2014-05-22 - 14:50
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplanan Genel Kurul'da, üç milletvekili gündemdışı konuştu.Konuşmaların ardından TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, CHP ve HDP'nin Soma'daki maden faciasıyla ilgili Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınmasını oylamaya sundu. Oylama sonucunda gensoru önergesinin gündeme alınması reddedildi.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplanan Genel Kurul'da, üç milletvekili gündemdışı konuştu.
Soma'daki maden faciası, TBMM Genel Kurulu'ndaki gündemdışı konuşmalarda da yer aldı.
HDP İstanbul Milletvekili Levent Tüzel, Soma'da maden ocağında meydana gelen faciaya ilişkin gündemdışı konuşmasında, işçilerden esirgenen gaz maskelerinin polislerden esirgenmediğini, Okmeydanı'nın bugün gaza boğulduğunu söyledi.
Hükümet'in derdinin işçileri değil, sorumluları ve kendisini kurtarmak olduğunu savunan Tüzel, 1800'lü yılların çalışma koşullarının değişmediğini ifade etti.
CHP Ankara Milletvekili İzzet Çetin de işçi sağlığı ve güvenliğiyle ilgili gündemdışı söz aldı. Çetin, "Soma'daki facia karşısında hepimiz ezildik, üzüldük ama aramızda üzülmeyenler var. Bu katliamın organize suç olduğu, yavaş yavaş açığa çıkıyor. Devletin denetime ilişkin zafiyet ve aymazlığı gün gibi ortada" dedi.
AK Parti Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar da gündemdışı konuşmasında, 17 Mayıs 2010'da Karadon'da meydana gelen ve 30 işçinin yaşamını yitirdiği maden faciasının 4. yılı olduğunu anımsattı. Ulupınar, artık madenlerdeki ölümcül kazaların son bulmasını temenni etti.
TBMM Genel Kurulu'nda, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız hakkındaki gensoru önergelerinin gündeme alınıp alınmamasının görüşmelerine başlandı.
AK Parti'nin, önergelerin bugün görüşülmesine ilişkin önerisinin kabul edilmesinin ardından, önergelerin gündeme alınıp alınmamasına ilişkin görüşmelere geçildi.
Muhalefet partileri, Soma'daki maden faciası nedeniyle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik'in istifasını istedi.
CHP ve HDP'nin, Soma'daki maden faciasıyla ilgili Yıldız ve Çelik hakkında verdiği gensoru önergelerinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmeler, TBMM Genel Kurulu'nda devam ediyor.
Görüşmelerde ilk sözü önerge sahipleri aldı.
HDP İstanbul Milletvekili Levent Tüzel, Çin'den ABD'ye kadar maden çıkaran ülkelerde işçi ölümlerinin neredeyse sıfır düzeyde olduğunu söyledi. Tüzel, işçilerin acil taleplerinin yerine getirilmesini istedi.
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk de önerge sahibi olarak yaptığı konuşmada, öncelikle, iş kazası denilen cinayetin, önlenip önlenemeyeceğine bakılması gerektiğini belirtti.
Öztürk, her kazadan sonra başbakan, bakan, vali, medya, siyasilerin kaza yerine üşüşmesinin uygun olmadığını ifade ederek, "Gitmeniz gerektiğinde gitmeyeceksiniz, orada insanlar katledildikten sonra üşüşeceksiniz" dedi.
Yıldız ile Çelik'in, "sorumluluk kimde" diyerek, birbirine düştüğünü savunan Öztürk, "İçinizdeki Allah duygunuza seslenerek söylüyorum, bu olayda benim sorumluluğum yoktur diyebiliyor musunuz?" diye sordu.
Öztürk, olayın sorumlularının hükümet, devlet, madendeki taşeron Alp Gürkan, bakanlar Yıldız ve Çelik olduğunu öne sürerek, iki bakanın derhal istifa etmesi gerektiğini savundu.
HDP Mardin Milletvekili Erol Dora da önerge sahibi olarak yaptığı konuşmada, Başbakan'ın, Soma'daki işçi kıyımını, bir asır önceki benzer olaylarla karşılaştırmasının, maden işçilerinin 100- 150 yıl önceki köle mantığıyla çalıştırıldığının itirafı olduğunu ileri sürdü.
Dora, bu facianın, Hükümet ve madeni işleten Soma Holding ve sahiplerinin ortak sorumluluğunda olduğunu ifade etti. Dora, TKİ yönetiminin de birinci işveren olarak sorumluluğu bulunduğunu belirterek, ölüm ve kazanın, madenciliğin fıtratı olmadığını söyledi. Dora, Çelik ve Yıldız'ın derhal istifa etmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
AK Parti'nin, TBMM Genel Kurulu'nun çalışma takvimine ilişkin önerisi kabul edildi.
Kabul edilen öneriye göre, Vatansızlığın Azaltılmasına Dair Sözleşmeye Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı, Vatansız Kişilerin Statüsüne ilişkin Sözleşmeye Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Türkiye ile Avrupa Birliği Arasında İzinsiz İkamet Eden Kişilerin Geri Kabulüne İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı gündemin ön sıralarına alındı.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız hakkındaki 3 ayrı gensoru önergeleri birleştirilerek, gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmeler bugün yapılacak. Genel Kurul, bu görüşmelerin tamamlanmasına kadar çalışacak.
Bugün görüşülmesi kararlaştırılan; Üstün Yetenekli Çocukların Keşfi, Eğitimleriyle İlgili Sorunların Tespiti ve Ülkemizin Gelişimine Katkı Sağlayacak Etkin İsdihdamlarının Sağlanması Amacıyla Bir Meclis Araştırması açılmasına ilişkin önergeler ile Sağlık Çalışanlarına Yönelik Artan Şiddet Olaylarının Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Bir Meclis Araştırması Açılmasına ilişkin önergeler, 27 Mayıs Salı günü görüşülecek. Bu birleşimde sözlü sorular görüşülmeyecek ve Genel Kurul, çalışmalarının bitimine kadar çalışacak.
Genel Kurul, 3-10-17-24 Haziran salı günkü birleşimlerde 1 saat sözlü soruların görüşülmesinin ardından diğer denetim konularını görüşmeyerek, tasarı ve teklifleri görüşecek. 4-11-18-25 Haziran Çarşamba günkü birleşimlerde sözlü sorular görüşülmeyecek.
3-10-17-24 Haziran salı günkü birleşimlerde 15.00-21.00 saatleri arasında, 4-5-11-12-18-19-25-26 Haziran çarşamba ve perşembe günkü birleşimlerde ise 14.00-21.00 saatleri arasında çalışacak. Genel Kurul, 28 Mayıs Çarşamba günü, gündemin ön sırasına alınan uluslararası anlaşmaların onaylanmasına ilişkin tasarıların bitimine kadar mesai yapacak.
Bilgi Toplumu Olma Yolunda Bilişim Sektöründeki Gelişmeler ile İnternet Kullanımının Başta Çocuklar, Gençler ve Aile Yapısı Üzerinde Olmak Üzere Sosyal Etkilerinin Araştırılması Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu raporu ile Haberleşme Özgürlüğüne ve Özel Hayatın Gizliliğine Yönelik İhlallerin Tespiti ve Önlenmesine İlişkin Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu raporu ise Genel Kurul'da 29 Mayıs Perşembe günü görüşülecek.
CHP Manisa Milletvekili Sakine Öz, Soma'daki maden faciasına ilişkin, "Siz bakanlar, önlenebilir cinayetleri, kadere teslim edip sahadan çekilemezsiniz" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Soma'daki maden faciasıyla ilgili Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik hakkındaki gensoru önergelerinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmelerde, CHP Grubu adına Manisa milletvekilleri söz aldı.
CHP Manisa Milletvekili Hasan Ören, "Bakanlar Yıldız ile Çelik, kendi akıllarını kullansaydılar kesinlikle istifa etmeyi düşüneceklerdi. Aklınızı kiraya vermeyin, verecekseniz vicdanlarınıza verin" dedi.
CHP Manisa Milletvekili Sakine Öz, Soma'daki kazanın, ulusun boğazını düğümlediğini dile getirdi.
Kazanın, uyarılarına rağmen göz göre göre geldiğini, bakanların yeterli önlemleri almadığını savunan Öz, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Sorumlu bakanlar, sömürüye sadece bakmıştır. İş cinayeti zincirdir, kazayı öngöremezsiniz, birden gerçekleşir. Cinayetler, güvenlik önlemleri almadan ben geliyorum der. Bu büyük sorumluluğun altında resmen ezildiniz. Siz bakanlar, önlenebilir cinayetleri, kadere teslim edip sahadan çekilemezsiniz. Bu bakanların halen koltuğunda oturmasına, Meclisi'n utanmasına fırsat vermeyin. Bir avuç kömür için bir ömür veren madencilerimizin tekrar anılmasını istiyorum. Gensoruda vicdanlarınıza göre karar verin."
CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, dünyanın hiçbir parlamentosunda 301 kişinin yaşamını yitirmesinde sonra böyle bir gensoru görüşmesinin yapılamayacağını belirtti. Özel, "Dünyanın hiçbir yerinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, Çalışma Bakanı bu kadar ciddi sorumluluklarına, 301 kişinin ölümüne rağmen halen oturup da kendisini savunma, önergelerin gündeme alınmamasını talep etme gibi pişkinlikle parlamentonun karşısına çıkamazlar" dedi.
Dünyada istifa eden bakanlardan örnekler veren Özel, "İleri demokrasi diyorsunuz, 301 kişinin öldüğü yerde Taner Yıldız oturabiliyorsa, Faruk Çelik burada oturma nezaketini bile göstermiyorsa bu nasıl olabilir? Nasıl vicdan? Başbakan, MİT Yasası'nı değişecek deyince 300 kişi geliyor, şimdi 45 kişi oturuyorsunuz" görüşünü savundu.
Özel, Yıldız'ın bu kadar gözönünde bulundurulmasını Murathan Mungan'ın kasiyer kız hikayesine benzeterek, "O kadar çok gözönünde olursanız o kadar saklanmış olursunuz. Gukuklu saat gibi 1 saatte bir çıkıp aynı şeyi söylemek şeffaflık değildir. Günde bir kez konuşursunuz, bütün anaların yürekleri tatmin olur, herkes ikna olur" dedi.
HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Soma faciası ile ilgili olarak, "Kemal Derviş, o zaman Başbakan'la görüşme yapıyor, 'tütün ekiminin sınırlandırılması gerekiyor' diyor. Soma'da cinayete kurban giden işçiler, tütün ekiminin sınırlandırılması ile birlikte madene, yerin altına, diri diri kabristana işte o gün mahkum edilmiştir" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Soma'daki maden faciasıyla ilgili olarak, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik hakkında verilen gensoru önergelerinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmelerde konuşan HDP Batman Milletvekili Ayla Akat Ata, Soma'daki maden faciasında 301 kişinin hayatını kaybettiğini belirterek, daha önce de iş cinayetleri yaşandığını, ancak ilk kez bir olayda 301 işçinin hayatını kaybettiğini söyledi.
Son üç yılda 292 işçinin madencilik sektöründe yaşamını yitirdiğini belirten Ata, "Ortada bir cinayet varsa, ortada bir katil yok mudur? Aileler bize katili soruyorlar" dedi. Akat, iş gücüne dayalı olarak madenlerin 20. yüzyılda çıkarıldığını belirterek, "21. yüzyılda iş gücüne dayalı olarak çıkarılmıyor madenler ama biz hala öyle çıkarıyoruz" diye konuştu.
HDP'li Önder, Soma'da 432 evladın yetim kaldığını belirtti.
1970'li yıllarda devrimci işçilerin, verimsiz diye kapatılan Suluova Yeni Çeltik Madeni'ne el koyduğunu ve üretimi 60 misli artırarak gelirin hepsini Hazine'ye aktardığını belirten Önder, "12 Eylül faşist darbesi geldiğinde, o madendeki işçiler işkenceli sorguya alınmış, dövülmüş ve felç bırakılmıştır. Devlet eskiden beri yer altında çalışan işçiden korkar" dedi.
"Kemal Derviş'i anmadan bu cinayeti anmak olmaz" diyen Önder, şöyle konuştu:
"Kemal Derviş o zaman üçlü koalisyon döneminde Başbakan'la görüşme yapıyor ve '3 günde 3 yasa çıkarmamız elzem' diyor. Bu kanunlar, tütün ekiminin sınırlandırılması, ihale yasası ve borçlanma yasası. Bütün partileri ziyaret ediyor, destek istiyor. Soma'da cinayete kurban giden işçiler, Soma'da, Ege'de tütün ekimi yapan 580 bin ailenin işçileri, tütün ekiminin sınırlandırılması ile birlikte madene, yerin altına, diri diri kabristana işte o gün mahkum edilmiştir. Siz rahmetli olanların hangi köylerden olduğuna bir bakın, bu acı gerçeği göreceksiniz. Tarlasında tarımla uğraşan insan, girdisini bile kazanamayacak hale sokuldu, işçi toprağın altına girmeye mahkum edildi. O gün solculardan, sosyalistlerden başka kimse tütün ekimi niye yasaklanıyor diye karşı çıkmadı. Bugünün cinayetinin bütün halkaları, o gün örülmeye başlandı."
MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, tütünün yasaklanması kararının maden işçileri ile nasıl ilişkilendirildiğini anlayamadığını belirtti.
Kemal Derviş 57. Hükümet'te bakan olarak atanacağı zaman MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin 3 tane şart koyduğunu ifade eden Bal, Derviş'in, Hükümet ya da parti disiplinine uyacağı ya da bakanlar üstünde bir konumda asla olmayacağı şartını koyduğunu kaydetti. Bal, MHP'nin Derviş'in getirdiği yasalardan, ülke yararına olanları kabul ettiğini, olmayanlara karşı çıktığını bildirdi.
Tekrar kürsüye gelen HDP'li Önder, "Burada bin 100 liraya işçi çalıştırabilmenin koşulu, kapıda 700 liraya çalışmaya hazır işsiz stokunun genişlemesi ile mümkündür. Bu da insanların doğal geçim kaynağı olan tütün ekimini yasakladığınız zaman, açığa çıkan işsizlerle olur. Milliyetçi düşünceye sahip saygın bir milletvekili olarak, hangi güç sizin toprağınızda ne ekileceğine karar verir ve bu nasıl olur da Türklük gurur ve şuurunuzu incitmez" diye konuştu.
Sataşma gerekçesiyle söz alan Faruk Bal, "Türklük gururu ve şuuru, MHP'nin şiarıdır ve attığımız her adımda da vardır. O tarihte işsizlik vardı ve bu işsizlik varken, bir ülkenin işsizliğini daha da artırma gibi bir mantık olabilir mi? Biz Türkiye'nin ve Türk milletinin her hakkını koruma ve kollama noktasında hareket ederiz. Biz Türkiye'nin dışarıdan idare edilmesine, Kandil de Washington da dahil olmak üzere Paris de dahil olmak üzere Brüksel de dahil olmak üzere karşıyız" dedi.
MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık, Soma'da hayatını kaybeden 301 kişiden 39'nunun Kütahyalı olduğunu belirtti.
Işık, şöyle konuştu:
"Normal şartlarda böyle bir olay dünyanın herhangi bir ülkesinde meydana gelseydi, işyerinin sorumluları tedbiren açığa alınır, derhal gözaltına alınır ve işyerindeki çalışmalar durdurularak gerekli soruşturma ve inceleme başlatılırdı. Ancak Soma'da 4 gün beklenildi. Peki 4 gün boyunca işyerinde deliller karartıldı mı, karartılmadı mı? Bunları bilemiyoruz. İşyerinin bağlı olduğu holding sahibine çağrı yapılamadı ya da yapılan çağrıdan sonra savcı 'yeterli delil yok' diye çağırmadı. Devlet mi güçlü bu işadamı mı güçlü?
İşçi sendikaları o işyerinde hayatlarını kaybeden işçilerine sahip çıkar ve Taksim Meydanı'ndaki direnişi orada da gösterirdi. Ama 1 Mayıs'ta Taksim'de direniş gösteren sendikaların hiçbirisi Soma'da yoktu. Siyasi sorumlular yapılacak çalışmaların akıbetini kesintiye uğratmamak adına derhal istifa eder. Devletin sorumluları, kurumları kazazadelerin yaralarını sarar, vefat edenlerin yakınlarına bakar ve eksik olan düzenlemeleri derhal yapar. Ama bugün Türkiye'de, bu elim kazanın ardından yaşananlar bunlara benzemiyor. Acaba kaç kişi ölseydi bakanlar istifa ederdi? 301 can yetmiyorsa 3 bin 1 canın kaybedilmesi mi bekleniyor?"
Işık, taşeron sistem uygulamasını ve özelleştirme uygulamalarını eleştirerek, "Özelleştirme demek, yeni yandaş zenginler yaratmak demek, sendikasız, hazır AKP seçmeni demek. Bu sistem seçimlerde AKP'ye sponsor oluşturan bir sistemdir" dedi.
Genel Kurul'daki görüşmeleri, Hak-İş'in konuğu olarak Türkiye'ye gelen ve TBMM İdare Amiri Salim Uslu'yu ziyaret eden Bağımsız Makedonya Enerji Maden ve Endüstri İşçileri Sendikası Başkanı Dimche Damchevski ve sendika yetkilileri de izledi.
Salim Uslu, konukların Soma'daki maden faciasına ilişkin parlamento sürecini yakından takip etmek istediklerini, kendilerine görüşmelerle ilgili tutanakları ve alınan kararları da göndereceklerini ifade etti.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
Soma'daki maden faciası, TBMM Genel Kurulu'ndaki gündemdışı konuşmalarda da yer aldı.
HDP İstanbul Milletvekili Levent Tüzel, Soma'da maden ocağında meydana gelen faciaya ilişkin gündemdışı konuşmasında, işçilerden esirgenen gaz maskelerinin polislerden esirgenmediğini, Okmeydanı'nın bugün gaza boğulduğunu söyledi.
Hükümet'in derdinin işçileri değil, sorumluları ve kendisini kurtarmak olduğunu savunan Tüzel, 1800'lü yılların çalışma koşullarının değişmediğini ifade etti.
CHP Ankara Milletvekili İzzet Çetin de işçi sağlığı ve güvenliğiyle ilgili gündemdışı söz aldı. Çetin, "Soma'daki facia karşısında hepimiz ezildik, üzüldük ama aramızda üzülmeyenler var. Bu katliamın organize suç olduğu, yavaş yavaş açığa çıkıyor. Devletin denetime ilişkin zafiyet ve aymazlığı gün gibi ortada" dedi.
AK Parti Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar da gündemdışı konuşmasında, 17 Mayıs 2010'da Karadon'da meydana gelen ve 30 işçinin yaşamını yitirdiği maden faciasının 4. yılı olduğunu anımsattı. Ulupınar, artık madenlerdeki ölümcül kazaların son bulmasını temenni etti.
TBMM Genel Kurulu'nda, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız hakkındaki gensoru önergelerinin gündeme alınıp alınmamasının görüşmelerine başlandı.
AK Parti'nin, önergelerin bugün görüşülmesine ilişkin önerisinin kabul edilmesinin ardından, önergelerin gündeme alınıp alınmamasına ilişkin görüşmelere geçildi.
Muhalefet partileri, Soma'daki maden faciası nedeniyle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik'in istifasını istedi.
CHP ve HDP'nin, Soma'daki maden faciasıyla ilgili Yıldız ve Çelik hakkında verdiği gensoru önergelerinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmeler, TBMM Genel Kurulu'nda devam ediyor.
Görüşmelerde ilk sözü önerge sahipleri aldı.
HDP İstanbul Milletvekili Levent Tüzel, Çin'den ABD'ye kadar maden çıkaran ülkelerde işçi ölümlerinin neredeyse sıfır düzeyde olduğunu söyledi. Tüzel, işçilerin acil taleplerinin yerine getirilmesini istedi.
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk de önerge sahibi olarak yaptığı konuşmada, öncelikle, iş kazası denilen cinayetin, önlenip önlenemeyeceğine bakılması gerektiğini belirtti.
Öztürk, her kazadan sonra başbakan, bakan, vali, medya, siyasilerin kaza yerine üşüşmesinin uygun olmadığını ifade ederek, "Gitmeniz gerektiğinde gitmeyeceksiniz, orada insanlar katledildikten sonra üşüşeceksiniz" dedi.
Yıldız ile Çelik'in, "sorumluluk kimde" diyerek, birbirine düştüğünü savunan Öztürk, "İçinizdeki Allah duygunuza seslenerek söylüyorum, bu olayda benim sorumluluğum yoktur diyebiliyor musunuz?" diye sordu.
Öztürk, olayın sorumlularının hükümet, devlet, madendeki taşeron Alp Gürkan, bakanlar Yıldız ve Çelik olduğunu öne sürerek, iki bakanın derhal istifa etmesi gerektiğini savundu.
HDP Mardin Milletvekili Erol Dora da önerge sahibi olarak yaptığı konuşmada, Başbakan'ın, Soma'daki işçi kıyımını, bir asır önceki benzer olaylarla karşılaştırmasının, maden işçilerinin 100- 150 yıl önceki köle mantığıyla çalıştırıldığının itirafı olduğunu ileri sürdü.
Dora, bu facianın, Hükümet ve madeni işleten Soma Holding ve sahiplerinin ortak sorumluluğunda olduğunu ifade etti. Dora, TKİ yönetiminin de birinci işveren olarak sorumluluğu bulunduğunu belirterek, ölüm ve kazanın, madenciliğin fıtratı olmadığını söyledi. Dora, Çelik ve Yıldız'ın derhal istifa etmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
AK Parti'nin, TBMM Genel Kurulu'nun çalışma takvimine ilişkin önerisi kabul edildi.
Kabul edilen öneriye göre, Vatansızlığın Azaltılmasına Dair Sözleşmeye Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı, Vatansız Kişilerin Statüsüne ilişkin Sözleşmeye Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Türkiye ile Avrupa Birliği Arasında İzinsiz İkamet Eden Kişilerin Geri Kabulüne İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı gündemin ön sıralarına alındı.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız hakkındaki 3 ayrı gensoru önergeleri birleştirilerek, gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmeler bugün yapılacak. Genel Kurul, bu görüşmelerin tamamlanmasına kadar çalışacak.
Bugün görüşülmesi kararlaştırılan; Üstün Yetenekli Çocukların Keşfi, Eğitimleriyle İlgili Sorunların Tespiti ve Ülkemizin Gelişimine Katkı Sağlayacak Etkin İsdihdamlarının Sağlanması Amacıyla Bir Meclis Araştırması açılmasına ilişkin önergeler ile Sağlık Çalışanlarına Yönelik Artan Şiddet Olaylarının Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Bir Meclis Araştırması Açılmasına ilişkin önergeler, 27 Mayıs Salı günü görüşülecek. Bu birleşimde sözlü sorular görüşülmeyecek ve Genel Kurul, çalışmalarının bitimine kadar çalışacak.
Genel Kurul, 3-10-17-24 Haziran salı günkü birleşimlerde 1 saat sözlü soruların görüşülmesinin ardından diğer denetim konularını görüşmeyerek, tasarı ve teklifleri görüşecek. 4-11-18-25 Haziran Çarşamba günkü birleşimlerde sözlü sorular görüşülmeyecek.
3-10-17-24 Haziran salı günkü birleşimlerde 15.00-21.00 saatleri arasında, 4-5-11-12-18-19-25-26 Haziran çarşamba ve perşembe günkü birleşimlerde ise 14.00-21.00 saatleri arasında çalışacak. Genel Kurul, 28 Mayıs Çarşamba günü, gündemin ön sırasına alınan uluslararası anlaşmaların onaylanmasına ilişkin tasarıların bitimine kadar mesai yapacak.
Bilgi Toplumu Olma Yolunda Bilişim Sektöründeki Gelişmeler ile İnternet Kullanımının Başta Çocuklar, Gençler ve Aile Yapısı Üzerinde Olmak Üzere Sosyal Etkilerinin Araştırılması Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu raporu ile Haberleşme Özgürlüğüne ve Özel Hayatın Gizliliğine Yönelik İhlallerin Tespiti ve Önlenmesine İlişkin Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu raporu ise Genel Kurul'da 29 Mayıs Perşembe günü görüşülecek.
CHP Manisa Milletvekili Sakine Öz, Soma'daki maden faciasına ilişkin, "Siz bakanlar, önlenebilir cinayetleri, kadere teslim edip sahadan çekilemezsiniz" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Soma'daki maden faciasıyla ilgili Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik hakkındaki gensoru önergelerinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmelerde, CHP Grubu adına Manisa milletvekilleri söz aldı.
CHP Manisa Milletvekili Hasan Ören, "Bakanlar Yıldız ile Çelik, kendi akıllarını kullansaydılar kesinlikle istifa etmeyi düşüneceklerdi. Aklınızı kiraya vermeyin, verecekseniz vicdanlarınıza verin" dedi.
CHP Manisa Milletvekili Sakine Öz, Soma'daki kazanın, ulusun boğazını düğümlediğini dile getirdi.
Kazanın, uyarılarına rağmen göz göre göre geldiğini, bakanların yeterli önlemleri almadığını savunan Öz, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Sorumlu bakanlar, sömürüye sadece bakmıştır. İş cinayeti zincirdir, kazayı öngöremezsiniz, birden gerçekleşir. Cinayetler, güvenlik önlemleri almadan ben geliyorum der. Bu büyük sorumluluğun altında resmen ezildiniz. Siz bakanlar, önlenebilir cinayetleri, kadere teslim edip sahadan çekilemezsiniz. Bu bakanların halen koltuğunda oturmasına, Meclisi'n utanmasına fırsat vermeyin. Bir avuç kömür için bir ömür veren madencilerimizin tekrar anılmasını istiyorum. Gensoruda vicdanlarınıza göre karar verin."
CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, dünyanın hiçbir parlamentosunda 301 kişinin yaşamını yitirmesinde sonra böyle bir gensoru görüşmesinin yapılamayacağını belirtti. Özel, "Dünyanın hiçbir yerinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, Çalışma Bakanı bu kadar ciddi sorumluluklarına, 301 kişinin ölümüne rağmen halen oturup da kendisini savunma, önergelerin gündeme alınmamasını talep etme gibi pişkinlikle parlamentonun karşısına çıkamazlar" dedi.
Dünyada istifa eden bakanlardan örnekler veren Özel, "İleri demokrasi diyorsunuz, 301 kişinin öldüğü yerde Taner Yıldız oturabiliyorsa, Faruk Çelik burada oturma nezaketini bile göstermiyorsa bu nasıl olabilir? Nasıl vicdan? Başbakan, MİT Yasası'nı değişecek deyince 300 kişi geliyor, şimdi 45 kişi oturuyorsunuz" görüşünü savundu.
Özel, Yıldız'ın bu kadar gözönünde bulundurulmasını Murathan Mungan'ın kasiyer kız hikayesine benzeterek, "O kadar çok gözönünde olursanız o kadar saklanmış olursunuz. Gukuklu saat gibi 1 saatte bir çıkıp aynı şeyi söylemek şeffaflık değildir. Günde bir kez konuşursunuz, bütün anaların yürekleri tatmin olur, herkes ikna olur" dedi.
HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Soma faciası ile ilgili olarak, "Kemal Derviş, o zaman Başbakan'la görüşme yapıyor, 'tütün ekiminin sınırlandırılması gerekiyor' diyor. Soma'da cinayete kurban giden işçiler, tütün ekiminin sınırlandırılması ile birlikte madene, yerin altına, diri diri kabristana işte o gün mahkum edilmiştir" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Soma'daki maden faciasıyla ilgili olarak, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik hakkında verilen gensoru önergelerinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmelerde konuşan HDP Batman Milletvekili Ayla Akat Ata, Soma'daki maden faciasında 301 kişinin hayatını kaybettiğini belirterek, daha önce de iş cinayetleri yaşandığını, ancak ilk kez bir olayda 301 işçinin hayatını kaybettiğini söyledi.
Son üç yılda 292 işçinin madencilik sektöründe yaşamını yitirdiğini belirten Ata, "Ortada bir cinayet varsa, ortada bir katil yok mudur? Aileler bize katili soruyorlar" dedi. Akat, iş gücüne dayalı olarak madenlerin 20. yüzyılda çıkarıldığını belirterek, "21. yüzyılda iş gücüne dayalı olarak çıkarılmıyor madenler ama biz hala öyle çıkarıyoruz" diye konuştu.
HDP'li Önder, Soma'da 432 evladın yetim kaldığını belirtti.
1970'li yıllarda devrimci işçilerin, verimsiz diye kapatılan Suluova Yeni Çeltik Madeni'ne el koyduğunu ve üretimi 60 misli artırarak gelirin hepsini Hazine'ye aktardığını belirten Önder, "12 Eylül faşist darbesi geldiğinde, o madendeki işçiler işkenceli sorguya alınmış, dövülmüş ve felç bırakılmıştır. Devlet eskiden beri yer altında çalışan işçiden korkar" dedi.
"Kemal Derviş'i anmadan bu cinayeti anmak olmaz" diyen Önder, şöyle konuştu:
"Kemal Derviş o zaman üçlü koalisyon döneminde Başbakan'la görüşme yapıyor ve '3 günde 3 yasa çıkarmamız elzem' diyor. Bu kanunlar, tütün ekiminin sınırlandırılması, ihale yasası ve borçlanma yasası. Bütün partileri ziyaret ediyor, destek istiyor. Soma'da cinayete kurban giden işçiler, Soma'da, Ege'de tütün ekimi yapan 580 bin ailenin işçileri, tütün ekiminin sınırlandırılması ile birlikte madene, yerin altına, diri diri kabristana işte o gün mahkum edilmiştir. Siz rahmetli olanların hangi köylerden olduğuna bir bakın, bu acı gerçeği göreceksiniz. Tarlasında tarımla uğraşan insan, girdisini bile kazanamayacak hale sokuldu, işçi toprağın altına girmeye mahkum edildi. O gün solculardan, sosyalistlerden başka kimse tütün ekimi niye yasaklanıyor diye karşı çıkmadı. Bugünün cinayetinin bütün halkaları, o gün örülmeye başlandı."
MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, tütünün yasaklanması kararının maden işçileri ile nasıl ilişkilendirildiğini anlayamadığını belirtti.
Kemal Derviş 57. Hükümet'te bakan olarak atanacağı zaman MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin 3 tane şart koyduğunu ifade eden Bal, Derviş'in, Hükümet ya da parti disiplinine uyacağı ya da bakanlar üstünde bir konumda asla olmayacağı şartını koyduğunu kaydetti. Bal, MHP'nin Derviş'in getirdiği yasalardan, ülke yararına olanları kabul ettiğini, olmayanlara karşı çıktığını bildirdi.
Tekrar kürsüye gelen HDP'li Önder, "Burada bin 100 liraya işçi çalıştırabilmenin koşulu, kapıda 700 liraya çalışmaya hazır işsiz stokunun genişlemesi ile mümkündür. Bu da insanların doğal geçim kaynağı olan tütün ekimini yasakladığınız zaman, açığa çıkan işsizlerle olur. Milliyetçi düşünceye sahip saygın bir milletvekili olarak, hangi güç sizin toprağınızda ne ekileceğine karar verir ve bu nasıl olur da Türklük gurur ve şuurunuzu incitmez" diye konuştu.
Sataşma gerekçesiyle söz alan Faruk Bal, "Türklük gururu ve şuuru, MHP'nin şiarıdır ve attığımız her adımda da vardır. O tarihte işsizlik vardı ve bu işsizlik varken, bir ülkenin işsizliğini daha da artırma gibi bir mantık olabilir mi? Biz Türkiye'nin ve Türk milletinin her hakkını koruma ve kollama noktasında hareket ederiz. Biz Türkiye'nin dışarıdan idare edilmesine, Kandil de Washington da dahil olmak üzere Paris de dahil olmak üzere Brüksel de dahil olmak üzere karşıyız" dedi.
MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık, Soma'da hayatını kaybeden 301 kişiden 39'nunun Kütahyalı olduğunu belirtti.
Işık, şöyle konuştu:
"Normal şartlarda böyle bir olay dünyanın herhangi bir ülkesinde meydana gelseydi, işyerinin sorumluları tedbiren açığa alınır, derhal gözaltına alınır ve işyerindeki çalışmalar durdurularak gerekli soruşturma ve inceleme başlatılırdı. Ancak Soma'da 4 gün beklenildi. Peki 4 gün boyunca işyerinde deliller karartıldı mı, karartılmadı mı? Bunları bilemiyoruz. İşyerinin bağlı olduğu holding sahibine çağrı yapılamadı ya da yapılan çağrıdan sonra savcı 'yeterli delil yok' diye çağırmadı. Devlet mi güçlü bu işadamı mı güçlü?
İşçi sendikaları o işyerinde hayatlarını kaybeden işçilerine sahip çıkar ve Taksim Meydanı'ndaki direnişi orada da gösterirdi. Ama 1 Mayıs'ta Taksim'de direniş gösteren sendikaların hiçbirisi Soma'da yoktu. Siyasi sorumlular yapılacak çalışmaların akıbetini kesintiye uğratmamak adına derhal istifa eder. Devletin sorumluları, kurumları kazazadelerin yaralarını sarar, vefat edenlerin yakınlarına bakar ve eksik olan düzenlemeleri derhal yapar. Ama bugün Türkiye'de, bu elim kazanın ardından yaşananlar bunlara benzemiyor. Acaba kaç kişi ölseydi bakanlar istifa ederdi? 301 can yetmiyorsa 3 bin 1 canın kaybedilmesi mi bekleniyor?"
Işık, taşeron sistem uygulamasını ve özelleştirme uygulamalarını eleştirerek, "Özelleştirme demek, yeni yandaş zenginler yaratmak demek, sendikasız, hazır AKP seçmeni demek. Bu sistem seçimlerde AKP'ye sponsor oluşturan bir sistemdir" dedi.
Genel Kurul'daki görüşmeleri, Hak-İş'in konuğu olarak Türkiye'ye gelen ve TBMM İdare Amiri Salim Uslu'yu ziyaret eden Bağımsız Makedonya Enerji Maden ve Endüstri İşçileri Sendikası Başkanı Dimche Damchevski ve sendika yetkilileri de izledi.
Salim Uslu, konukların Soma'daki maden faciasına ilişkin parlamento sürecini yakından takip etmek istediklerini, kendilerine görüşmelerle ilgili tutanakları ve alınan kararları da göndereceklerini ifade etti.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
