2011-12-21 - 14:40
2012 YILI BÜTÇESİ TBMM GENEL KURULU'NDA...
TBMM Genel Kurulu, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı'nın görüşmelerinin son gününde, TBMM Başkanı Çiçek başkanlığında toplandı.
TBMM Başkanı Cemil Çiçek, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının reddedilmesini suç sayan yasa teklifinin Fransa Meclisinde kabul edilmesinin, Türkiye-Fransa ilişkilerinde telafisi mümkün olmayan, tamir edilemeyecek ölçülerde büyük bir hasara yol açacağını belirterek, ''Umarım yarınki oylamada sağduyu öne çıkar'' dedi.

TBMM Genel Kurulu, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı'nın görüşmelerinin son gününde, TBMM Başkanı Çiçek başkanlığında toplandı.

Çiçek, gündeme geçmeden önce, yaptığı konuşmada, 1915 yılında yaşanan olayları daha önce soykırım olarak tanımlayıp aksini iddia edenlerin cezalandırılmasını öngören kanun teklifine ilişkin Fransa Ulusal Meclisinde yarın oylama yapılacağını anımsattı. Çiçek, ''Geçmişte, barış içerisinde yaşadığımız Ermeni vatandaşlarımızı tahrik ederek her iki taraf açısından istenmeyen olayların vuku bulmasına sebep olanlar, bugün de sadece oy hesabıyla ve bezirganca bir yaklaşımla konuyu gündeme taşıyarak tarihi bir sorunu iç politikaya alet etmektedirler. Konu, siyasetçilerin değil, tarihçilerin araştırması gereken bir konudur. Bunu defaatle ifade ettik'' diye konuştu.

Fransa Ulusal Meclisinde yarın yapılacak oylamanın olası sonuçlarına ilişkin hassasiyetlerini çeşitli vesilelerle dile getirdiklerini belirten Çiçek, Fransa Ulusal Meclis Başkanı'na mektup gönderdiğini anımsattı.

TBMM Dışişleri Komisyonu üyelerinden oluşan bir heyet ve sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin, Fransız kamuoyuna ve politikacılarına, konunun iki ülke ilişkilerinde yol açacağı kalıcı tahribatı anlattıklarını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Dünkü Birleşimde Başkanlık tarafından Genel Kurul kürsüsünden gerekli uyarı Meclisimiz adına bir defa daha yapıldı. Ben de aynen katılıyorum. Bugün de aynı uyarıyı yapmayı tarihi bir görev olarak kabul ediyorum. Teklifin seçimler öncesinde gündeme getirilmiş olması bile başlı başına bazı Fransız politikacıların bu konuya nasıl yaklaştığını göstermektedir. Milletvekillerinin ve parlamentoların görevi ülke ve dünya barışına hizmet etmektir. Politikacı oya muhtaçtır ancak sağduyulu politikacılar ülkelerinin ve vatandaşlarının geleceğini ipotek altına alacak kararlardan kaçınmalıdırlar. Teklifin kabul edilmesi, Türkiye-Fransa ilişkilerinde telafisi mümkün olmayan, tamir edilemeyecek ölçülerde büyük bir hasara yol açacaktır.

Umarım yarınki oylamada sağduyu öne çıkar ve Türkiye'nin AB üyeliğine her fırsatta karşı çıkan Fransız politikacıların, her iki ülke vatandaşları arasında kalıcı bir tahribata yol açacak hataya düşmelerinin önüne geçilmiş olur.''

TBMM Genel Kurulunda, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısının tümü üzerinde son konuşmaların yapılmasına başlandı.

MHP Grubu adına söz alan Şandır, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının reddedilmesini suç sayan yasa teklifini sunanlar ile bunu gündemine alan Fransa Meclisini nefretle ve şiddetle kınadıklarını söyledi. Fransız parlamenterlerin bu yanlıştan döneceklerini umut ettiğini belirten Şandır, ''Bu yanlışta ısrar edelerse bunu bir düşmanlık olarak kabul edeceğimizi ve Türk milletinin dostluğuna herkesin ihtiyacı olduğunu hatırlatıyoruz'' diye konuştu.

Bütçe çalışmalarının TBMM ve siyaset kurumu için önemli ve değerli bir faaliyet olduğunu anlatan Şandır, ''Bu Meclisin açık olmasının, demokrasimizin işliyor olmasının değerini bilmek durumundayız'' ifadesini kullandı.

Bütçe görüşmelerinin siyasi partilerin misyon ve vizyon sahnesi olduğunu, seyircinin de Türk milleti olduğunu belirten Şandır, şöyle devam etti:

''Hükümet burada kesin hesap kanunuyla kendisini ibra ediyor. Çok önemli bir imkan ancak, yine muhalefetin hiçbir önerisi dikkate alınmayacak. Biraz sonra Sayın Canikli çıkacak, 'ne öneriyorsunuz ki hep eleştiriyorsunuz' diyecek ama bizim önerilerimizin yer aldığı kitaplar raflarda bekliyor. Rakamlara takla attırıyorsunuz, muhalefeti suçluyorsunuz, ilgisizlik, kuralsızlık, Başbakan'a dozu artan methiyeler. Buna sayın Başbakan'ın ihtiyacı yok sayın iktidar partisi milletvekilleri.

İktidarlar yaptıklarıyla övünmemeli. Buraya çıkıp, 'şunu, bunu yaptık' diyerek, milletin başına kakmaya hakkınız yok. Bunu çok rahatsız edici bir üslupla yapıyorsunuz. 2002'nin rakamlarıyla teraziye çıkmak yakışmıyor. Bu nedenle, bu müzakereleri iktidar açısından kaybedilmiş bir fırsat olarak görüyoruz. 2002 saplantısından kurtulamadınız. Bu hangi kompleksin dışa vurumu- Bir vicdan azabı mıdır- Görevi başaramamış olmanın suçluluğunun dışa vurumu mudur- Burada bir Sayın Bakan, '2002 öncesini zulüm dönemi' olarak niteledi. Bu ülkede ne yapıldıysa sizin döneminizde yapıldı. Daha önce hiçbir şey yapılmadı, öyle mi- Kendinizi kendinizle, OECD, AB ve ABD ile mukayese ediniz. Buna gücünüz mü ufkunuz mu yetmiyor-''

''2002'de var olup da bugün unuttuğumuz bir sorun var mı-'' sorusunu yönelten Şandır, 9 yılın sonunda vatandaşların hayatında iyiden, güzelden yana ne değiştiğini anlayamadıklarını söyledi.


''9 yıldan sonra ulaşılan 3 sonuç var'' diyerek konuşmasını sürdüren Şandır, 9 yılın sonunda ülkenin üretimden çıkarıldığını öne sürdü.

Türkiye'nin, borçlanarak tüketen bir ülkeye dönüştüğünü ifade eden Şandır, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Açılım politikalarıyla bu ülkenin kardeşliğini, birliğini parçaladınız. Başbakan'ın bile yakındığı durumlar ortaya çıktı. Cumhuriyet'in kuruluşundan bu yana ilk defa komşularla bir savaşın eşiğine geldik. Bu sonuçların, bu ülkeye çok büyük maliyetleri olacağı kanaatindeyiz. Kendinizi tanımladığınız, muhafazakarlık ve demokratlığın da içini boşalttınız. Tüm sonuçlardan daha tehlikeli bir şey.

Tüm bunlara rağmen, milletin iradesiyle seçilmiş milletvekilleri hala tutuklu ve bu konuda parmağınızı oynatmıyorsunuz. Bunun neresi demokratlık- Sefaletle safahat, ateşle barut misali yan yana yaşıyor. Gelir dağılımında çok büyük adaletsizlik var.

Açılımlarla rüzgar ektiniz fırtına biçiyorsunuz. Ekonomik sıkıntılar olabilir ama milletimizin birliğini parçalarsak ayağa kalkamayız. Bu sizin eseriniz. Sayın Başbakan, 'Kürt kimliğini tanıyorum' diyerek, yeni bir siyasi kimlik oluşturdu. Gaflet ötesi bir davranıştır. 'Dağdan inin, gelin siyaset yapın' diye davet ettikleriniz bugün ülke içerisinde paralel devlet yapılanmasına uğraşıyorlar.

Bölücüğün siyasi kanadını da silahlı kanadını da şiddetle kınıyoruz. Sürekli etnik ayrılıkları vurgu yaparak demokrasi gelişemez.''

Şandır, ''Hasip Kaplan'ın, Başbakan'ın üzerinden 'Botan halkı önünde diz çökeceksin' yaklaşımını yanlış buluyoruz. Bu millet kimsenin önünde diz çökmemiştir bunun adı kardeşlik değil resmen düşmanlıktır. Buna kimsenin hakkı yok'' şeklinde konuştu.

''Türkiye'ye Suriye konusunda taşeronluk yakışmaz'' ifadesini kullanan Şandır, ''Sayın Dışişleri Bakanı gelsin desin ki 'biz askeri bir müdahale yapmayacağız, bir askeri müdahale içerisinde olmayacağız veya topraklarımızı kullandıramayacağız' Suriye ve batıda bunun tam tersi konuşuluyor'' dedi.

MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Sakarya Milletvekili Münir Kutluata da Türkiye'deki ekonominin büyümesinin ''kalitesiz'' olduğunu söyledi.

Bu durumun Türkiye'yi daha verimsiz bir ticaret yapısına götürdüğünü ileri süren Kutluata, enflasyondaki düşüşün başarı olarak sunulduğunu ancak, bunun da düşük döviz sayesinde yapılan ithalatla sağlandığını kaydetti.

Kutluata, iktidarın enflasyonun düşürülmesi için üzerine düşenleri yapmadığını ve Merkez Bankasını yalnız bıraktığını iddia ederek, şöyle konuştu:

''Türkiye'nin bu kadar sıkıntıya sokulduğunu söylediğimizde, iktidar mensupları 'Cari açık karşılanabildiği sürece mesele yoktur' diyor. Esasen bu tam bir mirasyedi tavrıdır. Bunu söylerseniz cari açıkla yapılan tahribatları görmez olursunuz. Daha bilgiç bir kesim ortaya çıktı, 'Finansman kalitesi önemlidir' dedi. Sonuçta cari açık 80 milyar dolara dayandı. Yüzde 20'sine yakın kısmını, bu ekonomi, net hata noksan denen nereden geldiği belli olmayan bir kaynaktan karşılıyor. Yönetim nereden geldiğini bilmiyor olabilir. Bunların nereye hangi alanlara geldiğini de bilmiyor. Cari açığın sıcak para ile karşılanması ister sermaye girişi ile karşılansın, ister mevcut işletmelerin satılması ile karşılansın, milli gelirdeki adaletsizliği ve milli gelirin vatandaşın lehine ve rahatına çalışmadığını anlatıyor.''

''Hükümet 'Biz kişi başına geliri 10 bin doların üzerine çıkardık' dedikçe vatandaşlar 'Nerede benim 10 bin dolarım' demekte'' diyen Kutluata, şunları söyledi:

''Gözle görünür bir sıkıntı vardır. O da ekonomide stres vardır. İş dünyası huzursuzdur. Çünkü üretim yapısının nasıl bozulduğunu görmektedir. İş çevreleri Merkez Bankasının açıklamalarına bakmakta ve telaşı görmektedir. Hükümetin açıklamalarına bakmakta ve telaşı görmektedir. Cari açığı kapatmak için yapılan hareket dövizde yükselişi durduramamıştır. Merkez Bankasının rezervleri her müdahalede önemli miktarda azalmaktadır. Bu stresin değerlendirilmesi için hükümetin atacağı adımları gecikmeden atması ve düzenlemeler yapmasını bekliyoruz.''

Halktan alınan vasıtalı vergilerin yüzde 70'e ulaştığını söyleyen Kutluata, ''Bedelli, 2-B alt alta koyarsanız, arızi bütçe gelirleridir, arızidir. Geçicidir, sağlıklı ekonomi anlamına gelmez. Bu tür uygulamalara uzmanlar 'şapkadan tavşan çıkarma' diyorlar'' diye konuştu.

TBMM Başkanı Çiçek, Kutluata konuşurken araya girerek, milletvekillerine seslendi. Çiçek, bütçe müzakerelerinin parlamento kültüründe önemli bir yer tutuğunu ifade ederek, ''Şahsi talebi olan milletvekillerimiz lütfen kendi yerlerine oturmaları ve bakan arkadaşlarımızı meşgul etmemelerini hassaten uğultuya, konuşulanı anlamaya engel teşkil edecek hususlardan hepimizin sakınması gerekmektedir. Birbirimizin hem hukukuna hem sözlerine saygı duyarak bu müzakereleri götürelim'' dedi.

Çiçek, daha sonra milletvekillerini, Genel Kurul salonunda ayakta konuşmamaları ve hatibe laf atmamaları konusunda tekrar uyardı.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, 12 milyon 400 bin kişinin yoksul olduğu Türkiye'de, Hükümet'in başarı öyküsü anlatamayacağını söyledi.

TBMM Genel Kurulunda, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı üzerinde son konuşmalarda CHP Grubu adına söz alan Hamzaçebi, AK Parti hükümetinin 2002'den bu yana hazırladığı 10. bütçenin görüşüldüğünü anımsattı. Hamzaçebi, bu süre içinde kurulan her AK Parti hükümetinin, eskisine kıyasla daha otoriter bir görüntü verdiğini savunarak, Türkiye'nin bugün, AK Parti Hükümetleri döneminde başlangıç noktasına kıyasla insan hak ve özgürlüklerinden çok daha geriye gittiğini söyledi.

CHP'li Hamzaçebi, bütün dünyada geçen hafta İnsan Hakları Haftası kutlanırken, Türkiye'de kutlanamadığını belirterek, bu haftaya girerken Türkiye'nin hapishanelerinde 55 bini tutuklu olmak üzere 128 bin kişinin bulunduğunu kaydetti.

Hamzaçebi, ''Yumurta atmanın, pankart açmanın, basın açıklaması yapmanın terör eylemi sayıldığı bir başka demokrasi yoktur; Türkiye dışında. Bunlar 21. yüzyılın Türkiyesi'nde, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin iktidarda olduğu dönemde Türkiye'de yaşanıyor'' diye konuştu.

İktidarı eleştirenlerin özel yetkili mahkemelerce yargılandığını ifade eden Hamzaçebi, ''Bütün bunlar, Sayın Başbakan'ın her seçimden sonra vatandaşlarımızı kucaklayıcı konuşmalar yaptığı, o balkon konuşmalarının olduğu Türkiye'de yaşanıyor. Balkonlar sadece iktidar ve gücün hissettirildiği yerler, ölümün körfezleri değil, özgürlüğün sembolleri olmalı. Sayın Başbakan, bu konuşmaları bir kez daha hatırlamalı'' dedi.

İslam siyasi tarihinde, babadan oğla geçen saltanat sistemini ilk Emeviler'in kurduğunu, Emevi sultanların kendilerini Allah'ın temsilcisi olarak gördüğünü ifade eden Hamzaçebi, kendi zulüm ve haksızlıklarını kader kavramı üzerinden meşrulaştırdıklarını anlattı. Hamzaçebi, kulun böyle bir alınyazısı karşısında yapabileceği birşeyin bulunmadığını dile getirerek, sözlerini, ''Bugün de durum, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin çoğunluğuna dayanarak, bütün kararlarını çoğunluk kavramı üzerinden meşrulaştırmasıdır. Emevi döneminde 1300 yıl önce, Emevi sultanları hakkında eleştiriler düşünmek serbest, kişi istediği gibi düşünebilir ama başkalarıyla paylaşması, konuşması yasaktı, tıpkı bugünkü gibi. Meşru yönetimler, meşru hükümetler, iktidarlar bütün vatandaşlar için eşit özgürlüğü güvence altına aldıkları ölçüde meşruiyet seviyesi yükselir. Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümetinin, meşruiyet sorunu vardır çünkü Türkiye'de insan hakları sorunu vardır'' diye sürdürdü.

TÜİK'in gelir ve yaşam koşulları araştırmasına göre nüfusun 16,9'unu oluşturan 12 milyon 400 bin kişinin yoksulluk sınırının altında yaşamlarını sürdürdüğünü kaydeden Hamzaçebi, bu bütçenin, bu vatandaşın sorununa çözüm getirmediğini iddia etti.

Hamzaçebi, AK Parti'nin 2002'de iktidara geldikten sonra acil eylem planı ilan ettiğini, burada nüfusunu yüzde 15'inin açlık sınırının altında olduğunun söylediğini kaydederek, ''Şimdi 16,9. Hesabı yanlış mı yaptınız-'' diye sordu.

''12 milyon 400 bin kişinin yoksul olduğu Türkiye'de, Hükümet başarı öyküsü anlatamaz'' diyen Hamzaçebi, ''9 yıl önce neydi şimdi ne oldu, buradan başarı öyküsü çıkarılmak isteniyor. 9 yıl önceki başlangıç noktasına kıyasla bugün yakalanan seviye, halkın günlük yaşamını ilgilendiren konularda bir başarıyı, ilerlemeyi ifade etmiyorsa, ortada başarı yoktur. Bugünkü seviye 9 yıl önceki hükümetler döneminde benzer şekilde yakalanmışsa yine başarı yoktur'' görüşünü dile getirdi.

Hamzaçebi, 2001'den itibaren özellikle gelişmiş ülkelerde yaşanan durgunluk nedeniyle para ve maliye politikalarının gevşek tutulduğunu, bunun sonucunda uluslararası piyasalarda likidite artışı, buna paralel olarak da talepte artış olduğunu anlattı. Hamzaçebi, Türkiye'nin de bütün dünya gibi büyüdüğünü dile getirerek, uluslararası likiditenin gelişmekte olan ülkelere yöneldiğini, bu ülkelerin, yüksek faizle likiditeyi ülkelerine çekmek istediğini söyledi.

Türkiye'nin de yüksek faizin yanı sıra düşük kuru da sunmasıyla sıcak paranın Türkiye'ye geldiğini belirten Hamzaçebi, dönemin Maliye Bakanı'nın, ''Yabancılar bizi iki kere öpüyor'' dediğini belirtti. Hamzaçebi, ''Şimdi işler eskisi gibi iyi değil, o kadar para gelmeyecek, Türkiye'nin sorunları var. Hükümet, Hazinenin öpülmesine razı ama öpecek yabancı yok'' dedi.

CHP Grup Başkanvekili Hamzaçebi, 2009'da dünyadaki gelişmelerin etkisiyle Türkiye'nin dünyanın en çok küçülen ekonomilerden biri olduğunu ifade ederek, ''Çünkü bizim sorunlarımız vardı ama ekonomi yönetimi bunları, bugüne kadar görmezden geldi'' dedi.

Hamzaçebi, AK Parti'nin, hükümeti devraldığı 2002'de Türkiye ekonomisinin sorunları bulunduğunu, sürdürülebilir yüksek büyüme olmadığını, işsizliğin ve vergi gelirleri içinde dolaylı vergilerin payının yüksek olduğunu, toplam iç tasarrufların azalmaya başladığını anlattı.

Hükümetin 2003 ve Orta Vadeli Program dönemi dahil ortalama büyüme oranının yüzde 5,1 olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

''Övünülen büyüme budur. Türkiye ekonomisi 1980'li yıllarda yüzde 5,2, 1990'lı yıllarda yüzde 4'e yakın, Cumhuriyet tarihinde 2002'ye kadarki büyüme ortalaması yüzde 4,6'dır. Hükümet 'biz iyiyiz' diyor, iyi değiliz. Türkiye, 2003-2011 arası 5,2, gelişmekte olan ülkeler 6,6, Sahra Altı Afrika 5,6, Bağımsız Devletler Topluğu 5,3, Asya ülkeleri 8,7, Kuzey Afrika 4,9 büyüdü. İşsizlik 2002'de 10,3'tü. Önümüzdeki yıl Hükümet 10,4'ü başarı olarak sunuyor. AKP, 10 yıl sonra, 10 yıl öncesi işsizlik seviyesini bile yakalayamayacağını itiraf ediyor.''

Konuşmasında tablolar da gösteren Hamzaçebi, tablolarla 1998-2011 arası iç tasarrufların GSYİH'ya oranı ve büyüme-cari açık ilişkisini anlattı.

Hükümetin cari açık riskine karşı hiçbir korunma önleminin, alternatif politikasının olmadığını, cari açık sorununun kronik hale geldiğini ileri süren Hamzaçebi, ''Hükümet, liberal ekonomi muskasını cebine koymuştur, 'bu muska beni risklerden, krizlerden korur' diyor'' görüşünü dile getirdi.

Hamzaçebi, buğday üreticisinin 2002'de 4 kilogram buğdayla 1 litre mazot alırken, bugün 6 kilogram ile 1 litre alamadığını, pancar üreticisi 2002'de 15 kilogram pancarla 1 litre mazot alırken bugün 30 kilogram pancarla 1 litreyi ancak alabildiğini anlattı. Hamzaçebi, ''Eskiden bir inek bir aileye bakıyordu, şimdi bir aile bir ineğe bakmaya çalışıyor. Durum bu'' dedi.


(14.40)

*** HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DÖKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ ***