başbakan Erdoğan'ın, ''demokratik açılım'' konusunda Mecliste yaptığı
konuşmayı da eleştiren Bahçeli, Başbakan Erdoğan ve AK Parti sözcülerinin Meclis
konuşmalarının özetinin, yalan, riya, inkar ve iftira olduğunu ileri sürdü. Bir
saati aşan konuşması boyunca, ''Türk milleti'' diyemeyen Türkiye Cumhuriyeti
Başbakanı'nın, etnik farklılıklara dayanan bir ayrıştırma süreci başlatarak
bölücülüğün önünü açmaya kararlı olduğunu ortaya koyduğunu iddia eden Bahçeli,
''PKK açılımıyla milli birliği katletmeye hazırlananların ve hain teröristlere
kucak açanların Anadolu meydanlarında milli birlik ve kardeşlik yalanları
söylemeleri, Başbakan ve arkadaşlarının trajedisinin sahnelendiği bir orta
oyunudur'' dedi.

Bahçeli, şunları kaydetti:

''Büyük Atatürk'ün 'Yurtta Sulh, Cihanda Sulh' sözlerini bile Türkiye'nin
bölünmesi için kullanmaya yeltenen Başbakan; PKK'ya teslim olmayı ve bölücü
taleplerini hükümet eliyle hayata geçirmeyi yurtta sulh olarak gören,
Ermenistan'a, Barzani'ye ve Rumlara teslim olmayı, ABD'nin dümen suyunda giderek
Türkiye'nin milli çıkarlarını ateşe atmayı cihanda sulh olarak kabul eden çarpık,
sakat ve çok tehlikeli bir anlayışın sahibidir. Projenin özünü ve esasını
oluşturan PKK'ya siyasi af; milli kimlik, Kürtçe eğitim ve kamu hizmeti ve
yönetimi yetkileri konularında PKK'nın taleplerinin yerine getirileceği Anayasa
değişikliği süreci sessizce geçiştirilmiş, sütre gerisinde saklanmıştır.

Başbakan Erdoğan'ın 'Türkiye için bir milat, kardeşliğimiz, birliğimiz ve
bütünlüğümüz için bir dönüm noktası' olduğunu söylediği 13 Kasım Meclis
görüşmelerinin bilançosu budur. 13 Kasım bir milat olarak görülecekse, bu tarih;
Türkiye'nin milli birliğinin temellerine tahrip kalıpları yerleştirmede, teröre
teslim olarak bölücü taleplerin karşılanması sürecini başlatmada, Türkiye partisi
olduğunu iddia eden AKP'nin 'bölme partisi' olduğunun tescilinde, teröristlerden
'barış elçisi', İmralı canisinden 'barış mihmandarı' çıkarmakta bir milat, önemli
bir dönüm noktası olmuştur. Tarih, 13 Kasımı böyle yazacak, Türk milleti bu
ihanet projesinin taşeronlarını, figüranlarını ve alkışçılarını böyle
hatırlayacaktır.''

DAĞA ÇIKARIZ POLEMİĞ

Bahçeli, partisinin Türkiye'yi bölmek ve MHP'yi hedef almak isteyenlerle
ilgili olarak söyleyeceğini söylediğini, bugün de bunların arkasında olduklarını
bildirdi.

Bu konuda göstereceğimiz tepkinin Başbakan'ın onayına ve icazetine bağlı
olmadığının çok iyi bilinmesini isteyen Bahçeli, şunları ifade etti:

''Halep ordaysa arşın buradadır. Başbakan Erdoğan arkamızdan kaç kişinin
geleceğini merak etmeyi bırakıp, kader anı geldiğinde nereye kaçmaya
çalışacağını, yanına kaç kişiyi alacağını ve geride ne bırakacağını şimdiden
düşünmeye başlamalıdır.

Buradan bir konuya daha temas etmek lüzumu hissediyorum. Başbakan
Erdoğan, geçtiğimiz haftalarda şahsımla ilgili bir ifadesinde; ben Bahçeli'den
memnunum, sözünü sarf etmiştir. Sonuçta fikirlerine katılmasam da politikalarını
beğenmesem de Sayın Erdoğan benim memleketimin bir evladıdır. Benden memnun
olmasını saygıyla karşılarım. Ancak asıl sorun kendisinden memnun olanlarla
ilgilidir ve kendisinin bunu nasıl karşılayacağı şahsına ait bir konudur. Benden
memnun olduğunu söyleyen Başbakan Erdoğan'a söylemek isterim ki Allah kimseyi
Washington'un, Brüksel'in, Erivan'ın ve Erbil'in memnun olacağı adam
yapmasın.''

EKONOMİK GELİŞMELER

Konuşmasında ekonomik gelişmelere de değinen Bahçeli, ''AKP; zam olmuş,
vergi olmuş sağanak halinde vatandaşımızın üzerine yağmıştır'' dedi.

İşsizlik sorununun alabildiğine yaygınlaşmaya devam ettiğine dikkati
çeken Bahçeli, üretimin durması ve bir türlü toparlanamamasının, işsizlik oranını
ve işsiz miktarını devamlı yükselttiğini söyledi.

Resmi rakamlarla yüzde 13,4 düzeyine gelen işsizlik oranıyla toplam işsiz
sayısının 3 milyon 429 bin kişiye ulaşmasının, tehlikenin aldığı mesafeyi
göstermesi bakımından çok anlamlı olduğunu ifade eden Bahçeli, ''Bu sayının
içinde Başbakan Erdoğan'ın yakını ve yandaşları yoktur. Üretmeyen bir ekonominin
doğal olarak istihdam artışını sağlayamaması normaldir ve bu kusur da AKP
hükümetinden başkasına ait olmayacaktır. Çözülen ve dağılan ekonomik sistemin yol
açacağı zaiyatın bedelini ilk seçimde milletimiz AKP zihniyetine ve Başbakan
Erdoğan'a fazlasıyla ödetecektir'' diye konuştu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, grup toplantısından ayrılırken yanına
gelen özürlülerle konuştu ve yalnız olmadıklarını söyledi.

Bu arada, hac vazifelerini yerine getirmek üzere Suudi Arabistan'a
gidecek olan Manisa Milletvekili Ahmet Orhan, Adana Milletvekilleri Recai
Yıldırım ve Yılmaz Tankut, Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy ve Niğde
Milletvekili Mümin İnan'ın grup toplantısının basına kapalı bölümünde
arkadaşlarıyla vedalaştığı öğrenildi.