2013-12-14 - 10:17
TBMM Genel Kurulu'nda, İçişleri Bakanlığı ve Orman ve Su İşleri Bakanlığı ile bağlı kurumların 2014 yılı bütçeleri kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, İçişleri Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı'nın 2014 yılı bütçelerinin görüşülmesine başlandı.
İçişleri Bakanlığı ile birlikte Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Göç İdaresi Genel Müdürlüğü'nün; Orman ve Su İşleri Bakanlığı ile birlikte ise Orman Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Meteoroloji Genel Müdürlüğü ve Türkiye Su Enstitüsü'nün de bütçeleri görüşülecek.
Bütçeler üzerinde ilk sözü CHP Grubu adına Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ aldı.
CHP İzmir Milletvekili Musa Çam, birçok olayda polis şiddetiyle öldürüldüğünü belirttiği gençlerin fotoğraflarının yer aldığı, "Neden öldürüldüler" yazılı pankartı kürsünün önüne asarak konuşmasını yaptı.
TBMM Genel Kurulu'nda, İçişleri Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı'nın 2014 yılı bütçeleri görüşülüyor.
CHP Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ, AK Parti'nin kendisi gibi düşünmeyenleri cezalandırdığını ve bunun da gezi olaylarında görüldüğünü iddia etti.
Muğla'ya giden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a steril bir ortam yaratmak için, onlarca kişinin keyfi olarak gözaltına alındığını, valilik kararıyla Muğla'nın açık hava hapishanesine dönüştürüldüğünü savunan Serindağ, bakanlık ve valilerin, Başbakan'ın her sözünü kanun gibi algıladığını ileri sürdü.
Serindağ, hangi valinin cemaate, hangi valinin başka gruplara ait olduğunun tartışılmasının ülke adına üzüntü verici olduğunu söyledi.
Türkiye İstatistik Kurumu'nun diyanetle birlikte yürüttüğü anket çalışmasıyla insanların fişlendiğini iddia eden Serindağ, "Fişlemelerle insanları teslim alamazsınız. Milyonlarca insanın sokağa çıktığı gezi olayları bunu göstermiştir. Gezi protestoları Hükümetin kimyasını bozmuştur" dedi.
CHP Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu, Başbakan Erdoğan'ın sürekli olarak, "İşte bizim farkımız bu" dediğini anımsatarak, şunları kaydetti:
"12 yılda 300 polis intihar etti. Bakanlık olarak bunun üzerine gideceğinize, kurban keserek bunu önlemeye çalıştınız, işte sizin farkınız bu. Kabataş iskelesindeki olayda yaşandığı iddia edilen olayda görüntüleri İstanbul'un mutlu valisi bile bulamadı, işte sizin farkınız bu. Özel güvenlik sayısı 700 bini aştı, askerden fazla, işte sizin farkınız bu. Emniyet bütçesi 16 kat, polis şiddeti bin kat arttı, işte sizin farkınız bu. 2020 olimpiyatlarının kaybedilmesini gezi olaylarına bağladınız ya, işte sizin farkınız bu.
Kahpe Bizans, gavur İzmir, yaralı Eskişehir, Cumhuriyetin Başkenti ve devrimin kalbi Ankara, tomalı hilmi, Kenedy Caddesi, Dikmen, Gazi Mahallesi, Tuzluçayır, Karşıyaka, Göztepe, Gündoğdu, Kadıköy, Yatağan, Kemerköy ve Yeniköy işçileri, Muğla, Hatay, Gaziantep, Şanlıurfa, Samsun, Trabzon, Zonguldak, Antalya, gezi çocukları, gazi ODTÜ, her devirde isyankar, yurtsever mülkiyeliler, bütün üniversiteliler, her şeye karşı çarşı ve adını sayamadığım her bir yer; kısaca çapulcular, meşruiyetini yitirmiş bir iktidara karşı halkın direniş hakkını 250 yıl sonra yeniden dünya tarihine yazdırdınız ya, işte sizin farkınız bu. Bütün çapulcuları kutluyorum."
CHP'li Musa Çam, birçok olayda polis şiddetiyle öldürüldüğünü belirttiği gençlerin fotoğraflarının yer aldığı, "Neden öldürüldüler" yazılı pankartı kürsünün önüne asarak konuşmasını yaptı.
İçişleri Bakanlığı bütçesindeki harcamaların hiçbirisini denetleyemediklerini savunan Çam, "Hesap vermeyen Hükümet, hesap sormaya devam ediyor" dedi.
Çam, Başbakan Erdoğan'ın partisinin İzmir Büyükşenir Belediye Başkanı adayı olarak Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım'ı açıkladığını anımsatarak, "2011'den beri İzmir'e özel ambargo uygulanıyor, İzmir'in projelerine, gelişmesine ket vuruluyor. İzmir'deki seçim Aziz Kocaoğlu ile Binali Yıldırım arasında değil. Başbakan İzmir'e "gavur İzmir" diyor, bürokratı Diyanet İşleri Başkanı İzmir için 'irfanı olmayan bir kenttir' diyor, İzmir'e çamur atıyor. İzmir'li bunun hesabını 30 martta görecek. İzmir, çağdaş, laik ve Atatürkçü bir kent olarak sonuna kadar mücadelesini sürdürecek" diye konuştu.
İzmir'e Diyarbakır Valisinin atandığını belirten Çam, "Valinin Erzincan'lı olduğunu öğrendik. Binali Yıldırım orada ciddi bir örgütlenme yapıyor. Bu seçimlerle ilgili ciddi endişeler ve kaygılar duymaktayım. Mülki idare amirliğinin baskısı ve sandık sorumluları ile ilgili ciddi kaygılar taşıyorum" sözlerini sarfetti.
Kürsünün önüne astığı pankartı İçişleri Bakanı Muammer Güler'e gösteren Çam, şöyle konuştu:
"Bu resimler, sizin bakan olduğunuz bir dönemde 24 Ocaktan bugüne kadar öldürülen çocuklar. Bunlara iyi bakın; siz de biz de bir babayız. Bu çocukların annelerinin, babalarının ne büyük acılar, ızdıraplar çektiğini tahmin edebilirsiniz. Hepimiz, hepiniz elinizi vicdanınıza koyalım. Bu çocuklar neden öldürüldü, Taksim'deki, gezi parkındaki 3 ağaç için gerek var mıydı? Brezilya'da otobüse yapılan zam nedeniyle milyonlarca insan sokaklara döküldü. Brezilya'nın kadın devlet başkanı, 'gençlerimizi kutluyorum, mesajı aldık gereken yapılacak, şimdi eve dönme zamanı' dedi. Bizim Başbakan ise 'talimatı verdim, gereken yapılacak' dedi. İşte gereken yapıldı ve ve bu arkadaşlar öldürüldü. Bunun vebali, sorumlusu Başbakan ve sizsiniz."
MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan, iktidarın teknolojisinin herkesi her yerde dinlemeye yetmeyeceğini belirterek, "insanların mahremine saldırmayı bırakın" dedi.
Erdoğan, TBMM Genel Kurulu'nda İçişleri Bakanlığı bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, iktidarın çeşitli nedenlerle toplumu gerdiğini, gelir dağılımının bozulduğunu, hiçbir dönemde olmadığı kadar insanların takip edildiklerine ve telefonlarının dinlendiğine inandığını savundu.
"Sizin teknolojiniz herkesi, her zaman dinlemeye asla etmez. İnsanların mahremine saldırmayı bırakın" diyen Erdoğan, herkesi çeşitli yollarla baskı altında tutan iktidarın, uyuşturucu tacirlerini, kaçakçıları, teröristleri yakalamakta güçlük çektiğini savunarak, polisiye ve ceza tedbirleri birlikte ele alınarak toplumun korunması gerektiğini söyledi.
Hükümet'in Türkiye'ye gelen Suriyelilerle ilgili güvenlik zafiyetinin farkında olup olmadığını soran Erdoğan, bunlara vatandaşlık verilip verilmediğini, seçimlerde oy kullanıp kullanmayacakları konusunda bilgi istedi. Özel güvenlik personeli sayısının polis sayısını geçtiğini belirten Erdoğan, yeni bir sosyal yara olmadan konunun masaya yatırılıp ciddi önlemler alınması gereğini kaydetti.
Erdoğan, "Çözüm sürecinde her şey güzel olacaksa bu kadar gencin dağa çıkarılmasının gerekçesi nedir, bu gençler dağda çiçek mi toplayacak? her şey güllük gülistanlık hale geldiyse Kandil'deki yılanbaşı niye ikide bir tehdit ediyor? Biz bu ülkeyi yılbaşı hediyesi olarak almadık" dedi.
MHP Elazığ Milletvekili Enver Erdem, 250 bini bulan Emniyet ve 60 bin Jandarma personelinin sorunları olduğunu belirterek. bunların çözülmesi yerine sürekli ertelenmesinin sorunları devası ve içinden çıkılamaz boyuta getirdiğini savundu.
Erdem, çözüm sürecinin devletin çözülmesi, milletin dağılması sonucunu çıkaracağını, Emniyet güçlerinin bölgede operasyon yapmak bir yana görevini bile yapamadığını, terör örgütünün ise paralel devlet yapılanmasıyla bölgeyi idare ettiğini ileri sürdü. İçişleri Bakanı ve diğer yetkililerin "paralel devlete izin vermeyiz sözünün havada kaldığını, PKK'nın kurallarının yürürlükte olduğu bölge oluştuğunu ileri süren Erdem, "Bu masum süreç değildir. Bu süreç devlet içinden başka devlet, millet içinden başka millet, bayrak içinde başka bayrak, vatan içinden başka vatan çıkarmadır. Diyarbakır rezaleti sırasında resmen adı konulan ve faturasını millet olarak hep birlikte çekeceğimiz utanç vesikasının adıdır. Gaflet içindesiniz. Ülkenin milli eğitimini de bölerek son darbeyi vurma telaşındasınız. Oslo'da verilen sözlerin birer birer hayata geçirildiğini görüyoruz" diye konuştu.
MHP Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz, Orman ve Su İşleri Bakanlığı bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, Sayıştay raporlarına işaret ederek, denetim raporlarının gelmemesi nedeniyle bütçenin nasıl konuşulacağını sordu.
Yılmaz, "Su Üretimi Genel Müdürlüğü'nde 1,5 trilyon liraya verilen ihale, iptal edilerek 2,5 trilyon liraya verildiği ve kamunun bu yolla zarara uğratıldığına ilişkin denetim var mıdır? Su Üretim Genel Müdürünüz her hafta sonu 70 olurla uçakla evinin bulunduğu İstanbul'a gidiyor mu? Ben birtakım iddiaları gündeme getirdiğim için Orman Bakanlığı Müsteşarı 10 bin liralık tazminat davası açmış. Ben bunu vermeye hazırım, yeter ki kamunun malına zarar gelmesin. Bakan yanıt versin; 10 trilyon liralık zimmete para geçirme Bakanlığınızda oldu mu, olmadı mı? 10 trilyonluk zimmet işinde genel müdürünü harcama yetkilisi olarak imzası var. Burada ihmal vardır, 10 trilyonluk yolsuzluk var. Siz ormanda iki ağaç kesildi diye tarladaki işçiden başlayarak bölge müdürüne kadar soruşturma açıp mahkemeye veriyorsunuz. Burada ihmali görmeyen genel müdürü müsteşar yapamazsınız" diye konuştu.
Kendisiyle ilgili olarak sürekli müfettiş gönderildiğini belirten Yılmaz, Orman ve Su işleri Bakanı Veysel Eroğlu'nun "bölge müdürü olduğunuz için..." demesi üzerine, "Gelibolu'da tarihi milli park simülasyon bölgesinde şehitlerimizin hatırası olan yerde, siz kitabınızda yolsuzluğu belirtiyorsunuz. Bu yüce divanlıktır. Sizi Yüce Divan'a göndereceğim, orada hesap vereceksiniz. Hazırlanan kitapta müsteşar yardımcısı itiraf ediyor. Her şeye müfettiş gönderiyorsunuz, buna niye göndermiyorsunuz? Denetim unsurlarını saklarsanız, biz bunlara hafiye gibi, dedektif gibi ulaşmaya çalışacağız" görüşünü savundu.
Bakan Eroğlu'nun "Orman Bakanlığı'nın tarihini kendisiyle başlattığını" belirten Yılmaz, "Fidanlıkları niye kapattınız? Fidanlıkları kapattılar, baktılar olmuyor yeniden açtılar. AOÇ içinde yapılan başkanlık sarayı için 'bir tek ağaç kesilmeyecek' dediniz. Bütün ağaçler kesildi. Türkiye Cumhuriyeti Bakanına yalan söylemeyi yakıştırmam. Şimdi saray bitmek üzere ama lojmanlarda oturan orman personeli perişan edildi, yersiz yurtsuz bırakıldı. 5 Ocak'a kadar lojmanları boşaltmak durumunda kaldılar. Orman Mühendisleri Odası'nı vesayet altına alıyor bakan. İhtilal döneminde çıkarılan ve ama o dönem uygulamaya cesaret edemediği düzenlemeyi Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe koydular. Amaç, Oda'yı ele geçirmektir. Ama onları ele geçiremeyeceksiniz. Alıştı ya Bakan kendine şiir döşeyenlere, kendine yakın ve yandaş sendikacı elemanlarına... Talimat vermiş, oda seçimlerini nasıl alırız diye bölge müdürlükleri çalışıyorlar. Ama bütün baskılara rağmen alamayacaksınız" diye konuştu.
MHP Adana Milletvekili Muharrem Varlı, iktidarın bir süre önce maliyeti 3,5 milyar dolar olan 113 eseri hizmete açtığını hatırlatarak, bunlardan birinin orman kulübesi, diğerinin çocukların girmesini önlemek için su kanalının etrafına döşenen korkuluklar olduğunu söyledi.
Vural, "Allah'tan korkun, hizmet yaparken biraz mütevazi olur insan... Müslüman bu kadar şımarık hareket etmez. Reklamla, şatafatla iş yapılmaz. Yaptığınız işi bile o kadar reklamla anlatıyorsunuz ki karşınızdakini tahrik ediyorsunuz. Demirel'in yaptığı barajlarla hala Çukurova sulanıyor. Sanki Keban, Atatürk Barajı, GAP'ı gerçekleştirmiş gibi, çıkıyorsunuz reklamlarla, şatafatla, davullarla zurnalarla anlatıyorsunuz. Yapmayın bunu. Bu eserlerin içindeki tek önemlisi Kahramanmaraş'taki eserdir" dedi.
TBMM Genel Kurulu kürsüsündeki su, "gazlı su" ile değiştirildi. BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, kürsüdeki suyu kastederek, "Bizi o kadar alıştırdınız ki, bu su da gazlı su olsun" dedi. Bunun üzerine kavasa talimat vererek kürsüdeki suyu değiştirttiren TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, "İsteğiniz üzerine gazlı su gönderildi" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, İçişleri Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı'nın 2014 yılı bütçeleri görüşülüyor.
BDP'li Altan Tan, konuşmak için kürsüye gelince, kürsüdeki suyu kastederek, "Bizi o kadar alıştırdınız ki, bu su da gazlı su olsun" dedi.
Bunun üzerine TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, "Dikkate alınacaktır" diyerek, görevli kavası yanında çağırdı ve kürsüdeki suyun değiştirilmesi talimatını verdi.
Kavasın suyu değiştirmesinin ardından Başkanvekili Yakut, Tan'a, "İsteğiniz üzerine gazlı su gönderildi" dedi.
Altan Tan, konuşmasında, "Hükümet neden bu kadar öfkeli. Yüzde 50 oy almış bir iktidar, neden bu kadar güçlü iken şiddetli ve öfkeli? İnsan güçlendikçe daha sakinleşir, olaylara hakim olur, teknik davranır ama bu iktidar böyle değil" ifadelerini kullandı.
Fişlemelere değinen Tan, "Bu kadar vatandaşı niye takip ediyorsunuz? Hiram Abas, Hrant Dink, Uğur Mumcu cinayetinin katili kim, bulunabildi mi? Oralarda bu derin istihbaratlar devreye girmiyor ama yatak odalarına kadar insanlar dinleniyor" diye konuştu.
İstanbul Dolapdere'de rahatça uyuşturucu ve hap satıldığını iddia eden Tan, 'Bu nasıl oluyor? Orada istediğiniz saatte uyuşturucu alabilirsiniz" dedi.
Tan, Diyarbakır ve Batman'da İslami grupların, "polisin aralarına ajan soktuğunu" söylediğini belirterek, "Orada Hizbullah-PKK çatışması tezgahlanıyor" dedi. Bölgenin hassas olduğunu ve buna uygun valilerin atanması gerektiğine işaret eden Tan, "Adana'ya bir vali geldi, evlere şenlik; tarzı, giyimi ile her şeyi ile evlere şenlik" diye konuştu.
BDP'li Tan, kürsüden ayrılırken yanında götürdüğü suyu, "Beraber içelim, inşallah şifa olur" diyerek içti.
BDP Hakkari Milletvekili Adil Zozani, kürsüye geldikten sonra, AK Parti sıralarındaki milletvekili sayısını sayarak, "12 kişi. Bu kadar önemli bir bütçe görüşülüyor ama burada 12 kişi var" dedi.
Orman ve Su İşleri Bakanlığı'nın "HES bakanlığı" olduğunu iddia eden Zozani, Hasankeyf'te yapılacak olan Ilısu Barajı'nın enerji ile hiç bir bağlantısının olmadığını, Gabar ile Cudi arasındaki bağlantıyı kesmek için yapıldığını iddia etti. Zozani, binlerce yıllık tarihin 2-3 yıl içinde yıkılmak istendiğini belirterek, "Tarihi eser mi kalıntı mı istiyorsunuz? Alın size kalıntı diyorlar" sözlerini sarfetti.
BDP Ağrı Milletvekili Halil Aksoy ise Atatürk Orman Çiftliği'nde yüzlerce ağaç kesilerek "AK Saray (Yeni Başbakanlık Binası)" inşa edildiğini öne sürdü.
TBMM Genel Kurulu'nda İçişleri Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bağlı kuruluşların 2014 yılı bütçelerinin görüşmeleri sürüyor.
AK Parti Sinop Milletvekili Mehmet Ersoy, yerel yönetimler alanında dönüşüm yaşandığını belirterek, belediyeler ve il özel idarelerin yetkilerinin genişletildiğini, gelirlerinin artırıldığını, KÖYDES ile kırsal kesimin yol ve içme suyunun karşılanmasına katkı sağlandığını söyledi. İçişleri Bakanlığı'nın nüfus iş ve işlemlerini kolaylaştırdığını kaydeden Ersoy, güvenlik güçlerinin özlük hakları ve çalışma koşullarının iyileştirilmesiyle ilgili düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesini beklediklerini söyledi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Hüseyin Bürge, yerel yönetimlerle ilgili önemli bir düzenlemenin Büyükşehir Yasası ile kendi iktidarları döneminde çıktığını ifade ederek, "AK Parti demek millete hizmet demektir. Halka rağmen yöneticilik hiçbir zaman kabul görmemiştir. Siyasete başarı aldatarak olmaz, anlatarak ve insanları ikna ederek olur. Bizler bu millete inanıyoruz ve onlarla birlikte siyaset yapıyoruz. Onlara hizmetkar olmanın mücadelesini veriyoruz" dedi.
AK Parti Ankara Milletvekili Seyit Sertçelik, Yabancıları Koruma Kanunu ile AK Parti döneminde insan hakları alanında yeni bir adım atıldığını belirterek, yabancıların Türkiye'ye geldikten sonra bürokratik işlemlerinin azaltılacağını söyledi. Sertçelik, geçen hafta Romanya'ya resmi ziyaret gerçekleştirdiklerini anlatarak, "Romanya Sanayi ve Hizmet Komisyonu Başkanı, Türkiye'nin ekonomik imparatorluk haline geldiğini söyledi. Türkiye'nin siyasi ve ekonomik gücü, son zamanlarda dünya ülkeleri tarafından kabul ediliyor. Sizin de Türkiye'nin bu gücünü görme ve kabul etme zamanı gelmiştir" görüşünü ifade etti.
AK Parti Bolu Milletvekili Fehmi Küpçü, kendi iktidarları döneminde orman varlığının ve odun üretiminde artış olduğunu ifade ederek, fidan üretiminin 6 kat arttığını ve en büyük ağaçlandırma seferberliğinin başarıyla tamamlandığını kaydetti.
AK Parti Çankırı Milletvekili Hüseyin Filiz, Çankırı'ya en fazla hizmetin Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından yapıldığını ifade etti. Filiz'in, "Benim için siyasetin anlamı Çankırı'yı bir yere getirmektir, kendimi bir yere getirmek değil. Yoksa niye siyaset yapayım?" sözlerini, AK Parti'lilerin yanı sıra CHP ve MHP milletvekilleri de alkışladı.
AK Parti Karabük Milletvekili Osman Kahveci, orman yangınlarıyla mücadelede Türkiye'nin en başarılı ülke haline geldiğini, ortalama 15-20 dakikada müdahale edildiğini vurguladı. Yanan orman alanlarının da geçmişe göre azaldığını ifade eden Kahveci, komşu ülkelere yardım edebilir, bilgi ve teknoloji ihraç eder haline geldiğini söyledi.
AK Parti Konya Milletvekili Mustafa Akış, Türkiye'de demokratikleşme alanında önemli adımlar atıldığını dile getirerek, şöyle konuştu:
"Çözüm süreci ile Türkiye'nin ayağındaki prangalardan en büyüğü olan terör sorunundan inşallah kurtulunacaktır. Aslolan hak ve özgürlük taleplerinin siyasi zeminde, demokratik kültürde, şiddetin ve silahın dışlandığı ortamda ve siyasetin meşru araçlarla dillendirilmesidir. Ancak bugün karşılaşılan tablo, hükümetin cesur adımları karşısında muhalefetin istismar gayretidir. Çözüm gerçekleştiğinde beslendikleri ve varlık sebepleri olan kaos ortamın ortadan kalkacağından korkanlar, huzur ortamının oluşmaması için her türlü dejenerasyon ve dezenformasyonu yapmaktan çekinmemektedirler. Hala silahın gölgesinde siyaset yapanlar, hala silahın yardımıyla mazlum vatandaşa siyasi tercih dayatanlar; bir provokasyon olduğu apaçık ortada duran ve her seçim öncesi tekrar sahnelenen Yüksekova hadisesini bile ateşe benzer dökme anlayışıyla büyütme gayretinde olmuşlar. Kan ve gözyaşı telkin edenler, bu şekilde siyaset yaptıkları müddetçe başarılı olamayacaklar ve siyasi zeminlerini de kaybedecek. Artık kan ve gözyaşı miadını doldurmuştur."
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ***
İçişleri Bakanlığı ile birlikte Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Göç İdaresi Genel Müdürlüğü'nün; Orman ve Su İşleri Bakanlığı ile birlikte ise Orman Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Meteoroloji Genel Müdürlüğü ve Türkiye Su Enstitüsü'nün de bütçeleri görüşülecek.
Bütçeler üzerinde ilk sözü CHP Grubu adına Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ aldı.
CHP İzmir Milletvekili Musa Çam, birçok olayda polis şiddetiyle öldürüldüğünü belirttiği gençlerin fotoğraflarının yer aldığı, "Neden öldürüldüler" yazılı pankartı kürsünün önüne asarak konuşmasını yaptı.
TBMM Genel Kurulu'nda, İçişleri Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı'nın 2014 yılı bütçeleri görüşülüyor.
CHP Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ, AK Parti'nin kendisi gibi düşünmeyenleri cezalandırdığını ve bunun da gezi olaylarında görüldüğünü iddia etti.
Muğla'ya giden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a steril bir ortam yaratmak için, onlarca kişinin keyfi olarak gözaltına alındığını, valilik kararıyla Muğla'nın açık hava hapishanesine dönüştürüldüğünü savunan Serindağ, bakanlık ve valilerin, Başbakan'ın her sözünü kanun gibi algıladığını ileri sürdü.
Serindağ, hangi valinin cemaate, hangi valinin başka gruplara ait olduğunun tartışılmasının ülke adına üzüntü verici olduğunu söyledi.
Türkiye İstatistik Kurumu'nun diyanetle birlikte yürüttüğü anket çalışmasıyla insanların fişlendiğini iddia eden Serindağ, "Fişlemelerle insanları teslim alamazsınız. Milyonlarca insanın sokağa çıktığı gezi olayları bunu göstermiştir. Gezi protestoları Hükümetin kimyasını bozmuştur" dedi.
CHP Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu, Başbakan Erdoğan'ın sürekli olarak, "İşte bizim farkımız bu" dediğini anımsatarak, şunları kaydetti:
"12 yılda 300 polis intihar etti. Bakanlık olarak bunun üzerine gideceğinize, kurban keserek bunu önlemeye çalıştınız, işte sizin farkınız bu. Kabataş iskelesindeki olayda yaşandığı iddia edilen olayda görüntüleri İstanbul'un mutlu valisi bile bulamadı, işte sizin farkınız bu. Özel güvenlik sayısı 700 bini aştı, askerden fazla, işte sizin farkınız bu. Emniyet bütçesi 16 kat, polis şiddeti bin kat arttı, işte sizin farkınız bu. 2020 olimpiyatlarının kaybedilmesini gezi olaylarına bağladınız ya, işte sizin farkınız bu.
Kahpe Bizans, gavur İzmir, yaralı Eskişehir, Cumhuriyetin Başkenti ve devrimin kalbi Ankara, tomalı hilmi, Kenedy Caddesi, Dikmen, Gazi Mahallesi, Tuzluçayır, Karşıyaka, Göztepe, Gündoğdu, Kadıköy, Yatağan, Kemerköy ve Yeniköy işçileri, Muğla, Hatay, Gaziantep, Şanlıurfa, Samsun, Trabzon, Zonguldak, Antalya, gezi çocukları, gazi ODTÜ, her devirde isyankar, yurtsever mülkiyeliler, bütün üniversiteliler, her şeye karşı çarşı ve adını sayamadığım her bir yer; kısaca çapulcular, meşruiyetini yitirmiş bir iktidara karşı halkın direniş hakkını 250 yıl sonra yeniden dünya tarihine yazdırdınız ya, işte sizin farkınız bu. Bütün çapulcuları kutluyorum."
CHP'li Musa Çam, birçok olayda polis şiddetiyle öldürüldüğünü belirttiği gençlerin fotoğraflarının yer aldığı, "Neden öldürüldüler" yazılı pankartı kürsünün önüne asarak konuşmasını yaptı.
İçişleri Bakanlığı bütçesindeki harcamaların hiçbirisini denetleyemediklerini savunan Çam, "Hesap vermeyen Hükümet, hesap sormaya devam ediyor" dedi.
Çam, Başbakan Erdoğan'ın partisinin İzmir Büyükşenir Belediye Başkanı adayı olarak Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım'ı açıkladığını anımsatarak, "2011'den beri İzmir'e özel ambargo uygulanıyor, İzmir'in projelerine, gelişmesine ket vuruluyor. İzmir'deki seçim Aziz Kocaoğlu ile Binali Yıldırım arasında değil. Başbakan İzmir'e "gavur İzmir" diyor, bürokratı Diyanet İşleri Başkanı İzmir için 'irfanı olmayan bir kenttir' diyor, İzmir'e çamur atıyor. İzmir'li bunun hesabını 30 martta görecek. İzmir, çağdaş, laik ve Atatürkçü bir kent olarak sonuna kadar mücadelesini sürdürecek" diye konuştu.
İzmir'e Diyarbakır Valisinin atandığını belirten Çam, "Valinin Erzincan'lı olduğunu öğrendik. Binali Yıldırım orada ciddi bir örgütlenme yapıyor. Bu seçimlerle ilgili ciddi endişeler ve kaygılar duymaktayım. Mülki idare amirliğinin baskısı ve sandık sorumluları ile ilgili ciddi kaygılar taşıyorum" sözlerini sarfetti.
Kürsünün önüne astığı pankartı İçişleri Bakanı Muammer Güler'e gösteren Çam, şöyle konuştu:
"Bu resimler, sizin bakan olduğunuz bir dönemde 24 Ocaktan bugüne kadar öldürülen çocuklar. Bunlara iyi bakın; siz de biz de bir babayız. Bu çocukların annelerinin, babalarının ne büyük acılar, ızdıraplar çektiğini tahmin edebilirsiniz. Hepimiz, hepiniz elinizi vicdanınıza koyalım. Bu çocuklar neden öldürüldü, Taksim'deki, gezi parkındaki 3 ağaç için gerek var mıydı? Brezilya'da otobüse yapılan zam nedeniyle milyonlarca insan sokaklara döküldü. Brezilya'nın kadın devlet başkanı, 'gençlerimizi kutluyorum, mesajı aldık gereken yapılacak, şimdi eve dönme zamanı' dedi. Bizim Başbakan ise 'talimatı verdim, gereken yapılacak' dedi. İşte gereken yapıldı ve ve bu arkadaşlar öldürüldü. Bunun vebali, sorumlusu Başbakan ve sizsiniz."
MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan, iktidarın teknolojisinin herkesi her yerde dinlemeye yetmeyeceğini belirterek, "insanların mahremine saldırmayı bırakın" dedi.
Erdoğan, TBMM Genel Kurulu'nda İçişleri Bakanlığı bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, iktidarın çeşitli nedenlerle toplumu gerdiğini, gelir dağılımının bozulduğunu, hiçbir dönemde olmadığı kadar insanların takip edildiklerine ve telefonlarının dinlendiğine inandığını savundu.
"Sizin teknolojiniz herkesi, her zaman dinlemeye asla etmez. İnsanların mahremine saldırmayı bırakın" diyen Erdoğan, herkesi çeşitli yollarla baskı altında tutan iktidarın, uyuşturucu tacirlerini, kaçakçıları, teröristleri yakalamakta güçlük çektiğini savunarak, polisiye ve ceza tedbirleri birlikte ele alınarak toplumun korunması gerektiğini söyledi.
Hükümet'in Türkiye'ye gelen Suriyelilerle ilgili güvenlik zafiyetinin farkında olup olmadığını soran Erdoğan, bunlara vatandaşlık verilip verilmediğini, seçimlerde oy kullanıp kullanmayacakları konusunda bilgi istedi. Özel güvenlik personeli sayısının polis sayısını geçtiğini belirten Erdoğan, yeni bir sosyal yara olmadan konunun masaya yatırılıp ciddi önlemler alınması gereğini kaydetti.
Erdoğan, "Çözüm sürecinde her şey güzel olacaksa bu kadar gencin dağa çıkarılmasının gerekçesi nedir, bu gençler dağda çiçek mi toplayacak? her şey güllük gülistanlık hale geldiyse Kandil'deki yılanbaşı niye ikide bir tehdit ediyor? Biz bu ülkeyi yılbaşı hediyesi olarak almadık" dedi.
MHP Elazığ Milletvekili Enver Erdem, 250 bini bulan Emniyet ve 60 bin Jandarma personelinin sorunları olduğunu belirterek. bunların çözülmesi yerine sürekli ertelenmesinin sorunları devası ve içinden çıkılamaz boyuta getirdiğini savundu.
Erdem, çözüm sürecinin devletin çözülmesi, milletin dağılması sonucunu çıkaracağını, Emniyet güçlerinin bölgede operasyon yapmak bir yana görevini bile yapamadığını, terör örgütünün ise paralel devlet yapılanmasıyla bölgeyi idare ettiğini ileri sürdü. İçişleri Bakanı ve diğer yetkililerin "paralel devlete izin vermeyiz sözünün havada kaldığını, PKK'nın kurallarının yürürlükte olduğu bölge oluştuğunu ileri süren Erdem, "Bu masum süreç değildir. Bu süreç devlet içinden başka devlet, millet içinden başka millet, bayrak içinde başka bayrak, vatan içinden başka vatan çıkarmadır. Diyarbakır rezaleti sırasında resmen adı konulan ve faturasını millet olarak hep birlikte çekeceğimiz utanç vesikasının adıdır. Gaflet içindesiniz. Ülkenin milli eğitimini de bölerek son darbeyi vurma telaşındasınız. Oslo'da verilen sözlerin birer birer hayata geçirildiğini görüyoruz" diye konuştu.
MHP Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz, Orman ve Su İşleri Bakanlığı bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, Sayıştay raporlarına işaret ederek, denetim raporlarının gelmemesi nedeniyle bütçenin nasıl konuşulacağını sordu.
Yılmaz, "Su Üretimi Genel Müdürlüğü'nde 1,5 trilyon liraya verilen ihale, iptal edilerek 2,5 trilyon liraya verildiği ve kamunun bu yolla zarara uğratıldığına ilişkin denetim var mıdır? Su Üretim Genel Müdürünüz her hafta sonu 70 olurla uçakla evinin bulunduğu İstanbul'a gidiyor mu? Ben birtakım iddiaları gündeme getirdiğim için Orman Bakanlığı Müsteşarı 10 bin liralık tazminat davası açmış. Ben bunu vermeye hazırım, yeter ki kamunun malına zarar gelmesin. Bakan yanıt versin; 10 trilyon liralık zimmete para geçirme Bakanlığınızda oldu mu, olmadı mı? 10 trilyonluk zimmet işinde genel müdürünü harcama yetkilisi olarak imzası var. Burada ihmal vardır, 10 trilyonluk yolsuzluk var. Siz ormanda iki ağaç kesildi diye tarladaki işçiden başlayarak bölge müdürüne kadar soruşturma açıp mahkemeye veriyorsunuz. Burada ihmali görmeyen genel müdürü müsteşar yapamazsınız" diye konuştu.
Kendisiyle ilgili olarak sürekli müfettiş gönderildiğini belirten Yılmaz, Orman ve Su işleri Bakanı Veysel Eroğlu'nun "bölge müdürü olduğunuz için..." demesi üzerine, "Gelibolu'da tarihi milli park simülasyon bölgesinde şehitlerimizin hatırası olan yerde, siz kitabınızda yolsuzluğu belirtiyorsunuz. Bu yüce divanlıktır. Sizi Yüce Divan'a göndereceğim, orada hesap vereceksiniz. Hazırlanan kitapta müsteşar yardımcısı itiraf ediyor. Her şeye müfettiş gönderiyorsunuz, buna niye göndermiyorsunuz? Denetim unsurlarını saklarsanız, biz bunlara hafiye gibi, dedektif gibi ulaşmaya çalışacağız" görüşünü savundu.
Bakan Eroğlu'nun "Orman Bakanlığı'nın tarihini kendisiyle başlattığını" belirten Yılmaz, "Fidanlıkları niye kapattınız? Fidanlıkları kapattılar, baktılar olmuyor yeniden açtılar. AOÇ içinde yapılan başkanlık sarayı için 'bir tek ağaç kesilmeyecek' dediniz. Bütün ağaçler kesildi. Türkiye Cumhuriyeti Bakanına yalan söylemeyi yakıştırmam. Şimdi saray bitmek üzere ama lojmanlarda oturan orman personeli perişan edildi, yersiz yurtsuz bırakıldı. 5 Ocak'a kadar lojmanları boşaltmak durumunda kaldılar. Orman Mühendisleri Odası'nı vesayet altına alıyor bakan. İhtilal döneminde çıkarılan ve ama o dönem uygulamaya cesaret edemediği düzenlemeyi Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe koydular. Amaç, Oda'yı ele geçirmektir. Ama onları ele geçiremeyeceksiniz. Alıştı ya Bakan kendine şiir döşeyenlere, kendine yakın ve yandaş sendikacı elemanlarına... Talimat vermiş, oda seçimlerini nasıl alırız diye bölge müdürlükleri çalışıyorlar. Ama bütün baskılara rağmen alamayacaksınız" diye konuştu.
MHP Adana Milletvekili Muharrem Varlı, iktidarın bir süre önce maliyeti 3,5 milyar dolar olan 113 eseri hizmete açtığını hatırlatarak, bunlardan birinin orman kulübesi, diğerinin çocukların girmesini önlemek için su kanalının etrafına döşenen korkuluklar olduğunu söyledi.
Vural, "Allah'tan korkun, hizmet yaparken biraz mütevazi olur insan... Müslüman bu kadar şımarık hareket etmez. Reklamla, şatafatla iş yapılmaz. Yaptığınız işi bile o kadar reklamla anlatıyorsunuz ki karşınızdakini tahrik ediyorsunuz. Demirel'in yaptığı barajlarla hala Çukurova sulanıyor. Sanki Keban, Atatürk Barajı, GAP'ı gerçekleştirmiş gibi, çıkıyorsunuz reklamlarla, şatafatla, davullarla zurnalarla anlatıyorsunuz. Yapmayın bunu. Bu eserlerin içindeki tek önemlisi Kahramanmaraş'taki eserdir" dedi.
TBMM Genel Kurulu kürsüsündeki su, "gazlı su" ile değiştirildi. BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, kürsüdeki suyu kastederek, "Bizi o kadar alıştırdınız ki, bu su da gazlı su olsun" dedi. Bunun üzerine kavasa talimat vererek kürsüdeki suyu değiştirttiren TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, "İsteğiniz üzerine gazlı su gönderildi" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, İçişleri Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı'nın 2014 yılı bütçeleri görüşülüyor.
BDP'li Altan Tan, konuşmak için kürsüye gelince, kürsüdeki suyu kastederek, "Bizi o kadar alıştırdınız ki, bu su da gazlı su olsun" dedi.
Bunun üzerine TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, "Dikkate alınacaktır" diyerek, görevli kavası yanında çağırdı ve kürsüdeki suyun değiştirilmesi talimatını verdi.
Kavasın suyu değiştirmesinin ardından Başkanvekili Yakut, Tan'a, "İsteğiniz üzerine gazlı su gönderildi" dedi.
Altan Tan, konuşmasında, "Hükümet neden bu kadar öfkeli. Yüzde 50 oy almış bir iktidar, neden bu kadar güçlü iken şiddetli ve öfkeli? İnsan güçlendikçe daha sakinleşir, olaylara hakim olur, teknik davranır ama bu iktidar böyle değil" ifadelerini kullandı.
Fişlemelere değinen Tan, "Bu kadar vatandaşı niye takip ediyorsunuz? Hiram Abas, Hrant Dink, Uğur Mumcu cinayetinin katili kim, bulunabildi mi? Oralarda bu derin istihbaratlar devreye girmiyor ama yatak odalarına kadar insanlar dinleniyor" diye konuştu.
İstanbul Dolapdere'de rahatça uyuşturucu ve hap satıldığını iddia eden Tan, 'Bu nasıl oluyor? Orada istediğiniz saatte uyuşturucu alabilirsiniz" dedi.
Tan, Diyarbakır ve Batman'da İslami grupların, "polisin aralarına ajan soktuğunu" söylediğini belirterek, "Orada Hizbullah-PKK çatışması tezgahlanıyor" dedi. Bölgenin hassas olduğunu ve buna uygun valilerin atanması gerektiğine işaret eden Tan, "Adana'ya bir vali geldi, evlere şenlik; tarzı, giyimi ile her şeyi ile evlere şenlik" diye konuştu.
BDP'li Tan, kürsüden ayrılırken yanında götürdüğü suyu, "Beraber içelim, inşallah şifa olur" diyerek içti.
BDP Hakkari Milletvekili Adil Zozani, kürsüye geldikten sonra, AK Parti sıralarındaki milletvekili sayısını sayarak, "12 kişi. Bu kadar önemli bir bütçe görüşülüyor ama burada 12 kişi var" dedi.
Orman ve Su İşleri Bakanlığı'nın "HES bakanlığı" olduğunu iddia eden Zozani, Hasankeyf'te yapılacak olan Ilısu Barajı'nın enerji ile hiç bir bağlantısının olmadığını, Gabar ile Cudi arasındaki bağlantıyı kesmek için yapıldığını iddia etti. Zozani, binlerce yıllık tarihin 2-3 yıl içinde yıkılmak istendiğini belirterek, "Tarihi eser mi kalıntı mı istiyorsunuz? Alın size kalıntı diyorlar" sözlerini sarfetti.
BDP Ağrı Milletvekili Halil Aksoy ise Atatürk Orman Çiftliği'nde yüzlerce ağaç kesilerek "AK Saray (Yeni Başbakanlık Binası)" inşa edildiğini öne sürdü.
TBMM Genel Kurulu'nda İçişleri Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bağlı kuruluşların 2014 yılı bütçelerinin görüşmeleri sürüyor.
AK Parti Sinop Milletvekili Mehmet Ersoy, yerel yönetimler alanında dönüşüm yaşandığını belirterek, belediyeler ve il özel idarelerin yetkilerinin genişletildiğini, gelirlerinin artırıldığını, KÖYDES ile kırsal kesimin yol ve içme suyunun karşılanmasına katkı sağlandığını söyledi. İçişleri Bakanlığı'nın nüfus iş ve işlemlerini kolaylaştırdığını kaydeden Ersoy, güvenlik güçlerinin özlük hakları ve çalışma koşullarının iyileştirilmesiyle ilgili düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesini beklediklerini söyledi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Hüseyin Bürge, yerel yönetimlerle ilgili önemli bir düzenlemenin Büyükşehir Yasası ile kendi iktidarları döneminde çıktığını ifade ederek, "AK Parti demek millete hizmet demektir. Halka rağmen yöneticilik hiçbir zaman kabul görmemiştir. Siyasete başarı aldatarak olmaz, anlatarak ve insanları ikna ederek olur. Bizler bu millete inanıyoruz ve onlarla birlikte siyaset yapıyoruz. Onlara hizmetkar olmanın mücadelesini veriyoruz" dedi.
AK Parti Ankara Milletvekili Seyit Sertçelik, Yabancıları Koruma Kanunu ile AK Parti döneminde insan hakları alanında yeni bir adım atıldığını belirterek, yabancıların Türkiye'ye geldikten sonra bürokratik işlemlerinin azaltılacağını söyledi. Sertçelik, geçen hafta Romanya'ya resmi ziyaret gerçekleştirdiklerini anlatarak, "Romanya Sanayi ve Hizmet Komisyonu Başkanı, Türkiye'nin ekonomik imparatorluk haline geldiğini söyledi. Türkiye'nin siyasi ve ekonomik gücü, son zamanlarda dünya ülkeleri tarafından kabul ediliyor. Sizin de Türkiye'nin bu gücünü görme ve kabul etme zamanı gelmiştir" görüşünü ifade etti.
AK Parti Bolu Milletvekili Fehmi Küpçü, kendi iktidarları döneminde orman varlığının ve odun üretiminde artış olduğunu ifade ederek, fidan üretiminin 6 kat arttığını ve en büyük ağaçlandırma seferberliğinin başarıyla tamamlandığını kaydetti.
AK Parti Çankırı Milletvekili Hüseyin Filiz, Çankırı'ya en fazla hizmetin Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından yapıldığını ifade etti. Filiz'in, "Benim için siyasetin anlamı Çankırı'yı bir yere getirmektir, kendimi bir yere getirmek değil. Yoksa niye siyaset yapayım?" sözlerini, AK Parti'lilerin yanı sıra CHP ve MHP milletvekilleri de alkışladı.
AK Parti Karabük Milletvekili Osman Kahveci, orman yangınlarıyla mücadelede Türkiye'nin en başarılı ülke haline geldiğini, ortalama 15-20 dakikada müdahale edildiğini vurguladı. Yanan orman alanlarının da geçmişe göre azaldığını ifade eden Kahveci, komşu ülkelere yardım edebilir, bilgi ve teknoloji ihraç eder haline geldiğini söyledi.
AK Parti Konya Milletvekili Mustafa Akış, Türkiye'de demokratikleşme alanında önemli adımlar atıldığını dile getirerek, şöyle konuştu:
"Çözüm süreci ile Türkiye'nin ayağındaki prangalardan en büyüğü olan terör sorunundan inşallah kurtulunacaktır. Aslolan hak ve özgürlük taleplerinin siyasi zeminde, demokratik kültürde, şiddetin ve silahın dışlandığı ortamda ve siyasetin meşru araçlarla dillendirilmesidir. Ancak bugün karşılaşılan tablo, hükümetin cesur adımları karşısında muhalefetin istismar gayretidir. Çözüm gerçekleştiğinde beslendikleri ve varlık sebepleri olan kaos ortamın ortadan kalkacağından korkanlar, huzur ortamının oluşmaması için her türlü dejenerasyon ve dezenformasyonu yapmaktan çekinmemektedirler. Hala silahın gölgesinde siyaset yapanlar, hala silahın yardımıyla mazlum vatandaşa siyasi tercih dayatanlar; bir provokasyon olduğu apaçık ortada duran ve her seçim öncesi tekrar sahnelenen Yüksekova hadisesini bile ateşe benzer dökme anlayışıyla büyütme gayretinde olmuşlar. Kan ve gözyaşı telkin edenler, bu şekilde siyaset yaptıkları müddetçe başarılı olamayacaklar ve siyasi zeminlerini de kaybedecek. Artık kan ve gözyaşı miadını doldurmuştur."
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ***
