2010-03-23 - 12:40
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, dün açıklanan Anayasa değişikliği taslağının üçü geçici olmak üzere 26 maddeden oluştuğunu söyledi ve taslakta öngörülen düzenlemelere değindi. Başbakan Erdoğan, Anayasa taslağının ''kişisel beklentilerle, politik hesapların değil, Türkiye'nin ihtiyaçlarını gözeten bir mantıkla hazırlandığını'' söyledi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin siyasetinde,
milletle araya mesafe koymak, milletle aracılar üzerinden konuşmak bulunmadığını belirterek,
''Biz, hiçbir zaman kendimizi birilerine beğendirmenin, birilerine kabul ettirmenin mücadelesi,
gayreti içinde olmadık. Bizim için önemli olan, aziz milletimizin, 73 milyon vatandaşımızın
topyekun düşüncesidir'' dedi.
Başbakan Erdoğan'ın konuşmasında öne çıkan bazı değerlendirmeler satır başlarıyla şöyle:
''Bu taslak kişisel beklentilerle, politik hesapların değil, Türkiye'nin
ihtiyaçlarını gözeten bir mantıkla hazırlanmıştır.''
''Bu taslak AB ile katılım müzakerelerini yürüten, dünya ile entegre
olmaya çalışan güçlü bir Türkiye'nin yolunu açacaktır.''
''Uzlaşma Komisyonunda bir taslak hazırlanmadığı, hazırlanamadığı için
AK Parti olarak biz hazırladık ve bunu şimdi TBMM'nin gündemine taşıyoruz.''
''Bunun içinde aslında CHP'nin söyledikleri de var, MHP'nin söyledikleri
de var. Değişik sivil toplum örgütlerinin söyledikleri de var.''
''Her türlü yapıcı katkıya biz açığız.''
''Uzlaşma noktasında son derece samimi bir tavır içerisindeyiz. Bu
ülkede bu anayasaya katkısı olacak herkese gidiyoruz.''
''Siyaset bugün bir kez daha samimiyet sınavındadır.''
''Bu Meclis anayasa yapamaz demek, Meclisin ve siyasetin kendisinin
inkarıdır.''
''Anayasa değişikliğini belirsiz bir geleceğe ertelemek Türkiye'ye vakit
kaybettirir.''
''Biz kişisel düzenlemeler yapmıyoruz. Kendi taslağımızı dayatmıyoruz.
Hiç kimseyi, hiçbir kurumu, hiçbir erki etki altına almaya çalışmıyoruz.''
''Parlamentonun yetkisi yasa çıkarmaktır'' diyen Erdoğan, ''demokrasiden
nasibini almış hiç kimsenin bu yetkinin kullanılmasını alay konusu
yapamayacağını'' kaydetti.
''Gösterilen tahammülsüzlük AK Parti'ye yönelik değildir; sergilen
tahammülsüzlük millet iradesinedir, demokrasiyedir.''
''Milletin, ileri bir demokrasi, çağdaş bir demokrasi, kendi iradesine
ipotek konulmamasını istediğini'' anlatan Erdoğan ''Ben bir referanduma gerek
kalmadan TBMM'nin bu değişikliği gerçekleştirmesini ve bir kez daha tarih
yazmasını umut ediyorum'' dedi. Erdoğan, bu gerçekleşmezse millete gideceklerini
kaydetti.
Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmaya, 21 Mart
1973 tarihinde yaşama veda eden Aşık Veysel Şatıroğlu'nu anarak başladı. Veysel'i
bir kez daha rahmetle andığını ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:
''Aşık Veysel, 'Ben giderim adım kalır/dostlar beni hatırlasın...'
demişti. gerçekten arkasında değer biçilemeyecek bir miras ve unutulmayacak bir
isim bırakarak gitti. AK Parti olarak, Anadolu'nun tüm erenlerinin, tüm gönül
mimarlarının olduğu gibi Aşık Veysel'in de gönül dilini kendimize ilham edindik.
Yola öyle çıktık ve o ilhamla o ışıkla yolumuzda yürümeye devam ediyoruz.
Her zaman söylüyorum; bizim dilimiz gönül dilidir. Biz, milletimizle
aracılar vasıtasıyla değil, doğrudan iletişim kuruyor, milletimizle göz göze,
kalp kalbe bağlantı sağlıyoruz. AK Parti'nin siyasetinde milletle araya mesafe
koymak, milletle aracılar üzerinden konuşmak yoktur. Biz, hiçbir zaman kendimizi
birilerine beğendirmenin, birilerine kabul ettirmenin mücadelesi, gayreti içinde
olmadık. Millet bizi beğensin, takdir etsin o bize yeter dedik. Siyaset milletle
yapılır dedik. Millet için yapılır dedik ve o ilkeden hiç sapmamanın gayreti
içinde olduk. Halkı, vatandaşı seçimden seçime hatırlayanlardan olmadık. An be an
kendimizi millet huzurunda muhasebeye çektik ve milletin nazarı doğrultusunda
kendimize gerektiğinde çeki düzen verdik. Kibir, böbürlenme, gurur bizim
kapımızdan içeriye girmedi. Bundan sonra da Allah'ın izniyle girmeyecek. 7,5 yıl
boyunca ülkemiz için milletimiz için tarihi nitelikte başarılar elde ederken bir
an olsun kibir ve gurur batağına saplanmadık. Önemli olan, değerli olan milletin
teveccühü ve takdiridir. Asıl ölçü, millettir dedik ve yönümüz her zaman millete
dönük oldu.
Şunu altını çizerek ifade etmek istiyorum: Bizim için önemli olan aziz
milletimizin, 73 milyon vatandaşımızın topyekun düşüncesidir. Umumi efkarıdır ki
dış politikayı sırça köşklerden değil, dünyanın dört bir köşesinden ülkemizin
artan itibarından ve öneminden takip ediyorsak, aynı şekilde başarı ve
başarısızlıklarımızı da manşetlerden, ekranlardan, köşe yazılarından değil,
milletimizin hissiyatından takip ediyoruz.''
Erdoğan, kendilerinden farklı beklentileri olanların hayal kırıklığı
yaşayabileceklerini ifade ederek, ''Bizi anlamayanlar, bizim milletle nasıl bir
gönül bağı kurduğumuzu anlamayanlar hayal kırıklığı yaşayabilir. Kendi şahsi
çıkarları milletle örtüşmeyenler, hayal kırıklığı yaşayabilir. Yeter ki
milletimiz hayal kırıklığı yaşamasın'' diye konuştu.
Hep bu hassasiyetle yürüdüklerini dile getiren Erdoğan, bundan sonra da
aynı hassasiyetle yollarına devam edeceklerini bildirdi.
Eleştirileri önemsediklerini kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:
''Elbette eleştirilere dikkat kesiliyor, kimin ne dediğini, kimin ne
demek istediğini, ne söylemek istediğini, neye dikkat çekmek istediğini pürdikkat
dinliyoruz. Ama herkesle her konuda birebir aynı düşünmek zorunda değiliz. Bu
doğru da değildir, mümkün de değildir. Biz, nasıl bizim gibi düşünmeyenlerin
düşüncelerine önem veriyor, saygı duyuyorsak, bizim gibi düşünmeyenlerden de aynı
hassasiyeti bekliyoruz. Biz, nasıl herkesin bizimle aynı düşünmesini, bizimle her
konuda ortak hareket etmesini istemiyorsak, böyle bir hakka sahip değilsek, bize
kendileri gibi düşünmediğimiz için veryansın edenler de böyle bir hakka sahip
değildir.''
Başbakan Erdoğan, konuşmasında hayatını kaybeden Özhan Canaydın'a da yer
verdi. Canaydın'ı çok sevdiğini ve saygı duyduğunu ifade eden Erdoğan, ''Değerli
dostum, kardeşim, Galatasaray Kulübünün üç dönem başkanlığını yapmış olan Özhan
Canaydın'ı kaybettik. Gerçekten, spor dünyasında bir beyefendiydi. Örnek bir
insandı. Kendisini tanıdığım andan itibaren karşılıklı dostluğumuz, karşılıklı
görüşmelerdeki hakikaten beyefendilik, kelimeleri, cümleleri seçerken oradaki
tarzı her türlü takdirin üstündeydi'' dedi.
Canaydın'ın geçirdiği rahatsızlık döneminde evinde ve telefonla
konuştuklarını anlatan Erdoğan, ''takdiri ilahi neyse, ilahi tecelli neyse
hepimiz bunu tadacağız, göreceğiz ve bu tecellinin neticesi olarak dün akşam
kendisini kaybettik. Ben kendisine Allah'tan rahmet diliyorum. Tüm ailesine,
eşine, çocuklarına ve özellikle Galatasaray Kulübü camiasına ve milletimize
başımız sağolsun diyorum'' diye konuştu.
Erdoğan, geçen ay İstanbul'da ses sanatçılarıyla bir araya geldiğini
hatırlatarak, Milli Birlik ve Kardeşlik Projesini onlarla etraflıca
konuştuklarını anlattı. Hafta sonunda sineme ve tiyatro sanatçılarıyla gösteri
dünyasının tanınmış simalarıyla ardından da radyocularla bir araya geldiğini
anımsatan Erdoğan, bu tür görüşmelerin Türkiye'de ilk kez yaşandığına dikkati
çekti.
İlk kez bir hükümetin toplumun farklı kesimleriyle düzenli olarak bir
araya geldiğini, onlarla samimi bir atmosferde fikir teatisinde bulunduğunu,
politikalarına yön verirken bunları dikkate aldıklarını ifade eden Erdoğan,
sözlerini şöyle sürdürdü:
''Sanatın ve sanatçının görülemeyeni gördüğüne, söylenilemeyeni
söylediğine inanıyor ve ülkenin geleceği için ülkenin can yakıcı meseleleri için
bunların fikirlerinin desteklerinin, katkılarının hayati derecede önemli olduğuna
inanıyoruz. Çünkü, biliyoruz ki demokrasinin temeli diyalogdur, uzlaşı
arayışıdır. Farklı düşüncelere saygı göstermektir. Politikaların benimsenmesinde
katılımcılığı esas almaktır. Sanatçılar son toplantımızda da katılımcılar son
derece samimi ve son derece özgür bir atmosferde eleştirilerini cesaretle dile
getirme fırsatını buldular. Biz onlara derdimizi etraflıca anlatırken onların
görüş, eleştiri ve tavsiyelerini de hiç bir kompleks duymadan not ettik.
Bu ülkede terör sorunu üzerine, yoksulluk, işsizlik, göç üzerine, töre
adı altındaki insanlık dışı uygulamalar üzerine, azınlıklar üzerine, farklı inanç
gruplarının sorunları üzerine, Romanlar üzerine nice filmler, nice diziler
çekildi, nice oyunlar sahnelendi. Yaşanan acılar, yaşanan dramlar sinema,
televizyon, tiyatro diliyle son derece açık ve net bir şekilde ortaya konuldu.
Ülkenin yakıcı sorunları, sinema ve tiyatro salonlarının duvarlarını aşamadı.
Ülkenin yoksul, itilmiş, ötelenmiş kesimleri, film kadrajından çıkıp devletin
kadrajında kendisine yer bulamadı. Bugün bizim çabamız, mücadelemiz işte budur.
Biz artık tüm bu kesimlerin, sorunların ciddiyetle ele alınmasını istiyor ve
bunun için gayret ediyoruz.''
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, muhalefet partilerinden Anayasa değişiklik taslağına katkı vermesini
beklediklerini söyledi. Erdoğan, ''Anayasa Mahkemesi ile Hakimler ve Savcılar
Yüksek Kurulunun (HSYK) üye yapısı da evrensel normlar çerçevesinde değişiyor.
Burada yüksek yargının rahatsız olduğu bir konu var. Nedir? Sadece 'ben, biz'
diyorlar'' dedi.
Erdoğan, partisinin TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmada, dün
muhalefet partilerine sunulan Anayasa değişiklik taslağı ile ilgili konuştu.
Türkiye'yi her alanda geleceğe taşıyacak, coşturacak, atılıma geçirecek,
şaha kaldıracak bir adımın arifesinde bulunduklarını belirten Erdoğan, şunları
söyledi:
''Şu hususta toplumun hemen her kesiminin ittifak halinde olduğunu
biliyoruz. Türkiye, mevcut Anayasa ile çağdaş uygarlık yolunda layık olduğu
noktalara ulaşamıyor. Bir çok alanda gereken gelişme ve ilerlemeyi ortaya
koyamıyor. Gereken anayasal değişiklikleri yapmadan demokrasisine, ekonomisine,
dış ve iç politikasına, sosyal yaşamına, yeni kazanımlar katamaz. Eğer daha
yükseği hedefliyorsak, elimizde olanları yeterli görmüyorsak, daha üst seviyeleri
gözümüze kestirmişsek, toplumumuzun ihtiyacı olan düzenlemeleri yapmak
durumundayız.''
Başbakan Erdoğan, bunların toplumun genel kanaati olduğunu kaydetti. ''Ne
zamana kadar?'' diye soran Erdoğan, şöyle devam etti:
''Bizim taslağını dün muhalefet partilerine teslim ettiğimiz ana kadar.
Şimdi biz kendilerinden bu taslağa katkı bekliyoruz. Şunu çok iyi biliyoruz;
Anayasaya yönelik beklentilerin mahiyeti, kapsamı farklı olabilir. Ancak yaygın
bir şikayetin olması, değişim konusunda güçlü bir toplumsal irade olduğunu
yaptığımız bu araştırmalar ortaya koydu. Biz bunları sıradan değil, kamuoyu
araştırmalarını da yapmak suretiyle tespit ettik ve adımı da buna göre attık.
İşte bu taslak, gelişen ve büyüyen Türkiye'nin, artık kabına sığmayan bir
Türkiye'nin ihtiyaçlarını içeren bir taslaktır.''
Taslağın içeriği hakkında bilgi veren Erdoğan, taslağın, 3'ü geçici madde
olmak üzere toplam 26 maddeden oluştuğunu hatırlattı.
Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
''Kanun önünde eşitlik ilkesi güçleniyor. Çocuklar, yaşlılar ve
engelliler gibi özel surette korunması gerekenler için pozitif ayrımcılık
getiriyoruz. Özel hayatın gizliliği, yerleşme ve seyahat hürriyeti, ailenin
korunması ve çocuk hakları alanlarında son derece çağdaş ve demokratik
düzenlemeler taslakta yer alıyor. Memurlarımızın uzun yıllardır mücadelesini
verdiği toplu sözleşme hakkı nihayet taslak bir metinle somut bir karşılık
buluyor. Siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin düzenleme, yine evrensel hukuk
normları çerçevesinde, yeniden şekilleniyor. Yüksek Askeri Şura kararları ile
ilgili, kamuoyunun talep ve ihtiyaçları doğrultusunda yargı yolu açılıyor. Askeri
mahkemelerin sadece askerlikle ilgili suçlara ait davalara bakmaları getiriliyor.
Anayasa Mahkemesi ile HSYK'nın üye yapısı da evrensel normlar çerçevesinde
değişiyor. Fakat ben bazı şeylere şaşıyorum. Metni mi okumadılar, taslaktan mı
haberleri yok? 'Parlamento HSYK'yı, düzenleyemez veya HSYK'nın içine Parlamento
üye veremez.' HSYK'nın içinde Parlamentonun onayı ile oraya gelecek bir tane üye
yok. Kim var? Sadece, bugüne kadar ve AB normlarında olduğu gibi, Adalet Bakanı
ve müsteşarı var. Bu dünde vardı, bugünde var, AB normlarında da var.
Yapılan yeni düzenlemede ne var? Yeni yapılan düzenlemede ise birinci
derecedeki, yani ilk derece mahkemelerinden de yine onların seçtiği, Parlamento
ile yakından uzaktan alakası yok... Türkiye genelinde bunun seçimi yapılacak ve
onlar kendi içlerinden, savcısı, hakimi neyse, oradan bu seçimi adaylar arasından
yapacak ve belirleyecek, onlar yapacak. Burada yüksek yargının rahatsız olduğu
bir konu var. Nedir? Sadece 'ben' diyorlar, 'biz' diyorlar. 'Nereden çıktı
diyorlar şimdi bu ilk mahkeme? Olmaz böyle bir şey. Bunu ancak biz belirleriz'
diyorlar. Birinci derecedeki hakim ve savcılar kim? Bunların sizden farkı ne?
Onlardan da oraya rahatlıkla gelebilir. Dünya bunu zaten böyle yapıyor. Bak
AB'deki üye ülkelere, çoğunda bu uygulamaları göreceksin. İlginç olan şey budur.
Oralarda aslında bunun belirlemesini Parlamento yapar. Bak biz burada
Parlamentoyu devreye sokmuyoruz, oralarda Parlamento yapıyor bunu. Bunu halkıma
özellikle duyurmak istiyorum. Bunu kendileri de çok iyi biliyorlar aslında. Ama
bildikleri halde, 'hayır Parlamento bu işe karışamaz' diyorlar. Batı yapıyor bunu
işte. Hep 'batı batı batı' diyorsunuz, batı böyle. Böyle yapıyor bunu. AB üyesi
ülkelerin hepsini masaya yatırdık, hepsinde de durum bu.'' (12.40)
NOT: Haberin devamını ' İLGİLİ DÖKÜMANLAR' da bulabilirsinz.
