2012-11-19 - 16:00
BDP GRUP BAŞKANVEKİLİ BALUKEN'İN BASIN TOPLANTISI?
BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında sona eren açlık grevi ile ilgili değerlendirmelerde bulunarak cezaevlerinde açlık grevi yapan eylemcilerin sağlıklarıyla ilgili kritik sorunların devam ettiğini söyledi.
BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında sona eren açlık grevi ile ilgili değerlendirmelerde bulunarak cezaevlerinde açlık grevi yapan eylemcilerin sağlıklarıyla ilgili kritik sorunların devam ettiğini söyledi.

BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, "Özellikle Kırıkkale, Van, Tekirdağ ve Kandıra cezaevlerinde hastanelere nakil konularında veya hastaneye gittiklerinde kelepçeli muayenelerin yaşandığı bilgileri bizlere geldi. Bu bilgiler doğrultusunda biz hem hükümet yetkilileri ile hem de ilgili yetkililerle görüştük." dedi

BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, sözlerine şöyle devam etti:

"Dünya siyasetinde ki açlık grevi deneylerine baktığımızda 65 ile 70 gün en fazla sürenin yaşandığı zaman dilimini ortaya koyuyor. Bu nedenle bu arkadaşlarımız her ne kadar açlık grevine son vermiş olsalar da sağlık sorunları açısından hala ciddi bir tehlike ve risk altındalar.

Dün itibarıyla pek çok cezaevinden veya tutuklu arkadaşlarımızın kaldırıldıkları hastanelerden mümkün olduğunca haberler almaya çalıştık. Tıkanıklıkların yaşandığı, etik dışı uygulamaların olduğu bazı süreçler oldu.

Özellikle Kırıkkale, Van, Tekirdağ ve Kandıra cezaevlerinde hastanelere nakil konularında veya hastaneye gittiklerinde kelepçeli muayenelerin yaşandığı bilgileri bizlere geldi. Bu bilgiler doğrultusunda biz hem hükümet yetkilileri ile hem de ilgili yetkililerle görüştük.

Sorunların kısmen çözüldüğünü söyleyebiliriz. Ancak hala bir takım kaygılarımız bulunmaktadır. Tüm hekim arkadaşların şunu iyi bilmesi gerekiyor ki; Bir hasta kendi önlerine geldiği zaman hastalığı ile ilgili tedavi süreci başladığı zaman hekim- hasta ilişkisi dışında hiçbir kimliğin hekim tarafından göz önünde bulundurulmaması gerekiyor.

İdeolojik yaklaşımlardan uzak durulması gerekiyor. Çünkü bütün bir Tıp Fakültesi eğitimi boyunca kimliği ne olursa olsun, inancı ne olursa olsun, etnisitesi ne olursa olsun, bir hekimin önüne gelen hastaya en doğru şekilde tıbbi yardımı sunmayla ilgili bir yükümlülüğü vardır.

Dolayısıyla hekim arkadaşlarımız müdahalede bulunurken kendi dünya görüşlerine göre hareket etmemelidirler. Tüm arkadaşlarımızın evrensel tıbbi ölçüler çerçevesinde ve açlık grevinden çıkan bir hastaya nasıl bir yaklaşım olması gerekiyorsa o şekilde yaklaşım sergilenmelidir.

Bu konularda TTB 'liginin hazırlamış olduğu protokoller var. Bu protokollerde hangi tedavi protokolünün uygulanacağı tedavilerin nasıl yapılacağı ile ilgili çok ayrıntılı bilgiler var. Dolayısıyla yanlış müdahalelerle farklı ihmaller buradaki her bir arkadaşımızın ileride ki bütün yaşamını etkileyecek sağlık problemlerine yol açabilir.

Bu nedenle tüm hekim arkadaşlarımız mutlaka bu protokolleri gözden geçirerek bu protokollere bağlı kalarak bir tedavi yöntemi sürdürmelidirler." dedi

Bir gazetecinin, açlık grevinin, Öcalan'ın kardeşi Mehmet Öcalan yoluyla verdiği talimatla mı, devlet görevlilerinin yaptığı görüşmeyle mi sona erdiğinin sorulması üzerine Baluken, ''Öcalan'a yaklaşırken sorunu istihbaratçılara, güvenlikçilere, kamu görevlilerine devreden bir yaklaşımın çok doğru bir yaklaşım olmadığını düşünüyoruz. Bu Açlık grevinin sona ermesi Öcalan'ın Kürt hareketi ve sorunu üzerinde, Kürtler üzerinde ne kadar etkili bir iradesi olduğunu göstermektedir." dedi

H. ALPER DURMAZ