2008-05-06 - 12:15
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: ''1 Mayıs'ta İstanbul'da yaşanan esef verici olayları ve bir savaş ortamını andıran görüntüleri milletimiz hak etmemiştir. Kuru bir inat ve anlamsız bir tahrikçilik bayraktarlığı yapan AKP hükümeti, toplum psikolojisini ve gerilim dinamiklerini doğru okuyamamış ve bu tutumuyla bu utanç tablosunun başlıca mimarı olmuştur''
MHP TBMM Grubu toplandı.
Partisinin grup toplantısındaki konuşmasına, ''Uluslararası Yunus Emre Kültür ve Sanat Haftasına'' değinerek başlayan
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Yunus Emre'nin, Anadolu'da Türk birliğinin ve kardeşliğinin sağlanmasında rol alan
manevi önderlerin başında geldiğini söyledi.
Bahçeli, ''Bugün içinde bulunduğumuz, gerilimler ve çatışmalarla yoğunlaşmış ortamda, en çok ihtiyacımız olan, 'sevgi' ve
'hoşgörüyü' rehber edinen Yunus'un mesajlarının daha iyi anlaşılması ve nüfuz edilmiş olması hepimizin dileğidir'' diye konuştu.
Türkiye'nin sancılı siyasi gündeminin her geçen gün yeni sorunlarla
ağırlaştığını ve çok ciddi bir güven bunalımı ve iktidar çözülmesi
yaşandığını savunan Bahçeli, bunun sonucunda içinden geçinilen kriz
döneminin kontrol edilemez ve yönetilemez bir hale geldiğini söyledi.
''ARABA YOLDAN ÇIKMAK ÜZERE..."
Yaşanan durumun, son dönemde pusulasını iyice şaşıran ve çok ağır bir
yönetim aczi ve zaafı içine düşen AKP hükümetinin eseri olduğunu ileri
süren Devlet Bahçeli, şöyle dedi:
''Bugün Türkiye; varlığını şeklen sürdüren, ülkeyi yönetme iradesi ve
kapasitesine sahip olmayan, çok derin bir kavrama, anlama ve muhakeme
bunalımı ve inandırıcılık ve itibar sorunu yaşayan, sağduyu yerine
inatlaşmayı, demokratik uzlaşma yerine dayatmayı rehber edinen, siyasi
geleceğini ne pahasına olursa olsun kurtarmak için meşruiyeti tartışmalı
her yolu ve yöntemi meşru sayan, panik psikolojisi içinde dengesini ve
kontrolü tamamen kaybeden ve siyasi anlamda felç olmuş bir Hükümetle
karanlık bir tünelde sonu meçhul bir yolculuğa mahkum edilmiştir.
Bu hazin durumun tevil götürecek, inkar edilecek, saptırılacak ve
gizlenecek bir tarafı artık kalmamıştır. Bir taraftan ucuz milli irade
edebiyatı yaparken, diğer taraftan fiil ve icraatıyla Türkiye'yi bu
duruma sokarak milletin emanetine ihanet eden AKP'nin macera
yolculuğunda gelinen bu son durakta, araba yoldan çıkmak
üzeredir. Türkiye şimdi bunun sancılarını, sıkıntılarını ve
çalkantılarını yaşamaktadır. Bu noktadan sonra, tel tel dökülen AKP'nin
dikiş tutması artık mümkün değildir.''
-İSTANBUL'DAKİ 1 MAYIS OLAYLARI-
''1 Mayıs'ta İstanbul'da yaşanan esef verici olayları ve bir savaş
ortamını andıran görüntüleri milletimiz hak etmemiştir. Kuru bir inat ve
anlamsız bir tahrikçilik bayraktarlığı yapan AKP hükümeti, toplum
psikolojisini ve gerilim dinamiklerini doğru okuyamamış ve bu tutumuyla
bu utanç tablosunun başlıca mimarı olmuştur'' diyen Bahçeli, hedef
ayrımı yapılmaksızın kontrolsüz ve top yekün güç kullanılmasının,
olayları çığırından çıkartığını bildirdi.
Devlet Bahçeli, böyle bir ortamın, yasadışı bazı bölücü örgütlerin
kışkırtıcı militanlarının sahneye çıkmasını da kolaylaştırdığına dikkati
çekerek, şöyle devam etti:
''Etnik bölücülerin terör örgütü ve İmralı canisi lehine kanunsuz sokak
eylemleri karşısında, 'Kopenhag siyasi kriterleri' bahanesiyle sessiz ve
tepkisiz kalan ve bu başkaldırılara, 'Batı standartlarını' uyguladığını
söyleyerek bundan iftihar payesi çıkaran Hükümet, 1 Mayıs'ta işçilere
karşı ise 'Ceberut AKP kriterlerini' uygulamıştır. AB'nin siyasi himaye
altına aldığı etnik bölücülere karşı Brüksel'e diyet borcu nedeniyle
müsamahalı davranan Sayın Başbakan'ın Brüksel'in ilgi alanına girmeyen
Türk işçisine karşı sergilediği sert tavır dikkatlerden kaçmamıştır. Bu
vesileyle sahte demokratlık maskesi düşmüş ve herkesin hangi irtifada
durduğu, gerçekte kimin ayak, kimin de baş olduğu milli vicdanda tescil
edilmiştir. Kendisinin de işçi kökenli olduğunu şimdi mahcup bir şekilde
hatırlayarak vicdanını temizlemek için boşuna bir gayret içine giren
Sayın Başbakan, bu ayıbın yükünden asla ve asla kurtulamayacaktır. 1
Mayıs'ta İstanbul'da şahit olunan çirkin manzaralardan, başta AKP
hükümeti olmak üzere herkes gereken dersleri çıkarmalıdır. Burada, bazı
münferit aşırılıklar dışında, talimatları uygulayan emniyet güçlerimizi
top yekün suçlamak ve töhmet altında bırakmak da doğru bir yaklaşım
değildir.''
-KAPATMA DAVASI-
AK Parti hakkında açılan kapatma davasının üzerinden 52 gün geçtiğini
anımsatan Bahçeli, bu süreçte yaşanan gelişmelerin, ilginç ve ibret
verici bir seyir izlemeyi sürdürdüğünü söyledi.
''Sayın Başbakan ve AKP, önümüzdeki soruna hukuk ve meşruiyet
çerçevesinde ve Meclis çatısı altında makul bir çözüm bulunması için
henüz bir görüş oluşturamamıştır'' diyen Bahçeli, AK Parti
yöneticilerinin bu süreyi, ''Erken seçim, ''B planı'' ve ''Siirt
modeli'' gibi çeşitli senaryoları basın yoluyla kamuoyuna aktarmak ve
tartışmakla geçirdiğini kaydetti.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, bazı AK Parti yöneticilerinin muhalefete
gözdağı vererek, bu sorunun kendi istedikleri yönde çözümünde, Meclis
çatısı altında işbirliği yapılmaması halinde, birkaç ay içinde erken
seçime gidileceğini söylediklerini, bu durumun partide hakim olan telaş
ve şaşkınlığın son bir örneğini oluşturmaktan başka bir anlam
taşımadığını söyledi.
-ERKEN SEÇİM TARTIŞMASI-
Anayasa Mahkemesinde başlatılan hukuki sürecin, erken seçim dahil,
harici gelişmelerden etkilenmeyeceğini ve kendi mecrası, takvimi içinde
sonuçlanacağının bilinen bir gerçek olduğunu ifade eden Bahçeli, şunları
söyledi:
''Öte yandan AKP'nin erken seçim kararı almak için yeterli Meclis
çoğunluğu da esasen mevcuttur. Erken seçimin, son seçimde
halkın çoğunluğunun verdiği yetkiye rağmen muktedir olmayı becerememesi
ve demokrasiyi tehlikeye atması karşısında, yine Türk milletini ikna
edebileceğini, daha doğrusu bir kere daha aldatabileceğini düşünüyorsa,
bu yola başvurmasının önünde hiçbir engel bulunmamaktadır. Bu bakımdan
AKP yöneticilerinin bunu muhalefete karşı tehdit aracı olarak kullanmaya
çalışmalarının, fiiliyatta bizim açımızdan anlamsız, sonuçsuz ve nafile
bir çaba olacağının herkes tarafından çok iyi bilinmesinde yarar vardır.
Karar kendilerinindir, istediklerini yapmalarına mani olan da bundan
çekinen de (Erken seçim) yoktur.''
-AB YETKİLİLERİNİN SÖZLERİ-
Devlet Bahçeli, AB yetkililerinin açıklamalarını da eleştirerek,
''Çözümün adresini Meclis yerine Brüksel'de gören AKP, bu amaçla dış
mihraklardan yardım ve destek aramayı maalesef sürdürmektedir'' dedi.
Türkiye-AB Karma Parlamento Eş Başkanı ve Genişlemeden Sorumlu AB
Komiserinin sözlerine de değinen Bahçeli, ''AKP'nin, yükseköğretim
kurumlarında başörtüsünün serbest bırakılmasında hata yaptığını
değerlendiren AB müfettişinin, 'Bu konuda kendilerini, (Sessiz ve yavaş
yapın) diye uyardıklarını, ancak AKP'nin MHP'nin tuzağına düşerek
kendilerini dinlemediğini' söylemesi, üzerinde çok ciddi olarak
düşünülmesi gereken bir durumdur. Bu itiraf, ilk önce AKP'nin başörtüsü
konusunda AB çevrelerinden danışmanlık hizmeti aldığını ortaya
çıkarmıştır. Türkiye'nin toplumsal bir yara halini alan bu sorununun
çözümünde AB'nin kılavuzluğundan medet umması, AKP için utanılacak bir
durumdur. Bu şahsın MHP hakkındaki değerlendirmeleri ise kendisini
muhatap alarak cevap vermeyi gerektirmeyecek ölçüde seviyeden ve
ciddiyetten yoksundur'' diye konuştu.
Başbakan Erdoğan'ın başörtüsü konusundaki görüşlerini Türk milletiyle
paylaşması gerektiğini ifade eden Bahçeli, ''Bizim Sayın Başbakan'a
tavsiyemiz, Türkiye'nin haysiyetinin dış destek karşılığı piyasaya
sürülmesinin kendisine şeref ve itibar kazandıramayacağını, aksine ters
tepeceğini biran önce anlamaya çalışmasıdır'' dedi.
-TCK'NIN 301. MADDESİ-
MHP Genel Başkanı Bahçeli, TCK'nın 301. maddesinde yapılan değişikliğin,
AB çevrelerini yine de tam memnun etmediğini belirterek, ''AB'ye
yaranmak için her dayatmayı gönüllü olarak kabullenen ve Yüce Meclis'i
Brüksel'in taleplerini otomatik olarak onaylayan bir noter konumuna
düşüren Sayın Başbakan, hiç şüphe yok ki AB'nin bundan sonraki
talimatlarını da kayıtsız şartsız yerine getirecek ve siyasi tarihimizde
bu ezik ve teslimiyetçi hüviyetiyle uzun yıllar hatırlanacaktır.
Türklüğe hakareti serbest bırakmak için sabaha kadar AB nöbeti tutarak
bu zilletin yasallaşmasına parmak kaldıran AKP milletvekilleri de bunun
manevi vebalinden ebediyen kurtulamayacaklardır'' şeklinde konuştu.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Hükümetin
ekonomideki öncelikli hedeflerinden birisi olan enflasyonun düşürülmesi
konusunda başarısız olduğunu savunarak, ''Hükümetin enflasyon politikası
iflas etmiş, Merkez Bankası ciddi bir itibar kaybına uğramıştır'' dedi.
Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada,
''vatandaşın, yıllardır enflasyonun düşürülmesi uğruna kemerlerini
alabildiğine sıktığını'' buna rağmen, enflasyonun ciddi bir artış
trendine girdiğini söyledi.
Hükümetin, iki yıllık bir perspektif içinde enflasyonun hedeflenen yüzde
4'ün altında kalabileceği tahminleri yaptığını, bunun sonucunda kısa
vadeli faiz oranlarını değişik aralıklarla düşürülmeye başladığını
anımsatan Bahçeli, ''Ancak enflasyonun aşağı yönlü direnç göstermesi ve
son aylarda yükselme eğilimine girmesi yapılan tahminlerin ekonomik
dayanaktan ve rasyonel öngörüden yoksun olduğunu ortaya çıkarmıştır''
diye konuştu.
Bahçeli, yılın ikinci enflasyon raporunu açıklayan Merkez Bankasının,
enflasyon tahminlerini yükselterek fiyatlardaki kronik artışı
tescillediğini ifade ederek, Ocak ayında, 2008 yıl sonu itibariyle
enflasyonu yüzde 5,5 olarak öngören Merkez Bankasının, bu oranı yüzde
9,3'e yükseltiğine dikkati çekti.
-''ENFLASYONLA MÜCADELE TÜKENDİ''-
''2008 yıl sonunda beklenen yüzde 4'lük hedefe şayet işler de yolunda
giderse, üç yıl gecikmeyle ulaşılabilecektir'' diyen Bahçeli,
konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Bu durum, bütün ekonomik reformların omurgasını oluşturan enflasyonla
mücadelenin başarısızlığı ve hedeften çok yüksek oranda bir sapma ile
tekrar çift haneli rakamlara ulaşan enflasyon karşısında Hükümetin
çaresizliği olarak kabul edilmelidir.
Vatandaşımız da durumun farkına varmıştır. AKP hükümetinin ekonomik
sorunlara çare olmayacağına inananların sayısında hızlı bir atış
görülmektedir. Tüketici güven endeksindeki düşüşler de bunun işaretidir.
Bu kadar güven kaybına uğrayan enflasyon hedeflemesi sisteminin, artık
sağlıklı ve doğru bir şekilde işlemesi mümkün görülmemektedir. Karşımızdaki
gerçekler şu şekildedir:
Hükümetin enflasyon politikası iflas etmiştir. Merkez Bankası ciddi bir
itibar kaybına uğramıştır. Banka bundan sonra faizi yükseltme baskısı
altında kalacaktır. Faizin yükselmesi ise büyüme hızını daha da
yavaşlatacaktır. Bu kritik sonucun, ekonominin karar mekanizmalarını
felç etmesi, beklentileri olumsuz etkilemesi kaçınılmazdır.
Gelişmeler üzerine, bir sorumlu Bakanın enflasyonda artık hızlı düşüşün
ve yüzde dört seviyesinin beklenmemesi gerektiğini söylemesi,
enflasyonla mücadele politikalarının tükendiğini ortaya koymaktadır.''
MHP lideri Bahçeli, ekonomideki kötüleşmeyi, enflasyondaki artışı
siyasal istikrarsızlığa bağlama çabasının bile AK Parti'yi, Türkiye
ekonomisini beklenen akıbetten kurtaramayacağını iddia etti.
MHP'li milletvekillerinin hafta sonu Türkiye'nin her bölgesine
ziyaretler yaptığını ifade eden Bahçeli, çiftçi ve köylünün halinin
perişan olduğunu öne sürdü. Karadeniz Bölgesi'nden çayla ilgili çok
sayıda şikayet alındığını bildiren Bahçeli, yaş çay alım fiyatının bir
an önce açıklanmasını istedi.
-''HÜKÜMET BAŞARISIZLIĞINI İTİRAF ETMELİ''-
Hükümetin işsizlik fonunda biriken paraya dahi göz diktiğini savunan
Bahçeli, inandırıcılıktan uzak uygulamaların enflasyonu artırmaktan
başka bir sonuç ortaya çıkarmayacağını ileri sürdü.
MHP lideri Devlet Bahçeli, şunları söyledi:
''İçten ve dıştan tesirlerle ekonomik ve mali dengelerin bozulduğu göz
önüne alındığında, AKP hükümetinin yöneldiği bu yeni ekonomik projenin
en büyük zararını da ne yazık ki çiftçimiz, işçimiz, esnafımız,
memurumuz, dul ve yetimimiz ile emeklimiz görecektir.
Paramızdan sıfır atmakla övünen hükümet, milletimizi, bu gidişle
paralarımıza yeni sıfırlar ekleyecek bir darboğaza hızla sürükleyecektir.
Bu ekonomik başarısızlığın tek siyasi sorumlusu vardır: O da Başbakan ve
hükümetidir.
İktidar başarısızlığını itiraf etmeli, ekonomideki hastalıklı halin ve
hedeften sapmaların hesabını ilgili bakanlar gecikmeden ve acilen
vermelidir.
Ekonomideki bozgun hali, artık hiçbir masalla saklanamayacak seviyeye
yükselmiş ve evlerin mutfaklarına, öğrencilerin harçlıklarına,
çalışanların aylıklarına ve emeklilerin umutlarına kadar yansımıştır.
AKP hükümetinin ekonomideki bu başarısızlığını, ne AB'nin iflah olmaz
sevdalıları, ne küresel ekonomik dalgalanmalar, ne yandaşlarına
ısmarladığı düzmece haberler, ne kaynaklarımızı peşkeş çektiği
uluslararası sermaye ne de sözde siyasi istikrarsızlık bahanesi
gizleyecek. Her şey çok yakında bir bir gün ışığına çıkacaktır. Ve
o gün geldiğinde tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyenler, yoksul
vatandaşın nasibini talan edenler, kaçacak delik arayacaklardır.
Milliyetçi hareket ise milletimize reva görülen bu muameleyi reddedecek
ve elleri faillerin ensesinde olacaktır.''
-''BİZİM İÇİN ŞAŞIRTICI OLMADI''-
Konuşmasında, Türkiye-AB ilişkileri ile Irak'taki son gelişmelere de yer
veren Bahçeli, Avrupa Parlamentosu'nun 2008 Türkiye Raporunda
Türkiye'nin milli birliğini, güvenliğini ve dış politikadaki hayati
çıkarlarını ilgilendiren konularda etnik bölücülerin ve terör örgütünün
siyasi talepleri ile Kıbrıs Rumları ve Ermenistan'ın savunuculuğunun
yapılmasının kendileri açısından şaşırtıcı olmadığını ifade etti.
Bahçeli, ''Kendi tanımlamalarına göre, 'Kürt sorununun kalıcı çözümü
için siyasi inisiyatif alması' yönünde Türkiye'ye çağrıda bulunan,
Kürtçenin resmi eğitim sistemi içine alınmasını ve kamu hizmetlerinde
geçerli dil olarak sayılmasını isteyen Avrupa Parlamentosu'nun bu
tutumu, Brüksel'in etnik bölücülük gündemi konusunda PKK ile aynı
çizgide buluştuğunu göstermektedir.
Bu gerçekler ortadayken hala AB'nin dümen suyunda sürüklenmeyi kendisine
ve ülkesine yakıştırabilen AKP hükümeti; demokrasi, insan hakları, temel
hak ve özgürlükler ve hukuk devleti gibi evrensel değerlerin, Türkiye
üzerindeki hain hesapları hayata geçirmek için bir araç haline
getirildiğini, AB sürecinin bu amaçla sinsi bir biçimde istismar
edildiğini maalesef hala görememekte ve PKK'nın siyasi taleplerini
zamana yayarak karşılamak amacıyla gerekli Anayasa ve yasa düzenlemeleri
için uygun zaman ve zemin kollamaktadır'' dedi.
Bahçeli, PKK'nın siyasi dayatmalarının Türkiye nezdinde sözcülüğünü ve
takipçiliğini yaptığını iddia ettiği AB'nin bu terör örgütü konusundaki
tutumunun ''En hafif tabiriyle şaibeli'' olduğunu bildirdi. Devlet
Bahçeli, AB'nin PKK'yı terör örgütleri listesine almasının, kağıt
üstünde kaldığını da belirtti.
-''TÜRKİYE İLE ALAY EDERCESİNE DAYATMALAR...''-
Devlet Bahçeli, Avrupa Parlamentosu raporunda; TSK'nın Kıbrıs'tan
çekilmesi ve Türkiye'nin limanlarını tek taraflı olarak Rum gemilerine
açmasının istendiğine işaret ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Ermenistan'a ambargonun sona erdirilerek sınır kapısının açılması
talep edilmiş ve Ermeni Soykırımı yalanı konusunda Ankara ve Erivan
arasında, geçmiş olayların açıkça tartışılabileceği bir uzlaşma
sürecinin başlatılması bir dayatma olarak karşımıza çıkarılmıştır.
Türkiye ile alay edercesine bu dayatmaların bu vesileyle bir kere daha
gündeme getirilmesi, Türkiye'nin AB boyunduruğu altında hangi noktalara
sürüklenmek istendiğinin son bir göstergesi olmuştur.
Ancak, burada asıl düşündürücü olan husus, AKP hükümetinin Kıbrıs'ı AB
şemsiyesi altında Rum tarafına teslim etmek amacıyla Rumların peşinden
koşması ve Ermenistan ile ilişkileri normalleştirmek yolunda Erivan ile
yeni bir süreç başlatmak için girişimde bulunmasıdır.
Ermenistan'ın Türkiye'den toprak talep ettiği ve soykırım yalanını kabul
ederek tazminat ödemesini istediği herkesin malumudur.
Bu hususlar Ermenistan Bağımsızlık Bildirgesinde ve Anayasasında açıkça
yer almaktadır.
Öte yandan Ermenistan'ın dost ve kardeş Azerbaycan'ın topraklarının hala
dörtte birini işgal altında tuttuğu da bilinen bir gerçektir.''
-''HÜKÜMET'İN BARZANİ YÖNETİMİ İLE İLİŞKİ KURMASI...''-
AK Parti Hükümetinin, Irak'ın kuzeyindeki Barzani yönetimi ile resmi
temas kurduğunu ve bu bölgeye yönelik yeni bir açılım paketini hayata
geçirmeye hazırlandığını öne süren Bahçeli, ABD'nin, Irak'taki tek
müttefiki olan Kürt grupların Türkiye tarafından resmi muhatap kabul
edilmesinin bilinen bir gerçek olduğunu söyledi. Bahçeli, Başbakan
Erdoğan'ın 5 Kasım 2007 tarihinde ABD Başkanı Bush ile Beyaz Saray'da
yaptığı görüşme sonrası dönemde bu stratejinin adım adım hayata
geçirilmesi için gerekli siyasi altyapı hazırladığını kaydetti.
Talabani'nin Türkiye'ye davet edilmesiyle ilk adımın atıldığını,
Barzani'yle ön temasların Talabani üzerinden başlatıldığını ifade eden
Bahçeli, Barzani yönetimiyle geçtiğimiz hafta Bağdat'ta ilk resmi
görüşmenin yapıldığını söyledi. Bahçeli, ''Türkiye ile Bölgesel Kürt
Yönetimi arasında yakınlaşma sağlanması ve Barzani'nin PKK'yı kontrol
altında tutması karşılığında, Türkiye'nin Kerkük'ün Kürt bölgesine
bağlanmasına karşı çıkmaması da ABD çevrelerinin savunduğu diğer bir
görüş olmuştur'' dedi.
Bahçeli, AK Parti Hükümeti'nin bunun yerine Barzani'yi daha da
cesaretlendirecek ''bir gaflet politikasını izlemeyi seçtiğini'' ileri
sürdü.
Partisinin grup toplantısındaki konuşmasına, ''Uluslararası Yunus Emre Kültür ve Sanat Haftasına'' değinerek başlayan
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Yunus Emre'nin, Anadolu'da Türk birliğinin ve kardeşliğinin sağlanmasında rol alan
manevi önderlerin başında geldiğini söyledi.
Bahçeli, ''Bugün içinde bulunduğumuz, gerilimler ve çatışmalarla yoğunlaşmış ortamda, en çok ihtiyacımız olan, 'sevgi' ve
'hoşgörüyü' rehber edinen Yunus'un mesajlarının daha iyi anlaşılması ve nüfuz edilmiş olması hepimizin dileğidir'' diye konuştu.
Türkiye'nin sancılı siyasi gündeminin her geçen gün yeni sorunlarla
ağırlaştığını ve çok ciddi bir güven bunalımı ve iktidar çözülmesi
yaşandığını savunan Bahçeli, bunun sonucunda içinden geçinilen kriz
döneminin kontrol edilemez ve yönetilemez bir hale geldiğini söyledi.
''ARABA YOLDAN ÇIKMAK ÜZERE..."
Yaşanan durumun, son dönemde pusulasını iyice şaşıran ve çok ağır bir
yönetim aczi ve zaafı içine düşen AKP hükümetinin eseri olduğunu ileri
süren Devlet Bahçeli, şöyle dedi:
''Bugün Türkiye; varlığını şeklen sürdüren, ülkeyi yönetme iradesi ve
kapasitesine sahip olmayan, çok derin bir kavrama, anlama ve muhakeme
bunalımı ve inandırıcılık ve itibar sorunu yaşayan, sağduyu yerine
inatlaşmayı, demokratik uzlaşma yerine dayatmayı rehber edinen, siyasi
geleceğini ne pahasına olursa olsun kurtarmak için meşruiyeti tartışmalı
her yolu ve yöntemi meşru sayan, panik psikolojisi içinde dengesini ve
kontrolü tamamen kaybeden ve siyasi anlamda felç olmuş bir Hükümetle
karanlık bir tünelde sonu meçhul bir yolculuğa mahkum edilmiştir.
Bu hazin durumun tevil götürecek, inkar edilecek, saptırılacak ve
gizlenecek bir tarafı artık kalmamıştır. Bir taraftan ucuz milli irade
edebiyatı yaparken, diğer taraftan fiil ve icraatıyla Türkiye'yi bu
duruma sokarak milletin emanetine ihanet eden AKP'nin macera
yolculuğunda gelinen bu son durakta, araba yoldan çıkmak
üzeredir. Türkiye şimdi bunun sancılarını, sıkıntılarını ve
çalkantılarını yaşamaktadır. Bu noktadan sonra, tel tel dökülen AKP'nin
dikiş tutması artık mümkün değildir.''
-İSTANBUL'DAKİ 1 MAYIS OLAYLARI-
''1 Mayıs'ta İstanbul'da yaşanan esef verici olayları ve bir savaş
ortamını andıran görüntüleri milletimiz hak etmemiştir. Kuru bir inat ve
anlamsız bir tahrikçilik bayraktarlığı yapan AKP hükümeti, toplum
psikolojisini ve gerilim dinamiklerini doğru okuyamamış ve bu tutumuyla
bu utanç tablosunun başlıca mimarı olmuştur'' diyen Bahçeli, hedef
ayrımı yapılmaksızın kontrolsüz ve top yekün güç kullanılmasının,
olayları çığırından çıkartığını bildirdi.
Devlet Bahçeli, böyle bir ortamın, yasadışı bazı bölücü örgütlerin
kışkırtıcı militanlarının sahneye çıkmasını da kolaylaştırdığına dikkati
çekerek, şöyle devam etti:
''Etnik bölücülerin terör örgütü ve İmralı canisi lehine kanunsuz sokak
eylemleri karşısında, 'Kopenhag siyasi kriterleri' bahanesiyle sessiz ve
tepkisiz kalan ve bu başkaldırılara, 'Batı standartlarını' uyguladığını
söyleyerek bundan iftihar payesi çıkaran Hükümet, 1 Mayıs'ta işçilere
karşı ise 'Ceberut AKP kriterlerini' uygulamıştır. AB'nin siyasi himaye
altına aldığı etnik bölücülere karşı Brüksel'e diyet borcu nedeniyle
müsamahalı davranan Sayın Başbakan'ın Brüksel'in ilgi alanına girmeyen
Türk işçisine karşı sergilediği sert tavır dikkatlerden kaçmamıştır. Bu
vesileyle sahte demokratlık maskesi düşmüş ve herkesin hangi irtifada
durduğu, gerçekte kimin ayak, kimin de baş olduğu milli vicdanda tescil
edilmiştir. Kendisinin de işçi kökenli olduğunu şimdi mahcup bir şekilde
hatırlayarak vicdanını temizlemek için boşuna bir gayret içine giren
Sayın Başbakan, bu ayıbın yükünden asla ve asla kurtulamayacaktır. 1
Mayıs'ta İstanbul'da şahit olunan çirkin manzaralardan, başta AKP
hükümeti olmak üzere herkes gereken dersleri çıkarmalıdır. Burada, bazı
münferit aşırılıklar dışında, talimatları uygulayan emniyet güçlerimizi
top yekün suçlamak ve töhmet altında bırakmak da doğru bir yaklaşım
değildir.''
-KAPATMA DAVASI-
AK Parti hakkında açılan kapatma davasının üzerinden 52 gün geçtiğini
anımsatan Bahçeli, bu süreçte yaşanan gelişmelerin, ilginç ve ibret
verici bir seyir izlemeyi sürdürdüğünü söyledi.
''Sayın Başbakan ve AKP, önümüzdeki soruna hukuk ve meşruiyet
çerçevesinde ve Meclis çatısı altında makul bir çözüm bulunması için
henüz bir görüş oluşturamamıştır'' diyen Bahçeli, AK Parti
yöneticilerinin bu süreyi, ''Erken seçim, ''B planı'' ve ''Siirt
modeli'' gibi çeşitli senaryoları basın yoluyla kamuoyuna aktarmak ve
tartışmakla geçirdiğini kaydetti.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, bazı AK Parti yöneticilerinin muhalefete
gözdağı vererek, bu sorunun kendi istedikleri yönde çözümünde, Meclis
çatısı altında işbirliği yapılmaması halinde, birkaç ay içinde erken
seçime gidileceğini söylediklerini, bu durumun partide hakim olan telaş
ve şaşkınlığın son bir örneğini oluşturmaktan başka bir anlam
taşımadığını söyledi.
-ERKEN SEÇİM TARTIŞMASI-
Anayasa Mahkemesinde başlatılan hukuki sürecin, erken seçim dahil,
harici gelişmelerden etkilenmeyeceğini ve kendi mecrası, takvimi içinde
sonuçlanacağının bilinen bir gerçek olduğunu ifade eden Bahçeli, şunları
söyledi:
''Öte yandan AKP'nin erken seçim kararı almak için yeterli Meclis
çoğunluğu da esasen mevcuttur. Erken seçimin, son seçimde
halkın çoğunluğunun verdiği yetkiye rağmen muktedir olmayı becerememesi
ve demokrasiyi tehlikeye atması karşısında, yine Türk milletini ikna
edebileceğini, daha doğrusu bir kere daha aldatabileceğini düşünüyorsa,
bu yola başvurmasının önünde hiçbir engel bulunmamaktadır. Bu bakımdan
AKP yöneticilerinin bunu muhalefete karşı tehdit aracı olarak kullanmaya
çalışmalarının, fiiliyatta bizim açımızdan anlamsız, sonuçsuz ve nafile
bir çaba olacağının herkes tarafından çok iyi bilinmesinde yarar vardır.
Karar kendilerinindir, istediklerini yapmalarına mani olan da bundan
çekinen de (Erken seçim) yoktur.''
-AB YETKİLİLERİNİN SÖZLERİ-
Devlet Bahçeli, AB yetkililerinin açıklamalarını da eleştirerek,
''Çözümün adresini Meclis yerine Brüksel'de gören AKP, bu amaçla dış
mihraklardan yardım ve destek aramayı maalesef sürdürmektedir'' dedi.
Türkiye-AB Karma Parlamento Eş Başkanı ve Genişlemeden Sorumlu AB
Komiserinin sözlerine de değinen Bahçeli, ''AKP'nin, yükseköğretim
kurumlarında başörtüsünün serbest bırakılmasında hata yaptığını
değerlendiren AB müfettişinin, 'Bu konuda kendilerini, (Sessiz ve yavaş
yapın) diye uyardıklarını, ancak AKP'nin MHP'nin tuzağına düşerek
kendilerini dinlemediğini' söylemesi, üzerinde çok ciddi olarak
düşünülmesi gereken bir durumdur. Bu itiraf, ilk önce AKP'nin başörtüsü
konusunda AB çevrelerinden danışmanlık hizmeti aldığını ortaya
çıkarmıştır. Türkiye'nin toplumsal bir yara halini alan bu sorununun
çözümünde AB'nin kılavuzluğundan medet umması, AKP için utanılacak bir
durumdur. Bu şahsın MHP hakkındaki değerlendirmeleri ise kendisini
muhatap alarak cevap vermeyi gerektirmeyecek ölçüde seviyeden ve
ciddiyetten yoksundur'' diye konuştu.
Başbakan Erdoğan'ın başörtüsü konusundaki görüşlerini Türk milletiyle
paylaşması gerektiğini ifade eden Bahçeli, ''Bizim Sayın Başbakan'a
tavsiyemiz, Türkiye'nin haysiyetinin dış destek karşılığı piyasaya
sürülmesinin kendisine şeref ve itibar kazandıramayacağını, aksine ters
tepeceğini biran önce anlamaya çalışmasıdır'' dedi.
-TCK'NIN 301. MADDESİ-
MHP Genel Başkanı Bahçeli, TCK'nın 301. maddesinde yapılan değişikliğin,
AB çevrelerini yine de tam memnun etmediğini belirterek, ''AB'ye
yaranmak için her dayatmayı gönüllü olarak kabullenen ve Yüce Meclis'i
Brüksel'in taleplerini otomatik olarak onaylayan bir noter konumuna
düşüren Sayın Başbakan, hiç şüphe yok ki AB'nin bundan sonraki
talimatlarını da kayıtsız şartsız yerine getirecek ve siyasi tarihimizde
bu ezik ve teslimiyetçi hüviyetiyle uzun yıllar hatırlanacaktır.
Türklüğe hakareti serbest bırakmak için sabaha kadar AB nöbeti tutarak
bu zilletin yasallaşmasına parmak kaldıran AKP milletvekilleri de bunun
manevi vebalinden ebediyen kurtulamayacaklardır'' şeklinde konuştu.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Hükümetin
ekonomideki öncelikli hedeflerinden birisi olan enflasyonun düşürülmesi
konusunda başarısız olduğunu savunarak, ''Hükümetin enflasyon politikası
iflas etmiş, Merkez Bankası ciddi bir itibar kaybına uğramıştır'' dedi.
Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada,
''vatandaşın, yıllardır enflasyonun düşürülmesi uğruna kemerlerini
alabildiğine sıktığını'' buna rağmen, enflasyonun ciddi bir artış
trendine girdiğini söyledi.
Hükümetin, iki yıllık bir perspektif içinde enflasyonun hedeflenen yüzde
4'ün altında kalabileceği tahminleri yaptığını, bunun sonucunda kısa
vadeli faiz oranlarını değişik aralıklarla düşürülmeye başladığını
anımsatan Bahçeli, ''Ancak enflasyonun aşağı yönlü direnç göstermesi ve
son aylarda yükselme eğilimine girmesi yapılan tahminlerin ekonomik
dayanaktan ve rasyonel öngörüden yoksun olduğunu ortaya çıkarmıştır''
diye konuştu.
Bahçeli, yılın ikinci enflasyon raporunu açıklayan Merkez Bankasının,
enflasyon tahminlerini yükselterek fiyatlardaki kronik artışı
tescillediğini ifade ederek, Ocak ayında, 2008 yıl sonu itibariyle
enflasyonu yüzde 5,5 olarak öngören Merkez Bankasının, bu oranı yüzde
9,3'e yükseltiğine dikkati çekti.
-''ENFLASYONLA MÜCADELE TÜKENDİ''-
''2008 yıl sonunda beklenen yüzde 4'lük hedefe şayet işler de yolunda
giderse, üç yıl gecikmeyle ulaşılabilecektir'' diyen Bahçeli,
konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Bu durum, bütün ekonomik reformların omurgasını oluşturan enflasyonla
mücadelenin başarısızlığı ve hedeften çok yüksek oranda bir sapma ile
tekrar çift haneli rakamlara ulaşan enflasyon karşısında Hükümetin
çaresizliği olarak kabul edilmelidir.
Vatandaşımız da durumun farkına varmıştır. AKP hükümetinin ekonomik
sorunlara çare olmayacağına inananların sayısında hızlı bir atış
görülmektedir. Tüketici güven endeksindeki düşüşler de bunun işaretidir.
Bu kadar güven kaybına uğrayan enflasyon hedeflemesi sisteminin, artık
sağlıklı ve doğru bir şekilde işlemesi mümkün görülmemektedir. Karşımızdaki
gerçekler şu şekildedir:
Hükümetin enflasyon politikası iflas etmiştir. Merkez Bankası ciddi bir
itibar kaybına uğramıştır. Banka bundan sonra faizi yükseltme baskısı
altında kalacaktır. Faizin yükselmesi ise büyüme hızını daha da
yavaşlatacaktır. Bu kritik sonucun, ekonominin karar mekanizmalarını
felç etmesi, beklentileri olumsuz etkilemesi kaçınılmazdır.
Gelişmeler üzerine, bir sorumlu Bakanın enflasyonda artık hızlı düşüşün
ve yüzde dört seviyesinin beklenmemesi gerektiğini söylemesi,
enflasyonla mücadele politikalarının tükendiğini ortaya koymaktadır.''
MHP lideri Bahçeli, ekonomideki kötüleşmeyi, enflasyondaki artışı
siyasal istikrarsızlığa bağlama çabasının bile AK Parti'yi, Türkiye
ekonomisini beklenen akıbetten kurtaramayacağını iddia etti.
MHP'li milletvekillerinin hafta sonu Türkiye'nin her bölgesine
ziyaretler yaptığını ifade eden Bahçeli, çiftçi ve köylünün halinin
perişan olduğunu öne sürdü. Karadeniz Bölgesi'nden çayla ilgili çok
sayıda şikayet alındığını bildiren Bahçeli, yaş çay alım fiyatının bir
an önce açıklanmasını istedi.
-''HÜKÜMET BAŞARISIZLIĞINI İTİRAF ETMELİ''-
Hükümetin işsizlik fonunda biriken paraya dahi göz diktiğini savunan
Bahçeli, inandırıcılıktan uzak uygulamaların enflasyonu artırmaktan
başka bir sonuç ortaya çıkarmayacağını ileri sürdü.
MHP lideri Devlet Bahçeli, şunları söyledi:
''İçten ve dıştan tesirlerle ekonomik ve mali dengelerin bozulduğu göz
önüne alındığında, AKP hükümetinin yöneldiği bu yeni ekonomik projenin
en büyük zararını da ne yazık ki çiftçimiz, işçimiz, esnafımız,
memurumuz, dul ve yetimimiz ile emeklimiz görecektir.
Paramızdan sıfır atmakla övünen hükümet, milletimizi, bu gidişle
paralarımıza yeni sıfırlar ekleyecek bir darboğaza hızla sürükleyecektir.
Bu ekonomik başarısızlığın tek siyasi sorumlusu vardır: O da Başbakan ve
hükümetidir.
İktidar başarısızlığını itiraf etmeli, ekonomideki hastalıklı halin ve
hedeften sapmaların hesabını ilgili bakanlar gecikmeden ve acilen
vermelidir.
Ekonomideki bozgun hali, artık hiçbir masalla saklanamayacak seviyeye
yükselmiş ve evlerin mutfaklarına, öğrencilerin harçlıklarına,
çalışanların aylıklarına ve emeklilerin umutlarına kadar yansımıştır.
AKP hükümetinin ekonomideki bu başarısızlığını, ne AB'nin iflah olmaz
sevdalıları, ne küresel ekonomik dalgalanmalar, ne yandaşlarına
ısmarladığı düzmece haberler, ne kaynaklarımızı peşkeş çektiği
uluslararası sermaye ne de sözde siyasi istikrarsızlık bahanesi
gizleyecek. Her şey çok yakında bir bir gün ışığına çıkacaktır. Ve
o gün geldiğinde tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyenler, yoksul
vatandaşın nasibini talan edenler, kaçacak delik arayacaklardır.
Milliyetçi hareket ise milletimize reva görülen bu muameleyi reddedecek
ve elleri faillerin ensesinde olacaktır.''
-''BİZİM İÇİN ŞAŞIRTICI OLMADI''-
Konuşmasında, Türkiye-AB ilişkileri ile Irak'taki son gelişmelere de yer
veren Bahçeli, Avrupa Parlamentosu'nun 2008 Türkiye Raporunda
Türkiye'nin milli birliğini, güvenliğini ve dış politikadaki hayati
çıkarlarını ilgilendiren konularda etnik bölücülerin ve terör örgütünün
siyasi talepleri ile Kıbrıs Rumları ve Ermenistan'ın savunuculuğunun
yapılmasının kendileri açısından şaşırtıcı olmadığını ifade etti.
Bahçeli, ''Kendi tanımlamalarına göre, 'Kürt sorununun kalıcı çözümü
için siyasi inisiyatif alması' yönünde Türkiye'ye çağrıda bulunan,
Kürtçenin resmi eğitim sistemi içine alınmasını ve kamu hizmetlerinde
geçerli dil olarak sayılmasını isteyen Avrupa Parlamentosu'nun bu
tutumu, Brüksel'in etnik bölücülük gündemi konusunda PKK ile aynı
çizgide buluştuğunu göstermektedir.
Bu gerçekler ortadayken hala AB'nin dümen suyunda sürüklenmeyi kendisine
ve ülkesine yakıştırabilen AKP hükümeti; demokrasi, insan hakları, temel
hak ve özgürlükler ve hukuk devleti gibi evrensel değerlerin, Türkiye
üzerindeki hain hesapları hayata geçirmek için bir araç haline
getirildiğini, AB sürecinin bu amaçla sinsi bir biçimde istismar
edildiğini maalesef hala görememekte ve PKK'nın siyasi taleplerini
zamana yayarak karşılamak amacıyla gerekli Anayasa ve yasa düzenlemeleri
için uygun zaman ve zemin kollamaktadır'' dedi.
Bahçeli, PKK'nın siyasi dayatmalarının Türkiye nezdinde sözcülüğünü ve
takipçiliğini yaptığını iddia ettiği AB'nin bu terör örgütü konusundaki
tutumunun ''En hafif tabiriyle şaibeli'' olduğunu bildirdi. Devlet
Bahçeli, AB'nin PKK'yı terör örgütleri listesine almasının, kağıt
üstünde kaldığını da belirtti.
-''TÜRKİYE İLE ALAY EDERCESİNE DAYATMALAR...''-
Devlet Bahçeli, Avrupa Parlamentosu raporunda; TSK'nın Kıbrıs'tan
çekilmesi ve Türkiye'nin limanlarını tek taraflı olarak Rum gemilerine
açmasının istendiğine işaret ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Ermenistan'a ambargonun sona erdirilerek sınır kapısının açılması
talep edilmiş ve Ermeni Soykırımı yalanı konusunda Ankara ve Erivan
arasında, geçmiş olayların açıkça tartışılabileceği bir uzlaşma
sürecinin başlatılması bir dayatma olarak karşımıza çıkarılmıştır.
Türkiye ile alay edercesine bu dayatmaların bu vesileyle bir kere daha
gündeme getirilmesi, Türkiye'nin AB boyunduruğu altında hangi noktalara
sürüklenmek istendiğinin son bir göstergesi olmuştur.
Ancak, burada asıl düşündürücü olan husus, AKP hükümetinin Kıbrıs'ı AB
şemsiyesi altında Rum tarafına teslim etmek amacıyla Rumların peşinden
koşması ve Ermenistan ile ilişkileri normalleştirmek yolunda Erivan ile
yeni bir süreç başlatmak için girişimde bulunmasıdır.
Ermenistan'ın Türkiye'den toprak talep ettiği ve soykırım yalanını kabul
ederek tazminat ödemesini istediği herkesin malumudur.
Bu hususlar Ermenistan Bağımsızlık Bildirgesinde ve Anayasasında açıkça
yer almaktadır.
Öte yandan Ermenistan'ın dost ve kardeş Azerbaycan'ın topraklarının hala
dörtte birini işgal altında tuttuğu da bilinen bir gerçektir.''
-''HÜKÜMET'İN BARZANİ YÖNETİMİ İLE İLİŞKİ KURMASI...''-
AK Parti Hükümetinin, Irak'ın kuzeyindeki Barzani yönetimi ile resmi
temas kurduğunu ve bu bölgeye yönelik yeni bir açılım paketini hayata
geçirmeye hazırlandığını öne süren Bahçeli, ABD'nin, Irak'taki tek
müttefiki olan Kürt grupların Türkiye tarafından resmi muhatap kabul
edilmesinin bilinen bir gerçek olduğunu söyledi. Bahçeli, Başbakan
Erdoğan'ın 5 Kasım 2007 tarihinde ABD Başkanı Bush ile Beyaz Saray'da
yaptığı görüşme sonrası dönemde bu stratejinin adım adım hayata
geçirilmesi için gerekli siyasi altyapı hazırladığını kaydetti.
Talabani'nin Türkiye'ye davet edilmesiyle ilk adımın atıldığını,
Barzani'yle ön temasların Talabani üzerinden başlatıldığını ifade eden
Bahçeli, Barzani yönetimiyle geçtiğimiz hafta Bağdat'ta ilk resmi
görüşmenin yapıldığını söyledi. Bahçeli, ''Türkiye ile Bölgesel Kürt
Yönetimi arasında yakınlaşma sağlanması ve Barzani'nin PKK'yı kontrol
altında tutması karşılığında, Türkiye'nin Kerkük'ün Kürt bölgesine
bağlanmasına karşı çıkmaması da ABD çevrelerinin savunduğu diğer bir
görüş olmuştur'' dedi.
Bahçeli, AK Parti Hükümeti'nin bunun yerine Barzani'yi daha da
cesaretlendirecek ''bir gaflet politikasını izlemeyi seçtiğini'' ileri
sürdü.
