2007-04-11 - 09:50
TBMM BAŞKANI BÜLENT ARINÇ: "184'Ü GÖRDÜĞÜM ANDA YOKLAMA YAPMADAN GÜNDEME GEÇECEĞİM VE OYLAMAYI BAŞLATACAĞIM"
Arınç, dün gece NTV'de canlı yayınlanan 'Neden' programına katıldı. TBMM'nin eski Başkanlarından Ferruh Bozbeyli, Sabit Osman Avcı, Yıldırım Akbulut ve İsmet Sezgin'in de katıldığı programın konusu cumhurbaşkanlığı seçimiydi.
TBMM Başkanı Bülent Arınç, dün gece NTV'de yayınlanan Can Dündar'ın ''Neden'' isimli programına katıldı. TBMM'nin eski Başkanlarından Ferruh Bozbeyli, Sabit Osman Avcı, Yıldırım Akbulut, İsmet Sezgin'in de katıldığı programda, cumhurbaşkanı seçimi konusu ele alındı.

İSTİŞARE TOPLANTISI

Arınç, AK Parti ile CHP grup başkanvekilleriyle cumhurbaşkanı seçim süreci konusunda istişare toplantısı yapacağını söyledi. Toplantıda herhangi bir karar alınmayacağını vurgulayan Arınç, cumhurbaşkanlığı için adaylık sürecinin başlayacağı tarihle ilgili duyuru yapılacağını, adayların 16 Nisan'dan 25 Nisan saat 24.00'e kadar başvuruda bulunacağının açıklanacağını bildirdi. Adaylık için başvuru süresinden sonraki 20 günde cumhurbaşkanı seçiminin 4 tur halinde yapılacağını ifade eden Arınç, yapacakları Danışma Kurulu toplantısında turların hangi gün yapacağının belirleneceğini söyledi. Bülent Arınç, yarın grup başkanvekilleriyle yapacakları toplantıda, ''Cumhurbaşkanı adayı için 'bir uzlaşma arayışı, muhalefet veya iktidarı bir araya getirerek aday belirlenmesi' gibi bir şeyin söz konusu olmadığını'' ifade etti.

" 367 BİLMEYENLER TARAFINDAN TARTIŞILIYOR"

Cumhurbaşkanı seçiminin birinci turunda toplantı yeter sayısının 367 olacağı iddiasının çok tartışıldığına dikkati çeken Arınç, ''367 sayısı, konuyu bilmeyenler tarafından öylesine tartışılıyor ki bilgi kirlenmesi var'' dedi. Toplantının ve seçimin, Anayasa ve İçtüzük gereği nasıl yapılacağı konusu hakkında bilgi veren Arınç, ''Meclis çalışmalarının el kitabı, Anayasa ve İçtüzüktür. 1973 yılından beri pek çok değişikliğe uğramasına rağmen İçtüzükte, her konuda bir istikrar sağlanmıştır'' diye konuştu. Toplantı yeter sayısının 367 olacağına ilişkin iddianın bugüne kadar hiçbir siyasetçi tarafından ortaya atılmadığını ifade eden Arınç, şöyle devam etti: ''Bugüne kadar hiçbir siyasetçinin ortaya atmadığı, düşünmediği iddia veya
itiraz etmediği bir konu, eski Yargıtay Başsavcısı tarafından ortaya atılmıştır; bazı siyasiler buna sarılmıştır. Ne gariptir ki hiçbir siyasetçi sayın Kanadoğlu konuşmadan önce böyle bir konuyu gündeme getirmemişti. Bizim Meclisimiz, toplanırken bir toplantı yeter sayısına, karar verirken veya Meclis kararı olarak bir seçim yaparken belli karar sayısı tespit etmiştir. Anayasanın 96'ncı maddesi 'başkaca bir hüküm yoksa TBMM, üye tam sayısının üçte biriyle toplanır' diyor. Anayasanın başka hiçbir yerinde toplantı yeter sayısını belirleyen madde yoktur. Bundan önce 3 cumhurbaşkanı seçiminde Meclis Başkanlık kürsüsünde oturanlar, toplantı yeter sayısını görmüş, cumhurbaşkanı seçme gündemine doğrudan geçmiş; herhangi bir tepkiyle karşılaşmamış.''

Milletvekilliğinin düşürülmesi, genel veya özel af, Yüce Divana sevk kararlarında, cumhurbaşkanı vatana ihanet suçuyla suçlanması gibi konularda nitelikli karar yeter sayısı gerektiğini belirten Arınç, Anayasa değişikliği konusunda da gerekli nitelikli karar yeter sayısının bile toplantı yeter sayısında aranmadığına dikkati çekti.

"184'Ü GÖRDÜĞÜM ANDA YOKLAMA YAPMADAN GÜNDEME GEÇECEĞİM VE OYLAMAYI BAŞLATACAĞIM"

Anayasa Mahkemesinin daha önceki kararlarını incelediğini belirten Arınç, 1961 Anayasasına göre toplantı ve karar yeter sayılarının farklı olduğunu, Meclis Başkanlığı seçimlerinde bile Genel Kurulun, karar yeter sayısından daha az sayıyla toplandığını bildirdi.Anayasadaki hükmün 367 konusundaki iddiaları reddettiğini ifade eden Arınç, ''Anayasa, bunu reddediyor. İçtüzükte böyle bir uygulama yok. '367 oy gereklidir diyenler' birinci oylamada içeri girenlerle çıkan oyları karşılaştırmayı düşünüyorlar. Ancak 2 veya 3'üncü turda böyle bir şey de yoktur. Olsa olsa ortaya konulmuş bir metot olur. 184'ü gördüğüm anda yoklama yapmadan gündeme geçeceğim ve oylamayı başlatacağım'' dedi.

"ANAYASA MAHKEMESİ BAŞVURUYU YÜZDE YÜZ REDDEDECEKTİR"

Bülent Arınç, Meclis kararları için Anayasa Mahkemesine müracaat edilemeyeceğini ancak başvuruları şekil ve esas bakımından inceleyeceğine dikkati çekti. Anayasa Mahkemesi Başkanı Tülay Tuğcu'nun beyanatında ''süratle toplanır, karar veririz'' şeklindeki açıklamalarının bazıları tarafından ''Mal bulmuş mağribi gibi'' algılandığını ifade eden Arınç, konuşmasını şöyle sürdürdü: ''Anayasa Mahkemesi'ne müracaat edebilir, bunu şekil ve esas bakımından inceler, reddeder veya kabul eder. Bana göre böyle bir başvuruyu reddetmesi yüzde yüzdür. Kendisine bir müracaat yapıldığında o müracaatı kabul edecektir; kısa sürede kararlarını vereceklerdir. Bu kararın, Anayasada yazılış biçimine uygun olacağı kanaatindeyim. Öyle bir karar çıkacaktır ki 'Türkiye'de iyi ki Anayasa Mahkemesi var' diyeceğiz.'' Anayasa Mahkemesi'ne başvurulması halinde kararın bekleneceğini belirten Arınç, seçim turları arasında en az 3'er gün bulunacağını, sürenin de Anayasa Mahkemesi kararı ve seçimin yapılması için yeterli olacağını, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in görev süresinin 16 Mayıs'a kadar devam edeceğini bildirdi.TBMM Başkanı Bülent Arınç, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, cumhurbaşkanı seçimi öncesinde bütün siyasi partilerle görüşmesi gerektiğini belirterek, ''Cumhurbaşkanı seçimi süreci başlamadan 'kim' diye sormak belki bir haktır ama buna verilecek cevap 'acele etme'dir'' dedi.


SEÇİM SİSTEMİ ve TEMSİLDE ADALET..

Arınç, Eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in AK Parti'nin 4 seçmenden birinin oyunu alarak iktidar olduğuna yönelik açıklamalarının sorulması üzerine de, temsilde adalete çok önem verdiğini belirtti.

Arınç, bugünkü seçim sisteminin, temsilde adaleti sağlamadığını ancak hiçbir siyasi partinin, bu konuda yeterince inisiyatif almadığını söyledi. İktidar ve muhalefetten, ''yüzde 10 seçim barajı yüksektir'' veya ''baraj kalacaksa başka argümanlarla temsilde adaleti sağlayalım'' diyen güçlü bir ses çıkmamasına çok üzüldüğünü dile getiren Arınç, 1982'den sonra yapılan seçimlerde uygulanan yüzde 10'luk baraj ve çevre barajını hatırlattı.

2002 seçimlerine ilk kez giren bir partinin bunların sorumlusu olarak gösterilemeyeceğini ifade eden Arınç, bu seçim sistemini, kendisinin ve üyesi olduğu partinin yapmadığını vurguladı. Arınç, ''Bu seçim sisteminden gıdalanarak bugüne kadar iktidar olan partiler, 2002 seçim sonuçlarıyla ilgili olarak, temsilde adaleti sağlamadığı iddiasında bulunanlar, bunu değiştirmek için ne yaptınız, diye sorulduğunda hiçbir şey diyemediler'' dedi. Arınç, Seçim Kanununun değiştirilmesi için çırpındığını ifade ederek, bu seçim sistemine ''evet'' diyen partilerin, şimdi ''temsil krizi var'' demelerinin, timsahın gözyaşları gibi olduğunu kaydetti.

Türkiye'deki son seçime yüzde 75 katılım olduğunu ancak bunun parlamentoya düz yansıma şeklinde gerçekleşmediğini belirten Arınç, temsilde adaletsizlik olduğuna yürekten inandığını vurguladı. Arınç, ''Ancak böyle gelmiştir, bugünkü sonuçtan kimsenin şikayet etme hakkı yoktur. Bu önümüzdeki seçimlerden sonra mutlaka temsilde adalet noktasında, AİHM kararına bakarak değil, Türk milletinin ihtiyacına uygun bir seçim kanunu süratle yapmalıyız'' diye konuştu.

''BARİKAT ÜZERİNE BARİKAT''

''Temsilde adaletsizliğe rağmen, Meclisin 7 yıllık süre için cumhurbaşkanı seçecek olması meşruiyet sorunu yaratacaktır'' denilmesi üzerine Arınç, şu görüşleri dile getirdi: ''Şüphesiz ama maç devam ediyor, oyun başladı. Bundan sonra ağlamanın, sızlamanın, şikayet etmenin, samimiyetle ne kadar bağdaştığını düşünebiliriz. Cumhurbaşkanlığı tartışması, şuradan da başladı. O zamanlar güldük geçtik ama nice siyasetçiler bu konu üzerinde çok ciddi durmaya çalıştılar. Dediler ki bu milletvekili döneminin bitmesine 1 yıl kaldı. Yorulmuş, yaşlanmış Meclis 7 yıl görev yapacak cumhurbaşkanını nasıl seçebilir? Bu bize çok garip geldi, ama bu argüman üzerine neler konuştular, neler... Sayın Cumhurbaşkanı Sezer'in görev süresinin bitmesine 1 ay kaldı ama Anayasa Mahkemesi'ne üye atıyor, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nı seçecek, rektörler, YÖK başkanları, hangi tarihte seçtiğine bakmaksızın, kendisinden sonra da görev yapacak. Kimsenin buna itirazı var mı? Meclis son güne kadar yasama görevini yapar, Meclisin yaşlanması, yorulması diye bir şey kabul etmiyorum. İnsanları samimi olmaya davet ediyorum. Ne zamanki bu dönem, cumhurbaşkanı seçmeye kalktı, önüne, barikat üzerine barikat yığanlar var. Bunu, parlamentoya müdahale olarak gördüm.'' Arınç, cumhurbaşkanını, bu Meclisin seçeceğini ifade ederek, bu argümanları üretmek, üzerine yorum yapmak yerine, en iyi niteliklere sahip, ülkeyi Anayasada belirtilen niteliklerde en iyi şekilde temsil edecek cumhurbaşkanını, huzur içinde seçme konusunda herkesin gayretli olması gerektiğini kaydetti.

"CUMHURBAŞKANI'NDA ARANARACAK ÖZELLİKLER ANAYASA'DA BELLİDİR"

Herkesin üzerinde ittifak sağlayacağı bir cumhurbaşkanının seçilip seçilmeyeceğine yönelik bir soruyu yanıtlarken Arınç, Anayasada cumhurbaşkanında aranacak özelliklerin belli olduğunu anımsattı. Bülent Arınç, bunun dışındaki her şeyin göreceli olduğunu, uzlaşmanın, gelenek ve kültürlerinde de bulunduğunu söyledi.

Arınç, bazı siyasetçilerin, ''sen olmayacaksın, onun dışında konuşabiliriz'' demeleri halinde, bu konuda kendisini yetkili gören kişinin, kiminle ne konuşacağını sordu.

Fazilet Partisi'nde grup başkanvekilliği yaptığı dönemde, eski Başbakan Bülent Ecevit ile eski Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan'ın, FP Genel Başkanı Recai Kutan ile kendisini cumhurbaşkanı seçimi konusunda ziyaret ettiğini anlatan Arınç, kendisinin, ''biz size 5-6 isim verelim, onlardan birini seçin veya siz isim verin'' dediğini aktardı. Bu konuşmalardan 3-4 gün sonra gelen Ecevit ve Özkan'ın kendilerine 4 isim önerdiğini ancak bu isimler arasında Ahmet Necdet Sezer'in olmadığını ifade eden Arınç sözlerine şöyle devam etti: ''Özkan, Derya Sazak'a, 'Bizim 350 milletvekilimiz vardı, nasıl olsa içlerinden bir cumhurbaşkanı seçilebilirdi ona rağmen uzlaşma aradık' demiş. Ben tam tersini düşünüyorum. Sayın Ecevit ve Sayın Özkan, ANAP'sız bu konuşmaları yaptılar, ANAP'ın bu denklem içinde yeri olmadığını söylediler. Bu teklifler, DSP ve MHP'nin teklifi gibi sunuldu. Yoksa, 350 blok oyları olsaydı, Sayın Sezer akıllarına gelmez, kendi içlerinden birini cumhurbaşkanı yapmak isteyebilirlerdi. Ama sıkıntıları olduğu için bize geldiler. İlk iki görüşmemizde Sezer'in ismi geçmemişti, koalisyon içindeki sıkıntılar Sayın Sezer'in ismini prestijli hale getirmiş olabilir, kader de öyle tecelli etti. Sonra 5 partinin başkanları 'evet' dedi ama Sayın Sezer üçüncü turda seçildi. 5 partinin milletvekili sayısı kadar oy almadı.''

Arınç, bazı siyasetçilerin, ''böyle olmazsa asla'' diyerek, baştan dayatmayla yola çıkması halinde, uzlaşma sağlanamayacağını belirtti.

''DIŞARDAN ADAY, MİLYONDA BİR İHTİMAL''

Parlamento içindeki uzlaşmaya daha çok önem verdiğini dile getiren Arınç, ancak bunu yapacak olanın, cumhurbaşkanı seçme gücü elinde olan partinin genel başkanına ait olduğunu söyledi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a bu konudaki tavsiyelerinin sorulması üzerine Arınç, ''Madem ki uzlaşma beklentisi ve isteği var, bu görüşmelerini, bütün siyasi partilerle yapması uygun olabilir. Sivil toplum örgütlerinin geçmişteki tavırları belli olduğuna göre, onlarla yaptığı çalışmalardan çok biraz daha siyasete ağırlık vermesi gerekir'' dedi. Arınç, bu parlamento tablosunda, dışardan cumhurbaşkanı adayının, milyonda bir olduğunu vurguladı.

Halen cumhurbaşkanı adayının belli olmamasının, demokratik açıdan sıkıntı olup olmadığına yönelik bir soruya Arınç, şu karşılığı verdi: ''İşin tabiatında bu var. Adaylık müracaatı bile başlamadan, meydan okumaların faydası yok ki. 'Çık bakalım arkadaş, söyle bana.' Karşı taraf, 'Niye söyleyeyim, söylenecek zaman bile gelmemiş' demez mi? 25'inde saat 19.00'da müracaat etse, niye bu kadar geciktin diyecek halimiz yok ki. Bazı partiler ve insanlar, önceden adayı belirleyerek, siyaseti daha fazla germemeyi düşünmüş de olabilir. Süreç başlamadan 'kim' diye sormak belki bir haktır ama buna verilecek cevap acele etmedir.''

''Cumhurbaşkanın Meclis dışından olması belli dengeleri kollamasını sağladı. Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve Meclis Başkanlığı'nın aynı partiden olması, bu dengeyi zedelemeyecek mi?'' sorusunu Arınç, ''Bu kanaate katılmıyorum'' diye yanıtladı. Arınç, cumhurbaşkanı, meclis başkanı ve başbakanın aynı partiden temsil edilmesinin, uyum sağlayacağına inandığını bildirerek: ''Demokrasimizde çek balans sistemi vardır. Sezer için denge unsuru diyorsunuz, bunu herhalde şu amaçla söylüyorsunuz: Orada bir cumhurbaşkanı var, o hukuka çok bağlı, çıkan kanunları yeri geldiğinde veto ediyor, yeri geldiğinde Anayasa Mahkemesi'ne gidiyor, bazı atamaları geri gönderiyor. Demek ki hükümetin ak dediğine karşı söyleyen veya a dediğine b diyen mekanizma, bu da hukuk ve Anayasa açısından çok önemli demek istiyorsunuz. Bunun aksini de düşünmek mümkün, yürütme konusunda cumhurbaşkanı, başbakan, meclis başkanının uyum sağlaması da çok şeyleri, çok kısa zamanda başarmak anlamına gelemez mi? Birinci kanaate saygı duyuyorum ama kendi kanaatimde ısrarlıyım.Cumhurbaşkanın çek balans sistemindeki yeri, Meclis bir kanun çıkardığında aynen veya iade etmekle sınırlıdır. İkinci kez iade edince imzalar, Anayasa Mahkemesine gider ama kendisi kanun koyucu yerine geçmez. Yeni cumhurbaşkanı seçildikten sonra da aynı yetkilere sahip olacak, Anayasa Mahkemesi'de... Cumhuriyet, rejim, anayasal kurumlar değişmiyor, değişmesi de söz konusu değil. Endişelere, evhamlara gerek yok.''

''ADAYLIK İKİNCİ PLANDA KALDI''

Aday olup olmayacağına yönelik soruyu yanıtlarken de Arınç, ''Adayım veya aday değilim konusunu 16 Nisan'dan sonra açıklayacağım. 16 Nisan'dan sonrası, 17 Nisan değildir, 25 Nisan akşamına kadar her adayın müracaat vakti var, zamanı var. Meclis, Cumhurbaşkanlığı seçiminde taraf olduğu için, bu seçimi ne kadar güzel, huzurlu, kurallara uygun yapabilirizin gayreti ve telaşı içindeyiz. Adaylık konusu ikinci planda kaldı, zamanı geldiğinde onu da açıklayacağım'' dedi.

CEVAPLANMAYAN SORULAR

Arınç, Sezer döneminin değerlendirilmesinin istenmesine karşılık, ''Bunu sormamış olun, çok nezaketsizlik olur. Cevap vermek istemiyorum'' dedi. TBMM Başkanı Arınç, Başbakan Erdoğan'ın adaylığı sonrası AK Parti içinde problem çıkıp çıkmayacağı sorusuna da yanıt vermedi.