2012-10-09 - 14:14
TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu, TÜSİAD eski Başkanı Muharrem Kayhan ile TOBB eski Başkanı Fuat Miras'ı dinledi.
TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu, TÜSİAD eski Başkanı Muharrem Kayhan ile TOBB eski Başkanı Fuat Miras'ı dinledi.
TOBB eski Başkanı Fuat Miras, 28 Şubat sürecinde, TOBB olarak ihtilale karşı çıktıklarını, sorunun TBMM'de çözülmesi gerektiğini kamuoyuyla paylaştıklarını belirtti.
Kayhan, 28 Şubat sürecinde, Genelkurmay Başkanlığı'nda verdikleri brifingle ilgili soruları yanıtladı.
Brifing isteğinin asker tarafından geldiğini ve o dönemde gündemde olan bir vergi kanunu tasarısına ilişkin sunum yaptıklarını anımsatan Kayhan, ''O dönemde, demokratikleşme ve sivilleşme yönünde çalışmalara imza atan bir kuruluş olarak askerle farklı amaçlara hizmet eden bir işbirliği içinde bulunmalarının düşünülemeyeceğini'' söyledi.
Komisyon Başkanı Nimet Baş'ın, ''Ekonomiyle ilgisi olmayan kuvvet komutanlarının sizden brifing istemesi demokratik bir ülkede doğal mıdır-'' sorusu üzerine, Kayhan, ''Bugüne kadar olmadı. Buna katılıyorum. Doğal değil'' dedi.
Kayhan, ''Bugün bunu yapar mıydınız-'' sorusuna, ''Yapmazdım'' yanıtını verdi.
AK Parti Erzurum Milletvekili Cengiz Yavilioğlu'nun, 28 Şubat döneminde, bazı sermaye gruplarının ''yeşil'' olarak nitelendirildiğini anımsatarak, ''TÜSİAD olarak 'askerin yeşil sermaye baskısına itiraz etmeliyiz' dediğiniz oldu mu-'' sorusuna karşılık, Kayhan, sermayenin ''yeşil'' ya da ''kırmızı'' diye nitelendirilemeyeceğine ilişkin açıklamalarda bulunduklarını ifade etti.
Kayhan, ayrıca o dönemde siyasi partilere eşit mesafede durmaya dikkat ettiklerini söyledi.
Miras ise TOBB'un 28 Şubat'ta, hiçbir zaman ihtilale ''evet'' demediğini, aksine karşı geldiğini ve bunu da kamuoyuyla paylaştığını vurguladı.
28 Şubat sürecinde, eski başbakanlardan Necmettin Erbakan ile Tansu Çiller arasında ''koltuk kavgası'' yaşandığını öne süren Miras, buna karşın askerin hükümete baskı yapmaya başladığını dile getirdi.
Miras, ''Bunun üzerine, TOBB olarak, buna (ihtilale) karşı çıktık. 5 sivil toplum örgütüyle bir araya geldik ve ihtilale karşı olduğumuzu, sorunun TBMM'de çözülmesi gerektiğini açıkladık. Biz halkımıza destek verdik. 'Böyle bir şeyin içine girmeyin, zaman içinde halledilecektir' dedik. Nitekim o zaman içinde yapılan bir sürü toplantılara davet edilmeme rağmen gitmedim'' dedi.
''Genelkurmay neden sizi 'silahsız kuvvetler' olarak gördü-'' şeklindeki soruya, Miras, ''Bizi 5 kişilik çete olarak gören de var, öyle gören de var. Öyle bir şey ortaya attılar ki 5'li çete olarak ne yaptık-'' ifadelerini kullandı.
Miras, AK Parti Kayseri Milletvekili Yaşar Karayel'in, ''Sokaklara çıktınız'' şeklinde karşılık vermesi üzerine ''Sokaklara çıkmadık, toplantı yaptık. Kimse, o 5 arkadaşın sokaklara çıkıp, propaganda yaptığını söyleyemez'' dedi.
Miras, sivil toplum örgütlerinin o dönemde Türkiye için ''iyi olanı yapabilmek için bir araya geldiklerini'' vurguladı.
AK Parti İstanbul Milletvekili Feyzullah Kıyıklık, ''Refahyol Hükümet'i, yapılmaması gereken neyi yaptı-'' sorusuna, Miras, bunların Sincan'daki gösteri ile Başbakanlık'ta bazı tarikat liderlerine verilen yemek olduğunu söyledi.
Miras, 28 Şubat'ta hükümetin istifa etmesinin istenmesinin, askere destek için değil, Erbakan ve Çiller arasındaki ''koltuk kavgası''ndan tedirgin olmalarından kaynaklandığını dile getirdi.
''Cuma gününe kadar istifa gelmezse, pazar günü asker zili çalacak'' yönünde sözler sarf edildiğini anlatan Miras, ''Askerin, Sincan'da yürümesi üzerine korktuk. Asker ihtilal yapacak, millet perişan olacak diye korktuk'' diye konuştu.
Hükümetin istifa etmesinin istenmesine rağmen, dönemin hükümetine bu yönde bir şey söylemediklerini belirten Miras, ancak bu işin mutlaka TBMM'de halledilmesi gerektiği üzerinde durduklarını vurguladı.
Miras, Tansu Çiller'in, TOBB Genel Kurulu'nda protesto edilmesiyle ilgili de, o günkü şartlar altında ortaya çıkan bir durum olduğunu, kendisinin tepki gösterenleri yatıştırmaya çalıştığını sözlerine ekledi.
TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu, dönemin Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu ile TESK Genel Başkanı Derviş Günday'ı dinledi.
TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma 28 Şubat-27 Nisan Alt Komisyonu, dönemin sendika ve sivil toplum kuruluşlarının yöneticilerini dinlemeye devam etti. Hak-İş Konfederasyonu eski Genel Başkanı ve AK Parti Çorum Milletvekili Salim Uslu, Komisyonun, partilerin katkısıyla kurulmasının geçmişle yüzleşme konusunda toplumsal talebi ifade ettiğini belirtti.
28 Şubat döneminde ''çok sıkıntılı günler geçirdiklerini'' anlatan Uslu, ''Toplum, toplumun hayalleri, geleceği adeta korkuyla, panikle, dışlanmayla hapsedilmek istendi, kuşatıldı'' dedi.
Uslu, o dönem Hak-İş'in devre dışı bırakıldığını ve sendikanın örgütlü olduğu yerlerdeki ''asker korkusunun'' sendikal hayata zarar verdiğini anlattı.
Salim Uslu, 28 Şubat'ın çeşitli kesimlerden ''yandaşlar ve oyundaşlar'' olduğunu, ayrıca TOBB, DİSK, Türk-İş, TİSK ve TESK'ten oluşan ''5'li Çete''nin yanı sıra medyadan da büyük bir destek aldığını söyledi.
4 Şubat 1997'de Hilton Otel'inde düzenlenen toplantıya Tansu Çiller'in davet edildiğini, Türk-İş, DİSK, TOBB, TESK başkanları ile Ziraat Odaları Birliği Başkanı Faruk Yücel ile kendisinin de bu toplantıda yer aldığınıdile getiren Uslu, toplantıda Çiller'in hükümeti bozmaya ikna edilmeye çalışıldığını ifade etti. Uslu, diğerlerinin aksine bu görüşe Faruk Yücel ile kendisinin katılmadığını bildirdi.
Uslu, şöyle devam etti:
''Bu ortamda sadakat düzeyi, katsayısı yüksek üç örgüt; DİSK, Türk-İş ve TESK en önde, hatta o zamanki TİSK Başkanı Refik Baydur bile kendi kitabında 'dışlandığını' iddia ediyor ve bu dışlanmaktan rahatsızlığını dile getiriyordu, bilahere Sayın Baydur da katıldı ve süreç TOBB'un da katılımı ile devam etmiş oldu.
Burada bulanan o gün Çiller'i ikna etmek üzere bir araya gelmiş, hükümete muhtıra vermiş adeta felaket tellallığı noktasında ittifak etmiş bu 5 örgütün o günkü başkanlarına ya da kurumsal olarak kendi kurumlarına o günkü hükümetler tarafından sağlanmış olan imtiyazlar var mıdır- Bunun açığa çıkarılması sürecin aydınlatılması bakımından son derece önemlidir.
Söz gelimi kamudan arsa, arazi tahsisi yapılmış mıdır- Banka kurma izni verilmiş midir- Kamu bankalarından kredi tahsisatı yapılmış mıdır- Bu konuların aydınlığa kavuşması ve biraz da 28 Şubat'ta gazete manşet ve sütunlarına taşınan bir kısım özel haberlerin gerisinde ne tür çıkar ilişkileri kurulmuştur, olmuş mudur, olmuşsa ne tür ilişkiler olmuştur bunların da açığa çıkartılması gerektiğini düşünüyorum.''
Uslu, o dönemin MGK Sekreteri Tuncer Kılınç'ın yurt dışındaki Türk dernekleri koordinasyon kurullarını organize ettiğini ve örtülü ödenekten destek sağladığını, Türkiye'den emekli olmuş bazı subayların da Almanya'daki cami derneklerinin başkanları yapıldığını iddia etti.
Komisyon üyelerinin sorularını da yanıtlayan Uslu, 28 Şubat sürecinde; emek, iş ve özgürlük için bir araya gelmeyen işçi örgütlerinin bir araya geldiğine dikkati çekti.
Salim Uslu, geçmişte o süreci yaşamış ve destek olmuş bazı kişilerin şimdi o günleri hatırlayamadıklarının ilginç olduğunu ifade etti.
Komisyon ardından TESK eski Başkanı Derviş Günday da dinledi.
AK Parti Kayseri Milletvekili Yaşar Karayel'in, ''28 Şubat sürecinde, Hilton Otel'deki toplantılara katıldınız mı- Kendinizi silahsız kuvvetler içinde gördünüz mü?'' sorusuna, ''Hayır'' karşılığını verdi.
Günday, aksine, o süreçte toplumsal eylemlerin arttığını, kendisinin başında bulunduğu teşkilatın üyelerinin bu tür eylemlerin içinde olmaması için tedbirler aldığını söyledi.
28 Şubat'la bir ilgisinin olmadığını ifade eden Günday, ''Asker kökenli olmama rağmen askerle ilişkim olmadı'' diye konuştu.
Günday, o dönemde bazı sivil toplum örgütleriyle birlikte açıklamalarda bulunmasının hatırlatılması üzerine, 4 milyonluk bir örgütün genel başkanı olarak gelişmeler karşısında kayıtsız kalmasının mümkün olamayacağını ifade etti.
CHP Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker'in, 28 Şubat sürecinin arkasında ABD'nin olup olmadığını sorması üzerine, Günday, şahsen, olayların arkasında ABD'nin olduğunu düşündüğünü kaydetti.
Günday, 28 Şubat sürecindeki faaliyetlere kendisinin katılmadığını vurgulayarak, ''Bazı basın organlarında, Çevik Bir ile fotoğrafım yayımlanıyor. O fotoğraf, gazilere yaptığım yardımlardan dolayı şilt verilirken çekilen bir fotoğraftı'' açıklamasında bulundu.
Dönemin Genelkurmay Başkanı'yla görüşmesinin sorulmasına karşılık da Günday, ''Genelkurmay Başkanı'ndan davet gelecek, konfederasyon başkanı olarak gitmeyeceksin. Ayıp olur'' ifadelerini kullandı.
AK Parti İstanbul Milletvekili Feyzullah Kıyıklık'ın, ''Esnaf irtica sorunundan etkilendi mi-'' ve ''İrtica nedir-'' sorusuna, Günday'ın, ''Ortada kaynama oldu sonra geçip gitti. İrtica, halk dilinde kötü bir şey olarak anlaşılıyor'' diye karşılık vermesi, komisyonda gülüşmelere neden oldu.
Daha sonra, ''Komünizm nedir?'' şeklindeki bir soruyu Günday, ''Bilmem. Ben sadece Atatürkçü'yüm'' şeklinde cevapladı.
TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının avukatlığını yapan Türkan Asma'yı da dinledi.
Komisyon bünyesindeki 28 Şubat-27 Nisan Alt Komisyonu'na bilgi veren Asma, 28 Şubat'ın da diğer darbeler gibi kötü bir yaklaşım olduğunu, ancak 28 Şubat'ta diğer darbeler gibi faşizm olmadığını savundu.
28 Şubat'a en başta liderlerin karşı gelmesi gerektiğini belirten Asma, TSK'nın hiç bir darbesini onaylamadığını ifade etti.
''Herkes fikrini açıkça söyleyebilmeli ve herkes birbirinin fikrine saygı göstermeli'' diyen Asma, Deniz Gezmiş'in bugün yargılanması durumunda 10-15 yıl ceza alabileceğini iddia etti.
AK Parti İstanbul Milletvekili Feyzullah Kıyıklık, ''Siz 28 Şubat'ı hafif yaşamış olabilirsiniz ama ben çok ağır yaşadım'' diye konuştu.
Bunun üzerine Asma, 28 Şubat'ın toplumda çok büyük yaralar açtığını dile getirerek, ''28 Şubat'ın etkisi diğer darbelerden farklı olmadı'' dedi.
Komisyon Başkanı Nimet Baş da bütün darbeler aynı düzeyde kötü olduğunu ve hedefinde millet bulunduğunu söyledi.
TOBB eski Başkanı Fuat Miras, 28 Şubat sürecinde, TOBB olarak ihtilale karşı çıktıklarını, sorunun TBMM'de çözülmesi gerektiğini kamuoyuyla paylaştıklarını belirtti.
Kayhan, 28 Şubat sürecinde, Genelkurmay Başkanlığı'nda verdikleri brifingle ilgili soruları yanıtladı.
Brifing isteğinin asker tarafından geldiğini ve o dönemde gündemde olan bir vergi kanunu tasarısına ilişkin sunum yaptıklarını anımsatan Kayhan, ''O dönemde, demokratikleşme ve sivilleşme yönünde çalışmalara imza atan bir kuruluş olarak askerle farklı amaçlara hizmet eden bir işbirliği içinde bulunmalarının düşünülemeyeceğini'' söyledi.
Komisyon Başkanı Nimet Baş'ın, ''Ekonomiyle ilgisi olmayan kuvvet komutanlarının sizden brifing istemesi demokratik bir ülkede doğal mıdır-'' sorusu üzerine, Kayhan, ''Bugüne kadar olmadı. Buna katılıyorum. Doğal değil'' dedi.
Kayhan, ''Bugün bunu yapar mıydınız-'' sorusuna, ''Yapmazdım'' yanıtını verdi.
AK Parti Erzurum Milletvekili Cengiz Yavilioğlu'nun, 28 Şubat döneminde, bazı sermaye gruplarının ''yeşil'' olarak nitelendirildiğini anımsatarak, ''TÜSİAD olarak 'askerin yeşil sermaye baskısına itiraz etmeliyiz' dediğiniz oldu mu-'' sorusuna karşılık, Kayhan, sermayenin ''yeşil'' ya da ''kırmızı'' diye nitelendirilemeyeceğine ilişkin açıklamalarda bulunduklarını ifade etti.
Kayhan, ayrıca o dönemde siyasi partilere eşit mesafede durmaya dikkat ettiklerini söyledi.
Miras ise TOBB'un 28 Şubat'ta, hiçbir zaman ihtilale ''evet'' demediğini, aksine karşı geldiğini ve bunu da kamuoyuyla paylaştığını vurguladı.
28 Şubat sürecinde, eski başbakanlardan Necmettin Erbakan ile Tansu Çiller arasında ''koltuk kavgası'' yaşandığını öne süren Miras, buna karşın askerin hükümete baskı yapmaya başladığını dile getirdi.
Miras, ''Bunun üzerine, TOBB olarak, buna (ihtilale) karşı çıktık. 5 sivil toplum örgütüyle bir araya geldik ve ihtilale karşı olduğumuzu, sorunun TBMM'de çözülmesi gerektiğini açıkladık. Biz halkımıza destek verdik. 'Böyle bir şeyin içine girmeyin, zaman içinde halledilecektir' dedik. Nitekim o zaman içinde yapılan bir sürü toplantılara davet edilmeme rağmen gitmedim'' dedi.
''Genelkurmay neden sizi 'silahsız kuvvetler' olarak gördü-'' şeklindeki soruya, Miras, ''Bizi 5 kişilik çete olarak gören de var, öyle gören de var. Öyle bir şey ortaya attılar ki 5'li çete olarak ne yaptık-'' ifadelerini kullandı.
Miras, AK Parti Kayseri Milletvekili Yaşar Karayel'in, ''Sokaklara çıktınız'' şeklinde karşılık vermesi üzerine ''Sokaklara çıkmadık, toplantı yaptık. Kimse, o 5 arkadaşın sokaklara çıkıp, propaganda yaptığını söyleyemez'' dedi.
Miras, sivil toplum örgütlerinin o dönemde Türkiye için ''iyi olanı yapabilmek için bir araya geldiklerini'' vurguladı.
AK Parti İstanbul Milletvekili Feyzullah Kıyıklık, ''Refahyol Hükümet'i, yapılmaması gereken neyi yaptı-'' sorusuna, Miras, bunların Sincan'daki gösteri ile Başbakanlık'ta bazı tarikat liderlerine verilen yemek olduğunu söyledi.
Miras, 28 Şubat'ta hükümetin istifa etmesinin istenmesinin, askere destek için değil, Erbakan ve Çiller arasındaki ''koltuk kavgası''ndan tedirgin olmalarından kaynaklandığını dile getirdi.
''Cuma gününe kadar istifa gelmezse, pazar günü asker zili çalacak'' yönünde sözler sarf edildiğini anlatan Miras, ''Askerin, Sincan'da yürümesi üzerine korktuk. Asker ihtilal yapacak, millet perişan olacak diye korktuk'' diye konuştu.
Hükümetin istifa etmesinin istenmesine rağmen, dönemin hükümetine bu yönde bir şey söylemediklerini belirten Miras, ancak bu işin mutlaka TBMM'de halledilmesi gerektiği üzerinde durduklarını vurguladı.
Miras, Tansu Çiller'in, TOBB Genel Kurulu'nda protesto edilmesiyle ilgili de, o günkü şartlar altında ortaya çıkan bir durum olduğunu, kendisinin tepki gösterenleri yatıştırmaya çalıştığını sözlerine ekledi.
TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu, dönemin Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu ile TESK Genel Başkanı Derviş Günday'ı dinledi.
TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma 28 Şubat-27 Nisan Alt Komisyonu, dönemin sendika ve sivil toplum kuruluşlarının yöneticilerini dinlemeye devam etti. Hak-İş Konfederasyonu eski Genel Başkanı ve AK Parti Çorum Milletvekili Salim Uslu, Komisyonun, partilerin katkısıyla kurulmasının geçmişle yüzleşme konusunda toplumsal talebi ifade ettiğini belirtti.
28 Şubat döneminde ''çok sıkıntılı günler geçirdiklerini'' anlatan Uslu, ''Toplum, toplumun hayalleri, geleceği adeta korkuyla, panikle, dışlanmayla hapsedilmek istendi, kuşatıldı'' dedi.
Uslu, o dönem Hak-İş'in devre dışı bırakıldığını ve sendikanın örgütlü olduğu yerlerdeki ''asker korkusunun'' sendikal hayata zarar verdiğini anlattı.
Salim Uslu, 28 Şubat'ın çeşitli kesimlerden ''yandaşlar ve oyundaşlar'' olduğunu, ayrıca TOBB, DİSK, Türk-İş, TİSK ve TESK'ten oluşan ''5'li Çete''nin yanı sıra medyadan da büyük bir destek aldığını söyledi.
4 Şubat 1997'de Hilton Otel'inde düzenlenen toplantıya Tansu Çiller'in davet edildiğini, Türk-İş, DİSK, TOBB, TESK başkanları ile Ziraat Odaları Birliği Başkanı Faruk Yücel ile kendisinin de bu toplantıda yer aldığınıdile getiren Uslu, toplantıda Çiller'in hükümeti bozmaya ikna edilmeye çalışıldığını ifade etti. Uslu, diğerlerinin aksine bu görüşe Faruk Yücel ile kendisinin katılmadığını bildirdi.
Uslu, şöyle devam etti:
''Bu ortamda sadakat düzeyi, katsayısı yüksek üç örgüt; DİSK, Türk-İş ve TESK en önde, hatta o zamanki TİSK Başkanı Refik Baydur bile kendi kitabında 'dışlandığını' iddia ediyor ve bu dışlanmaktan rahatsızlığını dile getiriyordu, bilahere Sayın Baydur da katıldı ve süreç TOBB'un da katılımı ile devam etmiş oldu.
Burada bulanan o gün Çiller'i ikna etmek üzere bir araya gelmiş, hükümete muhtıra vermiş adeta felaket tellallığı noktasında ittifak etmiş bu 5 örgütün o günkü başkanlarına ya da kurumsal olarak kendi kurumlarına o günkü hükümetler tarafından sağlanmış olan imtiyazlar var mıdır- Bunun açığa çıkarılması sürecin aydınlatılması bakımından son derece önemlidir.
Söz gelimi kamudan arsa, arazi tahsisi yapılmış mıdır- Banka kurma izni verilmiş midir- Kamu bankalarından kredi tahsisatı yapılmış mıdır- Bu konuların aydınlığa kavuşması ve biraz da 28 Şubat'ta gazete manşet ve sütunlarına taşınan bir kısım özel haberlerin gerisinde ne tür çıkar ilişkileri kurulmuştur, olmuş mudur, olmuşsa ne tür ilişkiler olmuştur bunların da açığa çıkartılması gerektiğini düşünüyorum.''
Uslu, o dönemin MGK Sekreteri Tuncer Kılınç'ın yurt dışındaki Türk dernekleri koordinasyon kurullarını organize ettiğini ve örtülü ödenekten destek sağladığını, Türkiye'den emekli olmuş bazı subayların da Almanya'daki cami derneklerinin başkanları yapıldığını iddia etti.
Komisyon üyelerinin sorularını da yanıtlayan Uslu, 28 Şubat sürecinde; emek, iş ve özgürlük için bir araya gelmeyen işçi örgütlerinin bir araya geldiğine dikkati çekti.
Salim Uslu, geçmişte o süreci yaşamış ve destek olmuş bazı kişilerin şimdi o günleri hatırlayamadıklarının ilginç olduğunu ifade etti.
Komisyon ardından TESK eski Başkanı Derviş Günday da dinledi.
AK Parti Kayseri Milletvekili Yaşar Karayel'in, ''28 Şubat sürecinde, Hilton Otel'deki toplantılara katıldınız mı- Kendinizi silahsız kuvvetler içinde gördünüz mü?'' sorusuna, ''Hayır'' karşılığını verdi.
Günday, aksine, o süreçte toplumsal eylemlerin arttığını, kendisinin başında bulunduğu teşkilatın üyelerinin bu tür eylemlerin içinde olmaması için tedbirler aldığını söyledi.
28 Şubat'la bir ilgisinin olmadığını ifade eden Günday, ''Asker kökenli olmama rağmen askerle ilişkim olmadı'' diye konuştu.
Günday, o dönemde bazı sivil toplum örgütleriyle birlikte açıklamalarda bulunmasının hatırlatılması üzerine, 4 milyonluk bir örgütün genel başkanı olarak gelişmeler karşısında kayıtsız kalmasının mümkün olamayacağını ifade etti.
CHP Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker'in, 28 Şubat sürecinin arkasında ABD'nin olup olmadığını sorması üzerine, Günday, şahsen, olayların arkasında ABD'nin olduğunu düşündüğünü kaydetti.
Günday, 28 Şubat sürecindeki faaliyetlere kendisinin katılmadığını vurgulayarak, ''Bazı basın organlarında, Çevik Bir ile fotoğrafım yayımlanıyor. O fotoğraf, gazilere yaptığım yardımlardan dolayı şilt verilirken çekilen bir fotoğraftı'' açıklamasında bulundu.
Dönemin Genelkurmay Başkanı'yla görüşmesinin sorulmasına karşılık da Günday, ''Genelkurmay Başkanı'ndan davet gelecek, konfederasyon başkanı olarak gitmeyeceksin. Ayıp olur'' ifadelerini kullandı.
AK Parti İstanbul Milletvekili Feyzullah Kıyıklık'ın, ''Esnaf irtica sorunundan etkilendi mi-'' ve ''İrtica nedir-'' sorusuna, Günday'ın, ''Ortada kaynama oldu sonra geçip gitti. İrtica, halk dilinde kötü bir şey olarak anlaşılıyor'' diye karşılık vermesi, komisyonda gülüşmelere neden oldu.
Daha sonra, ''Komünizm nedir?'' şeklindeki bir soruyu Günday, ''Bilmem. Ben sadece Atatürkçü'yüm'' şeklinde cevapladı.
TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının avukatlığını yapan Türkan Asma'yı da dinledi.
Komisyon bünyesindeki 28 Şubat-27 Nisan Alt Komisyonu'na bilgi veren Asma, 28 Şubat'ın da diğer darbeler gibi kötü bir yaklaşım olduğunu, ancak 28 Şubat'ta diğer darbeler gibi faşizm olmadığını savundu.
28 Şubat'a en başta liderlerin karşı gelmesi gerektiğini belirten Asma, TSK'nın hiç bir darbesini onaylamadığını ifade etti.
''Herkes fikrini açıkça söyleyebilmeli ve herkes birbirinin fikrine saygı göstermeli'' diyen Asma, Deniz Gezmiş'in bugün yargılanması durumunda 10-15 yıl ceza alabileceğini iddia etti.
AK Parti İstanbul Milletvekili Feyzullah Kıyıklık, ''Siz 28 Şubat'ı hafif yaşamış olabilirsiniz ama ben çok ağır yaşadım'' diye konuştu.
Bunun üzerine Asma, 28 Şubat'ın toplumda çok büyük yaralar açtığını dile getirerek, ''28 Şubat'ın etkisi diğer darbelerden farklı olmadı'' dedi.
Komisyon Başkanı Nimet Baş da bütün darbeler aynı düzeyde kötü olduğunu ve hedefinde millet bulunduğunu söyledi.
