2007-05-16 - 12:10
Başbakan Erdoğan: ''Milli iradeyi bir yük, milletin tercihlerini bir tehlike, halkoyunu bir sıkıntı olarak görenler, milletimizin sandıkta vereceği cevabı görecek, milli iradenin ne demek olduğunu seçimlerde anlayacaktır."
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Ne kadar
ağır olursa olsun, demokrasinin bütün ağırlığını taşımak, bizim için onurdur'' dedi.
Başbakan Erdoğan Türk siyasetinin 60 yıllık aktörlerinin demokratik olgunluktan
uzak olduklarını, milletten ne kadar çekindiklerini gizleme gereğini bile duymadıklarını
belirterek ''Milli iradeyi bir yük, milletin tercihlerini bir tehlike, halkoyunu bir
sıkıntı olarak görenler, milletimizin sandıkta vereceği cevabı görecek, milli
iradenin ne demek olduğunu seçimlerde anlayacaktır." dedi.
Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, önemli bir
sürecin başında olduklarını ifade ederek, ''bundan tam 5 yıl önce bugünlerde
Türkiye, büyük bir girdabın içindeydi. Türkiye'nin en sıkışık, en dar
zamanlarında 'her gecenin bir sabahı, her kışın bir baharı var' diye yola çıktık
ve Türkiye'ye başarılarla dolu tam 4.5 yıl kazandırdık'' diye konuştu.
Yüzlerinin ve alınlarının ak olduğunu belirten Erdoğan, şunları söyledi:
''Şimdi yeniden milletimize gidiyoruz. Milletimizin vicdanına, aklına,
iradesine gidiyoruz. Türkiye'nin çağdaş medeniyet hedeflerinden bir tek geri adım
atmadan, Cumhuriyetimizin, milletimizin, devletimizin, gücüne güç katarak
yolumuza devam ediyoruz. En doğru karar verici olan aziz milletimize gidiyoruz.
Yolun başında milletin emanetine bağlı kalarak, bu yolda emin adımlarla
ilerleyeceğimizi, milletimizin iradesinden bir an olsun sapmayacağımızı
söylemiştik. Sözlerimizin ardında durduğumuzun şahidi, 70 milyonu aşkın
vatandaşımızdır. Vaatlerimizin ardında durduğumuzun şahidi, 81 vilayetimizdeki
ekonomik canlamadır, kalkınmadır. Şahidimiz, yükselen adalettir, derinleşen
kardeşliktir, bütün dünyada yükselen itibarımızdır, onurumuzdur. Ne mutlu bize ki
bu itibarla, özgüvenle, sadakatle milletimize gidiyoruz.
Biliyoruz ki 22 Temmuzda Türkiye gücüne güç katacaktır. Biliyoruz ki 3
Kasımdan bugüne büyüyen, gelişen bir Türkiye, 22 Temmuzda çok daha yüksek
basamaklara çıkacaktır.''
DEMOKRASİ
Son bir kaç ay içinde yaşananlarla AK Parti'nin, Türkiye'nin değişimi,
kalkınması için özellikle de Türk siyaseti ve demokrasisi için ne kadar önemli
olduğunun bir kez daha anlaşıldığını kaydeden Erdoğan, ''Olup biten her şeyi
milletimiz, ayan beyan gördü. Canlı yayınlarda izledik, kimin demokrasiyi içine
sindirdiği, kimlerin halka güvenmediği açık, seçik ortaya çıktı'' dedi.
CUMHURBAŞKANI SEÇİMİ SÜRECİ
Erdoğan, başta CHP olmak üzere, AK Parti dışındaki siyasi partilerin
milletin geleceği ve ülkenin prestiji açısından büyük öneme sahip olan
cumhurbaşkanı seçim sürecinde iyi demokrasi sınavı veremediklerini ifade ederek,
sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bazıları küçük hesaplar peşinde koştu. Bu ülkenin son 3 cumhurbaşkanı
nasıl seçildi, bundan önceki cumhurbaşkanları nasıl seçildi, hepsi ortadayken,
yasaları zorlayarak, bunların neticesinde bir tabloyu yakaladıklarını ve bununla
beraber bu işi başardıklarını konuşmayı başladılar.
Öyleyse kalan neydi? Millete gitmekti... 'Haydi millete' dediğimiz zaman, bu
defa her zaman olduğu gibi, milleten kaçmaya başladılar. Dün ne söyledilerse,
ertesi gün değil, 2 saat sonra tam aksini söylediler. Hepimizin varlık zemini
olan demokrasiyi el üstünde tutma konusunda gereken hassasiyeti gösteremediler.
''...BÜTÜN AĞIRLIĞINI TAŞIMAK ONURDUR''
Biz, AK Parti olarak, milli iradenin hakimiyeti için, demokrasinin kök
salması için, tek başımıza da kalsak mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz.
Türk milletinin demokratik kazanımlarını korumak ve geliştirmek için var
gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.
Bu arada çok açık söylüyorum; altını çiziyorum, duyanlar duymayanlara,
görenler görmeyenlere bunu muhakkak ulaştırsın diyorum. Ne kadar ağır olursa
olsun, demokrasinin bütün yükünü, bütün ağırlığını taşımak, bizim için onurdur.''
Türk siyasetinin 60 yıllık aktörlerinin demokratik olgunluktan ne kadar uzak
olduklarını, milletten ne kadar çekindiklerini milletten gizleme gereğini bile
duymadıklarını öne süren Erdoğan, ''inanıyorum ki onların siyaset sahnesinde
sergiledikleri hüzün verici bu tablo, milletimizin yüreğinde ayniyle yankısı
bulmuştur'' diye konuştu. Bunların halktan hak ettikleri cevabı alacaklarının
şimdiden aşikar olduğunu savunan Erdoğan, şöyle konuştu:
''Milli iradeyi bir yük, milletin tercihlerini bir tehlike, halkoyunu bir
sıkıntı olarak görenler, milletimizin sandıkta vereceği cevabı görecek, milli
iradenin ne demek olduğunu seçimlerde anlayacaktır.
Fakat bunlar öyle bir bakışın içindedirler ki demokrasiye bile kendilerine
göre, evrensel tanımın dışında tanım getirmeye de cüret edebilirler. Yani
otoriter, totaliter mantıkla da demokrasiyi tanımlayabilirler. Bunların
anlayışında bu da var. Bunları biliyoruz, görüyoruz.
İşte cumhurbaşkanı seçimi sürecinde Meclis çatısı altında sergilenen tutum,
aslında AK Parti grubuna değil, milli iradeye yöneliktir. Hazımsızlıktır.
Milletin temsilcilerine yönelik bir tahammülsüzlüktür. Cumhurbaşkanının Mecliste
seçilmesini bloke edenler, 'halk seçsin' dediğimizde, gerçek düşünlerini ortaya
koymuşlar, 'millet seçerse rejim tehlikeye girer' demişlerdir. Bu alışkanlık,
bugün başlamadı. Bu alışkanlığın geçmişi var.''
VALİ İL BAŞKANLARI
CHP'nin bu zihniyetinin, il başkanlarını vali yapacak kadar ''demokrat''
olduğunu savunan Erdoğan, ''hem il başkanı olacaksın, aynı zamanda da valilik
yapacaksın. Soruyorum sizlere? Haşa, böyle bir şey bizim aklımızın ucundan,
kenarından geçmez de AK Parti böyle bir delalete düşse, böyle bir yanlış yapsa,
acaba CHP zihniyeti ne yapar? Önce bu günahlarından temizlenmeli bunlar. İl
başkanı aynı zamanda gidiyor valilik yapıyor. İşte Türkiye, bunlardan arına arına
bugünlere geldi'' şeklinde konuştu. Erdoğan şöyle devam etti:
''Bunlar şimdi şu parlamentonun içinde seçime tahammül edemiyor. 'Hadi
millete gidelim', ona da tahammül edemiyor. Ne istiyorsunuz arkadaş, ne
istiyorsun? yan yana koyuyoruz olmuyor, alt alta koyuyoruz, olmuyor. Ne
istiyorsunuz yahu? Şunu söyleyin: Bana göre, bunlar demokrasiyi hazmedebilmiş
değiller. Ve şu anda bunlar, demokrasiyi hazmedememenin maalesef, istikametini bu
noktada belirleyememenin şaşkınlığı içindeler.
Çok açık anlaşılmaktadır ki asıl tahammül edilemeyen milli iradedir,
milletin söz sahibi olmasıdır. Çok partili hayata geçildiğinde o zaman 'yeter söz
milletindir' diyenler, bu ülkede gümbür gümbür iktidara gelmişti Menderes ile
birlikte. Şimdi biz 3 Kasımda ne dedik hatırlayın. Önce 'yeter söz milletindir'
süreci başlamıştı, şimdi 'yeter karar milletindir' dedik ve yola böyle devam
ettik. Şimdi bunu söylüyoruz; yeter, karar milletindir... Millete gideceğiz.
Cumhurbaşkanlığında da genel milletvekilliği seçimlerinde de...''
"MİLLETTEN KORKAN ANLAYIŞ"
Partisinin TBMM Grup toplantısında konuşan Erdoğan, hem Cumhurbaşkanı seçimi
için hem de genel seçim için millete gideceklerini belirtti. Erdoğan, ''Soruyorum
sizlere; milleten korkan, milletin iradesini küçümseyen, milleti tehdit unsuru
olarak gören bir anlayış Allah aşkına demokrat, cumhuriyetçi, çağdaş olabilir mi?
Bunlar sadece halkın duygu ve düşünce dünyasıyla kavgalı değiller, evrensel
değerlerle, demokratik hak ve özgürlüklerle, çağdaş değerlerler de kavgalıdır. Bu
yüzden bunların dünyada eşi benzeri yoktur. Bunların düşünce tarzını,
tahammülsüzlüğünü, dayatmacı yaklaşımlarını çağdaş dünya çoktan geride bıraktı.
Bu miadı geçmiş anlayışlar çoktan iflas etti'' diye konuştu.
Milletvekilleri olarak süreç boyunca ısrarla sürdürülen bu ölçüsüz tutumu
kabul etmelerinin mümkün olmadığını kaydeden Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
''Kim ne derse desin, demokratik özürlerini kim bu ülkeye siyaset olarak
dayatmaya kalkarsa kalksın, süreç boyunca hamdolsun AK Parti, Türk siyasetinin
yüzakı olmaya devam etmiştir ve yüzakı olmaya, kalmaya, demokrasiye, TBMM'nin
onuruna, siyasetin vakarına yakışır tutumu takınmaya devam edecektir. Çünkü bizim
siyasetteki varlık sebebimiz, bu ülkede yaşayan 70 milyon insanın umutlarını
canlı tutmak, gelecek rüyalarını gerçeğe dönüştürmektir. Bizim insanlarımızı
günışığında bile kabuslar görmeye mahkum etmek isteyenlerle bir işimiz olmaz.
Böylelerine asla prim vermeyin. Türkiye'nin gündemini, geleceğimizin rotasını bu
düşük seviyeli, iftiracı zihniyetlere bırakacak, demokrasiye arkamıza dönecek de
değiliz. Bizim bu milletin aydınlık hayalleriyle birebir örtüşen bir yolumuz var.
Biz o millet yolunun yolcusu olmaya, o yolun dışına çıkmamaya kararlıyız. Biz
böyle bir partiyiz. Demokratik hiçbir ülkede rastlanmayacak siyaset ayıplarına
gönüllü imza atanlardan, bu ülkenin insanlarını utandıran eski usul felaket
tellallarından da olmayacağız.''
BAYKAL'A ELEŞTİRİ
CHP'nin tutumunu eleştiren Erdoğan, ''CHP liderinin konuşmalarına bir bakın
Allah aşkına...Umut mu dağıtılıyor, korku mu pompalanıyor? Birlik ve beraberlik
mesajı mı veriyor, kamplaşma ve çatışma mesajı mı veriyor?'' diye sordu.
Erdoğan, CHP lideri Deniz Baykal'ın Anayasa Mahkemesine yapılan başvurunun
ardından, ''Bizim istediğimiz doğrultuda bir karar çıkmazsa bu ülkede çatışma
çıkar'' dediğini hatırlatarak şöyle devam etti:
''Anayasa bütün kurallarıyla, her şeyiyle ayakta, ama bakıyorsunuz ortadan
böyle bir yaklaşım tarzı sergiliyor. Konuşması, tehdit, tehlike, kriz, çatışma
kelimelerinden oluşan bir siyasi lider, çağdaş ve aydınlık bir Türkiye mesajı
nasıl verebilir, soruyorum size? Kriz tellallığı yapan bir siyasi lider, güven ve
istikrar vurgusu nasıl yapabilir? Bunların siyaset literatüründe çatışmadan,
kutuplaşmadan, kavga ve gürültüden başka kelime yok. Bunlar siyasi hayatlarını
felaket tellallığı yaparak götürmüşler. Ezberlerini bozamazlar, yeniliklere açık
olamazlar, 'Türkiye'nin gelişimine nasıl bir katkı yaparız' diye düşünemezler.
İnanın bugüne kadar bize bir proje teklifleri dahi olmamıştır. Dağarcıklarında da
böyle bir şey yok zaten. Biz bu milletin ortaya koyduğu iradeye karşı entrikalar
çevirmeye, ülkeyi bunalıma sürüklemeye çalışanlara ayak uydurmayacağız. Bizim
milletimize sevdamız var, ülkemize sevdamız var, aşkımız var. Onun için Gazi
Mustafa Kemal Atatürk'ün ifade ettiği o muasır medeniyetler seviyesinin üstüne
çıkmak için gece gündüz çalışmaya, şu an bulunduğumuz yerden devam edeceğiz. Bu
yola tevessül edenlere de vakarla temsil ettiğimiz milletimizin iradesini asla
teslim etmeyeceğiz. Biz, milletimize verdiğimiz sözün gereğini yerine getirecek
bütün gücümüzle, enerjimizle ve sevdamızla Türkiye'nin aydınlık geleceğinin inşa
etmek için mücadele edeceğiz.''
''STATÜKODAN NEMALANMAK İSTEYENLER...''
Ülkede hala demokratik ayıplardan, statükodan, ataletten sebeplenmek ve
nemalanmak isteyenlerin olduğunu ifade eden Başbakan Erdoğan, kendilerinin
milletle aynı kulvarda beraber yürüdüklerini ve yürümeye devam edeceklerini
söyledi.
Siyasetteki ortakları ve yol arkadaşlarının bir bütün olarak millet olduğunu
belirten Erdoğan, ''Biz başkaları gibi değiliz. Milli iradeyi hiçbir şart altında
tartışmaya açmayız, üstüne gölge düşürmeyiz, bu milletin sesine hissiyatına asla
ve kata sağır kalmayız, yabancılaşmayız'' dedi.
Halkla kavga ederek siyaset olmayacağını belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
''Demokrasiyle kavga ederek siyaset hiç olmaz. Millet iradesini
gölgeleyerek, kapkacçı taklitlerle siyaset olmaz, olamaz. Türkiye artık bunu hak
etmiyor. Refaha, adalete, kalkınmaya, üretime, ticarete kilitlenen Türkiye'de
demokrasinin çıtası, onların erişemeyeceği kadar yükselmiştir. Siyaset ve
demokrasiye kalbinde hak ettiği değeri veren, liyakatçi, dirayetli, sözünün eri,
milletinin verdiği söylediği sözü asla tartışmayacak, millet iradesinin ortaya
koyduğu aritmetiği asla hafife almayacak kadrolar olmalı. Önce dik durmalıyız.
Milletin büyük teveccühle üstümüze giydirdiği o yüce temsil kıyafetini hakkıyla
taşımamız gerekir.''
''BU CÜMLEYİ İYİ ANLAYIN''
TBMM'nin sadece millet iradesinin sembolü değil, aynı zamanda milletin
binlerce şehit vererek kazandığı istiklal mücadelesinin de emaneti olduğuna
işaret eden Erdoğan, milletvekillerinden, Meclisin duvarlarında yazan ''Egemenlik
kayıtsız şartsız milletindir'' ifadesini iyi okuyup, anlamalarını ve içlerine
sindirmelerini istedi. ''Bu kelimeler, bu milletin can pahasına elde ettiği
istiklalinin ne anlama geldiğini ifade ediyor. Bu cümleyi iyi anlayın'' diyen
Erdoğan, bu cümlenin, TBMM'nin de aynı zamanda ruhunu temsil ettiğini vurguladı.
Başbakan Erdoğan, ''Hiçkimse ama hiçkimse, milletin hakimiyetine karşı,
milletin egemenlik haklarına karşı kayıt ve şart ileri süremez. Milletin verdiği
oyu hafife alamaz. Millet iradesini asla tartışmaya açamaz. Hakimiyet kayıtsız
şartsız milletindir. Bu milleti parçalara, sınıflara, kamplara, kategorilere
ayırmaya kimsenin gücü yetmez. Kimsenin bunu yapmaya hakkı da yoktur.
Farklılıklarımız olabilir, bunlar bizim zenginliğimizdir. Ama kamplaşma
asla....Milletimizin her ferdi, her cüzü aynı değerdedir, aynı haklara sahiptir.
Egemenliğin de Cumhuriyetin de demokrasinin de öz be öz sahibidir'' diye konuştu.
TBMM'nin nasıl teşekkül ettiğinin belli olduğuna işaret eden Erdoğan,
iktidarın da muhalefetin de bugün bulundukları temsil makamına milletin oylarıyla
geldiğini anımsattı.
Başbakan Erdoğan, ''Kimse TBMM'nin saygınlığına gölge düşüremez. Burada orta
oyunu oynayamazsınız. Buna izin vermeyiz, buna hakkınız yok'' dedi.
"ENGELLEMELER OLMASA?"
Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, iktidarları
sürecince bir çok engellemelere maruz kaldıklarını söyledi.
Karşılaştıkları engellemeleri seçim meydanlarında anlatacaklarını ifade eden
Erdoğan, ''Bunların haritası elimizde. 'Ne, nasıl engellenmeseydi, şu anda ne
olacaktı...' Zira bu ülkede öyle şeyler yaşandı ki maalesef engellemeler
olmasaydı, milletin kasasına o para girmiş olsaydı, şu anda ödediğimiz, belki de
o faizlerin birçoğunu ödememiş olacaktık'' dedi.
''İNŞALLAH, HAK YERİNİ BULACAKTIR''
Başbakan Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin, açtığı bir ihaleyle,
kendisinin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde 60 milyon dolar olan
araziyi 800 milyon dolara sattığını ifade ederek, ''Neymiş, bir Körfez ülkesinin
şirketi almış...'' diye konuştu. Bazı sivil toplum örgütlerinin hemen bunu
durdurmak için çabaladıklarını kaydeden Erdoğan, şunları söyledi:
''Bu ülkeye yazık. Bu ülkeye giren küresel sermayenin önünü kesmek, inanın
bu ülkenin geleceğini karartmaktır. Yazık. Bu küresel sermayenin bu şekilde
Türkiye'ye girmesiyle birlikte, Türkiye'nin dünyayla bütünleşmesi, çok daha
farklı bir konuma geldi. Burada hem 5 milyar dolarlık bir yatırım yapılacak hem
de binlerce insanım iş, ekmek, aş bulacak. Soruyorum Allah aşkına: Bu, bu ülkeye
sevda, vatanseverlik, milliyetperverlik değil mi?
Tamamen entrika. Ama inşallah, hak yerini bulacaktır.''
''TEK BİR DİŞE DOKUNUR YORUMLARINI DUYDUNUZ MU?''
Başbakan Erdoğan, eğitimde, sağlıkta bir çok sorunu çözüme kavuşturduklarını
söyledi.
''Bugün mangalda kül bırakmayanların, 4.5 yıldır kendilerinin konuşmalarına
ve Türkiye'nin eğitimine ilişkin tek bir dişe dokunur yorumlarını, sözlerini
görmediklerini, duymadıklarını ifade eden Erdoğan, ''Enflasyona, büyümeye,
faizlere, yoksulluğa, işsizliğe ilişkin tek bir önerilerine şahit oldunuz mu
Allah aşkına?'' diye sordu.
''YATIRIM, SOSYAL POLİTİKALARINIZ NEDİR? ANLATIN''
Erdoğan, şunları kaydetti:
''Ülkeyi saran bu değişim rüzgarından hiç mi etkilenmediler, hiç mi katkı
sağlamak istemediler? Bu ülkenin kazanımları için hiçbir şey söylemediler.
Bazıları, kendilerini sosyal demokrat olarak tanımlıyorlar, değil mi? Peki bu
sosyal demokratların, çalışma hayatına, çalışanlara, sosyal yardımlara,
hizmetlere, politikalara ilişkin tek bir önerilerini duydunuz mu? Yok.
(Enflasyonu niçin tek haneye düşürdün mü, hastaneleri niye tek çatı altında
topladınız mı, ilaçların tüm eczanelerden niye verilmesini sağladınız mı, neden
her yere doğalgaz götürdünüz mü, Türkiye'yi niye bu kadar büyüttünüz, kişi başına
geliri niye iki katına çıkardınız mı, yatırımları neden bu kadar çoğalttınız mı,
Türkiye'nin itibarını içeride dışarıda niye bu kadar artırdınız mı) diyecekler?
Bunlar takılmışlar bazı şeylere, takılmışlar kendi elleriyle yaptıkları bazı
öcülere, sabah akşam aynı teraneyi söyleyip geziyorlar. 4.5 yıldır seçim, seçim
diye ortadalar. Daha seçimi yeni yaptık, durun bakalım. İşte şimdi seçime
gidiyoruz. Er meydanı 22 Temmuzda kurulacak. Kim pehlivan, kim dürüst değil
görülecek. çıkın bu millete anlatın; nedir sizin ekonomi politikanız, enflasyon,
faizle, yoksullukla mücadele politikanız, yatırım, sosyal politikalarınız nedir,
anlatın.''
''SOSYAL DEMOKRATLAR BİZİ DAVET EDİYOR''
Başbakan Erdoğan, dünyada görüştüğü sosyal demokrat liderlerin, kendisine,
''Türkiye'de sosyal demokrasiyi temsil eden tek bir parti bile yok'' dediklerini
söyledi.
Bazı milletvekillerinin, ''biz varız'' demeleri üzerine Başbakan Erdoğan,
''Hatta bizi davet ediyorlar, 'Gelin sizi buraya alalım' diyorlar'' dedi.
Recep Tayyip Erdoğan, çok yakında akla karanın ortaya çıkacağını belirterek,
laf üretenlerin, milletten hak etiği karşılığı alacağını kaydetti.
Büyük bir özgüvenle geçen 4.5 yılın tek bir gününde bile, millet
hissiyatından ayrı düşünmediklerini ve tek bir günü bile millete hizmetten başka
bir gayeye kurban etmemenin rahatlığıyla millete gittiklerini kaydeden Erdoğan,
bu rahatlıklarının, görevini yapmış olmanın rahatlığı olduğunu belirtti.
Erdoğan, milletin karşısına alnı ak çıkmanın verdiği gönül rahatlığı içinde
olduklarını ifade ederek, ''Allah bunu herkese nasip etsin'' dedi. Milletin
verdiği hiçbir şerefli görevden kaçmadıklarını kaydeden Erdoğan, milletin
meclisinde de kaçmadıklarını, hile ve tuzaklardan medet ummadıklarını söyledi.
Erdoğan, ''Bugüne kadar seçim sandığından asla kaçmadık, kaçmayacağız. Milletin
sandığından çıkacak her sonuca razıyız'' dedi.
İKİ ŞAMPİYON: ''FENER, AK PARTİ''
Erdoğan'ın konuşması sırasında izleyiciler sırasında bulunan bir partilinin,
''Sayın Başbakanım, Türkiye'de iki tane şampiyon var; bir tanesi Fener, diğeri AK
Parti'dir'' sözleri, salonda alkışlarla karşılandı.
CHP'NİN TAVRI
Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Erdoğan, CHP'nin,
cumhurbaşkanlığı seçimi ve sonrasındaki tavrını eleştirdi. ''Nereden nereye
geldiğimizi, bu millet çok iyi biliyor'' diyen Erdoğan, TBMM'nin her oturumunun
kilitlendiği günler yaşandığını kaydetti.
Erdoğan, ''Düşünebiliyor musunuz, bir kanun görüşüyorsunuz. Sadece bir
maddeye 1600 önerge veriliyor. Kim? CHP. Niçin? Kilitlemek için... Böyle bir
mantık, anlayış olur mu? Nedir bu? 'Cumhurbaşkanı, 40 yaşını dolduranlardan
olmalı, Cumhurbaşkanı, afedersiniz 90 yaşını dolduranlardan olmalı' Böyle komik
şeyler olabilir mi'' diye sordu.
