2010-07-02 - 20:13
TBMM Genel Kurulunda, temel kanun olarak ele alınan Dışişleri Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının 1. bölümü kabul edildi.
TBMM Genel Kurulunda, temel kanun olarak ele
alınan Dışişleri Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının 1.
bölümü kabul edildi.
İlk 18 maddeden oluşan 1. bölümde kabul edilen düzenlemelere göre,
Dışişleri Bakanlığı, AİHM'deki davalarda, Adalet Bakanlığı ile işbirliği yaparak,
takip edecek.
Dışişleri Bakanlığı, aralarında Çatışmayı Önleme ve Kriz Yönetimi Genel
Müdürlüğü, Siyaset Planlama Genel Müdürlüğü, Küresel ve İnsani Konular Genel
Müdürlüğünün de bulunduğu 25 genel müdürlükten oluşacak.
''Diplomasi Akademisi'' oluşturulacak. Akademi, personel eğitimi ve
hizmet içi eğitim faaliyetlerini de yürütecek.
Tasarı, tarih, sosyoloji, halkla ilişkiler ve tanıtım ile psikoloji
bölümü mezunlarına da meslek memuru olabilme imkanı getiriyor.
Bakanlıktaki 30 yıllık fiili hizmet süresi içerisinde bazı üst unvanları
alamamış olan meslek memurları, bu unvanları alma haklarını yitirecek. Ancak,
unvan alamayanların yurt dışına çıkış engeli kaldırılacak.
''Konsolosluk'' ve ''ihtisas memurluğu'' adı altında ikinci bir kariyer
memuriyeti oluşturulacak. Konsolosluk ve ihtisas memurları; halen meslek
memurları tarafından yürütülen konsolosluk, protokol, kültür, ekonomi, dış
ticaret, idari ve mali işler, personel, kamu diplomasisi, ulusal mevzuatla
bağlantılı hukuki işler, elektronik konsolosluk ve bilişim hizmetleri ile özel
uzmanlık bilgisi gerektiren diğer alanlarda görev yapacak. Konsolosluk ve ihtisas
memurları, yurt dışı sürekli görevlerde temsil görevine ve sorumluluğuna da sahip
olacak.
Yurt dışı sürekli görev kapsamına teknik hizmetler sınıfı da alınıyor. Bu
kapsamda, yurt dışına sürekli görevle gönderilecek teknisyenler, birkaç farklı
ülkedeki temsilciliklerin bilişim altyapısından sorumlu olacak.
Diplomatik misyon şefliğine bağlı sorumluluk ve vazifeler, meslek
memurlarınca daha erken bir dönemde üstlenilebilecek. Bu çerçevede, ikinci ve
üçüncü derece kadrolardaki meslek memurları da belirli temsilciliklerle sınırlı
olmak üzere, büyükelçi olarak atanabilecek.
Bakanlık personeline yurt dışında okuyan çocukları için eğitim yardımı
yapılacak. Yurt dışında görev yapan en düşük dereceli memur da diğer görevlilerle
aynı miktarda eş ve çocuk yardımı alacak.
Yurt dışında görev yapan personel ile eşi ve çocuklarının 2 yıl da bir
defa olmak üzere Türkiye'ye geliş-gidiş masrafları karşılanacak.
Bazı mahrumiyet ve savaş bölgelerinde görev yapan personele, değişen
oranlarda teşvik ödeneği verilecek, uğradıkları zararlar tazmin edilecek.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Dışişleri Bakanı Ahmet
Davutoğlu'nun, bakanlıktan önce kaleme aldığı bir makalesinden alıntı yaparak,
bunun ''Cumhuriyeti kuran kadroları, Cumhuriyet devrimlerini inkar eden,
Cumhuriyet devrimlerinin Türk toplumuna adeta ayak bağı olduğunu ifade eden,
Cumhuriyeti kuran kadroları, psikolojik dengesizlikle suçlayan bir yaklaşım''
olduğunu savundu.
Hamzaçebi, Davutoğlu'nun halen bu düşüncede olup olmadığını sorarak,
''Türkiye'nin dış politikasına yön veren, 21. yüzyıl için Türkiye'ye iddialı
misyon biçmeye çalışan Sayın Bakan, Cumhuriyetin değerlerinden güç almakta mı?''
dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Şükrü Elekdağ, Barzani'nin, terör örgütünün
kanlı eylemlerine ortak olduğunu ifade ederek, Barzani'ye, Türkiye'ye verdiği
zarar ölçüsünde, kendisinin de zarar göreceğinin hissettirilmesi gerektiğini
belirtti.
CHP Bursa Milletvekili Onur Öymen ise diplomaside başarının, görüşme
saatleri ve uçuş milleriyle ölçülmediğini dile getirdi.
Görüşmelerden sonra tasarının 1. bölümü kabul edildi.
Verilen aradan sonra komisyon ve hükümetin yerini almaması üzerine
Türkiye ile Kazakistan Arasında Stratejik Ortaklık Anlaşmasını Onaylayan Kanun
Tasarısı'nın görüşülmesine geçildi. Tasarı, görüşmelerin ardından kabul edildi.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, sıradaki teklif ve tasarılarda hükümetin
yerini almayacağının belli olduğunu ifade ederek, 6 Temmuz Salı günü saat
15.00'de toplanmak üzere birleşimi kapattı.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Irak'ta ister
Türkmen, ister Kürt, ister Araplara bir zulüm sözkonusu olduğunda ilk sesini
yükseltecek ülkenin Türkiye olacağını söyledi.
TBMM Genel Kurulunda, Dışişleri Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri
Hakkında Kanun Tasarısı'nın görüşmeleri sürüyor.
Tasarı üzerine söz alan AK Parti İzmir Milletvekili Mehmet Tekelioğlu,
Türkiye'nin her alanda yenilenmeye geçtiğini, bunun beraberinde bazı ihtiyaçları
da ortaya çıkardığını ifade etti. Tekelioğlu, Dışişleri teşkilatı ile ilgili
görüşülen tasarının da bu kapsamda önemli bir düzenleme olduğunu söyledi.
Türkiye'nin, dünyada artık daha iyi bir konumda bulunduğunu, uluslararası
platformda söz sahibi olduğunu belirten Tekelioğlu, bu başarıların kendiliğinden
gelmediğini, hükümetin dış politikada başarılı çalışmalar yaptığını anlattı.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi ise Bakan Davutoğlu'nun dün Genel
Kurulda yaptığı konuşmayı anımsatarak, Türkiye'nin, 57. Hükümet döneminde de G-20
üyesi olduğunu, ancak iktidarın bu üyeliğin AK Parti döneminde gerçekleşmiş gibi
göstermeye çalıştığını savundu.
Hamzaçebi, 1989 yılında Helsinki Zirvesi'nde AB'nin tam üye adayı olarak
ilan edilen Türkiye'nin, AK Parti iktidarı döneminde, AB'nin kapısında bekletilen
bir ülke olduğunu öne sürdü.
Davutoğlu'nun, ''Kudüs Filistin'in başkenti olacak'' şeklinde bir ifade
kullandığını ifade eden Hamzaçebi, ''İtiraz etmiyoruz ama Sayın Bakan acaba
Karabağ ile veya KKTC ile ilgili neden aynı kararlılığı göstermiyor. Acaba
Musul'daki Türkler kimindir? Bunlara sahip çıkacak bir Türkiye Cumhuriyeti
Dışişleri Bakanı yok mudur? Dini motiflere dayalı, ulusal çıkarları biraz daha
ikinci plana atan bir anlayış görüyorum'' diye konuştu.
Bakan Davutoğlu'nun ''yeni Osmanlıcılık'' olarak isimlendirilebilecek
politika yürütürken Osmanlı İmparatorluğu'ndan güç almasına olumlu baktığını
ifade eden Hamzaçebi, ''Büyük devlet geleneğine sahip milletiz. Buradan güç almak
önemli, ancak Sayın Bakan geçmişimizden güç alırken, acaba Cumhuriyetin
değerlerinden güç alıyor mu? Sayın Bakan'ın, Cumhuriyetin değerleri ile herhangi
bir problemi olup olmadığını kendisine sormak istiyorum'' dedi.
BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık ise İran, Irak gibi ülkelerle yapılacak
diplomatik görüşmelerle Kürt sorunun çözülemeyeceğini, Çözümün, Türkiye'de,
Ankara'da aranması gerektiğini söyledi. Suriye'de 400 kişinin gözaltına
alınmasını da eleştiren Sakık, Suriye yönetiminin ''halkın üzerine
kışkırtılmasının yanlış olduğu'' görüşünü dile getirdi.
Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Dışişleri Bakanı Ahmet
Davutoğlu, Yukarı Karabağ konusunda her zaman, her zeminde hassasiyetlerini
vurguladıklarını ve buna devam ettiklerini söyledi. Davutoğlu, Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan'ın 2009 yılında Azerbaycan Meclisinde yaptığı konuşmada da bu
hassasiyeti çarpıcı bir şekilde vurguladığını kaydetti.
Musul konusunda da aynı hassasiyeti gösterdiklerini, Türkiye'den ve
dünyadan Musul'a giden ilk Dışişleri Bakanı'nın kendisi olduğunu belirten
Davutoğlu, ''Biz ne Musul'u ne Telafer'i ne Kerkük'ü, unutmayız'' dedi.
Irak'ta Kürtler ne zaman zulüm gördüyse Türkiye'nin onların yanında
olduğunu ifade eden Davutoğlu, 1988-1991 yıllarında göç eden Kürtlerin Türkiye'de
ağırlanışının bunun en iyi örneği olduğunu dile getirdi. Davutoğlu, ''Irak'ta
ister Türkmen, ister Kürt, ister Araplara bir zulüm sözkonusu olduğunda ilk
sesini yükseltecek olan ülke Türkiye olacaktır'' diye konuştu.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, İsrail Endüstri ve Ticaret Bakanı
Benjamin Ben-Eliezer ile Brüksel'de görüşmesiyle ilgili talebin İsrail tarafından
gelip gelmedeğine ilişkin soru üzerine, ''Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı
olarak, yüce Meclisin huzurunda bir kez daha söylüyorum: Görüşme talebi İsrail
tarafından gelmiştir. Gerekli olduğu zaman da bu talebin nasıl geldiğini
açıklarız'' dedi.
Bakan Davutoğlu, Başbakan Erdoğan'ın, Toronto'da Barack Obama ile yaptığı
görüşmede bütün konuların tam ittifak anlayışı ve açık bir şekilde ele
alındığını, ABD ile ilişkilerde herhangi bir sıkıntı olmadığını söyledi.
Davutoğlu, başka bir soruya karşılık, nükleer silahın kimin elinde olursa
olsun tehlike arz ettiğini, bu nedenle Türkiye'nin bulunduğu bölgede ve dünyada
nükleer silah istemediklerini ifade etti. (20.13)
alınan Dışişleri Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının 1.
bölümü kabul edildi.
İlk 18 maddeden oluşan 1. bölümde kabul edilen düzenlemelere göre,
Dışişleri Bakanlığı, AİHM'deki davalarda, Adalet Bakanlığı ile işbirliği yaparak,
takip edecek.
Dışişleri Bakanlığı, aralarında Çatışmayı Önleme ve Kriz Yönetimi Genel
Müdürlüğü, Siyaset Planlama Genel Müdürlüğü, Küresel ve İnsani Konular Genel
Müdürlüğünün de bulunduğu 25 genel müdürlükten oluşacak.
''Diplomasi Akademisi'' oluşturulacak. Akademi, personel eğitimi ve
hizmet içi eğitim faaliyetlerini de yürütecek.
Tasarı, tarih, sosyoloji, halkla ilişkiler ve tanıtım ile psikoloji
bölümü mezunlarına da meslek memuru olabilme imkanı getiriyor.
Bakanlıktaki 30 yıllık fiili hizmet süresi içerisinde bazı üst unvanları
alamamış olan meslek memurları, bu unvanları alma haklarını yitirecek. Ancak,
unvan alamayanların yurt dışına çıkış engeli kaldırılacak.
''Konsolosluk'' ve ''ihtisas memurluğu'' adı altında ikinci bir kariyer
memuriyeti oluşturulacak. Konsolosluk ve ihtisas memurları; halen meslek
memurları tarafından yürütülen konsolosluk, protokol, kültür, ekonomi, dış
ticaret, idari ve mali işler, personel, kamu diplomasisi, ulusal mevzuatla
bağlantılı hukuki işler, elektronik konsolosluk ve bilişim hizmetleri ile özel
uzmanlık bilgisi gerektiren diğer alanlarda görev yapacak. Konsolosluk ve ihtisas
memurları, yurt dışı sürekli görevlerde temsil görevine ve sorumluluğuna da sahip
olacak.
Yurt dışı sürekli görev kapsamına teknik hizmetler sınıfı da alınıyor. Bu
kapsamda, yurt dışına sürekli görevle gönderilecek teknisyenler, birkaç farklı
ülkedeki temsilciliklerin bilişim altyapısından sorumlu olacak.
Diplomatik misyon şefliğine bağlı sorumluluk ve vazifeler, meslek
memurlarınca daha erken bir dönemde üstlenilebilecek. Bu çerçevede, ikinci ve
üçüncü derece kadrolardaki meslek memurları da belirli temsilciliklerle sınırlı
olmak üzere, büyükelçi olarak atanabilecek.
Bakanlık personeline yurt dışında okuyan çocukları için eğitim yardımı
yapılacak. Yurt dışında görev yapan en düşük dereceli memur da diğer görevlilerle
aynı miktarda eş ve çocuk yardımı alacak.
Yurt dışında görev yapan personel ile eşi ve çocuklarının 2 yıl da bir
defa olmak üzere Türkiye'ye geliş-gidiş masrafları karşılanacak.
Bazı mahrumiyet ve savaş bölgelerinde görev yapan personele, değişen
oranlarda teşvik ödeneği verilecek, uğradıkları zararlar tazmin edilecek.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Dışişleri Bakanı Ahmet
Davutoğlu'nun, bakanlıktan önce kaleme aldığı bir makalesinden alıntı yaparak,
bunun ''Cumhuriyeti kuran kadroları, Cumhuriyet devrimlerini inkar eden,
Cumhuriyet devrimlerinin Türk toplumuna adeta ayak bağı olduğunu ifade eden,
Cumhuriyeti kuran kadroları, psikolojik dengesizlikle suçlayan bir yaklaşım''
olduğunu savundu.
Hamzaçebi, Davutoğlu'nun halen bu düşüncede olup olmadığını sorarak,
''Türkiye'nin dış politikasına yön veren, 21. yüzyıl için Türkiye'ye iddialı
misyon biçmeye çalışan Sayın Bakan, Cumhuriyetin değerlerinden güç almakta mı?''
dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Şükrü Elekdağ, Barzani'nin, terör örgütünün
kanlı eylemlerine ortak olduğunu ifade ederek, Barzani'ye, Türkiye'ye verdiği
zarar ölçüsünde, kendisinin de zarar göreceğinin hissettirilmesi gerektiğini
belirtti.
CHP Bursa Milletvekili Onur Öymen ise diplomaside başarının, görüşme
saatleri ve uçuş milleriyle ölçülmediğini dile getirdi.
Görüşmelerden sonra tasarının 1. bölümü kabul edildi.
Verilen aradan sonra komisyon ve hükümetin yerini almaması üzerine
Türkiye ile Kazakistan Arasında Stratejik Ortaklık Anlaşmasını Onaylayan Kanun
Tasarısı'nın görüşülmesine geçildi. Tasarı, görüşmelerin ardından kabul edildi.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, sıradaki teklif ve tasarılarda hükümetin
yerini almayacağının belli olduğunu ifade ederek, 6 Temmuz Salı günü saat
15.00'de toplanmak üzere birleşimi kapattı.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Irak'ta ister
Türkmen, ister Kürt, ister Araplara bir zulüm sözkonusu olduğunda ilk sesini
yükseltecek ülkenin Türkiye olacağını söyledi.
TBMM Genel Kurulunda, Dışişleri Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri
Hakkında Kanun Tasarısı'nın görüşmeleri sürüyor.
Tasarı üzerine söz alan AK Parti İzmir Milletvekili Mehmet Tekelioğlu,
Türkiye'nin her alanda yenilenmeye geçtiğini, bunun beraberinde bazı ihtiyaçları
da ortaya çıkardığını ifade etti. Tekelioğlu, Dışişleri teşkilatı ile ilgili
görüşülen tasarının da bu kapsamda önemli bir düzenleme olduğunu söyledi.
Türkiye'nin, dünyada artık daha iyi bir konumda bulunduğunu, uluslararası
platformda söz sahibi olduğunu belirten Tekelioğlu, bu başarıların kendiliğinden
gelmediğini, hükümetin dış politikada başarılı çalışmalar yaptığını anlattı.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi ise Bakan Davutoğlu'nun dün Genel
Kurulda yaptığı konuşmayı anımsatarak, Türkiye'nin, 57. Hükümet döneminde de G-20
üyesi olduğunu, ancak iktidarın bu üyeliğin AK Parti döneminde gerçekleşmiş gibi
göstermeye çalıştığını savundu.
Hamzaçebi, 1989 yılında Helsinki Zirvesi'nde AB'nin tam üye adayı olarak
ilan edilen Türkiye'nin, AK Parti iktidarı döneminde, AB'nin kapısında bekletilen
bir ülke olduğunu öne sürdü.
Davutoğlu'nun, ''Kudüs Filistin'in başkenti olacak'' şeklinde bir ifade
kullandığını ifade eden Hamzaçebi, ''İtiraz etmiyoruz ama Sayın Bakan acaba
Karabağ ile veya KKTC ile ilgili neden aynı kararlılığı göstermiyor. Acaba
Musul'daki Türkler kimindir? Bunlara sahip çıkacak bir Türkiye Cumhuriyeti
Dışişleri Bakanı yok mudur? Dini motiflere dayalı, ulusal çıkarları biraz daha
ikinci plana atan bir anlayış görüyorum'' diye konuştu.
Bakan Davutoğlu'nun ''yeni Osmanlıcılık'' olarak isimlendirilebilecek
politika yürütürken Osmanlı İmparatorluğu'ndan güç almasına olumlu baktığını
ifade eden Hamzaçebi, ''Büyük devlet geleneğine sahip milletiz. Buradan güç almak
önemli, ancak Sayın Bakan geçmişimizden güç alırken, acaba Cumhuriyetin
değerlerinden güç alıyor mu? Sayın Bakan'ın, Cumhuriyetin değerleri ile herhangi
bir problemi olup olmadığını kendisine sormak istiyorum'' dedi.
BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık ise İran, Irak gibi ülkelerle yapılacak
diplomatik görüşmelerle Kürt sorunun çözülemeyeceğini, Çözümün, Türkiye'de,
Ankara'da aranması gerektiğini söyledi. Suriye'de 400 kişinin gözaltına
alınmasını da eleştiren Sakık, Suriye yönetiminin ''halkın üzerine
kışkırtılmasının yanlış olduğu'' görüşünü dile getirdi.
Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Dışişleri Bakanı Ahmet
Davutoğlu, Yukarı Karabağ konusunda her zaman, her zeminde hassasiyetlerini
vurguladıklarını ve buna devam ettiklerini söyledi. Davutoğlu, Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan'ın 2009 yılında Azerbaycan Meclisinde yaptığı konuşmada da bu
hassasiyeti çarpıcı bir şekilde vurguladığını kaydetti.
Musul konusunda da aynı hassasiyeti gösterdiklerini, Türkiye'den ve
dünyadan Musul'a giden ilk Dışişleri Bakanı'nın kendisi olduğunu belirten
Davutoğlu, ''Biz ne Musul'u ne Telafer'i ne Kerkük'ü, unutmayız'' dedi.
Irak'ta Kürtler ne zaman zulüm gördüyse Türkiye'nin onların yanında
olduğunu ifade eden Davutoğlu, 1988-1991 yıllarında göç eden Kürtlerin Türkiye'de
ağırlanışının bunun en iyi örneği olduğunu dile getirdi. Davutoğlu, ''Irak'ta
ister Türkmen, ister Kürt, ister Araplara bir zulüm sözkonusu olduğunda ilk
sesini yükseltecek olan ülke Türkiye olacaktır'' diye konuştu.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, İsrail Endüstri ve Ticaret Bakanı
Benjamin Ben-Eliezer ile Brüksel'de görüşmesiyle ilgili talebin İsrail tarafından
gelip gelmedeğine ilişkin soru üzerine, ''Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı
olarak, yüce Meclisin huzurunda bir kez daha söylüyorum: Görüşme talebi İsrail
tarafından gelmiştir. Gerekli olduğu zaman da bu talebin nasıl geldiğini
açıklarız'' dedi.
Bakan Davutoğlu, Başbakan Erdoğan'ın, Toronto'da Barack Obama ile yaptığı
görüşmede bütün konuların tam ittifak anlayışı ve açık bir şekilde ele
alındığını, ABD ile ilişkilerde herhangi bir sıkıntı olmadığını söyledi.
Davutoğlu, başka bir soruya karşılık, nükleer silahın kimin elinde olursa
olsun tehlike arz ettiğini, bu nedenle Türkiye'nin bulunduğu bölgede ve dünyada
nükleer silah istemediklerini ifade etti. (20.13)
