2013-01-09 - 16:24
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplandı.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Türkiye'nin, enerji sektöründe son 10 yılda, OECD ülkeleri arasında en fazla büyüyen ülke olduğunu kaydetti.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplandı.
AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Öztürk, enerji tasarrufu haftası nedeniyle yaptığı gündemdışı konuşmada, Türkiye'nin enerjide yüzde 70 oranında dışa bağımlı olduğunu söyledi.
2012'de 59 milyar dolarlık enerji ithalatı yapıldığını ifade eden Öztürk, enerjideki tasarruf yöntemlerini anlattı. Öztürk, kişisel araçlardan ziyade toplu taşıma araçlarına binilmesi gerektiğini ifade ederek, konutlarda ısı yalıtımı yapılması, tasarruflu ve led ampüllerin kullanılması gerektiğini kaydetti.
''15 milyon eski buzdolabını A sınıfı buzdolapları ile değiştirirsek, bir Keban Barajı'nın ürettiği enerji kadar tasarruf yapmış oluruz'' diyen Öztürk, yapılacak tasarruflarla yılda 10 milyar lira enerji tasarrufu yapılabileceğini bildirdi.
MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık, Seyitömer Termik Santrali'nin satışı ile ilgili yaptığı gündemdışı konuşmada, ''Bu satış, 2012 yılı sonunda Hükümet'in Kütahya'ya attığı son goldür'' dedi.
İşletmenin 2 yıllık geliri olan 2 milyar 248 milyon dolara ''peşkeş çekildiğini'' iddia eden Işık, ''Hükümet kendisinden önce yapılan her şeyi satmaktadır. Anayasaya aykırı bu süreç durdurulmalıdır. Kandil'de değil, Seyitömer Dağı'nda emek mücadelesi veren işçilere destek olmalıyız'' dedi.
Gündemdışı konuşmalara yanıt veren Bakan Yıldız, yapılacak çalışmalar sonucunda, 2023'e kadar yıllık 15 milyar Liralık tasarruf kapasitesine ulaşılacağını söyledi.
MHP'li Işık'ın, Seyitömer Santrali'nin özelleştirilmesiyle ilgili sözlerinin popülizmden kaynaklandığını ifade eden Yıldız, bir işletmenin karından, değerinden ziyade sadece gelirinden bahsederek ele alınmasının doğru olmadığını söyledi.
''Giderinden bahsedilmeyen bir kalemin sadece gelirinden bahsedilemez'' diyen Yıldız, geliri 100 lira iken, gideri 120 lira olan işletmeler olduğunu kaydetti.
Seyitömer Termik Santrali'nin özelleştirilmesi süreci hakkında bilgi veren Yıldız, işletmenin özelleştirilmesi kararının son dakikada alınmadığını, 30 Mayıs 2003'te alındığını kaydetti. Yıldız, santralin, Özelleştirme Yüksek Kurulu kararıyla, 30 Ekim 2012'de özelleştirme programına alındığını belirtti.
''Biz kamunun, enerji üretim santralleri ile alakalı olabildiğince yatırım yapmamasını, özel sektör eliyle yatırım yapılmasını tercih ediyoruz'' diyen Yıldız, Seyitömer Santrali'nin yatırımcı için pozitif ve negatif yanlarını anlattı. Santralin ilk yatırım maliyetinin pozitif, ancak rehabilitasyon maliyetinin negatif olduğunu dile getiren Yıldız, ''Sadece gelirleri ve giderleri üzerinden, aradaki farkı çarpıp bölerek böyle bir santrale teklif veremezsiniz, bunun şartları var'' dedi.
Bakan Yıldız, Türkiye'nin enerji sektöründe son 10 yılda, OECD ülkeleri arasında en fazla büyüyen ülke olduğunu söyledi. Bu büyümeyi karşılayacak yatırımların da mutlaka yapılması gerektiğine işaret eden Yıldız, Seyitömer Santrali'nin ihalesinin, 17 firmanın katılımıyla şeffaf bir şekilde yapıldığını bildirdi.
''İşçi kardeşlerimiz üzerinden popülizm yapılmaması gerekiyor'' diyen Yıldız, bundan sonra Kangal'daki termik santralin de özelleştirileceğini söyledi.
Tekrar söz alan MHP'li Işık, bu iki işletmenin de kar eden işletmeler olduğunu ifade etti. Kütahya'nın AK Parti'li milletvekillerinin Seyitömer Santrali'nin özelleştirilmesinde ''kullanıldığını'' iddia eden Işık, ''İşletmede çalışan 3 bin kişiye mağdur edilmeyeceği söylendi. Eğer bakan bu sözü veriyorsa sözümü geri alıyorum'' dedi.
AK Parti Kütahya Milletvekili Hasan Fehmi Kinay da MHP'li Işık'ın açıklamasını kınadığını belirterek, hiçbir işçinin mağdur olmayacağını ifade etti.
CHP İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt de boğaz köprüsü ve otoyolların satışı konusunda gündemdışı konuştu.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, cezaevlerinde bugün itibariyle 136 bin hükümlü tutuklu bulunduğunu bildirdi.
TBMM Genel Kurulu'nda, görüşmeleri yarım kalan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) yapılan bazı başvuruların tazminat ödenmek suretiyle çözümüne ilişkin esas ve usulleri belirleyen kanun tasarısının görüşmelerde 8. madde üzerinde söz alan MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, yargılama sürelerinin uzunluğu konusunda Türkiye'nin AİHM'de en çok mahkum edilen ülke olduğunu ifade etti.
16 bin 650 dosyayla vatandaşların Türkiye'yi AİHM'e şikayet ettiğini belirten Şandır, 440 davada Türkiye'nin mahkum edildiğini; 3 bin 500 bekleyen dava bulunuğunu kaydetti.
Şandır, ''Bu sonuç 10 yıldır iktidarda olan AKP'ye de yakışmıyor. Sonuçları değil sebepleri düzeltmeniz gerekir. Bu kanunla getirdiğiniz tedbir de doğru değil'' dedi.
Şandır, bu tasarının, uzun tutuklulukla ilgili vatandaşa zulmedildiğinin bir itirafı olduğunu öne sürdü.
Madde üzerinde soruları yanıtlayan Adalet Bakanı Ergin, cezaevlerinde bugün itibariyle 136 bin hükümlü bulunduğunu bildirdi.
Tutuklu sayısının 32 bin 169 olduğunu; 104 bin de hükümlü bulunduğunu aktaran Ergin, hükümlü/tutuklu oranının da yüzde 23,5 olduğunu söyledi. Ergin, ''Bu oran 2000-2001 yıllarında yüzde 49 ile 51 arasındaydı. Bu süre içinde gelinen nokta önemli. Oranı bu noktaya indirebilmek kolay değil. Biz bu yüzde 23,5'i de yeterli görmüyoruz. Bunu daha aşağıya indirmek için çalışma yapıyoruz'' dedi.
Bu oranın, AB ülkeleri arasında kabul edilebilir bir oran olduğunu ifade eden Ergin, ''AB ortalaması yüzde 23,5. Türkiye, AB üyesi ülkelerin hükümlü/tutuklu oranlarını yakalamış, onun altına inmiştir'' diye konuştu.
Tasarının 8. maddesi kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) yapılan bazı başvuruların tazminat ödenmek suretiyle çözümüne ilişkin esas ve usulleri belirleyen kanun tasarısı kabul edilerek yasalaştı.
Kanuna göre, düzenleme, ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı, mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği iddiasıyla AİHM'e yapılmış başvuruları kapsayacak.
İdari nitelikteki soruşturmalardan kaynaklanan başvurular hakkında bu tasarının hükümleri uygulanmayacak.
Yapılacak müracaatlar hakkında karar vermek üzere, Adalet Bakanı tarafından hakim ve savcılar arasından atanacak 4 kişi ile Maliye Bakanı tarafından atanacak bir kişiden oluşan 5 kişilik bir komisyon kurulacak.
Komisyona müracaat, AİHM'e başvuru tarihini ve numarasını gösteren resmi kayıt kabul mektubu, başvuru formu ve diğer bilgi ve belgelerle müracaat edenin kimlik bilgilerini içeren imzalı bir dilekçeyle yapılacak.
Başvurular, bu tasarı kanunlaşıp yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 6 ay içinde yapılabilecek.
Müracaatın, cumhuriyet başsavcılıkları aracılığıyla da yapılması mümkün olacak. Müracaatlara ilişkin düzenlenecek kağıtlar damga vergisinden, yapılacak işlemler de harçlardan müstesna olacak.
Komisyon, müracaat konusu başvurunun, AİHM tarafından öngörülen iç hukuk yollarının tüketilmesi koşulu dışındaki diğer kabul edilebilirlik şartlarını taşımadığını, komisyona süresinde müracaat edilmediğini, müracaat edenin hukuki menfaati olmadığını, müracaatın belirtilen madde kapsamına girmediğini tespit ederse müracaatı reddedebilecek.
Komisyon, müracaat hakkında 9 ay içinde kararını verecek. Komisyon kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilecek. Ödenmesine karar verilen tazminat, kararının kesinleşmesinden itibaren 3 ay içinde Maliye Bakanlığı tarafından ödenecek.
Düzenleme, 23 Eylül 2012 tarihi itibarıyla AİHM nezdinde kaydedilmiş başvurular hakkında uygulanacak. Bu süre Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu'nca uzatılabilecek.
Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Adalet Bakanı Sadullah Ergin, CHP'li milletvekillerinin, ''Ergenekon Davası'ndan tutuklu bulunan ve karaciğer kanseri başlangıcı teşhisi konulan Fatih Hilmioğlu'nun durumu'' ile ilgili sorusu üzerine, yasama organının içinden çıkan yürütme organının, tutuklama konusunda yapabileceği şeylerin sınırlı olduğunu söyledi.
''Biz yasaları yaparız, uygulamaları takip ederiz, aksaklık varsa onları düzeltiriz ama onun ötesinde mahkemelere, soruşturma ve kavuşturma yapan makamlara 'şunu şöyle yapın' diyemeyiz, telkinde bulunamayız'' diyen Ergin, Adli Tıp Kurumunun bilim adamlarından oluşan bir heyet olduğunu ve onların hazırladığı raporlara dışarıdan müdahale edilemeyeceğini söyledi.
Daha önce Türkiye'de yargılama sürelerinin uzun olduğunu kabul ettiğini belirten Ergin, ''Ancak son yıllarda aldığımız tedbirlerle birlikte mahkemelerin yargılama sürelerinde kısalma da var, uzama da var'' dedi. Ergin, yargılama süreleri kısalan mahkemelerden örnekler verdi.
Ergin, AİHM'in, makul sürede yargılamayı her dava tipi için ayrı ayrı değerlendirdiğini ifade etti.
Ergin, tasarıyla ilgili bilgi de verdi. Yapılan işin bir yargılama faaliyeti olmadığını belirten Ergin, ''Yaptığımız iş Ankara'da kendi vatandaşımızla barışmanın yoludur. Vatandaşımız Strasbourg'da hak arama zahmetine girmeyecektir. Vatandaşın mağduriyetleri komisyon marifetiyle daha hızlı ve ucuz karşılanacaktır'' ifadesini kullandı.
Bakan Ergin, bu kürsüde ''yargıya güvenim kalmadı'' diyenlerin, zaman zaman ''orduya da güvenimiz kalmadı'' dediklerini ifade etti. Ergin şöyle konuştu:
''Yıllarca orduya ve yargıya yaslanarak siyaset yapmaya çalışanlar endişe etmekte haklıdır. Bundan sonra orduya ve yargıya yaslanarak siyaset yapma dönemi bitmiştir. Siyasetçi demokrasilerde, halkına, evrensel hukuka, sandık sonuçlarına dayanır. Bu ülkede milletten alamadığı yetkiyi, sandıktan alamadığı desteği ordu ve yargıya yaslanarak devşirme devri artık sona ermiştir. Artık çocuklarımıza her 10 yılda bir muhtıra verilen darbe yapılan bir ülke bırakmak istemiyorsak demokrasimizin kurumsallaşma sürecine hepimizin katkı vermesi gerekir. Demokrasimizin kesintisiz olmasını istiyorsak, bu sürece destek vermemiz gerekiyor.
Bu kürsüde, yargıya güven kaybından erozyonundan bahsedildi. 1992'de baypas yasası çıkartılarak, bakanlık kadrolarının dağıtılması yargıya güvenimizi sarsmadı, darbe ve muhtıraları alkışlayan hakim ve savcılar yargıya güvenimizi sarsmadı, 'ben devletten yana tarafım' diyen hakimler ve savcılar güvenimizi sarsmadı, şiir okuduğu için hapse atılan siyasetçiler yargıya güvenimizi sarsmadı, Anayasa Mahkemesi'nin meşhur 367 kararı yargıya güvenimizi sarsmadı öyle mi- Yüzde 47 oy almış AK Parti'ye 8 ay sonra kapatma davası açılması yargıya güveni sarsmadı öyle mi- Bize, rapor yazacak hakim ve savcı değil, militan lazım o da yetmez, yok ediciler lazım diyen anlayış yargıya güveninizi sarsmadı öyle mi- Bütün bunlar güvenimizi sarsmaz iken geniş tabanlı Anayasa Mahkemesi ve HSYK ile Yargıtay birilerine güven vermiyor. Biraz önce saydığım o çarpık uygulamalara güven duyanların bugün güvensizlik duyması, yargının doğru istikamette ilerlediğinin en bariz ispatıdır.''
Sataşma gerekçesiyle kürsüye gelen CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce de bu ülkenin yargısında, önceden sorun olduğu düşüncesine katıldığını söyledi.
AK Parti'lilere, ''Bu darbelerden sizden fazla çektik'' diyen İnce, ''12 Eylül'de partimiz kapatıldı genel başkanımız hapse atıldı, o yıllarda sizin genel başkanınız İETT'de top oynuyordu. Sizin hiçbiriniz hapse girmedi ama CHP'liler hapse girdi. İşkenceyi biz gördük. Biz darbeyi falan alkışlamıyoruz, fakat siz bugün yargıyı iktidarın sopası haline getirdiniz'' dedi.
''Bu yargı bir gün size de lazım olabilir'' diyen İnce, ''Yargı geçmişte hata yaptı mı- Evet yaptı. Ama siz bugün yargıyı kuklanız haline getirdiniz'' diye konuştu. İnce, yargının hiç kimsenin ''askeri'' olmaması gerektiğini, tarafsız ve adil olması gerektiğini ifade ederek, ''(Oh ne güzel bizim yargımız oldu) derseniz, o yargı bir gün sizin de canınıza okur. Yargıyı bugün için ele geçirmiş olabilirsiniz ama merak etmeyin, kendi canavarınızı yaratmış da olabilirsiniz'' diye konuştu.
Müzakerelerin ardından tasarı kabul edildi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, ''Bu kadar riskli bir alanda (Kozlu maden kazası) istihdam gerçekleştirilecekse bunun kesinlikle taşeron uygulaması çerçevesinde olmaması kararını sizlerle paylaşmak istiyorum'' dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, dün görüşmeleri yarım kalan, prim borçlarını yeniden yapılandıran Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı görüşülüyor.
Birinci bölüm üzerinde açıklamalarda bulunan Bakan Çelik, tasarının, 4,5 milyon vatandaşın sorununun çözümüne dönük bir düzenleme olduğunu söyledi.
Bağ-Kur'luların ötekileştirilmesi iddialarının doğru olmadığını belirten Çelik, yaptıkları düzenlemeyle, eskiden 8 ay prim ödeyerek sağlık hizmetinden yararlanan Bağ-Kur'luların, artık 30 gün sonra sağlık hizmetlerinden yararlanabileceklerini söyledi.
İntibak düzenlemesiyle ilgili milletvekillerinin eleştirilerini anımsatan Çelik, ''İntibak, eşit şartlara sahip emeklilerin arasındaki farklılıkların giderilmesidir. İntibak, doğru bir düzenlemedir'' diye konuştu.
Faruk Çelik, sosyal güvenlik kapsamında, 63 milyon 812 bin 696 kişi, gelir testi yaptıran (yeşil kartlılar) 9 milyon 848 bin 447 kişi, kapsam dışında da 192 bin 80 bin kişi olmak üzere, 74 milyon 724 bin 269 kişi olduğunu kaydetti.
Taşeron işçiler ile ilgili çalışmaların sürdüğünü belirten Çelik, ''Son olayda gösterdi ki bu konunun bu yasama dönemi içinde mutlaka halledilmesi gerekiyor. Taşeron uygulaması ile ilgili çalışmaları, 30 Haziran 2013 tarihine kadar yasalaştırma imkanını bulacağımız inancı içerisindeyim'' dedi.
Çelik, maden ocağında metan gazı patlaması sonucu işçilerin hayatını kaybettiği Zonguldak Kozlu'ya gittiğini anımsatarak, ''Bu kadar riskli bir alanda istihdam gerçekleştirilecekse bunun kesinlikle taşeron uygulaması çerçevesinde olmaması kararını ben burada sizlerle paylaşmak istiyorum. Böyle -630'da istihdam edilecek insanların kar amacı değil, oradaki tekniklere uymayı birinci derecede dikkate alacak şekilde formüle edilmesi, düzenlenmesi çok önemlidir. Bunlar da bu düzenleme de yer alacaktır. Asıl işverenle alt işverenin ciddi bir ayrışmasını gerçekleştireceğimiz bir çalışma üzerindeyiz. Bütün partilerin katkısını alarak bu yasama döneminde bunu neticelendirmiş olacağız'' dedi.
Asgari ücretin taban ücret olduğunu, bu ücretin altında bir ücretin işçiye teklif edilemeyeceği anlamını taşıdığını ifade eden Çelik, kayıtdışı ile mücadelede yoğun çalışmaları olduğunu belirtti.
TBMM Genel Kurulu'nda, sigortalı lehine önemli düzenlemeler içeren ve 4,5 milyon vatandaşı ilgilendiren tasarının 1. bölümü kabul edildi.
Tasarıyla, iş meslek danışmanı yeterlilik belgesine sahip olduğu halde 817 kişilik iş ve meslek danışmanı alımı ilanına başvuramayanların açtığı davalarda Danıştay'ın yürütmeyi durdurma kararı vermesi üzerine ortaya çıkan hukuki sorunlar ve hak kayıpları gideriliyor.
Buna göre, iş ve meslek danışmanı mesleki yeterlilik belgesine sahip olanlardan, bu pozisyonda istihdam edilebilmek için 10-11 Temmuz 2010'da yapılan KPSS'de en az 70 puan alanlardan, bu maddenin yayımı tarihinden itibaren 20 gün içinde müracaat edenler boş bulunan İş ve Meslek Danışmanı pozisyonlarına atanacak. 1 Kasım tarihi itibarıyla çalışanlar, 2013 yılı için sözleşmeleri yenilenememiş olanlar ile askerlik ve doğum nedeniyle görevlerinden ayrılanlardan yeniden hizmete alınma şartlarını kaybetmeyenlerin yerleştirme işlemleri ve atanmalarına ilişkin hakları ise saklı olacak. Bu düzenlemeyle bin 340 kişi işe başlayacak.
Bunlardan askerlik ve doğum nedeniyle görevlerinden ayrılanlar yeniden istihdam edilmek üzere ilgili mevzuatta öngörülen süre içinde, sözleşmesi yenilenememiş olanların ise bu düzenlemenin yayımı tarihinden itibaren 20 gün içinde başvurmaları halinde sözleşmeleri yapılacak.
Emeklilik veya yaşlılık aylığı kesilenlerin sigortalılıklarının sona erdiği tarih, yazılı istek tarihi kabul edilerek aylıkları yeniden bağlanacak.
Sosyal Güvenlik Kurumu Genel Kurulu'nda; Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı'nın temsilcisi de yer alacak.
Sosyal Güvenlik Kurumu Yönetim Kurulu'nda, esnaf ve sanatkarlar da temsil edilecek. Kurulun üye sayısı; esnaf ve sanatkarların temsilcisi ile Sosyal Güvenlik Kurumu Başkan Yardımcısı'nın bir olan sayısının 2'ye çıkarılmasıyla 12'ye yükseltilecek.
Lise ve dengi öğrenimlerini tamamlayıp aynı yıl içinde yükseköğrenimlerine başlayan öğrenciler, 20 yaşını dolduracakları tarihi aşmamak kaydıyla 120 gün süreyle sağlık hizmetlerinden yararlanmaya devam edecek.
Terörle mücadele ile emniyet ve asayiş nedeniyle malul kalanlar ya da Kore, Kıbrıs ve İstiklal Savaşı gazisi olarak şeref aylığı bağlananlar ve bunların eşleri, kamu hastanelerinden sevk almadan özel hastaneye gidebilecek ve bunlardan ilave ücret alınmayacak.
TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, tasarının 2. bölümü üzerinde gruplar adına yapılan konuşmaların tamamlanmasının ardından birleşime ara verdi.
Mumcu, aranın ardından hükümet ve komisyonun yerini almaması üzerine birleşimi saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplandı.
AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Öztürk, enerji tasarrufu haftası nedeniyle yaptığı gündemdışı konuşmada, Türkiye'nin enerjide yüzde 70 oranında dışa bağımlı olduğunu söyledi.
2012'de 59 milyar dolarlık enerji ithalatı yapıldığını ifade eden Öztürk, enerjideki tasarruf yöntemlerini anlattı. Öztürk, kişisel araçlardan ziyade toplu taşıma araçlarına binilmesi gerektiğini ifade ederek, konutlarda ısı yalıtımı yapılması, tasarruflu ve led ampüllerin kullanılması gerektiğini kaydetti.
''15 milyon eski buzdolabını A sınıfı buzdolapları ile değiştirirsek, bir Keban Barajı'nın ürettiği enerji kadar tasarruf yapmış oluruz'' diyen Öztürk, yapılacak tasarruflarla yılda 10 milyar lira enerji tasarrufu yapılabileceğini bildirdi.
MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık, Seyitömer Termik Santrali'nin satışı ile ilgili yaptığı gündemdışı konuşmada, ''Bu satış, 2012 yılı sonunda Hükümet'in Kütahya'ya attığı son goldür'' dedi.
İşletmenin 2 yıllık geliri olan 2 milyar 248 milyon dolara ''peşkeş çekildiğini'' iddia eden Işık, ''Hükümet kendisinden önce yapılan her şeyi satmaktadır. Anayasaya aykırı bu süreç durdurulmalıdır. Kandil'de değil, Seyitömer Dağı'nda emek mücadelesi veren işçilere destek olmalıyız'' dedi.
Gündemdışı konuşmalara yanıt veren Bakan Yıldız, yapılacak çalışmalar sonucunda, 2023'e kadar yıllık 15 milyar Liralık tasarruf kapasitesine ulaşılacağını söyledi.
MHP'li Işık'ın, Seyitömer Santrali'nin özelleştirilmesiyle ilgili sözlerinin popülizmden kaynaklandığını ifade eden Yıldız, bir işletmenin karından, değerinden ziyade sadece gelirinden bahsederek ele alınmasının doğru olmadığını söyledi.
''Giderinden bahsedilmeyen bir kalemin sadece gelirinden bahsedilemez'' diyen Yıldız, geliri 100 lira iken, gideri 120 lira olan işletmeler olduğunu kaydetti.
Seyitömer Termik Santrali'nin özelleştirilmesi süreci hakkında bilgi veren Yıldız, işletmenin özelleştirilmesi kararının son dakikada alınmadığını, 30 Mayıs 2003'te alındığını kaydetti. Yıldız, santralin, Özelleştirme Yüksek Kurulu kararıyla, 30 Ekim 2012'de özelleştirme programına alındığını belirtti.
''Biz kamunun, enerji üretim santralleri ile alakalı olabildiğince yatırım yapmamasını, özel sektör eliyle yatırım yapılmasını tercih ediyoruz'' diyen Yıldız, Seyitömer Santrali'nin yatırımcı için pozitif ve negatif yanlarını anlattı. Santralin ilk yatırım maliyetinin pozitif, ancak rehabilitasyon maliyetinin negatif olduğunu dile getiren Yıldız, ''Sadece gelirleri ve giderleri üzerinden, aradaki farkı çarpıp bölerek böyle bir santrale teklif veremezsiniz, bunun şartları var'' dedi.
Bakan Yıldız, Türkiye'nin enerji sektöründe son 10 yılda, OECD ülkeleri arasında en fazla büyüyen ülke olduğunu söyledi. Bu büyümeyi karşılayacak yatırımların da mutlaka yapılması gerektiğine işaret eden Yıldız, Seyitömer Santrali'nin ihalesinin, 17 firmanın katılımıyla şeffaf bir şekilde yapıldığını bildirdi.
''İşçi kardeşlerimiz üzerinden popülizm yapılmaması gerekiyor'' diyen Yıldız, bundan sonra Kangal'daki termik santralin de özelleştirileceğini söyledi.
Tekrar söz alan MHP'li Işık, bu iki işletmenin de kar eden işletmeler olduğunu ifade etti. Kütahya'nın AK Parti'li milletvekillerinin Seyitömer Santrali'nin özelleştirilmesinde ''kullanıldığını'' iddia eden Işık, ''İşletmede çalışan 3 bin kişiye mağdur edilmeyeceği söylendi. Eğer bakan bu sözü veriyorsa sözümü geri alıyorum'' dedi.
AK Parti Kütahya Milletvekili Hasan Fehmi Kinay da MHP'li Işık'ın açıklamasını kınadığını belirterek, hiçbir işçinin mağdur olmayacağını ifade etti.
CHP İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt de boğaz köprüsü ve otoyolların satışı konusunda gündemdışı konuştu.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, cezaevlerinde bugün itibariyle 136 bin hükümlü tutuklu bulunduğunu bildirdi.
TBMM Genel Kurulu'nda, görüşmeleri yarım kalan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) yapılan bazı başvuruların tazminat ödenmek suretiyle çözümüne ilişkin esas ve usulleri belirleyen kanun tasarısının görüşmelerde 8. madde üzerinde söz alan MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, yargılama sürelerinin uzunluğu konusunda Türkiye'nin AİHM'de en çok mahkum edilen ülke olduğunu ifade etti.
16 bin 650 dosyayla vatandaşların Türkiye'yi AİHM'e şikayet ettiğini belirten Şandır, 440 davada Türkiye'nin mahkum edildiğini; 3 bin 500 bekleyen dava bulunuğunu kaydetti.
Şandır, ''Bu sonuç 10 yıldır iktidarda olan AKP'ye de yakışmıyor. Sonuçları değil sebepleri düzeltmeniz gerekir. Bu kanunla getirdiğiniz tedbir de doğru değil'' dedi.
Şandır, bu tasarının, uzun tutuklulukla ilgili vatandaşa zulmedildiğinin bir itirafı olduğunu öne sürdü.
Madde üzerinde soruları yanıtlayan Adalet Bakanı Ergin, cezaevlerinde bugün itibariyle 136 bin hükümlü bulunduğunu bildirdi.
Tutuklu sayısının 32 bin 169 olduğunu; 104 bin de hükümlü bulunduğunu aktaran Ergin, hükümlü/tutuklu oranının da yüzde 23,5 olduğunu söyledi. Ergin, ''Bu oran 2000-2001 yıllarında yüzde 49 ile 51 arasındaydı. Bu süre içinde gelinen nokta önemli. Oranı bu noktaya indirebilmek kolay değil. Biz bu yüzde 23,5'i de yeterli görmüyoruz. Bunu daha aşağıya indirmek için çalışma yapıyoruz'' dedi.
Bu oranın, AB ülkeleri arasında kabul edilebilir bir oran olduğunu ifade eden Ergin, ''AB ortalaması yüzde 23,5. Türkiye, AB üyesi ülkelerin hükümlü/tutuklu oranlarını yakalamış, onun altına inmiştir'' diye konuştu.
Tasarının 8. maddesi kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) yapılan bazı başvuruların tazminat ödenmek suretiyle çözümüne ilişkin esas ve usulleri belirleyen kanun tasarısı kabul edilerek yasalaştı.
Kanuna göre, düzenleme, ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı, mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği iddiasıyla AİHM'e yapılmış başvuruları kapsayacak.
İdari nitelikteki soruşturmalardan kaynaklanan başvurular hakkında bu tasarının hükümleri uygulanmayacak.
Yapılacak müracaatlar hakkında karar vermek üzere, Adalet Bakanı tarafından hakim ve savcılar arasından atanacak 4 kişi ile Maliye Bakanı tarafından atanacak bir kişiden oluşan 5 kişilik bir komisyon kurulacak.
Komisyona müracaat, AİHM'e başvuru tarihini ve numarasını gösteren resmi kayıt kabul mektubu, başvuru formu ve diğer bilgi ve belgelerle müracaat edenin kimlik bilgilerini içeren imzalı bir dilekçeyle yapılacak.
Başvurular, bu tasarı kanunlaşıp yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 6 ay içinde yapılabilecek.
Müracaatın, cumhuriyet başsavcılıkları aracılığıyla da yapılması mümkün olacak. Müracaatlara ilişkin düzenlenecek kağıtlar damga vergisinden, yapılacak işlemler de harçlardan müstesna olacak.
Komisyon, müracaat konusu başvurunun, AİHM tarafından öngörülen iç hukuk yollarının tüketilmesi koşulu dışındaki diğer kabul edilebilirlik şartlarını taşımadığını, komisyona süresinde müracaat edilmediğini, müracaat edenin hukuki menfaati olmadığını, müracaatın belirtilen madde kapsamına girmediğini tespit ederse müracaatı reddedebilecek.
Komisyon, müracaat hakkında 9 ay içinde kararını verecek. Komisyon kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilecek. Ödenmesine karar verilen tazminat, kararının kesinleşmesinden itibaren 3 ay içinde Maliye Bakanlığı tarafından ödenecek.
Düzenleme, 23 Eylül 2012 tarihi itibarıyla AİHM nezdinde kaydedilmiş başvurular hakkında uygulanacak. Bu süre Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu'nca uzatılabilecek.
Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Adalet Bakanı Sadullah Ergin, CHP'li milletvekillerinin, ''Ergenekon Davası'ndan tutuklu bulunan ve karaciğer kanseri başlangıcı teşhisi konulan Fatih Hilmioğlu'nun durumu'' ile ilgili sorusu üzerine, yasama organının içinden çıkan yürütme organının, tutuklama konusunda yapabileceği şeylerin sınırlı olduğunu söyledi.
''Biz yasaları yaparız, uygulamaları takip ederiz, aksaklık varsa onları düzeltiriz ama onun ötesinde mahkemelere, soruşturma ve kavuşturma yapan makamlara 'şunu şöyle yapın' diyemeyiz, telkinde bulunamayız'' diyen Ergin, Adli Tıp Kurumunun bilim adamlarından oluşan bir heyet olduğunu ve onların hazırladığı raporlara dışarıdan müdahale edilemeyeceğini söyledi.
Daha önce Türkiye'de yargılama sürelerinin uzun olduğunu kabul ettiğini belirten Ergin, ''Ancak son yıllarda aldığımız tedbirlerle birlikte mahkemelerin yargılama sürelerinde kısalma da var, uzama da var'' dedi. Ergin, yargılama süreleri kısalan mahkemelerden örnekler verdi.
Ergin, AİHM'in, makul sürede yargılamayı her dava tipi için ayrı ayrı değerlendirdiğini ifade etti.
Ergin, tasarıyla ilgili bilgi de verdi. Yapılan işin bir yargılama faaliyeti olmadığını belirten Ergin, ''Yaptığımız iş Ankara'da kendi vatandaşımızla barışmanın yoludur. Vatandaşımız Strasbourg'da hak arama zahmetine girmeyecektir. Vatandaşın mağduriyetleri komisyon marifetiyle daha hızlı ve ucuz karşılanacaktır'' ifadesini kullandı.
Bakan Ergin, bu kürsüde ''yargıya güvenim kalmadı'' diyenlerin, zaman zaman ''orduya da güvenimiz kalmadı'' dediklerini ifade etti. Ergin şöyle konuştu:
''Yıllarca orduya ve yargıya yaslanarak siyaset yapmaya çalışanlar endişe etmekte haklıdır. Bundan sonra orduya ve yargıya yaslanarak siyaset yapma dönemi bitmiştir. Siyasetçi demokrasilerde, halkına, evrensel hukuka, sandık sonuçlarına dayanır. Bu ülkede milletten alamadığı yetkiyi, sandıktan alamadığı desteği ordu ve yargıya yaslanarak devşirme devri artık sona ermiştir. Artık çocuklarımıza her 10 yılda bir muhtıra verilen darbe yapılan bir ülke bırakmak istemiyorsak demokrasimizin kurumsallaşma sürecine hepimizin katkı vermesi gerekir. Demokrasimizin kesintisiz olmasını istiyorsak, bu sürece destek vermemiz gerekiyor.
Bu kürsüde, yargıya güven kaybından erozyonundan bahsedildi. 1992'de baypas yasası çıkartılarak, bakanlık kadrolarının dağıtılması yargıya güvenimizi sarsmadı, darbe ve muhtıraları alkışlayan hakim ve savcılar yargıya güvenimizi sarsmadı, 'ben devletten yana tarafım' diyen hakimler ve savcılar güvenimizi sarsmadı, şiir okuduğu için hapse atılan siyasetçiler yargıya güvenimizi sarsmadı, Anayasa Mahkemesi'nin meşhur 367 kararı yargıya güvenimizi sarsmadı öyle mi- Yüzde 47 oy almış AK Parti'ye 8 ay sonra kapatma davası açılması yargıya güveni sarsmadı öyle mi- Bize, rapor yazacak hakim ve savcı değil, militan lazım o da yetmez, yok ediciler lazım diyen anlayış yargıya güveninizi sarsmadı öyle mi- Bütün bunlar güvenimizi sarsmaz iken geniş tabanlı Anayasa Mahkemesi ve HSYK ile Yargıtay birilerine güven vermiyor. Biraz önce saydığım o çarpık uygulamalara güven duyanların bugün güvensizlik duyması, yargının doğru istikamette ilerlediğinin en bariz ispatıdır.''
Sataşma gerekçesiyle kürsüye gelen CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce de bu ülkenin yargısında, önceden sorun olduğu düşüncesine katıldığını söyledi.
AK Parti'lilere, ''Bu darbelerden sizden fazla çektik'' diyen İnce, ''12 Eylül'de partimiz kapatıldı genel başkanımız hapse atıldı, o yıllarda sizin genel başkanınız İETT'de top oynuyordu. Sizin hiçbiriniz hapse girmedi ama CHP'liler hapse girdi. İşkenceyi biz gördük. Biz darbeyi falan alkışlamıyoruz, fakat siz bugün yargıyı iktidarın sopası haline getirdiniz'' dedi.
''Bu yargı bir gün size de lazım olabilir'' diyen İnce, ''Yargı geçmişte hata yaptı mı- Evet yaptı. Ama siz bugün yargıyı kuklanız haline getirdiniz'' diye konuştu. İnce, yargının hiç kimsenin ''askeri'' olmaması gerektiğini, tarafsız ve adil olması gerektiğini ifade ederek, ''(Oh ne güzel bizim yargımız oldu) derseniz, o yargı bir gün sizin de canınıza okur. Yargıyı bugün için ele geçirmiş olabilirsiniz ama merak etmeyin, kendi canavarınızı yaratmış da olabilirsiniz'' diye konuştu.
Müzakerelerin ardından tasarı kabul edildi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, ''Bu kadar riskli bir alanda (Kozlu maden kazası) istihdam gerçekleştirilecekse bunun kesinlikle taşeron uygulaması çerçevesinde olmaması kararını sizlerle paylaşmak istiyorum'' dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, dün görüşmeleri yarım kalan, prim borçlarını yeniden yapılandıran Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı görüşülüyor.
Birinci bölüm üzerinde açıklamalarda bulunan Bakan Çelik, tasarının, 4,5 milyon vatandaşın sorununun çözümüne dönük bir düzenleme olduğunu söyledi.
Bağ-Kur'luların ötekileştirilmesi iddialarının doğru olmadığını belirten Çelik, yaptıkları düzenlemeyle, eskiden 8 ay prim ödeyerek sağlık hizmetinden yararlanan Bağ-Kur'luların, artık 30 gün sonra sağlık hizmetlerinden yararlanabileceklerini söyledi.
İntibak düzenlemesiyle ilgili milletvekillerinin eleştirilerini anımsatan Çelik, ''İntibak, eşit şartlara sahip emeklilerin arasındaki farklılıkların giderilmesidir. İntibak, doğru bir düzenlemedir'' diye konuştu.
Faruk Çelik, sosyal güvenlik kapsamında, 63 milyon 812 bin 696 kişi, gelir testi yaptıran (yeşil kartlılar) 9 milyon 848 bin 447 kişi, kapsam dışında da 192 bin 80 bin kişi olmak üzere, 74 milyon 724 bin 269 kişi olduğunu kaydetti.
Taşeron işçiler ile ilgili çalışmaların sürdüğünü belirten Çelik, ''Son olayda gösterdi ki bu konunun bu yasama dönemi içinde mutlaka halledilmesi gerekiyor. Taşeron uygulaması ile ilgili çalışmaları, 30 Haziran 2013 tarihine kadar yasalaştırma imkanını bulacağımız inancı içerisindeyim'' dedi.
Çelik, maden ocağında metan gazı patlaması sonucu işçilerin hayatını kaybettiği Zonguldak Kozlu'ya gittiğini anımsatarak, ''Bu kadar riskli bir alanda istihdam gerçekleştirilecekse bunun kesinlikle taşeron uygulaması çerçevesinde olmaması kararını ben burada sizlerle paylaşmak istiyorum. Böyle -630'da istihdam edilecek insanların kar amacı değil, oradaki tekniklere uymayı birinci derecede dikkate alacak şekilde formüle edilmesi, düzenlenmesi çok önemlidir. Bunlar da bu düzenleme de yer alacaktır. Asıl işverenle alt işverenin ciddi bir ayrışmasını gerçekleştireceğimiz bir çalışma üzerindeyiz. Bütün partilerin katkısını alarak bu yasama döneminde bunu neticelendirmiş olacağız'' dedi.
Asgari ücretin taban ücret olduğunu, bu ücretin altında bir ücretin işçiye teklif edilemeyeceği anlamını taşıdığını ifade eden Çelik, kayıtdışı ile mücadelede yoğun çalışmaları olduğunu belirtti.
TBMM Genel Kurulu'nda, sigortalı lehine önemli düzenlemeler içeren ve 4,5 milyon vatandaşı ilgilendiren tasarının 1. bölümü kabul edildi.
Tasarıyla, iş meslek danışmanı yeterlilik belgesine sahip olduğu halde 817 kişilik iş ve meslek danışmanı alımı ilanına başvuramayanların açtığı davalarda Danıştay'ın yürütmeyi durdurma kararı vermesi üzerine ortaya çıkan hukuki sorunlar ve hak kayıpları gideriliyor.
Buna göre, iş ve meslek danışmanı mesleki yeterlilik belgesine sahip olanlardan, bu pozisyonda istihdam edilebilmek için 10-11 Temmuz 2010'da yapılan KPSS'de en az 70 puan alanlardan, bu maddenin yayımı tarihinden itibaren 20 gün içinde müracaat edenler boş bulunan İş ve Meslek Danışmanı pozisyonlarına atanacak. 1 Kasım tarihi itibarıyla çalışanlar, 2013 yılı için sözleşmeleri yenilenememiş olanlar ile askerlik ve doğum nedeniyle görevlerinden ayrılanlardan yeniden hizmete alınma şartlarını kaybetmeyenlerin yerleştirme işlemleri ve atanmalarına ilişkin hakları ise saklı olacak. Bu düzenlemeyle bin 340 kişi işe başlayacak.
Bunlardan askerlik ve doğum nedeniyle görevlerinden ayrılanlar yeniden istihdam edilmek üzere ilgili mevzuatta öngörülen süre içinde, sözleşmesi yenilenememiş olanların ise bu düzenlemenin yayımı tarihinden itibaren 20 gün içinde başvurmaları halinde sözleşmeleri yapılacak.
Emeklilik veya yaşlılık aylığı kesilenlerin sigortalılıklarının sona erdiği tarih, yazılı istek tarihi kabul edilerek aylıkları yeniden bağlanacak.
Sosyal Güvenlik Kurumu Genel Kurulu'nda; Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı'nın temsilcisi de yer alacak.
Sosyal Güvenlik Kurumu Yönetim Kurulu'nda, esnaf ve sanatkarlar da temsil edilecek. Kurulun üye sayısı; esnaf ve sanatkarların temsilcisi ile Sosyal Güvenlik Kurumu Başkan Yardımcısı'nın bir olan sayısının 2'ye çıkarılmasıyla 12'ye yükseltilecek.
Lise ve dengi öğrenimlerini tamamlayıp aynı yıl içinde yükseköğrenimlerine başlayan öğrenciler, 20 yaşını dolduracakları tarihi aşmamak kaydıyla 120 gün süreyle sağlık hizmetlerinden yararlanmaya devam edecek.
Terörle mücadele ile emniyet ve asayiş nedeniyle malul kalanlar ya da Kore, Kıbrıs ve İstiklal Savaşı gazisi olarak şeref aylığı bağlananlar ve bunların eşleri, kamu hastanelerinden sevk almadan özel hastaneye gidebilecek ve bunlardan ilave ücret alınmayacak.
TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, tasarının 2. bölümü üzerinde gruplar adına yapılan konuşmaların tamamlanmasının ardından birleşime ara verdi.
Mumcu, aranın ardından hükümet ve komisyonun yerini almaması üzerine birleşimi saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
