2018-02-19 - 11:00
TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, sadece belli kurumlar eliyle şiddetin bitirilmesinin düşünülmemesi gerektiğini belirterek, " Toplumsal bilinç çok önemli" dedi.
TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, sadece belli kurumlar eliyle şiddetin bitirilmesinin düşünülmemesi gerektiğini belirterek, " Toplumsal bilinç çok önemli" dedi.
Aydın, Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından Mecliste düzenlenen "Kadın ve Çocuğa Yönelik Aile İçi Şiddetin Önlenmesine İlişkin Mekanizmaların Etkinliğinin Artırılması" konulu çalıştayda yaptığı konuşmada, şiddetin, sadece kadını ve çoçuğu değil, toplumun tümünü ilgilendirdiğini belirtti.
Şiddetin önlenmesine yönelik pek çok mekanizma kurulduğunu, mevzuatta değişiklik ve yeniliklerin yapıldığını anlatan Aydın, toplumsal bilinçlendirme, farkındalık yaratma alanlarında birçok düzenleme gerçekleştirildiğini, bunlara rağmen şiddetin devam ettiğini vurguladı.
Şiddet konusunda bilinçlendirmenin önemine işaret eden Aydın, "Sadece belli kurumlar eliyle şiddeti bitireceğimizi düşünmememiz gerekiyor. Toplumsal bilinç çok önemli." ifadesini kullandı.
Şiddetin normalleştirilmemesi ve en güçle seviyede reddedilmesi gerektiğini kaydeden Aydın, "Medeniyetimiz, inancımız, kültürümüz, şiddete karşı duruşumuzun en önemli göstergesi. Azmedersek ki azmediyoruz, bunu çözebileceğimizi düşünüyorum. Zaman zaman yaşanan bazı hadiselerin toplumun tümünün gündemine oturduğunu görüyoruz. Burada medyanın dili çok önemli." değerlendirmesini yaptı.
Aydın, dünyanın pek çok yerinde nice mağduriyetler yaşandığını ve Türkiye'nin, bu zulümlere ve mağduriyetlere karşı çıkan yegane ülke konumunda olduğunu belirtti.
Batı'lı bir senatörün kendisine, "Biz aile değerlerimizi yitirdik. Batı medeniyeti çökme eğilimine giriyor, ancak aile değerlerini muhafaza ediyorsunuz. Eğer bunu devam ettirirseniz gelecek yüzyıl sizin eseriniz olacaktır." dediğini aktaran Aydın, "Bunu kıymetini bilelim." diye konuştu.
Aydın, çalıştayın hayırlı olmasını ve başarılı geçmesini diledi.
Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç, şiddet kültürünün Türkiye'de çok yaygın olduğunu, kadın ve çoçuğa karşı şiddet, özellikle de aile içi şiddet açısından toplumun hiç iç açıcı bir noktada bulunmadığını kaydetti.
Türkiye'nin, özellikle kadına ve çocuğa karşı şiddetin önlenmesi için yasal ve anayasal mevzuatta kötü bir noktada bulunmadığını belirten Malkoç, ancak tüm bu çabalara, kurum ve kuruluşlara rağmen arzu edilen yerde olunmadığını ifade etti.
Malkoç, "Eksiğimiz, noksanımız nedir, hatayı nerede yapıyoruz, bunları nasıl önlememiz gerekir, mutlaka çok değişik platformlarda bunları tartışıp, raporlarla, tekliflerle uygulamacıların önüne getirmeliyiz." diye konuştu.
"Gazetelere yansıyan bir haftalık şiddet olaylarına baktığımızda insanın içi kararıyor." diyen Malkoç, değerlendirmelerine şöyle devam etti:
"Bu insanlar nereden geldi, hangi kültürde yetişti, hangi iklimde bunlar? Şiddet toplumu olduk. Acaba dünyada, diğer ülkelerde bu olaylar bu kadar yaygın mı? Biz mi abartıyoruz? Şiddet sadece bizim insanımızın konusu mu? Bunların konuşulup tartışılması gerekir. Bu konu ailenin, kadınların, çocuklarımızın, toplumumuzun geleceği açısından milli güvenlik sorunu olarak ele alınmalıdır. Eğer biz bu konuya gereken önemi birkaç sene daha vermezsek gelecekte çok daha büyük sorunlarla karşılaşırız. Türkiye merhamet, şefkat, sevgi toplumu olmak zorundadır. Burada herkese sorumluluk düşüyor."
TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu (KEFEK) Başkanı ve Kocaeli Milletvekili Radiye Sezer Katırcıoğlu ise "Kadına karşı şiddetin toplumumuzun ve dinimizin yüksek değerleriyle bağdaşmadığını, hem de bir insan hakkı ihlali olduğunu insanların zihnine küçük yaştan itibaren yerleştirmeliyiz." dedi.
Katırcıoğlu, Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından Mecliste "Kadın ve Çocuğa Yönelik Aile İçi Şiddetin Önlenmesine İlişkin Mekanizmaların Etkinliğinin Artırılması" konulu çalıştayda yaptığı konuşmada, kadına şiddetin dünyada yaygın bir insanlık hakkı ihlali olduğunu söyledi.
Kadına şiddete ilişkin KEFEK'in çeşitli ülkelerde temaslarda bulunduğunu anlatan Katırcıoğlu, insan haklarının en üst düzeyde yaşandığı belirtilen ABD'de kadınların durumun içler acısı olduğunu, her yıl 350 bin kadının kadın cinayetine kurban gittiğini, eşit işe eşit ücret kanununun dahi bulunmadığını, çocuklarının rutin rahatsızlıklarında izin alamadıklarını ifade etti.
Türkiye'de de kadına şiddetin hem insan hakları ihlali hem de toplumsal sorun olarak devam ettiğini dile getiren Katırcıoğlu, 2013-2014 yıllarında Türkiye genelinde yapılan "kadına şiddet" araştırma sonuçlarına göre, kadınların yüzde 35'inin yaşamının herhangi bir döneminde fiziksel şiddete maruz kaldığını belirtti.
Katırcıoğlu, kadına şiddetin, toplumu derinden yaralamaya devam ettiğinin altını çizerek, Suriyeli kadın ve çocuklara karşı işlenen suçların da üzücü olduğunu vurguladı.
KEFEK'e kadınların sorunlarına ilişkin yılda ortalama 50-100 arasında bireysel başvuru yapıldığını ve bu dilekçelerin ciddiyetle incelendiğini kaydeden Katırcıoğlu, yasal düzenlemelerin etkin şekilde uygulanması için kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve Meclise görev düştüğünü dile getirdi.
Katırcıoğlu, toplumdaki cinsiyetçi kalıp ve klişelerin önüne geçilmesi gerektiğini ifade ederek, "Kadına şiddet, bu kalıp ve klişelerden beslenmektedir ve bunlardan dayanak almaktadır. Bu çerçevede, kadına karşı şiddetin toplumumuzun ve dinimizin yüksek değerleriyle bağdaşmadığını, hem de bir insan hakkı ihlali olduğunu insanların zihnine küçük yaştan itibaren yerleştirmeliyiz. Kanunlarımızın kadına karşı şiddeti suç sayması, şiddet uygulayanları cezalandırması ne yazık ki yeterli değildir. Zihinlerdeki şiddeti teşvik eden, hoş gören klişe ve kalıpların da değiştirilmesi, yıkılması gerekmektedir. " diye konuştu.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakan Yardımcısı Mehmet Karabay ise kadına şiddete karşı ve çocukların korunmasına yönelik sorumluluk içerisinde bulunduklarını belirterek, 68 ilde bulunan Şiddet Önleme ve İzleme Merkezlerinin (ŞÖNİM) bu yıl itibarıyla bütün illere yaygınlaştırılacağını bildirdi.
Karabay, toplumsal sorunlarda birden sonuç almanın mümkün olmadığına işaret ederek, konunun sadece bakanlıkların işi olmadığını, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve medyaya görev düştüğünü ifade etti.
Şiddete sıfır toleranslı olduklarını vurgulayan Karabay, "Bu sorun sadece acıyı çeken ailelerin sorun değildir, mahşeri vicdan sorunudur." diye konuştu.
Aydın, Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından Mecliste düzenlenen "Kadın ve Çocuğa Yönelik Aile İçi Şiddetin Önlenmesine İlişkin Mekanizmaların Etkinliğinin Artırılması" konulu çalıştayda yaptığı konuşmada, şiddetin, sadece kadını ve çoçuğu değil, toplumun tümünü ilgilendirdiğini belirtti.
Şiddetin önlenmesine yönelik pek çok mekanizma kurulduğunu, mevzuatta değişiklik ve yeniliklerin yapıldığını anlatan Aydın, toplumsal bilinçlendirme, farkındalık yaratma alanlarında birçok düzenleme gerçekleştirildiğini, bunlara rağmen şiddetin devam ettiğini vurguladı.
Şiddet konusunda bilinçlendirmenin önemine işaret eden Aydın, "Sadece belli kurumlar eliyle şiddeti bitireceğimizi düşünmememiz gerekiyor. Toplumsal bilinç çok önemli." ifadesini kullandı.
Şiddetin normalleştirilmemesi ve en güçle seviyede reddedilmesi gerektiğini kaydeden Aydın, "Medeniyetimiz, inancımız, kültürümüz, şiddete karşı duruşumuzun en önemli göstergesi. Azmedersek ki azmediyoruz, bunu çözebileceğimizi düşünüyorum. Zaman zaman yaşanan bazı hadiselerin toplumun tümünün gündemine oturduğunu görüyoruz. Burada medyanın dili çok önemli." değerlendirmesini yaptı.
Aydın, dünyanın pek çok yerinde nice mağduriyetler yaşandığını ve Türkiye'nin, bu zulümlere ve mağduriyetlere karşı çıkan yegane ülke konumunda olduğunu belirtti.
Batı'lı bir senatörün kendisine, "Biz aile değerlerimizi yitirdik. Batı medeniyeti çökme eğilimine giriyor, ancak aile değerlerini muhafaza ediyorsunuz. Eğer bunu devam ettirirseniz gelecek yüzyıl sizin eseriniz olacaktır." dediğini aktaran Aydın, "Bunu kıymetini bilelim." diye konuştu.
Aydın, çalıştayın hayırlı olmasını ve başarılı geçmesini diledi.
Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç, şiddet kültürünün Türkiye'de çok yaygın olduğunu, kadın ve çoçuğa karşı şiddet, özellikle de aile içi şiddet açısından toplumun hiç iç açıcı bir noktada bulunmadığını kaydetti.
Türkiye'nin, özellikle kadına ve çocuğa karşı şiddetin önlenmesi için yasal ve anayasal mevzuatta kötü bir noktada bulunmadığını belirten Malkoç, ancak tüm bu çabalara, kurum ve kuruluşlara rağmen arzu edilen yerde olunmadığını ifade etti.
Malkoç, "Eksiğimiz, noksanımız nedir, hatayı nerede yapıyoruz, bunları nasıl önlememiz gerekir, mutlaka çok değişik platformlarda bunları tartışıp, raporlarla, tekliflerle uygulamacıların önüne getirmeliyiz." diye konuştu.
"Gazetelere yansıyan bir haftalık şiddet olaylarına baktığımızda insanın içi kararıyor." diyen Malkoç, değerlendirmelerine şöyle devam etti:
"Bu insanlar nereden geldi, hangi kültürde yetişti, hangi iklimde bunlar? Şiddet toplumu olduk. Acaba dünyada, diğer ülkelerde bu olaylar bu kadar yaygın mı? Biz mi abartıyoruz? Şiddet sadece bizim insanımızın konusu mu? Bunların konuşulup tartışılması gerekir. Bu konu ailenin, kadınların, çocuklarımızın, toplumumuzun geleceği açısından milli güvenlik sorunu olarak ele alınmalıdır. Eğer biz bu konuya gereken önemi birkaç sene daha vermezsek gelecekte çok daha büyük sorunlarla karşılaşırız. Türkiye merhamet, şefkat, sevgi toplumu olmak zorundadır. Burada herkese sorumluluk düşüyor."
TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu (KEFEK) Başkanı ve Kocaeli Milletvekili Radiye Sezer Katırcıoğlu ise "Kadına karşı şiddetin toplumumuzun ve dinimizin yüksek değerleriyle bağdaşmadığını, hem de bir insan hakkı ihlali olduğunu insanların zihnine küçük yaştan itibaren yerleştirmeliyiz." dedi.
Katırcıoğlu, Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından Mecliste "Kadın ve Çocuğa Yönelik Aile İçi Şiddetin Önlenmesine İlişkin Mekanizmaların Etkinliğinin Artırılması" konulu çalıştayda yaptığı konuşmada, kadına şiddetin dünyada yaygın bir insanlık hakkı ihlali olduğunu söyledi.
Kadına şiddete ilişkin KEFEK'in çeşitli ülkelerde temaslarda bulunduğunu anlatan Katırcıoğlu, insan haklarının en üst düzeyde yaşandığı belirtilen ABD'de kadınların durumun içler acısı olduğunu, her yıl 350 bin kadının kadın cinayetine kurban gittiğini, eşit işe eşit ücret kanununun dahi bulunmadığını, çocuklarının rutin rahatsızlıklarında izin alamadıklarını ifade etti.
Türkiye'de de kadına şiddetin hem insan hakları ihlali hem de toplumsal sorun olarak devam ettiğini dile getiren Katırcıoğlu, 2013-2014 yıllarında Türkiye genelinde yapılan "kadına şiddet" araştırma sonuçlarına göre, kadınların yüzde 35'inin yaşamının herhangi bir döneminde fiziksel şiddete maruz kaldığını belirtti.
Katırcıoğlu, kadına şiddetin, toplumu derinden yaralamaya devam ettiğinin altını çizerek, Suriyeli kadın ve çocuklara karşı işlenen suçların da üzücü olduğunu vurguladı.
KEFEK'e kadınların sorunlarına ilişkin yılda ortalama 50-100 arasında bireysel başvuru yapıldığını ve bu dilekçelerin ciddiyetle incelendiğini kaydeden Katırcıoğlu, yasal düzenlemelerin etkin şekilde uygulanması için kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve Meclise görev düştüğünü dile getirdi.
Katırcıoğlu, toplumdaki cinsiyetçi kalıp ve klişelerin önüne geçilmesi gerektiğini ifade ederek, "Kadına şiddet, bu kalıp ve klişelerden beslenmektedir ve bunlardan dayanak almaktadır. Bu çerçevede, kadına karşı şiddetin toplumumuzun ve dinimizin yüksek değerleriyle bağdaşmadığını, hem de bir insan hakkı ihlali olduğunu insanların zihnine küçük yaştan itibaren yerleştirmeliyiz. Kanunlarımızın kadına karşı şiddeti suç sayması, şiddet uygulayanları cezalandırması ne yazık ki yeterli değildir. Zihinlerdeki şiddeti teşvik eden, hoş gören klişe ve kalıpların da değiştirilmesi, yıkılması gerekmektedir. " diye konuştu.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakan Yardımcısı Mehmet Karabay ise kadına şiddete karşı ve çocukların korunmasına yönelik sorumluluk içerisinde bulunduklarını belirterek, 68 ilde bulunan Şiddet Önleme ve İzleme Merkezlerinin (ŞÖNİM) bu yıl itibarıyla bütün illere yaygınlaştırılacağını bildirdi.
Karabay, toplumsal sorunlarda birden sonuç almanın mümkün olmadığına işaret ederek, konunun sadece bakanlıkların işi olmadığını, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve medyaya görev düştüğünü ifade etti.
Şiddete sıfır toleranslı olduklarını vurgulayan Karabay, "Bu sorun sadece acıyı çeken ailelerin sorun değildir, mahşeri vicdan sorunudur." diye konuştu.
