2005-05-10 - 14:51
CHP GENEL BAŞKANI BAYKAL: ''IMF'NİN GÖZÜ ASGARİ ÜCRETTE, ALLAH SELAMET VERSİN BİZİMKİLER DE HİÇ İTİRAZ ETMİYOR''
Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmaya, dün insanlık tarihinin yaşadığı en acımasız savaş olan 2'nci Dünya Savaşı'nın bitişinin yıldönümü olduğunu belirterek başladı.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, IMF Birinci Başkan Yardımcısı Anne Krueger'in, ''asgari ücretin düşürülmesi gerektiği'' yönündeki sözlerine tepki göstererek, ''Gözleri asgari ücrette, Allah selamet versin bizimkiler de hiç itiraz etmiyor'' dedi.

Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmaya, dün insanlık tarihinin yaşadığı en acımasız savaş olan 2'nci Dünya Savaşı'nın bitişinin yıldönümü olduğunu belirterek başladı. Savaşın sona erişinin 60'ncı yıldönümünde bu savaş üzerinde sorumluluk duygusu olan her kurumun, her insanın düşünmesi gerektiğini kaydeden Baykal, buradan alınması gereken çok ders bulunduğunu söyledi. Savaşta 20 milyonu Sovyetler Birliği'nde yaşayanlar olmak üzere 40 milyon kişinin öldüğünü belirten Baykal, bunların büyük çoğunluğunu da sivillerin oluşturduğunu kaydetti.

2'nci Dünya Savaşı'nın insanı temel alan anlayışın, insan hak ve özgürlüklerinin, demokratik siyaset sürecinin önünü açtığını ifade eden Baykal, şunları söyledi:

''İnsanlığı, devletin insanla ilişkisi konusunda sorgulama yapmaya zorlamıştır. Devletin insana hükmetme, tahakküm etme, yönlendirme hakkının bulunmadığı, yetkilerinin sınırlandırılması gerektiği, insanın kutsal bir yaratık olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu acı olaydan sonra ortaya çıkmıştır. İnsanlık böyle bir facianın yaşanmaması için uluslararası önlemler alma ihtiyacı hissetmiştir. Bu savaş, insanlık tarihinde utanç sayfası olarak yerini almıştır.''

Baykal, Türkiye'nin bu savaştan uzak durmayı; bu dönemde daima milli iradeyi, hukukun üstünlüğünü, yurttaş eşitliğini, insan hak ve özgürlüklerini temel alan bir anlayış içinde kendini şekillendirmeyi başardığını ifade etti. Türkiye'nin bu savaştan kendisini korumasının masum insanların ölmesini, kentlerin bombalanmasını önlediğini ifade eden Baykal, bunun ötesinde Türkiye'nin üzerine bir demir perdenin inmesi olasılığının da ortadan kaldırıldığını belirtti. Baykal, Türkiye'nin bu durum karşısında başarılı bir dış politika götürdüğünü bütün dünyaya kabul ettirdiğini ve herkesin bundan ibret alması gerektiğini vurgulayarak, başta İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü olmak üzerine o dönemde görev yapanlara rahmet diledi.

IMF'YE TEPKİ-
IMF Birinci Başkan Yardımcısı Anne Krueger'in, ''asgari ücretin düşürülmesi'' yönündeki sözlerine tepki gösteren Baykal, ''IMF'yi anlamak mümkün değil. Bir kez olsun banka batıranlardan alacakların tahsili uyarısı yapmıyorlar, asgari ücretten söz ediyorlar. Gözleri asgari ücrette, Allah selamet versin bizimkiler de hiç itiraz etmiyor'' dedi.

TEŞVİK UYGULAMASI
TOBB Genel Kurulu'nda ortaya konulan sorunları da milletvekillerine aktaran Baykal, bunların başında ''yüksek borçluluk ve cari açığın yükselmesinin'' geldiğini ifade etti. Baykal, bu sorunlar karşısında iktidarın ''ne yapacağını bilemez bir tutum'' takındığını öne sürerek, bunun, toplumun tedirginliğini artırdığını söyledi. Özellikle sıcak para sorununun ''havadan para kazanma, faizle para kazanma, emek harcamadan ekonomiden nemalanma fırsatı''' sağladığını kaydeden Baykal, bu sorunun herkes tarafından tespit edildiğini bildirdi.

Ekonominin en önemli konulardan birinin teşvik olduğunu belirterek sözlerini sürdüren Baykal, teşviklerin ülkenin sanayileşmesine, kalkınmasına katkı sağlamanın ötesinde, sıkıntı yaratacak nitelikte işlediğine ilişkin işaretlerin ortaya çıktığını söyledi. ''Anadolu Kaplanları''nın ekonomide ciddi yatırımlar yapmasının, giderek büyümelerinin herkes için sevindirici olduğunu ifade eden Baykal, kalkınamayan illeri de kalkınacak noktaya getirme düşüncesi ile bir yasa teklifi hazırlandığını söyledi. Bu düzenlemenin kendi emeği ile kalkınan illeri ciddi bir tehlike içine atacağını, haksız biçimde, güç koşullarda elde ettikleri başarıları cezalandıran bir anlayış içine girileceğini savunan Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bunların hepsi köşeye sıkışmış vaziyette. Kuruluşlar 'Nereye kaçarsak avantajlı oluruz' anlayışında. Yapanı yıkarak, yapamamış olanı kalkındırarak başarılı olamazsınız. Ona kanuni rakip çıkararak değil, diğerlerine omuz vererek kalkınmayı sağlamalısınız. Bu teşvik kanununun felsefesi baştan aşağı yanlıştır. Ortaya büyük yarış çıktı. 81 ilden 49'u teşvik kapsamında. Türkiye'de ikili ekonomik düzen olacak. SSK primini tam ödeyenler, yarım ödeyenler; vergiyi tam ödeyenler, yarım ödeyenler; enerjiyi yarım ödeyenler, tam ödeyenler...
Tam ödeyenler, güç koşullarda başarılı olanlar. Onların karşısında biz, 'Burada olsaydı yarım enerji, yarım primle tesis kurabilirsin' diyoruz. Bu, ortalığı karıştırıyor, allak bullak ediyor. İnsanlar büyük sıkıntı içine sürüklendi. Ortada kalkınmış illere yakın 49 il var, bu durumda kim Doğu'ya, Güneydoğu'ya gider. Ekonominin kuralları karışacak, yanlış sinyaller verilecek. Bunu büyük bir haksızlık olarak görüyorum, büyük bir yanlışlık yapılıyor. Bunu, bir an önce yeni bir anlayışla ele alma ihtiyacı vardır. Bu yapılmazsa iktidar, kendi emeği ile başaranların ayağına gülle bağlayacak, onları haksız rekabetle karşı karşıya bırakacak, başarılarını tehlikeye atacak. ''

SAKATLAR HAFTASI
''Sakatlar Haftası'' dolayısıyla engelli vatandaşların sorunlarına da değinen Baykal, Türkiye'deki insanların yüzde 12.28'inin sakat olduğunun araştırmalarla ortaya konulduğunu belirtti. Bu insanların yarıya yakınının sakatlıkları ile ilgili hiçbir tıbbi yardım almadığını, kendi kaderlerine terk edildiklerini ifade eden Baykal, yüzde 36'sının da okur-yazar olmadığını söyledi. Baykal, engelli vatandaşların yüzde 50'den fazlasının hiçbir sosyal güvenceleri bulunmadığını bildirdi. Bu insanların yüzde 36'sının doğumdan sakat olduklarına dikkati çeken Baykal, doğumdan sakatlıklarda töre gereği yapılan aile içi evlenmelerin büyük etkisi olduğunu belirtti. Baykal, trafik kazalarının da doğumdan sonraki sakatlıklarda etkili olduğunu kaydetti. Bu durumu ''Sosyal facia'' olarak niteleyen Baykal, sorunun büyüklüğüne karşın kapsamlı yasal düzenlemelerin yapılmadığını söyledi. AK Parti iktidarının bu yönde hazırlanan yasal düzenlemeyi önce görüşmeyi ertelediğini, ancak kamuoyundan gelen talepler üzerine ''yasak savma'' niteliğinde yeni bir yasal düzenleme hazırladığını savunan Baykal, ''Bununla ihtiyacı karşılamak mümkün değildir. Özürlüler hayal kırıklığına sürüklendi'' dedi. Baykal, hükümetten, CHP'nin bu konuda hazırladığı metni esas almasını istedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın CHP'ye yönelik, ''İdeolojik olarak özelleştirmeye karşı çıkıyorlar'' yönündeki sözlerini yanıtlayan Baykal, ''İdeolojik karşı çıkış'' için hiçbir neden olmadığını söyledi. Baykal, özelleştirmeye değil, yabancılara satışa karşı çıktıklarını ifade ederek, ''Kimlik duygusunun'' bunu gerektirdiğini söyledi.

Baykal, ''Türkiye'de yapılması planlanan özelleştirme gibi bir özelleştirmeye hiçbir ülkenin izin veremeyeceğini'' kaydederek, Türkiye'nin böylesi bir yapıda kendi ulusal kararlarını almakta zorlanacağını söyledi.

ERDOĞAN'A AÇIKOTURUM ÇAĞRISI
Karşı çıkışlarının ideolojik olmadığını yineleyen Baykal, farklı siyasi görüşlere sahip olsalar bile herkesin böyle davranması gerektiğini ifade ederek konuşmasını söyle sürdürdü:

''(Devlet ayakkabı yapmasın) yapmazsa yapmasın kardeşim... Seninle onun kavgasını götürmüyoruz. Ama sen Türkiye'de, dünyada gözbebeği haline gelmeye başlamış bir kuruluşu satıyorsun. Bu tam bir sorumsuzluktur, bunu savunmak mümkün değildir. Başbakan Erdemir konusunda haklı olduğuna inanıyorsa kendisini TRT'de açıkoturuma çağırıyorum. Aklı başında, memleketini seven hiç kimse bu koşullarda Erdemir'in satışını haklı bulamaz, iddiam bu... Başbakan çırpınmasın, çıksın bu konudaki düşüncelerini millete anlatsın, ben de anlayayım. (İdeolojik bir anlayışla karşı çıkıyor) diyor. Ben de diyorum ki Başbakan ideolojik bir angajmanla bunu satmak istiyor. Ben ideolojik bakmıyorum ama Başbakan ideolojik bağnazlıkla bakıyor. Başbakanınki ideolojik. Akıl var mı, mantık var mı, ulusal yarar var mı? Erdemir'in ona buna satılmasına karşı çıkıyoruz ama satarsa satar, ama yapacağı bu satışın hesabını vermek zorundadır.''

''İNÖNÜ'NÜN BAŞBAKANLIĞINDA...''-
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a, Ereğli Demir Çelik Fabrikası'nın İsmet İnönü'nün başbakanlığı döneminde kurulduğunu anımsatan Baykal, bu dönemde bütün fabrika arazilerinin kamulaştırıldığını, bütün ihalelerin tamamlandığını, izinlerin alındığını söyledi. Baykal, İnönü'nün ''Bir tertiple'' görevden ayrılmak zorunda kaldıktan sonra bile fabrikanın açılışına eşi Mevhibe İnönü ile birlikte katıldığını ifade etti. Bunun haber olarak yayınlandığı Ulus Gazetesi'ni kürsüden gösteren Baykal, ''Haberi sevinçle veriyor. Bunu kim diyor, Ulus Gazetesi diyor, CHP diyor. Gerçek bu. İsmet İnönü'nün bu konuda düşünceleri çeşitli vesilelerle söylenmiş. Abdi İpekçi ile mülakatı var'' dedi.

''EPDK'NIN CESARETLE KARAR VERMESİ GEREKİYOR''-
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'ndaki usulsüzlük ve yolsuzluk iddiaları ile ilgili Hilmi Güler hakkında gensoru önergesi verdiklerini de anımsattı. Doğalgaz alımlarında yapılan anlaşmalardaki değişikliklerin Hazine'yi zarara uğrattığı yolundaki iddialarının önce siyaset sonra da hukuk zemininde tartışılmasını istediklerini belirten Baykal, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun (EPDK) önemine değindi.

ÖCALAN'IN YENİDEN YARGILANMASI
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, AİHM'in, terör örgütü elebaşı ile ilgili olarak ''Olmadı, tekrar yargılayın'' diye bir karar almasını, Türkiye'nin doğal ve anlayışla karşılamasının mümkün olmadığını söyledi.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde, AİHM kararlarının otomatik olarak uygulanmasının öngörülmediğini ifade eden Baykal, ''Hükümeti bir an önce bu teslimiyetçi tavrından çıkmaya ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde var olan siyasi değerlendirme kapısını aralamaya ve yeniden yargılamanın dayatılmasını önlemeye çağırıyorum'' dedi.

''OTOMATİK UYGULANACAK DİYE BİR ŞEY YOK''-
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde, AİHM kararlarının otomatik uygulanması diye bir şey olmadığının açıkça ifade edildiğini kaydeden Baykal, bu kararların değerlendirmesinin, Avrupa Bakanlar Konseyi'nde ya da Delegeler Komitesi'nde yapılacağının düzenlendiğini ifade etti.
''...HÜKÜMET İLE EL ELE VERMEYE HAZIRIZ''
CHP Lideri Baykal, Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ndeki hakkını kullanması halinde hükümet ile el ele vermeye ve bu doğrultuda çalışmaya, tüm Avrupa ülkelerini ziyaret ederek onları ikna etmeye hazır olduklarını bildirdi.