2016-09-22 - 23:34
TBMM Milli Saraylar tarafından düzenlenen "Sultan II. Abdülhamid Han ve Dönemi Uluslararası Sempozyumu" kapsamında gerçekleştirilen "Hilafet, İslam Birliği ve Filistin" oturumu ile ?Ortadoğu ve Sultan 2. Abdülhamid? konulu oturum yapıldı.
TBMM Milli Saraylar tarafından düzenlenen "Sultan II. Abdülhamid Han ve Dönemi Uluslararası Sempozyumu" kapsamında gerçekleştirilen "Hilafet, İslam Birliği ve Filistin" oturumu ile ?Ortadoğu ve Sultan 2. Abdülhamid? konulu oturum yapıldı.
"Hilafet, İslam Birliği ve Filistin" oturumu, Prof. Dr. Mustafa Çolak, Prof. Dr. Cezmi Eraslan ve Prof. Dr. Tesnim Harb'ın katılımıyla yapıldı.
Oturumda, ''Halifelik Üzerinde İngiliz-Alman Rekabeti ve II. Abdülhamid'' başlıklı konuşma yapan Çolak, 1882'de Almanya ve İngiltere'nin halifelik üzerine kıyasıya mücadele ettiğini belirterek, ''Halifelik makamının İslam coğrafyasındaki öneminin farkında olmuşlardı. Bunun sonucunda, Almanya bir İslam politikası geliştirmeye başladı.'' dedi.
Almanya'nın II. Abdülhamid'in halife olarak kalmasını istediğini ifade eden Çolak, halifeliğin hem siyasi hem de dini olarak Almanya ve İngiltere için rekabet alanı olduğunu anlattı.
"II. Abdülhamid ve İslam Birliği Politikası" konulu konuşma yapan Eraslan ise II. Abdühamid'in devletçi bir padişah olduğunu, kendi döneminde elindeki tüm insani, maddi ve manevi imkanlarını devletin tebası için kullandığını kaydetti.
Eraslan, şöyle konuştu:
''Bizim yakın tarihimiz itibariyle en fazla mağdur olan isimlerden bir tanesi II. Abdülhamid. 1842 ve 1918 yılları arasındaki reform döneminin en önemli ismi. Ancak çağında yapmadıkları dolayısıyla eleştirilen, Cumhuriyet döneminde de yaptıklarıyla eleştirilen nev-i şahsına mahsus bir devlet adamıdır. Bu süreç 1990'lı yılların başında değişebilmiştir. Gerek akademik çalışmalar gerekse Osmanlı sevdalısı isimler sayesinde II. Abdülhamid'i anlama yolu hakettiği yere doğru gelmiştir. Abdülhamid'in İslam Birliği politikasının da doğru anlaşılması ve yerine oturtulması gerekiyor.''
Mısır'dan sempozyuma gelen ve "Osmanlı Hilafetini Anlamada Batı Boyutu" temalı konuşma yapan Harb da II. Abdülhamid'in siyasi ve dini bir ruha sahip olduğunu ve Osmanlı'nın gücünü dünyaya göstermek istediğini aktardı.
Abdülhamid'in yaşadığı dönemde İngilizlerle yoğun bir şekilde mücadele ettiğini dile getiren Harb, şunları kaydetti:
"Müslüman ülkeleri aynı çatı altında tutmaya çalışıyordu. Sömürgeci güçlere karşı Sultan gerçekten güçlü bir tavır göstermiştir. Doğu'da Batılılara karşı çok iyi arkadaşlıklar edindi. Sömürgeciler gözlerini her zaman Osmanlı'ya dikti. Çünkü Osmanlı'yı dağıtamazlarsa diğer ülkeleri de ele geçiremezlerdi. Aynı zamanda Hicaz'dan petrol çıkarma emellerini gerçekleştiremeyeceklerdi. II. Abdülhamid Han, Osmanlı'yı zayıf adam olarak nitelendiren sömürgecilerin heveslerini kaçırdı. Osmanlı'nın kendi ayakları üzerinde durabildiğini tüm dünyaya gösterdi."
Başkanlığını Prof. Dr. Hakku Acun'un üstlendiği oturumun ardından konuşmacılar, dinleyicilerin sorularını yanıtladı.
Kuveyt Yazarlar Birliği Başkanı Talal Saad Al-Rumaidhi, "Kuveyt halkı, Osmanlı'yı çok sever, Abdülhamid?in çok cesur ve hikmetli bir sultan olduğunu iyi bilirlerdi. Osmanlı tarihinde Abdülhamid çok büyük ve örnek alınacak bir şahsiyettir. Kuveyt, tarihte karşı karşıya kaldığı savaşlarda Osmanlı?nın deniz güçlerini kullanmış, ürettikleri vapurlara 'Hamid', 'Hameydi' gibi Abdülhamid?e ait isimleri vermişlerdi." dedi.
TBMM Milli Saraylar tarafından düzenlenen "Doğumunun 174. Yılında Sultan II. Abdülhamid Han ve Dönemi Uluslararası Sempozyumu"nda, ?Ortadoğu ve Sultan 2. Abdülhamid? konulu oturum yapıldı.
Etkinlikte, "Mısırlı Aydınlar Üzerinde el- Afgani Etkisi ve Sultan Abdülhamid'in Onun Hakkında Düşünceleri" başlıklı konuşma yapan Prof. Dr. Ahmed Abdelwahab Abdelsalam İbrahim, II. Abdülhamid'in bir strateji adamı ve mütefekkir olduğunu anlattı.
İbrahim, II. Abdülhamid'in çok iyi planlamalar yaptığını, gazeteci ve aktivist olarak bilinen Cemaleddin el Afgani'yi kendi fikirlerini yaymak, bir projeyi uygulamak ve tüm İslam ülkelerini bir araya getirmek için kullandığını dile getirdi.
II. Abdülhamid'in bu davranışını anlamak için Afgani?nin karakterini iyi bilmek gerektiğinin altını çizen İbrahim, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu adamın (Afgani) İslam dünyasına neler getirdiğini bilmemiz gerekiyor. Bazıları Mısır?da Afgani?yi tanrılaştırmış, çok fazla yüceltmiştir. Ona 'En önemli filozof' demelerinin yanı sıra, onun kutsal bir adam olduğundan da bahsediyorlar. Allah?ın sıfatlarını bile ona koymuşlardı. Asıl tehlike de buradaydı. Bazı fikirlerinde İslam?ı da tartışma konusu yapmıştır. Bir kesim de ona büyücü diyordu.?
Afgani?ye inananların, temeli sağlam olmayan insanlar olduğunu savunan İbrahim, "Sultan Abdülhamid Han, bu adamın (Afgani) İslam?ı nasıl bir tehlikeye soktuğunu ve ajan olduğunu ortaya çıkaran ilk kişiydi. Abdülhamid Han bu adama karşı herkesi bilinçli olma konusunda uyarmıştı. Mısır?da bir çok insanın etkilendiği bu adamın hakkındaki tüm belgeler de Batılılar tarafından yok edilmiştir.? diye konuştu.
Kuveyt Yazarlar Birliği Başkanı Talal Saad Al-Rumaidhi ise ?Kuveyt Zihnindeki Sultan Abülhamid" başlıklı bir konuşma yaparak, körfez ülkeleri arasında Kuveyt?in iyi bir örnek teşkil ettiğini ve tarih boyunca Osmanlı Devleti?ne derin bir muhabbeti olduğunu kaydetti.
Al-Rumaidhi, Sultan Abülhamid?in İslam devletlerine büyük katkılar sağladığına vurgu yaparak, ?Abdülhamid, 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başlarında, hassas bir dönemde hizmetlerini sürdürmüştür. Kendisi tahtta olduğu süreçte çok iyi kararlar almıştır. İslam dünyasında, bilhassa Kuveyt?te namı çok iyi bilinir.? dedi.
Kuveyt?in önemli bir ticari konuma sahip olduğunu ifade eden Al-Rumaidhi, şöyle konuştu:
?Osmanlı İmparatorluğu'na mensup olan Kuveyt halkı, Osmanlı'yı çok sever, Abdülhamid?in çok cesur ve hikmetli bir sultan olduğunu iyi bilirlerdi. Osmanlı tarihinde Abdülhamid çok büyük ve örnek alınacak bir şahsiyettir. Kuveyt, tarihte karşı karşıya kaldığı savaşlarda Osmanlı?nın deniz güçlerini kullanmış, ürettikleri vapurlara 'Hamid', 'Hameydi' gibi Abdülhamid?e ait isimleri vermişlerdi. Kuveyt'teki gazetelerde, Abdülhamid hakkında güzel makaleler yazılırdı. Mübarek Sabah isimli bir zat, Sultan Abdülhamid adına bir mescit yaptırmıştı. Hatta birçok Osmanlı paşaları da bu camiyi ziyaret etmişti."
Sempozyumda ayrıca, Dr. Mustafa İnce "Mısır?ın el-Ahram Gazetesi?nin Kurucusu Beşara Takla?nın Sultan Abdülhamid?le İlişkileri", oturum başkanı Prof. Dr. Muhammed Harb ise "Mısır?daki Arabi Paşa Ayaklanması" başlıklı bir konuşma yaptı.
Sempozyum, 24 Eylül Cumartesi gününe kadar çeşitli oturumlarla devam edecek.
"Hilafet, İslam Birliği ve Filistin" oturumu, Prof. Dr. Mustafa Çolak, Prof. Dr. Cezmi Eraslan ve Prof. Dr. Tesnim Harb'ın katılımıyla yapıldı.
Oturumda, ''Halifelik Üzerinde İngiliz-Alman Rekabeti ve II. Abdülhamid'' başlıklı konuşma yapan Çolak, 1882'de Almanya ve İngiltere'nin halifelik üzerine kıyasıya mücadele ettiğini belirterek, ''Halifelik makamının İslam coğrafyasındaki öneminin farkında olmuşlardı. Bunun sonucunda, Almanya bir İslam politikası geliştirmeye başladı.'' dedi.
Almanya'nın II. Abdülhamid'in halife olarak kalmasını istediğini ifade eden Çolak, halifeliğin hem siyasi hem de dini olarak Almanya ve İngiltere için rekabet alanı olduğunu anlattı.
"II. Abdülhamid ve İslam Birliği Politikası" konulu konuşma yapan Eraslan ise II. Abdühamid'in devletçi bir padişah olduğunu, kendi döneminde elindeki tüm insani, maddi ve manevi imkanlarını devletin tebası için kullandığını kaydetti.
Eraslan, şöyle konuştu:
''Bizim yakın tarihimiz itibariyle en fazla mağdur olan isimlerden bir tanesi II. Abdülhamid. 1842 ve 1918 yılları arasındaki reform döneminin en önemli ismi. Ancak çağında yapmadıkları dolayısıyla eleştirilen, Cumhuriyet döneminde de yaptıklarıyla eleştirilen nev-i şahsına mahsus bir devlet adamıdır. Bu süreç 1990'lı yılların başında değişebilmiştir. Gerek akademik çalışmalar gerekse Osmanlı sevdalısı isimler sayesinde II. Abdülhamid'i anlama yolu hakettiği yere doğru gelmiştir. Abdülhamid'in İslam Birliği politikasının da doğru anlaşılması ve yerine oturtulması gerekiyor.''
Mısır'dan sempozyuma gelen ve "Osmanlı Hilafetini Anlamada Batı Boyutu" temalı konuşma yapan Harb da II. Abdülhamid'in siyasi ve dini bir ruha sahip olduğunu ve Osmanlı'nın gücünü dünyaya göstermek istediğini aktardı.
Abdülhamid'in yaşadığı dönemde İngilizlerle yoğun bir şekilde mücadele ettiğini dile getiren Harb, şunları kaydetti:
"Müslüman ülkeleri aynı çatı altında tutmaya çalışıyordu. Sömürgeci güçlere karşı Sultan gerçekten güçlü bir tavır göstermiştir. Doğu'da Batılılara karşı çok iyi arkadaşlıklar edindi. Sömürgeciler gözlerini her zaman Osmanlı'ya dikti. Çünkü Osmanlı'yı dağıtamazlarsa diğer ülkeleri de ele geçiremezlerdi. Aynı zamanda Hicaz'dan petrol çıkarma emellerini gerçekleştiremeyeceklerdi. II. Abdülhamid Han, Osmanlı'yı zayıf adam olarak nitelendiren sömürgecilerin heveslerini kaçırdı. Osmanlı'nın kendi ayakları üzerinde durabildiğini tüm dünyaya gösterdi."
Başkanlığını Prof. Dr. Hakku Acun'un üstlendiği oturumun ardından konuşmacılar, dinleyicilerin sorularını yanıtladı.
Kuveyt Yazarlar Birliği Başkanı Talal Saad Al-Rumaidhi, "Kuveyt halkı, Osmanlı'yı çok sever, Abdülhamid?in çok cesur ve hikmetli bir sultan olduğunu iyi bilirlerdi. Osmanlı tarihinde Abdülhamid çok büyük ve örnek alınacak bir şahsiyettir. Kuveyt, tarihte karşı karşıya kaldığı savaşlarda Osmanlı?nın deniz güçlerini kullanmış, ürettikleri vapurlara 'Hamid', 'Hameydi' gibi Abdülhamid?e ait isimleri vermişlerdi." dedi.
TBMM Milli Saraylar tarafından düzenlenen "Doğumunun 174. Yılında Sultan II. Abdülhamid Han ve Dönemi Uluslararası Sempozyumu"nda, ?Ortadoğu ve Sultan 2. Abdülhamid? konulu oturum yapıldı.
Etkinlikte, "Mısırlı Aydınlar Üzerinde el- Afgani Etkisi ve Sultan Abdülhamid'in Onun Hakkında Düşünceleri" başlıklı konuşma yapan Prof. Dr. Ahmed Abdelwahab Abdelsalam İbrahim, II. Abdülhamid'in bir strateji adamı ve mütefekkir olduğunu anlattı.
İbrahim, II. Abdülhamid'in çok iyi planlamalar yaptığını, gazeteci ve aktivist olarak bilinen Cemaleddin el Afgani'yi kendi fikirlerini yaymak, bir projeyi uygulamak ve tüm İslam ülkelerini bir araya getirmek için kullandığını dile getirdi.
II. Abdülhamid'in bu davranışını anlamak için Afgani?nin karakterini iyi bilmek gerektiğinin altını çizen İbrahim, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu adamın (Afgani) İslam dünyasına neler getirdiğini bilmemiz gerekiyor. Bazıları Mısır?da Afgani?yi tanrılaştırmış, çok fazla yüceltmiştir. Ona 'En önemli filozof' demelerinin yanı sıra, onun kutsal bir adam olduğundan da bahsediyorlar. Allah?ın sıfatlarını bile ona koymuşlardı. Asıl tehlike de buradaydı. Bazı fikirlerinde İslam?ı da tartışma konusu yapmıştır. Bir kesim de ona büyücü diyordu.?
Afgani?ye inananların, temeli sağlam olmayan insanlar olduğunu savunan İbrahim, "Sultan Abdülhamid Han, bu adamın (Afgani) İslam?ı nasıl bir tehlikeye soktuğunu ve ajan olduğunu ortaya çıkaran ilk kişiydi. Abdülhamid Han bu adama karşı herkesi bilinçli olma konusunda uyarmıştı. Mısır?da bir çok insanın etkilendiği bu adamın hakkındaki tüm belgeler de Batılılar tarafından yok edilmiştir.? diye konuştu.
Kuveyt Yazarlar Birliği Başkanı Talal Saad Al-Rumaidhi ise ?Kuveyt Zihnindeki Sultan Abülhamid" başlıklı bir konuşma yaparak, körfez ülkeleri arasında Kuveyt?in iyi bir örnek teşkil ettiğini ve tarih boyunca Osmanlı Devleti?ne derin bir muhabbeti olduğunu kaydetti.
Al-Rumaidhi, Sultan Abülhamid?in İslam devletlerine büyük katkılar sağladığına vurgu yaparak, ?Abdülhamid, 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başlarında, hassas bir dönemde hizmetlerini sürdürmüştür. Kendisi tahtta olduğu süreçte çok iyi kararlar almıştır. İslam dünyasında, bilhassa Kuveyt?te namı çok iyi bilinir.? dedi.
Kuveyt?in önemli bir ticari konuma sahip olduğunu ifade eden Al-Rumaidhi, şöyle konuştu:
?Osmanlı İmparatorluğu'na mensup olan Kuveyt halkı, Osmanlı'yı çok sever, Abdülhamid?in çok cesur ve hikmetli bir sultan olduğunu iyi bilirlerdi. Osmanlı tarihinde Abdülhamid çok büyük ve örnek alınacak bir şahsiyettir. Kuveyt, tarihte karşı karşıya kaldığı savaşlarda Osmanlı?nın deniz güçlerini kullanmış, ürettikleri vapurlara 'Hamid', 'Hameydi' gibi Abdülhamid?e ait isimleri vermişlerdi. Kuveyt'teki gazetelerde, Abdülhamid hakkında güzel makaleler yazılırdı. Mübarek Sabah isimli bir zat, Sultan Abdülhamid adına bir mescit yaptırmıştı. Hatta birçok Osmanlı paşaları da bu camiyi ziyaret etmişti."
Sempozyumda ayrıca, Dr. Mustafa İnce "Mısır?ın el-Ahram Gazetesi?nin Kurucusu Beşara Takla?nın Sultan Abdülhamid?le İlişkileri", oturum başkanı Prof. Dr. Muhammed Harb ise "Mısır?daki Arabi Paşa Ayaklanması" başlıklı bir konuşma yaptı.
Sempozyum, 24 Eylül Cumartesi gününe kadar çeşitli oturumlarla devam edecek.
