2013-02-14 - 16:11
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Mehmet Sağlam başkanlığında toplandı.TBMM Genel Kurulu'nda, yer altı sularının kullanımında, ölçüm sistemi takılması zorunlu olan su kuyularının yeniden belirlenmesi ve verilen sürenin uzatılmasını öngören yasa teklifi kabul edilerek yasalaştı.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Mehmet Sağlam başkanlığında toplandı.

Gündemdışı söz alan Öğüt, kürsüye elinden paketlerle çıkarak, ''Hükümete köylünün gönderdiği sevgililer günü hediyesi. Altın değerindedir. Bunu, hükümetin masasına, protesto etmek için sunacağım'' diye konuştu.

Ensar Öğüt, hükümetin saman yerine sap ithal ettiğini, üreticilerin hayvanlarına bunları yediremediğini savundu. Erzurum'un Şenkaya ilçesine gittiğini, burada bir çiftçinin saman bulamadığı için hayvanlarına makarna yedirdiğine şahit olduğunu belirten Öğüt, ''Bakanlık buraya bir ekip göndermiş, Üretici, 'Hayvanlarıma yedirebileceğim 10 günlük otum var' demiş. Ekip de o otun yanında fotoğraf çektirmiş ve bu üreticinin samana ihtiyacının olmadığına karar vermiş'' dedi.

Öğüt, konuşmasının ardından saman dolu olduğunu söylediği kutuları, Bakan Eker'in oturduğu sıraya bıraktı. Öğüt'e ''Bırakma onları buraya'' diyen Bakan Eker, daha sonra kavaslara kutuları sıranın üzerinden almalarını söyledi.

Bazı AK Parti milletvekilleri, ''Bu Meclis'e saygısızlıktır'' diyerek, Öğüt'e tepki gösterdi. Öğüt'le AK Parti'li milletvekilleri arasında kısa süren tartışma yaşandı.

Hükümet adına söz alan Bakan Eker, konunun şov malzemesi haline getirilmemesi gerektiğini belirterek, ''Daha önce vatandaşın hayvanlarını kanuna aykırı şekilde arabaya yüklediğini, yanına iki tane de kamera alıp Boğaz Köprüsü'nden geçirmeye çalışırken yakalandığını ve arkasından vatandaşa bu konuda ceza kesildiğini biliyoruz. Veteriner hekimin darp edilip görevini yapmasının engellendiğini biliyoruz. Bütün bunlar şov uğruna yapılıyor. Bunların hepsinin hesabı mahkemelerde görülüyor'' dedi.

Öğüt'ün dile getirdiği Erzurum'daki konunun da bir şov olduğunu belirten Eker, şunları söyledi:

''Bu milletvekili arkadaşımız, yanında makarna götürüyor. Bu makarnayı ıslatıyor, vatandaşın ahırına giriyor ve yemliğe koyuyor. Ondan sonra da fotoğraf çekiyor. O vatandaş da sana beddua ediyor şu anda. Bunların da hesabını mahkemede vereceksiniz. Bütünüyle şov malzemesi, bütünüyle gerçek dışı, hakikat dışı. Bülent Aktürk ismindeki bu besicinin 40 baş hayvanı, 3.5 ton samanı var. Kendi bilgisi ve rızası dışında makarna götürüyorlar. Besici kahvedeyken gelip bakıyor ki birileri makarnayı ıslatıyor yemliğe koyup fotoğraf çekiyor. Adam şaşkın. Bunların hepsinin hesabı mahkemede görülür, endişe etmeyin.

Bir şov uğruna, 'kendimden söz ettireceğim' diye köylüyle bu kadar dalga geçmek, üreticiyi şovun malzemesi haline getirmek doğru değildir.''

Tarım ve hayvancılıkta dönüşüm yaşandığını anlatan Eker, geçen yıl 776 bin ton olan kırmızı et üretiminin bu yıl 915 bin tona yükseldiğini söyledi. Eker, 2012 yılında ithal edilen toplam et miktarının, Türkiye'deki etin yalnızca yüzde 3.5'ini kapsadığını ifade etti.

Türkiye'de 30 milyon ton saman üretimi olduğunu kaydeden Eker, bunun 10 milyon tonunun beside kullanıldığını, ayrıca samanın besleyici bir değeri olmadığını yalnızca mekanik tokluk için hayvanlara verildiğini söyledi.

Samanın yalnızca ithal edilmediğini ihraç da edildiğini anlatan Eker, şöyle devam etti:

''2012 yılında Hollanda, Macaristan, Lübnan, Irak, Ürdün ve Suudi Arabistan'a 4 bin 740 ton saman ihraç edildi, 776 bin dolar gelir elde edildi. Aynı yıl içinde 2 bin 970 ton saman ithalatı yapıldı, 591 bin dolar para verildi. Aslında içeride yeterli saman var ama biz ithalata izin verdik çünkü, bunu stok edenler ve bundan istifade etmek isteyenlerin belini kırmak için yaptık bunu. Talebi aldık, içeriden ya da dışarıdan temin etme yoluna gittik. Fiyat farkını da biz ödüyoruz ki üretici mağdur olmasın. Böylece fiyatlar da düştü. Tarım Kredinin aldığı talep 44 bin ton. Türkiye'de 10 milyon ton saman var.

Türkiye serbest ticaretin yapıldığı bir ülke. İhtiyaç varsa piyasayı dengelemek için gerekirse ithalat yapılır. Bunun üzerinde polemik yapmak doğru değil. İthal ettiğimizden daha fazla ihraç ediyoruz. Benim net gıda maddesi ihracatım 5.5 milyar dolar. Dış ticaret fazlam var. Aldığımdan fazlasını satıyorum.''

Bakan Eker ayrıca, Piyasa Müdahale Kurumu oluşturmak için çalışmaların son aşamaya geldiğini, söz konusu kurumun, üretici ya da tüketici açısından fiyat dengesi oluşturulması konusunda önemli bir görev üstleneceğini söyledi.

Yeniden söz alan Ensar Öğüt, Bakan Eker'in, makarnaları hayvanlara kendisinin yedirmediğini belirterek, ''Yediren namussuz, şerefsizdir. Vatandaş kendisi 'samanım olmadığı için makarna yediriyorum' dedi. Resimlerini çektik, bant kayıtları var. Ayıptır, bir Bakana yakışmıyor. Besicinin evine baskın yapmışlar, 'Onu öyle değil böyle diyeceksin, yoksa yeşil kartını iptal edeceğiz' demişler'' diye konuştu.

Bakan Eker ise milletvekillerinin soru ve eleştirilerini yanıtlarken, ''Biz kimseyi mahkemeye vermekten zevk almayız. Keşke herkes hukukun içinde kalsa, hukuka aykırı iş yapmasa. Biz de vatandaşın, meslektaşlarımızın, devletin kurumlarının hakkını mahkemelere götürmek zorunda kalmasak. Et Balık Kurumu'nda çalışan bir işçi, kendi akrabalarıyla alış veriş yapıyor, hukuka aykırı para topluyor. O kişi zaten tutuklanıyor, halen hapiste. Bunu tutup Et Balık Kurumu yolsuzluk yapıyor diye kurumun adını yolsuzluğa bulaştırmak insafla bağdaşmaz'' dedi.

Muhalefet olmanın kolay olmadığını, çalışmak ve proje üretmeyi gerektirdiğini kaydeden Eker, ''Bunu yapmayıp, en ucuzundan mizansenlerle ve şovlarla tutup vatandaşın ahırına makarnayı götürüp, bilgisi dışında yemliğe boşaltıp fotoğrafını getirmek de incelemeyi gerektiriyor. Bizim yaptırdığımız da incelemedir; vatandaşın ahırında 3,5 tonluk bir aylık samanı var'' diye konuştu.

TBMM Genel Kurulu'nda, BDP'nin grup önerisinin görüşmelerinde, İstanbul Barosu'nda yaşanan durum tartışma konusu oldu.

BDP; TBMM Danışma Kurulu'nun toplanamaması nedeniyle, cezaevlerinde insan hakları ihlalleri, hasta hükümlü ve tutuklularla ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesini içeren grup önerisini Genel Kurul'a taşıdı.

Öneri üzerinde konuşan BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, kendi tespitlerine göre cezaevlerinde 151 ağır hasta hükümlü ve tutuklu bulunduğunu belirterek, bunların serbest bırakılarak tedavilerinin dışarıda yapılması gerektiğini söyledi.

Bugüne kadar 20'ye yakın cezaevine gittiklerini, tümünde benzer şikayetlerin ifade edildiğini anlatan Kürkçü, keyfi disiplin cezaları verildiğini, çıplak halde arama yapıldığını, buna direnenlere şiddet uygulandığını, ancak Adalet Bakanlığı bürokrasisinin şikayetleri yerinde görmediğini iddia etti.

Kürkçü, ''Trajik sorunlar ortadadır. İnsanlar hayatlarını kaybediyor, cezaevlerinde başkalarının kucağında yaşamaya mahkum ediliyor. Bir General'in Başbakan'ın yakını olması nedeniyle özel ilgiye mazhar olarak hastaneye kaldırılması acıklı bir durumdur. Bu iş Başbakan'a kalmamalı, çoktan çıkarılmalıydı'' diye konuştu.

AK Parti Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can, öneriye karşı oluklarını belirterek, iktidarları döneminde işkence konusunda ve hapishanelerde kötü durumun düzeltilmesiyle ilgili çok önemli adımlar atıldığını söyledi.

CHP Çorum Milletvekili Tufan Köse, öneri lehinde yaptığı konuşmada, AK Parti'li Can'a, ''hangi ülkenin cezaevlerini anlatıyorsun-'' diye sordu. Türkiye'de cezaevlerinde en çok mahkumun olduğu dönemin yaşandığını savunan Köse, hasta tutuklu ve hükümlülerle ilgili Adli Tıp Kurumu'ndan 1 yıldan önce rapor çıkmadığını, bu kişilerin Adalet Bakanlığı'nın emriyle ölüme terk edildiğini söyledi.

AK Parti iktidarının yargıyı ele geçirdiğini, sonra sıranın baro ve avukatlara geldiğini ileri süren Köse, İstanbul Barosu'nda yaşanan duruma işaret etti. İstanbul Barosu ile ilgili olarak AK Parti İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın iddialarda bulunduğunu hatırlatan Köse, ''İstanbul Barosu üyesiymiş, Doğu Akdeniz diye paralı bir üniversiteden mezun olmuş. Sen baro hukukundan mı anlıyorsun. Sen demokrasi mücadelesinin neresindeydin de biz seni hiç görmedik. 12 Eylül'de neredeydiniz-'' diye konuştu.

İstanbul Barosu Başkan ve üyelerinin davaya kendi üyelerinin hakkını, hukukunu savunmak için gittiğini ifade eden Köse, ''Tamamen bir tezgah, komplo kurmuşlar. Bu tezgahın başında da Bülent Turan mı var, bilmiyorum. İstanbul Barosu yönetimini düşüreceklermiş, buyurun düşürün, 12 bin oy almışlar'' dedi.

AK Parti'li Turan'ın kendisine''komiksin'' diye laf atması üzerine Tufan, ''Sensin komik...Sen okumayı bilmiyorsun. Konunun uzmanı değilsin. Ne anlarsın- Biz senin hukukçuluğunu sorgularız'' diye karşılık verdi.

Sataşma gerekçesiyle söz alan Turan, konunun şahsi meselesi olmadığını söyledi. Tufan'ın ''haddini ve edebini aşarak'' konuştuğunu belirten Turan, ''Hukukçuluğunu tartışırım demek edepsizliktir. Hangi okuldan mezun olacağımı size mi soracağım- Bunu, okullara katsayı engeli çıkartan siz mi soruyorsunuz- İstediğim okulda okurum, sana ne bundan-'' dedi.

İstanbul Barosu ve CHP'nin nerede durduğunu herkesin bildiğini ifade eden Turan, meselenin Baro'yu aştığını söyledi. Turan, ''Size yakışan bir Baro. Milletin kürsüsünde onun hukukçuluğu, bunun okulu...Bu edepsizliktir. O da size yakışıyor. Kıbrıs'ta okuyan onbinlerce ülkenin evladı var ve bir çoğu da katsayı, başörtüsü engeli yüzünden oraya gitti. Bundan utanmıyor musunuz- İnsan özür diler, mahcup olur. Okulumdan memnunum, 12 yıl da avukatlık yaptım, hakkın yanında yer aldım'' diye konuştu.

CHP'li Köse, yeniden söz alarak, İstanbul Barosu'nun 12 Eylül'e karşı direnmiş ve tarihin onur sayfalarında yerini almış devrimci ve demokrat bir baro olduğunu söyledi. Köse, kendisine laf atan AK Parti Çankırı Milletvekili İdris Şahin'e, ''Sen Sivas davasının avukatıydın değil mi-'' diye karşılık verdi.

AK Parti Isparta Milletvekili Recep Özel, öneri aleyhinde konuşurken, ''AK Parti olarak, İstanbul Barosu ile ilgili meselede ne o tarafta, ne bu taraftayız. Savunmaya gidenlerin de suç işleme hakkı yok. AK Parti hiçbir zaman darbeci olmamıştır, her zaman darbelere karşı mücadele etmiştir'' diye konuştu.

İstanbul Barosu üyesi olduğu gerekçesiyle söz alan CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, ''İstanbul Barosu'na özel aile mahkemesi kurulduğunu'' savunarak, ''Davadaki hakim, Başsavcı'nın eşidir. İddianameyi zorla açtıran Başsavcı'dır, yargılamayı yapacak olan eşidir. Sizin adaletiniz budur'' dedi.

Konuşmaların ardından BDP grup önerisi kabul edilmedi.

Öte yandan, BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, görüşmeler sürerken Bakanlar Kurulu sıralarında Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar ile bir süre sohbet etti.

TBMM Genel Kurulu'nda, yer altı sularının kullanımında, ölçüm sistemi takılması zorunlu olan su kuyularının yeniden belirlenmesi ve verilen sürenin uzatılmasını öngören yasa teklifinin 1. maddesi kabul edildi.

BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, teklif üzerinde konuşmasına başlamadan önce kürsüdeki suyu içti. ''Yakında buna da ölçüm cihazı takılırsa şaşmamak lazım. Şimdi beleş...'' diyen Kaplan, düzenlemeyle yapılmak istenenin adının ''haraç'' olduğunu ileri sürdü.

Teklifi sallayarak ''GAP bunun neresinde-'' diye soran Kaplan, GAP Projesi'nde vatandaşın elinin iktidarın yakasında olacağını ifade etti.

MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan, düzenlemeyle bütün kuyulara sayaç takılarak vatandaştan para alınacağını belirterek, bunun sıkıntılara yol açacağını savundu.

MHP Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz, çiftçinin, özellikle girdi fiyatlarının fazlalığı nedeniyle zor durumda olduğunu, hükümetin bu konuda bir tedbir almadığını belirterek, ''Bu mazlum milletin ahı sizde kalmaz. Çiftçiyi, köylüyü perişan eden politikalarınızdan vazgeçin'' dedi.

CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, iktidarın, daha önce muhalefetin sözünü dinlememesi nedeniyle böyle bir kanun teklifinin gündeme geldiğini ifade etti. Özel, muhalefetin sözlerinin şimdi de dinlenmediğini, çiftçi lehine verdikleri değişiklik önergelerinin AK Parti tarafından reddedildiğini kaydetti.

BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu'nun, bütün darbe ve müdahaleleri araştırmadığını söyledi. Sakık, partilerinin kapatıldığı dönemin de bir darbe niteliği taşıdığını ancak bu konunun komisyonda ele alınmadığını dile getirdi.

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, milletvekillerinin sorularını yanıtlarken, bazı bölgelerin aşırı yağış aldığını belirterek, Gediz ve Büyük Menderes havzasında yapılan barajların daha çok zararın meydan gelmesini önlediğini söyledi.

Düzenlemeyle nerelere sayaç takılıp takılamayacağının DSİ tarafından ciddi şekilde inceleneceğini kaydeden Eroğlu, tespit sonrasında bazı yerlere sayaç takılmama durumunun olabileceğini ifade etti.

Eroğlu, ''Ölçüm sistemiyle yer altı rezervini kontrol etmek ve vatandaşın vahşi şekilde sulama yapmasını önlemek, gelecek kuşaklara yer altı sularını sağlıklı teslim etmek amaçtır'' dedi.

Bakan Eroğlu, Ergene Nehri için geniş kapsamlı, 3.3 milyar liraya mal olacak, 17 paketten oluşan eylem planı hazırladıklarını, nehirdeki kirliliğin ilk defa AK Parti döneminde ele alındığını söyledi.

Eroğlu, Türkiye'de 8.5 milyon hektarlık sulanabilir alan olduğunu, bunun 5.6 milyon hektarının sulandığını, diğer bölüm için çalışmaların sürdüğünü ifade etti.

Teklifin 1. maddesi kabul edildi.

Başkanvekili Mehmet Sağlam, Teklif'in 2. maddesi üzerinde görüşmeler sürerken birleşime ara verdi.

TBMM Genel Kurulu'nda, Kayseri Şeker Fabrikası ile ilgili dinleme kayıtları, CHP ile AK Parti'li milletvekilleri arasında tartışma konusu oldu.

Teklifin görüşmeleri sırasında milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, düzenlemenin, kamulaştırmada vatandaşların haksız kazanç elde etmesi, haksız zenginleşmesini önlemeyi ve yargıda yasayla ilgili ihtilafı gidermenin amaçlandığını söyledi. Eroğlu, ''Devletin zarara uğratılması söz konusu... Korkunç rakamlar var. Yoksa kimsenin cebine bir şey girmiyor'' dedi.

CHP Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in, Ankara Kalecik'te bir arsayla ilgili olarak ''bir bakan ve bürokratların iş takibi sonucu'' maden ruhsatı verildiğini söylemesi üzerine Eroğlu, hiçbir Bakan'ın iş takibi yapmayacağını söyledi.

Eroğlu, ''Maden ruhsatlarını biz vermiyoruz. Maden İşleri Genel Müdürlüğü, özel idare ve valilik uygun görüyorsa veriyor. Sonra bize geliyor. Orman değilse Maden Kanunu'na göre izin vermek durumunda kalıyoruz. Ben asla iş takip etmem. Başka kişileri de karalamayın'' dedi.

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, yer altı suları ve kamulaştırma ile ilgili iki ayrı yasa teklifinin Komisyon'da birleştirildiğini belirterek, ''TBMM İçtüzüğü maddelerinin arasından dolaşılarak bir yol izlendi. Teklifi veren milletvekilleri hileyi şeriye yapmıştır'' dedi. Hamzaçebi, düzenlemenin doğru olmadığını savundu.

MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır da kamu yararına kamulaştırılan özel mülkiyetin amacı doğrultusunda kullanılmaması durumunda sahibine iadesinin temel hüküm olduğuna işaret ederek, ''İktidar olarak siz, bu alanın üzerine tesis yapılması durumunda iade mecburiyetinin ortadan kalkacağını söylüyorsunuz. Bunu da kamunun zarar etmemesi gerekçesine bağlıyorsunuz. Kamu yararı önemli ama kişinin Anayasal hakkını dikkate almak zorundasınız. Bir vatandaş başvurduğunda bu AİHM'den geri döner'' diye konuştu.

Şandır'ın ardından söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, düzenlemeyle hem bireyin hakkına halel gelmemesini hem de kamunun imkanlarının çarçur edilmemesini amaçladıklarını belirterek, belediyeleri zor durumda bırakan durumlar olduğunu, yargının kanunla ilgili farklı kararlar verdiğini söyledi.

CHP Kocaeli Milletvekili Haydar Akar, konuşmasını sürdüren Elitaş'a, ''yargıyı etkiliyorsun'' diye laf attı. Bunun üzerine Genel Kurul'da ''Kayseri Şeker Fabrikası'' ile ilgili dinleme kayıtları tartışması yaşandı.

Elitaş, daha önce CHP Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz'ın da konuyu Meclis'te dile getirdiğine işaret ederek, ''O arkadaş imam ile hakim, hakim ile şeker fabrikası genel müdürü, genel müdür ile milletvekili arasındaki konuşmaları da yayınlasın. O kaset içinde TBMM Ziraat Bankası şubesine 5 kilo elma ve portakal parasının nasıl yatırıldığını da açıklasın. Benim yaptığım yolsuzlukla mücadeledir. Bir hakimin yayın durdurma kararına yaptığım itirazı Ergenekon iddianamesi ile bütünleştirmek, Ergenekon iddianamesini hafifleştirmeye kalkmak bana zarar vermez'' dedi.

Kayseri Şeker Fabrikası'nda 10 yıllık yanlış yönetimden dolayı 1 milyar liralık kayıp olduğunu savunan Elitaş, ''O arkadaş çıksın, Fabrika Genel Müdürü'nün, fabrikanın niye battığına ilişkin sözleri de yayınlasın. Mücadelem takdir edilmesi gerekirken, siz yargıya müdahalede bulunduğuma dair bana ithamda bulunuyorsunuz. O dinlemeler arasında zerre kadar leke bulaştırılmayacak tek kişi benim. Eğer cesareti varsa kendi konuşmalarını da benimkini de verir'' diye konuştu.

CHP'li Yılmaz, dinleme kayıtlarını kendisinin de dinlediğini belirterek, Elitaş'ın ''yargıyı etkileme'' suçunu işlediğini iddia etti. Elitaş'ın bir başkasıyla ilgili yasal dinleme sürecinde dinlendiğini ifade eden Yılmaz, ''Siz orada 'Sabah ve Taraf gazetelerinin yayınlarını nasıl durdurur, bu hakim bizden değil mi, kardeşinin işini yapacaktık iyi ki yapmamışız' demeye hakkınız yok. Adil yargılamayı etkileme suçundan hakkınızda fezleke düzenlenmesi lazım'' görüşünü savundu.

TBMM Genel Kurulu'nda, yer altı sularının kullanımında, ölçüm sistemi takılması zorunlu olan su kuyularının yeniden belirlenmesi ve verilen sürenin uzatılmasını öngören yasa teklifi kabul edilerek yasalaştı.

Yasaya göre, kuyu, galeri, tünel ve benzerlerine ölçüm sistemi kurulmadan kullanma belgesi verilmeyecek. Ölçüm sisteminin kurulmasını zorunlu kılacak yer altı suyunun kullanım amacı, miktarı, havza sınırı Bakanlar Kurulu'nca belirlenecek. Su ölçüm sisteminin kurulmasına ilişkin süre, Bakanlar Kurulu'nca uzatılabilecek.

Sanayi amaçlı kullanılan kuyu, galeri, tünel ve benzerlerine ölçüm sistemi, 1 yıl içinde belge sahibince kurulacak. Süresi içinde ölçüm sistemini kurmayanların belgeleri iptal edilerek kuyuları kapatılacak. Kapatma masrafı sahibinden alınacak.

Zirai, içme ve kullanma suyu amaçlı açılan ve ölçüm sistemi kurma zorunluluğu dahilinde bulunan kuyu, galeri, tünel ve benzerlerine ölçüm sistemi de 1 yıl içinde belge sahibince kurulacak. Ölçüm sistemini kurmayanların bu süre içinde talep etmesi halinde, sistemin bedeli yüzde 25 fazlasıyla tahsil edilmek üzere, kanunun yürürlük tarihinde itibaren 3 yıl içinde DSİ tarafından kurulacak. Bu şartlara uymayanların belgeleri iptal edilerek kuyuları kapatılacak ve kapatma masrafı belge sahibinden alınacak.

Kamulaştırma sonucu, üzerinde tesis yapılmış ve 5 yılı aşmış olmasına rağmen, tesisin bir nedenle kaldırılmasından sonra kamulaştırılan yerin ilk sahipleri, bu yere ilişkin tazminat veya yerin geri verilmesini talep edemeyecek.

**** HABERİN DEVAMINI " İLGİLİ DÖKÜMANLAR " BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ. ****