2007-05-17 - 15:30
CNN Türk'te Taha Akyol'un sorularını cevaplayan TBMM Başkanı Bülent Arınç, cumhurbaşkanı seçim süreciyle ilgili şahsını hedef alan tartışmalar ve kampanyaların, 1 yıl önceden yürütülmeye başlandığını, bu yılın Nisan ayında kendisine yönelik 347 tane eleştirel haber ve makale yayınlandığını belirtti.
TBMM Başkanı Bülent Arınç, CNN Türk'te Taha Akyol'un sorularını yanıtladı.
Akyol'un, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in 16 Mayısta görev süresinin dolduğunu ve vekalet tartışması yaşandığını hatırlatarak, ''Vekalet konusunda girişiminiz olacak mı?'' sorusuna Arınç, ''Hayır, hiçbir girişimde bulunmayacağım. Bu nezaketsizlik olur'' karşılığını verdi.
Bu konunun, Anayasa hukukçuları ve siyasetçiler arasında tartışmalı bir noktada olduğuna işaret eden Arınç, ''Sayın Cumhurbaşkanı kendi inisiyatif alıp, kendi kararıyla bir uygulama yapmadığı takdirde, 'oradan ayrılın' demek bize hiçbir zaman uygun düşmez, böyle bir şeyi aklımıza bile getirmeyiz'' diye konuştu.
Arınç, hukukçuların dışında, pek çok insanın da Anayasaya bakarak, Cumhurbaşkanının görev süresinin bitmiş olması gerektiğini ve 106. maddeye göre kendisinin vekalet etmesini söylediğini anlattı.
''Maşallah öyle bir Anayasamız var ki hemen hemen her maddesiyle yeni bir tartışma ortamı çıkıyor. Buna teşni olanlar da var, maksatlı olarak tartışma konusu haline getiriyorlar'' diyen Arınç, cumhurbaşkanın kendi arzusu ve iradesiyle görevine devam ettiğini belirtti.
-''HAYIR DEMEDİM''-
Bir soruyu yanıtlarken Arınç, cumhurbaşkanı seçim süreciyle ilgili şahsını hedef alan tartışmalar ve kampanyaların, 1 yıl önceden yürütülmeye başlandığını, bu yılın Nisan ayında kendisine yönelik 347 tane eleştirel haber ve makale yayınlandığını belirtti.
Cumhurbaşkanı seçim sürecinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinin ardından ''Ya ben, ya sen, ya o'' dediğine yönelik haber başlıklarıyla karşılaştığını kaydeden Arınç, bunu, Erdoğan'ın, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün ve kendisinin yalanladığını, ancak bunun dikkate alınmadığını kaydetti.
Arınç, ''Herhangi bir isme karşı çıkarak, 'üçümüzden biri' demediniz mi?'' sorusunu, ''Hayır demedim'' diye yanıtladı.
-''KENDİ GÖRÜŞÜM GİBİ SAVUNURUM''-
Siyasetteki üslubunun dışarıya karşı farklı olabileceğini belirten Arınç, şöyle konuştu:
''Emniyet Genel Müdürünü kabul ederken bir söz söylemişimdir, Turgut Özal ve Hamle Derneğinde başka işaret vermişimdir. Başka yerdeki toplantıda, belki başka mesajlar verme gereği duymuşumdur.
Milletvekili olarak, Meclis Başkanı sıfatının ötesinde, partinin kuruluşunda herkes gibi emeği geçmiş, partide itibar gören bir insan olarak, benim düşünceme müracaat edildiğinde, söyleyeceğim bir tek şey vardır: Benim önüme teklif getirildiğinde, kararımı veririm, kanaatimi söylerim. Ama fikrim alındığı zaman kanaatimi söylerim, kararı genel başkana bırakırım. Bu benim siyasi terbiyemin gereğidir. Düşüncelerimi söyledikten sonra, başkaları da söyledikten sonra, parti kararı haline gelen bir şeye itiraz etmem, dışarıya çıkarım, onu kendi görüşüm gibi savunurum.''
-''PROFİLİ ÇİZDİM''-
Erdoğan'ın, cumhurbaşkanı seçimi sürecinde 23 Nisanda kendisiyle görüştüğünü, bu konudaki düşüncesini sorduğunu kaydeden Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Kanaatimi şöyle ifade ettim: Siz adaylığı düşünüyorsanız, bu sizin hakkınızdır. Sonuçları ne olursa olsun, sizin olmanızı arzu ederim ve sizi
desteklerim. Siz bunu fazlasıyla hak ettiniz. Ama kendiniz olmayacaksanız ve henüz karar da vermemişseniz, o zaman fikrimi size söyleyeceğim dedim. Güçlü bir insan cumhurbaşkanı adayı olmalı.''
''Güçlü bir insan derken, isim verdiniz mi?'' sorusuna karşılık Arınç, profili çizdiğini ancak ''filan olsun, falan olmasın'' şeklinde bir şey
söylemediğini vurguladı.
Arınç, şunları kaydetti:
''En çok ismi geçenler içinde Vecdi Gönül, benim saygı duyduğum bir insandır. Birikim itibariyle de cumhurbaşkanı olmaya layık bir insandır. Beşir
Atalay, her açıdan güvendiğim, sevdiğim bir insandır.
Temsil kabiliyeti olan, tecrübe kazanmış olan, partide, anketlerde en güçlü isim olarak ortaya çıkmış olan Sayın Gül'ün cumhurbaşkanı adayı olabileceği, bunun partiyi bütünleştirme noktasında faydalı olacağı kanaatimi ifade ettim. Onu söylerken, 'bir başkası olmasın, onun şu eksikliği var, onu istemiyorum' şeklinde bir şey söylemek benim terbiyeme de yakışmaz.
Eğer 3 kişi, 5 kişi düşünülüyorsa, benim profilim budur, bu profile Sayın Gül uyuyor. Onun adaylığı konusunda benim size tavsiyem olabilir, bu anlama gelebilecek şeyler söyledim.''
Arınç, Erdoğan'ın görüşmede kendisine bir şey söylemediğini ancak itiraz da etmediğini ifade ederek, ''şu olsa, bu olsa, şu eksikliği, bu eksikliği var'' da demediğini kaydetti.
-''SONDAJINI YAPTIM''-
Bir başka soruyu yanıtlarken Arınç, sıkılı yumrukla el sıkılışmayacağını, yumruğu sıkarak ''bana gel'' denilemeyeceğini kaydetti.
Erdoğan'ın, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, hatta parlamento dışındaki partilerle de bu süreçte görüşmesini istediğini belirten Arınç, Erdoğan'ın,
topluma, Baykal'ın, kendisine çok önceden ambargo koyduğunu ve aile mahremiyetine dil uzattığını söylediğini bildirdi.
''Bunun bir yolu bulunabilirdi'' diyen Arınç, şöyle devam etti:
''Belki Meclis Başkanı olarak devreye girebilirdim ama beni taraf gibi görüyorlardır. Sondajını yaptım. İki tarafı da davet etsem gelirler mi diye
düşündüm, nabız yokladım. Genel Başkanlara ulaşabilecek kişilerden aldığım izlenim, 'siz, CHP tarafından bir taraf olarak görüldünüz, böyle bir davetin AK Parti tarafından hazırlanmış senaryo olduğunu düşünebilirler, bu sizin açınızdan şık olmaz' denildi bana. Bu konuda biraz hak verdim.''
Anayasada cumhurbaşkanının vasıflarının belli olduğunu ifade eden Akyol, ''Bu vasıflara ister dini, ister ideolojik, ister felsefi açıdan bir takım
tarifler getirdiğiniz zaman, bu yakışıksız olmuyor mu? Ben yadırgadım. Benim bu tür değerlere saygım vardır ama 'dindar cumhurbaşkanı' terimini ben de yadırgadım. Bunu bir sürçi lisan olarak kabul edelim mi?'' diye sordu.
Bülent Arınç, sorulara dürüst cevap veren bir insan olduğunu ifade etti.
Sözlerinin bir kısmının ekrana getirildiğini belirten Arınç, onlara tamamen katıldığını söyledi. Arınç, ''Bende konuşmanın tam metni de var ama orada,
dindardan ne anladığımı da bu 'dinci' demek değildir, 'İslamcı' demek değildir, 'cı'lardan, cu'lardan biz uzağız' diyorum'' şeklinde konuştu.
Bu konuşmayı yapmasının temel bir nedeni olduğunu bildiren Arınç, Turgut Özal Düşünce ve Hamle Derneği'nin, demokrasi özel ödülünü TBMM'ye, ekonomi özel ödülünü de Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan'a verdiğini anımsattı.
Arınç, şöyle konuştu:
''Böyle bir ödül töreninde, rahmetli Özal'ı anlatıyorum. Özal ile siyasette muhalif olduğumuzu da söylüyorum. Geçmişe yönelik bazı hatıraları söylüyorum.
Bu meselede gelinen noktada, ben kendi ölçümle değil, cenazesinde arkasından milyonların yürüdüğü bir sırada, halkın arasından bir basit pankartta yazılı olan bir cümleyi söylüyorum. Bu kişinin sevilmesinin temelinde 'Bu cümleler var' diyorum: Sivil, dindar, demokrat... 'Eğer bir cumhurbaşkanı, bu vasıfları sebebiyle sevilmişse, Türkiye'de ve hala arkasından milyonlarca insan bu hatırayı yaşatıyorsa; bu özellikler, Türk halkının benimsediği ve özlediği özelliklerdir' diye söylüyorum.''
-''HERKES, ANAYASADAKİ VASIFLARA UYGUN MU DAVRANDI?''-
Bülent Arınç, bugün bazı tartışmaların temelinde de böyle bir cumhurbaşkanı modeli mi, yoksa bir başka cumhurbaşkanı modeli mi çatışmasının yattığını anlattığını ifade ederek, şöyle devam etti:
''101, 102 ve 103. maddelerde Anayasada, Cumhurbaşkanı vasıfları içinde böyle bir vasıf yok. Dolayısıyla bu vasıf, hukuki bir vasıf değil. Peki,
tartışılacak bu kelimeyi niye söylediniz' diyorsunuz?
Bir yıldan bu yana, cumhurbaşkanın kim olacağı konusunda yapılan tartışmalarda, herkes şu Anayasadaki vasıflara uygun mu davrandı?''
-''... DEVLET İKTİDARININ GEREKLİ KILDIĞI UNSURLAR''-
Akyol'un, ''Herkes davranmaz ama siz Meclis Başkanısınız'' demesi üzerine Bülent Arınç, şöyle konuştu:
'(Eşlerinin kıyafetleri, birisinin cumhurbaşkanı adayı olmasına engeldir) denilmedi mi? Birisinin geçmişte yaptığı konuşmalar, birisinin geçmişte
çektirdiği fotoğraflar, birisinin kıyafeti, birisinin düşüncesi, birisinin hangi kökenden geldiği... Bütün bunların hepsi, Anayasada yer almamakla birlikte,
Anayasa üstü, adeta devlet iktidarının gerekli kıldığı unsurlar olarak konuşulmadı mı Türkiye'de?''
Akyol'un, ''O da yanlış, sizin ki de yanlış'' değerlendirmesine, ''Öncelikle onun yanlış olduğunu kabul edelim'' karşılığını veren Arınç, şöyle devam etti:
''Ben, 'sivil, dindar, demokrat' dedikten sonra, 'o kötü niyetli çevreler' diyeyim veya Anayasada yazılı olmayan vasıfları birilerimizin üstünde arayan
insanlar, benim dindar kelimesini bırakıp, 'Müslüman cumhurbaşkanı istiyor' demediler mi? Karşılıklı soralım birbirimize.''
-''GERİLİMDEN NEMALANAN ÇEVRELER...''-
Taha Akyol'un da ''O hata, sizin bunu demenizi doğru hale getirir mi?'' diye sorması üzerine Arınç, ''Bakın siz nasıl tepki gösteriyorsunuz'' karşılığını verdi. Akyol'un da ''Gösteriyorum, gerilimden korkuyorum'' demesi üzerine TBMM Başkanı Arınç, şöyle konuştu:
''Siz gerilimden korkuyorsunuz ama gerilimden nemalanan, gerilim politikasını kendisine hayat felsefesi yapmış, siyasette önünü açacak tek yol
olarak görmüş çevreler var Türkiye'de.
Ben, bir pankartta yazılı olan hususu söylüyorum. Bununla ilgili olarak kanaatlerimi belirtiyorum. Bunun karşılığında, 'Dindarlık bir vasıf olmamalıdır,
siz bunu söylememelisiniz' diyenlere 'eyvallah' diyorum.''
Arınç, ''dindar'' sözünden farklı bir şey kastettiğini söyleyenleri de eleştirdiğini belirtti.
-ÖZAL İLE İLGİLİ BİR HATIRA-
Taha Akyol'un, ''Bunun hata olduğunu söyleyenlere eyvallah diyorsunuz'' demesi üzerine Arınç, şunları kaydetti:
''Bu, benim özel fikrim değildir. Bu, rahmetli Özal ile ilgili bir hatıradır. Rahmetli Özal'a izafe edilen bir unsurdur. Halkın, bir cumhurbaşkanını
nasıl benimsediğini gösteren, bir yaşanmış hadisedir. Bu hadiseyi anlatırken, 'cumhurbaşkanlığı sürecinin içerisinde olduğumuzu düşünerek, bunun başka mecralara çekilmesinden, başka türlü eleştirilmesinden veya yamultulmasından endişe duymanız lazımdı. Siz Meclis Başkanısınız, bunu keşke orada söylemeseydiniz' diyorsunuz, eyvallah...''
-''ÖNCEDEN KONULAN BARİKATLAR...''-
Cumhurbaşkanı seçim süreciyle ilgili soru üzerine Arınç, bir süre önce vefat eden eski TBMM Başkanvekili Ali Dinçer'in cenazesinin ardından yapılan taziye ziyaretini, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ı bir araya getirmek için bir vesile yapmayı aklından geçirdiğini, ancak daha sonra bundan vazgeçtiğini söyledi. ''İki lideri, bu konuda bir araya gelememiş veya getirememiş olduk'' diyen Arınç, şöyle konuştu:
''Ben ne kadar kusurluyum, bunu bilemem ama keşke birbirlerine rezerv koymamış olsalardı... Bunda asıl suçlu veya kabahatli kimdir, ona da girmek
istemem ama bir anamuhalefet partisi lideri ile bir iktidar partisi genel başkanının bu konuda görüşmesinin, fikir alışverişinin, netice vermese bile
görüntü bakımından çok doğru olacağına inanıyordum.''
Akyol'un, ''parlamenter sistemlerde cumhurbaşkanlarının mutabakatla seçilmesinin, rejimin tabiatına da uygun olduğunu'' ifade etmesi üzerine Arınç,
''Önceden konulan barikatlar ve rezervler, birbirlerine ulaşmayı engelledi'' dedi.
Akyol'un, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in 16 Mayısta görev süresinin dolduğunu ve vekalet tartışması yaşandığını hatırlatarak, ''Vekalet konusunda girişiminiz olacak mı?'' sorusuna Arınç, ''Hayır, hiçbir girişimde bulunmayacağım. Bu nezaketsizlik olur'' karşılığını verdi.
Bu konunun, Anayasa hukukçuları ve siyasetçiler arasında tartışmalı bir noktada olduğuna işaret eden Arınç, ''Sayın Cumhurbaşkanı kendi inisiyatif alıp, kendi kararıyla bir uygulama yapmadığı takdirde, 'oradan ayrılın' demek bize hiçbir zaman uygun düşmez, böyle bir şeyi aklımıza bile getirmeyiz'' diye konuştu.
Arınç, hukukçuların dışında, pek çok insanın da Anayasaya bakarak, Cumhurbaşkanının görev süresinin bitmiş olması gerektiğini ve 106. maddeye göre kendisinin vekalet etmesini söylediğini anlattı.
''Maşallah öyle bir Anayasamız var ki hemen hemen her maddesiyle yeni bir tartışma ortamı çıkıyor. Buna teşni olanlar da var, maksatlı olarak tartışma konusu haline getiriyorlar'' diyen Arınç, cumhurbaşkanın kendi arzusu ve iradesiyle görevine devam ettiğini belirtti.
-''HAYIR DEMEDİM''-
Bir soruyu yanıtlarken Arınç, cumhurbaşkanı seçim süreciyle ilgili şahsını hedef alan tartışmalar ve kampanyaların, 1 yıl önceden yürütülmeye başlandığını, bu yılın Nisan ayında kendisine yönelik 347 tane eleştirel haber ve makale yayınlandığını belirtti.
Cumhurbaşkanı seçim sürecinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinin ardından ''Ya ben, ya sen, ya o'' dediğine yönelik haber başlıklarıyla karşılaştığını kaydeden Arınç, bunu, Erdoğan'ın, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün ve kendisinin yalanladığını, ancak bunun dikkate alınmadığını kaydetti.
Arınç, ''Herhangi bir isme karşı çıkarak, 'üçümüzden biri' demediniz mi?'' sorusunu, ''Hayır demedim'' diye yanıtladı.
-''KENDİ GÖRÜŞÜM GİBİ SAVUNURUM''-
Siyasetteki üslubunun dışarıya karşı farklı olabileceğini belirten Arınç, şöyle konuştu:
''Emniyet Genel Müdürünü kabul ederken bir söz söylemişimdir, Turgut Özal ve Hamle Derneğinde başka işaret vermişimdir. Başka yerdeki toplantıda, belki başka mesajlar verme gereği duymuşumdur.
Milletvekili olarak, Meclis Başkanı sıfatının ötesinde, partinin kuruluşunda herkes gibi emeği geçmiş, partide itibar gören bir insan olarak, benim düşünceme müracaat edildiğinde, söyleyeceğim bir tek şey vardır: Benim önüme teklif getirildiğinde, kararımı veririm, kanaatimi söylerim. Ama fikrim alındığı zaman kanaatimi söylerim, kararı genel başkana bırakırım. Bu benim siyasi terbiyemin gereğidir. Düşüncelerimi söyledikten sonra, başkaları da söyledikten sonra, parti kararı haline gelen bir şeye itiraz etmem, dışarıya çıkarım, onu kendi görüşüm gibi savunurum.''
-''PROFİLİ ÇİZDİM''-
Erdoğan'ın, cumhurbaşkanı seçimi sürecinde 23 Nisanda kendisiyle görüştüğünü, bu konudaki düşüncesini sorduğunu kaydeden Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Kanaatimi şöyle ifade ettim: Siz adaylığı düşünüyorsanız, bu sizin hakkınızdır. Sonuçları ne olursa olsun, sizin olmanızı arzu ederim ve sizi
desteklerim. Siz bunu fazlasıyla hak ettiniz. Ama kendiniz olmayacaksanız ve henüz karar da vermemişseniz, o zaman fikrimi size söyleyeceğim dedim. Güçlü bir insan cumhurbaşkanı adayı olmalı.''
''Güçlü bir insan derken, isim verdiniz mi?'' sorusuna karşılık Arınç, profili çizdiğini ancak ''filan olsun, falan olmasın'' şeklinde bir şey
söylemediğini vurguladı.
Arınç, şunları kaydetti:
''En çok ismi geçenler içinde Vecdi Gönül, benim saygı duyduğum bir insandır. Birikim itibariyle de cumhurbaşkanı olmaya layık bir insandır. Beşir
Atalay, her açıdan güvendiğim, sevdiğim bir insandır.
Temsil kabiliyeti olan, tecrübe kazanmış olan, partide, anketlerde en güçlü isim olarak ortaya çıkmış olan Sayın Gül'ün cumhurbaşkanı adayı olabileceği, bunun partiyi bütünleştirme noktasında faydalı olacağı kanaatimi ifade ettim. Onu söylerken, 'bir başkası olmasın, onun şu eksikliği var, onu istemiyorum' şeklinde bir şey söylemek benim terbiyeme de yakışmaz.
Eğer 3 kişi, 5 kişi düşünülüyorsa, benim profilim budur, bu profile Sayın Gül uyuyor. Onun adaylığı konusunda benim size tavsiyem olabilir, bu anlama gelebilecek şeyler söyledim.''
Arınç, Erdoğan'ın görüşmede kendisine bir şey söylemediğini ancak itiraz da etmediğini ifade ederek, ''şu olsa, bu olsa, şu eksikliği, bu eksikliği var'' da demediğini kaydetti.
-''SONDAJINI YAPTIM''-
Bir başka soruyu yanıtlarken Arınç, sıkılı yumrukla el sıkılışmayacağını, yumruğu sıkarak ''bana gel'' denilemeyeceğini kaydetti.
Erdoğan'ın, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, hatta parlamento dışındaki partilerle de bu süreçte görüşmesini istediğini belirten Arınç, Erdoğan'ın,
topluma, Baykal'ın, kendisine çok önceden ambargo koyduğunu ve aile mahremiyetine dil uzattığını söylediğini bildirdi.
''Bunun bir yolu bulunabilirdi'' diyen Arınç, şöyle devam etti:
''Belki Meclis Başkanı olarak devreye girebilirdim ama beni taraf gibi görüyorlardır. Sondajını yaptım. İki tarafı da davet etsem gelirler mi diye
düşündüm, nabız yokladım. Genel Başkanlara ulaşabilecek kişilerden aldığım izlenim, 'siz, CHP tarafından bir taraf olarak görüldünüz, böyle bir davetin AK Parti tarafından hazırlanmış senaryo olduğunu düşünebilirler, bu sizin açınızdan şık olmaz' denildi bana. Bu konuda biraz hak verdim.''
Anayasada cumhurbaşkanının vasıflarının belli olduğunu ifade eden Akyol, ''Bu vasıflara ister dini, ister ideolojik, ister felsefi açıdan bir takım
tarifler getirdiğiniz zaman, bu yakışıksız olmuyor mu? Ben yadırgadım. Benim bu tür değerlere saygım vardır ama 'dindar cumhurbaşkanı' terimini ben de yadırgadım. Bunu bir sürçi lisan olarak kabul edelim mi?'' diye sordu.
Bülent Arınç, sorulara dürüst cevap veren bir insan olduğunu ifade etti.
Sözlerinin bir kısmının ekrana getirildiğini belirten Arınç, onlara tamamen katıldığını söyledi. Arınç, ''Bende konuşmanın tam metni de var ama orada,
dindardan ne anladığımı da bu 'dinci' demek değildir, 'İslamcı' demek değildir, 'cı'lardan, cu'lardan biz uzağız' diyorum'' şeklinde konuştu.
Bu konuşmayı yapmasının temel bir nedeni olduğunu bildiren Arınç, Turgut Özal Düşünce ve Hamle Derneği'nin, demokrasi özel ödülünü TBMM'ye, ekonomi özel ödülünü de Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan'a verdiğini anımsattı.
Arınç, şöyle konuştu:
''Böyle bir ödül töreninde, rahmetli Özal'ı anlatıyorum. Özal ile siyasette muhalif olduğumuzu da söylüyorum. Geçmişe yönelik bazı hatıraları söylüyorum.
Bu meselede gelinen noktada, ben kendi ölçümle değil, cenazesinde arkasından milyonların yürüdüğü bir sırada, halkın arasından bir basit pankartta yazılı olan bir cümleyi söylüyorum. Bu kişinin sevilmesinin temelinde 'Bu cümleler var' diyorum: Sivil, dindar, demokrat... 'Eğer bir cumhurbaşkanı, bu vasıfları sebebiyle sevilmişse, Türkiye'de ve hala arkasından milyonlarca insan bu hatırayı yaşatıyorsa; bu özellikler, Türk halkının benimsediği ve özlediği özelliklerdir' diye söylüyorum.''
-''HERKES, ANAYASADAKİ VASIFLARA UYGUN MU DAVRANDI?''-
Bülent Arınç, bugün bazı tartışmaların temelinde de böyle bir cumhurbaşkanı modeli mi, yoksa bir başka cumhurbaşkanı modeli mi çatışmasının yattığını anlattığını ifade ederek, şöyle devam etti:
''101, 102 ve 103. maddelerde Anayasada, Cumhurbaşkanı vasıfları içinde böyle bir vasıf yok. Dolayısıyla bu vasıf, hukuki bir vasıf değil. Peki,
tartışılacak bu kelimeyi niye söylediniz' diyorsunuz?
Bir yıldan bu yana, cumhurbaşkanın kim olacağı konusunda yapılan tartışmalarda, herkes şu Anayasadaki vasıflara uygun mu davrandı?''
-''... DEVLET İKTİDARININ GEREKLİ KILDIĞI UNSURLAR''-
Akyol'un, ''Herkes davranmaz ama siz Meclis Başkanısınız'' demesi üzerine Bülent Arınç, şöyle konuştu:
'(Eşlerinin kıyafetleri, birisinin cumhurbaşkanı adayı olmasına engeldir) denilmedi mi? Birisinin geçmişte yaptığı konuşmalar, birisinin geçmişte
çektirdiği fotoğraflar, birisinin kıyafeti, birisinin düşüncesi, birisinin hangi kökenden geldiği... Bütün bunların hepsi, Anayasada yer almamakla birlikte,
Anayasa üstü, adeta devlet iktidarının gerekli kıldığı unsurlar olarak konuşulmadı mı Türkiye'de?''
Akyol'un, ''O da yanlış, sizin ki de yanlış'' değerlendirmesine, ''Öncelikle onun yanlış olduğunu kabul edelim'' karşılığını veren Arınç, şöyle devam etti:
''Ben, 'sivil, dindar, demokrat' dedikten sonra, 'o kötü niyetli çevreler' diyeyim veya Anayasada yazılı olmayan vasıfları birilerimizin üstünde arayan
insanlar, benim dindar kelimesini bırakıp, 'Müslüman cumhurbaşkanı istiyor' demediler mi? Karşılıklı soralım birbirimize.''
-''GERİLİMDEN NEMALANAN ÇEVRELER...''-
Taha Akyol'un da ''O hata, sizin bunu demenizi doğru hale getirir mi?'' diye sorması üzerine Arınç, ''Bakın siz nasıl tepki gösteriyorsunuz'' karşılığını verdi. Akyol'un da ''Gösteriyorum, gerilimden korkuyorum'' demesi üzerine TBMM Başkanı Arınç, şöyle konuştu:
''Siz gerilimden korkuyorsunuz ama gerilimden nemalanan, gerilim politikasını kendisine hayat felsefesi yapmış, siyasette önünü açacak tek yol
olarak görmüş çevreler var Türkiye'de.
Ben, bir pankartta yazılı olan hususu söylüyorum. Bununla ilgili olarak kanaatlerimi belirtiyorum. Bunun karşılığında, 'Dindarlık bir vasıf olmamalıdır,
siz bunu söylememelisiniz' diyenlere 'eyvallah' diyorum.''
Arınç, ''dindar'' sözünden farklı bir şey kastettiğini söyleyenleri de eleştirdiğini belirtti.
-ÖZAL İLE İLGİLİ BİR HATIRA-
Taha Akyol'un, ''Bunun hata olduğunu söyleyenlere eyvallah diyorsunuz'' demesi üzerine Arınç, şunları kaydetti:
''Bu, benim özel fikrim değildir. Bu, rahmetli Özal ile ilgili bir hatıradır. Rahmetli Özal'a izafe edilen bir unsurdur. Halkın, bir cumhurbaşkanını
nasıl benimsediğini gösteren, bir yaşanmış hadisedir. Bu hadiseyi anlatırken, 'cumhurbaşkanlığı sürecinin içerisinde olduğumuzu düşünerek, bunun başka mecralara çekilmesinden, başka türlü eleştirilmesinden veya yamultulmasından endişe duymanız lazımdı. Siz Meclis Başkanısınız, bunu keşke orada söylemeseydiniz' diyorsunuz, eyvallah...''
-''ÖNCEDEN KONULAN BARİKATLAR...''-
Cumhurbaşkanı seçim süreciyle ilgili soru üzerine Arınç, bir süre önce vefat eden eski TBMM Başkanvekili Ali Dinçer'in cenazesinin ardından yapılan taziye ziyaretini, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ı bir araya getirmek için bir vesile yapmayı aklından geçirdiğini, ancak daha sonra bundan vazgeçtiğini söyledi. ''İki lideri, bu konuda bir araya gelememiş veya getirememiş olduk'' diyen Arınç, şöyle konuştu:
''Ben ne kadar kusurluyum, bunu bilemem ama keşke birbirlerine rezerv koymamış olsalardı... Bunda asıl suçlu veya kabahatli kimdir, ona da girmek
istemem ama bir anamuhalefet partisi lideri ile bir iktidar partisi genel başkanının bu konuda görüşmesinin, fikir alışverişinin, netice vermese bile
görüntü bakımından çok doğru olacağına inanıyordum.''
Akyol'un, ''parlamenter sistemlerde cumhurbaşkanlarının mutabakatla seçilmesinin, rejimin tabiatına da uygun olduğunu'' ifade etmesi üzerine Arınç,
''Önceden konulan barikatlar ve rezervler, birbirlerine ulaşmayı engelledi'' dedi.
