2009-05-12 - 15:30
DTP GRUP TOPLANTISI
Genel Başkan Türk, ''Sayın Cumhurbaşkanı da Türkiye'nin en temel sorununun Kürt sorunu olduğunu ve bunun mutlaka halledilmesi gerektiğini söyledi. Bu olumlu ve umut verici bir gelişmedir.
DTP Grubu toplandı. Genel Başkan Ahmet Türk, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmasına, Anneler Günü'nü
kutlayarak başladı. Ahmet Türk, bütün mücadelelerinin, annelerin artık ağlamaması
ve evlat acısı çekmemesi için olduğunu ifade etti.
Türk, demokrasinin gelişmemesinin temel nedeninin, Kürt sorununun
demokratik ve sivil bir yaklaşımla ele alınamamasından kaynaklandığını iddia
etti.
Türkiye'nin temel sorununun, demokratikleşme sürecinin sekteye
uğratılması olduğunu öne süren Türk, ancak son günlerde, sorunların demokrasi ve
uzlaşı içerisinde çözülmesine dönük karar verme sürecine girilmeye başlandığını
anlattı.
Geçen hafta Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile görüştüğünü anımsatan Türk,
Kürt sorununun çözümü konusunda, karşılıklı fikir teatisinde bulunduklarını
söyledi. Cumhurbaşkanı Gül'den, bu noktada inisiyatif almasını istediklerini
belirten Türk, ''Sayın Cumhurbaşkanı da Türkiye'nin en temel sorununun Kürt
sorunu olduğunu ve bunun mutlaka halledilmesi gerektiğini söyledi. Bu olumlu ve
umut verici bir gelişmedir. Beklentimiz ve temennimiz bu mesajların somut
adımlara dönüşmesi ve icra organı olan Hükümetin biran önce harekete geçmesidir''
dedi.

-ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ-

Bir süredir tartışılan ve son halini aldığı söylenen Anayasa değişikliği
paketiyle ilgili henüz somut bir şey görmediklerine işaret eden Türk, paketten
bahsedildiğini, ancak bunun nasıl hazırlandığı ve neleri içerdiğinin
bilinmediğini kaydetti. Türk, konuşmasında, ''Çünkü Hükümet, tamamen kapalı
kapılar ardında bu tartışmaları sürdürmektedir'' ifadesine yer verdi.
Dar kapsamlı bir Anayasa değişikliğinin çözüm olmayacağını belirten Türk,
''Türkiye, artık bu yamalı bohçaya dönüşen otoriter Anayasa'dan kurtulmalıdır. 71
milyon yurttaşı, kimliğiyle, diliyle, kültürüyle kucaklayan yeni bir Anayasa,
öncelikli adım olmalıdır. Siyasi Partiler Kanunu, Seçim Yasası, Türk Ceza Kanunu
ve Terörle Mücadele Yasası'nda da köklü bir reforma gidilmesi zorunludur. Siyasi
partilerin farklı dil ve lehçelerde propaganda yapabilmesine kadar, geniş
kapsamlı bir reforma gidilmesi gerekmektedir'' diye konuştu.

-MARDİN'DEKİ SALDIRI-

Mardin'deki saldırı olayına değinen, bir daha böyle olayların
yaşanmamasını temenni eden Türk, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Kürt sorununu, bir demokrasi sorunu değil de bir asayiş sorunu olarak
gören zihniyet, Mardin'deki tüyler ürperten katliamın baş sorumlusudur. Bu vahşet
karşısında başını kuma gömenler, temel sebep olarak feodalite, namus, töre gibi
nedenlerle kendilerin kurtarmaya çalışanlar, bu ve olabilecek benzeri
katliamların vebali altında kalacaklardır.''
Olayın tarihi bir geçmişi bulunduğunu, çok boyutlu olarak ele alınması
gerektiğini belirten Türk, olayla ilgili gözlemlerini ve yaptıkları ziyaretleri,
önümüzdeki günlerde bir rapor halinde kamuoyuyla paylaşacaklarını bildirdi.
Olayı töre veya kan davası olarak yansıtmaya çalışmanın gerçekleri
saptırmak olacağını öne süren Türk, ''Zaten televizyon dizilerinde, gazete
haberlerinde bölge sürekli töre cinayeti, kan davası, aşiret çatışmalarıyla
yansıtılarak Türkiye halkında da böyle bir algılama yaratılmaya çalışılmaktadır.
Toplumları birbirinden ayrıştırma ve uzaklaştırma politikasının devrede olduğunu
görüyoruz'' dedi.
Koruculuk sistemini de eleştiren Türk, devletin silahlandırdığı bu
kitlenin, ''Toplumun üzerinde bir çete'' misali hüküm sürdüğünü iddia etti. Türk,
Bilge köyündeki katliamın, koruculuk sisteminin tehlikeli noktaya doğru varmakta
olduğuna işaret ettiğini savundu. Koruculuk sisteminin ürettiği suç oranının
ürkütücü boyutta olduğunu öne süren Türk, sistemin bölgedeki toplumsal barışı da
tehdit ettiğini söyledi.
Konuşmasından dış politikaya da değinen Türk, ''Aslında, bu dönem
içerisinde gerek Avrupa Birliği müzakere süreci, gerek komşularımızla ilişkiler
bağlamında bazı adımların atıldığından kuşkumuz yoktur. Aynı şekilde, Ermeni ve
Kıbrıs sorunları konusunda da çözüm yolunda önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Hiç
olmazsa bir müzakere yoluna girilmiştir'' diye konuştu.

-KÜRTÇE KÖY İSİMLERİ-

Konuşmasının ardından çıkışta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Ahmet
Türk, Kürtçe köy isimlerinin geri verilmesine ilişkin haberleri şu şekilde
değerlendirdi:
''İsimlerini değiştireceksiniz ama dilini yasaklarsanız ne anlama gelir?
Zaten verilen yeni Türkçe isimleri hiç bir Kürt kullanmıyor. Kürtlerin bir
kültürünün, dilinin, kimliğinin olduğunu unutmadan gereğini yerine getirmek
önemli. Kısmi düzeltmeler kimseyi tatmin etmez.
Örneğin, dün Kosova'ya Kültür Bakanları gitti. Kosova Demokratik Türk
Partisi'nin daveti üzerine buraya gidiliyor. Oradaki isimler, söylemlerini Türkçe
söylüyor, partisinin ismini Türk ismi olarak koyabiliyor. Her türlü demokratik
haklardan yararlanabiliyor. Meclis'te bile Türkçe konuşma hakkına sahip. Kendi
bölgelerinde bütün söylemlerini Türkçe yapıyor. Bir azınlığın hak ettiği ve
olması gereken haklar konusunda elbette ki biz tam destek veriyoruz. Yüzde 5'lik
nüfusa sahip olan Türkler için Türkiye bunu önemsiyor, bu değeri biçiyorsa burada
20 milyon yurttaşının bu haklarını görmesi gerekiyor.
Yani Kosova'daki yaklaşım neyse, Türkiye Hükümeti'nin oradaki Türk
azınlığı için istenilen, yerine getirilen talepleri neyse, bugün burada uygulansa
sorun kalmaz diye düşünüyoruz.''
"