2009-02-17 - 12:00
MHP GRUP TOPLANTISI..
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, terör örgütü elebaşının yakalanışının yıldönümünü bahane ederek yapılan gösterilerde Hükümetin tutumunu eleştirerek, ''Konuya başından beri duyarsız olan AKP zihniyeti, yaklaşan seçimin getirdiği oy kaygısı ile daha da silikleşmiş ve Türkiye'nin bazı yörelerinde alanı bölücülere terk etmiştir'' dedi.
Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, hayatını kaybeden
Azerbaycanlı şair ve fikir adamı Bahtiyar Vahabzade'ye Allah'tan rahmet, Türk
milleti ve Azerbaycanlı kardeşlerine başsağılığı diledi.
Bahçeli, AK Parti'nin bölücülük algısında, yalnızca terör eylemleri ile
şehit haberlerinin yer aldığını, özellikle son zamanlarda artan ve sokaklara
taşan bölücü tahriklerin Hükümet tarafından sessizce seyredildiğini öne sürdü.
Son günlerde bazı illerde yapılan gösterilere değinen Bahçeli, şöyle
devam etti:
''İmralı'daki hücresi iktidar tarafından misafirhaneye çevrilmeye
çalışılan bölücü başının ele geçmesinin sözde yıldönümünde, yine sahneye çıkan
mihraklar pek çok şehirde gösteriler yapmışlar ve güvenlik kuvvetleriyle
çatışmışlardır. Konuya başından beri duyarsız olan AKP zihniyeti, yaklaşan
seçimin getirdiği oy kaygısı ile daha da silikleşmiş ve Türkiye'nin bazı
yörelerinde alanı bölücülere terk etmiştir. Gelişmeler, yaklaşan ilkbaharla
birlikte yıllardır oynanan oyunun tekrarlanmaya çalışıldığının;, bu yıl seçim
ortamı ile de birleştirilerek yeni bir terör ve baskı sürecinin başlatılacağının
işaretini vermektedir. Buna paralel olarak, hükümetin Barzani ile kucaklaşma
projesinin giderek Türkiye'den de destek ve zemin bulacağı anlaşılmaktadır. Bir
ay sonra, 'Kürt konferansı' adıyla birleşik bir coğrafyanın tartışılacağı ve
adına sözde kongre denen başka bir toplantının da burada yapılacak olması dikkat
çekici ve kaygı uyandırıcıdır. Küresel bir projenin sivil toplum acentesi gibi
faaliyet gösterenlerin çıktıkları bu yolda, kendi ifadeleri ile 'Kürt siyasi
grupları' olarak tanımladıkları tarafların Erbil'de düzenleyecekleri konferansı
alkışlamaları önümüzde yeni bir sürecin açıldığını göstermektedir.''
Bahçeli, ''Okyanus ötesinden güdümlü toplantıda geçen yıllarda ana dilde
eğitim hakkı, Türkiye'de varsaydıkları asimilasyonun reddedilmesi, af kanunun ve
şartlarının olgunlaştırılması tekliflerinin dile getirildiğini hatırlatarak,
''Yeni toplantıda bunlara ilave olarak bu yıl, Asuriler, Süryaniler, Keldaniler
ve Ermenilere etnik vurgu yaparken, etno-milliyetçiliğin reddedilmesinin derin
çelişkisi, Irak'taki aşiret devleti ile ilişkilerin geliştirilmeyi ve karşılıklı
diplomatik temsilciliklerin açılması, her türlü şiddetin terk edilmesi gibi
söylemler, Barzani ile ortak lisan geliştirenlerin niyetleri hakkında hepimize
fikir vermiştir'' dedi.
Devlet Bahçeli, bir gün bile kendisi olamayanların ve ne olduklarını bir
türlü ilan edemeyenlerin; her bir araya geldiklerinde ''hepimiz'' diye başlayarak
toptancı bir anlayışla sürekli başkaları olduklarını ilan etmelerinin, tam bir
sözde aydın başıbozukluğu ve kokuşması olarak tarihe geçeceğini söyledi.

-''KAOS ORTAMI, SEÇİMİN ÖNEMİNİ ARTIRDI''-

Konuşmasında 29 Martta yapılacak seçimlere de değinen Bahçeli, siyasi
partilerin aday listelerinin, bu akşam itibariyle seçim kurullarına verilmesiyle,
seçim kampanyalarının hız kazanacağını anlattı.
Önümüzdeki haftalarda milletvekillerinin, mahallinde seçim çalışmalarına
destek olmaları amacıyla TBMM'nin çalışmalarına ara vermesinin söz konusu
olacağını dile getiren Bahçeli, partisinin bu seçime bütün seçim bölgelerinde
katıldığını hatırlattı.
Partisinin adaylarını belirleyip seçim hazırlıklarını tamamladığını ifade
eden Bahçeli, ''Yoksulluk ve yokluğun giderek büyüdüğü, işsizliğin ve iflasların
hız kesmeden arttığı, Türkiye'nin dış politikada hızla itibar kaybettiği,
bölücülüğün meydanlara ve sokaklara taştığı, inanç istismarının, iktidarla ana
muhalefet arasında elden ele taşındığı, hükümet eliyle ayrışma tohumlarının
atılmaya başlandığı, toplumun giderek baskı altına alındığı ve korku salındığı,
yandaşların yolsuzluklarının birer birer ortaya çıkmaya başladığı, işbirlikçi
medya ve menfaat şebekelerinin yalanlara sığındığı bir kargaşa ve kaos ortamı
yaklaşan seçimin önemini daha da artırmıştır'' diye konuştu.
Bahçeli, Türkiye'de, hükümetin aciz ve teslimiyetçi olduğunu, temel
değerlerin yıprandığını ve hırpalandığını, siyaset kurumunun tıkanıp
etkisizleştiğini, hukukun yaralandığını ve etkisizleştiğini öne sürdü.

-''KİRLİ İLİŞKİLER AĞI ÇÖZÜLMEYE BAŞLADI''-

Devlet Bahçeli, bu durumun, 58, 59 ve 60. Cumhuriyet hükümetlerinin
sorumluluğunu üstlenen iktidarın, aldatma, göz boyama, istismar ve çatışma
üzerine şekillendirdiği bulanık siyasetinin bir sonucu olduğunu ileri sürerek,
''Fakir fukara edebiyatı yaparak, tüyü bitmemiş yetimden söz ederek, Allah'tan
korkan ve kuldan utanan bir iktidar vaat ederek işbaşına gelen hükümetin ve
yandaşlarının karıştıkları yolsuzluklar ve kirli ilişkiler ağı birer birer
çözülmeye başlamıştır'' dedi.
29 Mart 2009'da yapılacak seçimlerin, yalnızca yerel yöneticilerin bir
seçimi olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli, şunları kaydetti:
''Bu aynı zamanda milletimizin, AKP iktidarının 6 yıl 3 aydır kendisine
reva gördüğü zilleti mutlaka sorgulayacağı, ana muhalefetin çatışmacı siyasetine
'dur' diyeceği bir imtihan alanı olarak yorumlanmalıdır. Bu itibarla, yıllardır,
şahsi ikbal peşinde koşarak milletin alın terlerini ve tertemiz hislerini
sömürenlerin, önce cephelere ayırıp sonra sinsi oyunlarla oluşturdukları
kutuplara seçmen toplayanların, yaşatılan ağır yoksulluğu örtmek için, vicdan
istismarı ile göz boyayanların, yandaşların ve işbirlikçilerin sınır tanımayan
yükselişinden, buna karşılık helal kazancın ve göz nurunun tükenişinden sorumlu
olanların, Türkiye'nin kardeşliğine el ve dil uzatanların gerçek kimlikleri
mutlaka topluma anlatılmalı ve milletimizin uyanışı sağlanmalıdır. Bunlar
yapılabildiği takdirde, milletimizin önündeki perdeler birer birer kalkacaktır.
Böylesi bir uyanıklığın oluşması durumunda ise; hiçbir bahane ve istismar bu
uyanışın önüne geçemeyecek ve AKP iktidarı gerçekler karşısında sorgulanacaktır.
Açlığın, adaletsizliğin, ahlaksızlığın ve asayişsizliğin; yokluğun, yolsuzluğun,
yoksulluğun ve yozlaşmanın gerçek failleri birer birer ortaya çıkacaktır. Yaşanan
üslup kirliliği ve seviye kaybının sahipleri görülerek, milli ve manevi
değerlerin nasıl aşağılandığı, kimlerce hakarete uğratıldığı daha iyi
anlaşılacaktır. Ve onlara ulaşabildiğiniz ölçüde, milletimiz, kara propagandanın
tesirinden kurtulacak, vicdanının sesini dinleyerek yapılanların hesabını sandık
başında mutlaka soracaktır.''

-''MİLLETLE KUCAKLAŞIN...''-

MHP'li milletvekillerinden milletle kucaklaşmalarını isteyen Bahçeli,
''Maksatları, geçmişleri ve zihniyetleri çok iyi bilinen ve Milliyetçi Hareketin
olmadığı bir siyaset mühendisliğine soyunan iki kutuplu şer cephesi karşımızda
saflarını sıklaştırmıştır. Seçimlere gidilen süreçte siyasi partiler çok ciddi
bir siyasi ahlak ve samimiyet sınavından geçmekte, Türk milleti yaşanan
gelişmeleri ibretle izlemektedir. Türk siyasetinin gerginlikten beslenen kronik
istismar tacirleri bir kez daha aynı anlayışla sahneye çıkmış, gerginlik ve
çatışma terazisinin iki kefesinde yerlerini almıştır'' diye konuştu.
Bahçeli, iktidar ve ana muhalefet arasında, manevi değerlere sahip çıkma
yarışı ve din istismarcılığı tartışması başlamasının, sadece siyasi kara mizah
örneği olarak değil, aynı zamanda siyasi zafiyet ve omurgasızlık örneği olarak da
uzun süre hafızalardan silinmeyeceğini öne sürdü.
''Birbirlerini Türk milletini korkutma aracı olarak kullanan, korkuları
yarıştırarak 'kötünün iyisi' imajıyla siyasette yol almaya çalışan bu iki kutup,
Türk milletinin iradesini parsellemeye ve bu yöntemle köhne siyasi yapılarını
ayakta tutmaya çalışmaktadır'' diyen Bahçeli, şunları söyledi:
''Bu nedenle bizim öncelikle bu siyaset aktörlerinden farklılıklarımızı
vurgulamak ve Milliyetçi Hareketin, siyasi meşruiyetinin kaynağını, inanç
istismarında, çıkar lobilerinin kapılarında ve başka başkentlerin koridorlarında
aramayacağını, hiçbir aldatma, istismar, riyaya maruz kalmadan; samimi ve dürüst
bir anlayışı temsil ettiğimizi, yegane kuvvet kaynağımızın milletimizin şaşmaz
sağduyusu ve tertemiz vicdanı olduğunu, yüz yüze anlatmaktan başka seçeneğimiz ve
vasıtamız yoktur. MHP, milletimizi düştüğü buhrandan kurtaracak ve onun refah ve
huzuru için samimiyetle mücadele edecek istikrar ve güvenin yegane temsilcisidir.
Yaşananlardan ders ve sonuç çıkartan, pişmanlıklarını ve mağduriyetini göstermek
isteyen milletimizin yaklaşan seçimde teveccühünü, sorunlara Başkentimiz
Ankara'dan bakan, dünyayı Türkçe okuyan; Cumhuriyet değerlerine bağlı,inançlara
saygılı ve fikir hürriyetine inanan; katılımcı, çoğulcu ve uzlaşmacı, dürüst,
namuslu ve adil, hakkaniyeti öne çıkaran, sorunları demokrasi ile aşmayı
amaçlayan, milletimizin tamamını kucaklayan Milliyetçi Hareketin kadrolarına
yönelteceğine yürekten inanıyorum. ''

-''HERKESLE KUCAKLAŞACAĞIZ''-

MHP Genel Başkanı Bahçeli, kadrolarının, şartlar ne olursa olsun, Türk
milleti için ülkü edindikleri kalkınma ve demokrasi mücadelesini, alınları ak,
başları dik, yürekleri inançla dolu olarak sonsuza kadar sürdüreceğini ifade
ederek, ''Bu nedenle, oturmayacağız, beklemeyeceğiz, dinlenmeyeceğiz.
Milletimize, komşumuza, arkadaşımıza, akrabamıza koşacağız. Herkesle
kucaklaşacağız, vatandaşımızla tanışacağız, buluşacağız ve aramızdaki bütün sanal
engelleri mutlaka kaldıracağız. Vatandaşlarıma da mutlaka sandık başına
gitmelerini, hiçbir telkin ve dayatmaya maruz kalmadan tamamen hür iradeleri ile
oylarını mutlaka kullanmalarını, böylece vatandaşlık görevlerini yerine
getirmelerini istiyorum'' diye konuştu.

Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, 29 Martta
yapılacak yerel seçim ve ekonomik gelişmeler konusundaki düşüncelerini dile
getirdi.
Demokrasilerde her siyasi düşüncenin, her siyasal partinin mutlaka
toplumsal bir karşılığı olduğunu belirten Bahçeli, her siyasal hareketin de
sorunların çözümünde birbirinden ayrıldığına işaret etti. Bu ayrılıkların siyaset
geleneğinin doğasında bulunduğunu ifade eden Bahçeli, ''Verilen oy ise yalnızca
kişinin siyasal tercih ve katılımının hukuki yetki belgesi değil, aynı zamanda
her bir seçmenin fikri ve siyasi namusunun, duruşunun ve anlayışının da belgesi
demektir. Bu nedenle, bu gerçeği yok sayarak seçmenin hür tercihine, çeşitli
vasıtalarla ipotek koymaya çalışmak, cebren yönlendirmek, tehdit etmek, zorlamak,
rüşvet vermek kabul edilemeyecek bir siyaset ahlaksızlığının göstergesidir''
dedi.

-''MHP, EN KÖKLÜ İKİNCİ PARTİDİR''-

Bahçeli, ''MHP'nin siyasal geleneğin içinden günümüze ulaşmış, 40 yılını
yaşayan en köklü ikinci parti'' olduğunu bildirerek, ''Partimiz, bu 40 yıl
boyunca Türkiye'mizin tamamında zemin bulmuş ve kök salmış; milletimizin siyasal
algısında bir yer tutarak, kendisine bağlı, siyasetine inanmış bir seçmen
kitlesine kavuşarak toplumsallaşmıştır'' diye konuştu.
Başka partilerin MHP'yle, kendilerinin de başka partilerle benzer veya
ayrı görüş ve politikalarının olduğunu ifade eden Bahçeli, kendilerini onlardan
ayıran temel farkların da burada yattığını söyledi. Bahçeli şöyle devam etti:
''Türkiye'nin ana meselelerine nasıl yaklaştığımız ve nasıl
yorumladığımız, milli ve manevi meselelere hangi noktadan baktığımız ve neyi
savunduğumuz, nasıl tepki verdiğimiz, siyasal çizgimizin getirdiği anlayış ve
ilkelerle muhtemel sorunlara nasıl yaklaştığımız ve ne şekilde refleks
gösterdiğimiz, bütün bunları hangi program, yol ve yöntemlerle ve hangi kadro ve
mekanizmaları kullanarak yapacağımız (konusu) bizi diğer partilerden ayıran temel
farklılıkları ortaya koymaktadır. Bütün bu keskin ayrılıkları yok sayarak,
vatandaşlık namusu bilinen siyaset tercihini sanal korkularla yönlendirmeye
çalışmak en büyük ahlaksızlık olacaktır.
Biz bunları, başta ekran ekran gezen Ankara'dan seçilmiş yerel yönetim
siyasetçisinin ağzından olmak üzere, 22 Temmuz seçimlerinden önce duyduk. Bizim
Meclise girerek kavga edeceğimizi, koalisyon kuracağımızı yayarak seçmen
hassasiyetleri üzerinde oynanan oyunlarla, tercihlerinin yönlendirilmesi
arayışlarına hep birlikte şahit olmuştuk. Ancak bu sefer, bir tarafa Adalet ve
Kalkınma Partisi'nin, diğer tarafa ise Cumhuriyet Halk Patisi'nin oturduğu
siyaset tahterevallisine yerleşmiş zihniyetlerin, Milliyetçi Hareket Partisi'ne
yer açmamak için seçmeni birbirleriyle korkutmaları milletimizde karşılık
bulmayacaktır.''
MHP'ye verilecek hiçbir oyun karşılıksız kalmayacağını ve asla ziyan
olmayacağını dile getiren Bahçeli, ''Seçilsin, seçilmesin, her verilmiş oy bir
taraftan bizim namusumuz olacak, daha kararlı bir tavır, daha dik bir duruş, daha
iyi bir hizmet ve geleceğe yönelik daha güçlü bir heyecan için bizlere cesaret
verecektir'' dedi.

-''BÜYÜK CAMİAYI YOK SAYMAK...''-

MHP lideri Bahçeli, ''Milliyetçi Harekete gönül veren bir camiayı yok
saymanın ve oluşturulan yapay gerilimlerle bu camianın oylarını yönlendirmeye
kalkmanın, hem insana ve seçmene saygısızlık hem de ahlaka sığmayan bir çürümenin
ve son çırpınışlarının göstergesi olacağını ''söyledi.
Bahçeli, ''İnancımız odur ki milletimiz, hiçbir oyun, hile, tuzak
arayışında ve kimseyle işbirliği içinde olmayan Milliyetçi Harekete teveccüh
gösterecektir. Şahsiyetinin ve ahlakının belgesi olan oyunu hür tercihi ile
kullanarak; iradesine ipotek koymayla yeltenen siyaset tüccarlarına ise mutlaka
dersini verecektir'' dedi.
''AK Parti'nin iktidar anlayışı ve problemli politik duruşuyla'',
siyasette medeni boyutun ve arzulanan zarafetin kalmadığını iddia eden Bahçeli,
ortaya tam olarak ''siyaset trajedisi'' çıktığını savundu.

-ÖZEL SEKTÖR DIŞ BORCU-

Bahçeli, Hükümetin iddia ettiğinin aksine, Türkiye'nin iç ve dış borcun
ağırlığı altında ezildiğini belirterek, toplam dış borç miktarının 2002 yılına
göre yüzde 123 arttığını ifade etti.
Özel sektör dış borcunun da 2002 yılından itibaren hızla arttığını
kaydeden Bahçeli, ''Özel sektör dış borcu 2002 yılından itibaren yüzde 356
oranında artmış, bu haliyle hükümet, üreten ve bacaları tüten sektörü ciddi
anlamda borç batağının içine itmiştir'' diye konuştu.
Devlet Bahçeli, Türkiye'nin ''ikiz açıkla'' karşı karşıya bulunduğunu
belirterek, Hükümetin, gelirinden daha çok harcadığını, kazandığından daha çok da
tükettiğini bildirdi.
Cari açık yüksekliğinin yanında bütçe dengesinin de açık vermesinin
ileriye dönük beklentileri olumsuz etkileyeceği uyarısında bulunan Bahçeli, söz
konusu ikiz açığın; siyasal gerilimlerin yoğunlaşacağı, hatta siyasal krizlerin
bile yaşanabileceği bir dönemde ekonomik sisteme büyük bir tahribat
verebileceğini söyledi.
''Bize göre içinde bulunduğumuz dönemin adı ve tanımı belli ve nettir:
Türkiye ekonomisi krizde, AKP hükümeti seyrandadır'' diyen Bahçeli, şöyle devam
etti:
''Dün itibariyle açıklanan 2008 yılı Kasım dönemi işsizlik rakamları,
aylardan beridir işaret ettiğimiz bu sosyal facianın katlandığını göstermiştir.
Bu kapsamda Türkiye genelinde işsiz sayısı, bir önceki yılın aynı dönemine göre
645 bin kişi artarak 2 milyon 995 bin kişiye yükselmiştir. Böylece işsizlik oranı
resmi rakamla bile yüzde 12,3 seviyesine çıkmıştır. Ekim ayından Kasım ayına,
sadece bir ayda 308 bin kardeşimiz, işsizliğin acı yüzüyle tanışmış, bununla
birlikte millet fertlerinin kahir ekseriyeti işsizliğe maalesef mahkum olmuştur.
Bizim açımızdan meselenin vahim boyutu, bir ay içinde iş aramayan, ancak
çalışmaya hazır olanların sayısında 176 bin, iş bulma ümidini kaybeden vatan
evlatlarında 102 bin kişilik bir artış olmasıdır.
Bizleri endişeye sevk eden bir başka olumsuzluk ise söz konusu dönemde
gençlerdeki işsizlik oranının yaklaşık yüzde 24'e ulaşmasıdır. 2008 Ekim
döneminde yüzde 21,5 olan genç nüfustaki işsizlik oranının bu denli yükselmesi
üzerine, sorumluluk mertebesinde bulunanlar çok iyi düşünmelidir.''

-''DEMOKRASİNİN ALTI OYULDU''-

Siyasi otoritenin bugün, demokrasinin gerçek anlamda altını oyduğunu ve
dejenere ettiğini ileri süren Bahçeli, ''Görünürde halkla, gönüllerinde menfaatle
sarmaş dolaş olan Adalet ve Kalkınma Partisi'nin gerçek yüzü, niyeti ve amacı
artık tam olarak ortadadır. Bugünkü iktidar mensuplarının yaşayış ve hayatı
algılama biçimlerine bakıldığında; inanç ve ilkelerinin şekil tarafında kaldığı,
tavır ve davranış biçimine yansımadığı gayet net olarak görülebilecektir''
ifadesini kullandı.
Başbakan Erdoğan'ın, ''demagoji ve yoğun bir duygu istismarı ile
insanların mantık ve muhakemesini iptal etme amacı taşıdığını'' savunan Bahçeli,
Erdoğan'ın, kontrolsüz gidişine dur demenin vaktinin geldiğini ifade ederek,
''Tehlikeyi görünce kaçan, kuşatılınca teslim olan sahte kahramanlıktan üreyen
bugünkü iktidar zihniyeti, ekonomide yol açtığı tahribatı, söndürdüğü ocakları,
yok olan heyecanları, kaybettirdiği yaşama sevinçlerini, azdırdığı ve
milletimizin verdiği vergilerle zenginleştirdiği yandaşlarının bedelini mutlaka
ödeyecektir'' dedi.