2012-10-16 - 12:34
TBMM MHP GRUP TOPLANTISI...
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, hükümetin Büyükşehir Belediyesi Kanun Tasarı ile büyükşehir belediyelerinin sayısını 29'a çıkarmayı ve bin 591 belde belediyesini tasfiye etmeyi planladığını söyledi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, hükümetin Büyükşehir Belediyesi Kanun Tasarı ile büyükşehir belediyelerinin sayısını 29'a çıkarmayı ve bin 591 belde belediyesini tasfiye etmeyi planladığını söyledi.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, Suriye ve Ermenistan'a ait uçakların indirilmesine ilişkin, ''Hava sahamızı kullanan bir uçakla ilgili şüphelerin gereği süratle yapılmalı. Ancak bu ve benzeri önleyici müdahaleler dozunda ve ayarında yapılmalıdır'' dedi.

Bahçeli, dün yaşamını yitiren Erol Günaydın'a Allah'tan rahmet, yakınlarına, tiyatro camiasına ve Türk milletine başsağlığı diledi.

Suriye ölçeğinde yaşanan gerilimlerin, tırmanan ve nerede duracağı belirsiz olan karşılıklı restleşmelerin bunun bir göstergesi olduğunu belirten Bahçeli, en son Suriye ile yaşanan uçak sorununun, sertleşen diyalogların bir sonucu olarak değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Bahçeli, Ankara'ya indirilen Suriye uçağı sonrası yaşanan gelişmelere değinerek, şöyle devam etti:

''Uçakta silah veya silah yapımında kullanılan malzemelerin bulunup bulunmadığı, kim ya da kimlerden istihbarat alındığı ayrı bir tartışmanın konusudur. Yine de şu kadarını ifade etmek gerekir ki uçakta silah malzemelerinden ziyade, radar aksamlarının bulunduğu bazı uzmanlar tarafından ifade edilmiştir. Şayet uçakta, silah, mühimmat ve bu kapsamdaki malzemelerin yerine radar aparatları mevcut ise bu takdirde AKP Hükümeti'nin birileri tarafından yanlış bilgilendirildiği gerçeği ortaya çıkacaktır. O halde, istihbarat servisini yapan her kimse, Suriye ile ilişkilerin daha da katılaşmasına ve kaosa sürüklenmesine hizmet etmekte ve bunu amaçlamaktadır. Doğal olarak milliyetçi siyasetimiz dış politikada Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin beyanlarına daha fazla itibar etmeyi şart koşmaktadır.

AKP Hükümet'i, ülkemizi Suriye üzerine kışkırtanların, savaş ve silah baronlarının oyununa gelmemek için azami dikkat ve özen göstermelidir. Unutmamak gerekir ki, başka ülkeler arasındaki hesaplaşmaya ve kavgaya Türk milletini figüran olarak yerleştirme densizliği hiçbir faninin üstesinden gelemeyeceği bir vebal ve izah edemeyeceği bir kötü niyetlilik olacaktır. Bütün bunların yanında, hava sahamızı kullanan bir uçakla ilgili şüphelerin gereği süratle yapılmalı ve ülkemize çevrilme ihtimali olan silahların sevkıyatına uluslararası sözleşme ve anlaşmalar doğrultusunda fırsat verilmemelidir. Dün Ermenistan'a ait bir kargo uçağının bu tutumla Erzurum'da inişe mecbur bırakıldığı anlaşılmaktadır. Ancak bu ve benzeri önleyici müdahaleler dozunda ve ayarında yapılmalıdır. Karşı tarafı tahrik ve rencide edici eğilimlerden sakınılmalı, özellikle sorunlu komşu ülkeler sayısına yenilerini eklemekten kaçınılmalıdır.''

MHP Lideri Bahçeli, Suriye ile olan vahim ilişkilerin, Irak'la sürtüşmelerin, İran'la gelgitlerin ve Lübnan'la itişmelerin ortada olduğunu ifade ederek, ''Bir de Rusya'nın hiç yeri ve zamanı değilken muarız cepheye alınması ne milletimizin menfaatlerine ne de devletimizin saygınlığına bir şey kazandırmayacaktır'' dedi.

Rusya Devlet Başkanı Vlademir Putin'in, Türkiye ziyaretini iptal etmesine de değinen Bahçeli, ''Yine bu ortam ve gündem içerisinde Rusya ile Irak ciddi sayılabilecek bir miktarda silah anlaşması yapmıştır'' ifadesini kullandı.

Bahçeli, İran ve Irak'ın, bölgede Türkiye'nin gücünü ve politikalarını dengelemek maksadıyla askeri anlamda silahlanma yarışına girdiğini dile getirerek, ''PKK destekçisi'' olarak nitelendirdiği Barzani'nin de bu kulvara girdiğini anlattı.

Peşmerge yönetiminin İsrail ile milyarlarca dolarlık silah alımı konusunda uzlaşmaya varmasının, titizlikle takip edilmesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli, ''Tavşana kaç tazıya tut diyen gizli İsrail müttefiki peşmerge bir tarafta sözde demokratik yolları işaret ederken, diğer tarafta silahın namlusuna elini uzatmakta bir beis görmemiştir'' diye konuştu.

Bölgedeki askeri hareketliliğe dikkati çeken Bahçeli, Suriye'den kaçarak sığınan mülteci sayısının da 100 bini aştığını söyledi. Bahçeli, ''Gelen Suriyeli mülteciler Türkiye'nin kaldıramayacağı bir seviyeye çıkmış ve kapasitesini aşmıştır'' dedi.

İsim vermeden AK Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar'ın, Türkiye'nin istemesi durumunda 3 saatte Şam'a varacağı yönündeki sözlerine değinen Bahçeli, şözlerine şöyle devam etti:

''Üstelik Kandil'e bir saatte gitmeyi ağızlarına alamayan acizler, Şam'a üç saatte varılabileceğinin adeta müjdesini vermeye bile başlamışlardır. Türk milleti Şam'a değil, Kandil'in kalbine Türk bayrağının dikilmesini istemektedir. Artık AKP Hükümet'i tüm sınırları aşmış, dipsiz bir demagoji kuyusuna gömülmüştür. Laf çoktur, icraat yoktur ve hezeyan tarifsizdir. Bu zihniyetin suyu yokuşa akıtmakta, yalancı pehlivanlıkta ve yürüyen tekere çomak sokmakta üstüne rakip bulunmamaktadır. Stratejik kabus filminin ana aktörü haline dönüşen Türk dış politikası bunun ispatı ve her yönüyle de göstergesidir. Nitekim Türkiye için neyin iyi, neyin doğru; hangi ilişki ve diyalogların yerinde olduğu belirsiz olduğu kadar da şaibeli hale gelmiştir. Halep ve Gaziantep'te ortak hükümet toplantıları, Başbakan Erdoğan ile Esad arasında kurulan kişisel muhabbet ve ailevi yakınlıklar, müştereken yapılan askeri manevralar ve serbest ticaret anlaşmaları yerini şimdi tam aksi bir duruma bırakmıştır. Geldiğimiz süreçte, Suriye tarafından 22 Haziran'da keşif uçağımız düşürülerek 2 pilotumuz, 3 Ekim'de top atışıyla 5 vatandaşımız şehit edilmiştir. AKP Hükümet'i haklıdır, zira Suriye politikasında bile 'Hayaller bir bir gerçek olmuştur.''

Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın, Esad rejiminin devrilmesine ısrarla kendisini vakfettiğini ve siyasetini buna endekslediğini öne sürerek, ''Başbakan Erdoğan-ın rahatsızlığı, BM'nin operasyon yapmaması ve Suriye ile savaşmamasıdır. Adeta sırf bu nedenlerle, BM'nin kötü ve adil olmayan bir yönetim ve organizasyona sahip olduğu bu kafa yapısı tarafından iddia edilmektedir. Bu ifadelerin Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı tarafından seslendirilmesi tam bir talihsizlik ve yüz karasıdır'' diye konuştu.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, ''Dünyanın neresinde demokrasi ve özgürlük propagandasının altına gizlenen savaş elçiliğine cevaz vardır- Başbakan Erdoğan'ın uluslararası siyasal ve ekonomik adaletsizlikleri hatırlaması için Ortadoğu'da kaos ve isyan dalgasının yükselmesi mi gerekmiştir- Halbuki BM, Suriye'ye müdahale etseydi ve Esad rejimini devirseydi, çok mu duyarlı ve insancıl olacaktı- Başbakan Erdoğan bu haçlı bakışına, bu zalimliği teşvik eden zihniyete nasıl sahip olmuş ve böylesi bir çıkmaza nasıl düşmüştür-'' sorularını yöneltti.

Bu konudaki düşüncelerini partisinin Ankara il kongresi ile grup toplantısında daha önce açıkladığını anlatan Bahçeli, ''Gelin görün ki, bu uluslararası kuruluşa, sınır ötesindeki terör kamplarını koruma altında tutmasından ve PKK militanlarına dolaylı destek çıkmasından dolayı itiraz dahi edememiştir. Maalesef bu konu Başbakan'ın gündemine hiç gelmemiştir. BM'ye duyarlılık ve reform hatırlatması yapan Başbakan Erdoğan, bize göre bu duyarlılıktan önce kendisi nasiplenmeli ve düşüncelerine de bir an önce çeki düzen vermelidir. Yoksa Türk milleti AKP'ye bu gidişle yol verecek ve siyasetin karanlık dehlizlerinde ademe mahkum edecektir'' diye konuştu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, hafta sonu yapılan BDP Kongresi'nde özerk bölge talebinin ileri sürüldüğünü belirterek, ''Oldu olacak Türkiye Cumhuriyeti; kantonlara dönüşsün veya Mezopotamya şehir devletlerine gerilesin de AKP, CHP, BDP ve PKK rahatlasın ve derin bir soluk alarak amaçlarına ulaşmanın keyfini sürsünler'' dedi.

Belde belediyelerin ortadan kaldırılmasının toplumsal çözülme ve sosyolojik ufalanmayı beraberinde getireceğini kaydeden Bahçeli, Türk idare yapısının bütünlüğünün bu kanunla bozulacağını, yüz yılı aşan Türk yönetim sisteminin dayandığı esaslar ve hukuki temellerin aşınacağını ve tarumar olacağını, yönetimde birlik ve idarede bütünlüğün sakatlanma tehlikesiyle yüz yüze kalacağını iddia etti.

Tasarının Türkiye'yi adım adım federasyona götürme emareleri taşıdığını öne süren Bahçeli, şöyle konuştu:

''Hükümetin Oslo'da PKK'ya vaat ettiği ne varsa birer birer somut projeye dönüşmektedir. Anlaşılmaktadır ki, bu zihniyet bölünmeye, ayrılmaya, parçalanmaya ve idari anlamda taksimata çoktan razıdır. Hükümet için tek mahsur aziz milletimizin tepkisi ve bu çöküşe karşı göstereceği dirençte gizlidir. Bu nedenle kamuoyunun iknası için her yol denenmekte, her telkin ve yönlendirme fütursuzca yapılmaktadır. Demokrasi, özgürlük, barış ve insanlık sözleri Türkiye'nin çözülmesi için mermisi hiç bitmeyen cephanelik olarak kullanılmaktadır.''

BDP'nin hafta sonu yaptığı 2. Olağanüstü Kongre'yi de eleştiren Bahçeli, ''Kongrede dile gelen ahlaksız görüşler, neredeyse federasyona dahi rahmet okutacak bir cesamete bürünmüştür'' dedi.

Kongrede 12 ile 20 bölgeden oluşmuş özerk bölgeler talebinin ileri sürüldüğünü anımsatan Bahçeli, şöyle devam etti:

''Merak ediyorum; BDP'nin acaba başka bir isteği ve derdi kalmış mıdır- Oldu olacak Türkiye Cumhuriyeti; kantonlara dönüşsün veya Mezopotamya şehir devletlerine gerilesin de AKP, CHP, BDP ve PKK rahatlasın ve derin bir soluk alarak amaçlarına ulaşmanın keyfini sürsünler. Karanlığın bu dört köşesi, bölücülüğün bu dört seyisi, çürümenin bu dört yolu, millet aleyhine kurulan kumar masasının bu dört kare ası Türkiye ve Türk milleti itlaf olmadan iflah olmayacaklardır.
Ankara'nın başkent oluşunun 89. yıl dönümünü takip eden bir süreçte, bölücü çirkefliklerin, ulu orta yapılan terör propagandasının bu tarihi şehrimizde yaşanmış olması aslında devlet adına bir hezimet, hükümet adına da bir utanç vesikasıdır. BDP kongresi eli ve vicdanı kanlıların cirit attığı bir yer haline gelmiştir. PKK başkent Ankara'ya kendi paçavrasını asmış, ama AKP tüm desteğimize karşı albayrağımızı Kandil'e asamamıştır.''

Devlet Bahçeli, AB İlerleme Raporu'nun 10 Ekim'de yayımlandığını da anımsatarak, Türkiye'yi taciz, tezyif edici ve azarlayıcı ifadelerin bu yılki raporda da yer bulduğunu söyledi.

Avrupa Birliği'nin bu raporuyla ezberlerini tekrarladığını ifade eden Bahçeli, ''Hırvatistan'ı kısa bir süre sonra üye yapmaya hazırlanan Avrupa Birliği'nin yıllardır mesnetsiz ve boş gerekçelerle ülkemize engel olması, sudan bahanelerle zorluk çıkarması açıkçası bir batı komedisidir'' dedi.

Rapordaki tespitlere katılmadıklarını belirten Bahçeli, ''Tam üyelik çerçevesinde Türk sorununun varlığına işaret eden bazı bozuk zihniyet sahiplerinin, aslında Birlik ruhunun sallandığını ve Avrupa Birliği gemisinin ekonomik ve sosyal patinajdan dolayı su almaya başladığını görmemeleri basiret noksanlığından başka bir anlama gelmemiştir'' diye konuştu.

Bahçeli, milletin AB'ye üye olma sürecine eskisi kadar sıcak ve ilgili olmadığını da dile getirdi. Hükümetin AB üyelik sürecini iniş ve çıkışlarla güçlükle sürdürdüğünü savunan Bahçeli, ''2005 yılında büyük gürültü koparan ve sanki birliğe girmiş gibi bir coşkuya sahip olan hükümetten şimdi ortada eser yoktur. Avrupa Birliği'ne katılma heyecanını dönemsel gelişmelere bağlayan AKP'nin, artık bu konuda eskisi gibi hevesli olmaması tabii olarak her açıdan dikkatimizi çekmektedir'' dedi.

MHP'nin 4 Kasım 2012'de 10. Olağan Büyük Kurultayı yapacağını anımsatan Bahçeli, hazırlıkların hızla sürdüğünü söyledi. Bahçeli, ''Ölçülü ve seviyeli bir rekabet, olgunlukla güçlendirilmiş siyasi yorum ve değerlendirmeler partimize güç verecek ve siyasetimize her anlamda katkı sağlayacaktır'' diye konuştu.

Bahçeli, kurultay hazırlıkları nedeniyle 4 Kasım'a kadar olan grup toplantılarını ertelediklerini de açıkladı.