2011-02-01 - 15:14
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında, ''darbe
edebiyatından bıktıklarını'' belirterek, ''Sayın Başbakan, eğer bu ülkede darbe
olacaksa o tankın önüne önce Kemal Kılıçdaroğlu, çıkacaktır'' dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ''darbe
edebiyatından bıktıklarını'' belirterek, ''Sayın Başbakan, eğer bu ülkede darbe
olacaksa o tankın önüne önce Kemal Kılıçdaroğlu, çıkacaktır'' dedi.
Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında, Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan'ın 8 yıldır ''darbe lafı tutturup gittiğini'' belirtti.
Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:
''Bıktık darbe edebiyatından. Şunu söyledim: Sayın Başbakan, eğer bu
ülkede darbe olacaksa o tankın önüne önce Kemal Kılıçdaroğlu, çıkacaktır. Ne
korkuyorsun? Ne darbesi? Hangi çağda yaşıyoruz da 'darbe geldi' diyorsun.
Milletin gündemini çalmak istiyor. Sen darbeden söz edeceğine çık milletin önüne
ben işsizliği şöyle yeneceğim, yoksulluğu şöyle bitireceğim de. Bunları
söylemiyorsun. Siz hiç Başbakanın ağzından 'işsizliği şöyle azaltacağız' diye bir
söz duydunuz mu? Duyamazsınız. Onun derdi o değil. Efendim darbe olacakmış... Ne
darbesi, nereden çıktı bu işler? Milleti korkutuyorlar. O açıdan her yerde
rahatlıkla söyleyebilirsiniz. Biz demokrasiden yanayız.
Bir de kalkmış rahmetli Menderes'i sömürmeye kalkıyor. Sen kim, rahmetli
Menderes kim? Sen daha Menderes'in vasiyetini bile okumamışsın. Çocuklarına
vasiyetini bir oku bakalım. Darbeymiş, şuymuş, buymuş diye milleti korkutuyorlar.
Yok öyle bir şey. Biz demokrasi istiyoruz. Halkımıza güveniyoruz. Halkımızın
iradesine de güveniyoruz. Bize oy veren, vermeyen bütün milletimize saygı
duyuyoruz. Kim darbe yapacakmış? Sayın Başbakan, halkın gündemini çalmak istiyor.
Tipik örneği Kars'taki heykel. Sanki milletin derdi yok, Kars'taki heykele
kilitlendi. Yıkılsın mı, yıkılmasın mı? Ucube mi, değil mi? Ya bu milletin derdi
işsizlik kardeşim.''
Başbakanın ''yıkacağım'' diye tutturduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu,
''Kendisini arabadan kurtaran balyozla gitsin Kars'a yıksın heykeli'' dedi.
Başbakanın heykeli yıkması durumunda tarihe geçeceğini belirten
Kılıçdaroğlu, ''Heykel yıkan Başbakan olarak da tarihe geçsin. Ne olacak? Hep
yolsuzlukla tarihe geçecek değil ya, baskı rejimi kurmak, yargıyı ele geçirmek
için çabasıyla tarihe geçecek değil ya, bir de heykel yıkan Başbakan olarak
tarihe geçer'' diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ''AKP,
artık derin devletin bir parçasıdır. Kendi egemenliğini devlette hissettiren bir
partidir'' dedi.
Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında, gündemdeki konulara ilişkin
değerlendirmelerde bulundu. Kılıçdaroğlu, konuşması öncesinde CHP'ye katılan
sanatçı Sebahat Akkiraz'a parti rozetini taktı.
Akkiraz, yaptığı kısa konuşmada, CHP ailesine katılmaktan büyük mutluluk
duyduğunu belirterek, ''Atatürk'ün dediği gibi 'Sanatçı ışığı alnında ilk
hissedendir. Ben halkımızın iktidara yürümesinden dolayı sizlerle olmaktan dolayı
çok mutluyum. Beni sevenleri, destek verenleri de bu birlikteliğe davet
ediyorum'' dedi.
Kılıçdaroğlu, Akkiraz'ın yalnızca Türkiye'de değil, dünyada tanına bir
sanatçı olduğunu belirterek, ''O şimdi halkın partisinde, türkülerini halk için
söyleyecek. Kendisine 'hoş geldiniz' diyorum. Eviniz burası'' diye konuştu.
Kemal Kılıçdaroğlu, ''bir kalem efendisi'' diye nitelendirdiği
Gazeteci-Yazar Abdi İpekçi'nin ölümünün üzerinden 30 yıl geçtiğini, ancak
cinayetinin arkasındaki güçlerin hala aydınlatılamadığını söyledi.
Bu ve benzeri cinayetlerin aydınlatılması için CHP olarak çaba
harcadıklarını, ancak AK Parti'nin aynı çabayı göstermediğini ileri süren
Kılıçdaroğlu, ''halkın iktidarında aydınlatılmamış faili meçhul cinayet
bırakmayacaklarını'' söyledi.
Kılıçdaroğlu, şöyle dedi:
''Yurttaşlarımın şunu çok iyi bilmesini isterim; AKP, artık derin
devletin bir parçasıdır. Kendi egemenliğini devlette hissettiren bir partidir. O
konuma gelmiştir. Her alanı kendi egemenliği altına almak istemektedir. Onun için
faili meçhullerin aydınlatılmasını istememektedir, üzerine kararlılıkla
gidememektedir, onun için Hizbullah sanıklarını yakalayamamaktadır,
yakalamamaktadır. Artık o derin devletin bir parçasıdır.''
Hafta sonunda Ordu ve Giresun illerini ziyaret etiğini, bu kentlerde
vatandaşlara ve sivil toplum kuruluşlarıyla biraraya geldiğini anlatan
Kılıçdaroğlu, iki kentin ortak idealleri olduğunu söyledi.
Ordu ve Giresun'un ortak bir havaalanı ihtiyacı olduğunu, bunu bir an
önce hayata geçirilmesini beklediklerini aktaran Kılıçdaroğlu, fındık üretimiyle
iki kentin ekonomik açıdan da kader birliği yaptığını ifade etti.
Fındık üreticisinin büyük sıkıntı içinde olduğu iki kentte fabrikaların
kapandığını, işsizliğin giderek arttığını anlatan Kılıçdaroğlu, CHP iktidarında
bu sorunların çözüleceğini söyledi.
Kılıçdaroğlu, ''Biz AKP'nin yaptığı söz verip sözünde durmayan bir parti
olmayacağız. Ne söylediysek ölçüp, tartarak ne söylediysek yerinde ve zamanında
söylemeye özen gösteriyoruz'' dedi.
Kılıçdaroğlu, Fiskobirlik'i'de ziyaret ettiklerini, birliği halkın
iktidarında yeniden çiftçinin kara gün dostu yapacaklarını, fındık borsası
aracılığıyla fındık fiyatının yerli üretici tarafından belirlenmesine olanak
sağlayacaklarını anlattı.
Ordu ve Giresun'un giderek artan sorunlar nedeniyle göç veren iller
arasına girdiğini, özellikle Giresun'da işsizliğin hızla arttığını bildiren
Kılıçdaroğlu, bu kentlerde yaşayan vatandaşlara ''Yarın Başbakan sizin ilinize de
gelecek. Belki bazı arkadaşlarınız gidip alkışlayacaklar, onlara sözüm şu: Sizi
göç etmek zorunda bırakan, milletvekili sayınızı düşüren, fabrikalarınızı kapatan
bir siyasal iktidara destek veriyorsanız, destek verin, çünkü onların amacı
Giresun'da milletvekili sayısını bire indirmek. Bu ekonomik politika, bunu
getiriyor. Ordu ve Giresun'un gerçekten ayağa kalkmasını istiyorsanız, AKP, o
bölgeden çekilmeli'' diye seslendi.
Kılıçdaroğlu, Ordu ve Giresun'un başarılı yerel yönetimlere örnek teşkil
ettiğini ve Ordu belediye başkanı Seyit Torun'un da CHP'ye katıldığını ifade
ederek, herkesi CHP çatısı altında güç birliği yapmaya çağırdı.
Kemal Kılıçdaroğlu, 2004 yılında don nedeniyle fındıkta hasar
yaşandığını, bu hasar nedeniyle oluşan zararın yüzde 44'ünün ödendiğini, ancak AK
Parti iktidarının 2009 yılında yaptığı yasal düzenleme ile kalan yüzde 56'lık
payı ortadan kaldırdığını ileri sürdü.
Fındık üreticilerinden hakları olan bir parayı yasal düzenlemeyle
ellerinden alan siyasal iktidara destek vermemelerini isteyen Kılıçdaroğlu,
''Bunlar bereketsizdir, bereketsizliğini de sizler gördünüz'' dedi.
Ordu'nun limanı olmayan tek sahil kenti olduğunu da belirten
Kılıçdaroğlu, ''Halkın iktidarında Ordu'da liman olacak, o limana gelen ilk
geminin adı da Ordu olacak'' diye konuştu.
Ordu'nun Ünye ilçesinde halka hitap ederken konuşma yaptığı meydandaki AK
Parti İlçe Teşkilatı binasından kendisini izleyenlere de selam gönderdiğini
hatırlatan Kılıçdaroğlu, kendilerinin iyi niyetle davrandığını ve kimseyle kavga
etmek istemediklerini ifade etti.
Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
''Kavga etmeyeceğiz, iyi niyetle, güler yüzle, demokrasi içinde
vatandaştan oy isteyeceğiz. Biz bu kadar iyi niyetliyiz. Ama bir baktım biz
oradayken Sayın Başbakan da Burdur ve Denizli'ye gitmiş, esmiş gürlemiş. Neler
varsa ağzından kontrolsüz bir şekilde çıkıyor. Anlamak mümkün değil. Biz iyi
niyetliyiz; o esip gürlüyor. Esip gürlese bir şey olsa 'eyvallah' diyeceğiz.
Esiyor, yaprak kımıldamıyor. Gürlüyor, bir damla bile yere düşmüyor. Ne esip
gürlüyorsun kardeşim? Adam gibi otur, konuş. Eleştireceksen adam gibi eleştir. Ne
bağırıp çağırıyorsun? Bağırıp çağırmaktan ne elde ediyorsun. Bağırıp çağırıyor da
doğruyu söylese 'eyvallah' diyeceğiz. 'Ben de insanım', 'Ben de öfkeme hakim
olamıyorum' diyor. Hakim olamıyorsan siyaseti bırak. Kimse sana zorla siyaset
yaptırmıyor. Siyasetçinin görevi sakin olmak, eleştiriyi sabırla dinlemek,
söylediği lafın itibarlı olmasını sağlamaktır.''
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ''Denizli ziyaretinde bir vatandaşın
CHP'nin hesaplarıyla ilgili kendisine sorduğu soruya yanıt vermediği'' şeklindeki
sözlerine de tepki gösteren Kılıçdaroğlu, ''Yani meşhur bir laf var ya 'atma
Recep din kardeşiyiz' diye aynen öyle'' dedi.
Sorunun sorulduğu salonda vatandaşlar, basın mensupları ve sivil toplum
örgütlerinin temsilcilerinin bulunduğunu, soruyu soran kişinin de bir AK Parti'li
olduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, soruyu sonuna kadar dinleyerek ayrıntılı bir
şekilde yanıt verdiğini anlattı.
Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
''Çıkıyorsun kürsüye, önünde toplanmış millet, onlara doğruyu
söylemiyorsun. Bir Başbakana yakışır mı? Sana yakışır mı? Oturuyorsun bir de
namaz kılıyorsun, camide miting yapıyorsun kalkıyorsun millete yalan söylüyorsun.
Ben o sorunun yanıtını herkesin huzurunda verdim. Ama benim merak ettiğim bir şey
var. Adalet ve Kalkınma Partisinin de hesapları incelendi Anayasa Mahkemesi
tarafından. Onlarda da bazı giderler kabul edilmedi bizim gibi. Örneğin bir yıla
ait 11 milyar 526 milyon lira kabul edilmedi. Başka bir yıla ait 47 milyar 809
milyon lira kabul edilmedi. Biz hiçbir zaman çıkıp 'neden bu giderler kabul
edilmedi sen de hortumcusun' demedik. Neden? Biz de gider yapmışız, o da gider
yapmış, ama Anayasa Mahkemesi bazı giderleri 'kabul etmiyorum' diyor, saygı
duyuyoruz. Burada çalınan bir para yok. Ama bizlerle onlar arasında bir fark var.
Bizde hiçbir zaman parti yöneticilerinin parfümleri, kişisel bakım ürünleri
partinin hesabından ödenmez. Yok öyle bir şey. Kendi cebinden alırsın, bakarsın
kendine. Şimdi Başbakana soruyorum: Senin şu parfüm merakın nereden geliyor?
Senin şu kişisel bakım ürünlerin nedir? Bir çık anlat bakalım. Sen bunları niye
tutuyorsun da Adalet ve Kalkınma Partisine fatura ediyorsun? Çık millete bir
anlat bakalım. Biz konuşmak istemiyoruz, ama zorla diyorlar ki 'bizim bu kirli
yüzümüzü de millete gösterin'. Senin yüzünü göstereceğim, maskeni
indireceğim.''
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, iktidar
partisini parlamentodaki sayısal üstünlüğünü kullanarak, muhalefeti susturmaya
çalışmakla suçladı. Kılıçdaroğlu, ''CHP milletvekilleri, AKP'nin figüranı mı
olacak? Bunu reddediyoruz'' dedi.
Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında, Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan'ın Genel Müdürlüğü döneminde SSK'nın ''zarar ettiği'' iddialarını
yanıtladı.
''Yolsuzluk konusuna gelince avucunu yalarsın'' diyen Kılıçdaroğlu, genel
müdürlüğü döneminde hemen hemen her partiden bakanla çalıştığını ifade etti.
Başbakanın kendisini doğru yerden eleştirmesi gerektiğini dile getiren
Kılıçdaroğlu, sosyal güvenlik kurumlarında ''zarar'' değil, ''finans açığının''
olduğunu, Başbakanın bunları bilmediğini savundu.
SSK'nın ilk finansman açığını 1970 yılında verdiğini, o dönemde
üniversite öğrencisi olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, 2000 yılında 2 milyar lira
olan finans açığının 2009 yılında 28 milyar 706 milyon liraya çıktığını ifade
etti.
Kılıçdaroğlu, ''Ben genel müdürüm. Beni bakanların üzerinde görüyor.
Korkuyor benden. Genel Müdürüm ben. Emeklilik yaşını ben belirlemem, emekli
aylığını ben belirlemem. Sen, hangi yüzle, hangi ahlakla genel müdürü suçlarsın?
Şimdi soruyorum: Ben mi, sen mi daha başarılısın? 2 milyar mı, 28 milyar mı
büyük? Çıkıp adam gibi cevabını ver bakayım'' diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, yolsuzluk dosyalarını ortaya çıkardıktan sonra ''açığını
bulmak için'' çalışma yapıldığını, SSK genel müdürlüğü dönemindeki bütün
ihalelerin incelendiğini, 17 Haziran 2010 tarihinde verilen onayda ''konu
hakkında yapılacak herhangi bir işlemin bulunmadığı sonucuna varıldığının'' ifade
edildiğini aktardı.
Kılıçdaroğlu, ''Devlet senin emrinde, müfettişler senin elinde.
Yaptıkları incelemede hiçbir şey bulunmadı. Peki sayın Başbakan sen hangi
ahlakla, hangi siyasal tutarlılıkla benim ihale dağıttığımı söylüyorsun. Benim
adım Recep Tayyip Erdoğan mı? Başbakan, millete doğruları söylemiyor'' dedi.
Başbakana televizyonda tartışma çağrısını yineleyen Kılıçdaroğlu,
''Gelemezler. Yürekleri yok. Yüreği olan, haklı olan insanlar gelir. Bunlarda ne
haklılık, ne de yürek var'' diye konuştu.
Başbakana onarımı yapılan ve önünde miting yaptığı cami ile Ege'de
onarılan bazı camiler hakkındaki yolsuzluk iddialarını dile getirdiğini,
Erdoğan'dan bir ses çıkmadığını bildiren Kılıçdaroğlu, ''Bunların inançlara da
saygısı yok. Bunların Müslümanlığı kendilerine ait. Milletin ibadet ettiği yerde
yolsuzluk yapacaksın, sonra gelip bana laf uzatacaksın. Biz kazandığımız her
kuruşu alın terimizle kazandık. Boğazımızdan haram lokma geçmedi. Bunu önce
Başbakan bilsin'' şeklinde konuştu.
Başbakanın açılışlarını yaptığı tesisleri arkadaşlarına incelettirdiğini,
badana boyası yapılan, çatısı aktarılan tesislerin ve istinat duvarlarının
açılışlarının yapıldığını belirten Kılıçdaroğlu, ''Recep Tayyip Erdoğan, milleti
kandırıyor. Millete yalan söyleme, Allah'tan kork. Üstelik bunun için devletin
uçağını, otobüsünü kullanıyorsun. Aldatanlar ve Kandıranlar Partisi... AKP,
budur'' dedi.
Gazetelere bugün 24 baronun ''yargı ile ilgili kaygılarını dile getiren''
ilan verdiğini anımsatan Kılıçdaroğlu, ''Diğer barolar nerede? Korkuya mı teslim
oldular? Korkuya teslim olmayan baro ya 'evet' ya 'hayır' der. Niye ses
çıkarmıyorlar? Neden korkuyorsun? Ya çıkıp adam gibi 'yapılan doğrudur,
destekliyoruz' deyin ya da 'karşısındayız' deyin'' diye konuştu.
Yargıtay ve Danıştay ile ilgili düzenlemeler içeren tasarının Adalet
Komisyonundaki görüşmeleri ile ilgili değerlendirmeler de yapan Kılıçdaroğlu,
''AKP mutfağında hazırlanan tasarının'' kimsenin görüşü alınmadan acele bir
şekilde yasalaştırılmak istendiğini ileri sürdü.
''AKP'nin parlamentodaki sayısal üstünlüğünü kullanarak muhalefeti
susturmaya çalıştığını'' iddia eden Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
''Komisyonda oylama yapılıyor. Milletvekili 5 dakikadan fazla konuşmasın,
birden fazla önerge olmasın... Eller kalkıp iniyor. Ne olacak? CHP
milletvekilleri, AKP'nin figüranı mı olacak? Biz bunu mu kabul edeceğiz? Bunu
reddediyoruz. Senin figüranların var zaten orada. Senin emir kulların var zaten
orada. Efendim niye istifa ediyorsunuz? Sen önce kendine bir sor bakalım Sayın
Başbakan, niye 5 dakika ile sınırlandırıyorsun? Bırak muhalefet de konuşsun.
Hayır o konuşmasın. 5 dakikada böylesine önemli bir konuyu dünyanın hangi
parlamentosu konuşmuş? Zorla meşru zeminlerde tartışmanın önüne geçmek
istiyorlar. Baskı kuruyorlar. Baskı kurup meşru zeminlerde belli konuların
tartışılmasını istemiyor. Elbette direneceğiz. Elbette ki itiraz edeceğiz.
Başbakanın anlamadığı bir şey var. CHP'lilerin kendileri gibi biat kültürü sonucu
parlamentoya geldiğini sanıyor. Biz öyle değiliz. Düşüncelerimizi özgürce dile
getiriyoruz. Demokrasinin güçlendirilmesi için her türlü mücadeleyi yapacağız.
Medyaları, güvenlik güçleri var. Kim olursa olsun haklı bildiğimiz yoldan
ayrılmayacağız.''
Kemal Kılıçdaroğlu, iktidar partisinin Doğu ve Güneydoğu'da ''Hizbullah
ile kanka'' olduğunu ileri sürerek, Erdoğan'nın ''derneklerin demokratik dernek
olduğunu'' söylediğini ifade etti. Kılıçdaroğlu, bu dernekler hakkında mahkeme
kararı olduğunu belirterek, ''Demokrasi bunların kafasındaki bir olay değil.
Zaten daha önce söylemişlerdi. Tren gibi, durağa gelince ineriz. Demokrasi bir
araçtır onlar için'' diye konuştu.
Yargıtay'ın üye sayısının azaltılması için hazırlanan tasarıda Erdoğan ve
bakanların imzasının bulunduğunu, şimdi üye sayısının artırıldığını kaydeden
Kılıçdaroğlu, ''Kim kıvırıyor, çıksın Başbakan anlatsın'' dedi.
Bağırmayla çağırmayla sorunların çözülmediğini, ''boş varilin sesinin
yüksek çıktığını'' kaydeden Kılıçdaroğlu, şöyle dedi:
''Öyle bağır çağır, hakaret et, küfür et... Yok öyle şey. Halka doğruları
anlatacağız ve oy isteyeceğiz. Gerekirse bütün örgütlerimiz sokak, sokak, cadde,
cadde, mahalle, mahalle örgütlenecek. Tek başına iktidar için mücadelemizi
vereceğiz. Baskıya şiddete göğüs gereceğiz. Baskılara direnmek her CHP'linin
temel görevi olmak zorundadır.''
Tunus ve Mısır'da yaşananlar konusunda da değerlendirmeler yapan
Kılıçdaroğlu, bu ülkelerde yaşananların gücün tek elde toplanmasının sonucu
olduğunu ifade etti.
O ülkelerde de demokrasi ve özgürlük istediklerini bildiren Kılıçdaroğlu,
''Bizi model alın. Türkiye Cumhuriyeti modeli Mustafa Kemal'in modelidir. Bu
model insan haklarına saygılı, kadın erkek eşitliğine dayalı, sosyal devlet
modelidir. Bu modeli Ortadoğu'da da isteriz'' dedi.
edebiyatından bıktıklarını'' belirterek, ''Sayın Başbakan, eğer bu ülkede darbe
olacaksa o tankın önüne önce Kemal Kılıçdaroğlu, çıkacaktır'' dedi.
Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında, Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan'ın 8 yıldır ''darbe lafı tutturup gittiğini'' belirtti.
Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:
''Bıktık darbe edebiyatından. Şunu söyledim: Sayın Başbakan, eğer bu
ülkede darbe olacaksa o tankın önüne önce Kemal Kılıçdaroğlu, çıkacaktır. Ne
korkuyorsun? Ne darbesi? Hangi çağda yaşıyoruz da 'darbe geldi' diyorsun.
Milletin gündemini çalmak istiyor. Sen darbeden söz edeceğine çık milletin önüne
ben işsizliği şöyle yeneceğim, yoksulluğu şöyle bitireceğim de. Bunları
söylemiyorsun. Siz hiç Başbakanın ağzından 'işsizliği şöyle azaltacağız' diye bir
söz duydunuz mu? Duyamazsınız. Onun derdi o değil. Efendim darbe olacakmış... Ne
darbesi, nereden çıktı bu işler? Milleti korkutuyorlar. O açıdan her yerde
rahatlıkla söyleyebilirsiniz. Biz demokrasiden yanayız.
Bir de kalkmış rahmetli Menderes'i sömürmeye kalkıyor. Sen kim, rahmetli
Menderes kim? Sen daha Menderes'in vasiyetini bile okumamışsın. Çocuklarına
vasiyetini bir oku bakalım. Darbeymiş, şuymuş, buymuş diye milleti korkutuyorlar.
Yok öyle bir şey. Biz demokrasi istiyoruz. Halkımıza güveniyoruz. Halkımızın
iradesine de güveniyoruz. Bize oy veren, vermeyen bütün milletimize saygı
duyuyoruz. Kim darbe yapacakmış? Sayın Başbakan, halkın gündemini çalmak istiyor.
Tipik örneği Kars'taki heykel. Sanki milletin derdi yok, Kars'taki heykele
kilitlendi. Yıkılsın mı, yıkılmasın mı? Ucube mi, değil mi? Ya bu milletin derdi
işsizlik kardeşim.''
Başbakanın ''yıkacağım'' diye tutturduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu,
''Kendisini arabadan kurtaran balyozla gitsin Kars'a yıksın heykeli'' dedi.
Başbakanın heykeli yıkması durumunda tarihe geçeceğini belirten
Kılıçdaroğlu, ''Heykel yıkan Başbakan olarak da tarihe geçsin. Ne olacak? Hep
yolsuzlukla tarihe geçecek değil ya, baskı rejimi kurmak, yargıyı ele geçirmek
için çabasıyla tarihe geçecek değil ya, bir de heykel yıkan Başbakan olarak
tarihe geçer'' diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ''AKP,
artık derin devletin bir parçasıdır. Kendi egemenliğini devlette hissettiren bir
partidir'' dedi.
Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında, gündemdeki konulara ilişkin
değerlendirmelerde bulundu. Kılıçdaroğlu, konuşması öncesinde CHP'ye katılan
sanatçı Sebahat Akkiraz'a parti rozetini taktı.
Akkiraz, yaptığı kısa konuşmada, CHP ailesine katılmaktan büyük mutluluk
duyduğunu belirterek, ''Atatürk'ün dediği gibi 'Sanatçı ışığı alnında ilk
hissedendir. Ben halkımızın iktidara yürümesinden dolayı sizlerle olmaktan dolayı
çok mutluyum. Beni sevenleri, destek verenleri de bu birlikteliğe davet
ediyorum'' dedi.
Kılıçdaroğlu, Akkiraz'ın yalnızca Türkiye'de değil, dünyada tanına bir
sanatçı olduğunu belirterek, ''O şimdi halkın partisinde, türkülerini halk için
söyleyecek. Kendisine 'hoş geldiniz' diyorum. Eviniz burası'' diye konuştu.
Kemal Kılıçdaroğlu, ''bir kalem efendisi'' diye nitelendirdiği
Gazeteci-Yazar Abdi İpekçi'nin ölümünün üzerinden 30 yıl geçtiğini, ancak
cinayetinin arkasındaki güçlerin hala aydınlatılamadığını söyledi.
Bu ve benzeri cinayetlerin aydınlatılması için CHP olarak çaba
harcadıklarını, ancak AK Parti'nin aynı çabayı göstermediğini ileri süren
Kılıçdaroğlu, ''halkın iktidarında aydınlatılmamış faili meçhul cinayet
bırakmayacaklarını'' söyledi.
Kılıçdaroğlu, şöyle dedi:
''Yurttaşlarımın şunu çok iyi bilmesini isterim; AKP, artık derin
devletin bir parçasıdır. Kendi egemenliğini devlette hissettiren bir partidir. O
konuma gelmiştir. Her alanı kendi egemenliği altına almak istemektedir. Onun için
faili meçhullerin aydınlatılmasını istememektedir, üzerine kararlılıkla
gidememektedir, onun için Hizbullah sanıklarını yakalayamamaktadır,
yakalamamaktadır. Artık o derin devletin bir parçasıdır.''
Hafta sonunda Ordu ve Giresun illerini ziyaret etiğini, bu kentlerde
vatandaşlara ve sivil toplum kuruluşlarıyla biraraya geldiğini anlatan
Kılıçdaroğlu, iki kentin ortak idealleri olduğunu söyledi.
Ordu ve Giresun'un ortak bir havaalanı ihtiyacı olduğunu, bunu bir an
önce hayata geçirilmesini beklediklerini aktaran Kılıçdaroğlu, fındık üretimiyle
iki kentin ekonomik açıdan da kader birliği yaptığını ifade etti.
Fındık üreticisinin büyük sıkıntı içinde olduğu iki kentte fabrikaların
kapandığını, işsizliğin giderek arttığını anlatan Kılıçdaroğlu, CHP iktidarında
bu sorunların çözüleceğini söyledi.
Kılıçdaroğlu, ''Biz AKP'nin yaptığı söz verip sözünde durmayan bir parti
olmayacağız. Ne söylediysek ölçüp, tartarak ne söylediysek yerinde ve zamanında
söylemeye özen gösteriyoruz'' dedi.
Kılıçdaroğlu, Fiskobirlik'i'de ziyaret ettiklerini, birliği halkın
iktidarında yeniden çiftçinin kara gün dostu yapacaklarını, fındık borsası
aracılığıyla fındık fiyatının yerli üretici tarafından belirlenmesine olanak
sağlayacaklarını anlattı.
Ordu ve Giresun'un giderek artan sorunlar nedeniyle göç veren iller
arasına girdiğini, özellikle Giresun'da işsizliğin hızla arttığını bildiren
Kılıçdaroğlu, bu kentlerde yaşayan vatandaşlara ''Yarın Başbakan sizin ilinize de
gelecek. Belki bazı arkadaşlarınız gidip alkışlayacaklar, onlara sözüm şu: Sizi
göç etmek zorunda bırakan, milletvekili sayınızı düşüren, fabrikalarınızı kapatan
bir siyasal iktidara destek veriyorsanız, destek verin, çünkü onların amacı
Giresun'da milletvekili sayısını bire indirmek. Bu ekonomik politika, bunu
getiriyor. Ordu ve Giresun'un gerçekten ayağa kalkmasını istiyorsanız, AKP, o
bölgeden çekilmeli'' diye seslendi.
Kılıçdaroğlu, Ordu ve Giresun'un başarılı yerel yönetimlere örnek teşkil
ettiğini ve Ordu belediye başkanı Seyit Torun'un da CHP'ye katıldığını ifade
ederek, herkesi CHP çatısı altında güç birliği yapmaya çağırdı.
Kemal Kılıçdaroğlu, 2004 yılında don nedeniyle fındıkta hasar
yaşandığını, bu hasar nedeniyle oluşan zararın yüzde 44'ünün ödendiğini, ancak AK
Parti iktidarının 2009 yılında yaptığı yasal düzenleme ile kalan yüzde 56'lık
payı ortadan kaldırdığını ileri sürdü.
Fındık üreticilerinden hakları olan bir parayı yasal düzenlemeyle
ellerinden alan siyasal iktidara destek vermemelerini isteyen Kılıçdaroğlu,
''Bunlar bereketsizdir, bereketsizliğini de sizler gördünüz'' dedi.
Ordu'nun limanı olmayan tek sahil kenti olduğunu da belirten
Kılıçdaroğlu, ''Halkın iktidarında Ordu'da liman olacak, o limana gelen ilk
geminin adı da Ordu olacak'' diye konuştu.
Ordu'nun Ünye ilçesinde halka hitap ederken konuşma yaptığı meydandaki AK
Parti İlçe Teşkilatı binasından kendisini izleyenlere de selam gönderdiğini
hatırlatan Kılıçdaroğlu, kendilerinin iyi niyetle davrandığını ve kimseyle kavga
etmek istemediklerini ifade etti.
Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
''Kavga etmeyeceğiz, iyi niyetle, güler yüzle, demokrasi içinde
vatandaştan oy isteyeceğiz. Biz bu kadar iyi niyetliyiz. Ama bir baktım biz
oradayken Sayın Başbakan da Burdur ve Denizli'ye gitmiş, esmiş gürlemiş. Neler
varsa ağzından kontrolsüz bir şekilde çıkıyor. Anlamak mümkün değil. Biz iyi
niyetliyiz; o esip gürlüyor. Esip gürlese bir şey olsa 'eyvallah' diyeceğiz.
Esiyor, yaprak kımıldamıyor. Gürlüyor, bir damla bile yere düşmüyor. Ne esip
gürlüyorsun kardeşim? Adam gibi otur, konuş. Eleştireceksen adam gibi eleştir. Ne
bağırıp çağırıyorsun? Bağırıp çağırmaktan ne elde ediyorsun. Bağırıp çağırıyor da
doğruyu söylese 'eyvallah' diyeceğiz. 'Ben de insanım', 'Ben de öfkeme hakim
olamıyorum' diyor. Hakim olamıyorsan siyaseti bırak. Kimse sana zorla siyaset
yaptırmıyor. Siyasetçinin görevi sakin olmak, eleştiriyi sabırla dinlemek,
söylediği lafın itibarlı olmasını sağlamaktır.''
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ''Denizli ziyaretinde bir vatandaşın
CHP'nin hesaplarıyla ilgili kendisine sorduğu soruya yanıt vermediği'' şeklindeki
sözlerine de tepki gösteren Kılıçdaroğlu, ''Yani meşhur bir laf var ya 'atma
Recep din kardeşiyiz' diye aynen öyle'' dedi.
Sorunun sorulduğu salonda vatandaşlar, basın mensupları ve sivil toplum
örgütlerinin temsilcilerinin bulunduğunu, soruyu soran kişinin de bir AK Parti'li
olduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, soruyu sonuna kadar dinleyerek ayrıntılı bir
şekilde yanıt verdiğini anlattı.
Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
''Çıkıyorsun kürsüye, önünde toplanmış millet, onlara doğruyu
söylemiyorsun. Bir Başbakana yakışır mı? Sana yakışır mı? Oturuyorsun bir de
namaz kılıyorsun, camide miting yapıyorsun kalkıyorsun millete yalan söylüyorsun.
Ben o sorunun yanıtını herkesin huzurunda verdim. Ama benim merak ettiğim bir şey
var. Adalet ve Kalkınma Partisinin de hesapları incelendi Anayasa Mahkemesi
tarafından. Onlarda da bazı giderler kabul edilmedi bizim gibi. Örneğin bir yıla
ait 11 milyar 526 milyon lira kabul edilmedi. Başka bir yıla ait 47 milyar 809
milyon lira kabul edilmedi. Biz hiçbir zaman çıkıp 'neden bu giderler kabul
edilmedi sen de hortumcusun' demedik. Neden? Biz de gider yapmışız, o da gider
yapmış, ama Anayasa Mahkemesi bazı giderleri 'kabul etmiyorum' diyor, saygı
duyuyoruz. Burada çalınan bir para yok. Ama bizlerle onlar arasında bir fark var.
Bizde hiçbir zaman parti yöneticilerinin parfümleri, kişisel bakım ürünleri
partinin hesabından ödenmez. Yok öyle bir şey. Kendi cebinden alırsın, bakarsın
kendine. Şimdi Başbakana soruyorum: Senin şu parfüm merakın nereden geliyor?
Senin şu kişisel bakım ürünlerin nedir? Bir çık anlat bakalım. Sen bunları niye
tutuyorsun da Adalet ve Kalkınma Partisine fatura ediyorsun? Çık millete bir
anlat bakalım. Biz konuşmak istemiyoruz, ama zorla diyorlar ki 'bizim bu kirli
yüzümüzü de millete gösterin'. Senin yüzünü göstereceğim, maskeni
indireceğim.''
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, iktidar
partisini parlamentodaki sayısal üstünlüğünü kullanarak, muhalefeti susturmaya
çalışmakla suçladı. Kılıçdaroğlu, ''CHP milletvekilleri, AKP'nin figüranı mı
olacak? Bunu reddediyoruz'' dedi.
Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında, Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan'ın Genel Müdürlüğü döneminde SSK'nın ''zarar ettiği'' iddialarını
yanıtladı.
''Yolsuzluk konusuna gelince avucunu yalarsın'' diyen Kılıçdaroğlu, genel
müdürlüğü döneminde hemen hemen her partiden bakanla çalıştığını ifade etti.
Başbakanın kendisini doğru yerden eleştirmesi gerektiğini dile getiren
Kılıçdaroğlu, sosyal güvenlik kurumlarında ''zarar'' değil, ''finans açığının''
olduğunu, Başbakanın bunları bilmediğini savundu.
SSK'nın ilk finansman açığını 1970 yılında verdiğini, o dönemde
üniversite öğrencisi olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, 2000 yılında 2 milyar lira
olan finans açığının 2009 yılında 28 milyar 706 milyon liraya çıktığını ifade
etti.
Kılıçdaroğlu, ''Ben genel müdürüm. Beni bakanların üzerinde görüyor.
Korkuyor benden. Genel Müdürüm ben. Emeklilik yaşını ben belirlemem, emekli
aylığını ben belirlemem. Sen, hangi yüzle, hangi ahlakla genel müdürü suçlarsın?
Şimdi soruyorum: Ben mi, sen mi daha başarılısın? 2 milyar mı, 28 milyar mı
büyük? Çıkıp adam gibi cevabını ver bakayım'' diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, yolsuzluk dosyalarını ortaya çıkardıktan sonra ''açığını
bulmak için'' çalışma yapıldığını, SSK genel müdürlüğü dönemindeki bütün
ihalelerin incelendiğini, 17 Haziran 2010 tarihinde verilen onayda ''konu
hakkında yapılacak herhangi bir işlemin bulunmadığı sonucuna varıldığının'' ifade
edildiğini aktardı.
Kılıçdaroğlu, ''Devlet senin emrinde, müfettişler senin elinde.
Yaptıkları incelemede hiçbir şey bulunmadı. Peki sayın Başbakan sen hangi
ahlakla, hangi siyasal tutarlılıkla benim ihale dağıttığımı söylüyorsun. Benim
adım Recep Tayyip Erdoğan mı? Başbakan, millete doğruları söylemiyor'' dedi.
Başbakana televizyonda tartışma çağrısını yineleyen Kılıçdaroğlu,
''Gelemezler. Yürekleri yok. Yüreği olan, haklı olan insanlar gelir. Bunlarda ne
haklılık, ne de yürek var'' diye konuştu.
Başbakana onarımı yapılan ve önünde miting yaptığı cami ile Ege'de
onarılan bazı camiler hakkındaki yolsuzluk iddialarını dile getirdiğini,
Erdoğan'dan bir ses çıkmadığını bildiren Kılıçdaroğlu, ''Bunların inançlara da
saygısı yok. Bunların Müslümanlığı kendilerine ait. Milletin ibadet ettiği yerde
yolsuzluk yapacaksın, sonra gelip bana laf uzatacaksın. Biz kazandığımız her
kuruşu alın terimizle kazandık. Boğazımızdan haram lokma geçmedi. Bunu önce
Başbakan bilsin'' şeklinde konuştu.
Başbakanın açılışlarını yaptığı tesisleri arkadaşlarına incelettirdiğini,
badana boyası yapılan, çatısı aktarılan tesislerin ve istinat duvarlarının
açılışlarının yapıldığını belirten Kılıçdaroğlu, ''Recep Tayyip Erdoğan, milleti
kandırıyor. Millete yalan söyleme, Allah'tan kork. Üstelik bunun için devletin
uçağını, otobüsünü kullanıyorsun. Aldatanlar ve Kandıranlar Partisi... AKP,
budur'' dedi.
Gazetelere bugün 24 baronun ''yargı ile ilgili kaygılarını dile getiren''
ilan verdiğini anımsatan Kılıçdaroğlu, ''Diğer barolar nerede? Korkuya mı teslim
oldular? Korkuya teslim olmayan baro ya 'evet' ya 'hayır' der. Niye ses
çıkarmıyorlar? Neden korkuyorsun? Ya çıkıp adam gibi 'yapılan doğrudur,
destekliyoruz' deyin ya da 'karşısındayız' deyin'' diye konuştu.
Yargıtay ve Danıştay ile ilgili düzenlemeler içeren tasarının Adalet
Komisyonundaki görüşmeleri ile ilgili değerlendirmeler de yapan Kılıçdaroğlu,
''AKP mutfağında hazırlanan tasarının'' kimsenin görüşü alınmadan acele bir
şekilde yasalaştırılmak istendiğini ileri sürdü.
''AKP'nin parlamentodaki sayısal üstünlüğünü kullanarak muhalefeti
susturmaya çalıştığını'' iddia eden Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
''Komisyonda oylama yapılıyor. Milletvekili 5 dakikadan fazla konuşmasın,
birden fazla önerge olmasın... Eller kalkıp iniyor. Ne olacak? CHP
milletvekilleri, AKP'nin figüranı mı olacak? Biz bunu mu kabul edeceğiz? Bunu
reddediyoruz. Senin figüranların var zaten orada. Senin emir kulların var zaten
orada. Efendim niye istifa ediyorsunuz? Sen önce kendine bir sor bakalım Sayın
Başbakan, niye 5 dakika ile sınırlandırıyorsun? Bırak muhalefet de konuşsun.
Hayır o konuşmasın. 5 dakikada böylesine önemli bir konuyu dünyanın hangi
parlamentosu konuşmuş? Zorla meşru zeminlerde tartışmanın önüne geçmek
istiyorlar. Baskı kuruyorlar. Baskı kurup meşru zeminlerde belli konuların
tartışılmasını istemiyor. Elbette direneceğiz. Elbette ki itiraz edeceğiz.
Başbakanın anlamadığı bir şey var. CHP'lilerin kendileri gibi biat kültürü sonucu
parlamentoya geldiğini sanıyor. Biz öyle değiliz. Düşüncelerimizi özgürce dile
getiriyoruz. Demokrasinin güçlendirilmesi için her türlü mücadeleyi yapacağız.
Medyaları, güvenlik güçleri var. Kim olursa olsun haklı bildiğimiz yoldan
ayrılmayacağız.''
Kemal Kılıçdaroğlu, iktidar partisinin Doğu ve Güneydoğu'da ''Hizbullah
ile kanka'' olduğunu ileri sürerek, Erdoğan'nın ''derneklerin demokratik dernek
olduğunu'' söylediğini ifade etti. Kılıçdaroğlu, bu dernekler hakkında mahkeme
kararı olduğunu belirterek, ''Demokrasi bunların kafasındaki bir olay değil.
Zaten daha önce söylemişlerdi. Tren gibi, durağa gelince ineriz. Demokrasi bir
araçtır onlar için'' diye konuştu.
Yargıtay'ın üye sayısının azaltılması için hazırlanan tasarıda Erdoğan ve
bakanların imzasının bulunduğunu, şimdi üye sayısının artırıldığını kaydeden
Kılıçdaroğlu, ''Kim kıvırıyor, çıksın Başbakan anlatsın'' dedi.
Bağırmayla çağırmayla sorunların çözülmediğini, ''boş varilin sesinin
yüksek çıktığını'' kaydeden Kılıçdaroğlu, şöyle dedi:
''Öyle bağır çağır, hakaret et, küfür et... Yok öyle şey. Halka doğruları
anlatacağız ve oy isteyeceğiz. Gerekirse bütün örgütlerimiz sokak, sokak, cadde,
cadde, mahalle, mahalle örgütlenecek. Tek başına iktidar için mücadelemizi
vereceğiz. Baskıya şiddete göğüs gereceğiz. Baskılara direnmek her CHP'linin
temel görevi olmak zorundadır.''
Tunus ve Mısır'da yaşananlar konusunda da değerlendirmeler yapan
Kılıçdaroğlu, bu ülkelerde yaşananların gücün tek elde toplanmasının sonucu
olduğunu ifade etti.
O ülkelerde de demokrasi ve özgürlük istediklerini bildiren Kılıçdaroğlu,
''Bizi model alın. Türkiye Cumhuriyeti modeli Mustafa Kemal'in modelidir. Bu
model insan haklarına saygılı, kadın erkek eşitliğine dayalı, sosyal devlet
modelidir. Bu modeli Ortadoğu'da da isteriz'' dedi.
