TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Tekin Bingöl başkanlığında toplandı.
Genel Kurulda, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığının bütçelerinin yanı sıra Yükseköğretim Kurulu, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı, Yükseköğretim Kalite Kurulu ile 127 üniversitenin bütçeleri de ele alınacak.
TBMM Genel Kurulu'nda, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığının 2026 yılı bütçeleri üzerinde Yeni Yol Partisi milletvekilleri söz aldı.
Bütçeler üzerinde ilk sözü Yeni Yol Partisi Denizli Milletvekili Sema Silkin Ün aldı.
Yeni Yol Partisi Denizli Milletvekili Sema Silkin Ün, emeklilerin "geçim sıkıntısı" yaşadığını dile getirerek, "Bu, duygusal bir gündem değil, bir sosyal devlet meselesidir. Bir ülkenin refahının göstergesidir, yaşlılarının nasıl yaşadığı. Ertelediğimiz bir yüzleşmenin kendisi bu." dedi.
Ün, bir gazetede yayımlanan "Emeklilerin evi artık ucuz otel odaları" başlıklı habere değinerek, "Sözde büyüme rakamlarının, cafcaflı senaryoların 'hasır altı' edemediği gerçek işte orada. Üzülerek ifade ediyorum, o gerçeğin daha fazlasını yüzümüze çarpacağı günlerin geleceğini barındıran veriler, karşımızda duruyor. Her biri sosyal devletin nasıl risk altında olduğunu gösteriyor." diye konuştu.
Yeni Yol Partisi Samsun Milletvekili Mehmet Karaman, iki yıl önce bugün TBMM Genel Kurulu'nda konuşma yaparken rahatsızlanmasının ardından kaldırıldığı hastanede vefat eden Saadet Partisi Kocaeli Milletvekili Hasan Bitmez'i andı.
Milli Eğitim Bakanlığının 2026 yılı bütçesinin "enflasyon karşısında eridiğini" iddia eden Karaman, bütçenin mevcut düzeni idare edebileceği, ancak geleceği inşa edemeyeceği eleştirisinde bulundu.
Göreve yeni başlayan öğretmenlerin maaşlarının "yoksulluk sınırının" altında olduğunu savunan Karaman, "öğretmeni yoksullaştıran bir düzenin, nesli zenginleştiremeyeceği" değerlendirmesini yaparak, "Bu tablo öğretmene reva olamaz. Sosyal imkanları diğer ülkelerin oldukça gerisinde kalan öğretmenlerimiz nasıl olacak da nesli ihya edecek? Öğretmenlerimiz geçim sıkıntısıyla boğuşurken nasıl 'kötülük girdabında' boğulan öğrencilerini kurtaracak?" diye sordu.
Yeni Yol Partisi Antalya Milletvekili Şerafettin Kılıç, "aile kurumunun çöktüğü" iddiasında bulunarak, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının 2026 yılı bütçesine bakıldığında bu tehlikenin farkında olunmadığını öne sürdü.
Kılıç, "yoksulluğun kalıcı olarak ortadan kaldırılması için "çalışılması gerektiğini söyledi.
Evliliğin maliyetlerinin giderek arttığını belirten Kılıç, şu ifadeleri kullandı:
"Yeni evleneceklere verdiğiniz faizsiz borç, ki siz buna destek diyorsunuz. Ama bunun asıl adı borçtur. Evlilik masrafının 5'te 1'ini bile karşılamıyor. Burada bir lüksten bahsetmiyorum. Evlilik için gerekli olan temel ihtiyaçlardan bahsediyorum. Evlenebilmek çoğu gencimiz için imkansız hale gelmiştir. Aileler çocuklarını nasıl evlendireceğini kara kara düşünmektedir."
- "Göz göre göre neslimiz heba oluyor"
Yeni Yol Partisi İstanbul Milletvekili Elif Esen, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının 2026 yılı bütçesinde "çocukların adının olmadığını" öne sürdü.
Çocukları korumakta eksik kalındığını belirten Esen, "Göz göre göre neslimiz heba oluyor. Sayılar da bize bunu söylüyor. Geçtiğimiz yıl sadece bir yılda 202 binden fazla çocuğumuz suça sürüklenmiş. Bu sayı, bugün Türkiye'de cezaevlerinde yatan mahkumların sayısının neredeyse yarısı. Büyüklüğüne baktığımızda çok önemli bir sayı." dedi.
Esen, çocukların korunması için güçlü bir aile, çocuk izleme ve müdahale sistemine ihtiyaç olduğunu belirterek, "Ancak o zaman aileyi korumaktan, ailenin içinde de çocuğu korumaktan bahsedebiliriz." diye konuştu.
Yeni Yol Partisi Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan, AK Parti iktidarının millete verdiği en büyük zararın "aile ve eğitimde" olduğunu iddia etti.
Eğitim sistemine yönelik çeşitli eleştirilerde bulunan Çalışkan, "Sınavlar halen yarış atı yetiştiriyor, gençlerimiz halen geleceğinden ümitsiz, halen binlerce lise mezunu 'sıfır' çekiyor." dedi.
Çalışkan, akademisyenlerin maaşlarının az olduğu görüşünü dile getirerek, şöyle konuştu:
"Yerinde kadro acilen getirilmelidir. Bütün kurumlarda çalışanlar unvan aldığında kadro sorunu yaşamıyorsa akademide de yaşamamalıdır. Halen doçent oluncaya kadar bir üniversitede çalışan personel, 20 yıl süreyle geçici işçi statüsünde çalışıyor, her gün yeniden iş başvurusunda bulunuyor. Bu da insanlarda depresyona neden oluyor. Akademisyenler de bu ülkenin evladıdır. Onlara da tayin hakkı verilmelidir."
Yeni Yol Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Kaya, üniversitelerin sadece ders vermekle sınırlı kalmayıp, öğrencilere doğru düşünme disiplini, sorgulama becerileri ve yaşam boyu sürecek bağlantılar kazandırması gerektiğine dikkati çekti.
Kaya, yeni mesleklerin ortaya çıkması ve ortalama insan ömrünün uzaması nedeniyle üniversitelerin yaşam boyu eğitim merkezlerine dönüşmesi ve bireylerin farklı dönemlerde tekrar eğitim almasının mümkün hale getirilmesi gerektiğini kaydetti.
TBMM Genel Kurulu'nda, Aile ve Sosyal Hizmetler ile Milli Eğitim bakanlıklarının 2026 yılı bütçeleri üzerinde İYİ Parti milletvekilleri söz aldı.
İYİ Parti Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının bütçesi üzerindeki konuşmasında, kadınların, milletlerin yapı taşı olduğunu belirtti.
Türk kültüründe ve tarihinde kadına duyulan saygının önemini vurgulayan Türkeş, Milli Mücadele'de Anadolu kadının emeğinin ve mücadelesinin eşinin ve benzerinin yaşanmadığını söyledi.
Türkeş, eğitimde mesafe alan kadının, istihdamda geride kaldığını ifade etti.
"Kadın" başlığına önem verilmesi gerektiğinin altını çizen Ayyüce Türkeş, kadın politikalarının uygulanabilirliğinin sürekli takip edilmesini istedi.
Türkeş, nüfus ve çocuklarla ilgili politikalara ilişkin de açıklamalarda bulunarak, şöyle devam etti:
"Çocuk bakımevleri bizim evlerimizden daha güzel olmalı. Oralarda 20 çocuktan bir kişi sorumlu olmamalı, her çocuktan bir kişi sorumlu olmalı. Evlat edinmek, koruyucu aile olmak özendirilmeli, teşvik edilmelidir. Çocuklar bizim geleceğimiz, bu nedenle çocukların bulunduğu yerlerdeki denetimler sıkı yapılmalıdır. Aileyi ayakta tutan şey nutuk değil, ekonomik güvenliktir. Meclis, Türkiye'nin nüfus krizini görmezden gelemez. Atılamayan her adım yarın daha ağır bedeller olarak karşımıza çıkacaktır."
İYİ Parti Tekirdağ Milletvekili Selcan Taşçı, sosyal yardım alan kişi sayısının yükseldiğini dile getirdi.
Çocuk yardımının sadece üç bebek bezinin ücretine karşılık geldiğini aktaran Taşçı, aile yardımının milli gelire oranında bazı Avrupa ülkelerinin gerisinde kalındığını savundu.
Taşçı, "Çocuklarımız, kadınlarımız, engellilerimiz, yaşlılarımız, yoksullarımız, gazilerimiz, şehitlerimizin aileleri, koltuklarımızdan olmak pahasına kavgaya değerdir." dedi.
- "5 yaş için okul öncesi eğitim zorunlu hale getirilmeli"
İYİ Parti Manisa Milletvekili Şenol Sunat, Milli Eğitim Bakanlığının bütçesi üzerindeki konuşmasında, öğrencilerin yeterli beslenemediğini ileri sürdü.
Çocuk işçiliğinin sonlandırılması gerektiğini belirten Sunat, Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) projelerini eleştirdi.
Finlandiya'da, İsveç'te, Portekiz'de her öğrenciye ücretsiz yemek verildiğini anlatan Sunat, "Ücretsiz sağlıklı okul yemeği her çocuk için hak olmalıdır, ülke genelinde ve ulusal düzeyde uygulanmalıdır. Sınıf, bölge, okul ayrımı yapılmadan bu konudaki yatırımlar planlanmalıdır." diye konuştu.
Sunat, okul öncesi eğitime yatırım yapılması gerektiğine işaret ederek, bazı bölgelerde ana sınıflarının bulunmadığını dile getirdi. Sunat, "5 yaş için okul öncesi eğitim zorunlu hale getirilmeli. Erken çocukluk eğitimi ücretsiz ve yaygın olmalıdır." değerlendirmesinde bulundu.
Heybeliada Ruhban Okulu tartışmalarını hatırlatan Sunat, devlet denetimi dışında eğitim kurumu açılamayacağını ifade etti. Sunat, ruhban okulunun açılmasının Anayasa'nın bazı maddelerine aykırı olacağını ve emsal teşkil edeceğini vurguladı.
İYİ Parti Bursa Milletvekili Yüksel Selçuk Türkoğlu, "eğitimde fırsat eşitsizliği" bulunduğunu öne sürdü.
Nitelikli, parasız, eşit ve zorunlu eğitim verilmesi gerektiğini ifade eden Türkoğlu, bunun sosyal devletin gereği olduğunu belirtti.
Türkoğlu, Milli Eğitim Bakanlığı bütçesini eleştirerek, "Bu bütçe, yoksul çocuğa 'Yerini bil' diyen, eğitimi hak olmaktan çıkarıp ayrıcalığa dönüştüren bütçedir." değerlendirmesinde bulundu.
TBMM Genel Kurulu'nda, Aile ve Sosyal Hizmetler ve Milli Eğitim bakanlıklarının 2026 yılı bütçeleri üzerinde MHP'li milletvekilleri söz aldı.
MHP Çankırı Milletvekili Pelin Yılık, güçlü ailenin güçlü millet ve devletin temeli olduğunu, aile kurumunun "geniş aileden çekirdek aileye dönüşüm" ve "boşanmalardaki artış" gibi yapısal sorunlarla karşılaştığını belirtti.
Çocuk bakım sorumlulukları nedeniyle istihdamdan uzaklaşma riski bulunan kadınların kurumsal çocuk bakımı konusunda desteklenerek kayıtlı istihdama katılmalarının sağlanması gerektiğini vurgulayan Yılık, "MHP olarak net biçimde tanımlanacak bir asgari refah düzeyinin altında kalan tüm hanelere gelir desteği sağlanmasını gerekli görüyoruz." dedi.
Yılık, çocukların okula devamını sağlamak için her ilde oluşturulan çocuk koruma mobil ekiplerini çok önemli olarak nitelendirerek, "MHP olarak çocuğun yüksek yararını esas alan, sağlığını ve esenliğini güvence altına alan, gelişimini ve potansiyeli destekleyen milli bir çocuk politikasının hayata geçirilmesini hedefliyoruz." diye konuştu.
MHP Bursa Milletvekili Fevzi Zırhlıoğlu, engellilerin toplumun kendilerine emaneti olduğunu, engellilerin toplumsal hayata tam ve eşit katılımında önemli bir yol katedildiğini söyleyerek, bu alanda atılan her adımı destekleyeceklerini dile getirdi.
Zırhlıoğlu, terörle mücadele sırasında yaralanan ancak derece şartları nedeniyle hak kaybına uğrayan gazilerin mağduriyetlerinin giderilmesinin önemli olduğunu vurguladı.
MHP Adana Milletvekili Ayşe Sibel Ersoy, bağımlılıkla mücadelenin devletin kararlılığı ve toplumun dayanışmasını buluşturan çok katmanlı bir seferberlik gerektirdiğini söyledi.
Ersoy, "Koruyucu aileliğin yaygınlaştırılması, okul sonrası sanat, spor programlarının artırılması, dijital, zararlı içeriklere yönelik koruyucu tedbirlerin geliştirilmesi de çocukların üstün yararı açısından önemlidir." sözlerini sarf etti.
Milletin baş tacı olan şehit aileleri ve gazilerin bu bütçenin en müstesna başlıklarından biri olduğunu dile getiren Ersoy, "Şehit yetimlerine tam iş hakkı verilmesi, gazilerimize ikinci istihdam hakkının tanınması, yaralanmasına rağmen mevzuat gereği gazi sayılmayan kardeşlerimize gazilik unvanı verilmesi, ÖTV'siz araç hakkının gazilere de tanınması ve TBMM'de şehit ve gaziler için özel bir ihtisas komisyonu kurulması MHP'nin güçlü bir şekilde savunduğu önerilerdir." ifadesini kullandı.
- "Eğitim meselesi, aynı zamanda adalet meselesidir"
MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili İlyas Topsakal, eğitimin, devletin ve milletin en önemli meselesi olduğunu bildirdi.
Eğitimin bir milletin istikbalini hazırlama sanatı olduğunu, zahmetli ve mesuliyetli bir sanat olduğunu hatırlatan Topsakal, yanlış icra edilmesi halinde bedelinin yıllar sonra ödendiğini, doğru icra edilmesi halinde neticesinin nesiller boyunca hissedildiğini kaydetti.
Topsakal, "Eğitim meselesi, aynı zamanda adalet meselesidir. Herkesin eğitimden eşit payı alabilmesidir. O zaman özel okul meselesini neden devamlı surette gündemde tuttuğumu anlayabilirsiniz." değerlendirmesinde bulundu.
Eğitimi kökleri mazide, hedefi istikbalde bir inşa faaliyeti olarak nitelendiren belirten Topsakal, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bugün bu Meclis'te eğitim konuşulurken asıl sormamız gereken şudur: 'Biz nasıl bir insan istiyoruz? Nasıl bir gençlik hayal ediyoruz? Kendi tarihini bilen ama geleceğe kapalı olmayan, çağın ilmini takip eden ama köksüzleşmeyen, hür düşünen ama sorumluluk taşıyan bir nesil mi yoksa yalnızca sınav kazanan ama yönünü kaybetmiş kalabalıklar mı? Bu sorulara samimiyetle cevap vermeden yapılacak her düzenleme, eksik kalacaktır. Eğitimde temel gayemiz, Türk milletine mensup olmanın gururunu ve şuurunu taşıyan, bu toprakların manevi ve kültürel değerleriyle yoğrulan, düşünen, anlayan, muhakeme eden ve karşılaştığı meseleleri sağduyu ile çözebilen nesiller yetiştirmektir. Bizler, gençlerimizin yalnızca bilgiyle donanmış olmasını değil, aynı zamanda sorumluluk sahibi, toplumuna karşı duyarlı, yeniliklere karşı açık ve gelişen dünyayı okuyabilen bireyler olmasını hedefliyoruz."
MHP Afyonkarahisar Milletvekili Mehmet Taytak, milli eğitimin, bir çocuğun hayata nasıl bakacağını, insanlarla nasıl ilişki kuracağını, doğruyu yanlışı nasıl ayırt edeceğini belirleyen en temel alan olduğuna dikkati çekti.
Taytak, "MHP olarak, çocuklarımızı ve milli değerlerimizi tehdit eden dijital karmaşaya karşı sessiz kalmıyoruz, dijital alanın denetimi ve güvenli hale getirilmesi yönünde hazırladığımız kanun teklifleriyle bu hayati meseleye sahip çıkıyor, öncülük ediyoruz." ifadelerine yer verdi.
Dijital mecranın, milli ve manevi değerleri hedef alan, çocukların ahlaki ve psikolojik yapısını yozlaştıran bir küresel kuşatma aracı haline geldiğini anlatan Taytak, "Bu kuşatmayı yaracak adımlar atmak devlet olmanın gereği ve milli bekamızın zorunluluğudur. Bu kararlılıkla, tüm siyasi partilerin bu zorunluluğa ortak olması, çocuklarımızın geleceğini güvence altına almanın tek yoludur. Gelin, siyasi görüşlerimizi bir kenara bırakalım. Çocuklarımızın psikolojik ve fiziksel sağlığını, güvenliğini ve geleceğini birlikte koruyalım." görüşünü paylaştı.
TBMM Genel Kurulu'nda, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığının 2026 yılı bütçeleri üzerinde DEM Parti milletvekilleri söz aldı.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bütçesi üzerine konuşan DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Halide Türkoğlu, Türkiye'de engelli bireylerin yok sayıldığını, engelli kadınların ise "dışlanmışlığın en ağırını yaşadığını" ileri sürdü.
Türkoğlu, 2025'te evde bakım yardımından faydalanan engelli sayısının 573 bin 500, aylık bağlanan engelli yakını sayısının ise 90 bin olduğunu kaydetti.
Bu kişilerin en az 3'te 2'sinin ise kadın olduğunu ifade eden Gökalp, "Bakım hizmeti kadınların omuzlarına yüklenmiştir. Israrcıyız, bakım hizmeti kamusal bir hizmet olmalıdır, kadınların omuzlarından kaldırılmalıdır. Aksi durumda üretilen her politika sağlamcılığı, cinsiyetçiliği, kadın yoksulluğunu beslemekten öteye geçmeyecektir." diye konuştu.
"TBMM'de stajyer öğrenciye istismar" iddiasına değinen DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki, 2018'ten bu yana yaşandığı iddia edilen bu durumunun neden engellenemediğini sordu.
Saki, "Bu durum, aslında bu ülkede kadınlar ve çocuklar için her yerin suç mahalli olduğunun açık göstergesi." ifadesini kullandı.
İstanbul Sözleşmesi'nin devlete "cinsel şiddet kriz merkezleri kurmak ve işletmek" gibi çok açık bir sorumluluk yüklediğini ancak sözleşmenin "bir gecede iptal edildiğini" dile getiren Saki, "Biz, hem geçen yıl hem bu yıl hem daha önce defalarca 'cinsel şiddetle mücadele kriz merkezleri' kurulması için önergeler verdik, hepsini reddettiniz. Eğer bugün Meclis'te böyle merkezler olsaydı o kız çocuklarının sesini çok daha erken duyacaktık." değerlendirmelerde bulundu.
Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi üzerine söz alan DEM Parti Iğdır Milletvekili Yılmaz Hun, Türkiye'de 100 binin üzerinde öğretmen açığının olduğunu ancak buna rağmen ataması yapılmayan öğretmen sayısının 1 milyona yaklaştığını iddia etti.
Hun, öğretmen atamalarında mülakat sisteminin kaldırılacağının söylendiğini, ancak bunun yapılmadığını ifade ederek, "KPSS'den yüksek puan alan gençler mülakatta keyfi biçimde eleniyor. Düşük puanlı bazı adaylar iktidar yakınlığıyla atanıyor." dedi.
Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi üzerine söz alan DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca Doğan, Mesleki Eğitim Merkezlerini (MESEM) eleştirdi.
MESEM'lerle çocuk işçiliği yaşının ortaokul seviyesine indirildiğini savunan Koca, "Bu çocuklar MESEM'lerde staj adı altında haftada 4 gün çok ağır şartlarda ölümle burun buruna çalıştırılmak üzere 'eti senin kemiği benim' denilerek patronlara adeta köle olarak teslim ediliyor." sözlerini sarf etti.
DEM Parti Bitlis Milletvekili Semra Çağlar Gökalp, Türkiye genelindeki engelli çocukların yarısının eğitime erişemediğini iddia etti.
Gökalp, özel eğitim okullarının fiziki koşullarının "utanç verici olduğunu" savunarak, "Binaların bodrum katları engelli öğrencilere layık görülüyor, asansör yok. Eğitimde kullanılan materyaller ihtiyaca cevap vermekten fersah fersah uzaktır." ifadelerini kullandı.
Türkiye'de on binlerce işitme engelli çocuğun hiçbir eğitim alamadığını, öğrencilerin yaşadığı en ağır sorunlardan birinin ise "dil bariyeri" olduğunu öne süren Gökalp, "Engelli çocuklara yönelik her türlü hizmetin kamusal, ücretsiz, nitelikli, erişilebilir ve ana dil temelli olması zorunluluktur. Bilmeyenler için ifade edelim, işaret dili de anadilidir." ifadelerini kullandı. Gökalp, sonrasında, sözlerini işaret diliyle tamamladı.
Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi üzerine söz alan DEM Parti Şırnak Milletvekili Mehmet Zeki İrmez, üniversitelerde öğrencilerin okuyamadığını, barınamadığını ve beslenemediğini savundu.
İrmez, "(Öğrenciler) Ekonomik krizin boyunduruğunda hayatta kalma mücadelesi ve geçinememenin baskısı altında öğrenimlerine devam etmek zorunda bırakılıyorlar. Yüz binlercesi eğitimini yarıda kesmek zorunda bırakılıyor." değerlendirmesinde bulundu.
TBMM Genel Kurulu'nda, Aile ve Sosyal Hizmetler ve Milli Eğitim bakanlıklarının 2026 yılı bütçeleri üzerinde CHP'li milletvekilleri söz aldı.
CHP Ankara Milletvekili Semra Dinçer, kürsüye, üzerinde "Yeni doğan bebeğin aylık maliyeti 15 bin lira. Cesaretin var mı doğurmaya?" asılı bir afişin yer aldığı bebek arabasıyla çıktı.
Türkiye'de çocuk sahibi olmanın, AK Parti iktidarlarında yürütülen "yanlış ekonomi ve sosyal politikalar" nedeniyle, önce kadınların, sonra da tüm ailenin omuzlarında ağır bir ekonomik ve duygusal yük getirdiğini belirten Dinçer, şöyle konuştu:
"Eskiler, 'çocuklar bereketiyle gelir' derlerdi. Sayenizde bu söz de tarih oldu. Artık çocuk bereketiyle değil, borcuyla beraber geliyor. Faiz lobilerine teslim ettiğiniz, Türkiye'de her doğan çocuk en az 150 bin lira borçla doğuyor. Gözünü açar açmaz borçla tanışıyor. Bu ülkede bir çocuk doğduğunda ona sunduğunuz ilk şey güvenceli bir gelecek değil, nitelikli bir eğitim değil, güçlü bir sosyal devlet hiç değil. Borçlu bir hayat, yüksek kira, vergilerle boğuşan bir mülkiyetsiz yurttaş."
CHP Manisa Milletvekili Selma Aliye Kavaf, boşanmaların temel nedenlerinin ilk sırasında "ekonomi"nin olduğunu öne sürdü.
Türkiye'de ev kurmanın maliyetinin bir asgari ücretlinin en az 5 yıllık geliriyle bile karşılanamayacağını savunan Kavaf, "Ortalama kiralar birçok şehirde asgari ücreti aşmıştır. Böyle bir ekonomik tabloya rağmen 'aile birliğini koruyoruz' demek, gerçeklerle bağdaşmayan bir söylemdir." sözlerini sarf etti.
Kavaf, ülkede istihdama katılan yaşlı nüfusun "geçinme zorunluluğu" nedeniyle çalıştığını dile getirerek, "Aktif yaşlanma pazarda, tarlada ya da güvenlik kulübesinde çalışmak değildir. Aktif yaşlanma sosyal hayata katılım, sağlık, bakım hizmeti, güvenli yaşam ve onurlu bir emekliliktir." değerlendirmesinde bulundu.
- "Özel okullar bir tercih değil, zorunluluk"
CHP Isparta Milletvekili Hikmet Yalım Halıcı, Türkiye'de Milli Eğitim sisteminin uzun süredir derin bir "yapısal kriz" içinden geçtiğini ileri sürdü.
Eğitimin bir kamusal hak olmaktan çıkarıldığını, piyasalaştırıldığını savunan Halıcı, "Devlet okulları sistemli bir biçimde nitelik kaybederken, özel okullar bir tercih değil, zorunluluk haline getirilmiştir. Fırsat eşitliği, yerini gelir düzeyine bağlı bir eğitim düzenine bırakmıştır. Bir diğer temel sorun ise istikrarsızlıktır. Eğitim, uzun vadeli bir devlet politikası olması gerekirken, günlük siyasi tercihlere göre yönetilen bir alana dönüşmüştür." ifadelerini kullandı.
"Bugün Türkiye'de acı bir tabloyla karşı karşıyayız. Ayrıcalıklı çevrelerin çocukları en iyi okullarda nitelikli eğitim alırken, yoksulun çocuğu devlet okulunda bırakın kaliteli eğitimi, bir öğün yemek bulamıyor, okulda sabun olmadığı için elini dahi yıkayamıyor." diyen Halıcı, Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) projelerini eleştirdi.
CHP Tokat Milletvekili Kadim Durmaz, Milli Eğitim Bakanlığının (MEB) bütçesinin yalnızca rakamlarla değil, çocukların yaşam hakkı, eşit eğitim hakkı, laik ve kamusal eğitimin geleceği açısından belirleyici bir belge olduğunu söyledi.
MEB'in uzun süredir "eğitimi yönetemediği" eleştirisinde bulunan Durmaz, "Ortada vizyondan, istikrardan, güvenden yoksun, her yıl değişen müfredatlar, sürekli oynanan sınav sistemleri, liyakat yerine sadakatin esas alındığı kadrolar, eğitim sistemini bir belirsizlik alanına dönüştürmüştür." dedi.
Durmaz, öğretmeni geçim derdiyle baş başa bırakan bir sistemin, nitelikli bir eğitim üretemeyeceğini belirterek, "Bugün milyonlarca veli, devletin vermesi gereken eğitimi özel dersle, kursla, borçla tamamlamaya çalışmaktadır." diye konuştu.
CHP İstanbul Milletvekili Fethi Açıkel, genç beyinlere bir zamanlar ışık tutan üniversite geleneğinin, "derin bir siyasi kayırmacılığa" ve "kayyum uygulamalarına" itildiği bir duraklama devrine geldiğini savundu.
CHP İzmir Milletvekili Yüksel Taşkın, tutuklanmasının ardından İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'nun diplomasının iptal edilmesi sürecindeki tutumları nedeniyle YÖK'ü ve İstanbul Üniversitesi'ni kınadı.
Taşkın, İmamoğlu'nun diplomasına ilişkin kararın iptal edilmesini istedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Aile ve Sosyal Hizmetler ile Milli Eğitim bakanlıklarının 2026 yılı bütçeleri üzerinde AK Parti milletvekilleri söz aldı.
AK Parti Erzurum Milletvekili Fatma Öncü, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının bütçesi üzerindeki konuşmasında, deprem konutlarını söz verdikleri tarihte teslim ettiklerini belirtti.
Yaşlı, kadın, çocuk ayrımı yapmadan sosyal anlamda refah seviyesinin artırılması için dönüşümler gerçekleştirildiğini dile getiren Öncü, engellilerin kamu görevinde yer aldığını ifade etti.
Öncü, şöyle konuştu:
"Devlet memuru olarak çalışan, aynı zamanda engelli annesi olan kadınların çalışma hayatını kolaylaştırmak için yarı zamanlı çalışmayı ve erken emekliliği getirdik. Kamu kurumlarında 15 bin çocuğumuzun barınmasına hizmet ediyoruz. 10 bin çocuğumuzun koruyucu aileye kavuşmasını sağladık. Kamuda kalmış 65 bin çocuğumuzun istihdamını sağladık. Adımız ak, alnımız ak, milletimiz için sonuna kadar çalışacağız."
TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı ve AK Parti Sakarya Milletvekili Çiğdem Erdoğan, ailenin en güçlü kurum olduğunu vurguladı.
Bütçenin sokaktan ve sahadan kopuk olmadığının altını çizen Erdoğan, bütçenin kadını güçlendirecek şekilde hazırlandığını dile getirdi.
Erdoğan, devletin kadınların yanında dimdik durduğuna, somut verilerin hukukun işlediğini ortaya koyduğunu belirtti.
Kadına yönelik şiddet konusunda cezasızlık algısı yürütüldüğünü söyleyen Erdoğan, şiddet suçlarında cezaların artırıldığını aktardı.
Kadına yönelik kasten yaralama suçunun tutuklama nedeni sayılan katalog suçlar arasına alındığını anımsatan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Veriler, 'Fail kaçıyor, ceza uygulanmıyor' şeklindeki cezasızlık algısının gerçeği yansıtmadığını açıkça göstermektedir. Algıların köpürtülerek ve çarpıtılarak olguların önüne geçtiği zamanlardan geçiyoruz. Verilebilecek en ağır cezalar hüküm altına alındığı halde sahadaki çalışmalar toplumda cezasızlık algısının sürdüğünü göstermektedir. Bu durum, kadın cinayeti failinin ömür boyu hapse mahkum olduğu ve cezanın en ağır şartlarda infaz edildiği gerçeğinin zihinlerde net biçimde yerleşmediğini ortaya koymaktadır. Şiddet olayı geniş biçimde yer bulurken, failin aldığı ceza, müebbet hükmü, ağırlaştırılmış infaz şartları haberin gölgesinde kalmaktadır."
- "Kız çocukları için eğitimi tam erişilebilir hale getirdik"
AK Parti Düzce Milletvekili Ayşe Keşir, kadının güçlenmesine bütçe ayrıldığını ifade etti.
Muhalefetin güçlü ailenin karşısında durduğuna işaret eden Keşir, iktidarları döneminde eğitimde fırsat eşitliğinin sağlandığını belirtti.
Yasakların tarihe gömüldüğünü vurgulayan Keşir, "Kız çocukları için eğitimi tam erişilebilir hale getirdik. Dün kız çocuklarını okul kapısında bekletenler, ikna odalarına mahkum edenler, bugün üniversitede kız öğrenci oranını yüzde 52'ye çıkaran Recep Tayyip Erdoğan'a kadın haklarından bahsedemezler." değerlendirmesinde bulundu.
Keşir, kamuda kadın istihdamı oranının artırıldığını, "Öğretmen, doktor olamaz" diyerek kadınları ayrıştıranların da partileri hakkında konuşamayacağına dikkati çekti.
CHP'yi eleştiren Keşir, "28 Şubat ruhu iliklerinize işlemiş. 28 Şubat'ın, nefret, ayrımcı ruhu iliklerinize işlemiş. Moda olanı model zannedenler, LGBT propagandasını çağdaşlık zannedenler, sosyal devleti hiç bilmeyenler gelip bize ahkam kesmesin." şeklinde konuştu.
- "Önemli mesafeler aldık"
AK Parti Ankara Milletvekili Kurtcan Çelebi, Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi üzerindeki konuşmasında, her gelişimin okulla başlayacağına işaret etti.
Milli Eğitim Bakanlığının milletin bekasına hizmet ettiğini vurgulayan Çelebi, iktidarlarının okulları bütçede en ön sıraya yerleştirdiğini dile getirdi.
Öğretmen sayısının yüzde 132 artırıldığını aktaran Çelebi, eğitim alanında yapılanları anlattı.
AK Parti Konya Milletvekili Latif Selvi, Öğretmenlik Meslek Kanunu'nun çıkarıldığını hatırlatarak, kariyer basamaklarının tanımlandığını dile getirdi.
Tüm okulların aynı zamanda bir sosyal tesis haline getirildiğini aktaran Selvi, şu ifadeleri kullandı:
"Eğitimin önündeki engelleri kaldırdık. Artık kat sayı bariyerleri, okullarda kılık kıyafet tartışmaları yok. Mesleki eğitimden din eğitimine, ortaöğretimden temel eğitime hepsinde önemli mesafeler aldık. MESEM'lerle ilgili cümleleri duyunca hayretler içinde kalıyorum. Öğrencilerimiz hem lise mezunu oluyor, hem ustalık belgesi alıyor."
- "Akademik soykırım yapıldı"
AK Parti Sinop Milletvekili Nazım Maviş, 100 stratejik alanda 2 bin doktora programının önemli olduğunu vurguladı.
Yüksek Öğretim Kurulunun (YÖK) kontenjanları azaltma politikasından vazgeçmemesi gerektiğini ifade eden Maviş, üniversitelerde önemli gelişmeler yaşandığını vurguladı.
Maviş, 28 Şubat sürecinde yaşananları anımsatarak, "Üniversitelerimizde demokratik dönüşümü biz yaptık. Başörtüsü zulmüne biz son verdik. Cadı avı gibi başörtülü öğrenciler soruşturmalara, disiplin cezalarına, ihraçlara maruz kaldı, akademik soykırım yapıldı. İnançları, yaşam tarzları nedeniyle doçentlikleri verilmeyen bilim insanlarımız oldu." diye konuştu.
AK Parti İstanbul Milletvekili Şengül Karslı, partisinin, kendi döneminden önceki bütün yanlışları ortadan kaldırdığını söyledi.
Herkese hizmet ve hürmet siyasetini benimsediklerini ifade eden Karslı, üniversitelerin ülke genelinde yaygınlaştırıldığını anımsattı.
Üniversitelerin açılmasının "İsraf olarak" nitelendirildiğine işaret eden Karslı, yapılan çalışmalarla Türkiye'nin en fazla bilimsel makale yayımlayan ülkeler arasında 14'üncü sıraya yükseldiğini belirtti.
Karslı, kadını baş tacı yaptıklarını, kız çocuklarının okullaşma oranının Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine çıkarıldığını kaydetti.
- "Aile kurumunun korunmasını temel sorumluluk gördük"
AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı ve İstanbul Milletvekili Tuğba Işık Ercan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının bütçesinin, sosyal devlet perspektifinin göstergesi olduğunu söyledi.
İktidarları döneminde kadının, siyasi ve sosyal hayatta özne haline geldiğinin altını çizen Ercan, kadına yönelik şiddetin dünyanın acil çözülmesi gereken sorunlardan biri olduğunu vurguladı.
Kadına yönelik şiddetle mücadele ettiklerini belirten Ercan, bu konuda uluslararası standartları aşan güçlü bir altyapı oluşturulduğunu dile getirdi.
Ercan, hazırlanan ve uygulanan eylem planlarının kadına yönelik şiddetle mücadeleyi koordine ettiğini aktararak, şunları kaydetti:
"Dünya Sağlık Örgütüne göre küresel şiddet oranı yüzde 27, Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansının verilerine göre Avrupa'da oran yüzde 13,5 iken Türkiye'de ise bu oran yüzde 12,8'dir. Bu sonuç, ülkemizin attığı adımların etkisini ve doğru yönde ilerlediğimizi göstermektedir. Sayın Cumhurbaşkanı'mızın da vurguladığı gibi, bu meselede sıfır tolerans ilkesinden asla taviz vermedik, vermeyeceğiz. 23 yıldır kadınların güçlendirilmesiyle birlikte aile kurumunun korunmasını da temel sorumluluk gördük. Sadece bu yılı değil gelecek 10 yılı Aile Yılı ilan ettik."
Ercan, AK Parti Kadın Kolları olarak, Türkiye Yüzyılında değişen ve gelişen Türkiye için çalışmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.
TBMM Genel Kurulunda, siyasi partilerin grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak Aile ve Sosyal Hizmetler ile Milli Eğitim bakanlıklarının bütçelerine yönelik değerlendirmelerde bulundu.
Yeni Yol Partisi Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ, ailenin en değerli varlık olduğunu belirtti.
İktidarın sosyal yardımlarla övündüğünü söyleyen Özdağ, çocukların yeterli beslenemediğini dile getirdi.
Sanal kumara yönelik tedbirler alınması gerektiğini ifade eden Özdağ, "Sanal kumarla birlikte evlerimiz yanıyor. Sanal kumar baronlarına karşı neden etkin mücadele verilmiyor?" dedi.
Özdağ, huzurevi kapasitelerini yetersiz bulduklarını aktararak, bakım ödemelerinin artırılmasını istedi.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, sosyal yardım yapılan aile sayısının arttığının açıklandığını dile getirerek, bununla gurur duyulamayacağını kaydetti.
İktidarın Türkiye'yi açlığa mahkum ettiğini öne süren Çömez, "Bu ülkede çocuk ölüm oranı 12,8. Bundan utanmanız lazım. Benim ülkemin çocuklarının Yunan kadar, Bulgar kadar yaşama imkanı yok mu? Doğurganlık oranları düşüyor, nüfusumuzu devam ettirme imkanına sahip değiliz." diye konuştu.
- "Müjdeli haber mutlaka verilmelidir"
MHP Grup Başkanvekili Filiz Kılıç, eğitimi binalardan ve akıllı tahtalardan ibaret görmediklerini vurguladı.
Milli Eğitim Bakanlığının müfredattaki millileşme adımlarını, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'ni desteklediklerini belirten Kılıç, öğretmenlere yönelik şiddete ilişkin yasal kalkanın ve öğretmenlerin özlük haklarının güçlendirilmesi konusunda atılacak her adıma destek vereceklerini bildirdi.
Kılıç, şu ifadeleri kullandı:
"Beklentiyi karşılamak, öğretmenlerimizin kırılan umudunu yeşertmek için ek atama bir lütuf değil, ertelenemez hak teslimidir. MHP olarak talebimiz nettir, Cumhuriyet'imizin yeni yüzyılında sınıflar öğretmensiz, öğretmenler öğrencisiz kalmamalı, öğretmenlerimizin yüzünü güldürecek o müjdeli haber mutlaka verilmelidir."
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in açıklamalarını yeterli bulmadıklarını söyledi.
Kadına yönelik şiddetin arttığını ileri süren Koçyiğit, tedbirler konusunda yetersiz kalındığını savundu. Koçyiğit, Kadın Bakanlığına ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.
Mesleki Eğitim Merkezi'nin (MESEM) savunulamayacağını öne süren Koçyiğit, Milli Eğitim Bakanı Tekin'in "okul fabrika" dönemini anlattığını dile getirdi. Koçyiğit, "Sömürü sistemi yasalaştırılmış, Milli Eğitim Bakanı da gelmiş bize bunu anlatıyor." şeklinde konuştu.
- "Atanmayan öğretmen sayısı 1 milyona çıkmış"
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş'ın Genel Kuruldaki konuşmasında, evlenmeler ve boşanmalarla, doğurganlık oranlarıyla ilgili açıklamalarda bulunmadığını belirtti.
Vatandaşların ekonomik kaygılar ve diğer sorunlar nedeniyle evlenemediğini dile getiren Günaydın, Göktaş'ın bunlara yönelik sorulara da cevap vermediğini söyledi.
Milli Eğitim Bakanı Tekin'i eleştiren Günaydın, "Niye siz evladınızı devlet okuluna göndermiyorsunuz da özel okula gönderiyorsunuz?" sorusunu yöneltti.
Günaydın, şöyle konuştu:
"Okulların tuvalet kağıdı, kağıt havlusu, sıvı sabunu, temiz içme suyu yok. CHP'li belediyeler 'sebil koyalım' diyorlar, izin vermiyorsunuz. 'Çocuklarımıza bir öğün sıcak yemek verelim' diyoruz, 'Paramız yok' diyorsunuz. Atanmayan öğretmen sayısı 1 milyona çıkmış, üniversiteler hala öğretmen üretmeye devam ediyor. Bunu planlamaya yönelik çalışmanız var mı?"
- "'Siz utanın' demeye hicap ediyorum"
AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, partilerinin bir kadın partisi olduğunu, kuruluşunda kadınlarının emeğinin bulunduğunu belirtti.
Kadınların eğitim hayatında daha fazla yer aldığını ifade eden Zengin, çalışma alanında da kadın sayısının arttığını vurguladı.
Zengin, "Kadın konusu onur duyacağımız meseledir. Kadına yönelik şiddetle mücadelede muazzam hassasiyet vardır." ifadelerini kullandı.
CHP Grup Başkanı Günaydın'ın farklı konuşmalarında kendilerine "Utanmıyor musunuz?" dediğini aktaran Zengin, şunları kaydetti:
"Biz burada yaptığımız konuşmaları vitrine yapmıyoruz. Biz konuşmalarımızı anlaşılmak için yapıyoruz. 'Utanmıyor musunuz?' dediğinizde dönüp 'Siz utanın' demeye hicap ediyorum. Siz kendiniz, pirüpaksınız. Kendiniz milletvekilliği yapmışsınız 24. Dönemde, milletvekilliğiniz bitmiş İBB'de çalışmışsınız. Partinizden milletvekilliği yapmış Mustafa Akaydın, Akdeniz Üniversitesi'nin rektörü olmuş. Necla Pur, kendisi CHP PM Üyesi ama Marmara Üniversitesi'nin rektörü olmuş. Gamze İlgezdi milletvekili olduğunda eşi Battal İlgezdi sizin Ataşehir Belediye Başkanınız. Belediyeleriniz yandaşlarla dolu, yanlış işler var. Bizimle ilgili atacaksınız, tutacaksınız. Anlattığınız tablo hakikatse, neden hep seçimleri kaybediyorsunuz? Vatandaşları neden inandıramıyorsunuz, bundan hicap eder misiniz?"
Zengin, CHP'lilerin yanlış işlerinin olduğunu, bunların da dile getirilmediğini kaydetti.
