2014-02-18 - 13:45
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, dün İstanbul Maltepe'de bir olaya müdahale eden polis memurlarına menfur bir saldırı gerçekleştirildiğini, bir polisin şehit olduğunu, bir polisin yaralandığını anımsattı. Erdoğan, şehit polis Mehmet Emin Aydın'a Allah'tan rahmet, İstanbul emniyeti, polis teşkilatı, ailesi, yakınlarına sabır, yaralı polise şifa diledi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dün 100 bin öğrencinin, evlerine tablet bilgisayarla gittiğini, yaklaşık 163 bin öğrencinin, etkileşimli tahtayla eğitim gördüğünü belirterek, "Bu iktidara nasıl oluyor da 'internete karşısınız' yakıştırması, yaftası yapıştırılmaya çalışılıyor? Okullara geniş bant internet erişimi sağlayan kadroya siz 'yasakçı, sansürcü' derseniz, 'diktatör' diye çamur atarsanız, o çamur döner, bu çamuru atanların yüzüne çarpar" dedi.
Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, dün İstanbul Maltepe'de bir olaya müdahale eden polis memurlarına menfur bir saldırı gerçekleştirildiğini, bir polisin şehit olduğunu, bir polisin yaralandığını anımsattı. Erdoğan, şehit polis Mehmet Emin Aydın'a Allah'tan rahmet, İstanbul emniyeti, polis teşkilatı, ailesi, yakınlarına sabır, yaralı polise şifa diledi.
Başbakan Erdoğan, Taksim'de bir binada meydana gelen patlamada yaralanan 6 vatandaşa da geçmiş olsun temennisinde bulundu.
Ankara ve İstanbul'da geçen hafta önemli uluslararası temaslarının olduğunu, çok önemli açılış ve temel atma törenleri gerçekleştirdiklerini anlatan Erdoğan, geçen salı İspanya Başbakanı Mariano Rajoy ve heyetini Ankara'da ağırladıklarını, Türkiye - İspanya 5. Hükümetlerarası Zirve'yi gerçekleştirdiklerini anımsattı.
İspanya Başbakanı Rajoy, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Meclis Başkanı Cemil Çiçek'in katılımıyla Batıkent- Sincan metro hattının açılışını yaptıklarına işaret eden Erdoğan, Batıkent'ten metroya binerek Sincan'a gittiklerini, Sincan'da büyük coşkuyla karşılandıklarını anlattı.
Erdoğan, Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin başlattığı, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı'nın tamamladığı 15,5 kilometrelik Batıkent-Sincan metro hattının, belirlenen zamandan 11 ay önce tamamlandığını dile getirdi. Erdoğan, yolcuların, Batıkent'ten Sincan'a aktarmayla gittiklerini, düzenlemeyle bu aktarmayı ortadan kaldırıp, Kızılay'dan Sincan'a metroyu kesintisiz bağlayacaklarını söyledi.
Kızılay-Çayyolu hattını da Mart'ta hizmete açacaklarını, bu hattı da belirlenen süreden 10 ay önce tamamlayacaklarını belirten Erdoğan, Kızılay-Keçiören hattının da 2014 sonunda tamamlanarak testlerine başlanacağını duyurdu. Erdoğan, Ankara'da 23,5 kilometre olan raylı sistem uzunluğunu, böylece 67,5 kilometreye çıkaracaklarını bildirdi.
İstanbul'da hafta sonunda açılış ve temel atma törenlerine katıldıklarını anımsatan Erdoğan, cumartesi günü Yenikapı'da İstanbul'un metro ulaşımı için hayati derece önemli olan bağlantı hattını, projeyi gerçekleştirdiklerini söyledi. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Çünkü Haliç'in üzerinden bir köprüyle Şişhane'yi Yenikapı'ya bağlayan bir hat bu. Üsküdar'dan Yenikapı'ya, Marmaray'a binerek, Marmaray'ı bir kez daha tecrübe ederek bunu yaşadık, bu heyecan veren anı İstanbullular ile yaşama fırsatı bulduk. 3,5 kilometre uzunluğunda Şişhane, Haliçköprüsü ve Yenikapı olmak üzere üç istasyondan oluşan hattı açarak, Sarıyer, Maslak, Levent, Şişli, Taksim'i Marmaray hattına, oradan Üsküdar ve Kartal'a bağladık. Bu hat İstanbul'un binlerce yıllık tarihinin olduğu bir bölgede inşa edildi. Gecikmeyi, ek maliyeti göze alarak, tarihi eserin ortaya çıkarılması için büyük hassasiyet sergiledik. Kazılar sırasında 23 antik gemi kalıntısı ve 50 binden fazla tarihi eser ortaya çıkarıldı. Bu kazılar sayesinde İstanbul'un bilinen tarihi 8 bin 500 yıl öncesine kadar belirlendi. Tarihi eserlerin yoğun olduğu bölgeden geçen bu hatta, tarihi dokunun zarar görmemesi için titreşim ve gürültüyü en aza indirecek özel ray bağlantısı yapıldı. Hattın en önemli yapısı ve istasyonu Haliç üzerine inşa ettiğimiz köprü oldu. İstanbul'un hem Marmara hem Haliç tarafını seyretme imkanı veren bu köprü, İstanbul turizmine önemli katkı sağlayacak.
Belediyecilik nedir bilmeyen, belediyecilikten nasibini almayan birileri de bu köprüyle ilgili 'İstanbul'un siluetini bozuyor' gibi yakıştırmalar, yapıştırmalar yapmaya kalkıyor. İşte böyle alakasız yakıştırma, yaklaşım. Yetişemedikleri üzüme koruk diyorlar, olay bu. Gerek trenle üzerinden geçerken gerekse seyir terasından Haliç ve İstanbul'u seyretmek, insana mutluluk veriyor. Sadece İstanbullular için değil turistler için farklı imkan sağlayacak. Birileri de köprü üzerinde balık tutuyor. Belediye Başkanı olduğumda bırakın oralarda balık tutmayı, kara parçalarından geçilmiyordu. Eğer şimdi balık tutuyorsanız onun nedeni biziz, o Haliç'i biz temizledik. CHP'den İstanbul'u aldığımızda Haliç kokudan geçilmiyordu. Haliç'te mikrobiyolojik noktada temizlik yoktu, tamamıyla bitmiş, tükenmişti. Bu halde devraldık. Sizin çevrecilikle ne alakanız var. Şimdi tertemiz Haliç'i buldunuz, orada balık avlıyorsunuz, bu balığı avlarken de buraya nasıl geldik, hala farkında değilsiniz. Bunlar bu kadar İstanbullu.
Başbakan Erdoğan, konuşmasında, hafta sonu İstanbul'daki temasları ve gerçekleştirdiği temel atma törenlerine de yer verdi.
Ankara'da dün bir başka önemli, anlamlı, tarihi önemi olan bir töreni gerçekleştirdiklerini dile getiren Erdoğan, 81 ilde, 100 bin öğrenciye daha tablet bilgisayar teslim ettiklerini, dağıttıkları tablet bilgisayar sayısının 163 bine ulaştığını vurguladı. Erdoğan, mart sonunda 675 bin daha ekleyeceklerini kaydederek, "Arkadan yeni ihale geliyor. Orada on milyon tablet bilgisayar var. Bununla birlikte yavrularımızın ellerine süratle tablet bilgisayarları ulaştıracağız" dedi.
Meslek liseleri hariç, tüm liselerdeki sınıflara 85 bin adet etkileşimli tahta kurulması işlemini gerçekleştirdiklerini bildiren Erdoğan, meslek liseleri ve diğer okulları kapsayacak şekilde 40 bin daha etkileşimli tahta yerleştireceklerini belirtti. Erdoğan, 18 ay içinde etkileşimli tahtası olan sınıf sayısını 350 bine ulaştıracaklarını vurguladı.
Erdoğan, bilgisayar ve internet tabanlı eğitimde dünyanın ilgi, hayranlıkla izlediği değişim, dönüşüm yaşadıklarını dile getirdi.
Öğrenci ve öğretmenlerin yeni sisteme ayak uydurduklarını, başarıyla sürdürdüklerini ifade eden Erdoğan, 5 bin eğitim videosu, 3 bin 200 metin ve ses kaydının oluşturulduğunu, 54 bine yakın, konularına uygun, tarihi arşiv niteliğinde görsel malzeme hazırlandığını anlattı. Erdoğan, 100 bin öğretmenin FATİH Projesi'nin eğitimini aldığını, bu malzemeleri kullanacak donanımı kazandığını dile getirdi.
Başbakan Erdoğan, gelecek aylar itibariyle geniş bant internet erişimine sahip okul sayısının 50 bine ulaşacağını bildirerek, 10 yıl önce görevi devraldıklarında okullarda bilgisayar ve internetin yok denecek kadar az olduğunu söyledi. Okullarda şu anda 1 milyon bilgisayar, 30 bin bilişim teknolojisi sınıfı, yakında sayısı 50 bine ulaşacak olan geniş bant internet imkanı bulunduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Bir kısım medyada, 'Hükümet interneti yasaklıyor, internete sansür' getiriyor diye yaygara koparanlar var. Öbür yandan milletim kimin ne yaptığını bizzat yaşayarak görüyor. Biz laf üretmiyoruz, icraat üretiyoruz. Dün 100 bin öğrencimiz evlerine ellerinde tablet bilgisayarlarla gitti. Yaklaşık 163 bin öğrencimiz, şu anda etkileşimli tahta, yani internetle eğitim görüyor. Bu iktidara nasıl oluyor da 'internete karşısınız' yakıştırması, yaftası yapıştırılmaya çalışılıyor. Bu medyanın İstanbul'da, plazalarda attığı manşetlerle Anadolu'da, Trakya'da milletin gördüğü, yaşadığı birbirini tutmuyor. Okullara 1 milyon bilgisayar gönderen, 30 bin bilişim teknolojisi sınıfı kuran hükümete 'interneti engelliyor' diye ithamda bulunursanız size dünyanın her yerinde gülerler. Maalesef dünyanın da belli odakları, bu medya gruplarıyla oraları kaynak kabul ederek haberler yapıyorlar. İşin aslı farklı, yayınladıkları haberler farklı. 163 bin çocuğa tablet bilgisayar dağıtan, bütün öğrencilere de bunu verecek olan bir iktidara, 'interneti yasaklıyor' iftirasını atarsanız, dünyada bunun farkına vardığında herkes sizinle alay eder.
Geniş bant internet aboneliği sayısı göreve geldiğimizde 20 bindi, şu anda geniş bant internet sayısı 34 milyona ulaştı. 20 bin nire, 34 milyon nire? Bunu göremeyecek kadar gözler körelmiş. Okullara geniş bant internet erişimi sağlayan kadroya siz 'yasakçı', 'sansürcü' derseniz, 'diktatör' diye çamur atarsanız, o çamur döner, bu çamuru atanların yüzüne çarpar."
Başbakan Erdoğan, internet ve bilgisayarın, uygun şekilde kullanılmaması, denetim ve düzen altında olmaması halinde, yararlı bir araç, eğitim aracı olmaktan çıkıp, acı sonuçları olan tehlikeye dönüşebildiğini belirtti.
ABD ve Avrupa'da bu tehdit önlemeye yönelik çok sıkı önlemlerin bulunduğuna işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:
"İnternetin kimi zaman nasıl bir tehdit olduğunun görülmesi bakımından bir çalışma arkadaşımızın çocuklarının başına gelen hadiseyi, özellikle anlatmak istiyorum. 12-13 yaşlarında iki çocuk, evlerindeki bilgisayarda internette gezinirken karşılarına bir ekran görüntüsü çıkıyor. Ekran görüntüsünde çocuklardan birinin resmi var. Bilgisayarın kamerasından çekilmiş. Yani birileri bilgisayara girmiş, kamerasını kontrol altına almış, evin içindeki görüntüyü çekmiş. Sonra o görüntüyü bir sayfaya yerleştiriyor. 'Sizi tanıyor, biliyoruz, adresiniz elimizde biz jandarma, polisiz' diyerek jandarma, polis, MİT'in logalarını sayfaya yerleştirerek, çocuklardan verilen hesaba para yatırmaları isteniyor. İnanın bir çok çocuk anne babaları duymasın diye, korkuyla kendilerine ekrandan emredileni yapıyorlar. Bizim arkadaşımızın çocukları korkuyla ağlayarak babalarını arıyorlar, babaları çocukları teskin ediyor. Bu, internette yapılan belki de en basit dolandırıcılık şeklidir. Bunlara karşı bir tedbir alınca, bir düzenleme getirince belli çevreler koro halinde, sansür türküsü söylemeye başlıyor. Bizi anne, babalar, öğretmenler anlıyor. 2011'de güvenli internete geçerken işte bu çevreler sokağa döküldüler. Çocuk yaştaki kızın eline o ahlaksız pankartı tutuşturup, sokakta eylem yaptılar. O zaman da işte bu CHP, tıpkı bugün olduğu gibi bu ahlaksızlara destek verdi. Çocuklara, gençlere, nesillere sahip çıkmak bizim anayasal görevimizdir. Bunlara ben kaç kez anayasa maddesini okudum. Ama bunların anlamak diye bir derdi yok. Bu bizim görevimizdir, biz bu görevi gençliğin korunması maddesinde ne emrediyorsa bunu yapmakla mükellefiz."
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Gezicilerle paralel örgütün patronu bir. Bunlar zaten ezelden kardeştirler. Şimdi de dayanışma içinde millete karşı, milli iradeye karşı birlikte operasyon yürütüyorlar" dedi.
Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, 2011'de "internete sansür geliyor" diye sokağa dökülenlerin bugün de aynısını yaptıklarını söyledi.
"Hayır, internete sansür gelmiyor, özgürlük kısıtlanmıyor. Sadece ahlaksızlığa, şantaja, tehdide karşı tedbir alınıyor. Neşter, doktorun elinde hayat kurtarır ama katilin elinde can alır. Bunu iyi tefrik etmemiz lazım" ifadelerini kullanan Erdoğan, "Bu yeni yasadan en fazla istifade edecek olan CHP'dir, MHP'dir. Çünkü en fazla kaset saldırısına uğrayan, kayıtlarla en fazla tehdit edilen, dizayn edilen CHP ve MHP'dir. Biz yeni internet düzenlemesiyle sadece çocukları değil CHP'yi, MHP'yi, diğer partileri de alçakça şantaj ve tehdit karşısında koruma altına alıyoruz. İnanın CHP de MHP de içten içe bu düzenlemeyi sonuna kadar savunuyorlar ama bunlara şantaj yapan, bunları esaret altına alan o paralel yapıya şirin görünmek için seslerini çıkaramıyorlar" diye konuştu.
Geçen hafta CHP Genel Başkanı'nın grup salonuna ses sistemi kurdurduğunu hatırlatan Başbakan Erdoğan, sözlerine şöyle sürdürdü:
"Yayınlanması yasa dışı olan ses kayıtlarını milletvekillerine dinletiyor. Bu dinlemeler tamamen hukuksuz şekilde yapılmıştır. Bu dinlemeler hukuku çiğnemek suretiyle dosyalara konulmuştur. Bu dinlemeler tamamen hukuksuz şekilde kamuoyuna sızdırılmıştır. Ortada bırakın hukuku çiğnemeyi, bırakın suç işlemeyi, çok açık ve net şekilde ihanet vardır. Madem öyle, madem ahlaksızlık, kuralsızlık bu boyutlara kadar ulaştı, CHP'ye buradan bir çağrı yapıyorum. Bugün de arkanızdaki perdeden CHP eski Genel Başkanı ile ilgili internete verilen, bizim engellediğimiz o görüntüleri de yayınlayın. Aynı şekilde yine Genel Başkan Yardımcısı ve şu anda Grup Başkanvekili midir bilemiyorum, onunla ilgili de yine yayınlar yapıldı, onu da biz yine anında engelledik, onu da yayınlayın. Madem bu kadar ahlakı ayaklar altına aldınız, bu kadar yasaları hiçe saydınız, bugün de grup salonunda CHP'li belediye başkanlarının rüşvet pazarlıklarını, 'yamyam' itiraflarını, bunların ses kayıtlarını da yayınlayın. Eğer cesaretiniz varsa bugün de patronunuzun ananaslı, tesbihli, Ugandalı ses kayıtları da yayınlayın. Hakimlere, savcılara verilen ihanet talimatlarını yayınlayın. Hatta açın o beddua görüntülerini hocanız beddua etsin siz de salondan CHP'liler olarak hep birlikte 'amin' deyin.
Bugün baktım şöyle bir karikatür var malum medyada: İşe alımda ya da memur alımında jüri karşısında imtihana girecek olan güya üç tane önünde kendilerine göre AK Parti kartı koymuşlar. Üç tane AK Partili, dolayısıyla onlar devlete alınıyor... Bunu siz yaptınız siz. Şecaat arz ederken sirkatin söylüyorsunuz. Siz paralel devleti oluştururken sizin zihniyetinizde olmayan kimseyi devlete almak istemediniz, bunun adımlarını attınız. Şimdi elinizden bu güç, kuvvet gidiyor diye çılgına döndünüz. Onun için şimdi bu kadar bağırıp çağırıyorsunuz. Bu ülkede bunları yaptınız ve şimdi de bunlar elinizden gidince hoplamaya zıplamaya başladınız. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. İşinizde bundan dolayı sadece bedduaya kaldı. Biz bedduayla değil duayla yürüyoruz, biz milletin duasıyla yürüyoruz. Hamdolsun, bizim arkamızda 77 milyonun duası var. Bizim arkamızda Filistinli, Mısırlı, Somalili, Açeli, Myanmarlı mazlumun duası var. Bizim arkamızda önünde parçalanmış bebeğinin başında ellerini havaya, Rabbe açarak feryat eden, aynı zamanda da bize hayır duaları eden o tertemiz, o samimi, yüreği paramparça Suriyeli annelerin duaları var. İşte onun için açık açık burada ifade ediyorum: Kimin elinde ne varsa, hiç çekinmesin ortalığa döksün. Hangi görüntü, hangi ses kaydı varsa, hepsini ortalığa saçsınlar. CHP'nin, MHP'nin siyaset yapmak için zaten kırıntılara ihtiyacı var. Buyursunlar, CHP ve MHP'nin önüne o kırıntıları, o yemleri atsınlar. Bir kez daha söylüyorum: Korkaklar zafer anıtı dikemezler. Bizim içimizde korkaklar vardı, zor zamanda dik duramayanlar vardı. Bu partinin içinde korkaklara yer yoktur."
Bu makamlara medyanın üfürmesiyle değil, sermayenin desteğiyle değil milletin mührüyle geldiklerini belirten Erdoğan, "Biz medyaya rağmen geldik. 28 Şubat döneminde bu medya bize en alçakça saldırıları yaptı. Ceza aldığımda 'muhtar bile olamaz' diyerek adeta zil takıp oynadılar. Onların 'muhtar bile olamaz' diye alay ettiklerini bu millet başbakanlık makamına yükseltti" dedi.
"411 el kaosa kalktı" diyerek milli iradeyi aşağılayanlara, AK Parti'nin kapatılması için ellerinden geleni yapmalarına rağmen yine bugün burada olduklarını ifade eden Erdoğan, "Şu anda o malum medya koro halinde hep bir ağızdan bize saldırıyor. 28 Şubat'ta yaptılar, partimize açılan dava sürecinde yaptılar, başörtüsü oylaması sırasında yaptılar, milletten cevabı aldılar. Her seçim koro halinde saldırdılar, cevabını aldılar. Hiç endişe etmeyin işte bu medya 30 Mart'ta da gereken cevabı milletten alacak. Bunlar hangi manşeti atarsa atsınlar son manşeti sandıkta millet atacak, aziz vatandaşlarım atacak" diye konuştu.
Son günlerde medya tarihinin en aşağılık, en alçakça, en müptezel linç girişiminin yapıldığını belirten Erdoğan, tarihte bunun başka bir örneğinin görülemeyeceğini kaydetti.
"Bir kadıncağız, bizim Bahçelievler Belediye Başkanımızın gelini. Kabataş'ta yanındaki 6 aylık çocuğuyla linç girişimine maruz kalıyor. Bunu ifade vererek izah ediyor. Yetmedi Adli Tıp raporuyla kendisinin ve bebeğinin vücudundaki darp izlerini belgeliyor" diyen Erdoğan, Haziran ayındaki bu linç girişimi yetmezmiş gibi 8 ay sonra bu sefer medyanın yeniden linç girişimine başladığını söyledi. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"O malum gazeteler, televizyonlar, aynı yerden emir ve talimat alarak, aynı cümlelerle, aynı manşetlerle genç bir kadın üzerinden linç kampanyası başlatıyor. Allah aşkına, sizin insanlığınız öldü mü? Sizin vicdanınız bu kadar mı? Akşam eve gidince çocuklarınızın, eşinizin, anne, babanızın yüzüne nasıl bakabiliyorsunuz? Aynı hadise Allah korusun sizin çocuklarınızın başına gelseydi, böyle mi davranırdınız? Şimdi iki hafta sonra 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlanacak. Hangi yüzle kadın haklarından bahsedeceksiniz. Hangi yüzde 'kadına şiddete hayır' diyeceksiniz? Bundan sonra her tecavüze uğrayan kadın bunları ikna etmek için elinde görüntü kaydıyla mı dolaşacak? Kocasından şiddet gören, eli yüzü kan içindeki kadın iddiasını ispat etmek için elinde kayıtla mı gelecek? Sokakta kurşunla öldürülmüş kadın cesedinin yanına artık görüntü kaydı mı koyacak? Ortada ifade tutanağı var, Adil Tıp raporu var, linç edilmiş bir kadın var, darp edilmiş bir bebek var, bunlar çıkmışlar olayın nasıl olmadığını ispat etmeye çalışıyorlar. Vicdan vicdan vicdan... Eğer o kadıncağız başörtülü olmasaydı bu linç olur muydu?
Dün başörtüsüne füruat diyenler işte bugün başörtülü bir kadın üzerinden başörtüsü düşmanlığını sürdürüyorlar. Bunu yapanların ilkeleri yok, sınırları yok. Bunlar için helal, haram yok. Bunlar her işi meşru görüyorlar. Çünkü anlayış, ilke şu: Amaca ulaşmak için her yol meşrudur. Gerektiğinde Hazreti Peygamberi Miraç'tan indirip kamyonete bildiriyorlar, o şekilde her istediklerini meşru hale getiriyorlar. Ama ben diğerlerine sormak istiyorum: Siz, bunların arkasına niye takıldınız? Sizin bunlarla ne işiniz var? Cevabı çok basit: Gezicilerle paralel örgütün patronu bir. Bunlar zaten ezelden kardeştirler. Şimdi de dayanışma içinde millete karşı, milli iradeye karşı birlikte operasyon yürütüyorlar. Biz bunları 28 Şubat'taki manşetlerinden aynı zamanda 28 Şubat'taki ihanetlerinden de tanırız. 'Beceremediniz artık bırakın' manşetini bu millet unutmadı ve unutmayacak. O ihaneti, hançeri 28 Şubatçılarla yapılar, o işbirlikçi tavrı bu millet unutmadı ve asla unutmayacak. Hazreti Yusuf'u kuyuya kardeşleri atmıştı. Allah o Yusuf'u kuyudan çıkardı Mısır'a vezir yaptı. Kardeşlerinin kuyuya attığı Yusuf'u kör kuyulardan çıkaran Allah, kadiri mutlaktır. Unutmayın, manşetlerin dediği değil milletin dediği olur. Allah'ın dediği olur. Bu alçaklığın, bu ihanetin hesabı da er ya da geç bu hainlerden sorulur. Onun için bir an bile olsun rehavet içinde olmayacağız. Bir an bile olsun boş bulunmayacağız."
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, dün İstanbul Maltepe'de bir olaya müdahale eden polis memurlarına menfur bir saldırı gerçekleştirildiğini, bir polisin şehit olduğunu, bir polisin yaralandığını anımsattı. Erdoğan, şehit polis Mehmet Emin Aydın'a Allah'tan rahmet, İstanbul emniyeti, polis teşkilatı, ailesi, yakınlarına sabır, yaralı polise şifa diledi.
Başbakan Erdoğan, Taksim'de bir binada meydana gelen patlamada yaralanan 6 vatandaşa da geçmiş olsun temennisinde bulundu.
Ankara ve İstanbul'da geçen hafta önemli uluslararası temaslarının olduğunu, çok önemli açılış ve temel atma törenleri gerçekleştirdiklerini anlatan Erdoğan, geçen salı İspanya Başbakanı Mariano Rajoy ve heyetini Ankara'da ağırladıklarını, Türkiye - İspanya 5. Hükümetlerarası Zirve'yi gerçekleştirdiklerini anımsattı.
İspanya Başbakanı Rajoy, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Meclis Başkanı Cemil Çiçek'in katılımıyla Batıkent- Sincan metro hattının açılışını yaptıklarına işaret eden Erdoğan, Batıkent'ten metroya binerek Sincan'a gittiklerini, Sincan'da büyük coşkuyla karşılandıklarını anlattı.
Erdoğan, Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin başlattığı, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı'nın tamamladığı 15,5 kilometrelik Batıkent-Sincan metro hattının, belirlenen zamandan 11 ay önce tamamlandığını dile getirdi. Erdoğan, yolcuların, Batıkent'ten Sincan'a aktarmayla gittiklerini, düzenlemeyle bu aktarmayı ortadan kaldırıp, Kızılay'dan Sincan'a metroyu kesintisiz bağlayacaklarını söyledi.
Kızılay-Çayyolu hattını da Mart'ta hizmete açacaklarını, bu hattı da belirlenen süreden 10 ay önce tamamlayacaklarını belirten Erdoğan, Kızılay-Keçiören hattının da 2014 sonunda tamamlanarak testlerine başlanacağını duyurdu. Erdoğan, Ankara'da 23,5 kilometre olan raylı sistem uzunluğunu, böylece 67,5 kilometreye çıkaracaklarını bildirdi.
İstanbul'da hafta sonunda açılış ve temel atma törenlerine katıldıklarını anımsatan Erdoğan, cumartesi günü Yenikapı'da İstanbul'un metro ulaşımı için hayati derece önemli olan bağlantı hattını, projeyi gerçekleştirdiklerini söyledi. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Çünkü Haliç'in üzerinden bir köprüyle Şişhane'yi Yenikapı'ya bağlayan bir hat bu. Üsküdar'dan Yenikapı'ya, Marmaray'a binerek, Marmaray'ı bir kez daha tecrübe ederek bunu yaşadık, bu heyecan veren anı İstanbullular ile yaşama fırsatı bulduk. 3,5 kilometre uzunluğunda Şişhane, Haliçköprüsü ve Yenikapı olmak üzere üç istasyondan oluşan hattı açarak, Sarıyer, Maslak, Levent, Şişli, Taksim'i Marmaray hattına, oradan Üsküdar ve Kartal'a bağladık. Bu hat İstanbul'un binlerce yıllık tarihinin olduğu bir bölgede inşa edildi. Gecikmeyi, ek maliyeti göze alarak, tarihi eserin ortaya çıkarılması için büyük hassasiyet sergiledik. Kazılar sırasında 23 antik gemi kalıntısı ve 50 binden fazla tarihi eser ortaya çıkarıldı. Bu kazılar sayesinde İstanbul'un bilinen tarihi 8 bin 500 yıl öncesine kadar belirlendi. Tarihi eserlerin yoğun olduğu bölgeden geçen bu hatta, tarihi dokunun zarar görmemesi için titreşim ve gürültüyü en aza indirecek özel ray bağlantısı yapıldı. Hattın en önemli yapısı ve istasyonu Haliç üzerine inşa ettiğimiz köprü oldu. İstanbul'un hem Marmara hem Haliç tarafını seyretme imkanı veren bu köprü, İstanbul turizmine önemli katkı sağlayacak.
Belediyecilik nedir bilmeyen, belediyecilikten nasibini almayan birileri de bu köprüyle ilgili 'İstanbul'un siluetini bozuyor' gibi yakıştırmalar, yapıştırmalar yapmaya kalkıyor. İşte böyle alakasız yakıştırma, yaklaşım. Yetişemedikleri üzüme koruk diyorlar, olay bu. Gerek trenle üzerinden geçerken gerekse seyir terasından Haliç ve İstanbul'u seyretmek, insana mutluluk veriyor. Sadece İstanbullular için değil turistler için farklı imkan sağlayacak. Birileri de köprü üzerinde balık tutuyor. Belediye Başkanı olduğumda bırakın oralarda balık tutmayı, kara parçalarından geçilmiyordu. Eğer şimdi balık tutuyorsanız onun nedeni biziz, o Haliç'i biz temizledik. CHP'den İstanbul'u aldığımızda Haliç kokudan geçilmiyordu. Haliç'te mikrobiyolojik noktada temizlik yoktu, tamamıyla bitmiş, tükenmişti. Bu halde devraldık. Sizin çevrecilikle ne alakanız var. Şimdi tertemiz Haliç'i buldunuz, orada balık avlıyorsunuz, bu balığı avlarken de buraya nasıl geldik, hala farkında değilsiniz. Bunlar bu kadar İstanbullu.
Başbakan Erdoğan, konuşmasında, hafta sonu İstanbul'daki temasları ve gerçekleştirdiği temel atma törenlerine de yer verdi.
Ankara'da dün bir başka önemli, anlamlı, tarihi önemi olan bir töreni gerçekleştirdiklerini dile getiren Erdoğan, 81 ilde, 100 bin öğrenciye daha tablet bilgisayar teslim ettiklerini, dağıttıkları tablet bilgisayar sayısının 163 bine ulaştığını vurguladı. Erdoğan, mart sonunda 675 bin daha ekleyeceklerini kaydederek, "Arkadan yeni ihale geliyor. Orada on milyon tablet bilgisayar var. Bununla birlikte yavrularımızın ellerine süratle tablet bilgisayarları ulaştıracağız" dedi.
Meslek liseleri hariç, tüm liselerdeki sınıflara 85 bin adet etkileşimli tahta kurulması işlemini gerçekleştirdiklerini bildiren Erdoğan, meslek liseleri ve diğer okulları kapsayacak şekilde 40 bin daha etkileşimli tahta yerleştireceklerini belirtti. Erdoğan, 18 ay içinde etkileşimli tahtası olan sınıf sayısını 350 bine ulaştıracaklarını vurguladı.
Erdoğan, bilgisayar ve internet tabanlı eğitimde dünyanın ilgi, hayranlıkla izlediği değişim, dönüşüm yaşadıklarını dile getirdi.
Öğrenci ve öğretmenlerin yeni sisteme ayak uydurduklarını, başarıyla sürdürdüklerini ifade eden Erdoğan, 5 bin eğitim videosu, 3 bin 200 metin ve ses kaydının oluşturulduğunu, 54 bine yakın, konularına uygun, tarihi arşiv niteliğinde görsel malzeme hazırlandığını anlattı. Erdoğan, 100 bin öğretmenin FATİH Projesi'nin eğitimini aldığını, bu malzemeleri kullanacak donanımı kazandığını dile getirdi.
Başbakan Erdoğan, gelecek aylar itibariyle geniş bant internet erişimine sahip okul sayısının 50 bine ulaşacağını bildirerek, 10 yıl önce görevi devraldıklarında okullarda bilgisayar ve internetin yok denecek kadar az olduğunu söyledi. Okullarda şu anda 1 milyon bilgisayar, 30 bin bilişim teknolojisi sınıfı, yakında sayısı 50 bine ulaşacak olan geniş bant internet imkanı bulunduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Bir kısım medyada, 'Hükümet interneti yasaklıyor, internete sansür' getiriyor diye yaygara koparanlar var. Öbür yandan milletim kimin ne yaptığını bizzat yaşayarak görüyor. Biz laf üretmiyoruz, icraat üretiyoruz. Dün 100 bin öğrencimiz evlerine ellerinde tablet bilgisayarlarla gitti. Yaklaşık 163 bin öğrencimiz, şu anda etkileşimli tahta, yani internetle eğitim görüyor. Bu iktidara nasıl oluyor da 'internete karşısınız' yakıştırması, yaftası yapıştırılmaya çalışılıyor. Bu medyanın İstanbul'da, plazalarda attığı manşetlerle Anadolu'da, Trakya'da milletin gördüğü, yaşadığı birbirini tutmuyor. Okullara 1 milyon bilgisayar gönderen, 30 bin bilişim teknolojisi sınıfı kuran hükümete 'interneti engelliyor' diye ithamda bulunursanız size dünyanın her yerinde gülerler. Maalesef dünyanın da belli odakları, bu medya gruplarıyla oraları kaynak kabul ederek haberler yapıyorlar. İşin aslı farklı, yayınladıkları haberler farklı. 163 bin çocuğa tablet bilgisayar dağıtan, bütün öğrencilere de bunu verecek olan bir iktidara, 'interneti yasaklıyor' iftirasını atarsanız, dünyada bunun farkına vardığında herkes sizinle alay eder.
Geniş bant internet aboneliği sayısı göreve geldiğimizde 20 bindi, şu anda geniş bant internet sayısı 34 milyona ulaştı. 20 bin nire, 34 milyon nire? Bunu göremeyecek kadar gözler körelmiş. Okullara geniş bant internet erişimi sağlayan kadroya siz 'yasakçı', 'sansürcü' derseniz, 'diktatör' diye çamur atarsanız, o çamur döner, bu çamuru atanların yüzüne çarpar."
Başbakan Erdoğan, internet ve bilgisayarın, uygun şekilde kullanılmaması, denetim ve düzen altında olmaması halinde, yararlı bir araç, eğitim aracı olmaktan çıkıp, acı sonuçları olan tehlikeye dönüşebildiğini belirtti.
ABD ve Avrupa'da bu tehdit önlemeye yönelik çok sıkı önlemlerin bulunduğuna işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:
"İnternetin kimi zaman nasıl bir tehdit olduğunun görülmesi bakımından bir çalışma arkadaşımızın çocuklarının başına gelen hadiseyi, özellikle anlatmak istiyorum. 12-13 yaşlarında iki çocuk, evlerindeki bilgisayarda internette gezinirken karşılarına bir ekran görüntüsü çıkıyor. Ekran görüntüsünde çocuklardan birinin resmi var. Bilgisayarın kamerasından çekilmiş. Yani birileri bilgisayara girmiş, kamerasını kontrol altına almış, evin içindeki görüntüyü çekmiş. Sonra o görüntüyü bir sayfaya yerleştiriyor. 'Sizi tanıyor, biliyoruz, adresiniz elimizde biz jandarma, polisiz' diyerek jandarma, polis, MİT'in logalarını sayfaya yerleştirerek, çocuklardan verilen hesaba para yatırmaları isteniyor. İnanın bir çok çocuk anne babaları duymasın diye, korkuyla kendilerine ekrandan emredileni yapıyorlar. Bizim arkadaşımızın çocukları korkuyla ağlayarak babalarını arıyorlar, babaları çocukları teskin ediyor. Bu, internette yapılan belki de en basit dolandırıcılık şeklidir. Bunlara karşı bir tedbir alınca, bir düzenleme getirince belli çevreler koro halinde, sansür türküsü söylemeye başlıyor. Bizi anne, babalar, öğretmenler anlıyor. 2011'de güvenli internete geçerken işte bu çevreler sokağa döküldüler. Çocuk yaştaki kızın eline o ahlaksız pankartı tutuşturup, sokakta eylem yaptılar. O zaman da işte bu CHP, tıpkı bugün olduğu gibi bu ahlaksızlara destek verdi. Çocuklara, gençlere, nesillere sahip çıkmak bizim anayasal görevimizdir. Bunlara ben kaç kez anayasa maddesini okudum. Ama bunların anlamak diye bir derdi yok. Bu bizim görevimizdir, biz bu görevi gençliğin korunması maddesinde ne emrediyorsa bunu yapmakla mükellefiz."
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Gezicilerle paralel örgütün patronu bir. Bunlar zaten ezelden kardeştirler. Şimdi de dayanışma içinde millete karşı, milli iradeye karşı birlikte operasyon yürütüyorlar" dedi.
Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, 2011'de "internete sansür geliyor" diye sokağa dökülenlerin bugün de aynısını yaptıklarını söyledi.
"Hayır, internete sansür gelmiyor, özgürlük kısıtlanmıyor. Sadece ahlaksızlığa, şantaja, tehdide karşı tedbir alınıyor. Neşter, doktorun elinde hayat kurtarır ama katilin elinde can alır. Bunu iyi tefrik etmemiz lazım" ifadelerini kullanan Erdoğan, "Bu yeni yasadan en fazla istifade edecek olan CHP'dir, MHP'dir. Çünkü en fazla kaset saldırısına uğrayan, kayıtlarla en fazla tehdit edilen, dizayn edilen CHP ve MHP'dir. Biz yeni internet düzenlemesiyle sadece çocukları değil CHP'yi, MHP'yi, diğer partileri de alçakça şantaj ve tehdit karşısında koruma altına alıyoruz. İnanın CHP de MHP de içten içe bu düzenlemeyi sonuna kadar savunuyorlar ama bunlara şantaj yapan, bunları esaret altına alan o paralel yapıya şirin görünmek için seslerini çıkaramıyorlar" diye konuştu.
Geçen hafta CHP Genel Başkanı'nın grup salonuna ses sistemi kurdurduğunu hatırlatan Başbakan Erdoğan, sözlerine şöyle sürdürdü:
"Yayınlanması yasa dışı olan ses kayıtlarını milletvekillerine dinletiyor. Bu dinlemeler tamamen hukuksuz şekilde yapılmıştır. Bu dinlemeler hukuku çiğnemek suretiyle dosyalara konulmuştur. Bu dinlemeler tamamen hukuksuz şekilde kamuoyuna sızdırılmıştır. Ortada bırakın hukuku çiğnemeyi, bırakın suç işlemeyi, çok açık ve net şekilde ihanet vardır. Madem öyle, madem ahlaksızlık, kuralsızlık bu boyutlara kadar ulaştı, CHP'ye buradan bir çağrı yapıyorum. Bugün de arkanızdaki perdeden CHP eski Genel Başkanı ile ilgili internete verilen, bizim engellediğimiz o görüntüleri de yayınlayın. Aynı şekilde yine Genel Başkan Yardımcısı ve şu anda Grup Başkanvekili midir bilemiyorum, onunla ilgili de yine yayınlar yapıldı, onu da biz yine anında engelledik, onu da yayınlayın. Madem bu kadar ahlakı ayaklar altına aldınız, bu kadar yasaları hiçe saydınız, bugün de grup salonunda CHP'li belediye başkanlarının rüşvet pazarlıklarını, 'yamyam' itiraflarını, bunların ses kayıtlarını da yayınlayın. Eğer cesaretiniz varsa bugün de patronunuzun ananaslı, tesbihli, Ugandalı ses kayıtları da yayınlayın. Hakimlere, savcılara verilen ihanet talimatlarını yayınlayın. Hatta açın o beddua görüntülerini hocanız beddua etsin siz de salondan CHP'liler olarak hep birlikte 'amin' deyin.
Bugün baktım şöyle bir karikatür var malum medyada: İşe alımda ya da memur alımında jüri karşısında imtihana girecek olan güya üç tane önünde kendilerine göre AK Parti kartı koymuşlar. Üç tane AK Partili, dolayısıyla onlar devlete alınıyor... Bunu siz yaptınız siz. Şecaat arz ederken sirkatin söylüyorsunuz. Siz paralel devleti oluştururken sizin zihniyetinizde olmayan kimseyi devlete almak istemediniz, bunun adımlarını attınız. Şimdi elinizden bu güç, kuvvet gidiyor diye çılgına döndünüz. Onun için şimdi bu kadar bağırıp çağırıyorsunuz. Bu ülkede bunları yaptınız ve şimdi de bunlar elinizden gidince hoplamaya zıplamaya başladınız. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. İşinizde bundan dolayı sadece bedduaya kaldı. Biz bedduayla değil duayla yürüyoruz, biz milletin duasıyla yürüyoruz. Hamdolsun, bizim arkamızda 77 milyonun duası var. Bizim arkamızda Filistinli, Mısırlı, Somalili, Açeli, Myanmarlı mazlumun duası var. Bizim arkamızda önünde parçalanmış bebeğinin başında ellerini havaya, Rabbe açarak feryat eden, aynı zamanda da bize hayır duaları eden o tertemiz, o samimi, yüreği paramparça Suriyeli annelerin duaları var. İşte onun için açık açık burada ifade ediyorum: Kimin elinde ne varsa, hiç çekinmesin ortalığa döksün. Hangi görüntü, hangi ses kaydı varsa, hepsini ortalığa saçsınlar. CHP'nin, MHP'nin siyaset yapmak için zaten kırıntılara ihtiyacı var. Buyursunlar, CHP ve MHP'nin önüne o kırıntıları, o yemleri atsınlar. Bir kez daha söylüyorum: Korkaklar zafer anıtı dikemezler. Bizim içimizde korkaklar vardı, zor zamanda dik duramayanlar vardı. Bu partinin içinde korkaklara yer yoktur."
Bu makamlara medyanın üfürmesiyle değil, sermayenin desteğiyle değil milletin mührüyle geldiklerini belirten Erdoğan, "Biz medyaya rağmen geldik. 28 Şubat döneminde bu medya bize en alçakça saldırıları yaptı. Ceza aldığımda 'muhtar bile olamaz' diyerek adeta zil takıp oynadılar. Onların 'muhtar bile olamaz' diye alay ettiklerini bu millet başbakanlık makamına yükseltti" dedi.
"411 el kaosa kalktı" diyerek milli iradeyi aşağılayanlara, AK Parti'nin kapatılması için ellerinden geleni yapmalarına rağmen yine bugün burada olduklarını ifade eden Erdoğan, "Şu anda o malum medya koro halinde hep bir ağızdan bize saldırıyor. 28 Şubat'ta yaptılar, partimize açılan dava sürecinde yaptılar, başörtüsü oylaması sırasında yaptılar, milletten cevabı aldılar. Her seçim koro halinde saldırdılar, cevabını aldılar. Hiç endişe etmeyin işte bu medya 30 Mart'ta da gereken cevabı milletten alacak. Bunlar hangi manşeti atarsa atsınlar son manşeti sandıkta millet atacak, aziz vatandaşlarım atacak" diye konuştu.
Son günlerde medya tarihinin en aşağılık, en alçakça, en müptezel linç girişiminin yapıldığını belirten Erdoğan, tarihte bunun başka bir örneğinin görülemeyeceğini kaydetti.
"Bir kadıncağız, bizim Bahçelievler Belediye Başkanımızın gelini. Kabataş'ta yanındaki 6 aylık çocuğuyla linç girişimine maruz kalıyor. Bunu ifade vererek izah ediyor. Yetmedi Adli Tıp raporuyla kendisinin ve bebeğinin vücudundaki darp izlerini belgeliyor" diyen Erdoğan, Haziran ayındaki bu linç girişimi yetmezmiş gibi 8 ay sonra bu sefer medyanın yeniden linç girişimine başladığını söyledi. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"O malum gazeteler, televizyonlar, aynı yerden emir ve talimat alarak, aynı cümlelerle, aynı manşetlerle genç bir kadın üzerinden linç kampanyası başlatıyor. Allah aşkına, sizin insanlığınız öldü mü? Sizin vicdanınız bu kadar mı? Akşam eve gidince çocuklarınızın, eşinizin, anne, babanızın yüzüne nasıl bakabiliyorsunuz? Aynı hadise Allah korusun sizin çocuklarınızın başına gelseydi, böyle mi davranırdınız? Şimdi iki hafta sonra 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlanacak. Hangi yüzle kadın haklarından bahsedeceksiniz. Hangi yüzde 'kadına şiddete hayır' diyeceksiniz? Bundan sonra her tecavüze uğrayan kadın bunları ikna etmek için elinde görüntü kaydıyla mı dolaşacak? Kocasından şiddet gören, eli yüzü kan içindeki kadın iddiasını ispat etmek için elinde kayıtla mı gelecek? Sokakta kurşunla öldürülmüş kadın cesedinin yanına artık görüntü kaydı mı koyacak? Ortada ifade tutanağı var, Adil Tıp raporu var, linç edilmiş bir kadın var, darp edilmiş bir bebek var, bunlar çıkmışlar olayın nasıl olmadığını ispat etmeye çalışıyorlar. Vicdan vicdan vicdan... Eğer o kadıncağız başörtülü olmasaydı bu linç olur muydu?
Dün başörtüsüne füruat diyenler işte bugün başörtülü bir kadın üzerinden başörtüsü düşmanlığını sürdürüyorlar. Bunu yapanların ilkeleri yok, sınırları yok. Bunlar için helal, haram yok. Bunlar her işi meşru görüyorlar. Çünkü anlayış, ilke şu: Amaca ulaşmak için her yol meşrudur. Gerektiğinde Hazreti Peygamberi Miraç'tan indirip kamyonete bildiriyorlar, o şekilde her istediklerini meşru hale getiriyorlar. Ama ben diğerlerine sormak istiyorum: Siz, bunların arkasına niye takıldınız? Sizin bunlarla ne işiniz var? Cevabı çok basit: Gezicilerle paralel örgütün patronu bir. Bunlar zaten ezelden kardeştirler. Şimdi de dayanışma içinde millete karşı, milli iradeye karşı birlikte operasyon yürütüyorlar. Biz bunları 28 Şubat'taki manşetlerinden aynı zamanda 28 Şubat'taki ihanetlerinden de tanırız. 'Beceremediniz artık bırakın' manşetini bu millet unutmadı ve unutmayacak. O ihaneti, hançeri 28 Şubatçılarla yapılar, o işbirlikçi tavrı bu millet unutmadı ve asla unutmayacak. Hazreti Yusuf'u kuyuya kardeşleri atmıştı. Allah o Yusuf'u kuyudan çıkardı Mısır'a vezir yaptı. Kardeşlerinin kuyuya attığı Yusuf'u kör kuyulardan çıkaran Allah, kadiri mutlaktır. Unutmayın, manşetlerin dediği değil milletin dediği olur. Allah'ın dediği olur. Bu alçaklığın, bu ihanetin hesabı da er ya da geç bu hainlerden sorulur. Onun için bir an bile olsun rehavet içinde olmayacağız. Bir an bile olsun boş bulunmayacağız."
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
