2016-04-28 - 14:26
TBMM'YE BİREYSEL BAŞVURU YOLLARININ TANITILMASI VE DESTEKLENMESİ PROJESİ KAPANIŞ TOPLANTISI
Yasama Derneği'nin (YASADER), "TBMM'ye Bireysel Başvuru Yollarının Tanıtılması ve Desteklenmesi Projesi" adıyla başlattığı, Hollanda Büyükelçiliğinin MATRA Programı çerçevesinde finanse ettiği projenin kapanış toplantısı bugün TBMM'de yapıldı.
Yasama Derneği'nin (YASADER), "TBMM'ye Bireysel Başvuru Yollarının Tanıtılması ve Desteklenmesi Projesi" adıyla başlattığı, Hollanda Büyükelçiliğinin MATRA Programı çerçevesinde finanse ettiği projenin kapanış toplantısı bugün TBMM'de yapıldı.

TBMM'ye ve Kamu Denetçiliğine bireysel başvuru yollarına ilişkin farkındalığı artırmak; söz konusu kurumlara mevzuata uygun ve nitelikli bireysel başvuruların yapılmasını sağlayarak bireysel başvuru yollarının etkinliğini artırmak ve böylece Anayasa ile güvence altına alınmış temel bir hak olan dilekçe hakkının daha aktif hale getirilmesini sağlamak amacıyla gerçekleştirilen projenin kapanış toplantısında, TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, Dilekçe Komisyonu Başkanı Mihrimah Belma Satır, Kamu Başdenetçisi Mehmet Nihat Ömeroğlu, Proje Koordinatörü Semra Göçmen, Hollanda Büyükelçiliği Politik Bölüm Müsteşarı Govert Visser, Doğal Denge, Ekolojik Yaşam Üretim Tüketim ve Eğitim Derneği Başkanı Sezer Göktan, TBMM idari teşkilatı üst düzey yöneticileri ile projede emeği geçen sivil toplum kuruluşları üyeleri katıldı.

TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, yaptığı konuşmada Meclis'in millete kapılarının her zaman açık olduğunu belirterek, projede emeği geçenlerle TBMM'de bir arada olmaktan dolayı duyduğu memnuniyeti ifade etti. Dernek ve vakıfların, sivil toplum kuruluşu üyelerinin bu proje vesilesiyle Meclis'te bulunmalarının çok anlamlı ve çok önemli olduğunu ifade eden Aydın şöyle konuştu:

"Demokrasinin kökleşmesi, sivil toplumun güçlenmesiyle mümkündür. Sivil toplum katılımını parlamento için bu bakımdan çok çok yararlı buluyoruz. Seçmen ile temsilci arasındaki ilişki sadece seçim dönemiyle sınırlı olmamalıdır. Seçimlerden sonra da parlamentoyla sürekli iletişim beklenir. Bu iletişim elbette iki yönlüdür. Biz parlamenterler her fırsatta Meclis'in çalışmadığı dönemleri fırsat bilerek başta seçim bölgelerimiz olmak üzere halkın içindeyiz sürekli. Sadece teşkilatlarımızla değil, halkın her türlüsünü, zengininden fakirine, sivil toplum kuruluşu üyelerinden kamu kurumlarına kadar her kesimini her daim ziyaret etmekle meşgulüz. Yine vatandaşlarımız da aynı şekilde bize her fırsatta ulaşmaya çalışıyorlar. Vatandaş milletvekili diyaloğu ile toplumsal kesimlerin hassasiyetleri, talepleri güncel olarak bu şekilde izlenebilir.

Bu noktada sivil toplum kuruluşlarımızın işlevi çok önemlidir. Bir dernek, vakıf, platform etrafında bir araya gelerek hak talebi ve savunuculukla amaçlar daha kolay gerçekleşir, hedeflere ulaşmak daha mümkün hale gelir. Her zaman için teşkilatlı olmakta fayda vardır. Teşkilatlı organizasyonlar hak taleplerini daha güçlü bir şekilde dile getirir ve daha iyi bir şekilde takip ederek sonuca ulaştırırlar."

Sivil toplum kuruluşlarının parlamentodaki yasama ve denetim süreçlerine katılımının, milletle vekili arasındaki bağı sürekli olarak canlı tutacağını ifade eden Aydın, Meclis faaliyetlerine sivil toplumun katkı vermesi gerektiğini söyledi. Sivil toplum kuruluşlarının faaliyette bulundukları alanlarla Meclis çalışmalarını takip ederek bilgi birikimlerini, tecrübelerini Meclis'e aktarmaları gereğine dikkat çeken Aydın şunları söyledi:

"Kabul edilen kanunların beklentileri karşılaması, iyi bir düzenleme olması, etkilerinin olumlu olması sahadaki sivil toplumun katkısıyla mümkündür. Yine sivil toplum kuruluşlarının kamu kurum ve kuruluşlarının çalışmalarıyla ilgili tespit ve önerilerinin parlamenter denetim faaliyetlerine konu edildiğini de görüyoruz. Bunlar demokrasinin doğal sonuçlarıdır, olması gereken yansımalarıdır.

Kanun yapımı ve denetim, Meclis'in bilinen iki ana işlevidir. Kanun görüşmeleri ve hükümetin denetlenmesi faaliyetlerinde milletvekillerine sivil toplum katkısı önemlidir. Bir de doğrudan işletilebilecek yasama yolları var. Belki çok fazla öne çıkmıyor ama gerçekten çok önemli yollar bunlar. TBMM'ye bireysel olarak başvuru yapılabiliyor. Belli komisyonlarımız bu başvuruları alıyor ve gereğini yapıyor. Yasama Derneği'nin bu projesinde hedef kitle sivil toplum kuruluşlarımızdır. Sivil toplum kuruluşlarımız gerek yöneticileri, gerek üyeleri olarak Meclis'te nereye hangi konuda ne şekilde başvuru yapılabileceğini bilirlerse etkinliği daha da artacaktır."

Dilekçe Komisyonu Başkanı Mihrimah Belma Satır da, parlamento ile sivil toplumu buluşturan bu toplantıda bulunmaktan dolayı duyduğu memnuniyeti ifade etti. Kendisinin de sivil toplumdan gelen bir milletvekili olduğunu, sivil toplumda çok çalıştığını ve sivil toplum kuruluşlarının emeklerinin çok değerli olduğunu belirten Satır şöyle konuştu:

"Bizi buluşturan bu proje TBMM'ye bireysel başvuru yollarını konu edindiğinden dilekçe hakkıyla doğrudan bağlantılıdır. Başkanlığını yaptığım dilekçe komisyonu parlamentomuzun en köklü komisyonlarından biri olup Türk parlamento tarihinin başlarına kadar uzamaktadır.

Dilekçe Komisyonu çalışmalarını Arzuhal ve İstida Encümeni adı altında 1876 Meclis-i Mebusan'dan itibaren görmekteyiz. Vatandaşlarımız o günden bugüne kadar Anayasa'nın 74. Maddesine göre kendilerini temsil eden meclise başvurarak kendileri ile veya kamu ile ilgili bir şikâyetini iletmekte ve anayasal haklarını kullanmaktadırlar. Dilekçe Komisyonu'muzda kaçak elektrik kullanımından bankalarca tahsil edilen haksız bedellere, okullardaki donanım yetersizliğinden ekmek israfını önlenmesine, dersim olaylarından çocuklarıyla görüşemeyen babaların yaşadığı mağduriyete, kadınlarımızın nafaka nedeniyle yaşadığı mağduriyete ilişkin çok çeşitli konular gündeme alınarak çözüm yolları aranmış ve bu hususlarda yaşanan sorunları önlemeye yönelik kararlar alınmıştır.

Dilekçe Komisyonu'na daha hızlı erişim sağlamak üzere elektronik ortamda başvuru imkânı sağlayan e-dilekçe programı hayata geçirilmiştir. Bunun önemli bir kazanım olduğu kanaatindeyim. Komisyonumuza e-dilekçe sistemine bugün itibarıyla 130 bin 182 kişi kayıt yaptırmış ve program faal olarak devam etmektedir. Programın kullanımı gittikçe yaygınlaşmakta ve her geçen gün aktif kullanıcı sayısı gittikçe artmaktadır. Vatandaşlarımız dilekçelerini elektronik ortamda verirken yapılan işlemleri ayrıca bu program üzerinden de takip edebilmektedirler.

Elektronik ortamdan başka dilekçelerini ayrıca posta yoluyla, faks yoluyla veya şahsen müracaat ederek milletvekillerimiz vasıtasıyla TBMM Başkanı tarafından havale edilerek veya diğer komisyonlar aracılığıyla komisyonumuza gönderebilmektedirler. Dilekçe Komisyonu genel kurulunca ilgilenildikten sonra karar konusu olup olmayacağı değerlendirilmektedir. Karara bağlanan dilekçeler bastırıldıktan sonra bütün milletvekillerine ve bakanlara dağıtılmaktadır. TBMM'nin her üyesi komisyonun genel kurulunun kararını, kararın dağıtım gününden sonra 30 gün içerisinde bir yazıyla itiraz edebilir. Aksi halde dilekçe ile ilgili karar kesinleşir. 26. Dönemin ilk çeğreyinde olmamıza rağmen dilekçe sayımız 3 bin 729'a ulaşmıştır. Bu sayının dönem sonuna kadar hızla artmasını beklemekteyiz. Yapılan başvuruların birçoğu Genel Kurul'da yasama faaliyetleri içerisinde neticelenmektedir."

Kamu Başdenetçisi Mehmet Nihat Ömeroğlu da Kamu Denetçiliği Kurumu'na destek olan TBMM Başkanına, Başkanvekillerine, Dilekçe ve İnsan Haklarından oluşan karma komisyona teşekkür etti. Ömeroğlu şunları söyledi:

"2010 referandumundan sonra Türkiye'de gerçekten milat sayılacak devrim niteliğinde değişiklikler yapıldı. Bunlardan bir tanesi de Kamu Denetçiliği Kurumu. Bu neden bir milattır? Bireylerimiz yerli veya yabancı, tüzel kişilerimiz, istisnasız idarenin her türlü eylem ve işlemlerine, tutum ve davranışlarına dair şikâyetlerini bu kurum, insan haklarına dayalı, adalet anlayışı içerisinde hukuk ve hakkaniyet yönünden inceleyip araştırmak ve idareye önerilerde, tavsiyede bulunmakla görevlidir. Bireylerimiz veya tüzel kişilerimiz hiçbir masraf vermeden bir dilekçe ile, bu elektronik yolla da olabilir, bizzat gelerek olabilir. 81 il vilayetimizdeki valilerimiz ve ona bağlı kaymakamlıklar vasıtasıyla da bir dilekçe ile kamu idaresinden idarelerimizden bir şikayetleri olduğunu bildirdikleri takdirde direk olarak yönetime iştirak ediyorlar. Biz meclis başkanlığına bağlı olmamız sebebiyle bunların bu şikayetlerini inceleyip araştırıyoruz. Hangi nedenle bu karar verilmiş, doğru mu yanlış mı, şeklinde idarelere tavsiyede bulunuyoruz. Bizim yargı ve idarenin denetimlerine bir alternatif olmadığımızın altını çizmek isterim. Biz tamamlayıcı bir unsuruz. Deyim yerindeyse üçüncü bir göz olarak bakıyoruz. Yasamızda da var, bağımsız ve tarafsızdır, bunu 3 buçuk yıllık süre içerisinde sanıyorum tutumumuzla, verdiğimiz önemli kararlarımızla ortaya koyduk.

Kamu denetçilerimiz de bağımsız ve tarafsız bir şekilde çalışmaktadırlar, hiçbir zaman bu kurum idareyi, bürokrasiyi zapturapt altına almak gibi bir zihniyetle çalışmıyor. Sadece ülkemizde özellikle altını çizerek söylüyorum, haklar kültürünün yerleştirilmesi, adalete hızlı erişim ve kamu yönetiminde insan haklarını öncelikli tutun iyi yönetime nasıl katkıda bulunabiliriz diye öneride bulunuyoruz. Kamu denetçiliği kurumunun doğası gereği bizim yaptırım gücümüz, emir verme gücümüz yoktur. Biz sadece tavsiyede bulunmaktayız. İdare 30 gün içerisinde bu tavsiyemize uyabilir, uymadığı takdirde, yasa gereği uymama gerekçelerini söyleyebilir. Onun ötesinde kamu denetçiliği kurumunun idarenin, bürokratların üzerinde herhangi bir zapturapt niyeti yoktur."

Sivil toplum kuruluşlarını önemine vurgu yapan Ömeroğlu, her zaman ortak çalışmaya hazır olduklarını dile getirdi.

Toplantı sonunda, TBMM Başkanvekili Aydın, Dilekçe Komisyonu Başkanı Satır, Kamu Başdenetçisi Ömeroğlu ve Hollanda Büyükelçiliği Politik Bölüm Müsteşarı Visser'a emekleri ve desteklerinden dolayı teşekkür plaketi verildi.