2008-06-05 - 11:40
KYOTO PROTOKOLÜ...
Türkiye'nin Kyoto Protokolüne katılmasının uygun bulunduğuna ilişkin kanun tasarısı, TBMM Başkanlığına sunuldu. Tasarı, 11 Aralık 1997 tarihinde Kyoto'da imzalanan BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesinin Kyoto Protokolüne Türkiye'nin de katılmasını öngörüyor.
Tasarının gerekçesinde Türkiye'nin, uluslararası toplumun en önemli
gündem maddelerinden olan çevre konularına büyük önem verdiği
belirtilerek, şu görüşlere yer verildi:
''Özellikle son yıllarda önemi artan iklim değişikliği konusu da çevre
alanındaki öncelikli konular arasında yer almaktadır. İklim değişikliği,
günümüzde salt bir çevre sorunu olarak görülmekten çıkmış ve çok ciddi
sosyo-ekonomik sonuçlara yol açabilecek ve hatta ülkelerin güvenliğini
tehdit edebilecek boyutta bir sorun olarak ele alınmaya başlanmış,
ülkelerin sürdürülebilir kalkınma çabalarını ciddi ölçüde sekteye
uğratabilecek potansiyeli ile uluslararası gündemin üst sıralarına
tırmanmıştır.
Ülkemiz, iklim değişikliği ile mücadele konusunda uluslararası toplumla
birlikte hareket ederek, 1992 tarihli BM İklim Değişikliği Çerçeve
Sözleşmesine (BMİDÇS), 2001 yılında Marakeş'te yapılan BMİDÇS'nin 7.
Taraflar Konferansında özgün şartlarının tanınmasını müteakip, 2004
yılında taraf olmuştur.
Sözleşmenin 1995 yılında Berlin'de gerçekleştirilen 1. Taraflar
Konferansında, 2000 yılından sonraki dönemler için belirli zaman
dilimleri içinde, 'Sayısal sera gazı azaltım veya sınırlandırma'
konusunda politika ve tedbirleri detaylandırmaya odaklı başlatılan
süreç, 1997 yılında Japonya'nın Kyoto kentinde yapılan 3. Taraflar
Konferansında ortak eylemlerin genel çerçevesini çizen Kyoto
Protokolünün benimsenmesiyle sonuçlanmıştır.''

-KYOTO PROTOKOLÜ-

Sözleşmeye taraf olan ülkelerin, 1997 tarihli Kyoto Protokolüne taraf
olmaya çağrıldığı kaydedilen gerekçede, Protokolün 16 Mart 1998
tarihinde New York'ta imzaya açıldığı ve bir yıl süreyle imzaya açık
kaldığı hatırlatıldı.
2005 yılında 55 ülkenin taraf olmasıyla yürürlüğe giren Protokole, 177
ülke ve AB'nin taraf olduğu anımsatılan gerekçede, Protokolün ilk
yükümlülük döneminin 2012 yılında sona ereceği hatırlatıldı.

-TÜRKİYE'NİN SAĞLAYACAĞI YARARLAR-

Türkiye'nin Kyoto Protokolüne taraf olmayan çok az sayıdaki ülkeden biri
olduğu ifade edilen gerekçede, iklim değişikliği ile mücadele alanındaki
çalışmaları çerçevesinde Türkiye'nin, 2004 yılında Sözleşmeye taraf
olduktan sonra 1997 tarihli Kyoto Protokolüne de taraf olmaya davet
edildiği bildirildi.
Gerekçede, Türkiye'nin Protokole taraf olmasının sağlayacağı yararlar da
şöyle sıralandı:
''Ülkemizin, kurucu üyelerinden olduğu BM'nin saygın bir ülkesi olarak,
Protokol'e taraf olması, uluslararası gündemin en öncelikli ve acil
sorunlarından biri haline gelen iklim değişikliği ile mücadele
konusundaki kararlılığını ve uluslararası toplumun güvenilir bir ülkesi
olduğunu göstermesi bakımından önem arz etmektedir.
Protokole taraf bir Türkiye'nin, hemen hepsi Protokole taraf olan
Sözleşmeye taraf ülkeler nezdinde itibarı ve 2012 sonrasına ilişkin
müzakerelerde ağırlığı artacak, iklim değişikliği ile mücadele konusunda
2012 sonrasının şekillenmesinde ülkemiz kendi özgün koşullarını daha iyi
müzakere edebilecektir.
Kyoto Protokolü kapsamındaki uluslararası rejime katılacağımız için,
özel sektörde sera gazı salım azaltımı için yapılabilecek projeler daha
kolay teşvik edilebilecek ve özellikle uzun vadede başta enerji
güvenliği olmak üzere ülke ekonomisine katkı sağlanabilecektir.
Kyoto Protokolü, AB çevre müktesebatının bir parçasıdır. AB, Protokolün
yerini alacak olan yeni anlaşmayı da müktesebatına dahil edecektir.
Dolayısıyla, 2012 sonrasını önemseyen AB, ülkemizin Protokole taraf
olarak, geleceğe yönelik hazırlıklarını bir an önce başlatmasını
istemektedir.
Ülkemizin Kyoto Protokolüne taraf olması halinde, AB ile iklim
değişikliği ile mücadele ve uyum konularında ve AB müktesebatına uyum
bağlamında işbirliği olanaklarını geliştirmesi de mümkün olacaktır.''

-İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ-

Gerekçede, iklim değişikliğinin, BM'nin öncelikli konularından biri
haline geldiği ve BM Güvenlik Konseyinin gündemine alındığı bir dönemde,
Kyoto Protokolü'ne taraf olmuş bir Türkiye'ye, BM Güvenlik Konseyi
Geçici Üyeliği için avantaj sağlayacağı görüşüne de yer verildi.