2012-11-13 - 16:07
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Mehmet Sağlam'ın başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker ile Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç hakkında verilen gensoru önergeleri gündeme alınması kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Mehmet Sağlam'ın başkanlığında toplandı. Sağlam, üç milletvekiline gündem dışı söz verdi.
İlk sözü, Meclis televizyon yayınlarının kesilmesiyle ilgili MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan aldı. Türkkan konuşma yapmak üzere kürsüye gelirken, AK Parti milletvekilleri, 13 ilin büyükşehir olmasını öngören kanunun Genel Kurul'da görüşülmesi sırasında tartışma yaşadıkları MHP'li Türkan'a tepki göstermek amacıyla toplu halde salonu terk etti. AK Parti'liler, Türkkan'ın konuşmasının ardından tekrar Genel Kurul Salonu'na döndü.
Konuşmasında, ''Halkımız Meclis televizyon yayınlarını izlemekten mahrum bırakılmıştır'' diyen Türkkan, MHP olarak TBMM'de yapılan her görüşmenin millete ulaşmasından yana olduklarını kaydetti. Türkkan, ''vatandaşların lüzumsuz dizileri izlemek yerine, Meclis'te vekillerinin neler yaptığını izlemesi gerektiğini'' söyledi.
AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Öztürk, Dünya Kalite Günü dolayısıyla gündem dışı söz alarak, kaliteli insanın, diğer insanların canına, malına, hürriyetine, namusuna ve şerefine saygı duyacağını belirtti.
Emniyet Teşkilatı'nın sorunlarıyla ilgili son gündem dışı sözü CHP Tokat Milletvekili Orhan Düzgün aldı. ''Devamlı coplanan, biber gazı sıkılan bir CHP milletvekilinin neden polislerin sorunlarıyla ilgilediğinin'' sorulabileceğini belirten Düzgün, ''Bize oy versin vermesin ezilen herkesin yanında durmaya devam edeceğiz'' dedi.
MHP, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç hakkında TRT ve Anadolu Ajansı'na ilişkin verdiği gensoru önergesini geri çekti.
TBMM Genel Kurulu'nda, MHP Grup Başkanvekilleri Mehmet Şandır ve Oktay Vural imzalı, ''Gensoru önergesini, Genel Kurul çalışmalarını TRT üzerinden sağlamak amacıyla ve daha sonra yenilemek kaydıyla geri çekiyoruz'' ifadesinin yer aldığı geri çekme önergesi okundu.
CHP, Danışma Kurulu'nda uzlaşma sağlanamadığı için Artvin'in Ardanuç ilçesinin sorunlarına ilişkin araştırma önergesinin bugün TBMM Genel Kurulu'nda görüşülmesini, grup önerisi olarak gündeme getirdi.
CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, Ardanuç'ta bir çok kurumun kapatıldığını, ilçenin ekonomik sıkıntı yaşadığını ifade etti. Bayraktutan, ''Millet aya gidiyor ama biz 19 yıldır Ardanuç'u Ardahan'a bağlayan yolu yapamıyoruz. İlçenin sorunlarını gündeme getirebilmek için insanlara açlık grevi yapın, dağa mı çıkın diyorsunuz-'' dedi.
AK Parti Artvin Milletvekili İsrafil Kışla, Artvin'de göçün durduğunu, hatta geriye dönüşlerin başladığını belirtti.
Ardanuç'ta sağlık ocaklarının kapatıldığı iddiaları üzerine Kışla, sağlık ocaklarının kapatılmadığını, yapısal değişikliklerde belli kurumların yerine yeni, modern kurumları ihdas edildiğini söyledi.
Kışla, Artvin'in kamu yatırımlarından ciddi pay aldığını ifade etti.
Görüşmenin ardından önerge kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, MHP'nin, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmelere başlandı.
Önerge sahibi olarak söz alan MHP Afyonkarahisar Milletvekili Kemallettin Yılmaz, ''Her platformda sıkıntıları dile getiriyoruz. Duyarsız bir Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanımız var. Her geçen gün üretimimiz azalıyor'' dedi. Girdi maliyetlerinin çok yüksek olduğunu öne süren Yılmaz, ''Patatesi, soğanı para etmediği için pek çok insan borç faizi ve tefeci kıskacından kurtulabilmek için canına kıyıyor'' diye konuştu.
CHP grubu adına söz alan Mersin Milletvekili Vahap Seçer, Türkiye'nin net buğday ithalatına ihtiyacı olduğunu belirterek, ''Kaliteli buğday açığı var. Süneyle yeterli derecede mücadele edemiyorsunuz. Bakanlık olarak bu manada görevinizi yapamıyorsunuz. Türkiye nohut ve mercimekte net ihracatçıydı, bakliyat konusunda şimdi net ithalatçı konumuna geldi. 2002 öncesinde pamukta da net ihracatçı bir ülkeydi Türkiye'' şeklinde konuştu.
Üreticilerin en çok şikayet ettikleri konunun girdi maliyetleri olduğunu ifade eden Seçer, bu girdilerin, üreticinin canını yaktığını, üreticiyi isyan noktasına getirdiğini ileri sürdü. Seçer, 2002 yılında 1 lira olan mazotun şimdi 4 lira olduğunu ve dört kat arttığını, ancak yetiştirilen ürünlerin bir, iki kat artış gösterdiğini ifade ederek, ''Üretici bu üretimden nasıl para kazanacak- Bu dengeleri kim kuracak- Elbette Hükümet kuracak'' diye konuştu. Seçer, MHP'nin verdiğ önergeyi destekleyeceklerini kaydetti.
BDP grubu adına konuşan Van Milletvekili Nazmi Gür, geçmişte tarımda Türkiye'nin kendi kendine yettiğinin dile getirildiğini hatırlatarak, ''tarım topraklarının rantiyeye peşkeş çekilmeye başlandığını'' iddia etti. Türkiye'nin tarihinde ilk kez saman ithal etmeye başladığını öne süren Gür, ''AKP çiftçiyi tüccara teslim etmiştir. Üretici ile market fiyatları arasındaki fark yüzde 400'lere ulaşmıştır. Bu tam bir insafsızlıktır'' şeklinde konuştu.
Bu arada, CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Umut Oran'ın verdiği, öğrencilerin belediye ulaşım araçlarında indirimli bilet için kullandıkları pasoların tümüyle kaldırılması ve öğrenci kimlik kartlarının Türkiye'nin her yerinde toplu taşıma araçlarında kullanılmasına ilişkin kanun teklifinin doğrudan gündeme alınarak görüşülmesi önerisi, Genel Kurul'da kabul edilmedi.
AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Erdoğan, çiftçiyi, ekonominin içinde vazgeçilmez aktör olarak gördüklerini belirterek, ''Çiftçi ekonominin hayırlı evladıdır, bu insanlara gönül borcumuz var'' dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, MHP'nin, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmeler devam ediyor.
AK Parti Adıyaman Milletvekili Erdoğan, iktidara geldiklerinde karşılarında itibarı yıpratılmış ekonomi içinde, kara delik denilen tarım ve çiftçiyi bulduklarını söyledi.
Çiftçiyi, ekonominin içinde vazgeçilmez aktör olarak gördüklerini dile getiren Erdoğan, ''Çiftçi ekonominin hayırlı evladıdır, bu insanlara gönül borcumuz vardır'' dedi.
Erdoğan, tarım politikalarını belirlerken popülist yaklaşımlarda bulunma, siyasi menfaatleri ülke menfaatleri önüne koyma lükslerinin olmaması gerektiğini kaydetti.
Krizlerin, Türk çiftçisinin üzerinden silindir gibi gelip geçtiğini belirten Erdoğan, tarımdan şikayetçi olanların, altında imzası olan metinleri düşünmesi gerektiğini söyledi.
Erdoğan, hükümetleri döneminde tarım alanında yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.
Muhalefetin yarış içinde olduğunu ifade ede Erdoğan, ''Senin gensorun, benim gensorum... Sulandırılmış gensoruya ret oyu vereceğiz'' dedi.
MHP Adana Milletvekili Ali Halaman, AK Parti iktidarında tarımda kaçışın hızlandığını, köylerin boşaldığını, çiftçinin, köylünün gelirinin her geçen yıl azaldığını, tarım kesiminin yokluğa, çaresizliğe mahkum edildiğini savundu.
Halaman, çiftçinin, icra ve iflastan nefes alamadığını, sorunlarının çığ gibi büyüdüğünü, Hükümet ve Bakan'ın duyarsız kaldığını öne sürdü.
AK Parti iktidara geldiğinde üreticinin, 3 kilogram buğday satarak 1 litre mazot alabilirken, bugün 1 litre mazot alabilmesi için 7 kilogram buğday sattığını ifade eden Halaman, narenciye bahçelerinin durumunun da iyi olmadığını söyledi.
Doğrudan gelir desteğinin yok edildiğini, FİSKOBİRLİK, TARİŞ'in küçültüldüğünü, bürokratik kurum haline getirildiğini, gübre fabrikalarının kapatıldığını belirten Halaman, çeltik ve pirinç alanlarının yok edildiğini kaydetti.
Halaman, tarımda üretimin düştüğünü, işsizliğin arttığını öne sürdü.
AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Erdoğan, iktidara geldiklerinde karşılarında itibarı yıpratılmış ekonomi içinde kara delik denilen tarım ve çiftçinin bulunduğunu söyledi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, MHP milletvekillerine, ''Siz faizleri yükselttiniz, desteği kestiniz; biz faizleri düşürdük, desteği artırdık; siz tarımı küçültünüz, biz büyüttük. 'Tarım ve hayvancığı bitirdiniz' diyorsunuz; güzel bir pişkinlik örneği'' diye seslendi.
Eker, kendisi hakkında verilen gensoru önergesi üzerinde Hükümet adına söz aldı.
Gensoru önergesinin, ''asılsız, mesnetsiz, ciddiyetten uzak'' olduğunu belirten Eker, önergenin, hiçbir iddiasının doğru istatistik veriye dayanmadığını, mesnede değil, isnada dayandığını söyledi.
Eker, TBMM çalışmalarının, beyhude yere engellenmeye çalışılarak, Meclis'te de kaynak israfına yol açıldığını ifade ederek, Meclis'in ilave bir çalışma gününün maliyetinin, çalışanların ücreti hariç 250 bin lira olduğunu bildirdi.
''Bu, milliyetçiliğin yeni bir yorumu olması gerek'' diyen Eker, ''Buraya ciddi önerilerle gelirsiniz, içi dolu öneriler getirirsiniz, varsa elinizde dosya ortaya koyarsınız, paylaşırsınız. AK Parti'liler olarak en büyük hesabı Allah'a ve millete her zaman verdik, veririz, bundan kaçınmayız'' görüşünü dile getirdi.
Eker, gensoru önergesini veren MHP temsilcilerinin, bütün dünya tarafından bilinen kaos ve çöküşü, ''tarımda ciddi reform uyguladık'' diye sunduklarını, bu nedenle kendisinin de MHP iktidarı dönemine ait bilgileri gündeme getireceğini kaydetti. Eker, ''Enkaz edebiyatına da tenezzül etmeden, imar, inşa ettiğimiz tarım sektöründeki gelişmeleri anlatacaktım. Felaketi, teslimiyeti büyük reform olarak ifade edip, bugün de AK Parti ile karşılaştırmaya kalkınca, bu pişkinlik karşısında bazı bilgileri sizlerin bilgisine sunmak farz oldu'' diye konuştu.
Gensoru önergesini veren MHP iktidarı döneminde, ülkenin ne hale düşürüldüğünü milletin bildiğini ifade eden Eker, MHP iktidarında tarımın ülkeye kattığı gelirin azaldığını belirtti.
Eker, MHP iktidarında 1998-2002 yılları arasında tarım ihracatının 5 milyar dolardan 4 milyar dolara düşerek, yüzde 20 azaldığını, kendilerinin 15,3 milyar dolara çıkararak, yüzde 277 artırdıklarını söyledi.
MHP iktidarında Tarım ve Sanayi bakanları ile Kemal Derviş'in imzasıyla Dünya Bankası'na yazılan taahhüt mektubun gösteren Eker, mektupta, MHP'nin, kimyevi gübre desteği, şeker pancarı, tütün, fındık, pamuk gibi ürünlerde uygulanan pazar fiyatı desteği, taban fiyatı uygulamasını, elektrik desteği, ucuz kullanım desteğini kaldıracağını taahhüt ederek, bunları kaldırdığını belirtti. Eker, ''Sizin reformunuz bu. Kimin için; Dünya Bankası. 'Bize borç verin' diyorsunuz, onlar da 'Siz çarçur ediyor, iyi yönetemiyorsunuz, taahhütte bulunursanız size borç vereceğiz' diyorlar. Şimdi kalkıp, tarım şöyle oldu demek, hoş ve doğru değil'' diye konuştu.
Eker, MHP döneminde çiftçinin alınterinin karşılığının verilmediğini ancak seçim yılı olan 2002'de bu rakamın arttığını söyledi. Eker, ''Siz faizleri yükselttiniz, desteği kestiniz; biz faizleri düşürdük, desteği artırdık; siz tarımı küçültünüz, biz büyüttük. 'Tarım ve hayvancığı bitirdiniz' diyorsunuz; güzel bir pişkinlik örneği'' dedi.
Tarıma yapılan sabit sermaye yatırımlarının 1998-2002 döneminde yüzde 44 azaldığını, iktidarlarında ise yüzde 160 arttığını kaydeden Eker, yağlı tohumlar, mısır, meyve ve turunçgil üretimi ve verimliliğinin de arttığını ifade etti.
Genel Kurul'da konuşmaların ardından yapılan oylamayla, Eker hakkında verilen gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda daha sonra Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç hakkında verilen gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmelere geçildi.
Önerge sahibi olarak MHP Iğdır Milletvekili Sinan Oğan söz aldı. ''Yalanda hayır yoktur'' hadisini hatırlatmak istediğini belirten Oğan, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın ''Abdullah Öcalan ev hapsine çıkabilir'' dediğini iddia etti. Oğan, ''Ev hapsine çıkararak, Abdullah Öcalan'ın villasını TOKİ'ye mi yaptıracaksınız-'' diye sordu.
2002'de 6 şehidin olduğunu, ancak AK Parti Hükümetleri döneminde şehit sayısının arttığını öne süren Oğan, şu iddialarda bulundu:
''Her gün şehit haberleri gelir oldu. Bir Başbakan Yardımcısı'nın terör örgütüne akıl vermesi hayaldi, bugün gerçek oldu. 'İhtiyaç olursa yine görüşülür' diyordu sayın Arınç. Sizin hayatınız yalan olduğu için size neyi hatırlatalım, bilmiyorum. Sayın Başbakan Yardımcısı'nın kimlik üzerine yaptığı konuşmalar, terör örgütüne moral olmuştur. Diyarbakır Emniyet Müdürü'ne verdiği destek de akıllardan çıkmış değil. Siz bütün konuşmalarınızda terör örgütüne destek veriyorsunuz. Terör örgütünün adeta moral kaynağı haline geldiniz. Mehmetçiğimiz bugün bu saatte bile terör örgütüyle mücadele halindedir.''
MHP grubu adına söz alan Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, 2001'de teröre verilen şehit olmadığını, 2002'de 6 askerin şehit düştüğünü belirterek, daha sonraki yıllarda şehit sayısının sürekli arttığını söyledi. Yeniçeri, ''Terör ilk defa bu kadar çok dış ilişkilere endeksli hale gelmiştir. Oslo'da görüşmeler sürerken, askeri ve güvenlik operasyonları durdurulmuştur. Terör olayı meydana gelmeden teröriste önleyici operasyon yapmak yasaklanmış ve üstü kapalı olarak bunların yapılmaması noktasında talimatlar verilmiştir'' iddialarında bulundu.
''AKP iktidara geldiği günden bu yana TSK mensuplarına sürek avı başlatmıştır'' ifadesini kullanan Yeniçeri, terörle mücadele etmiş pek çok subayın tutuklandığını öne sürdü. Yeniçeri, şu ifadeleri kullandı:
''Sayın Bülent Arınç'ın yapmış olduğu konuşmalar, TSK'nın moralini bozarken, terör örgütüne de büyük bir moral vermektedir. Bölücü emellerine haklılık kazandırmaktadır. Darbe dönemlerinde getirilmiş yasakları bugün de varmış gibi göstermek kimin ekmeğine yağ sürmektedir- Sayın Arınç terörü sonlandırmayla genel af arasında bir ilişki kuruyor.''
CHP grubu adına söz alan İzmir Milletvekili Aytun Çıray da 2002 Kasımında AK Parti'nin terörün neredeyse sıfırlandığı bir ülke devraldığını belirterek, ''Hal böyleyken ne oldu da 1990'lara döndü ülke. Sayın Bakan'a 'ağlamadan sorumlu devlet bakanı' diyorlar. Sayın Arınç, 'gözyaşlarının olması insanı insan yapar' diyor. İyi güzel sözler de Sayın Bakan keşke siz bu tanımlamalara uysaydınız. Bütün bu gözyaşları, maalesef ucuz ve basit bir propaganda numarasından başka hiçbir şey değil'' şeklinde konuştu.
''Pranga vurduğunuz medya gücünüz olmasaydı Türk Milleti kendisiyle oyun oynadığınızı çoktan fark ederdi'' diyen Çıray, şu görüşleri dile getirdi:
''Bu millet böylesini ilk defa tecrübe ediyor. 12 Eylül 2010 referandumunu hatırlayın. Devrimci ve ülkücü mağdurların üzerinden bir hesaplaşmaya dönüştürülmüştü. Başbakan ülkücü Mustafa Pehlivanoğlu ile devrimci Erdal Eren'in mektubunu okumuştu. Şimdi aynı Başbakan kalkmış, AB uyumu çerçevesinde kendisinin kaldırdığı idam cezasını geri getirmeyi öneriyor. 12 Eylül referandumunun üzerinden 2 yıl geçti, bunlar Kenan Evren'i bırakın yargılamayı daha mahkemeye götüremediler. Türk milletine yalan söylediler.
Delik kapta su durmaz ya Sayın Arınç, 'dinimize göre tarafların arasını bulmak için yalan söylemek caizdir' diyor. Peki taraflar kim- Biri terör örgütü PKK, diğeri Başbakan'ın temsilcisi. Beyefendiler din adına ne yaparsa caiz. Yağmur yağarsa onlardan, sel basarsa CHP'den. Allahım 'yeter' diye haykırmak istiyorum; gönderdiğin son din bu kadar istismar edilemez. Mustafa Özbek'i nasıl tehdit ettiniz Sayın Bakan. Özbek'e 'kabadayılık etme içeri girersin' diyen kim- Siz Sayın Bakan, Türk siyasi tarihine sahte vicdan, yapmacık gözyaşlarının sahibi olarak mı geçmek istiyorsunuz- Üç yıl önce TSK içinde bir gurubun size suikast düzenlediği iddia edilmişti hani. Kozmik odalara girilmişti. Sizin Manisa'da olduğunuzu bile bilmeden sizi gözetleyen acemi suikastçilere ne işlem yapıldı-''
BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, CHP milletvekillerine ''Bu ülkenin Kürt sorunu yok mu, sizin bir projeniz olmaz mı, kanı durduracak bir proje sundunuz mu-'' diye sordu.
BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, ''Bu ülkenin Kürt sorunu yok mu, sizin bir projeniz olmaz mı, kanı durduracak bir proje sundunuz mu- AKP'nin de yok ama sizin de yok. Muhalefet partileri, özgürlükleri kısıtlamak adına ne gerekiyorsa onu yapıyor'' dedi.
Cezaevlerindeki açlık grevlerine işaret eden Sakık, hem sağır hem körlerin oynandığını savundu. Başbakan'ın, ''Bunlar şov yapıyor'' dediğini ancak açlığın şovunun olamayacağını belirten Sakık, ''Başbakan, 'Elimizde resimler var' dedi. İsmail Beşikçi, açlık grevinden önce Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'ni ziyaret ediyor, konukseverlik yasasını uygulayarak ciğerciye götürüyorlar, başbaşa kebap yiyorlar. Beşikçi'ye ikram edilen ciğere Başbakan tenezzül ediyor. Başbakan açlık grevlerini bir Fransız turist gibi değerlendiriyor; açlık grevlerinde şiş kebap yerler...'' diye konuştu.
Ülkenin geleceğinin, cumhurbaşkanlığı seçimine heba edilmemesi, milliyetçi dalgalara oynanmaması gerektiğini belirten Sakık, ''Size yüzde 50 oy veren, 'sorunlarımızı çözün' diyen bir halk var, kulak verin. Açlık grevinde olanların ölmemesi için bu gece bir miktar empati yapın. Oruç tutan arkadaşlarımız iftarı sabırsızlıkla bekliyor,yiğitler 63 gündür bedenlerini ölüme yatırmışlar, duyarlı olun'' görüşünü savundu.
AK Parti Çankırı Milletvekili İdris Şahin, AK Parti'nin, Türkiye'nin öncelikli sorunlarının doğru tespitini yaparak, hatalardan ders çıkarmayı, çözüme yönelik adımlarda kararlı olmayı gerçekleştirdiğini belirtti.
Şahin, bazılarının Doğu, Güneydoğu, bazılarının Kürt, bazılarının ise terör sorunu olarak nitelendirdiği olayın bir gerçek olduğunu belirten Şahin, AK Parti'nin, kültürel, etnik farklılıkları zenginlik olarak kabul ettiğini belirtti.
MHP'nin verdiği gensoru önergesini eleştiren Şahin, kürsüden hitap edip, sonra dışarı çıkmanın gensoru talebinin ne kadar ciddi olduğunu gösterdiğini kaydetti.
Şahin, sorunun, sadece silahlı mücadeleyle çözülmeyeceğini, ret ve inkar politikalarıyla 90 yılda bir noktaya gelinmediği vurgulayarak, bu politikaların, iktidarları döneminde tedavülden kaldırıldığını söyledi.
Şahin, iktidara geldikleri ilk yıl içinde OHAL uygulamasının sona erdirildiğini, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri ile diğer bölgelerdeki kalkınmışlık farkının ortadan kaldırıldığını, terör ortamından zarar gören vatandaşların mağduriyetinin önlenmesine ilişkin çalışmalar yapıldığını anlattı.
**** HABERİN DEVAMINI " İLGİLİ DÖKÜMANLAR " BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
İlk sözü, Meclis televizyon yayınlarının kesilmesiyle ilgili MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan aldı. Türkkan konuşma yapmak üzere kürsüye gelirken, AK Parti milletvekilleri, 13 ilin büyükşehir olmasını öngören kanunun Genel Kurul'da görüşülmesi sırasında tartışma yaşadıkları MHP'li Türkan'a tepki göstermek amacıyla toplu halde salonu terk etti. AK Parti'liler, Türkkan'ın konuşmasının ardından tekrar Genel Kurul Salonu'na döndü.
Konuşmasında, ''Halkımız Meclis televizyon yayınlarını izlemekten mahrum bırakılmıştır'' diyen Türkkan, MHP olarak TBMM'de yapılan her görüşmenin millete ulaşmasından yana olduklarını kaydetti. Türkkan, ''vatandaşların lüzumsuz dizileri izlemek yerine, Meclis'te vekillerinin neler yaptığını izlemesi gerektiğini'' söyledi.
AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Öztürk, Dünya Kalite Günü dolayısıyla gündem dışı söz alarak, kaliteli insanın, diğer insanların canına, malına, hürriyetine, namusuna ve şerefine saygı duyacağını belirtti.
Emniyet Teşkilatı'nın sorunlarıyla ilgili son gündem dışı sözü CHP Tokat Milletvekili Orhan Düzgün aldı. ''Devamlı coplanan, biber gazı sıkılan bir CHP milletvekilinin neden polislerin sorunlarıyla ilgilediğinin'' sorulabileceğini belirten Düzgün, ''Bize oy versin vermesin ezilen herkesin yanında durmaya devam edeceğiz'' dedi.
MHP, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç hakkında TRT ve Anadolu Ajansı'na ilişkin verdiği gensoru önergesini geri çekti.
TBMM Genel Kurulu'nda, MHP Grup Başkanvekilleri Mehmet Şandır ve Oktay Vural imzalı, ''Gensoru önergesini, Genel Kurul çalışmalarını TRT üzerinden sağlamak amacıyla ve daha sonra yenilemek kaydıyla geri çekiyoruz'' ifadesinin yer aldığı geri çekme önergesi okundu.
CHP, Danışma Kurulu'nda uzlaşma sağlanamadığı için Artvin'in Ardanuç ilçesinin sorunlarına ilişkin araştırma önergesinin bugün TBMM Genel Kurulu'nda görüşülmesini, grup önerisi olarak gündeme getirdi.
CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, Ardanuç'ta bir çok kurumun kapatıldığını, ilçenin ekonomik sıkıntı yaşadığını ifade etti. Bayraktutan, ''Millet aya gidiyor ama biz 19 yıldır Ardanuç'u Ardahan'a bağlayan yolu yapamıyoruz. İlçenin sorunlarını gündeme getirebilmek için insanlara açlık grevi yapın, dağa mı çıkın diyorsunuz-'' dedi.
AK Parti Artvin Milletvekili İsrafil Kışla, Artvin'de göçün durduğunu, hatta geriye dönüşlerin başladığını belirtti.
Ardanuç'ta sağlık ocaklarının kapatıldığı iddiaları üzerine Kışla, sağlık ocaklarının kapatılmadığını, yapısal değişikliklerde belli kurumların yerine yeni, modern kurumları ihdas edildiğini söyledi.
Kışla, Artvin'in kamu yatırımlarından ciddi pay aldığını ifade etti.
Görüşmenin ardından önerge kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, MHP'nin, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmelere başlandı.
Önerge sahibi olarak söz alan MHP Afyonkarahisar Milletvekili Kemallettin Yılmaz, ''Her platformda sıkıntıları dile getiriyoruz. Duyarsız bir Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanımız var. Her geçen gün üretimimiz azalıyor'' dedi. Girdi maliyetlerinin çok yüksek olduğunu öne süren Yılmaz, ''Patatesi, soğanı para etmediği için pek çok insan borç faizi ve tefeci kıskacından kurtulabilmek için canına kıyıyor'' diye konuştu.
CHP grubu adına söz alan Mersin Milletvekili Vahap Seçer, Türkiye'nin net buğday ithalatına ihtiyacı olduğunu belirterek, ''Kaliteli buğday açığı var. Süneyle yeterli derecede mücadele edemiyorsunuz. Bakanlık olarak bu manada görevinizi yapamıyorsunuz. Türkiye nohut ve mercimekte net ihracatçıydı, bakliyat konusunda şimdi net ithalatçı konumuna geldi. 2002 öncesinde pamukta da net ihracatçı bir ülkeydi Türkiye'' şeklinde konuştu.
Üreticilerin en çok şikayet ettikleri konunun girdi maliyetleri olduğunu ifade eden Seçer, bu girdilerin, üreticinin canını yaktığını, üreticiyi isyan noktasına getirdiğini ileri sürdü. Seçer, 2002 yılında 1 lira olan mazotun şimdi 4 lira olduğunu ve dört kat arttığını, ancak yetiştirilen ürünlerin bir, iki kat artış gösterdiğini ifade ederek, ''Üretici bu üretimden nasıl para kazanacak- Bu dengeleri kim kuracak- Elbette Hükümet kuracak'' diye konuştu. Seçer, MHP'nin verdiğ önergeyi destekleyeceklerini kaydetti.
BDP grubu adına konuşan Van Milletvekili Nazmi Gür, geçmişte tarımda Türkiye'nin kendi kendine yettiğinin dile getirildiğini hatırlatarak, ''tarım topraklarının rantiyeye peşkeş çekilmeye başlandığını'' iddia etti. Türkiye'nin tarihinde ilk kez saman ithal etmeye başladığını öne süren Gür, ''AKP çiftçiyi tüccara teslim etmiştir. Üretici ile market fiyatları arasındaki fark yüzde 400'lere ulaşmıştır. Bu tam bir insafsızlıktır'' şeklinde konuştu.
Bu arada, CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Umut Oran'ın verdiği, öğrencilerin belediye ulaşım araçlarında indirimli bilet için kullandıkları pasoların tümüyle kaldırılması ve öğrenci kimlik kartlarının Türkiye'nin her yerinde toplu taşıma araçlarında kullanılmasına ilişkin kanun teklifinin doğrudan gündeme alınarak görüşülmesi önerisi, Genel Kurul'da kabul edilmedi.
AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Erdoğan, çiftçiyi, ekonominin içinde vazgeçilmez aktör olarak gördüklerini belirterek, ''Çiftçi ekonominin hayırlı evladıdır, bu insanlara gönül borcumuz var'' dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, MHP'nin, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmeler devam ediyor.
AK Parti Adıyaman Milletvekili Erdoğan, iktidara geldiklerinde karşılarında itibarı yıpratılmış ekonomi içinde, kara delik denilen tarım ve çiftçiyi bulduklarını söyledi.
Çiftçiyi, ekonominin içinde vazgeçilmez aktör olarak gördüklerini dile getiren Erdoğan, ''Çiftçi ekonominin hayırlı evladıdır, bu insanlara gönül borcumuz vardır'' dedi.
Erdoğan, tarım politikalarını belirlerken popülist yaklaşımlarda bulunma, siyasi menfaatleri ülke menfaatleri önüne koyma lükslerinin olmaması gerektiğini kaydetti.
Krizlerin, Türk çiftçisinin üzerinden silindir gibi gelip geçtiğini belirten Erdoğan, tarımdan şikayetçi olanların, altında imzası olan metinleri düşünmesi gerektiğini söyledi.
Erdoğan, hükümetleri döneminde tarım alanında yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.
Muhalefetin yarış içinde olduğunu ifade ede Erdoğan, ''Senin gensorun, benim gensorum... Sulandırılmış gensoruya ret oyu vereceğiz'' dedi.
MHP Adana Milletvekili Ali Halaman, AK Parti iktidarında tarımda kaçışın hızlandığını, köylerin boşaldığını, çiftçinin, köylünün gelirinin her geçen yıl azaldığını, tarım kesiminin yokluğa, çaresizliğe mahkum edildiğini savundu.
Halaman, çiftçinin, icra ve iflastan nefes alamadığını, sorunlarının çığ gibi büyüdüğünü, Hükümet ve Bakan'ın duyarsız kaldığını öne sürdü.
AK Parti iktidara geldiğinde üreticinin, 3 kilogram buğday satarak 1 litre mazot alabilirken, bugün 1 litre mazot alabilmesi için 7 kilogram buğday sattığını ifade eden Halaman, narenciye bahçelerinin durumunun da iyi olmadığını söyledi.
Doğrudan gelir desteğinin yok edildiğini, FİSKOBİRLİK, TARİŞ'in küçültüldüğünü, bürokratik kurum haline getirildiğini, gübre fabrikalarının kapatıldığını belirten Halaman, çeltik ve pirinç alanlarının yok edildiğini kaydetti.
Halaman, tarımda üretimin düştüğünü, işsizliğin arttığını öne sürdü.
AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Erdoğan, iktidara geldiklerinde karşılarında itibarı yıpratılmış ekonomi içinde kara delik denilen tarım ve çiftçinin bulunduğunu söyledi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, MHP milletvekillerine, ''Siz faizleri yükselttiniz, desteği kestiniz; biz faizleri düşürdük, desteği artırdık; siz tarımı küçültünüz, biz büyüttük. 'Tarım ve hayvancığı bitirdiniz' diyorsunuz; güzel bir pişkinlik örneği'' diye seslendi.
Eker, kendisi hakkında verilen gensoru önergesi üzerinde Hükümet adına söz aldı.
Gensoru önergesinin, ''asılsız, mesnetsiz, ciddiyetten uzak'' olduğunu belirten Eker, önergenin, hiçbir iddiasının doğru istatistik veriye dayanmadığını, mesnede değil, isnada dayandığını söyledi.
Eker, TBMM çalışmalarının, beyhude yere engellenmeye çalışılarak, Meclis'te de kaynak israfına yol açıldığını ifade ederek, Meclis'in ilave bir çalışma gününün maliyetinin, çalışanların ücreti hariç 250 bin lira olduğunu bildirdi.
''Bu, milliyetçiliğin yeni bir yorumu olması gerek'' diyen Eker, ''Buraya ciddi önerilerle gelirsiniz, içi dolu öneriler getirirsiniz, varsa elinizde dosya ortaya koyarsınız, paylaşırsınız. AK Parti'liler olarak en büyük hesabı Allah'a ve millete her zaman verdik, veririz, bundan kaçınmayız'' görüşünü dile getirdi.
Eker, gensoru önergesini veren MHP temsilcilerinin, bütün dünya tarafından bilinen kaos ve çöküşü, ''tarımda ciddi reform uyguladık'' diye sunduklarını, bu nedenle kendisinin de MHP iktidarı dönemine ait bilgileri gündeme getireceğini kaydetti. Eker, ''Enkaz edebiyatına da tenezzül etmeden, imar, inşa ettiğimiz tarım sektöründeki gelişmeleri anlatacaktım. Felaketi, teslimiyeti büyük reform olarak ifade edip, bugün de AK Parti ile karşılaştırmaya kalkınca, bu pişkinlik karşısında bazı bilgileri sizlerin bilgisine sunmak farz oldu'' diye konuştu.
Gensoru önergesini veren MHP iktidarı döneminde, ülkenin ne hale düşürüldüğünü milletin bildiğini ifade eden Eker, MHP iktidarında tarımın ülkeye kattığı gelirin azaldığını belirtti.
Eker, MHP iktidarında 1998-2002 yılları arasında tarım ihracatının 5 milyar dolardan 4 milyar dolara düşerek, yüzde 20 azaldığını, kendilerinin 15,3 milyar dolara çıkararak, yüzde 277 artırdıklarını söyledi.
MHP iktidarında Tarım ve Sanayi bakanları ile Kemal Derviş'in imzasıyla Dünya Bankası'na yazılan taahhüt mektubun gösteren Eker, mektupta, MHP'nin, kimyevi gübre desteği, şeker pancarı, tütün, fındık, pamuk gibi ürünlerde uygulanan pazar fiyatı desteği, taban fiyatı uygulamasını, elektrik desteği, ucuz kullanım desteğini kaldıracağını taahhüt ederek, bunları kaldırdığını belirtti. Eker, ''Sizin reformunuz bu. Kimin için; Dünya Bankası. 'Bize borç verin' diyorsunuz, onlar da 'Siz çarçur ediyor, iyi yönetemiyorsunuz, taahhütte bulunursanız size borç vereceğiz' diyorlar. Şimdi kalkıp, tarım şöyle oldu demek, hoş ve doğru değil'' diye konuştu.
Eker, MHP döneminde çiftçinin alınterinin karşılığının verilmediğini ancak seçim yılı olan 2002'de bu rakamın arttığını söyledi. Eker, ''Siz faizleri yükselttiniz, desteği kestiniz; biz faizleri düşürdük, desteği artırdık; siz tarımı küçültünüz, biz büyüttük. 'Tarım ve hayvancığı bitirdiniz' diyorsunuz; güzel bir pişkinlik örneği'' dedi.
Tarıma yapılan sabit sermaye yatırımlarının 1998-2002 döneminde yüzde 44 azaldığını, iktidarlarında ise yüzde 160 arttığını kaydeden Eker, yağlı tohumlar, mısır, meyve ve turunçgil üretimi ve verimliliğinin de arttığını ifade etti.
Genel Kurul'da konuşmaların ardından yapılan oylamayla, Eker hakkında verilen gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda daha sonra Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç hakkında verilen gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmelere geçildi.
Önerge sahibi olarak MHP Iğdır Milletvekili Sinan Oğan söz aldı. ''Yalanda hayır yoktur'' hadisini hatırlatmak istediğini belirten Oğan, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın ''Abdullah Öcalan ev hapsine çıkabilir'' dediğini iddia etti. Oğan, ''Ev hapsine çıkararak, Abdullah Öcalan'ın villasını TOKİ'ye mi yaptıracaksınız-'' diye sordu.
2002'de 6 şehidin olduğunu, ancak AK Parti Hükümetleri döneminde şehit sayısının arttığını öne süren Oğan, şu iddialarda bulundu:
''Her gün şehit haberleri gelir oldu. Bir Başbakan Yardımcısı'nın terör örgütüne akıl vermesi hayaldi, bugün gerçek oldu. 'İhtiyaç olursa yine görüşülür' diyordu sayın Arınç. Sizin hayatınız yalan olduğu için size neyi hatırlatalım, bilmiyorum. Sayın Başbakan Yardımcısı'nın kimlik üzerine yaptığı konuşmalar, terör örgütüne moral olmuştur. Diyarbakır Emniyet Müdürü'ne verdiği destek de akıllardan çıkmış değil. Siz bütün konuşmalarınızda terör örgütüne destek veriyorsunuz. Terör örgütünün adeta moral kaynağı haline geldiniz. Mehmetçiğimiz bugün bu saatte bile terör örgütüyle mücadele halindedir.''
MHP grubu adına söz alan Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, 2001'de teröre verilen şehit olmadığını, 2002'de 6 askerin şehit düştüğünü belirterek, daha sonraki yıllarda şehit sayısının sürekli arttığını söyledi. Yeniçeri, ''Terör ilk defa bu kadar çok dış ilişkilere endeksli hale gelmiştir. Oslo'da görüşmeler sürerken, askeri ve güvenlik operasyonları durdurulmuştur. Terör olayı meydana gelmeden teröriste önleyici operasyon yapmak yasaklanmış ve üstü kapalı olarak bunların yapılmaması noktasında talimatlar verilmiştir'' iddialarında bulundu.
''AKP iktidara geldiği günden bu yana TSK mensuplarına sürek avı başlatmıştır'' ifadesini kullanan Yeniçeri, terörle mücadele etmiş pek çok subayın tutuklandığını öne sürdü. Yeniçeri, şu ifadeleri kullandı:
''Sayın Bülent Arınç'ın yapmış olduğu konuşmalar, TSK'nın moralini bozarken, terör örgütüne de büyük bir moral vermektedir. Bölücü emellerine haklılık kazandırmaktadır. Darbe dönemlerinde getirilmiş yasakları bugün de varmış gibi göstermek kimin ekmeğine yağ sürmektedir- Sayın Arınç terörü sonlandırmayla genel af arasında bir ilişki kuruyor.''
CHP grubu adına söz alan İzmir Milletvekili Aytun Çıray da 2002 Kasımında AK Parti'nin terörün neredeyse sıfırlandığı bir ülke devraldığını belirterek, ''Hal böyleyken ne oldu da 1990'lara döndü ülke. Sayın Bakan'a 'ağlamadan sorumlu devlet bakanı' diyorlar. Sayın Arınç, 'gözyaşlarının olması insanı insan yapar' diyor. İyi güzel sözler de Sayın Bakan keşke siz bu tanımlamalara uysaydınız. Bütün bu gözyaşları, maalesef ucuz ve basit bir propaganda numarasından başka hiçbir şey değil'' şeklinde konuştu.
''Pranga vurduğunuz medya gücünüz olmasaydı Türk Milleti kendisiyle oyun oynadığınızı çoktan fark ederdi'' diyen Çıray, şu görüşleri dile getirdi:
''Bu millet böylesini ilk defa tecrübe ediyor. 12 Eylül 2010 referandumunu hatırlayın. Devrimci ve ülkücü mağdurların üzerinden bir hesaplaşmaya dönüştürülmüştü. Başbakan ülkücü Mustafa Pehlivanoğlu ile devrimci Erdal Eren'in mektubunu okumuştu. Şimdi aynı Başbakan kalkmış, AB uyumu çerçevesinde kendisinin kaldırdığı idam cezasını geri getirmeyi öneriyor. 12 Eylül referandumunun üzerinden 2 yıl geçti, bunlar Kenan Evren'i bırakın yargılamayı daha mahkemeye götüremediler. Türk milletine yalan söylediler.
Delik kapta su durmaz ya Sayın Arınç, 'dinimize göre tarafların arasını bulmak için yalan söylemek caizdir' diyor. Peki taraflar kim- Biri terör örgütü PKK, diğeri Başbakan'ın temsilcisi. Beyefendiler din adına ne yaparsa caiz. Yağmur yağarsa onlardan, sel basarsa CHP'den. Allahım 'yeter' diye haykırmak istiyorum; gönderdiğin son din bu kadar istismar edilemez. Mustafa Özbek'i nasıl tehdit ettiniz Sayın Bakan. Özbek'e 'kabadayılık etme içeri girersin' diyen kim- Siz Sayın Bakan, Türk siyasi tarihine sahte vicdan, yapmacık gözyaşlarının sahibi olarak mı geçmek istiyorsunuz- Üç yıl önce TSK içinde bir gurubun size suikast düzenlediği iddia edilmişti hani. Kozmik odalara girilmişti. Sizin Manisa'da olduğunuzu bile bilmeden sizi gözetleyen acemi suikastçilere ne işlem yapıldı-''
BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, CHP milletvekillerine ''Bu ülkenin Kürt sorunu yok mu, sizin bir projeniz olmaz mı, kanı durduracak bir proje sundunuz mu-'' diye sordu.
BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, ''Bu ülkenin Kürt sorunu yok mu, sizin bir projeniz olmaz mı, kanı durduracak bir proje sundunuz mu- AKP'nin de yok ama sizin de yok. Muhalefet partileri, özgürlükleri kısıtlamak adına ne gerekiyorsa onu yapıyor'' dedi.
Cezaevlerindeki açlık grevlerine işaret eden Sakık, hem sağır hem körlerin oynandığını savundu. Başbakan'ın, ''Bunlar şov yapıyor'' dediğini ancak açlığın şovunun olamayacağını belirten Sakık, ''Başbakan, 'Elimizde resimler var' dedi. İsmail Beşikçi, açlık grevinden önce Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'ni ziyaret ediyor, konukseverlik yasasını uygulayarak ciğerciye götürüyorlar, başbaşa kebap yiyorlar. Beşikçi'ye ikram edilen ciğere Başbakan tenezzül ediyor. Başbakan açlık grevlerini bir Fransız turist gibi değerlendiriyor; açlık grevlerinde şiş kebap yerler...'' diye konuştu.
Ülkenin geleceğinin, cumhurbaşkanlığı seçimine heba edilmemesi, milliyetçi dalgalara oynanmaması gerektiğini belirten Sakık, ''Size yüzde 50 oy veren, 'sorunlarımızı çözün' diyen bir halk var, kulak verin. Açlık grevinde olanların ölmemesi için bu gece bir miktar empati yapın. Oruç tutan arkadaşlarımız iftarı sabırsızlıkla bekliyor,yiğitler 63 gündür bedenlerini ölüme yatırmışlar, duyarlı olun'' görüşünü savundu.
AK Parti Çankırı Milletvekili İdris Şahin, AK Parti'nin, Türkiye'nin öncelikli sorunlarının doğru tespitini yaparak, hatalardan ders çıkarmayı, çözüme yönelik adımlarda kararlı olmayı gerçekleştirdiğini belirtti.
Şahin, bazılarının Doğu, Güneydoğu, bazılarının Kürt, bazılarının ise terör sorunu olarak nitelendirdiği olayın bir gerçek olduğunu belirten Şahin, AK Parti'nin, kültürel, etnik farklılıkları zenginlik olarak kabul ettiğini belirtti.
MHP'nin verdiği gensoru önergesini eleştiren Şahin, kürsüden hitap edip, sonra dışarı çıkmanın gensoru talebinin ne kadar ciddi olduğunu gösterdiğini kaydetti.
Şahin, sorunun, sadece silahlı mücadeleyle çözülmeyeceğini, ret ve inkar politikalarıyla 90 yılda bir noktaya gelinmediği vurgulayarak, bu politikaların, iktidarları döneminde tedavülden kaldırıldığını söyledi.
Şahin, iktidara geldikleri ilk yıl içinde OHAL uygulamasının sona erdirildiğini, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri ile diğer bölgelerdeki kalkınmışlık farkının ortadan kaldırıldığını, terör ortamından zarar gören vatandaşların mağduriyetinin önlenmesine ilişkin çalışmalar yapıldığını anlattı.
**** HABERİN DEVAMINI " İLGİLİ DÖKÜMANLAR " BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
