2011-12-11 - 01:37
TBMM Genel Kurulunda, İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığının 2012 yılı bütçeleri görüşüldü. Görüşmelerin ardından Genel Kurul'da, Adalet Bakanlığı, Ceza ve İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İş Yurtları Kurumu, Türkiye Adalet Akademisi Başkanlığı, HSYK, İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının 2012 yılı bütçeleri kabul edildi.
TBMM Genel Kurulunda, İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığının 2012 yılı bütçelerinin görüşülmesine başlandı.
Genel Kurulda dördüncü turda, Adalet Bakanlığı, Ceza ve İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İş Yurtları Kurumu, Türkiye Adalet Akademisi Başkanlığı, HSYK, İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı bütçeleri ele alınıyor.
Bütçeler üzerindeki ilk sözü MHP Grubu adına Konya Milletvekili Faruk Bal aldı.
MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, ''AKP, hukukun üstünlüğü yerine, üstünlere hukuk yarattı'' dedi.
TBMM Genel Kurulunda, Adalet Bakanlığı bütçesi üzerinde konuşa Faruk Bal, bakanlığın iş yurtlarıyla ilgili tutumunu eleştirerek, ''İş yurtlarına ekmek, un fabrikası kurmak veya başka işyerlerine hizmet sunmak KİT özentisinin Adalet Bakanlığındaki yansımasıdır. İş yurtları kader mahkumu olan insanlara, kurslar düzenleyerek, meslek edindirerek eğitilmiş insan olarak topluma kazandırmak amacını taşımaktadır. İş yurtları, piyasada devlet gücünü arkasına alarak haksız rekabetle piyasaya müdahale etmek ya da bakanlığa kaynak yaratan kurum da değildir'' diye konuştu.
Bal, iktidarın 10 yılda yargının sorunlarını çözemediğini ama ''yandaş sermaye yaratmak, devleti partileştirmek, basını siyasallaştırmak'' konusunda ise başarılı olduğunu söyledi. ''AKP, hukukun üstünlüğü yerine, üstünlere hukuk yaratmıştır'' diyen Bal, şöyle konuştu:
''AKP'den önce de yargının sorunları vardı. Ama bunların çaresi yargıyı tarafsızlaştırmak, bağımsızlaştırmak ve herkese günü geldiğinde güvenle sığınabileceği bir liman haline getirmek gerekirken, AKP 10 yıldaki uygulamalarıyla kanı kanla yıkadı. Yargıyı kendi yandaşı kurum haline getirmek için çaba sarfetti. Yargı tahterevalli siyasetine kurban edilmiştir. Yargıyı vesayet makamından kurtaracağım diye yeni bir vesayet makamı yaratılmıştır. Siz de günü geldiğinde yargıdan geçeceksiniz, yüce divandan geçeceksiniz. Yargıyla bu kadar oynamanın anlamı olmadığını o zaman farkedeceksiniz.''
MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan, İçişleri Bakanlığı bütçesi üzerinde konuşurken, ''PKK'nın kaçırdığı kaymakamın akıbetinden haber alınmadığın'' belirterek, şöyle konuştu:
''Terörü şımartan, açılım projesiyle kardeşlik duygularını zedelemiş olan iktidar, bu ihanet projesinin tahribatını ortadan kaldıracak çalışmaları bir an önce başlatmalı, yanlıştan dönülürek milletimizden özür dilemeli. Açılım saçmalığından cesaret alan terör örgütü, KCK ile şehir yapılanması örgütlenmesine de başlamıştır. KCK, terör örgütü ve İmralı'dan talimat alarak ülkenin bütünlüğünü, kardeşlik duygusunu zedelemeyi amaçlamış ve çok mesafe almıştır. KCK operasyonları ve tutuklanmalar, yandaş medya tarafından kamuoyunu memnun etmiş gibi gösteriliyor. Ama İmralı canisiyle yapılan pazarlıklardan dolayı bizim kuşkumuz var. Bu yapılanlar gerçekten terörle mücadele mi, yoksa iktidarın yeniden başlatmayı düşündüğü pazarlıklar için altyapı mı oluşturuyor.''
Kaçakçılıkla mücadele konusunda İçişleri Bakanlığının iyi bir sınav veremediğini savunan Erdoğan, kaçakçılığın terörden beslendiğini ifade etti.
''MHP'li belediyelerin üzerinden elinizi çekin'' diyen Erdoğan, iktidarın baskısının ülkücü belediye başkanlarını yıldırmayacağını belirtti.
MHP Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu, Emniyet mensuplarının özlük haklarının düzeltilmesi gerektiğini belirterek, bu konudaki adaletsizliğin giderilmesini istedi. Hükümetin terörü teşhis etmede hata yaptığını ileri süren Türkoğlu, ''Etnik temelli sorun mu, insan hakları ve demokrasi sorunu mu yoksa terör sorunu mu olduğu arasında bocalayan Hükümet, tedavide de doğru reçeteyi uygulayamamıştır. Hükümetin açılım politikası, toplumda terörden daha fazla tahribat yarattı'' dedi.
MHP Elazığ Milletvekili Enver Erdem ise terörle mücadelede yeni politikalar ve stratejileri uygulama zamanı geldiğini belirterek, Türkiye'nin başka ülkelerden medet beklemek yerine kendi gücüyle hareket etmesi gerektiğini söyledi. ''Kimse bizim için terörü yok etmez'' diyen Erdem, açılımdan beri 300 kişinin terör olaylarında yaşamını yitirdiğini belirtti.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, bazı bakanların bütçe görüşmelerinde bulunmadığını belirterek, ''Siyasal sorumluluğu olan makam sahipleri buraya gelmeli. Sayın bakan (İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin) daha yeni geliyor. Dün Arınç yoktu, bugün de Beşir Atalay bir göründü, sonra kayboldu. TBMM'ye saygı göstermeli''dedi.
Adalet ve İçişleri Bakanlığı bütçeleri üzerindeki görüşmeler, verilen aranın ardından devam edecek.
CHP Sinop Milletvekili Engin Altay'ın AK Parti'li Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can'ın konuşması sırasında ''çüş'' demesi, Genel Kurulda tartışma yarattı.
TBMM Genel Kurulunda Adalet Bakanlığı bütçesi üzerinde konuşan AK Parti Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can, adliye binalarının 2002 yılı öncesi durumlarıyla ilgili bazı bilgiler verdi. Bugün ise 145 modern adliye binasının tamamlandığını belirten Can, Cumhuriyet tarihinde yapılanların beş misli adliye binası yapıldığını ifade etti.
Bu sırada, CHP arka sıralarından bir milletvekilinin ''çüş'' diye bağırdığı duyuldu.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, ''Meclisin mehabetine hiç yakışmıyor. Hangi milletvekili ise açık yüreklilikle ortaya çıksın ve özür dilesin'' dedi.
CHP Sinop Milletvekili Engin Altay kürsüye gelerek, ''Sizin Cumhuriyet tarihiyle derdiniz nedir bilmiyorum. Bir milletvekilinin bu kürsüye gelip 'Cumhuriyet tarihinde yapılanların beş katı kadar adliye binası yaptık' ifadesi benim garipsediğim bir ifadedir. Doğru da değildir. Sarf ettiğim kelime kastı aşmış olabilir ama AKP milletvekillerinin her vesileyle bu kürsüye gelip Cumhuriyet tarihiyle uğraşmalarını da kınıyorum''diye konuştu.
Yakut'un, özür dilemesinde ısrar etmesi üzerine yeniden kürsüye dönen Altay, ''Bu kürsüde Cumhuriyet tarihiyle uğraşılmasına tahammül edemiyorum. Söylediğim kelime kastı aşmıştır, geri alıyorum'' dedi.
Ancak tartışmaların büyümesi üzerine, Yakut birleşime beş dakika ara verdi.
Verilen aranın ardından söz alan CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, şunları söyledi:
''Burada 2012 bütçesini görüyoruz. Cumhuriyet tarihi bütçesini görüşmüyoruz. Cumhuriyet tarihiyle sadece asker kaçaklarının torunlarının hesabı olur. 1923'de devletin 10 lira parası varsa Osmanlı'dan kalan borç yetmiş liradır. Bu imkanlarla modern bir devlet kurulmuştur. Onlara dua edelim, şükredelim, teşekkür edelim. Şimdi 2012 bütçesini görüşüyoruz. İkide bir her kürsüye çıkan Cumhuriyet dönemiyle hesaplaşma derdine girerse insanlar ağır tahrik altına girer, bazen de şık olmayan sözler ağızdan kaçabilir.''
Yakut, İnce'ye ''Sarf edilen sözle ilgili de iki kelime edin. Sayın milletvekili özür dilemedi. Siz özür dileyin, bu büyüklüktür, erdemdir'' dedi.
İnce de ''Arkadaşımız sözünü geri aldığını söyledi. Sayın Can 'Cumhuriyet tarihiyle ilgili yanlış bir şey söylediysem özür dilerim' desin, ben de Engin Altay adına özür dileyeyim'' karşılığını verdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal da, ''Cumhuriyet tarihi hiç kimsenin tekelinde değildir. Hepimiz Cumhuriyetin çocuklarıyız. Bir siyasi parti Cumhuriyeti tekeline alamaz. Biz burada konuşurken bir kıyas yapıyoruz. Şu tarihlerde şu bizim dönemimizde şu olmuştur diye. Bizim ne Osmanlıyla ne Cumhuriyetle ne dünle ne bugünle hiç bir sorunumuz yoktur. Bizim Cumhuriyetle sorunumuz yok ama maalesef Cumhuriyetin CHP diye bir sorunu vardır'' diye konuştu.
Ramazan Can da yeniden söz alarak, ''Benim Cumhuriyetle hiç bir problemim yok. Mukayese etmek açısından söyledim. Cumhuriyete saygım var. Hele demokrasiyle taçlandırılan Cumhuriyetin başımın üstünde yeri var'' dedi.
BDP Adana Milletvekili Murat Bozlak, özel yetkili mahkemeleri oluşturan AK Parti'nin ''statükocu'' olduğunu savundu.
Özel yetkili mahkemelere bütçeden pay ayırmanın ''yazık, günah'' olduğunu ileri süren Bozlak, ''Yapılması gereken bu mahkemeleri derhal kapatmaktır. Bu mahkemeler var olduğu sürece toplumsal barışı sağlamamız asla mümkün değildir'' dedi.
BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, cezaevi nüfusunun son on yılda yüzde 250 arttığını ileri sürdü.
En çok terör tutuklusu ve hükümlüsünün Türkiye'de bulunduğunu savunan Kürkçü, HSYK'nın, Adalet Bakanlığının gösterdiği listeyle oluştuğunu iddia etti.
Türkiye'nin geçmişte askeri vesayetten yakınırken şimdi polis, yargıç, hükümetle, Meclis dışı bir yönetim kurulduğunu öne süren Kürkçü, ''Ne zamandan beri yargı işleri başbakanlar tarafından yürütülmektedir'' diye konuştu.
Kürkçü, ''Adalet size de lazım olabilir, olacaktır. Sizin partiniz kapatılmaya kalkışıldığı zaman yanınızda el sıkıştıklarınız değil bizleri gördünüz. Biz, sizin gibi kendine Müslüman değiliz, adaleti herkes için savunuyoruz'' dedi.
BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, ''30 yıldır sürdürülen savaş kaybedilen bir savaştır'' dedi.
Yeniden güvenlik konseptiyle cepheyi tahkim etmenin meseleyi çözmeyeceğini belirten Önder, ''Meselenin büyüklüğü büyük ama Meclisin iradesinden büyük değil. Meclis olarak inisiyatif alsak, bu işe gönlümüzü yatırsak, bir haftalık süresi vardır. Niye bigane kalınıyor peki- Dün şike oylamasındaki gibi siyasi aklımızı seferber etme ihtiyacı hissetmememizden kaynaklanıyor'' dedi.
Önder, konuşması sırasında laf atılması üzerine, BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan'ın bu sabah kürsüde bardağı kırması olayına atıf yaparak, ''Beni rayımdan çıkarmayın, şu bardağı da şuraya koyayım'' diye espri yapması, Genel Kurulda gülüşmelere yol açtı.
Bir sonraki konuşmacı olan AK Parti İstanbul Milletvekili Mehmet Doğan Kubat da konuşmasına başlamadan bardaktan su içerek, ''Biz içmek için kullanıyoruz'' dedi.
TBMM Genel Kurulunda, Adalet ve İçişleri Bakanlığı bütçelerinin görüşmelerinde, CHP ile AK Parti'li milletvekilleri arasında ''çınar ağacı'' ve ''kabak tohumu'' tartışması yaşandı.
AK Parti İstanbul Milletvekili Feyzullah Kıyıklık, bütçeler üzerinde konuşurken, CHP sıralarını göstererek, ''Biz iyi bir araç sürücüsüyüz. Araç kullanırken hep öne, ileriye bakıyoruz. Arada sırada dikiz aynasından baktığımızda gördüklerimiz hiç güzel değil. Orada sizin yıkıntılarınızı görüyoruz. Suç bizim değil. Siz hep arkanıza bakıyorsunuz, önünüze baksanız bizi görürsünüz'' dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz, HSYK bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, Kurulun yapılanması nedeniyle bağımsız yargıdan söz edilemeyeceğini ifade ederek, siyasi iktidarın kendine uygun yargı oluşturduğunu savundu. ''Yargıyı dedelerden kurtardık diyen iktidar imamlara emanet etmiştir' diyen Özgündüz, dünyadaki 37 bin terör suçlusunun 12 binin Türkiye'de olduğunu savundu.
Özgündüz, ''Tozu dumana katmış, freni patlamış, ülkeyi uçuruma sürükleyen, savaşa götüren bir iktidar var. Her şeyle oynayabilirsiniz ama yargıda bunu yapmayın. Son umut kapısıdır yargı. Bundan siz de zarar görürsünüz. 28 Şubat döneminde yapılanları eleştiriyorsunuz ama siz de aynısını yapıyorsunuz'' diye konuştu.
CHP Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir, ''Silivri'nin toplama kampına dönüştüğünü, orada mahkeme değil çadır tiyatrosu kurulduğunu ve herkesin izlemesine açık olduğunu'' ifade ederek, bütün milletvekillerinin bir kez oraya gidip hukukun nasıl ayaklar altına alındığını görmesini istedi.
Özdemir, ''Silivri uzak diyorsanız, tiyatro şimdi sizin ayağınıza gelmiş. 500 metre uzağınızdaki Ankara adliyesinde iki duruşma var; Hopa olaylarını protesto eden öğrenciler için düzenlenen iddianamede suç malzemeleri olarak sert plastik boru, sapı kırık şemsiye, siyah-beyaz kareli puşi sayılıyor. Bu iddianameyi yazan savcının eli kırılsın. Aynı yerde, Sivas davasında firari sanıkları için zamanaşımı istendi'' diye konuştu.
CHP Muğla Milletvekili Ömer Süha Aldan, yargının yürütmenin emrine girdiğini ileri sürerek, ''Eski HSYK'nın gazabına uğramış ve meslekte çok acı çekmiş biriyim. Ama şimdiki yapıya baktığımızda, eski HSYK'yı arıyorum, o daha iyiydi. Dünyanın hiçbir yerinde bürokrata böyle güç verilmemiştir'' dedi.
Yargıda dost-ahbap ilişkisinin bugün de olduğunu belirten Aldan, hakim ve savcıların huzursuz ve bıkkın olduğunu, yüzlercesinin yaş haddini doldurmadan emekli olmayı istediğini söyledi.
AK Parti'nin ''kendi Frankenstein'lerini yarattığını'' savunan Aldan, ''40 yaş düzeyindeki bir gruba yargıyı teslim ettiniz. Unutmayın bunlar bir gün gelip sizi de dinlemeyecek, belki tasfiyenizi de onlar yapacak. Hanifi Avcı belki sizin arkadaşınızdı, cemaate yakındı, şimdi nerede- Bir sol örgüt üyesi olarak cezaevinde...'' diye konuştu.
CHP Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu, Emniyet Genel Müdürlüğü bütçesi üzerinde konuşurken, ''Bir koca çınar ağacının dibine su kabağı tohumu düşmüş. Bir-iki ay sonra yağmur yağıp güneş açınca, su kabağı hızla büyümüş ve o çınarın boyuna yetişmiş ve çınar ağacı ile dalga geçmeye başlamış. Su kabağı, çınar ağacına 'kaç yıllık çınarsın, ben bir-iki ayda geldim ve seni geçtim, görüyor musun-' demiş. Çınar agacı ise gülmüş, 'yakında güz gelir, seni göreceğim' demiş. Kış gelince o su kabağı serilmiş yere ama o koca çınar dimdik ayakta durmuş'' dedi.
Hikayedeki kabak tohumunun ''AKP'', çınar ağaçının ise ''CHP'' olduğunu belirten Kesimoğlu, kendisine laf atan AK Parti'li milletvekillerine, ''CHP dikiz aynasına olmayacak kadar büyüktür. Güz gelecek, hiç merak etmeyin'' dedi.
Emniyet teşkilatının moralsiz olduğunu, mensuplarının ekonomik sıkıntıları bulunduğunu, çalışma koşullarının güç olduğunu ifade eden Kesimoğlu, ''İçişleri Bakanı, 'işkence yok' dedi. Sayın Bakan, bir kadın karakolda güvenlik güçleri tarafından darp ediliyor, cinsel tacize uğruyor. Sizin anlayışınızda kadın dövmek, işkence, cinsel taciz suç değil mi- Behzat Ç'lik yapmanın gereği yok, suçları olmadan önleyin'' diye konuştu.
Sataşma olduğu gerekçesiyle söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, CHP'nin, ''sabah başka, akşam başka'' davrandığını belirerek, ''CHP artık kabak tadı vermeye başladı. Çınar olan geçmişle, halkıyla, sorunlarıyla barışık olan AK Parti'dir. Kabak olan tarihiyle, halkıyla ve halkın derdiyle sorunları olan CHP'dir. Çok partili sisteme geçtikten sonra CHP tek başına iktidara gelebildi mi- Şu anda çınar olan AK Parti'dir, bunu kabul edin. Yorumlarınızda insaflı davranın'' dedi.
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce de sataşma olduğu gerekçesiyle söz alarak, ''AKP'nin dikiz aynasında ezdikleriniz, fethettikleriniz, kuşattığınız kuramlar var, kayıp trilyon, Ofer, Kenan Evren'i Çankaya'da ağırlamak ve maaşına zam yapmak var. CHP'nin dikiz aynasında ne var- Yüzüne gözüne dursun, içinde olduğun Meclis var, daha ne olsun- CHP'nin dikiz aynasında çok partili yaşama geçiş, Cumhuriyet, demokrasi, köy enstitüleri, satıp satıp paralarını çarçur ettiğiniz Etibank, Sümerbank, demiryolları,limanlar, SEKA var. Ama sizin gözünüz görmüyor, kulağınız duymuyorsa, okuduğunuzdan öğrenememişseniz daha ne yapalım-'' diye konuştu.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, ''Sadece tutukluluk süreleriyle oynayarak Türkiye'deki uzun tutukluluk problemlerini çözme şansımız yok. Buna yeltendiğimiz anda çok sayıda arzu etmediğimiz sıfattaki tutukluların tahliye olduğunu görecek ve toplumdan gelen baskıları maalesef karşılayamayacak duruma geleceğiz'' dedi.
Ergin, Adalet Bakanlığı bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, yargının, insan kaynakları, fiziki altyapı, mevzuat altyapısı, ceza infaz sisteminden kaynaklanan sorunlarının olduğunu ifade etti.
Bu sorunun müşterek olduğunu belirten Ergin, ''Derdimiz, amacımız millete arzu ettiği, güven veren adalet hizmetinin sunulmasıdır'' dedi.
''Bir takım atışmalarla gideceğimiz fazla mesafe yok'' diyen Ergin, geçmiş dönemde hizmet eden bakanlara, müsteşarlara teşekkür ettiklerini ifade etti.
Fiziki altyapıyı tamamlama noktasında önemli mesafe alındığını belirten Ergin, uzlaşmazlıkların adliyelere düşmeden önce çözülmesinin yollarının bulunması gerektiğini kaydetti. Buna dönük bir takım girişimlerin olduğunu dile getiren Bakan Ergin, Arabuluculuk Yasa Tasarısının bunlardan biri olduğunu bildirdi.
Arabuluculuk tasarısının yargıya alternatif olmadığını ifade eden Ergin, tasarıyla getirilen eleştirileri iyi niyetle dinlediklerini dile getirdi.
Yargının insan kaynakları açısından da istenilen noktada olmadığını belirten Ergin, iyileştirmelerin süratle devam ettiğini söyledi.
9 yılda ceza mevzuatının baştan aşağı yenilendiğini belirten Ergin, bunların çağın gerekleriyle uygun hale getirildiğini anlattı. Ceza infaz kurumlarının iyileştirilmesi için Türkiye'nin yoğun çalışma içerisinde olduğunu dile getiren Bakan Ergin, teknolojinin imkanlarından istifade ederek, tutuklu ve hükümlü nakillerini en aza indirmek için şartları zorladıklarını kaydetti.
Türkiye'de yargılamaların uzun sürdüğünü, bunların çözülmesi için çok önemli çalışmalar yapıldığını belirten Ergin, 2011'de yapılan iki düzenlemeyle 2,5 milyon dosyanın adliyelere gelmeden çözüldüğünü söyledi.
Danıştay ve Yargıtay'da üye ve daire sayılarının artırıldığını söyleyen Adalet Bakanı Ergin, Yargıtay'da ilk defa sevindirici bir noktaya gelindiğini ifade etti.
Düzenlemelerden önce taşradan gelen dosyaların çuvallarda açılmadan altı ay bekletildiğini anımsatan Ergin, ''Şu anda Yargıtay'da bekleyen dosya yok. Gelen dosyalar aynı gün ya da ertesi gün ilgili dairelere gönderiliyor. İlk defa Yargıtay'a gelen dosyalardan fazlası karara bağlanarak gönderilmeye başlandı'' dedi.
Ergin, yüksek yargıdaki bu bekleme sürelerinin kısaltılmasıyla bir dosyanın en fazla bir, bir buçuk yılda çözüme kavuşmuş olacağını söyledi.
Türkiye'de şu anda cezaevinde bulunanların yüzde 70'inin hükümlü, yüzde 30'unun tutuklu olduğunu, hükümlülerin oranı artarken tutuklu oranının azaldığını bildiren Ergin, ''Uzun yargılamalar devam ettiği sürece bu uzun tutukluluk sorunu da bizimle beraber yürüyecektir'' diye konuştu. Bakan Ergin, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Sürelerle oynayarak uzun tutukluluk sorununu çözmeye kalkarsak arzu etmediğimiz sorunlarla karşılaşacağız. 2011 yılının başında Yargıtay'dan tahliye olan Hizbullah sanıkları olayı olduktan sonra yapılan değerlendirmeleri hatırlayın. Hizbullah davasından tahliye olanların tutukluluk süresi on yıldı.
CHP'nin tutukluluk süreleriyle ilgili teklifi, yargılamaları kısalttığımız zaman dilimi içerisinde karşılanabilecek bir tekliftir. Ama bugünkü şartlarda yasalaşırsa, 2427'e yakın tutuklu tahliye olma durumuyla karşı karşıyadır. Bu kişiler içerisinde terör örgütüne üye olanlar, terör suçu işleyenler, asker, polis öldürenler, çocuklara cinsel tacizlerde, tecavüzde bulunanlar, toplumu iride edecek sanıklar da var.
Sadece tutukluluk süreleriyle oynayarak Türkiye'deki uzun tutukluluk problemlerini çözme şansımızın olmadığını düşünüyorum. Buna yeltendiğimiz anda çok sayıda arzu etmediğimiz sıfattaki tutukluların tahliye olduğunu görecek ve toplumdan gelen baskıları maalesef karşılayamayacak duruma geleceğiz.''
Gazetecileri Koruma Komitesinin bülteninde Türkiye'den cezaevinde bulunan 8 gazetecinin yer aldığını belirten Ergin, komitenin, sadece 8 kişi ile gazetecilik faaliyetleri arasında güvenilir bir bağ kurabildiğini söylediklerini aktardı. (01.37)
**** HABERİN DEVAMINI 'İLGİLİ DÖKÜMANLAR' BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
Genel Kurulda dördüncü turda, Adalet Bakanlığı, Ceza ve İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İş Yurtları Kurumu, Türkiye Adalet Akademisi Başkanlığı, HSYK, İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı bütçeleri ele alınıyor.
Bütçeler üzerindeki ilk sözü MHP Grubu adına Konya Milletvekili Faruk Bal aldı.
MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, ''AKP, hukukun üstünlüğü yerine, üstünlere hukuk yarattı'' dedi.
TBMM Genel Kurulunda, Adalet Bakanlığı bütçesi üzerinde konuşa Faruk Bal, bakanlığın iş yurtlarıyla ilgili tutumunu eleştirerek, ''İş yurtlarına ekmek, un fabrikası kurmak veya başka işyerlerine hizmet sunmak KİT özentisinin Adalet Bakanlığındaki yansımasıdır. İş yurtları kader mahkumu olan insanlara, kurslar düzenleyerek, meslek edindirerek eğitilmiş insan olarak topluma kazandırmak amacını taşımaktadır. İş yurtları, piyasada devlet gücünü arkasına alarak haksız rekabetle piyasaya müdahale etmek ya da bakanlığa kaynak yaratan kurum da değildir'' diye konuştu.
Bal, iktidarın 10 yılda yargının sorunlarını çözemediğini ama ''yandaş sermaye yaratmak, devleti partileştirmek, basını siyasallaştırmak'' konusunda ise başarılı olduğunu söyledi. ''AKP, hukukun üstünlüğü yerine, üstünlere hukuk yaratmıştır'' diyen Bal, şöyle konuştu:
''AKP'den önce de yargının sorunları vardı. Ama bunların çaresi yargıyı tarafsızlaştırmak, bağımsızlaştırmak ve herkese günü geldiğinde güvenle sığınabileceği bir liman haline getirmek gerekirken, AKP 10 yıldaki uygulamalarıyla kanı kanla yıkadı. Yargıyı kendi yandaşı kurum haline getirmek için çaba sarfetti. Yargı tahterevalli siyasetine kurban edilmiştir. Yargıyı vesayet makamından kurtaracağım diye yeni bir vesayet makamı yaratılmıştır. Siz de günü geldiğinde yargıdan geçeceksiniz, yüce divandan geçeceksiniz. Yargıyla bu kadar oynamanın anlamı olmadığını o zaman farkedeceksiniz.''
MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan, İçişleri Bakanlığı bütçesi üzerinde konuşurken, ''PKK'nın kaçırdığı kaymakamın akıbetinden haber alınmadığın'' belirterek, şöyle konuştu:
''Terörü şımartan, açılım projesiyle kardeşlik duygularını zedelemiş olan iktidar, bu ihanet projesinin tahribatını ortadan kaldıracak çalışmaları bir an önce başlatmalı, yanlıştan dönülürek milletimizden özür dilemeli. Açılım saçmalığından cesaret alan terör örgütü, KCK ile şehir yapılanması örgütlenmesine de başlamıştır. KCK, terör örgütü ve İmralı'dan talimat alarak ülkenin bütünlüğünü, kardeşlik duygusunu zedelemeyi amaçlamış ve çok mesafe almıştır. KCK operasyonları ve tutuklanmalar, yandaş medya tarafından kamuoyunu memnun etmiş gibi gösteriliyor. Ama İmralı canisiyle yapılan pazarlıklardan dolayı bizim kuşkumuz var. Bu yapılanlar gerçekten terörle mücadele mi, yoksa iktidarın yeniden başlatmayı düşündüğü pazarlıklar için altyapı mı oluşturuyor.''
Kaçakçılıkla mücadele konusunda İçişleri Bakanlığının iyi bir sınav veremediğini savunan Erdoğan, kaçakçılığın terörden beslendiğini ifade etti.
''MHP'li belediyelerin üzerinden elinizi çekin'' diyen Erdoğan, iktidarın baskısının ülkücü belediye başkanlarını yıldırmayacağını belirtti.
MHP Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu, Emniyet mensuplarının özlük haklarının düzeltilmesi gerektiğini belirterek, bu konudaki adaletsizliğin giderilmesini istedi. Hükümetin terörü teşhis etmede hata yaptığını ileri süren Türkoğlu, ''Etnik temelli sorun mu, insan hakları ve demokrasi sorunu mu yoksa terör sorunu mu olduğu arasında bocalayan Hükümet, tedavide de doğru reçeteyi uygulayamamıştır. Hükümetin açılım politikası, toplumda terörden daha fazla tahribat yarattı'' dedi.
MHP Elazığ Milletvekili Enver Erdem ise terörle mücadelede yeni politikalar ve stratejileri uygulama zamanı geldiğini belirterek, Türkiye'nin başka ülkelerden medet beklemek yerine kendi gücüyle hareket etmesi gerektiğini söyledi. ''Kimse bizim için terörü yok etmez'' diyen Erdem, açılımdan beri 300 kişinin terör olaylarında yaşamını yitirdiğini belirtti.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, bazı bakanların bütçe görüşmelerinde bulunmadığını belirterek, ''Siyasal sorumluluğu olan makam sahipleri buraya gelmeli. Sayın bakan (İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin) daha yeni geliyor. Dün Arınç yoktu, bugün de Beşir Atalay bir göründü, sonra kayboldu. TBMM'ye saygı göstermeli''dedi.
Adalet ve İçişleri Bakanlığı bütçeleri üzerindeki görüşmeler, verilen aranın ardından devam edecek.
CHP Sinop Milletvekili Engin Altay'ın AK Parti'li Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can'ın konuşması sırasında ''çüş'' demesi, Genel Kurulda tartışma yarattı.
TBMM Genel Kurulunda Adalet Bakanlığı bütçesi üzerinde konuşan AK Parti Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can, adliye binalarının 2002 yılı öncesi durumlarıyla ilgili bazı bilgiler verdi. Bugün ise 145 modern adliye binasının tamamlandığını belirten Can, Cumhuriyet tarihinde yapılanların beş misli adliye binası yapıldığını ifade etti.
Bu sırada, CHP arka sıralarından bir milletvekilinin ''çüş'' diye bağırdığı duyuldu.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, ''Meclisin mehabetine hiç yakışmıyor. Hangi milletvekili ise açık yüreklilikle ortaya çıksın ve özür dilesin'' dedi.
CHP Sinop Milletvekili Engin Altay kürsüye gelerek, ''Sizin Cumhuriyet tarihiyle derdiniz nedir bilmiyorum. Bir milletvekilinin bu kürsüye gelip 'Cumhuriyet tarihinde yapılanların beş katı kadar adliye binası yaptık' ifadesi benim garipsediğim bir ifadedir. Doğru da değildir. Sarf ettiğim kelime kastı aşmış olabilir ama AKP milletvekillerinin her vesileyle bu kürsüye gelip Cumhuriyet tarihiyle uğraşmalarını da kınıyorum''diye konuştu.
Yakut'un, özür dilemesinde ısrar etmesi üzerine yeniden kürsüye dönen Altay, ''Bu kürsüde Cumhuriyet tarihiyle uğraşılmasına tahammül edemiyorum. Söylediğim kelime kastı aşmıştır, geri alıyorum'' dedi.
Ancak tartışmaların büyümesi üzerine, Yakut birleşime beş dakika ara verdi.
Verilen aranın ardından söz alan CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, şunları söyledi:
''Burada 2012 bütçesini görüyoruz. Cumhuriyet tarihi bütçesini görüşmüyoruz. Cumhuriyet tarihiyle sadece asker kaçaklarının torunlarının hesabı olur. 1923'de devletin 10 lira parası varsa Osmanlı'dan kalan borç yetmiş liradır. Bu imkanlarla modern bir devlet kurulmuştur. Onlara dua edelim, şükredelim, teşekkür edelim. Şimdi 2012 bütçesini görüşüyoruz. İkide bir her kürsüye çıkan Cumhuriyet dönemiyle hesaplaşma derdine girerse insanlar ağır tahrik altına girer, bazen de şık olmayan sözler ağızdan kaçabilir.''
Yakut, İnce'ye ''Sarf edilen sözle ilgili de iki kelime edin. Sayın milletvekili özür dilemedi. Siz özür dileyin, bu büyüklüktür, erdemdir'' dedi.
İnce de ''Arkadaşımız sözünü geri aldığını söyledi. Sayın Can 'Cumhuriyet tarihiyle ilgili yanlış bir şey söylediysem özür dilerim' desin, ben de Engin Altay adına özür dileyeyim'' karşılığını verdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal da, ''Cumhuriyet tarihi hiç kimsenin tekelinde değildir. Hepimiz Cumhuriyetin çocuklarıyız. Bir siyasi parti Cumhuriyeti tekeline alamaz. Biz burada konuşurken bir kıyas yapıyoruz. Şu tarihlerde şu bizim dönemimizde şu olmuştur diye. Bizim ne Osmanlıyla ne Cumhuriyetle ne dünle ne bugünle hiç bir sorunumuz yoktur. Bizim Cumhuriyetle sorunumuz yok ama maalesef Cumhuriyetin CHP diye bir sorunu vardır'' diye konuştu.
Ramazan Can da yeniden söz alarak, ''Benim Cumhuriyetle hiç bir problemim yok. Mukayese etmek açısından söyledim. Cumhuriyete saygım var. Hele demokrasiyle taçlandırılan Cumhuriyetin başımın üstünde yeri var'' dedi.
BDP Adana Milletvekili Murat Bozlak, özel yetkili mahkemeleri oluşturan AK Parti'nin ''statükocu'' olduğunu savundu.
Özel yetkili mahkemelere bütçeden pay ayırmanın ''yazık, günah'' olduğunu ileri süren Bozlak, ''Yapılması gereken bu mahkemeleri derhal kapatmaktır. Bu mahkemeler var olduğu sürece toplumsal barışı sağlamamız asla mümkün değildir'' dedi.
BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, cezaevi nüfusunun son on yılda yüzde 250 arttığını ileri sürdü.
En çok terör tutuklusu ve hükümlüsünün Türkiye'de bulunduğunu savunan Kürkçü, HSYK'nın, Adalet Bakanlığının gösterdiği listeyle oluştuğunu iddia etti.
Türkiye'nin geçmişte askeri vesayetten yakınırken şimdi polis, yargıç, hükümetle, Meclis dışı bir yönetim kurulduğunu öne süren Kürkçü, ''Ne zamandan beri yargı işleri başbakanlar tarafından yürütülmektedir'' diye konuştu.
Kürkçü, ''Adalet size de lazım olabilir, olacaktır. Sizin partiniz kapatılmaya kalkışıldığı zaman yanınızda el sıkıştıklarınız değil bizleri gördünüz. Biz, sizin gibi kendine Müslüman değiliz, adaleti herkes için savunuyoruz'' dedi.
BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, ''30 yıldır sürdürülen savaş kaybedilen bir savaştır'' dedi.
Yeniden güvenlik konseptiyle cepheyi tahkim etmenin meseleyi çözmeyeceğini belirten Önder, ''Meselenin büyüklüğü büyük ama Meclisin iradesinden büyük değil. Meclis olarak inisiyatif alsak, bu işe gönlümüzü yatırsak, bir haftalık süresi vardır. Niye bigane kalınıyor peki- Dün şike oylamasındaki gibi siyasi aklımızı seferber etme ihtiyacı hissetmememizden kaynaklanıyor'' dedi.
Önder, konuşması sırasında laf atılması üzerine, BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan'ın bu sabah kürsüde bardağı kırması olayına atıf yaparak, ''Beni rayımdan çıkarmayın, şu bardağı da şuraya koyayım'' diye espri yapması, Genel Kurulda gülüşmelere yol açtı.
Bir sonraki konuşmacı olan AK Parti İstanbul Milletvekili Mehmet Doğan Kubat da konuşmasına başlamadan bardaktan su içerek, ''Biz içmek için kullanıyoruz'' dedi.
TBMM Genel Kurulunda, Adalet ve İçişleri Bakanlığı bütçelerinin görüşmelerinde, CHP ile AK Parti'li milletvekilleri arasında ''çınar ağacı'' ve ''kabak tohumu'' tartışması yaşandı.
AK Parti İstanbul Milletvekili Feyzullah Kıyıklık, bütçeler üzerinde konuşurken, CHP sıralarını göstererek, ''Biz iyi bir araç sürücüsüyüz. Araç kullanırken hep öne, ileriye bakıyoruz. Arada sırada dikiz aynasından baktığımızda gördüklerimiz hiç güzel değil. Orada sizin yıkıntılarınızı görüyoruz. Suç bizim değil. Siz hep arkanıza bakıyorsunuz, önünüze baksanız bizi görürsünüz'' dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz, HSYK bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, Kurulun yapılanması nedeniyle bağımsız yargıdan söz edilemeyeceğini ifade ederek, siyasi iktidarın kendine uygun yargı oluşturduğunu savundu. ''Yargıyı dedelerden kurtardık diyen iktidar imamlara emanet etmiştir' diyen Özgündüz, dünyadaki 37 bin terör suçlusunun 12 binin Türkiye'de olduğunu savundu.
Özgündüz, ''Tozu dumana katmış, freni patlamış, ülkeyi uçuruma sürükleyen, savaşa götüren bir iktidar var. Her şeyle oynayabilirsiniz ama yargıda bunu yapmayın. Son umut kapısıdır yargı. Bundan siz de zarar görürsünüz. 28 Şubat döneminde yapılanları eleştiriyorsunuz ama siz de aynısını yapıyorsunuz'' diye konuştu.
CHP Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir, ''Silivri'nin toplama kampına dönüştüğünü, orada mahkeme değil çadır tiyatrosu kurulduğunu ve herkesin izlemesine açık olduğunu'' ifade ederek, bütün milletvekillerinin bir kez oraya gidip hukukun nasıl ayaklar altına alındığını görmesini istedi.
Özdemir, ''Silivri uzak diyorsanız, tiyatro şimdi sizin ayağınıza gelmiş. 500 metre uzağınızdaki Ankara adliyesinde iki duruşma var; Hopa olaylarını protesto eden öğrenciler için düzenlenen iddianamede suç malzemeleri olarak sert plastik boru, sapı kırık şemsiye, siyah-beyaz kareli puşi sayılıyor. Bu iddianameyi yazan savcının eli kırılsın. Aynı yerde, Sivas davasında firari sanıkları için zamanaşımı istendi'' diye konuştu.
CHP Muğla Milletvekili Ömer Süha Aldan, yargının yürütmenin emrine girdiğini ileri sürerek, ''Eski HSYK'nın gazabına uğramış ve meslekte çok acı çekmiş biriyim. Ama şimdiki yapıya baktığımızda, eski HSYK'yı arıyorum, o daha iyiydi. Dünyanın hiçbir yerinde bürokrata böyle güç verilmemiştir'' dedi.
Yargıda dost-ahbap ilişkisinin bugün de olduğunu belirten Aldan, hakim ve savcıların huzursuz ve bıkkın olduğunu, yüzlercesinin yaş haddini doldurmadan emekli olmayı istediğini söyledi.
AK Parti'nin ''kendi Frankenstein'lerini yarattığını'' savunan Aldan, ''40 yaş düzeyindeki bir gruba yargıyı teslim ettiniz. Unutmayın bunlar bir gün gelip sizi de dinlemeyecek, belki tasfiyenizi de onlar yapacak. Hanifi Avcı belki sizin arkadaşınızdı, cemaate yakındı, şimdi nerede- Bir sol örgüt üyesi olarak cezaevinde...'' diye konuştu.
CHP Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu, Emniyet Genel Müdürlüğü bütçesi üzerinde konuşurken, ''Bir koca çınar ağacının dibine su kabağı tohumu düşmüş. Bir-iki ay sonra yağmur yağıp güneş açınca, su kabağı hızla büyümüş ve o çınarın boyuna yetişmiş ve çınar ağacı ile dalga geçmeye başlamış. Su kabağı, çınar ağacına 'kaç yıllık çınarsın, ben bir-iki ayda geldim ve seni geçtim, görüyor musun-' demiş. Çınar agacı ise gülmüş, 'yakında güz gelir, seni göreceğim' demiş. Kış gelince o su kabağı serilmiş yere ama o koca çınar dimdik ayakta durmuş'' dedi.
Hikayedeki kabak tohumunun ''AKP'', çınar ağaçının ise ''CHP'' olduğunu belirten Kesimoğlu, kendisine laf atan AK Parti'li milletvekillerine, ''CHP dikiz aynasına olmayacak kadar büyüktür. Güz gelecek, hiç merak etmeyin'' dedi.
Emniyet teşkilatının moralsiz olduğunu, mensuplarının ekonomik sıkıntıları bulunduğunu, çalışma koşullarının güç olduğunu ifade eden Kesimoğlu, ''İçişleri Bakanı, 'işkence yok' dedi. Sayın Bakan, bir kadın karakolda güvenlik güçleri tarafından darp ediliyor, cinsel tacize uğruyor. Sizin anlayışınızda kadın dövmek, işkence, cinsel taciz suç değil mi- Behzat Ç'lik yapmanın gereği yok, suçları olmadan önleyin'' diye konuştu.
Sataşma olduğu gerekçesiyle söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, CHP'nin, ''sabah başka, akşam başka'' davrandığını belirerek, ''CHP artık kabak tadı vermeye başladı. Çınar olan geçmişle, halkıyla, sorunlarıyla barışık olan AK Parti'dir. Kabak olan tarihiyle, halkıyla ve halkın derdiyle sorunları olan CHP'dir. Çok partili sisteme geçtikten sonra CHP tek başına iktidara gelebildi mi- Şu anda çınar olan AK Parti'dir, bunu kabul edin. Yorumlarınızda insaflı davranın'' dedi.
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce de sataşma olduğu gerekçesiyle söz alarak, ''AKP'nin dikiz aynasında ezdikleriniz, fethettikleriniz, kuşattığınız kuramlar var, kayıp trilyon, Ofer, Kenan Evren'i Çankaya'da ağırlamak ve maaşına zam yapmak var. CHP'nin dikiz aynasında ne var- Yüzüne gözüne dursun, içinde olduğun Meclis var, daha ne olsun- CHP'nin dikiz aynasında çok partili yaşama geçiş, Cumhuriyet, demokrasi, köy enstitüleri, satıp satıp paralarını çarçur ettiğiniz Etibank, Sümerbank, demiryolları,limanlar, SEKA var. Ama sizin gözünüz görmüyor, kulağınız duymuyorsa, okuduğunuzdan öğrenememişseniz daha ne yapalım-'' diye konuştu.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, ''Sadece tutukluluk süreleriyle oynayarak Türkiye'deki uzun tutukluluk problemlerini çözme şansımız yok. Buna yeltendiğimiz anda çok sayıda arzu etmediğimiz sıfattaki tutukluların tahliye olduğunu görecek ve toplumdan gelen baskıları maalesef karşılayamayacak duruma geleceğiz'' dedi.
Ergin, Adalet Bakanlığı bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, yargının, insan kaynakları, fiziki altyapı, mevzuat altyapısı, ceza infaz sisteminden kaynaklanan sorunlarının olduğunu ifade etti.
Bu sorunun müşterek olduğunu belirten Ergin, ''Derdimiz, amacımız millete arzu ettiği, güven veren adalet hizmetinin sunulmasıdır'' dedi.
''Bir takım atışmalarla gideceğimiz fazla mesafe yok'' diyen Ergin, geçmiş dönemde hizmet eden bakanlara, müsteşarlara teşekkür ettiklerini ifade etti.
Fiziki altyapıyı tamamlama noktasında önemli mesafe alındığını belirten Ergin, uzlaşmazlıkların adliyelere düşmeden önce çözülmesinin yollarının bulunması gerektiğini kaydetti. Buna dönük bir takım girişimlerin olduğunu dile getiren Bakan Ergin, Arabuluculuk Yasa Tasarısının bunlardan biri olduğunu bildirdi.
Arabuluculuk tasarısının yargıya alternatif olmadığını ifade eden Ergin, tasarıyla getirilen eleştirileri iyi niyetle dinlediklerini dile getirdi.
Yargının insan kaynakları açısından da istenilen noktada olmadığını belirten Ergin, iyileştirmelerin süratle devam ettiğini söyledi.
9 yılda ceza mevzuatının baştan aşağı yenilendiğini belirten Ergin, bunların çağın gerekleriyle uygun hale getirildiğini anlattı. Ceza infaz kurumlarının iyileştirilmesi için Türkiye'nin yoğun çalışma içerisinde olduğunu dile getiren Bakan Ergin, teknolojinin imkanlarından istifade ederek, tutuklu ve hükümlü nakillerini en aza indirmek için şartları zorladıklarını kaydetti.
Türkiye'de yargılamaların uzun sürdüğünü, bunların çözülmesi için çok önemli çalışmalar yapıldığını belirten Ergin, 2011'de yapılan iki düzenlemeyle 2,5 milyon dosyanın adliyelere gelmeden çözüldüğünü söyledi.
Danıştay ve Yargıtay'da üye ve daire sayılarının artırıldığını söyleyen Adalet Bakanı Ergin, Yargıtay'da ilk defa sevindirici bir noktaya gelindiğini ifade etti.
Düzenlemelerden önce taşradan gelen dosyaların çuvallarda açılmadan altı ay bekletildiğini anımsatan Ergin, ''Şu anda Yargıtay'da bekleyen dosya yok. Gelen dosyalar aynı gün ya da ertesi gün ilgili dairelere gönderiliyor. İlk defa Yargıtay'a gelen dosyalardan fazlası karara bağlanarak gönderilmeye başlandı'' dedi.
Ergin, yüksek yargıdaki bu bekleme sürelerinin kısaltılmasıyla bir dosyanın en fazla bir, bir buçuk yılda çözüme kavuşmuş olacağını söyledi.
Türkiye'de şu anda cezaevinde bulunanların yüzde 70'inin hükümlü, yüzde 30'unun tutuklu olduğunu, hükümlülerin oranı artarken tutuklu oranının azaldığını bildiren Ergin, ''Uzun yargılamalar devam ettiği sürece bu uzun tutukluluk sorunu da bizimle beraber yürüyecektir'' diye konuştu. Bakan Ergin, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Sürelerle oynayarak uzun tutukluluk sorununu çözmeye kalkarsak arzu etmediğimiz sorunlarla karşılaşacağız. 2011 yılının başında Yargıtay'dan tahliye olan Hizbullah sanıkları olayı olduktan sonra yapılan değerlendirmeleri hatırlayın. Hizbullah davasından tahliye olanların tutukluluk süresi on yıldı.
CHP'nin tutukluluk süreleriyle ilgili teklifi, yargılamaları kısalttığımız zaman dilimi içerisinde karşılanabilecek bir tekliftir. Ama bugünkü şartlarda yasalaşırsa, 2427'e yakın tutuklu tahliye olma durumuyla karşı karşıyadır. Bu kişiler içerisinde terör örgütüne üye olanlar, terör suçu işleyenler, asker, polis öldürenler, çocuklara cinsel tacizlerde, tecavüzde bulunanlar, toplumu iride edecek sanıklar da var.
Sadece tutukluluk süreleriyle oynayarak Türkiye'deki uzun tutukluluk problemlerini çözme şansımızın olmadığını düşünüyorum. Buna yeltendiğimiz anda çok sayıda arzu etmediğimiz sıfattaki tutukluların tahliye olduğunu görecek ve toplumdan gelen baskıları maalesef karşılayamayacak duruma geleceğiz.''
Gazetecileri Koruma Komitesinin bülteninde Türkiye'den cezaevinde bulunan 8 gazetecinin yer aldığını belirten Ergin, komitenin, sadece 8 kişi ile gazetecilik faaliyetleri arasında güvenilir bir bağ kurabildiğini söylediklerini aktardı. (01.37)
**** HABERİN DEVAMINI 'İLGİLİ DÖKÜMANLAR' BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
