2014-06-04 - 15:01
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Sadık Yakut'un başkanlığında toplandı. TBMM Genel Kurulu'nda, yargı paketi olarak bilinen Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Tasarı'nın ilk 5 maddesi kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Sadık Yakut'un başkanlığında toplandı.
CHP Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz, TBMM Genel Kurulu kürsüsünden geri dönüşümden üretilen ürünleri gösterdi.
Gündemdışı söz alan HDP Mardin Milletvekili Erol Dora, İnsan Hakları Derneği'nin verilerine göre Türkiye'de 940 civarında gözaltında kayıp vakası tespit edildiğini ve bunların yarısından fazlasının akıbetine halen ulaşılamadığını iddia etti.
Gözaltında kaybetmenin insanlığa karşı suç olduğunu ifade eden Dora, "Bu suçun etkili soruşturulabilmesi ile ilgili BM sözleşmesinin bir an önce onaylanması ve yürürlüğe girmesi gerekmektedir" dedi.
CHP Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz da seçim bölgesinde geri dönüşüm sektörünün sorunlarını anlattı. Yılmaz, kürsüden pet şişeden üretilen ürünleri gösterdi.
AK Parti Malatya Milletvekili Mustafa Şahin de Malatya'ya yapılan yatırımlar hakkında söz aldı.
CHP İstanbul Milletvekili İhsan Özkes'in AK Parti'li milletvekillerine yönelik sözleri TBMM Genel Kurul'nda tartışmaya yol açtı.
Özkes, MHP'nin 30 Mart 2014'de yapılan mahalli idareler seçimlerindeki aksaklıklar ve usulsüzlüklerin tespitine ilişkin araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisine ilişkin söz aldı. Seçimlerin bittiğini ancak üzerindeki şaibelerin halen konuşulduğunu belirten Özkes, kürsüden bir fotoğraf göstererek, "Sayın bakan caminin balkonunda ne yapıyor. Allah'ın evi ama AKP'nin siyasi bürosu olmuş. Seçim propaganda yeri olmuş. Bunun gibi yüzlerce örnek var. Sizde Allah korkusu yok mu Allah aşkına ya. Allah sizi çarpacak arkadaşlar, çarptı zaten de. İnanın Allah size öyle sille indirecek ki ne yapacağınızı, ne edeceğinizi şaşıracaksınız" dedi.
Özkes, Üsküdar seçimlerinde tam bir kanunsuzluğun söz konusu olduğunu ve seçilme hakkının elinden alındığını iddia etti.
Üsküdarlılara teşekkür eden Özkes, "Onların oylarını çaldınız. O hırsızlığını bedelini ahirette ödeyeceksiniz inşallah. Hakkım haram olsun, Allah yedirtmesin size" ifadesi üzerine AK Parti sıralarından itirazlar geldi.
Özkes, Başbakan'ın Bursa mitinginde kendisini hedef alarak, "müftü müsveddesi" dediğini belirterek, "Bursa ile Üsküdar'ın arasında yüzlerce kilometre var. Aklı fikri Üsküdar, aklı fikri müftüler almış. Bana diyor ki müftü müsveddesi" ifadelerini kullandı.
Bunun üzerine bazı AK Parti'li vekiller "Aynen öyle" demesi üzerine, CHP'li milletvekilleri de "ayıp, ayıp" karşılığını verdi.
Özkes süresinin bitmesine rağmen konuşmasına devam ederek, 7 yıl Üsküdar'da müftülük yaptığını anımsattı. Özkes, "Ben nasıl müsvedde oluyorum. Başbakan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanıyken 'ben İstanbul'un imamıyım' dedi. Bir gün imamlığı yok. 'Her cuma bir ayet sallıyorum' denilecek, Türkiye Cumhuriyeti hudutları içerisinde buna ses çıkmıyor. 7 yıl müftülük yapıyorum, 'müsvedde' dediniz. Allah kahretsin sizi" şeklindeki sözleri tartışmaya yol açtı.
Bu arada CHP'li bazı milletvekilleri kürsüde bulunan Özkes'in yanına gitti. AK Parti'li bazı vekillerin de kürsüye gelmesi ile milletvekilleri arasında sözlü tartışma yaşandı. CHP Grup Başkanvekili Engin Altay ve Eskişehir Milletvekili Süheyl Batum ile bazı AK Parti'li vekillerin araya girmesiyle milletvekilleri sakinleştirildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin, tarım alanlarındaki kuraklık ve bazı yerlerdeki don afeti zararlarının tespiti için verilen araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisi kabul edilmedi.
CHP, Danışma Kurulu'nda uzlaşma sağlanamadığı için araştırma önergesinin görüşülmesini, grup önerisi olarak Genel Kurul'a getirdi.
CHP Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu, küresel ısınmanın etkilerinin son yıllarda Türkiye'de de etkilerini göstermeye başladığını söyledi. Karaahmetoğlu, yağış miktarının geçen yıla göre yüzde 37,5 azaldığını ifade etti.
Karaahmetoğlu, mart ayındaki donun, Malatya'da kayısıyı, Karadeniz'de fındığı vurduğunu, fındıkta yüzde 40'ı aşan, kayısıda yüzde 90'lara varan zarar meydana geldiğini belirtti.
MHP Adana Milletvekili Muharrem Varlı da grup önerisi lehinde yaptığı konuşmada, tarımsal kuraklıktan dolayı Türkiye'nin buğday kaybına uğrayacağını belirtti. Varlı, Çukurova'da verimli arazilerde ortalama 600 kilogram buğday alınırken bunun yarı yarıya düştüğünü ifade etti.
Öneri aleyhinde söz alan AK Parti Hatay Milletvekili Mehmet Öntürk, tarımsal sigorta yapılmasının önemine işaret ederek, bu konuda çiftçilerin daha hassas davranması gerektiğini kaydetti. Öntürk, özellikle dona karşı teknolojik aletler kullanılarak üreticinin bu afetten mümkün olduğunca az zarar görmesinin sağlanması gerektiğini kaydetti.
Öntürk, çevreye çok dikkat etmeleri, sahip çıkmaları ve çevre kirliliğinin önlenmesi için her türlü gayreti göstermeleri gerektiğini belirtti.
AK Parti Isparta Milletvekili Recep Özel de öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, kuraklık ve çiçekten önceki donun da risk kapsama alınarak, ödemelerin bu şekilde yapılması gerektiğini dile getirdi.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada, CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
Genel Kurul'da, HDP'nin, Mardin'in Derik ve Kızıltepe ilçelerindeki çiftçilerin kuyu aboneliği olmamasına rağmen kaçak/usulsüz elektrik kullanımıyla ilgili düzenlenen elektrik borçlarına ilişkin araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisi de reddedildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, yargı paketi olarak bilinen Türk Ceza Kanunu (TCK) ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Tasarı'nın görüşmelerine başlandı.
Tasarının tümü üzerinde CHP Grubu adına söz alan Muğla Milletvekili Ömer Süha Aldan, bu yargı paketinde, yargıda önemli yapısal değişiklikler olduğu gibi kişisel düzenlemelerin de bulunduğunu iddia ederek, "Buradaki 99 maddenin hemen hemen çok azı ihdas edilen maddeler, büyük bir çoğunluğu mevcut yasalarda değişiklik içeriyor. Artık, TBMM adeta bir yasa tamir atölyesi haline getirilmiştir. Bizim işimiz gücümüz yap boz tahtası haline dönüştürülen yasaları bir kez daha değiştirmektir" dedi.
Bu tasarının kamuoyunun gündemine kadına ve çocuklara şiddete yönelik ceza artırımı gerekçesiyle geldiğini ancak kadına şiddete yönelik olarak bu yasada hiçbir düzenlemenin bulunmadığını savunan Aldan, cinsel saldırılara ilişkin olarak da ceza artırımı yapıldığını anımsattı.
Aldan, burada "suça itilen çocuk" kavramının gözardı edildiğini belirterek, insanları suça iten toplumsal , sosyolojik, ekonomik, kültürel nedenler bulunduğunu, bunlarla mücadelenin bir tarafa bırakılıp cezaların artırılarak suçtan caydırıcılığın sağlanamayacağını söyledi.
HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan da "Türkiye'de anayasayı ihlal etmenin cezası nedir?" diye sorarak, "Eğer bunun bir ölçüsü olsaydı bu ülkede herkes dinlenmezdi. Hangi anayasada 'dinleyebilirsiniz' diye yazıyor. Hangi ülkenin anayasasında, yasasında 'şantaj kasetleri çıkarın, siyasete müdahale edin' diye yazıyor. Şantaj kasetlerinin ahlakını sorgulamayanlar çocukların cinsel tacizinde koruyucu olamazlar, kadın cinayetlerinde koruyucu olamazlar. Adaleti bu ülkede sağlayamazlar" diye konuştu.
Cezaların artırıldığına dikkati çeken Kaplan, "Suçları önleyebilir misiniz? Zaten cezalar var. Bu cezaları gerekirse artırırsınız ama bir ülkede suçu önleyici tedbirleri geliştirmelisiniz" dedi.
Kadın cinayetleri konusunda Türkiye'nin dünya rekoruna gittiğini ileri süren Kaplan, şöyle devam etti:
"(Suç takibi, suç önlenmesi, kriminal, polisin enformasyonu) diye birşey vardır. Siz polisi aldınız, Taksim Meydanı'na dolduruyorsunuz 30 bin, 40 bin polisi, 80 TOMA'yı, zırhlarınızı, araçlarınızı. 'Muhalefeti nasıl susturacağım' diye. Sizin başka bir anlayışınız yok mu? Taksim Meydanı'nda 50 bin polis koyup 1 Mayıs'ı kutlamasın diye insanlar saldırtacağınıza, gönderin bu sapıkların, bu tecavüzcülerin, bu katillerin peşinde dolaşsın. Ne muhalefetin peşine takıyorsunuz, sendikaların peşine takıyorsunuz."
"Bu ülkede adalet yok" diyen Kaplan, "İsyan halindeyim. 30 yıl ceza avukatlığı yaptım. Hala geliyorum uyutma paketlerine. Bıktım artık bunlarla ilgili konuşmaktan. 3 tane yargıcı koruyacaksın, 4 tane Danıştay üyesini sallayacaksın o tarafa, onun yerine paralel diye oraya çekeceksin. Böyle bir yargı anlayışı olur mu, böyle bir hukuk olur mu? Barosuna düşman, avukatına düşman, avukatını döven..." ifadelerini kullandı.
Kaplan, HDP olarak adaletin sesi olacaklarını ifade ederek, "Cumhurbaşkanı seçimi bizim için adaletin sesi olacak, adaleti arayacağız. Adaleti temsil edecek biri köşkte oturacak. 'Adalet' diyeceğiz. Meydanlarda haykıracağız. Bu olmadan insanlık olmaz" diye konuştu.
MHP İstanbul Milletvekili Murat Başesgioğlu, terör örgütünün kaçırdığı çocuklara değinerek, bu işle mücadele tarzının son derece enteresan olduğunu belirtti. Başesgioğlu, şunları söyledi:
"Hükümet sivil toplum örgütü değildir. Sivil toplum örgütleri partilere giderler, ricada bulunurlar. Hükümet dert yanma yeri değildir. Hükümet bu kaçırılan çocukları analarına kavuşturmakla sorumludur. Millet onun için oy vermiştir. Aman bir şey yaparsak sözde açılıma zarar gelir. Oradaki kamu görevlileri de bu haleti ruhiye içerisindeler. Hükümetin bu acziyetini kabul etmek mümkün değil."
Başesgioğlu, açılım sürecine karşı olduklarını ifade ederek, "Bu sürece kökten karşıyız, inanmıyoruz, refah getirmeyecek, mutluluk getirmeyecek. Aksine bizi birbirimizden bölecek, parçalayacak bir süreç" dedi.
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, cezaevlerinde 152 bin 212 tutuklu, hükümlü ve hüküm özlü bulunduğunu belirterek, "Cezaevlerinde uyuşturucuyla ilgili olarak da 7 bin 52 tutuklu, 20 bin 702 hükümlü var" dedi.
Bozdağ, TBMM Genel Kurulu'nda, yargı paketi olarak bilinen Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Tasarı'nın tümü üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Cezaevlerinde 20 bin 736 tutuklu, 11 bin 410 hüküm özlü, 120 bin 66 hükümlü olmak üzere toplam 152 bin 212 kişinin bulunduğunu bildiren Bozdağ, uyuşturucuyla ilgili olarak da 7 bin 52 tutuklu, 20 bin 702 hükümlünün cezaevinde olduğunu kaydetti.
Bozdağ, ivedi yargılamanın yargılamayı ortadan kaldırdığına yönelik bir algının yaratıldığına dikkati çekerek, bunun yanlış olduğunu vurguladı. Bozdağ, konunun idari yargıya taşınabildiğini, bölge idare mahkemesine gitmesi gereken, Danıştay'a gitmesi gereken hususun gidebildiğini söyledi. Usulde değişiklik değil, hızlandırma olduğunu dile getiren Bozdağ, buna da ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.
Türkiye'de bir çok iş yapıldığını, bütçesi ayrılıp, planı, programının yapıldığını dile getiren Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ama idari yargıya gidiyor. Yargı uzadığı için yatırımlar zamanında yapılamıyor, işler bitmiyor. Toplum, ülke açısından mahrumiyetler ortaya çıkıyor. Geçmişte özelleştirmeler yapılmış, burayı satın alanlar yatırım yapmışlar, özelleştirme için verdiği paralardan daha çok para harcamışlar. Aradan 5,6,8 yıl geçiyor, Danıştay, özelleştirmenin iptaline karar veriyor. Biz ne yapacağız? Alan kişi dünya kadar yatırım yapmış. Biz bu işlemi iptal etmek durumundayız. İptal etsek devletin üzerine gelen yük, ayrı bir noktaya gidiyor. İptal etmesen ortada mahkeme kararı var. Eğer yargılama vaktinde bitseydi o zaman bu haksızlıkların, bu mahrumiyetlerin hiçbiri ortaya çıkmayacaktı. Türkiye'de maalesef mahkeme kararını hukuken ve fiilen yerine getiremediğimiz olaylar var, mahkemelerin iptal kararı var. Yargı denetimini yapsın ama ülkenin menfaatini ilgilendiren bu konuları ivedi yapsın. Yoksa, yargı denetiminden kaçıralım, yolsuzluk yapılsın da üzeri örtülsün asla değil. Yolsuzluk varsa ceza hukuku zaten devreye girecektir. Herkesin hakkını koruyan bir durum var. Kaçan, göçen, kaçırılan, göçürülen herhangi bir şey yok."
Bozdağ, CHP İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün, kardeşinin Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdür Yardımcılığı'ndan yüksek müşavirliğe atandığına yönelik sözlerine yanıt verdi. Bozdağ, kardeşinin hukuk fakültesi mezunu olduğunu, 28 Şubat sürecinde hakimlik savcılık sınavını kazandığını, o günden bugüne meslekte olduğunu söyledi.
Kardeşine torpil yapmış bir noktaya getirilmesinden üzüleceğini dile getiren Bozdağ, kardeşinin, çok çalışkan, zeki, başarılı olduğunu anlattı.
Bozdağ, bakan olduğunda kardeşini kendisinin görevden aldığını kaydederek, kardeşine aktif görev vermesi halinde, "Niye genel müdür, müsteşar, müsteşar yardımcısı yaptınız" denileceğini ifade etti.
Bakan olduktan sonra kardeşini pasif göreve aldığını, Adalet Bakanlığı'nda yüksek müşavirlik görevinin kızak görev olduğunu anımsatan Bozdağ, "Kardeşimi kızağa çektim, etik olmuyor, doğrusunu yapmak için yaptım. Takdir beklerken, kardeşinize kıyak yaptınız diye eleştiri aldığım için üzüldüm. Kardeşimle iftihar ediyorum, daha büyük görevleri hak ediyor. Kardeşi bakan olduğu için göreve maalesef göreve gelemiyor, o da onun kaderi" diye konuştu.
Bozdağ, iktidarları döneminde 236 cezaevi kapattıklarını, bu yıl 48 cezaevinin açılacağını bildirdi.
TBMM Genel Kurulu'nda, yargı paketi olarak bilinen Türk Ceza Kanunu (TCK) ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Tasarı'nın birinci bölümünün görüşmelerine başlandı.
Birinci bölüm üzerinde MHP Grubu adına söz alan Isparta Milletvekili Nevzat Korkmaz, AK Parti'nin elinin bir türlü yargının içinden çıkmadığını, yargıda takıldığı, hoşlanmadığı kararları Meclis'te yasalar çıkarak, yargı üzerinde tesis ettiği siyasi politikasını sürdürdüğünü iddia etti.
Korkmaz, AK Parti'nin hem Başbakan ve çevresinin hem de kendi politikasının şiddetle ihtiyaç duyduğu yasaları, Meclis kapanmadan, Cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılmadan çıkarmak istediğini ileri sürdü.
Terör örgütünün kaçırdığı çocuklara değinen Korkmaz, şunları söyledi:
"Evlatları kaçırılan anne babaların feryatları göğe yükselmişken Başbakan orada ancak kabile devletlerinde görülebilecek bir şekilde bir tavır takınıyor ve bir partiye, 'gidin bu annelerin çocukların dağdan getirin' diye ricada bulunuyor. Niye? Allah muhafaza, AKP ve PKK'nın cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde aralarındaki ittifak ya zarar görürse, ya bozulursa. Bu yüzden ricacı Erdoğan. 'B ve C planı' dediğine bakmayın. AKP'nin B planı vallahi darılırım. C planı da çocukları getirmezseniz bir daha yüzünüze bakmam."
HDP Mardin Milletvekili Erol Dora da tasarıda yer alan ivedi yargılama usulüne dikkati çekerek, "Bu usulün uygulanacağı uyuşmazlıklar listesine göz attığımızda, 'ihale işlemleri, acele kamulaştırma işlemleri, Özelleştirme Yüksek Kurulu kararları, Turizmi Teşvik Kanunu uyarınca yapılan satış, tahsis ve kiralama işlemleri, Çevre Kanunu uyarınca Çevresel Etki Değerlendirmesi sonucu alınan kararlar' biçiminde kamu mallarının veya doğanın talan edilmesinin önünde ne kadar yasal pürüz kaldıysa hepsini adeta bir hamlede yok etme girişimi tüm çıplaklığıyla kendini göstermektedir" dedi.
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Yargıtay, Danıştay, adli ve idari yargıdaki yargı mensuplarının özlük haklarıyla ilgili çalışma başlattıklarını ve iyileştirme planladıklarını bildirdi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Tasarı'nın 1. bölümü üzerinde görüşmeler devam ediyor.
Bozdağ, 1. bölüm üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı. Cezaevlerindeki doluluğun yüksek olduğunu ifade eden Bozdağ, "Gönlümüz arzu etmiyor. Bu kadar vatandaşımızın sebep ne olursa olsun cezaevinde olması iyi bir şey değil. Dileriz bu sayı azalır" dedi.
Adli para cezasını ödemeyenlerin cezasının hapse çevrildiğini anımsatan Bozdağ, tasarının yürürlüğe girmesi halinde bu kişilerin cezaevinden çıkacağını belirtti.
Bozdağ, 25 bölge idare mahkemesi bulunduğunu, bunların bir kısmının kapanacağını, Danıştay ve bakanlığın çalışmaları çerçevesinde bu sayının yaklaşık 10'a düşeceğini ve istinaf başvurularını karara bağlayacağını söyledi. Bozdağ, kasım ayında, hem idari hem adli yargıda istinafı hayata geçirmeyi planladıklarını vurgulayarak, "İnşallah bir aksilik olmazsa kasım ayı gibi Türkiye'de istinaf usulüyle yargılama dönemi başlayacaktır" diye konuştu.
Yargıtay üyeleri ile Anayasa Mahkemesi üyeleri arasında haksız fotoğraf bulunduğunu belirten Bozdağ, kendilerinin de bundan rahatsızlık duyduğunu söyledi. Bozdağ, bakanlık olarak Yargıtay, Danıştay, adli ve idari yargıda görev yapan yargı mensuplarının özlük haklarıyla ilgili bir çalışma başlattıklarını bildirdi. Bozdağ, bu konularla ilgili bir iyileştirme planladıklarını kaydetti.
TBMM Genel Kurulu'nda, yargı paketi olarak bilinen Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Tasarı'nın ilk 5 maddesi kabul edildi.
Tasarının görüşmeleri sırasında partisinin verdiği değişiklik önergesi üzerine söz alan CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, hiç kimsenin "suçun cezası 4 yıl mı ya da 5 yıl mı" diye bakarak suç işlemediğini belirterek, "Vatandaş neden kenevir ekiyor? Buna bakmak lazım. Yani 4 yıl mı, 5 yıl mı hapis yiyecek, bunlar caydırıcı değil. Ektiği diğer ürünler para etmiyor. Siz, uyguladığınız tarım politikalarıyla insanları kenevir ekmeye mecbur ediyorsunuz" diye konuştu.
Atıcı, suçun cezayla değil, eğitimle engellenebileceğini ifade etti.
MHP Konya Milletvekili Faruk Bal da 17 ve 25 Aralık'tan sonra, hükümetin, Meclis'in insicamının bozulduğunu savundu. Bal, "Başbakanın uğraştığı iş, sadece paralel, Gezi olayları, nefret, kin, inanç, etnik bazda ayrışmayı körükleyen söylemler. Başbakan meydan meydan kin ve nefret söylemlerini ifade ediyor. Ekonomik, sosyal, siyasi sorunlara çözüm arayacak hiçbir önemli konuda tasarı gelmiyor" ifadelerini kullandı.
CHP Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ ise "Bu yaptığınız yargıyı düzeltmek değil kendinize benzetmektir" dedi.
Meclis Başkanvekili Sadık Yakut, birleşimi yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
CHP Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz, TBMM Genel Kurulu kürsüsünden geri dönüşümden üretilen ürünleri gösterdi.
Gündemdışı söz alan HDP Mardin Milletvekili Erol Dora, İnsan Hakları Derneği'nin verilerine göre Türkiye'de 940 civarında gözaltında kayıp vakası tespit edildiğini ve bunların yarısından fazlasının akıbetine halen ulaşılamadığını iddia etti.
Gözaltında kaybetmenin insanlığa karşı suç olduğunu ifade eden Dora, "Bu suçun etkili soruşturulabilmesi ile ilgili BM sözleşmesinin bir an önce onaylanması ve yürürlüğe girmesi gerekmektedir" dedi.
CHP Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz da seçim bölgesinde geri dönüşüm sektörünün sorunlarını anlattı. Yılmaz, kürsüden pet şişeden üretilen ürünleri gösterdi.
AK Parti Malatya Milletvekili Mustafa Şahin de Malatya'ya yapılan yatırımlar hakkında söz aldı.
CHP İstanbul Milletvekili İhsan Özkes'in AK Parti'li milletvekillerine yönelik sözleri TBMM Genel Kurul'nda tartışmaya yol açtı.
Özkes, MHP'nin 30 Mart 2014'de yapılan mahalli idareler seçimlerindeki aksaklıklar ve usulsüzlüklerin tespitine ilişkin araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisine ilişkin söz aldı. Seçimlerin bittiğini ancak üzerindeki şaibelerin halen konuşulduğunu belirten Özkes, kürsüden bir fotoğraf göstererek, "Sayın bakan caminin balkonunda ne yapıyor. Allah'ın evi ama AKP'nin siyasi bürosu olmuş. Seçim propaganda yeri olmuş. Bunun gibi yüzlerce örnek var. Sizde Allah korkusu yok mu Allah aşkına ya. Allah sizi çarpacak arkadaşlar, çarptı zaten de. İnanın Allah size öyle sille indirecek ki ne yapacağınızı, ne edeceğinizi şaşıracaksınız" dedi.
Özkes, Üsküdar seçimlerinde tam bir kanunsuzluğun söz konusu olduğunu ve seçilme hakkının elinden alındığını iddia etti.
Üsküdarlılara teşekkür eden Özkes, "Onların oylarını çaldınız. O hırsızlığını bedelini ahirette ödeyeceksiniz inşallah. Hakkım haram olsun, Allah yedirtmesin size" ifadesi üzerine AK Parti sıralarından itirazlar geldi.
Özkes, Başbakan'ın Bursa mitinginde kendisini hedef alarak, "müftü müsveddesi" dediğini belirterek, "Bursa ile Üsküdar'ın arasında yüzlerce kilometre var. Aklı fikri Üsküdar, aklı fikri müftüler almış. Bana diyor ki müftü müsveddesi" ifadelerini kullandı.
Bunun üzerine bazı AK Parti'li vekiller "Aynen öyle" demesi üzerine, CHP'li milletvekilleri de "ayıp, ayıp" karşılığını verdi.
Özkes süresinin bitmesine rağmen konuşmasına devam ederek, 7 yıl Üsküdar'da müftülük yaptığını anımsattı. Özkes, "Ben nasıl müsvedde oluyorum. Başbakan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanıyken 'ben İstanbul'un imamıyım' dedi. Bir gün imamlığı yok. 'Her cuma bir ayet sallıyorum' denilecek, Türkiye Cumhuriyeti hudutları içerisinde buna ses çıkmıyor. 7 yıl müftülük yapıyorum, 'müsvedde' dediniz. Allah kahretsin sizi" şeklindeki sözleri tartışmaya yol açtı.
Bu arada CHP'li bazı milletvekilleri kürsüde bulunan Özkes'in yanına gitti. AK Parti'li bazı vekillerin de kürsüye gelmesi ile milletvekilleri arasında sözlü tartışma yaşandı. CHP Grup Başkanvekili Engin Altay ve Eskişehir Milletvekili Süheyl Batum ile bazı AK Parti'li vekillerin araya girmesiyle milletvekilleri sakinleştirildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin, tarım alanlarındaki kuraklık ve bazı yerlerdeki don afeti zararlarının tespiti için verilen araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisi kabul edilmedi.
CHP, Danışma Kurulu'nda uzlaşma sağlanamadığı için araştırma önergesinin görüşülmesini, grup önerisi olarak Genel Kurul'a getirdi.
CHP Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu, küresel ısınmanın etkilerinin son yıllarda Türkiye'de de etkilerini göstermeye başladığını söyledi. Karaahmetoğlu, yağış miktarının geçen yıla göre yüzde 37,5 azaldığını ifade etti.
Karaahmetoğlu, mart ayındaki donun, Malatya'da kayısıyı, Karadeniz'de fındığı vurduğunu, fındıkta yüzde 40'ı aşan, kayısıda yüzde 90'lara varan zarar meydana geldiğini belirtti.
MHP Adana Milletvekili Muharrem Varlı da grup önerisi lehinde yaptığı konuşmada, tarımsal kuraklıktan dolayı Türkiye'nin buğday kaybına uğrayacağını belirtti. Varlı, Çukurova'da verimli arazilerde ortalama 600 kilogram buğday alınırken bunun yarı yarıya düştüğünü ifade etti.
Öneri aleyhinde söz alan AK Parti Hatay Milletvekili Mehmet Öntürk, tarımsal sigorta yapılmasının önemine işaret ederek, bu konuda çiftçilerin daha hassas davranması gerektiğini kaydetti. Öntürk, özellikle dona karşı teknolojik aletler kullanılarak üreticinin bu afetten mümkün olduğunca az zarar görmesinin sağlanması gerektiğini kaydetti.
Öntürk, çevreye çok dikkat etmeleri, sahip çıkmaları ve çevre kirliliğinin önlenmesi için her türlü gayreti göstermeleri gerektiğini belirtti.
AK Parti Isparta Milletvekili Recep Özel de öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, kuraklık ve çiçekten önceki donun da risk kapsama alınarak, ödemelerin bu şekilde yapılması gerektiğini dile getirdi.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada, CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
Genel Kurul'da, HDP'nin, Mardin'in Derik ve Kızıltepe ilçelerindeki çiftçilerin kuyu aboneliği olmamasına rağmen kaçak/usulsüz elektrik kullanımıyla ilgili düzenlenen elektrik borçlarına ilişkin araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisi de reddedildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, yargı paketi olarak bilinen Türk Ceza Kanunu (TCK) ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Tasarı'nın görüşmelerine başlandı.
Tasarının tümü üzerinde CHP Grubu adına söz alan Muğla Milletvekili Ömer Süha Aldan, bu yargı paketinde, yargıda önemli yapısal değişiklikler olduğu gibi kişisel düzenlemelerin de bulunduğunu iddia ederek, "Buradaki 99 maddenin hemen hemen çok azı ihdas edilen maddeler, büyük bir çoğunluğu mevcut yasalarda değişiklik içeriyor. Artık, TBMM adeta bir yasa tamir atölyesi haline getirilmiştir. Bizim işimiz gücümüz yap boz tahtası haline dönüştürülen yasaları bir kez daha değiştirmektir" dedi.
Bu tasarının kamuoyunun gündemine kadına ve çocuklara şiddete yönelik ceza artırımı gerekçesiyle geldiğini ancak kadına şiddete yönelik olarak bu yasada hiçbir düzenlemenin bulunmadığını savunan Aldan, cinsel saldırılara ilişkin olarak da ceza artırımı yapıldığını anımsattı.
Aldan, burada "suça itilen çocuk" kavramının gözardı edildiğini belirterek, insanları suça iten toplumsal , sosyolojik, ekonomik, kültürel nedenler bulunduğunu, bunlarla mücadelenin bir tarafa bırakılıp cezaların artırılarak suçtan caydırıcılığın sağlanamayacağını söyledi.
HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan da "Türkiye'de anayasayı ihlal etmenin cezası nedir?" diye sorarak, "Eğer bunun bir ölçüsü olsaydı bu ülkede herkes dinlenmezdi. Hangi anayasada 'dinleyebilirsiniz' diye yazıyor. Hangi ülkenin anayasasında, yasasında 'şantaj kasetleri çıkarın, siyasete müdahale edin' diye yazıyor. Şantaj kasetlerinin ahlakını sorgulamayanlar çocukların cinsel tacizinde koruyucu olamazlar, kadın cinayetlerinde koruyucu olamazlar. Adaleti bu ülkede sağlayamazlar" diye konuştu.
Cezaların artırıldığına dikkati çeken Kaplan, "Suçları önleyebilir misiniz? Zaten cezalar var. Bu cezaları gerekirse artırırsınız ama bir ülkede suçu önleyici tedbirleri geliştirmelisiniz" dedi.
Kadın cinayetleri konusunda Türkiye'nin dünya rekoruna gittiğini ileri süren Kaplan, şöyle devam etti:
"(Suç takibi, suç önlenmesi, kriminal, polisin enformasyonu) diye birşey vardır. Siz polisi aldınız, Taksim Meydanı'na dolduruyorsunuz 30 bin, 40 bin polisi, 80 TOMA'yı, zırhlarınızı, araçlarınızı. 'Muhalefeti nasıl susturacağım' diye. Sizin başka bir anlayışınız yok mu? Taksim Meydanı'nda 50 bin polis koyup 1 Mayıs'ı kutlamasın diye insanlar saldırtacağınıza, gönderin bu sapıkların, bu tecavüzcülerin, bu katillerin peşinde dolaşsın. Ne muhalefetin peşine takıyorsunuz, sendikaların peşine takıyorsunuz."
"Bu ülkede adalet yok" diyen Kaplan, "İsyan halindeyim. 30 yıl ceza avukatlığı yaptım. Hala geliyorum uyutma paketlerine. Bıktım artık bunlarla ilgili konuşmaktan. 3 tane yargıcı koruyacaksın, 4 tane Danıştay üyesini sallayacaksın o tarafa, onun yerine paralel diye oraya çekeceksin. Böyle bir yargı anlayışı olur mu, böyle bir hukuk olur mu? Barosuna düşman, avukatına düşman, avukatını döven..." ifadelerini kullandı.
Kaplan, HDP olarak adaletin sesi olacaklarını ifade ederek, "Cumhurbaşkanı seçimi bizim için adaletin sesi olacak, adaleti arayacağız. Adaleti temsil edecek biri köşkte oturacak. 'Adalet' diyeceğiz. Meydanlarda haykıracağız. Bu olmadan insanlık olmaz" diye konuştu.
MHP İstanbul Milletvekili Murat Başesgioğlu, terör örgütünün kaçırdığı çocuklara değinerek, bu işle mücadele tarzının son derece enteresan olduğunu belirtti. Başesgioğlu, şunları söyledi:
"Hükümet sivil toplum örgütü değildir. Sivil toplum örgütleri partilere giderler, ricada bulunurlar. Hükümet dert yanma yeri değildir. Hükümet bu kaçırılan çocukları analarına kavuşturmakla sorumludur. Millet onun için oy vermiştir. Aman bir şey yaparsak sözde açılıma zarar gelir. Oradaki kamu görevlileri de bu haleti ruhiye içerisindeler. Hükümetin bu acziyetini kabul etmek mümkün değil."
Başesgioğlu, açılım sürecine karşı olduklarını ifade ederek, "Bu sürece kökten karşıyız, inanmıyoruz, refah getirmeyecek, mutluluk getirmeyecek. Aksine bizi birbirimizden bölecek, parçalayacak bir süreç" dedi.
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, cezaevlerinde 152 bin 212 tutuklu, hükümlü ve hüküm özlü bulunduğunu belirterek, "Cezaevlerinde uyuşturucuyla ilgili olarak da 7 bin 52 tutuklu, 20 bin 702 hükümlü var" dedi.
Bozdağ, TBMM Genel Kurulu'nda, yargı paketi olarak bilinen Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Tasarı'nın tümü üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Cezaevlerinde 20 bin 736 tutuklu, 11 bin 410 hüküm özlü, 120 bin 66 hükümlü olmak üzere toplam 152 bin 212 kişinin bulunduğunu bildiren Bozdağ, uyuşturucuyla ilgili olarak da 7 bin 52 tutuklu, 20 bin 702 hükümlünün cezaevinde olduğunu kaydetti.
Bozdağ, ivedi yargılamanın yargılamayı ortadan kaldırdığına yönelik bir algının yaratıldığına dikkati çekerek, bunun yanlış olduğunu vurguladı. Bozdağ, konunun idari yargıya taşınabildiğini, bölge idare mahkemesine gitmesi gereken, Danıştay'a gitmesi gereken hususun gidebildiğini söyledi. Usulde değişiklik değil, hızlandırma olduğunu dile getiren Bozdağ, buna da ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.
Türkiye'de bir çok iş yapıldığını, bütçesi ayrılıp, planı, programının yapıldığını dile getiren Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ama idari yargıya gidiyor. Yargı uzadığı için yatırımlar zamanında yapılamıyor, işler bitmiyor. Toplum, ülke açısından mahrumiyetler ortaya çıkıyor. Geçmişte özelleştirmeler yapılmış, burayı satın alanlar yatırım yapmışlar, özelleştirme için verdiği paralardan daha çok para harcamışlar. Aradan 5,6,8 yıl geçiyor, Danıştay, özelleştirmenin iptaline karar veriyor. Biz ne yapacağız? Alan kişi dünya kadar yatırım yapmış. Biz bu işlemi iptal etmek durumundayız. İptal etsek devletin üzerine gelen yük, ayrı bir noktaya gidiyor. İptal etmesen ortada mahkeme kararı var. Eğer yargılama vaktinde bitseydi o zaman bu haksızlıkların, bu mahrumiyetlerin hiçbiri ortaya çıkmayacaktı. Türkiye'de maalesef mahkeme kararını hukuken ve fiilen yerine getiremediğimiz olaylar var, mahkemelerin iptal kararı var. Yargı denetimini yapsın ama ülkenin menfaatini ilgilendiren bu konuları ivedi yapsın. Yoksa, yargı denetiminden kaçıralım, yolsuzluk yapılsın da üzeri örtülsün asla değil. Yolsuzluk varsa ceza hukuku zaten devreye girecektir. Herkesin hakkını koruyan bir durum var. Kaçan, göçen, kaçırılan, göçürülen herhangi bir şey yok."
Bozdağ, CHP İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün, kardeşinin Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdür Yardımcılığı'ndan yüksek müşavirliğe atandığına yönelik sözlerine yanıt verdi. Bozdağ, kardeşinin hukuk fakültesi mezunu olduğunu, 28 Şubat sürecinde hakimlik savcılık sınavını kazandığını, o günden bugüne meslekte olduğunu söyledi.
Kardeşine torpil yapmış bir noktaya getirilmesinden üzüleceğini dile getiren Bozdağ, kardeşinin, çok çalışkan, zeki, başarılı olduğunu anlattı.
Bozdağ, bakan olduğunda kardeşini kendisinin görevden aldığını kaydederek, kardeşine aktif görev vermesi halinde, "Niye genel müdür, müsteşar, müsteşar yardımcısı yaptınız" denileceğini ifade etti.
Bakan olduktan sonra kardeşini pasif göreve aldığını, Adalet Bakanlığı'nda yüksek müşavirlik görevinin kızak görev olduğunu anımsatan Bozdağ, "Kardeşimi kızağa çektim, etik olmuyor, doğrusunu yapmak için yaptım. Takdir beklerken, kardeşinize kıyak yaptınız diye eleştiri aldığım için üzüldüm. Kardeşimle iftihar ediyorum, daha büyük görevleri hak ediyor. Kardeşi bakan olduğu için göreve maalesef göreve gelemiyor, o da onun kaderi" diye konuştu.
Bozdağ, iktidarları döneminde 236 cezaevi kapattıklarını, bu yıl 48 cezaevinin açılacağını bildirdi.
TBMM Genel Kurulu'nda, yargı paketi olarak bilinen Türk Ceza Kanunu (TCK) ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Tasarı'nın birinci bölümünün görüşmelerine başlandı.
Birinci bölüm üzerinde MHP Grubu adına söz alan Isparta Milletvekili Nevzat Korkmaz, AK Parti'nin elinin bir türlü yargının içinden çıkmadığını, yargıda takıldığı, hoşlanmadığı kararları Meclis'te yasalar çıkarak, yargı üzerinde tesis ettiği siyasi politikasını sürdürdüğünü iddia etti.
Korkmaz, AK Parti'nin hem Başbakan ve çevresinin hem de kendi politikasının şiddetle ihtiyaç duyduğu yasaları, Meclis kapanmadan, Cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılmadan çıkarmak istediğini ileri sürdü.
Terör örgütünün kaçırdığı çocuklara değinen Korkmaz, şunları söyledi:
"Evlatları kaçırılan anne babaların feryatları göğe yükselmişken Başbakan orada ancak kabile devletlerinde görülebilecek bir şekilde bir tavır takınıyor ve bir partiye, 'gidin bu annelerin çocukların dağdan getirin' diye ricada bulunuyor. Niye? Allah muhafaza, AKP ve PKK'nın cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde aralarındaki ittifak ya zarar görürse, ya bozulursa. Bu yüzden ricacı Erdoğan. 'B ve C planı' dediğine bakmayın. AKP'nin B planı vallahi darılırım. C planı da çocukları getirmezseniz bir daha yüzünüze bakmam."
HDP Mardin Milletvekili Erol Dora da tasarıda yer alan ivedi yargılama usulüne dikkati çekerek, "Bu usulün uygulanacağı uyuşmazlıklar listesine göz attığımızda, 'ihale işlemleri, acele kamulaştırma işlemleri, Özelleştirme Yüksek Kurulu kararları, Turizmi Teşvik Kanunu uyarınca yapılan satış, tahsis ve kiralama işlemleri, Çevre Kanunu uyarınca Çevresel Etki Değerlendirmesi sonucu alınan kararlar' biçiminde kamu mallarının veya doğanın talan edilmesinin önünde ne kadar yasal pürüz kaldıysa hepsini adeta bir hamlede yok etme girişimi tüm çıplaklığıyla kendini göstermektedir" dedi.
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Yargıtay, Danıştay, adli ve idari yargıdaki yargı mensuplarının özlük haklarıyla ilgili çalışma başlattıklarını ve iyileştirme planladıklarını bildirdi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Tasarı'nın 1. bölümü üzerinde görüşmeler devam ediyor.
Bozdağ, 1. bölüm üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı. Cezaevlerindeki doluluğun yüksek olduğunu ifade eden Bozdağ, "Gönlümüz arzu etmiyor. Bu kadar vatandaşımızın sebep ne olursa olsun cezaevinde olması iyi bir şey değil. Dileriz bu sayı azalır" dedi.
Adli para cezasını ödemeyenlerin cezasının hapse çevrildiğini anımsatan Bozdağ, tasarının yürürlüğe girmesi halinde bu kişilerin cezaevinden çıkacağını belirtti.
Bozdağ, 25 bölge idare mahkemesi bulunduğunu, bunların bir kısmının kapanacağını, Danıştay ve bakanlığın çalışmaları çerçevesinde bu sayının yaklaşık 10'a düşeceğini ve istinaf başvurularını karara bağlayacağını söyledi. Bozdağ, kasım ayında, hem idari hem adli yargıda istinafı hayata geçirmeyi planladıklarını vurgulayarak, "İnşallah bir aksilik olmazsa kasım ayı gibi Türkiye'de istinaf usulüyle yargılama dönemi başlayacaktır" diye konuştu.
Yargıtay üyeleri ile Anayasa Mahkemesi üyeleri arasında haksız fotoğraf bulunduğunu belirten Bozdağ, kendilerinin de bundan rahatsızlık duyduğunu söyledi. Bozdağ, bakanlık olarak Yargıtay, Danıştay, adli ve idari yargıda görev yapan yargı mensuplarının özlük haklarıyla ilgili bir çalışma başlattıklarını bildirdi. Bozdağ, bu konularla ilgili bir iyileştirme planladıklarını kaydetti.
TBMM Genel Kurulu'nda, yargı paketi olarak bilinen Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Tasarı'nın ilk 5 maddesi kabul edildi.
Tasarının görüşmeleri sırasında partisinin verdiği değişiklik önergesi üzerine söz alan CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, hiç kimsenin "suçun cezası 4 yıl mı ya da 5 yıl mı" diye bakarak suç işlemediğini belirterek, "Vatandaş neden kenevir ekiyor? Buna bakmak lazım. Yani 4 yıl mı, 5 yıl mı hapis yiyecek, bunlar caydırıcı değil. Ektiği diğer ürünler para etmiyor. Siz, uyguladığınız tarım politikalarıyla insanları kenevir ekmeye mecbur ediyorsunuz" diye konuştu.
Atıcı, suçun cezayla değil, eğitimle engellenebileceğini ifade etti.
MHP Konya Milletvekili Faruk Bal da 17 ve 25 Aralık'tan sonra, hükümetin, Meclis'in insicamının bozulduğunu savundu. Bal, "Başbakanın uğraştığı iş, sadece paralel, Gezi olayları, nefret, kin, inanç, etnik bazda ayrışmayı körükleyen söylemler. Başbakan meydan meydan kin ve nefret söylemlerini ifade ediyor. Ekonomik, sosyal, siyasi sorunlara çözüm arayacak hiçbir önemli konuda tasarı gelmiyor" ifadelerini kullandı.
CHP Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ ise "Bu yaptığınız yargıyı düzeltmek değil kendinize benzetmektir" dedi.
Meclis Başkanvekili Sadık Yakut, birleşimi yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
