2012-02-22 - 20:00
TBMM Genel Kurulunda, Fikir ve sanat eserlerinin devlet nüshası olarak derlenmesi ve saklanmasını öngören Çoğaltılmış Fikir ve Sanat Eserlerini Derleme Kanunu Tasarısı, kabul edilerek yasalaştı.
Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Antalya'nın Kemer ilçesindeki Çıralı Sahili'nde yapılaşma girişimini durdurduklarını, bölgeye müfettiş gönderdiklerini söyledi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Meral Akşener'in başkanlığında toplandı. Akşener, birleşimi açtıktan sonra 15 Şubat tarihindeki birleşimde yapılan kapalı oturumun tutanaklarının okunması için, Genel Kurulun kapalı oturuma geçtiğini açıkladı.
Akşener, kapalı oturumun ardından gündeme geçmeden önce 3 milletvekiline gündemdışı söz verdi.
MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal, Antalya'nın Kemer ilçesine bağlı Ulupınar köyü Çıralı Sahili'nde, ''AK Parti'nin ranta dayalı politikası'' nedeniyle doğa katliamının söz konusu olduğunu iddia etti.
Günal'ın gündemdışı konuşmasına Hükümet adına yanıt veren Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, konunun, kendisine yaklaşık 1 hafta önce intikal ettiğini, bunun üzerine Orman Genel Müdürlüğü müfettişlerini bölgeye gönderdiğini ve yapılaşmaya ilişkin girişimi hemen durdurduğunu söyledi. Eroğlu, söz konusu sahili kendilerinin de korumak istediklerini vurguladı.
Trabzon'un düşman işgalinden kurtuluşunun 94. yıldönümü dolayısıyla söz alan CHP Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu, kurtuluş yıldönümlerinin kutlanmasındaki amacın küresel güç odakları tarafından dünyanın yeniden yapılandırılmasının planlandığı günümüzde, geçmişi hatırlamak ve bellekleri canlı tutmak olduğunu belirtti.
Dünya Anadil Günü'ne ilişkin söz alan BDP Ağrı Milletvekili Halil Aksoy, UNESCO verilerine göre, dünya üzerinde çok sayıda dilin yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu söyledi. Türkiye'de de 16 dilin aynı tehlike içinde bulunduğunu ileri süren Aksoy, dilleri yok etmenin, o dili konuşan bir halkı yok etmek anlamına geldiğini savundu.
MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır da Trabzon'un kazandığı zaferin yıldönümünü kutladığını belirterek, buna ''kurtuluş günü'' demenin uygun olmadığını söyledi. Şandır, ''Yurdumuzu işgal etmek cüretini gösterenlerin, bağımsızlığına ve egemenliğine sahip çıkan halkımız tarafından yurdumuzdan atılmasıdır. Bu bir zaferdir'' dedi.
TBMM Genel Kurulunda, Çoğaltılmış Fikir ve Sanat Eserlerini Derleme Kanunu Tasarısının görüşmelerine başlandı. Tasarının tümü üzerinde BDP Grubu adına konuşan İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, kültürün, bir angarya olarak görüldüğünü belirtti. Oksimoron bir durumun olduğunu ifade eden Önder, ''Kültür ve Turizm Bakanlığı deniyor; birbirinden uzak iki alan, birbirine emanet ediliyor. Kültür ve İçişleri Bakanlığı denildiğinde ne kadar ilgisiz duruyorsa, kültür ve turizm de aynı şekilde'' dedi. Önder, sinema yasası çıkarılmasını, telif ve ücret arasındaki ayrımın yasal güvenceye kavuşturulmasını istedi.
CHP İstanbul Milletvekili Nur Serter'e büyük bir ahlaksızlık yapıldığını ifade eden Önder, ''Bunu kınıyorum. Seks işçiliğiyle geçinen bir karaktere, muhalif milletvekili adını vermeye, zevzekliktir demek hafif kalacak. Bu cüreti nereden buluyorlar- Serter'in sahip olduğu ideolojik zihniyet, bir sanat eserinde eleştirilebilir ama adını vermek, sizin zihinsel kodlarınızı ele verir'' diye konuştu.
Ekranlarda, hırsız, uğursuz denildiğinde Kürtçe aksanla konuşan tiplerin yaratıldığını ifade eden Önder, bir halkı bu kadar aşağılamaya kimsenin hakkı olmadığını söyledi.
CHP İstanbul Milletvekili Nur Serter de tasarı üzerinde yaptığı konuşmada, tasarının, kültürel yaşam açısından önemli olduğunu söyledi. Serter, bir ülkenin hafızasını, derleme kütüphanelerin oluşturduğunu bu nedenle çok önem taşıdığını kaydetti.
AK Parti'nin, ''ustalık döneminde, gündemini açık ettiğini'' savunan Serter, ''AKP'nin gizli gündemi yoktur, gündem açıktır. Artık gündeminizi biliyoruz; AKP'nin Türkiye'sini, AKP'li insan modeliyle yaratmak istiyorsunuz. Bize, 'Tek tip insan ürettiniz' derdiniz. Cumhuriyet yönetimi tek tip insan üretseydi, siz burada olur muydunuz- Gençlerin kafalarını formatlayarak, genetik yapısıyla oynayarak AKP'li insan modeli üretmek için yola çıktınız. Homopolitikus, homoekonomikus vardır, siz de homoakepelusu üretmek için yola çıktınız'' görüşünü savundu.
Sataşma olduğu gerekçesiyle söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, Türkiye'nin ne çektiyse formatlanan insanlardan, ikna odalarında ikna etmeye çalışan zihniyetten çektiğini belirtti. Aydın, ''O ikna odalarından çıkarmaya zorladığınız geçler mi yoksa özgür şekilde okuluna devam eden gençler mi tek tip insan- Dindar gençlikten niye rahatsız oluyorsunuz- Bir insan dindar olabilir, aynı zamanda çağdaş olabilir'' diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi de Aydın'a verdiği yanıtta, AK Parti'nin, din, dindarlık gibi konulara girmemesi gerektiğini, girdikçe battığını söyledi.
Türkiye'de son yıllarda nefret söylemi ve nefret suçları kavramının öne çıktığını ifade eden Hamzaçebi, toplumun barışa, huzura ihtiyacı olduğunu, nefret, ''kininin davacısı gençlik'' söylemlerinin ise toplumu böleceğini kaydetti.
Hamzaçebi, ''Dinin içinden adaleti alır, ibadete indirgerseniz ortada din kalmaz. Dinin özü adalettir, hükümete ceketiyle gelip ceketiyle gitmektir'' dedi.
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Çoğaltılmış Fikir ve Sanat Eserlerini Derleme Kanunu Tasarısı'nın TBMM Genel Kurulundaki görüşmelerinde milletvekillerinin sorularını cevapladı.
Bakan Günay, CHP İstanbul Milletvekili Nur Serter'in isminin, kişilik haklarını rencide edici şekilde, bir dizide karaktere verilmesini, Genel Kurulda öğrendiğini belirterek, duyduğu üzüntüyü dile getirerek, olayı kınadı.
Kütüphanelerde personel eksikliğine işaret eden Günay, okuma salonu niteliğindeki ilçe, belde kütüphanelerini özel idarelere devretmeyi öngören bir yasa çalışmalarının bulunduğunu bildirdi.
Nemrut'un, özgün kültür miraslarından birisi olduğunu dile getiren Günay, kültür varlıklardan taşınabilinir olanların müzelerde korunmasına yönelik dünyada yaygın uygulamaların bulunduğunu belirtti. Günay, Nemrut'taki eserlerin, cam, naylon, ahşapla muhafaza edilmesi gibi önerilere değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Birinci derece arkeolojik alanda kalıcı temelli yapılaşma yapmamız mümkün değil. Yaz, kış tahrip ediyor. Bu konuda nihai kararımız yok. Bunların heykel olduğu, özel biçimde korunması gerektiğini düşünerek, alternatifler üzerinde çalışıyoruz. Buna bilim karar verecek. Burayı 25 yıl önce gördüm, sonraki yıllarda gördüğümde 25 yıl önceye göre yıpranmış olduğunun farkındayım. Bir 25, 100 yıl sonra bugünkü haliyle kalırsa insanlığa, ülkemize, dünyamıza karşı vebal altında kalacağız. Ön yargılardan kurtulalım, dünyada yapılan ciddi bilimsel uygulamalara benzer karar verelim. Nemrut'u çok önemsiyorum. Bu konuda nihai bilimsel karar vermeye çalışacağız. Şu ana kadar getirilen koruma önlemleri beni yatağımda rahat uyutmuyor. Alınan şu andaki önlemler, üniversitelerin önerileri henüz bizim için ikna edici boyutlarda değil. Bilimsel olarak beni tatmin eden koruma projesi gelmiş değil.''
Devlet Tiyatrolarının, 1948'de kurulduğunu anımsatan Günay, 2003'e kadar 25 sahne olduğunu belirtti. Günay, 2003'ten 2007'ye kadar 9 sahne açıldığını dile getirerek, bakanlığıyla birlikte 33 olan sahne sayısının 58'e çıktığını bildirdi. Günay, Devlet Tiyatrolarının, görülmedik ivme yakaladığını anlatarak, bu yılın sonunda sahne sayısının 60'ı geçeceğini söyledi.
TBMM Genel Kurulunda, Fikir ve sanat eserlerinin devlet nüshası olarak derlenmesi ve saklanmasını öngören Çoğaltılmış Fikir ve Sanat Eserlerini Derleme Kanunu Tasarısı, kabul edilerek yasalaştı.
Kanun, fikir ve sanat eserleri ile anlaşmalar uyarınca yurt dışında çoğaltılan fikir ve sanat eserlerinin etkin, sağlıklı ve eksiksiz bir biçimde toplanması, gelecek kuşaklara aktarılması, elverişli ortamlarda saklanması, korunması ve toplumun bilgi ve yararına sunulmasını sağlayacak esasları düzenliyor.
Kanuna göre, ülke sınırları içinde basılan ve çoğaltılan; kitap, kabartma harfli kitap, kitapçık, ansiklopedi, albüm, atlas ve nota gibi tek başına ya da bir takımın veya bir dizinin parçası niteliğinde olan ayrı yayımlanmış eserler, gazete, dergi, yıllık, bülten, takvim gibi süreli eserler, afiş, kartpostal, gravür, reprodüksiyon, basılı fotoğraf gibi grafik eserler, slayt, film parçası makara, kaset, kartuş, film ve mikroform gibi materyaller, her türlü bilgisayar, müzik ve video cihazlarında kullanılmak üzere üretilmiş ses, görüntü ve veri içeren optik ve manyetik ortamlara kaydedilerek çoğaltılmış eserler, pul ve kağıt para gibi eserler, coğrafik, jeolojik, topografik ya da meteorolojik harita, plan ve krokiler, yurt dışında basımı veya çoğaltımı yapılarak yurt içinde satışı ve dağıtımı yapılan eserler, elektronik ortamda üretilerek kullanıma sunulmuş elektronik yayınlar derlenecek.
Yurt dışında Türkçe olarak basılan ve yurt içinde satışı ve dağıtımı yapılan eserler de derleme kapsamına alınacak.
Ülke sınırları dışında derlenecek eserler ise kanunlar ile ikili ya da çok taraflı anlaşmalar uyarınca, yabancı uyruklu gerçek ya da tüzel kişilerin Türkiye'deki kütüphane, müze, arşiv ve belgeliklerden yararlanarak hazırladıkları eserler ile Türkiye'de yaptıkları arkeolojik kazı ya da araştırmaların yöntem ya da sonuçlarına ilişkin olarak yurt dışında yayımlamış veya çoğaltmış eserlerden oluşacak.
Derleme işleri, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yürütülecek ve koordine edilecek.
Derleme işlemlerinin ve derlemeyle amaçlanan hizmetlerin etkin bir biçimde yürütülebilmesine ilişkin usul ve esaslar, Kültür ve Turizm Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek.
Kitap, kabartma harfli kitap, kitapçık, ansiklopedi, albüm, atlas ve nota gibi tek başına ya da bir takımın veya bir dizinin parçası niteliğinde olan ayrı yayımlanmış eserler, gazete, dergi, yıllık, bülten, takvim gibi süreli eserler, yerel gazeteler hariç, 6 nüsha derlenerek Milli Kütüphaneye, TBMM Kütüphane ve Arşiv Hizmetleri Başkanlığına, İstanbul Beyazıt Devlet Kütüphanesine ve Ankara'da bakanlıkça belirlenecek kütüphaneye gönderilecek.
Diğer eserler ise ikişer nüsha Milli Kütüphane ve İstanbul Beyazıt Devlet Kütüphanesine gönderilecek. Tasarının görüşmelerinde grupların ortak önergeyle, derlemelerin gönderileceği kütüphaneler arasına İzmir Milli Kütüphane ve İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi de yer aldı.
Kabul edilen başka bir önergeyle, elektronik ortama aktarılan eserlerin bir nüshası, görme engellilerin hizmetine sunulmak üzere Milli Kütüphaneye gönderilecek.
Yerel ve bölgesel gazeteler de Milli Kütüphane ve İl Halk Kütüphanesine gönderilecek.
Eserlerin derleme nüshaları, çoğaltılmış diğer kopyalarla aynı olması zorunlu olacak. Derleme nüshaları çoğaltma işlemini izleyen 15 gün içerisinde eksiksiz ve hatasız olarak derleme müdürlüğü veya derleme birimine teslim edilecek.
Derleme kütüphanelerinin belirlediği yanlış, eksik ya da ciltsiz nüshaların değiştirilmesi, en geç 15 gün içinde derleme mükelleflerince yerine getirilecek. Kanunda yer alan sorumluluklarını yerine getirmeyen derleme mükelleflerine, derlemenin yapıldığı yerdeki en büyük mülki amir tarafından yaptırımlar uygulanacak.
Derleme nüshalarını zamanında derleme müdürlüğü veya birimine göndermeyenler, her derleme nüshası için bin TL'den 5 bin TL'ye kadar idari para cezasına çarptırılacak.
Derleme nüshası olarak verilen eserlerin maliyet bedeli, kazancın saptanmasında gider olarak dikkate alınacak. Bu şekilde gider fazlalığından doğan zarar, bir sonraki yıla devredilemeyecek.
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, İzmir Milli Kütüphanesinin, bir müze olabileceğini söyledi. Günay, Ankara'ya da yeni bir milli kütüphane gerektiğini dile getirerek, ''Türkiye'de çok sayıda öğrenci var, nüfusu çok genç. Her ne kadar elektronik ortamları kullansak da kütüphane, hayatımızdan çıkmaması gereken önemli bir kültür varlığı'' dedi.
Tarihi eser kaçakçılığıyla mücadele ettiklerini ifade eden Günay, Şanlıurfa Göbeklitepe'de bir heykel kutusunun, kazı heyeti tarafından yeterince korunmadığı için kayıplara karıştığını söyledi. Günay, bunu bir ölçüde kazı heyetine tanzim ettirdiklerini, başka yaptırımlar da düşündüklerini belirterek, şöyle konuştu:
''Maddi karşılıkla bu eserler ölçülemez. Yaptırımlar düşünmemiz nedeniyle kazı heyeti, karşı bilgilendirme kampanyası açtı. Türkiye'de bir kazıyı ister yabancılar, ister bizim hocalarımız, üniversitelerimiz yapsın, herkesin çalıştığı toprağı sevmesi, yeterince zaman ayırması, buluntularla ilgili eserler yazması gibi yeni getirdiğimiz kurallar var. Bu kurallara uyanlar devam edecekler, uymayanların emeklerine teşekkür edeceğiz, uyanlarla yolumuza devam edeceğiz.''
Günay, herhangi bir ayırım yapmaksızın, bütün zenginlikleri yeni kuşaklara taşımaya çalıştıklarını belirterek, bu konuda yaptıkları çalışmalardan bahsetti. Günay, Şeyh Bedreddin üzerine bir çalışma yaptıklarını, ilk kez bir Süryani kitabını Türkçe'ye basmaya çalıştıklarını anlattı. Günay, ''Bu topraklarda hangi renk, çiçekler varsa hiçbiri solmasın, bu toprakların bereketi çoğalsın diye uğraşıyoruz'' dedi.
Tasarının yasalaşmasının ardından TBMM Başkanvekili Meral Akşener, birleşimi yarın saat 13.00'de toplanmak üzere kapattı.(20:00)
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Meral Akşener'in başkanlığında toplandı. Akşener, birleşimi açtıktan sonra 15 Şubat tarihindeki birleşimde yapılan kapalı oturumun tutanaklarının okunması için, Genel Kurulun kapalı oturuma geçtiğini açıkladı.
Akşener, kapalı oturumun ardından gündeme geçmeden önce 3 milletvekiline gündemdışı söz verdi.
MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal, Antalya'nın Kemer ilçesine bağlı Ulupınar köyü Çıralı Sahili'nde, ''AK Parti'nin ranta dayalı politikası'' nedeniyle doğa katliamının söz konusu olduğunu iddia etti.
Günal'ın gündemdışı konuşmasına Hükümet adına yanıt veren Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, konunun, kendisine yaklaşık 1 hafta önce intikal ettiğini, bunun üzerine Orman Genel Müdürlüğü müfettişlerini bölgeye gönderdiğini ve yapılaşmaya ilişkin girişimi hemen durdurduğunu söyledi. Eroğlu, söz konusu sahili kendilerinin de korumak istediklerini vurguladı.
Trabzon'un düşman işgalinden kurtuluşunun 94. yıldönümü dolayısıyla söz alan CHP Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu, kurtuluş yıldönümlerinin kutlanmasındaki amacın küresel güç odakları tarafından dünyanın yeniden yapılandırılmasının planlandığı günümüzde, geçmişi hatırlamak ve bellekleri canlı tutmak olduğunu belirtti.
Dünya Anadil Günü'ne ilişkin söz alan BDP Ağrı Milletvekili Halil Aksoy, UNESCO verilerine göre, dünya üzerinde çok sayıda dilin yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu söyledi. Türkiye'de de 16 dilin aynı tehlike içinde bulunduğunu ileri süren Aksoy, dilleri yok etmenin, o dili konuşan bir halkı yok etmek anlamına geldiğini savundu.
MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır da Trabzon'un kazandığı zaferin yıldönümünü kutladığını belirterek, buna ''kurtuluş günü'' demenin uygun olmadığını söyledi. Şandır, ''Yurdumuzu işgal etmek cüretini gösterenlerin, bağımsızlığına ve egemenliğine sahip çıkan halkımız tarafından yurdumuzdan atılmasıdır. Bu bir zaferdir'' dedi.
TBMM Genel Kurulunda, Çoğaltılmış Fikir ve Sanat Eserlerini Derleme Kanunu Tasarısının görüşmelerine başlandı. Tasarının tümü üzerinde BDP Grubu adına konuşan İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, kültürün, bir angarya olarak görüldüğünü belirtti. Oksimoron bir durumun olduğunu ifade eden Önder, ''Kültür ve Turizm Bakanlığı deniyor; birbirinden uzak iki alan, birbirine emanet ediliyor. Kültür ve İçişleri Bakanlığı denildiğinde ne kadar ilgisiz duruyorsa, kültür ve turizm de aynı şekilde'' dedi. Önder, sinema yasası çıkarılmasını, telif ve ücret arasındaki ayrımın yasal güvenceye kavuşturulmasını istedi.
CHP İstanbul Milletvekili Nur Serter'e büyük bir ahlaksızlık yapıldığını ifade eden Önder, ''Bunu kınıyorum. Seks işçiliğiyle geçinen bir karaktere, muhalif milletvekili adını vermeye, zevzekliktir demek hafif kalacak. Bu cüreti nereden buluyorlar- Serter'in sahip olduğu ideolojik zihniyet, bir sanat eserinde eleştirilebilir ama adını vermek, sizin zihinsel kodlarınızı ele verir'' diye konuştu.
Ekranlarda, hırsız, uğursuz denildiğinde Kürtçe aksanla konuşan tiplerin yaratıldığını ifade eden Önder, bir halkı bu kadar aşağılamaya kimsenin hakkı olmadığını söyledi.
CHP İstanbul Milletvekili Nur Serter de tasarı üzerinde yaptığı konuşmada, tasarının, kültürel yaşam açısından önemli olduğunu söyledi. Serter, bir ülkenin hafızasını, derleme kütüphanelerin oluşturduğunu bu nedenle çok önem taşıdığını kaydetti.
AK Parti'nin, ''ustalık döneminde, gündemini açık ettiğini'' savunan Serter, ''AKP'nin gizli gündemi yoktur, gündem açıktır. Artık gündeminizi biliyoruz; AKP'nin Türkiye'sini, AKP'li insan modeliyle yaratmak istiyorsunuz. Bize, 'Tek tip insan ürettiniz' derdiniz. Cumhuriyet yönetimi tek tip insan üretseydi, siz burada olur muydunuz- Gençlerin kafalarını formatlayarak, genetik yapısıyla oynayarak AKP'li insan modeli üretmek için yola çıktınız. Homopolitikus, homoekonomikus vardır, siz de homoakepelusu üretmek için yola çıktınız'' görüşünü savundu.
Sataşma olduğu gerekçesiyle söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, Türkiye'nin ne çektiyse formatlanan insanlardan, ikna odalarında ikna etmeye çalışan zihniyetten çektiğini belirtti. Aydın, ''O ikna odalarından çıkarmaya zorladığınız geçler mi yoksa özgür şekilde okuluna devam eden gençler mi tek tip insan- Dindar gençlikten niye rahatsız oluyorsunuz- Bir insan dindar olabilir, aynı zamanda çağdaş olabilir'' diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi de Aydın'a verdiği yanıtta, AK Parti'nin, din, dindarlık gibi konulara girmemesi gerektiğini, girdikçe battığını söyledi.
Türkiye'de son yıllarda nefret söylemi ve nefret suçları kavramının öne çıktığını ifade eden Hamzaçebi, toplumun barışa, huzura ihtiyacı olduğunu, nefret, ''kininin davacısı gençlik'' söylemlerinin ise toplumu böleceğini kaydetti.
Hamzaçebi, ''Dinin içinden adaleti alır, ibadete indirgerseniz ortada din kalmaz. Dinin özü adalettir, hükümete ceketiyle gelip ceketiyle gitmektir'' dedi.
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Çoğaltılmış Fikir ve Sanat Eserlerini Derleme Kanunu Tasarısı'nın TBMM Genel Kurulundaki görüşmelerinde milletvekillerinin sorularını cevapladı.
Bakan Günay, CHP İstanbul Milletvekili Nur Serter'in isminin, kişilik haklarını rencide edici şekilde, bir dizide karaktere verilmesini, Genel Kurulda öğrendiğini belirterek, duyduğu üzüntüyü dile getirerek, olayı kınadı.
Kütüphanelerde personel eksikliğine işaret eden Günay, okuma salonu niteliğindeki ilçe, belde kütüphanelerini özel idarelere devretmeyi öngören bir yasa çalışmalarının bulunduğunu bildirdi.
Nemrut'un, özgün kültür miraslarından birisi olduğunu dile getiren Günay, kültür varlıklardan taşınabilinir olanların müzelerde korunmasına yönelik dünyada yaygın uygulamaların bulunduğunu belirtti. Günay, Nemrut'taki eserlerin, cam, naylon, ahşapla muhafaza edilmesi gibi önerilere değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Birinci derece arkeolojik alanda kalıcı temelli yapılaşma yapmamız mümkün değil. Yaz, kış tahrip ediyor. Bu konuda nihai kararımız yok. Bunların heykel olduğu, özel biçimde korunması gerektiğini düşünerek, alternatifler üzerinde çalışıyoruz. Buna bilim karar verecek. Burayı 25 yıl önce gördüm, sonraki yıllarda gördüğümde 25 yıl önceye göre yıpranmış olduğunun farkındayım. Bir 25, 100 yıl sonra bugünkü haliyle kalırsa insanlığa, ülkemize, dünyamıza karşı vebal altında kalacağız. Ön yargılardan kurtulalım, dünyada yapılan ciddi bilimsel uygulamalara benzer karar verelim. Nemrut'u çok önemsiyorum. Bu konuda nihai bilimsel karar vermeye çalışacağız. Şu ana kadar getirilen koruma önlemleri beni yatağımda rahat uyutmuyor. Alınan şu andaki önlemler, üniversitelerin önerileri henüz bizim için ikna edici boyutlarda değil. Bilimsel olarak beni tatmin eden koruma projesi gelmiş değil.''
Devlet Tiyatrolarının, 1948'de kurulduğunu anımsatan Günay, 2003'e kadar 25 sahne olduğunu belirtti. Günay, 2003'ten 2007'ye kadar 9 sahne açıldığını dile getirerek, bakanlığıyla birlikte 33 olan sahne sayısının 58'e çıktığını bildirdi. Günay, Devlet Tiyatrolarının, görülmedik ivme yakaladığını anlatarak, bu yılın sonunda sahne sayısının 60'ı geçeceğini söyledi.
TBMM Genel Kurulunda, Fikir ve sanat eserlerinin devlet nüshası olarak derlenmesi ve saklanmasını öngören Çoğaltılmış Fikir ve Sanat Eserlerini Derleme Kanunu Tasarısı, kabul edilerek yasalaştı.
Kanun, fikir ve sanat eserleri ile anlaşmalar uyarınca yurt dışında çoğaltılan fikir ve sanat eserlerinin etkin, sağlıklı ve eksiksiz bir biçimde toplanması, gelecek kuşaklara aktarılması, elverişli ortamlarda saklanması, korunması ve toplumun bilgi ve yararına sunulmasını sağlayacak esasları düzenliyor.
Kanuna göre, ülke sınırları içinde basılan ve çoğaltılan; kitap, kabartma harfli kitap, kitapçık, ansiklopedi, albüm, atlas ve nota gibi tek başına ya da bir takımın veya bir dizinin parçası niteliğinde olan ayrı yayımlanmış eserler, gazete, dergi, yıllık, bülten, takvim gibi süreli eserler, afiş, kartpostal, gravür, reprodüksiyon, basılı fotoğraf gibi grafik eserler, slayt, film parçası makara, kaset, kartuş, film ve mikroform gibi materyaller, her türlü bilgisayar, müzik ve video cihazlarında kullanılmak üzere üretilmiş ses, görüntü ve veri içeren optik ve manyetik ortamlara kaydedilerek çoğaltılmış eserler, pul ve kağıt para gibi eserler, coğrafik, jeolojik, topografik ya da meteorolojik harita, plan ve krokiler, yurt dışında basımı veya çoğaltımı yapılarak yurt içinde satışı ve dağıtımı yapılan eserler, elektronik ortamda üretilerek kullanıma sunulmuş elektronik yayınlar derlenecek.
Yurt dışında Türkçe olarak basılan ve yurt içinde satışı ve dağıtımı yapılan eserler de derleme kapsamına alınacak.
Ülke sınırları dışında derlenecek eserler ise kanunlar ile ikili ya da çok taraflı anlaşmalar uyarınca, yabancı uyruklu gerçek ya da tüzel kişilerin Türkiye'deki kütüphane, müze, arşiv ve belgeliklerden yararlanarak hazırladıkları eserler ile Türkiye'de yaptıkları arkeolojik kazı ya da araştırmaların yöntem ya da sonuçlarına ilişkin olarak yurt dışında yayımlamış veya çoğaltmış eserlerden oluşacak.
Derleme işleri, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yürütülecek ve koordine edilecek.
Derleme işlemlerinin ve derlemeyle amaçlanan hizmetlerin etkin bir biçimde yürütülebilmesine ilişkin usul ve esaslar, Kültür ve Turizm Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek.
Kitap, kabartma harfli kitap, kitapçık, ansiklopedi, albüm, atlas ve nota gibi tek başına ya da bir takımın veya bir dizinin parçası niteliğinde olan ayrı yayımlanmış eserler, gazete, dergi, yıllık, bülten, takvim gibi süreli eserler, yerel gazeteler hariç, 6 nüsha derlenerek Milli Kütüphaneye, TBMM Kütüphane ve Arşiv Hizmetleri Başkanlığına, İstanbul Beyazıt Devlet Kütüphanesine ve Ankara'da bakanlıkça belirlenecek kütüphaneye gönderilecek.
Diğer eserler ise ikişer nüsha Milli Kütüphane ve İstanbul Beyazıt Devlet Kütüphanesine gönderilecek. Tasarının görüşmelerinde grupların ortak önergeyle, derlemelerin gönderileceği kütüphaneler arasına İzmir Milli Kütüphane ve İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi de yer aldı.
Kabul edilen başka bir önergeyle, elektronik ortama aktarılan eserlerin bir nüshası, görme engellilerin hizmetine sunulmak üzere Milli Kütüphaneye gönderilecek.
Yerel ve bölgesel gazeteler de Milli Kütüphane ve İl Halk Kütüphanesine gönderilecek.
Eserlerin derleme nüshaları, çoğaltılmış diğer kopyalarla aynı olması zorunlu olacak. Derleme nüshaları çoğaltma işlemini izleyen 15 gün içerisinde eksiksiz ve hatasız olarak derleme müdürlüğü veya derleme birimine teslim edilecek.
Derleme kütüphanelerinin belirlediği yanlış, eksik ya da ciltsiz nüshaların değiştirilmesi, en geç 15 gün içinde derleme mükelleflerince yerine getirilecek. Kanunda yer alan sorumluluklarını yerine getirmeyen derleme mükelleflerine, derlemenin yapıldığı yerdeki en büyük mülki amir tarafından yaptırımlar uygulanacak.
Derleme nüshalarını zamanında derleme müdürlüğü veya birimine göndermeyenler, her derleme nüshası için bin TL'den 5 bin TL'ye kadar idari para cezasına çarptırılacak.
Derleme nüshası olarak verilen eserlerin maliyet bedeli, kazancın saptanmasında gider olarak dikkate alınacak. Bu şekilde gider fazlalığından doğan zarar, bir sonraki yıla devredilemeyecek.
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, İzmir Milli Kütüphanesinin, bir müze olabileceğini söyledi. Günay, Ankara'ya da yeni bir milli kütüphane gerektiğini dile getirerek, ''Türkiye'de çok sayıda öğrenci var, nüfusu çok genç. Her ne kadar elektronik ortamları kullansak da kütüphane, hayatımızdan çıkmaması gereken önemli bir kültür varlığı'' dedi.
Tarihi eser kaçakçılığıyla mücadele ettiklerini ifade eden Günay, Şanlıurfa Göbeklitepe'de bir heykel kutusunun, kazı heyeti tarafından yeterince korunmadığı için kayıplara karıştığını söyledi. Günay, bunu bir ölçüde kazı heyetine tanzim ettirdiklerini, başka yaptırımlar da düşündüklerini belirterek, şöyle konuştu:
''Maddi karşılıkla bu eserler ölçülemez. Yaptırımlar düşünmemiz nedeniyle kazı heyeti, karşı bilgilendirme kampanyası açtı. Türkiye'de bir kazıyı ister yabancılar, ister bizim hocalarımız, üniversitelerimiz yapsın, herkesin çalıştığı toprağı sevmesi, yeterince zaman ayırması, buluntularla ilgili eserler yazması gibi yeni getirdiğimiz kurallar var. Bu kurallara uyanlar devam edecekler, uymayanların emeklerine teşekkür edeceğiz, uyanlarla yolumuza devam edeceğiz.''
Günay, herhangi bir ayırım yapmaksızın, bütün zenginlikleri yeni kuşaklara taşımaya çalıştıklarını belirterek, bu konuda yaptıkları çalışmalardan bahsetti. Günay, Şeyh Bedreddin üzerine bir çalışma yaptıklarını, ilk kez bir Süryani kitabını Türkçe'ye basmaya çalıştıklarını anlattı. Günay, ''Bu topraklarda hangi renk, çiçekler varsa hiçbiri solmasın, bu toprakların bereketi çoğalsın diye uğraşıyoruz'' dedi.
Tasarının yasalaşmasının ardından TBMM Başkanvekili Meral Akşener, birleşimi yarın saat 13.00'de toplanmak üzere kapattı.(20:00)
