2010-12-20 - 17:18
2011 YILI BÜTÇESİ GENEL KURULDA...
TBMM Genel Kurulunda, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Rekabet Kurumu, MPM, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi, Türk Akreditasyon Kurumu, Türk Patent Enstitüsü, TSE, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Devlet Opera ve Balesi ile Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüklerinin 2011 yılı bütçeleri kabul edildi.

Genel Kuruldaki 12. turda Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Rekabet Kurumu,
MPM, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi, Türk
Akreditasyon Kurumu, Türk Patent Enstitüsü, TSE, Kültür ve Turizm Bakanlığı,
Devlet Opera ve Balesi ile Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüklerinin bütçeleri ele
alınıyor.

Görüşmelerde ilk sözü AK Parti Grubu'ndan İzmir Milletvekili Tuğrul
Yemişçi aldı.

MHP Hatay Milletvekili İzzettin Yılmaz,
iktidarın ekonomik politikasını eleştirirken, ''Hükümetin masa başında rakamlarla
oynayarak takdim ettiği mutluluk tablosu boş hayallerden ibarettir'' dedi.

TBMM Genel Kurulunda, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile Kültür ve Turizm
Bakanlığının 2011 yılı bütçeleri üzerindeki görüşmeleri devam ediyor.

MHP Grubu adına söz alan Edirne Milletvekili Cemaleddin Uslu, hükümetin,
bir yandan küresel krizin Türkiye'yi fazla etkilemediğini söylediğini, diğer
yandan neredeyse her yıl yapılandırma çalışmalarına gittiğini söyledi. Uslu,
yapılandırma çalışmalarının sık olmasının, reel ekonomide sıkıntı bulunduğu,
esnaf, girişimci ve sanayicinin ödeme güçlü çektiğinin göstergesi olduğunu
kaydetti.

Esnaf ve sanatkarın sorunlarına değinen Uslu, bu kesimin yeterli
sermayeye sahip olmadığını, rekabete ayak uyduramadığını, finansmana erişimde
sıkıntı yaşadığını ifade etti. Uslu, büyük marketçilik sürecinin esnaf ve
sanatkarları iş yapamaz hale getirdiğini kaydetti.

Cansuyu kredilerinin de hüsranla sonuçlandığını savunan Uslu, esnaf ve
sanatkarın krediye ulaşmadığını, kredinin, ihtiyacı olanlar yerine bankada
mevduatı olanlara verildiğini öne sürdü.

MHP Hatay Milletvekili İzzettin Yılmaz, ekonominin atomları sayılan esnaf
ve sanatkarın ekonominin bel kemiği konumunda olduğunu ifade etti.

KOSGEB'in kredilerinden ihtiyacı olan esnaf ve sanatkarın
yararlanamadığını iddia eden Yılmaz, ''Mevzuat o kadar karmaşık ki esnaf ve
sanatkar kredi için başvurmaya bile cesaret edemiyorlar. Çaresizlik içinde,
hayatlarının en zor günlerini yaşamaya mahkum edildiler. Artık kar etmekten
vazgeçtiler, baba ocağını tüttürmeye çalışıyorlar'' diye konuştu.

Esnaf ve sanatkarların çok sayıda vergi ve harç ödediğini belirten
Yılmaz, dolaylı vergiler ve sosyal güvenlik primlerinin azaltılması gerektiğini
kaydetti.

Hükümetin uygulamalarının üreten kesimi sıkıntıya soktuğunu ileri süren
Yılmaz, ''Hükümetin masa başında rakamlarla oynayarak takdim ettiği mutluluk
tablosu boş hayallerden ibarettir. Durumun ciddiyetini anlamak için Sayın
Başbakan'ın sokağa çıkması yeterlidir'' dedi.

MHP Aydın Milletvekili Recep Taner, Türk Standardları Enstitüsünün
iktidara bağlı hale getirildiğini öne sürdü. Taner, teknik olması gereken bu
kurumda ehliyetsiz kişilerin yerleştirildiğini, haksız ve hukuksuz uygulamalar
yapıldığını öne sürdü.

AK Parti iktidarından önce ithal mallarda sağlık ve kalite açısından
standartlara uygunluk denetimi yapıldığını, ancak şimdi bu uygulamanın
yumuşatıldığını iddia eden Taner, piyasada giderek artan kalitesiz ithal
ürünlerin yol açtığı haksız rekabet yüzünden Türk piyasasının Çin mallarına ve
merdiven altı işletmelere bırakıldığını savundu.

Taner, kanser vakalarının artışında, denetimleri yapmayan sağlıksız ve
kalitesiz malların piyasaya hakimiyetinin de etkili olduğunu söyledi.

Hükümetin terörle mücadele politikasını da eleştiren Taner, ''Bebek
katilinin haftalık demeçleri, yol haritaları ve tehditleri normal hale geldi.
Nelerin karşılığında alındığı bilinmeyen eylemsizlik kararları gazete
manşetlerini süsledi'' diye konuştu.

MHP Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş, küreselleşme sürecinde milletlerin
kültürlerinin daha fazla önem kazandığını söyledi. Kültürlerini koruyamayan
toplumların varlıklarını devam ettiremeyeceğini anlatan Türkeş, ''Ödünç bilgi ile
kalkınmanız mümkün değildir. AKP iktidarı bugüne kadar maalesef bir kültür
politikası oluşturamamıştır'' dedi.

Kültür ve turizmin aynı bakanlık çatısı altında birleştirilmesinin yanlış
olduğunu savunan Türkeş, kültürün, bir sanayi dalı olan turizmin ham maddesi ya
da cephanesi olmadığını dile getirdi.

Tuğrul Türkeş, 12 Eylül darbesinin kültür hayatını da hırpaladığını ifade
etti. Bu dönemde Türk sinemasının sekteye uğradığını belirten Türkeş, Türkiye'nin
yabancı kültürlerin saldırısına uğradığını belirtti. Türkeş, ''Anayasada yapılan
değişiklikle sözde hesap sorma döneminin yolu açıldı. Bizlerle birlikte o dönemin
acılarını yaşanan Sayın Kültür ve Turizm Bakanı'nın bu konuda bilim adamları ve
sanatçılarla araştırma yapmasını beklerdim ama bu konu hiç ele alınmadı'' dedi.

CHP İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam, ekonomik krizin, bankacılık
kesimini teğet geçtiğini ancak sanayici, tüccar, esnaf, emekli, işsizlerin bu
krizi yüreğinde hissettiğini, krizin delip geçtiğini ifade etti.

Aradan 3 yıl geçmesine rağmen hipermarketler yasa tasarısının Meclise
sunulmadığını belirten Susam, ''Tasarıyı getirmemeyi ilke haline getirdiniz.
Esnaf ve sanatkarı kaderiyle baş başa bıraktınız. Topu taca atmayın, tasarıyı
Meclise getirin'' dedi.

CHP Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür, 8 yıllık AK Parti iktidarı
döneminde, kapısına kilit vuran fabrikaların, hayatına son veren iş adamlarının
görüldüğünü belirtti.

CHP Hatay Milletvekili Gökhan Durgun, Türk Patent Enstitüsünün iyi
yönetilemediğini savundu.

CHP İstanbul Milletvekili Çetin Soysal, Avrupa Kültür Başkenti'nin,
sanatsal, mekansal açıdan ''güdük'' kaldığını, İstanbul'da yaşayanların kültür
başkentliğini hissedemediğini belirtti. Soysal, ''İstanbul, Avrupa ile buluştu mu
müzeler arttı mı tarihi, kültürel mirasa sahip çıkıldı mı? İstanbul Avrupa Kültür
Başkenti iflas etmiştir. Ateş, toprak, hava, suyla çıktılar, havagazı olduğu
anlaşıldı'' dedi.

AK Parti Nevşehir Milletvekili Mahmut Dede,
Türk Standardları Enstitüsünün (TSE), Türk sanayisinin dünya ile rekabet
edebilmesinde anahtar rol üstlendiğini kaydetti.

TBMM Genel Kurulunda, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile Kültür ve Turizm
Bakanlığının bütçeleri üzerindeki görüşmeler devam ediyor.

AK Parti Grubu adına söz alan İzmir Milletvekili Tuğrul Yemişçi, Sanayi
ve Ticaret Bakanlığının, 2010'da Uluslararası Zeytin Konseyine yeniden üye
olduğunu, bunun, zeytincilik açısından önem taşıdığını söyledi.

Zeytin ağaçlarıyla ilgili önemli bir kampanya yapıldığını anımsatan
Yemişçi, 110 milyon olan zeytin ağacı sayısının 160 milyona ulaştığını
kaydetti.

AK Parti Trabzon Milletvekili Mustafa Cumur, küreselleşen dünyada, artık
ulusal sınırlar içine kendini hapseden ekonomilerin yaşama imkanı kalmadığını
ifade etti. Cumur, bu durumu göz önünde bulundurarak gerekli önlemleri alan
Türkiye'nin, bu sayede, küresel dünyanın önemli aktörleri arasına geldiğini
vurguladı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''Küresel kriz Türkiye'yi teğet
geçmiştir'' sözünün eleştirildiğini anımsatan Cumur, ancak bu eleştirileri
yapanlardan bazılarının, dünyada krizin etkisini gördükten sonra Erdoğan'ın
sözünün doğru olduğunu itiraf ettiklerini dile getirdi.

AK Parti Antalya Milletvekili Yusuf Ziya İrbeç, Rekabet Kurumunun, halkın
zarar gördüğü uygulamaların önüne geçtiğini ve bu işlevini en iyi şekilde yerine
getirdiğini ifade etti. İrbeç, AB müzakerelerinde rekabet politikası faslının
kısa süre içinde açılması gerektiğini kaydetti.

İrbeç, kurumun, bilimsel yayınlara verdiği destek ve üniversitelerle olan
iş birliği ile Türkiye'de daha bilinçli rekabet ortamı oluşması ve toplumun
bilgilendirilmesi için de mücadele ettiğini söyledi.

AK Parti Yozgat Milletvekili Abdulkadir Akgül, esnaf ve sanatkarın,
ülkenin can damarı ve ekonominin lokomotifi olduğunu, bu nedenle AK Parti
iktidarının bu alanda önemli destekler sunduğunu belirtti. 2010'da esnaf
kredileri ile ilgili önemli düzenlemeler yapıldığını belirten Akgül, esnaf kredi
faizlerinin yüzde 5'e düşürüldüğünü, kredi limitlerinin 50 binden 100 bin liraya
çıkarıldığını söyledi.

AK Parti Malatya Milletvekili Mücahit Fındıklı, coğrafi işaretli
ürünlerin, üretildikleri yer ile özdeşleşmelerini sağladığını, bunun özellikle
kırsalda kalkınma açısından önemli olduğunu söyledi. Fındıklı, Türkiye'de toplam
135 ürüne coğrafi işaret tescili verildiğini belirtti.

AK Parti Nevşehir Milletvekili Mahmut Dede, TSE'nin son 2,5 yılda 27 ülke
ile iş birliği anlaşması yaptığını, böylece anlaşma yaptığı ülke sayısının 69'a
yükseldiğini söyledi.

Dede, kayıt dışı ile mücadelede, yeni istihdam alanlarının
oluşturulmasında, kaynakların verimli değerlendirilmesinde ve ihracat grafiğinin
yükseltilmesinde; kalite ve standardizasyonunun önemli olduğunu dile getirdi.

Mahmut Dede, TSE'nin, Türk sanayinin dünya ile rekabet edebilmesinde
anahtar rol üstlendiğini kaydetti.

AK Parti Antalya Milletvekili Abdurrahman Arıcı, Türkiye'nin kültür ve
turizm açısından önemli bir zenginliğe sahip olduğunu belirterek, ''Bu
değerlerimizi geleceğe taşımak için yoğun çaba sarf ediyoruz'' dedi.

Arıtma tesislerinin turizm açısından önemine değinen Arıcı, deniz ve
doğanın temiz tutulmasının turizmin en önemli unsurlarından olduğuna işaret
etti.

AK Parti Kocaeli Milletvekili Azize Sibel Gönül, AK Parti iktidarının
kültür ve sanatı geniş toplum kesimlerine yayabilmek için önemli çalışmalar
yaptığını, sanatı, Anadolu'nun her köşesine taşıdığını ifade etti. Sanatın,
dönemin toplumsal yaşamına ayna tuttuğunu, kültürel kimliği ortaya koyduğunu
belirten Gönül, sanatta kaydedilen gelişmelerin, kamu bilincinin geliştiğinin,
düşünce gücü ve özgürlüğün arttığının işareti olduğunu belirtti.

BDP Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş, uygulanan politikalarla,
bölgeler arası eşitsizliği gidermenin mümkün olmadığını söyledi.

Bir an önce sanayinin geliştirilmesi ve başta az gelişmiş bölgelere,
KOBİ'lere teşvikler sağlanması gerektiğini ifade eden Karabaş, teşviklerin,
üretici ve tarım kesimi, tarımsal endüstrinin dikkate alınarak, tez avantajlı
gruplara sağlanmasını istedi. Karabaş, bunun yapılmaması halinde işsizliğin,
bölgeler arası eşitsizliğin, alt ve üst gruplar arasındaki makasın artacağını
kaydetti.

BDP Iğdır Milletvekili Pervin Buldan, Osmanlı zamanında onlarca dil
konuşulurken, bugün bu sayının çok azaldığını ifade etti. Buldan, yok olan her
dille, bir kültürün, zenginliğin, güzel bir kokunun yitirildiğini belirterek
''Sürgün, asimilasyon politikaları, kültürel anlamda bu toprakları çorak hale
getirdi'' dedi.

Bütçeden en az payın Kültür ve Turizm Bakanlığına ayrılmasının, bu alana
ne kadar az önem verildiğini gösterdiğini belirten Buldan, bütün kesimlerin
kültürel değerleri korunarak, sanatın herkes için üretilmesi gerektiğini dile
getirdi.

BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay
ile Ahmet Kaya'yı anma gecesinde bir arada olduklarını, Günay'ın, ''Mem-u Zin'i
aldınız mı?'' diye sorduğunu, almadıklarını söyleyince göndereceğini söylediğini
anlattı. Sakık, önemli bir adım atılmışsa, bunu takdir ettiklerini, bakanlıkta
önemli işler yaptığını belirterek, Günay'a teşekkür etti.

Dille ilgili taleplerine yönelik kamuoyunda fırtınalar koparıldığını
ifade eden Sakık, Meclis Başkanı'nın, farklı renklerin sesi olması gerekirken,
yasaklayıcı zihniyetle hareket ettiğini öne sürdü.

Herkesin ana dili ne kadar kutsalsa, Kürtlerin de o kadar kutsal olduğunu
belirten Sakık, ''Bu kürsüde iki farklı dil konuşalım demedik; 'bilinmeyen dil'
tanımını reddediyoruz, yüreğimize sığdıramıyoruz. Başbakan, Muş'ta Kürtçeden
alıntılar yapıyor, Sayın Arınç burada konuşuyor, size serbest ama bize yasak''
diye konuştu.

Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, küresel
krizde Türkiye'de uyguladıkları politikaları değerlendirirken ''2009 yılında bazı
kriz tellallarının, ülkenin bir yangın yerine döneceği senaryolarının aksine
Türkiye kriz sürecini en iyi şekilde yönetmiştir'' dedi.

Ergün, Sanayi Bakanlığı bütçesi üzerinde hükümet adına yaptığı konuşmada,
2010 yılının, küresel krizden çıkışın başladığı ve önemli bir toparlanmanın
yaşandığı bir yıl olduğunu ancak özellikle Avrupa ve ABD ekonomilerinde, finans
sektörü, bütçe açıkları ve borç yapılarından kaynaklanan sıkıntıların, küresel
ekonomi için bir risk oluşturmaya da devam ettiğini söyledi.

Küresel krizin ülke ekonomilerini bu derece baskı altına almasının
nedenleri incelendiğinde, Türkiye ekonomisinin son yıllarda ne kadar iyi bir
performans gösterdiğinin anlaşılacağını kaydeden Ergün, özellikle kamu maliyesi
ve bankacılık sektöründeki reformların, ekonomiye direnç kazandırdığını
vurguladı.

Türkiye'nin, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında krizden en az
etkilenen ve krizden kalıcı hasar almadan bu süreci atlatan ülkelerden biri
olduğuna dikkati çeken Ergün, ''2009 yılında bazı kriz tellallarının, ülkenin bir
yangın yerine döneceği senaryolarının aksine, Türkiye dinamik özel sektör yapısı
ve zamanında almış olduğu tedbirler sayesinde kriz sürecini en iyi şekilde
yönetmiştir. Sadece kriz öncesini yakalamakla kalmadık, en başarılı günlerimize
de geri dönüş yapmaya başladık. Bundan sonra yapmamız gereken en önemli iş, bu
sağlam makro temelin üstüne, mikro ölçekli reformları daha güçlü bir şekilde
hayata geçirmektir'' diye konuştu.

2002 yılından önceki Türkiye'de her şeyin belirsiz olduğunu kaydeden
Ergün, ancak artık Türkiye'nin, özel sektörünü güçlendirmek için gerekli adımları
atabilen, uzun vadeli vizyon çizebilen bir ülke olduğunu söyledi.

Bu ortamın, özel sektörün küresel rekabet gücü kazanması, yatırımların,
istihdamın ve ihracat gelirlerinin artması için son derece elverişli olduğunu
belirten Ergün, şunları kaydetti:

''Dünyada Türkiye lehine oluşan konjonktürden azami derecede istifade
etmek için, stratejik yaklaşımlara ihtiyaç vardır. Türkiye, artık gerekli
strateji planlarını hazırlayıp uygulayabiliyor. Zira Türkiye, artık önünü
görebiliyor. Türkiye'nin yıllardır ihtiyaç duyduğu Sanayi Strateji Belgesi'ni
hazırladık. Bu belge Yüksek Planlama Kurulu'nda imzalandı, kısa bir süre içinde
kamuoyu ile paylaşacağız.

Bu belge ile rekabet gücünü ve verimliliği artırmayı, çevreye duyarlı ve
sosyal sorumluluk sahibi bir sanayi sektörü oluşturmayı amaçlıyoruz. Bu amaca
ulaşmak için, orta ve yüksek teknolojili sektörlerin üretim ve ihracat içindeki
payını artırmamız, düşük teknolojili sektörlerde katma değeri yüksek ürünlere
geçişi sağlamamız ve becerilerini sürekli geliştirebilen şirketlerin ekonomideki
ağırlığını artırmamız gerekiyor.

Sanayi strateji belgesi ile işletmelerimizin teknoloji, AR-GE,
markalaşma, tasarım, kümelenme, birleşme ve ortaklık gibi alanlarda yönlendirici
doğru politikalar üretecek araçlar geliştireceğiz. KOBİ desteklerini veya teşvik
programlarını, bu strateji belgesinin esaslarına uygun bir şekilde revize
edebileceğiz. Dışa bağımlılığın yüksek olduğu sektörlerde, yerli ürün
geliştirilmesine yönelik girişimleri destekleyeceğiz. Bütün bu eylemlerin hayata
geçmesiyle birlikte çok daha rekabetçi bir iş ortamı oluşturmuş olacağız.''

Ergün, Girişimci Bilgi Sistemi ve Merkezi Tüzel Kişilik Bilgi Sistemi
projeleriyle Türkiye'de faaliyet gösteren tüm ekonomik aktörlere ilişkin faaliyet
ve sicil verilerini tek çatı altında toplamayı amaçladıklarını bildirdi.

Türkiye'nin, sadece iyi bir ekonomi olmayı değil, dünyanın en güçlü
ekonomilerinden birisi olmayı hedeflediğini anlatan Ergün, bu nedenle bilim,
teknoloji, AR-GE, markalaşma, tasarım, patent ve yenilikçilik gibi alanlara özel
bir önem verdiklerini kaydetti.

Bakanlık olarak, AR-GE faaliyetleri için ayırdıkları kaynakların en
verimli şekilde kullanılması için önemli çalışmalar yürüttüklerini belirten
Ergün, bugüne kadar 76 işletmeye AR-GE Merkezi Belgesi verdiklerini, bu
merkezlerde çalışanların sayısının 10 bini geçtiğini bildirdi.

Teknoparklar konusunda da önemli çalışmalar yaptıklarını kaydeden Ergün,
AK Parti iktidarından önce iki olan teknopark sayısını 39'a çıkardıklarını
söyledi. Ergün, bunların 26'sında teknoloji üretimine ve ihracatına başlandığını
bildirdi.

Üniversite-Sanayi İşbirliğini artırmayı hedefledikleri San-Tez programına
2007 yılında başladıklarını anımsatan Ergün, şimdiye kadar 760 proje başvurusu
alındığını, bunlardan 317'sinin desteklenmeye uygun bulunduğunu ve 41 projenin
sonuçlandığını söyledi.

Ergün, Teknogirişim Sermayesi Desteğiyle her yıl 100 gence, karşılıksız
100 bin lira hibe desteği verdiklerini, teknoparklarda yer tahsis ettiklerini
kaydetti. Ergün, 2011 yılında, destek sağlayacakları teknogirişimci sayısını
300'e çıkarmayı planladıklarını bildirdi.

Bu gençlerle sık sık bir araya geldiklerini anlatan Ergün, ''Keşke
muhalefet partilerinden milletvekili arkadaşlarımız da bu gençleri ziyaret
etseler, onlarla bir bardak çay içseler, Türkiye'nin neler üretmekte olduğunu,
nasıl gençlik potansiyeline sahip olduğunu görseler'' dedi.

Bilişim, makine, otomotiv, nanoteknoloji, savunma sanayi gibi teknoloji
yoğun sektörlerde önemli gelişmeler yaşandığını kaydeden Ergün, şunları
söyledi:

''Geçmişte Türkiye'nin savunma sanayi alanındaki ihtiyacının sadece yüzde
20'sini kendi şirketlerimiz karşılayabiliyordu. Bugün artık savunma sanayi
şirketlerimiz, ihtiyacımızın yüzde 50'sini karşılar hale gelmiştir.

Bugün ülke olarak insansız hava aracı, güdümlü füze ve savaş gemisi
üretimine bile başladık, yerli uydumuzu da uzaya fırlatma aşamasına geldik.

İşte bizim vatanseverlik anlayışımız budur. Zira memleketimize olan
sevgimizi lafla değil icraatla ortaya koyuyoruz.''

Reel ekonomiyi, birkaç büyük firmanın başarısına endekslemenin doğru
olmadığını çok iyi bildiklerini belirten Ergün, bu nedenle, KOBİ'ler ile esnaf ve
sanatkarları destekleyecek ve onların rekabet güçlerini artıracak projelere büyük
önem verdiklerini söyledi.

Ergün, bakanlık olarak bu yıl, Esnaf ve Sanatkarlar Strateji Belgesi
hazırladıklarını ve esnafın günümüz şartlarına uygun bir dönüşüm yaşaması için
gerekli tedbirleri aldıklarını ifade etti. Bakan Ergün, 2003 yılından bugüne
kadar, kredi faiz destekleri ile 136 bine yakın esnaf sanatkar ile KOBİ'ler için,
7,4 milyar liralık kredi hacmi oluşturduklarını söyledi.

Ergün, bu kredilerle, KOBİ'lerin 2,2 milyar dolarlık ihracat yapmasını
sağlarken 32 binden fazla vatandaşa da istihdam kapısı açtıklarını sözlerine
ekledi.(22.17)

NOT: HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DÖKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.