2015-03-03 - 12:35
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, "her bir maddesi musibet, her bir maddesi melanet, her bir maddesi mahvoluş demek olan ihanet metninin, Dolmabahçe Sarayı?ndaki Başbakanlık Ofisi?nde rahat koltuklarına kurulan müflis şahsiyetlerce açıklandığını" savundu.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, "her bir maddesi musibet, her bir maddesi melanet, her bir maddesi mahvoluş demek olan ihanet metninin, Dolmabahçe Sarayı?ndaki Başbakanlık Ofisi?nde rahat koltuklarına kurulan müflis şahsiyetlerce açıklandığını" savundu.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "PKK'nın silah bırakma çağrısı zaman kazanmaya dönük bir manevradır ve kandırmacadan ibarettir. Silah bırakan varsa o da AKP hükümetidir. Silahları gömen, indiren, kılıfına sokan varsa o da Türk devletidir" dedi.
"Neymiş, PKK olağanüstü kongre toplayıp silah bırakacakmış; barış gelecek, demokratik siyasetin önü açılacakmış" ifadesini kullanan Bahçeli, "İmralı canisinin hazırlayıp Kandil çetesinin ihtiyatla paraf ettiği 10 maddelik ihanet metni, Türkiye Cumhuriyeti?nin çöküş belgesi, varoluşunu inkar beyannamesidir. Bu, niyet beyanı değil, nimet bilmezliğin tezahürüdür. 30 Ekim 1918'de Mondros Liman?ında imzalanan 25 maddeden mütevellit mütareke şartları neyse 28 Şubat 2015 tarihinde ilan edilen ihanet mutabakatı aynısıdır" diye konuştu.
AK Parti'nin "PKK'yla mütareke yaptığını, müzakereye hız verdiğini" belirten Bahçeli, "10 Ağustos 1920'de tarihe kirli bir paçavra gibi düşen ve Türkiye?nin ölüm ve imha belgesi olan 433 maddelik Sevr Antlaşmasıyla, 28 Şubat 2015?teki ihanet metni arasında esasta hiçbir fark yoktur" dedi. Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Sevr'i imzalayacak kadar küçülen Hadi Paşa, Tevfik Bey ve Reşad Halis Bey'den oluşan üçlü kadroyla, AKP'yi temsilen PKK-HDP bloğunun karşısına oturan üç şahsiyetin yolları 95 yıl sonra tıpkısıyla kesişmiştir.
Her dağa çıkan 30 yılda hükmünü geçirecekse, sözünü dinletip dayatmalarını kabullendirecekse, Türk milletinin payidarlığını, ırzı devleti, şerefi devleti nasıl teminat altına alıp ilelebet muhafaza edeceğiz?
Bundan sonra önüne gelen silahlanıp bir dağ köşesini, bir yol ağzını tutarsa onlara da teslim mi olacağız, saraylara buyur mu edeceğiz? Ne yapacağız, neyde karar kılacağız?
Küstahlığın zirvesinde bağdaş kurup millete sövüp sayanlar harıl harıl, vızır vızır küfrün destanını yazmaya koyulmuşlardır.
1919'lu yıllarda kalpak çiğneyen İngiliz zabitiyle, süngü dayayan Fransız lejyoneriyle, çarşaf yırtan Rum palikaryasıyla, karın deşen Ermeni militanıyla AKP-PKK'nın ne farkı kalmıştır?"
"Bir yanda bulanık suda balık avlama merakıyla MHP?yle HDP?yi yan yana gösterme ayıbına soyunan Davutoğlu'nun, diğer yanda HDP'nin nüfusuna kaşla göz arasında adını yazdırdığını" öne süren Bahçeli, "AKP-PKK-HDP ve Dolmabahçe'deki sahneleri iyimserlikle karşılayıp PKK'yı taraf gören CHP saf saf, öbek öbek Türkiye'nin karşısına dizilmişlerdir" dedi.
"İmralı canisinin sonunda saraylara kadar fiilen geldiğini, mesajlarını Başbakanlık ofisinde okuttuğunu" ifade eden Bahçeli, "Caninin teklif ve tehdit dolu sözlerine AKP taşıyıcı bedenlik yapmıştır. Hükümet teröristlere kucak açmış, kulak kabartmış, kumandayı uzatmış, kulvarı boşaltmıştır" ifadelerini kullandı.
PKK?nın silah bırakma çağrısının zaman kazanmaya dönük bir manevradır ve kandırmacadan ibaret olduğunu savunan Bahçeli, "Silah bırakan varsa o da AKP hükümetidir. Silahları gömen, indiren, kılıfına sokan varsa o da Türk devletidir. PKK'nın silah bırakacağını, silahla yollarını ayıracağını ummak ve beklemek ahmaklık ve gaflettir" diye konuştu.
PKK'nın olağanüstü kongreyle silah bırakmasını istemenin; siyasallaşma ve meşrulaşma çabalarına sinsi bir ilave olduğunu söyleyen Bahçeli, "İllegal ve yasa dışı terör örgütünün, hiçbir şey olmamış ve yaşanmamış gibi birden bire siyasal mücadele safhasına geçme teşebbüs ve zorlaması Türkiye'nin yenildiği anlamına gelecektir" görüşünü savundu.
"Demokrasiyi katleden, siyasete kurşun sıkan, bebekleri öldüren bir terör örgütünü siyasete dahil etme hazırlığı en az şehit haberi almak kadar felakettir, fecaattir" diyen Bahçeli, şunları kaydetti:
"10 maddelik ihanet metninde demokratik siyasetin tanım ve içeriğinden bahsedilmektedir. Bu apaçık bir şekilde PKK'nın silahlı ve silahsız militanlarının siyaset yapabilmesine dönük tuzaktır.
Hayalet ve hamakat Başbakan ise demokratik siyasetin önü açılacak diyerek sevincini gizleyememiş, doğal olarak PKK?nın oltasına sazan gibi takılmıştır.
İmralı canavarı özgür vatandaşlığın yasal ve demokratik güvencelerinden dem vurmaktadır. Sorarım sizlere, Türkiye?de özgür, eşit olmayan vatandaş mı vardır? Özgür vatandaşlığın yasal ve demokratik güvencelerinden maksat; tamı tamamına Anayasa?nın 66. maddesindeki Türk vatandaşlığı tanımının enkaza çevrilmesi manasına gelecektir. AKP, buna da yetmez ama evet diyecek kadar fikren kokmuş, dibe çökmüştür.
Terörist başının ihanet metninde yer verdiği demokratik siyasetin devlet ve toplumla ilişkisi ve bunun kurumsallaşmasına yönelik başlıklar kısmı; yasa ve ahlak dışı bölücü organizasyonların sivil toplum örgütü sayılmasını amaçlamaktadır.
AKP, PKK'nın kanlı borsasına varını yoğunu yatırmıştır. Günlerdir Meclis gündemini işgal eden, tartışma ve kavgalara neden olan İç Güvenlik Paketi HDP ve PKK'nın istek ve tenkitleri kapsamında tekrar ele alınacaktır. HDP rest çekmiş, AKP pert olmuş, uysallaşmıştır. HDP parlamış, AKP pısmış, kaçacak delik aramıştır. Şu acziyet ve rezalete bakınız ki, PKK İç Güvenlik Paketi'ne vize vermeyince AKP geri adım atmak durumunda kalmış, anlaşma yolunu tercih etmiştir. Bizi günlerce HDP?yle aynı karede gösterme izansızlığından özel bir zevk duyan Davutoğlu, şimdi nasılsın, ne durumdasın, nereye saklandın? HDP'nin kapısında dilencilik yapan Başbakan bilesin ki PKK'yı kırmamak, kızdırmamak adına kanun tasarısını tekriri müzakere edecek kadar fossun, fuzulisin, korkaksın, baştan ayağa fiyaskosun. AKP, HDP'nin arka bahçesi, PKK'nın koşu bandıdır. Davutoğlu tüm sözlerini yemiş, tüm iddialarını bizatihi kendi müdahalesiyle çürütmüştür. Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş, AKP ile HDP aynı yastıkta hıyanet ömrünü geçirmek için İmralı ve Kandil huzurunda utanmadan söz kesmişlerdir.
Öcalan-Erdoğan ve Davutoğlu sacayağı Türk kimliğinin utanma nedir bilmeyen hasımlarıdır. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı'nı, bu ülkenin Başbakanı'nı PKK'lıdan ayıran, ayrı tutan ve farklılaştıran artık ne kalmış, geriye ne bırakılmıştır? PKK Başbakanlıktadır, saraydadır, sokaktadır, medyadadır, üniversitededir, iş ve sanat hayatındadır."
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Merkez Bankası'na saldırdıkça dövizin ateşini yükselten, reel sektör borcunu milyarlarca lira katlayan, ekonomiyi alabora eden Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, istikrarsızlığın simgesi, kavga ve karışıklığın ana limanı haline geldiğini" öne sürdü.
Bahçeli, "Türk milletinin kimliğiyle ilgili oynamalar şu anda İmralı Cezaevinde yatan veya öyle sandığımız bir bölücü mahkum tarafından gerçekleştirilmektedir" dedi.
"Cumhurbaşkanı ise üçüncüsünü nereye gönderdiğini bilmediğimiz iki maymunla oyalanmakta, HDP'li yoldaşlarıyla can sıkıntısından köşe kapmaca oynamaktadır" ifadesini kullanan Bahçeli, şunları söyledi:
"Milli kimliğimizin PKK'nın tezlerine uygun tanımlanma önerisi Erdoğan?ın umurunda değildir. Aksine gülmemek, alkışlamamak, havalara uçmamak için kendisini zor tutmaktadır. Anlaşılan, Öcalan ve Erdoğan aralarında saat gibi çalışan bir iş bölümü yapmışlardır. Erdoğan ve Öcalan yanlarına 23 Nisan Başbakanı?nı da alarak Türkiye'nin fişini çekmek için son gözden geçirmeleri, son rötuşları yapmaya koyulmuşlardır. AKP, PKK'yla 'al ver' mekanizmasında helalleşmiş, iki cambaz gibi hararetle tokalaşmıştır.
Kandil?de petrol aramaya kadar işi götüren AKP, PKK'ya uyuşturucu ve silah kaçaklığından sonra yeni gelir kapıları açmanın derdindedir.
AKP, Şirin; PKK, Ferhat olmuş; dağları delerek vicdanlarına müzakere kınası sürmüşler, beraberce milli ahlak ve güvenliğin kanını dökmüşlerdir. Türkiye'nin vatanı ve milletiyle PKK'ya teslimi, süreç ihanetinin mihmandarlığında son parkura girmiştir. Enselerinden vurulan Mehmetçiklerin kanı yerde kalmıştır."
Bu milletin adı, parçalamaya çalışanlara inat Türk milletidir. Kimse yanlış hesap yapmasın, Türk milleti, etnik kalıntı falan değildir" diyen Bahçeli, "Bin yılda oluşmuş, bin yılda yetişmiş ve bin yılda doğmuştur. Bizi biz yapan bin yıllık beraberlik, bin yıllık buluşmadır. Bin yıllık kaynaşma çözülemeyecektir" dedi.
"Bölücüyü dağda ve ovada aramaya artık gerek yoktur. Bölücü hükümettedir. Bölücüler iktidardadır" diyen Bahçeli, "Acaba Öcalan ile Erdoğan haftanın hangi günlerinde hasret gidermektedir? Kandille kriptolu telefonlardan yapılan görüşmeler geceler boyunca sürmekte midir? Merakımız AKP içinden, terörün dağ kadrosuna katılmak isteyenler saraya mı, yoksa adaya mı müracaat edeceklerdir?" ifadelerini kullandı.
"Merkez Bankası'na saldırdıkça dövizin ateşini yükselten, reel sektör borcunu milyarlarca lira katlayan, ekonomiyi alabora eden Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, istikrarsızlığın simgesi, kavga ve karışıklığın ana limanı haline geldiğini" öne süren Bahçeli, "Bizim bürokratlarla uğraştığımızı söyleyenler, Merkez Bankası Başkanı?nı hastanelik eden Erdoğan?a niçin sessizdir?" diye sordu.
İrtifa kaybeden ihracat, tırmanan işsizlik, yayılan hayat pahalılığı, fırlayan yoksulluk, devleşen yolsuzluk, düşen büyüme, artan borç, dümeni kırılan ekonomi politikalarının milleti kara kara düşündürdüğünü savunan Bahçeli, "Erdoğan ve Davutoğlu Türk milletinin gerçek gündeminden sapmışlar, İmralı canisi ve çetesiyle iş tutmuşlardır. Esnafı duyan, çiftçiyi gören, memuru, işçiyi, emekliyi dikkate alan yoktur" dedi.
7 Haziran Milletvekilliği seçimlerine 96 gün kaldığını anımsatan Bahçeli, 21 Martta da MHP'nin büyük kurultayının toplanacağını, MHP'nin her ikisine de tam anlamıyla hazır olduğunu kaydetti.
"Bundan sonra bekleyecek zamanımız yoktur. Milletimize gideceğiz, Anadolu'yu karış karış dolaşacağız" diyen Bahçeli, bu nedenle bugün 24. dönemin son TBMM?nin grup toplantısını yaptıklarını bildirdi.
Bahçeli, milletvekillerini 24. dönem çalışmalarından dolayı kutlayarak, sözlerini, "Yolunuz, bahtınız ve alnınız açık olsun. Sağ olun, var olun. Ne Mutlu Türküm Diyene. 25. dönemde görüşmek üzere" diyerek bitirdi.
MHP, 24. dönemde 104. grup toplantısı gerçekleştirdi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "PKK'nın silah bırakma çağrısı zaman kazanmaya dönük bir manevradır ve kandırmacadan ibarettir. Silah bırakan varsa o da AKP hükümetidir. Silahları gömen, indiren, kılıfına sokan varsa o da Türk devletidir" dedi.
"Neymiş, PKK olağanüstü kongre toplayıp silah bırakacakmış; barış gelecek, demokratik siyasetin önü açılacakmış" ifadesini kullanan Bahçeli, "İmralı canisinin hazırlayıp Kandil çetesinin ihtiyatla paraf ettiği 10 maddelik ihanet metni, Türkiye Cumhuriyeti?nin çöküş belgesi, varoluşunu inkar beyannamesidir. Bu, niyet beyanı değil, nimet bilmezliğin tezahürüdür. 30 Ekim 1918'de Mondros Liman?ında imzalanan 25 maddeden mütevellit mütareke şartları neyse 28 Şubat 2015 tarihinde ilan edilen ihanet mutabakatı aynısıdır" diye konuştu.
AK Parti'nin "PKK'yla mütareke yaptığını, müzakereye hız verdiğini" belirten Bahçeli, "10 Ağustos 1920'de tarihe kirli bir paçavra gibi düşen ve Türkiye?nin ölüm ve imha belgesi olan 433 maddelik Sevr Antlaşmasıyla, 28 Şubat 2015?teki ihanet metni arasında esasta hiçbir fark yoktur" dedi. Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Sevr'i imzalayacak kadar küçülen Hadi Paşa, Tevfik Bey ve Reşad Halis Bey'den oluşan üçlü kadroyla, AKP'yi temsilen PKK-HDP bloğunun karşısına oturan üç şahsiyetin yolları 95 yıl sonra tıpkısıyla kesişmiştir.
Her dağa çıkan 30 yılda hükmünü geçirecekse, sözünü dinletip dayatmalarını kabullendirecekse, Türk milletinin payidarlığını, ırzı devleti, şerefi devleti nasıl teminat altına alıp ilelebet muhafaza edeceğiz?
Bundan sonra önüne gelen silahlanıp bir dağ köşesini, bir yol ağzını tutarsa onlara da teslim mi olacağız, saraylara buyur mu edeceğiz? Ne yapacağız, neyde karar kılacağız?
Küstahlığın zirvesinde bağdaş kurup millete sövüp sayanlar harıl harıl, vızır vızır küfrün destanını yazmaya koyulmuşlardır.
1919'lu yıllarda kalpak çiğneyen İngiliz zabitiyle, süngü dayayan Fransız lejyoneriyle, çarşaf yırtan Rum palikaryasıyla, karın deşen Ermeni militanıyla AKP-PKK'nın ne farkı kalmıştır?"
"Bir yanda bulanık suda balık avlama merakıyla MHP?yle HDP?yi yan yana gösterme ayıbına soyunan Davutoğlu'nun, diğer yanda HDP'nin nüfusuna kaşla göz arasında adını yazdırdığını" öne süren Bahçeli, "AKP-PKK-HDP ve Dolmabahçe'deki sahneleri iyimserlikle karşılayıp PKK'yı taraf gören CHP saf saf, öbek öbek Türkiye'nin karşısına dizilmişlerdir" dedi.
"İmralı canisinin sonunda saraylara kadar fiilen geldiğini, mesajlarını Başbakanlık ofisinde okuttuğunu" ifade eden Bahçeli, "Caninin teklif ve tehdit dolu sözlerine AKP taşıyıcı bedenlik yapmıştır. Hükümet teröristlere kucak açmış, kulak kabartmış, kumandayı uzatmış, kulvarı boşaltmıştır" ifadelerini kullandı.
PKK?nın silah bırakma çağrısının zaman kazanmaya dönük bir manevradır ve kandırmacadan ibaret olduğunu savunan Bahçeli, "Silah bırakan varsa o da AKP hükümetidir. Silahları gömen, indiren, kılıfına sokan varsa o da Türk devletidir. PKK'nın silah bırakacağını, silahla yollarını ayıracağını ummak ve beklemek ahmaklık ve gaflettir" diye konuştu.
PKK'nın olağanüstü kongreyle silah bırakmasını istemenin; siyasallaşma ve meşrulaşma çabalarına sinsi bir ilave olduğunu söyleyen Bahçeli, "İllegal ve yasa dışı terör örgütünün, hiçbir şey olmamış ve yaşanmamış gibi birden bire siyasal mücadele safhasına geçme teşebbüs ve zorlaması Türkiye'nin yenildiği anlamına gelecektir" görüşünü savundu.
"Demokrasiyi katleden, siyasete kurşun sıkan, bebekleri öldüren bir terör örgütünü siyasete dahil etme hazırlığı en az şehit haberi almak kadar felakettir, fecaattir" diyen Bahçeli, şunları kaydetti:
"10 maddelik ihanet metninde demokratik siyasetin tanım ve içeriğinden bahsedilmektedir. Bu apaçık bir şekilde PKK'nın silahlı ve silahsız militanlarının siyaset yapabilmesine dönük tuzaktır.
Hayalet ve hamakat Başbakan ise demokratik siyasetin önü açılacak diyerek sevincini gizleyememiş, doğal olarak PKK?nın oltasına sazan gibi takılmıştır.
İmralı canavarı özgür vatandaşlığın yasal ve demokratik güvencelerinden dem vurmaktadır. Sorarım sizlere, Türkiye?de özgür, eşit olmayan vatandaş mı vardır? Özgür vatandaşlığın yasal ve demokratik güvencelerinden maksat; tamı tamamına Anayasa?nın 66. maddesindeki Türk vatandaşlığı tanımının enkaza çevrilmesi manasına gelecektir. AKP, buna da yetmez ama evet diyecek kadar fikren kokmuş, dibe çökmüştür.
Terörist başının ihanet metninde yer verdiği demokratik siyasetin devlet ve toplumla ilişkisi ve bunun kurumsallaşmasına yönelik başlıklar kısmı; yasa ve ahlak dışı bölücü organizasyonların sivil toplum örgütü sayılmasını amaçlamaktadır.
AKP, PKK'nın kanlı borsasına varını yoğunu yatırmıştır. Günlerdir Meclis gündemini işgal eden, tartışma ve kavgalara neden olan İç Güvenlik Paketi HDP ve PKK'nın istek ve tenkitleri kapsamında tekrar ele alınacaktır. HDP rest çekmiş, AKP pert olmuş, uysallaşmıştır. HDP parlamış, AKP pısmış, kaçacak delik aramıştır. Şu acziyet ve rezalete bakınız ki, PKK İç Güvenlik Paketi'ne vize vermeyince AKP geri adım atmak durumunda kalmış, anlaşma yolunu tercih etmiştir. Bizi günlerce HDP?yle aynı karede gösterme izansızlığından özel bir zevk duyan Davutoğlu, şimdi nasılsın, ne durumdasın, nereye saklandın? HDP'nin kapısında dilencilik yapan Başbakan bilesin ki PKK'yı kırmamak, kızdırmamak adına kanun tasarısını tekriri müzakere edecek kadar fossun, fuzulisin, korkaksın, baştan ayağa fiyaskosun. AKP, HDP'nin arka bahçesi, PKK'nın koşu bandıdır. Davutoğlu tüm sözlerini yemiş, tüm iddialarını bizatihi kendi müdahalesiyle çürütmüştür. Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş, AKP ile HDP aynı yastıkta hıyanet ömrünü geçirmek için İmralı ve Kandil huzurunda utanmadan söz kesmişlerdir.
Öcalan-Erdoğan ve Davutoğlu sacayağı Türk kimliğinin utanma nedir bilmeyen hasımlarıdır. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı'nı, bu ülkenin Başbakanı'nı PKK'lıdan ayıran, ayrı tutan ve farklılaştıran artık ne kalmış, geriye ne bırakılmıştır? PKK Başbakanlıktadır, saraydadır, sokaktadır, medyadadır, üniversitededir, iş ve sanat hayatındadır."
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Merkez Bankası'na saldırdıkça dövizin ateşini yükselten, reel sektör borcunu milyarlarca lira katlayan, ekonomiyi alabora eden Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, istikrarsızlığın simgesi, kavga ve karışıklığın ana limanı haline geldiğini" öne sürdü.
Bahçeli, "Türk milletinin kimliğiyle ilgili oynamalar şu anda İmralı Cezaevinde yatan veya öyle sandığımız bir bölücü mahkum tarafından gerçekleştirilmektedir" dedi.
"Cumhurbaşkanı ise üçüncüsünü nereye gönderdiğini bilmediğimiz iki maymunla oyalanmakta, HDP'li yoldaşlarıyla can sıkıntısından köşe kapmaca oynamaktadır" ifadesini kullanan Bahçeli, şunları söyledi:
"Milli kimliğimizin PKK'nın tezlerine uygun tanımlanma önerisi Erdoğan?ın umurunda değildir. Aksine gülmemek, alkışlamamak, havalara uçmamak için kendisini zor tutmaktadır. Anlaşılan, Öcalan ve Erdoğan aralarında saat gibi çalışan bir iş bölümü yapmışlardır. Erdoğan ve Öcalan yanlarına 23 Nisan Başbakanı?nı da alarak Türkiye'nin fişini çekmek için son gözden geçirmeleri, son rötuşları yapmaya koyulmuşlardır. AKP, PKK'yla 'al ver' mekanizmasında helalleşmiş, iki cambaz gibi hararetle tokalaşmıştır.
Kandil?de petrol aramaya kadar işi götüren AKP, PKK'ya uyuşturucu ve silah kaçaklığından sonra yeni gelir kapıları açmanın derdindedir.
AKP, Şirin; PKK, Ferhat olmuş; dağları delerek vicdanlarına müzakere kınası sürmüşler, beraberce milli ahlak ve güvenliğin kanını dökmüşlerdir. Türkiye'nin vatanı ve milletiyle PKK'ya teslimi, süreç ihanetinin mihmandarlığında son parkura girmiştir. Enselerinden vurulan Mehmetçiklerin kanı yerde kalmıştır."
Bu milletin adı, parçalamaya çalışanlara inat Türk milletidir. Kimse yanlış hesap yapmasın, Türk milleti, etnik kalıntı falan değildir" diyen Bahçeli, "Bin yılda oluşmuş, bin yılda yetişmiş ve bin yılda doğmuştur. Bizi biz yapan bin yıllık beraberlik, bin yıllık buluşmadır. Bin yıllık kaynaşma çözülemeyecektir" dedi.
"Bölücüyü dağda ve ovada aramaya artık gerek yoktur. Bölücü hükümettedir. Bölücüler iktidardadır" diyen Bahçeli, "Acaba Öcalan ile Erdoğan haftanın hangi günlerinde hasret gidermektedir? Kandille kriptolu telefonlardan yapılan görüşmeler geceler boyunca sürmekte midir? Merakımız AKP içinden, terörün dağ kadrosuna katılmak isteyenler saraya mı, yoksa adaya mı müracaat edeceklerdir?" ifadelerini kullandı.
"Merkez Bankası'na saldırdıkça dövizin ateşini yükselten, reel sektör borcunu milyarlarca lira katlayan, ekonomiyi alabora eden Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, istikrarsızlığın simgesi, kavga ve karışıklığın ana limanı haline geldiğini" öne süren Bahçeli, "Bizim bürokratlarla uğraştığımızı söyleyenler, Merkez Bankası Başkanı?nı hastanelik eden Erdoğan?a niçin sessizdir?" diye sordu.
İrtifa kaybeden ihracat, tırmanan işsizlik, yayılan hayat pahalılığı, fırlayan yoksulluk, devleşen yolsuzluk, düşen büyüme, artan borç, dümeni kırılan ekonomi politikalarının milleti kara kara düşündürdüğünü savunan Bahçeli, "Erdoğan ve Davutoğlu Türk milletinin gerçek gündeminden sapmışlar, İmralı canisi ve çetesiyle iş tutmuşlardır. Esnafı duyan, çiftçiyi gören, memuru, işçiyi, emekliyi dikkate alan yoktur" dedi.
7 Haziran Milletvekilliği seçimlerine 96 gün kaldığını anımsatan Bahçeli, 21 Martta da MHP'nin büyük kurultayının toplanacağını, MHP'nin her ikisine de tam anlamıyla hazır olduğunu kaydetti.
"Bundan sonra bekleyecek zamanımız yoktur. Milletimize gideceğiz, Anadolu'yu karış karış dolaşacağız" diyen Bahçeli, bu nedenle bugün 24. dönemin son TBMM?nin grup toplantısını yaptıklarını bildirdi.
Bahçeli, milletvekillerini 24. dönem çalışmalarından dolayı kutlayarak, sözlerini, "Yolunuz, bahtınız ve alnınız açık olsun. Sağ olun, var olun. Ne Mutlu Türküm Diyene. 25. dönemde görüşmek üzere" diyerek bitirdi.
MHP, 24. dönemde 104. grup toplantısı gerçekleştirdi.
